Hipoglisemi Hakkında-Hipoglisemi Rahatsızlığı

'Genel Sağlık' forumunda KaRDeLeN tarafından 7 Kasım 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Hipoglisemi Hakkında-Hipoglisemi Rahatsızlığı konusu hipoglisemi Rahatsızlığı Hakkında - Hipoglisemi Rahatsızlığı Tedavisi - Hipoglisemi Rahatsızlığının Nedenleri - Hipoglisemi Hakkında - Hipoglisemi Nedenleri - Hipoglisemi Rahatsızlığının Tedavisi - Hipoglisemi Nedir - Hipogliseminin Tedavisi - Hipogliseminin Nedenleri




    Hipoglisemi denince, yemeklerden, özellikle fazla miktarda şeker ve unlu mamuller içeren yiyecek-içeceklerden 2-3 saat sonra ortaya çıkan aşırı terleme, çarpıntı, halsizlik, bulantı, dikkat kaybı, hatta el titremeleri ve sonra da uyuklama gibi belirtiler akla gelse de, son yıllarda hipoglisemik işaretlerin oldukça farklı olabileceği anlaşıldı.

    Kan şekerindeki düşme, azalmanın derecesi ve süresine de bağlı olarak çok farklı belirtiler verebiliyor. Mesela tatlı-unlu yiyeceklere aşırı ilgi duymak, özellikle “tatlı krizleri” yaşamak, gün boyu tekrarlayan sinirlilik, gerginlik, yorgunluk, uyku halleri de hipoglisemi ile ilişkili olabiliyor.

    Ayrıca uzun süren açlıklar, herhangi bir öğünü kaçırmayı takiben ortaya çıkan yorgunluk, uyku hali, huysuzluk, sinirlilik halleri de aynı kategoriye dâhil.

    Sık sık tekrarlayan gece terlemelerinin (özellikle uykudan 2-3 saat sonra ve sabaha karşı oluşan terlemeler), yalnız tatlılara değil, tuzlu gıdalara da aşırı ilgi duymanın, sık sık susamanın, ilerleyici bellek kaybının, hatta depresyonun bile hipoglisemi ile ilişkili olup olmadığının araştırılması gerekiyor.

    Sorun Nede Yaygınlaştı?

    Hipoglisemi sorununun son yıllarda daha popüler hale gelmesinin sebebi sık sık yaptığımız beslenme yanlışları. Son yıllarda çok fazla şekerli ve unlu yiyecek içecek tüketmeye başladık. Bu durum (özellikle genetik mirasında orta yaş diyabeti (Tip2 diyabet) bulunanlarda) reaktif hipoglisemiyi sık rastlanılan bir sorun haline getirdi.

    Her yıl biraz daha büyüyen karbonhidrat tutkusu (özellikle önlenemez hale gelen fruktoz şurubu eklenmiş meşrubatlar, paketlenmiş unlu şekerli atıştırmalara olan ilgimiz) reaktif hipoglisemi probleminin yaygınlaşmasında en önemli neden oldu.

    Genetik mirasınızda pankreasınızdan insülin patlamasına yönelik bir eğilim varsa, pankreasınız kana hızlı karışan karbonhidratlara (kurabiye, baklava, bisküvi, gofret, browni, cips, patlamış mısır, beyaz ekmek, nişasta, kızarmış patates) fazlaca hassas ise aşırı şekerli ve/veya unlu besinler pankreasınızın yüzüne inmiş birer şamar gibidir. Kanınızda baş edilmesi güç insülin patlamalarıyla neticelenir.

    Hipoglisemi çoğu zaman sadece beslenmede yapılacak küçük değişimlerle bile kontrol altına alınabiliyor. Seyrek olarak çok özel bazı durumlarda ilaçlardan ya da cerrahi girişimlerden faydalanılıyor. Yani sorunun çözümü son derece kolay!

    Reaktif hipoglisemi probleminin bir hastalık değil, bir belirti olduğunu ve arkasında Tip2 diyabet eğilimi dışında başka sağlık sorunlarının da bulunabileceğini hatırlatalım. Böyle bir sorunun neden olabileceği hastalıkların araştırılması gerektiğini de not düşelim.

    Beslenme hatalarımızın faturasını ödüyoruz

    Besinlerdeki şeker ve diğer karbonhidratlar (ekmek, makarna, pilav) insülin hormonu sayesinde hücre içine girebilir, ancak bu şekilde enerjiye dönüşür.

    Eğer genetik mirasınızda Tip2 diyabet (erişkin tipi şeker hastalığı) varsa (yani anne-bana ya da diğer yakın akrabalarınızda orta ve ileri yaşlarda çıkmış, çoğu zaman ilaçsız bile ayarlanabilen ama genellikle bir veya birkaç hapla tedavisi mümkün olan bir kan şekeri yüksekliği söz konusuysa), bu ve benzeri yanlışlar bir süre sonra insülin direnci problemiyle neticelenir.

    İnsülin hormonunun hücreyle ilişkisi bozulur. Hücreye şeker girişi problemli hale gelir. Bu durumda “metabolik organizasyonunuz” bu direnci aşabilmek için pankreas bezinize “daha fazla insülin salgıla” talimatı verecektir.
    ışte bu insülin patlamaları sonucunda un ve şekerden zengin yiyecek-içeceklerin alımından bir veya iki saat sonra ya da ilerleyen saatlerde kan şekerinde ani düşmeler, yani hipoglisemik ataklar başlayacaktır.

    Ne yapmalı?

    Hipoglisemi tanısı koymak kolaylaşmıştır. Eskiden 5-6 saate kadar uzayabilen yükleme testleri, kanda insülin seviyelerini ölçmenin kolay, çabuk ve ucuz hale gelmesi nedeniyle iki saatte yapılabilir hale gelmiştir.

    ınsülin ve glukoz toleransı testi şeklinde uygulanan bu testlerde açlık insülini 8-10, iki saatlik insülin seviyesi ise 30 mlU/ml’den az olmalıdır. Ayrıca açlık kan şekerinin 100, iki saatlik şeker ölçümünün ise 140 mg/dl’den düşük olması gerekmektedir.

    Eğer yaşadığınız bazı sorunların hipoglisemi ile ilgili olabileceğini düşünüyorsanız, uzun süren ve üst üste 4-5 kez damara girip kan alma zorunluluğu gerektiren testler yerine bu kısa süreli testten de yararlanabilirsiniz.

    İshal deyip geçmeyin

    İshalin tanımı, günde üç defadan daha fazla sulu veya gevşek dışkılamadır. Herkes hayatının bir döneminde ishal olur. Bir erişkin ortalama yılda dört defa ishal olur. Çoğu hasta birkaç günde kendiliğinden iyileşir.

    Enfeksiyonlara bağlı ishal, genellikle yiyecek ve içeceklerle bulaşır. Bulgular kontamine yiyecek alımından yaklaşık 12 saat ile 4 gün sonra başlar ve 3 ila 7 gün içinde geçer.

    Enfeksiyon dışı ishal sebepleri arasında, antibiyotiklerin ve diğer ilaçların yan etkileri, gıda alerjisi ve iltihaplı bağırsak hastalıkları gibi hastalıklar sayılabilir. ıshalle beraber ateş, karın ağrısı ve karında kramplar olabilir.

    Tedavide bol sıvı alımı en önemli noktadır. Sıvı içinde tuz ve şeker olmalıdır. Patates, pirinç, yulaf, muz, çorba ve haşlanmış sebzeler tercih edilmelidir. Laktoz içeren süt ve süt ürünlerinden uzak durulmalıdır.

    Aşırı yorgunluk, ağız kuruluğu, kas krampları, idrar renginde koyulaşma, baş dönmesi, dışkıda kan veya mukus (sümük) varlığı, ciddi karın ağrısı, devam eden ateş gibi bulgular görülürse, doktora başvurmak gerekir.


    Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU
     
  2. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Hipoglisemi nedir?

    Kan şekerinin normalin altına düşmesidir. İnsanın normal açlık kan şekeri 85-100 mg/ dl arasında seyir ederken, bu rakam toklukta 120-130 mg/ dl arasında seyir eder. Uzun süren açlık durumunda veya tokluk sonrasında - özellikle şeker ve unlu mamullerden zengin bir yemek yedikten 2-3 saat sonra kan şekerinin düşmesi sonucu hipoglisemi yaşanır. Aşırı terleme, çarpıntı, ellerde titreme, konsantrasyon kaybı, konuşma güçlüğü, sinirlilik, bulantı, aşırı acıkma hissi, tam bilinç kaybı ile hipoglisemi oluşur.

    Hipoglisemi’nin nedenleri nelerdir?

    Şeker ve ensülin metabolizmasında bir düzensizlik olarak özetlenecek Tip 2 diyabetin erken dönemi olabilir. Ancak her zaman neden bu değildir. Yoğun çalışma temposu, aşırı stres, ağır egzersiz durumlarında ve yeteri miktarda kalori veya karbonhidrat alınmadığı takdirde hipoglisemi görülme riski vardır. Tiroit ve böbreküstü bezleri başta olmak üzere bazı endokrin organların ürettiği hormonların fazlalığında veya yetersizliğinde hipoglisemi bulguları görülebilir. O nedenle hipoglisemiden yakınan bir hasta endokrin (hormon) açısından ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmelidir. Eğer endokrin organ fonksiyonlarında bir düzensizlik yok ise, kişinin Tip 2 diyabet adayı olabileceği düşünülür.

    Tanı nasıl konur?

    Daha önce anlatılan yakınmaları olan bir kişide, hipoglisemiye neden olabilecek diğer nedenlerin olmadığı anlaşıldıktan sonra, 75 gram glikozla şeker yükleme testi yapmak çoğu kez tanıyı koydurabilir. Şeker yükleme testi sırasında alınan kan örneklerinde ensülin değerlerinin yüksek, geç saatlerde şeker değerlerinin düşük oluşuyla yakınmaları olan bir kişide reaktif hipoglisemi tanısı koydurur. Reaktif hipoglisemi ayrı bir hastalık değil yalnızca başka bir hastalığın bir bulgusudur. Saptandığında yapılması gereken, buna neyin sebep olduğunu bulmak ve onu tedavi etmeye çalışmaktır.

    Tedavisi nasıl yapılır?

    Hipoglisemi nedenini bulmakla başlar. Reaktif hipoglisemilerin çoğu erken dönem tip 2 diyabetten kaynaklandığını düşünmek, diğer olası nedenlerin de gözden geçirmek gerekir. Hipoglisemide beslenme ve egzersiz tedavileri de uygulanır. Ensülin miktarlarındaki aşırı yüksekliği olan vakalarda, hekim tarafından ilaç verilebilir.

    Şeker yükleme testi yapılırken nelere dikkat edilmeli?

    Şeker yükleme testi yapmadan önceki 3 günlük dönem süresince şeker metabolizmasını etkileyecek doğum kontrol hapları, kortizon, bazı tansiyon düşürücüler, kortizon gibi ilaçları doktoruna danışarak almamalıdırlar. Bunun dışında dikkat edilmesi gereken önemli bir konu, herhangi bir kısıtlayıcı perhiz yapılmamasıdır. Karbonhidrattan daha zengin gıda alınması gereken bu 3 günlük sürede ekmek, hamur işi ve tatlılar serbest olarak yenilir. Bu dönem süresince dikkat edilecek şeylerden biri de eğer yapılıyorsa bir egzersiz programa ara verilmesi gerekliliğidir.

    Şeker yükleme testinin zararı var mıdır?

    Yanlış bir kanı vardır: ‘Benim daha önce şekerim yoktu, şeker yükleme testinin yapılması bende şekere yol açtı’. Şeker yükleme testinde alınan şeker miktarı çok önemli boyutlarda değildir. Bu test sadece var olan bir tablonun ortaya çıkmasını sağlar. Test sırasındaki en fazla yakınmalardan biri bulantı-kusma şikâyetleridir. Verilen glikoz sadece 1 bardakta eritilip içirilmeye çalışıldığında ortaya çıkan bir yakınmadır. Toplam glikoz 3 bardak suda eritilip, bir miktar limon sıkıldığında böyle bir sorun gelişmeyecektir.
     
  3. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Yemeklerden sonra uyku basıyor, kuşluk veya ikindi vakti odaklanma güçlüğü, dikkat kaybı ve öğrenme zorluğu başlıyorsa, hipoglisemi ihtimalini dikkate almalısınız.

    [​IMG]


    Eğer sık acıkıyor ve şekerli besinlere saldırıyor, olur olmaz zamanlarda çikolata, baklava, sütlaç krizleri yaşıyorsanız, açlığa dayanmakta zorlanıyor, mide krampları, yorgunluk, baş dönmesi, uyuklama, halsizlik, bitkinlik içinde kıvranıyorsanız; yemek yemekte gecikince ellerinizde titremeler, kalbinizde çarpıntılar, bedeninizde soğuk terlemeler oluyorsa, acıktığınızda gereğinden fazla huzursuz, sinirli, alıngansanız bu belirtilerin hipoglisemi ile ilgili olabileceğini düşünebilirsiniz.

    Sıradan günlük işleri yapmanızda, bedensel ve ruhsal enerjinizi koruyup, aktivitelerinizi gün boyu sürdürebilmenizde şekeriniz önemli rol oynar.

    Şeker ve insülin metabolizmasının ortak çalışması ile oluşan ve yiyeceklerinizin kalori değeri, türü, sizin aktivite düzeyinizle belirlenen kan şekeri seviyeniz, kritik sınırların altına inecek olursa işiniz zorlaşır.

    Özellikle beyniniz, temel enerji kaynağı glikozu yeteri kadar bulamadığı zaman sorun çıkarır. Kan şekeri düşmelerinde ortaya çıkan ruhsal değişimler, yorgunluk, halsizlik ve bitkinlikler, odaklanma ve öğrenme güçlüklerinin ardında beyninizin yakıt ihtiyacının yeterince karşılanmaması vardır.

    Hipogliseminin varlığı şeker-insülin dengesinin ciddi bozukluğuna işarettir. İnsülin kan şekeri düzeyini belirleyen başlıca hormondur ama dokuların, organların şeker ihtiyacını karşılayan sistemin başka oyuncuları da vardır.

    Böbrek üstü bezinin, tiroit bezinin salgıladığı hormonlar, büyüme hormonu ve daha pek çok faktör kan şekerinin düzenlenmesinde görev alır. Bu nedenle hipoglisemi bir hastalık değil, bir belirtidir. Bu belirtinin birçok sağlık sorununda ortaya çıkabileceği bilinir. Tiroit bezi hastalıkları, karaciğer ve böbrek yetmezlikleri, böbrek üstü bezi hastalıkları ve daha pek çok bedensel problemin hipoglisemiye yol açabileceğini unutmayın.


    alıntı
     
  4. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Kilo sorunu yaşayanlardansanız, kendinize bu soruları sormalı ve
    en doğru yanıtları vermeye çalışmalısınız.
    Eğer belirtilerden iki veya üçüne sahipseniz,
    hipoglisemi ihtimalini aklınızda tutmalısınız.


    Öğün atladığınızda şekerli, unlu ve yağlı besinlere saldırıyor musunuz?
    Zaman zaman ciddi halsizlik, bitkinlik atakları yaşıyor musunuz?
    Bu ataklarla birlikte veya bunlar olmadan önce çarpıntı, ellerde titreme,
    terleme, huzursuzluk, sinirlilik problemleriniz oluyor mu?
    Özellikle yemeklerden sonra gelen uyku basmalarında,
    bazen de gün boyu oluşan uyuklamalardan şikayetçi misiniz?
    Halsizlik, yorgunluk, bitkinlik gibi belirtilerden
    bir şeyler yiyip içince kolayca kurtulabiliyor musunuz?

    Bu sorulardan birkaçına evet diyorsanız, aşağıdaki soruları da sormalısınız:


    Sabahları baş ağrısıyla uyanıyor musunuz?
    Şekerli, unlu besinlere dayanılmaz bir tutku duyuyor musunuz?
    Zaman zaman çarpıntı ve terleme atakları yaşıyor musunuz?
    Geceleri ter içinde ve huzursuz uyanıyor musunuz?

    Bu soruların çoğuna evet yanıtı verdiyseniz,

    hipoglisemi hakkında daha fazla bilgi sahibi olmalı
    ve doktorunuzla görüşmelisiniz.

    Hipoglisemi herkeste kendini farklı olarak gösterir.

    Aynı düzeyde kan şekeri düşüşü olan iki kişiden birinde uyku hali, unutkanlık,
    yorgunluk, iç geçmesi,el ve ayakta çözülme depresif belirtiler gözlenirken;
    diğerinde sinirlilik, öfke, gerginlik, korku gibi huzursuzluklar oluşabilir.


    Alıntıdır...
     

Bu Sayfayı Paylaş