Hindu kutsal kitaplarından alıntılar

'Diğer Dinler İnançlar' forumunda Mavi_Sema tarafından 16 Şubat 2010 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Hindu kutsal kitaplarından alıntılar konusu Hindu kutsal kitaplarından

    [​IMG]
    SHIVA

    [​IMG]
    VISHNU

    [​IMG]
    GANESHA

    "Üst ruh bütün evreni kaplar, onun sonsuzluğu büyüğün ve küçüğün ötesindedir, ışığıyla aydınlatır tüm yaratılışı, tüm varlıkların yüreğinde yerleşik olarak bulunur. Tanrı herkesin en derindeki özüdür, yüreklerde minnacık bir alev gibi saklı durur, ancak sevgi dolu bir gönül ile keşfedilebilir" (Şvetaşvatara Upanişad)



    "Sonsuz bilincin küçücük bir parçası bizim sonlu bilincimizdir, doğruyu yanlışı ayırt edebilme gücüne sahiptir.Ruh bilinçtir, arabanın sürücüsüdür" (Maitri upanişad)



    "Üst ruh her yerdedir, ışık saçar o, bölünmezdir, bilgedir, içkindir ve aşkındır, kozmosu bir arada tutan bizzat O'dur" (İşa Upanişad)



    "Rab, herkesin yüreğindeki mabettedir, en yüce gerçekliktir...Ruh tektir, düşünceden ve duyulardan daha hızlıdır, hareket etmese de yaya bırakır tüm takipçileri, o olmadan yaşam hiçbir zaman var olmazdı.Ruh hareket ediyormuş gibi görünür ama her daim durağandır, herkesin içindedir ve herkesi aşar, tüm yaratıkları içlerinde görenler ve kendilerini de tüm yaratıklarda görenler keder nedir bilmezler, hayatın çokluğu nasıl olur da onun birliğini göreni aldatır? " (İşa Upanişad)



    "Işıkta yaşayan O'dur, ışıktadır ama ışığın kendisi değildir, ışıktandır ışığa hükmedendir, o kalbindeki Ruh'tur"(Brihadaranyaka upanişad)



    "Hiçbir şey yok ki O özden gelmemiş olsun. Her şeyin içinde bu öz varlıktan vardır, o gerçektir. O, her şeyin özüdür. Sen de O’sun Svetekatu. Atman bir ağaç dalını bırakacak olursa o dal ölür, tüm ağacı bırakırsa tüm ağaç ölür. Atman bedeni terkettiğinde beden ölür, ama o öz Atman ölmez.

    ‘Sevgili Şvetaketu, kendini.bilgili bir insan gibi kabul edip kibirleniyorsun; söyle bana, işitilmeden duyulan, düşünülmeden düşünülen, bilinmeden bilinen öğretiyi araştırdın mı?’ ‘Saygıdeğer kişi, bu öğreti neden bahsediyor?’ ‘Oğlum, bu öğreti, var olan herşeyin aynı hamurdan yapıldığını, farkın sadece isimlerde olduğunu anlamaktır. Bakırdan yapılmış her şey bakırdır, fark sadece isimlerdedir. Tırnak makası gibi demirden yapılmış herşey demirdendir, fark onlara verilen isimlerdedir; işte bu böyledir.’ ‘Şüphesiz benim değerli hocalarım bunu bilmiyordu.. Saygıdeğer efendim, bu öğretiyi bana açıklar mısınız?’ ‘Peki oğlum’ dedi baba.

    Oğlum, başlangıçta varolan, ikincisi olmayan Tek Varlık’tı.Bazı kimseler der ki; Başlangıçta:Varolmayan vardı; o ikincisi olmayan Tek’ti; ondan Varolan ortaya çıktı. Fakat sevgili oğlum, bu nasıl olabildi? Nasıl oldu da Varlık Yokluk’tan doğdu? Başlangıçta var olan varlıktır ve o, İkincisi olmayan Teklik’tir........... ‘Sevgili oğlum, arılar farklı farklı ağaçların özsularını tek bir yerde toplarlar. Bu birliğin içinde toplanmış olan özsular ‘ben şu ağacın özsuyuyum, ben bu ağacın demezler. O halde oğlum, varlıktan gelen bütün yaratıklar da ondan geldikleri bilincini unutmuşlardır. Aslan, kaplan, kurt, domuz, solucan, kuş, sinek, sivrisinek hepsi de bu Varlık’tan gelmedir. Herşeyi var eden bu aynı kaynaktır, o gerçektir, o Atman’dır/Ruhtur, o Sensin ey Şvetaketu’. ‘Efendim, beni daha fazla aydınlat’ ‘Pekala oğlum...’

    - "Anlatacağım. Bana bir Hint inciri getir."
    - "İşte burada efendim."
    - "Onu yar."
    - "Yardım efendim."
    - "Ne görüyorsun?"
    - "Küçücük çekirdekleri var içinde."
    - "Yar o çekirdeklerden birini."
    - "Yardım efendim."
    - "Şimdi ne görüyorsun?"
    - "İçi boş efendim."
    - "İşte o çekirdeğin içindeki senin göremediğin özden koskoca Hint inciri ağacı oluşuyor.

    Bana inan oğlum, işte o incir çekirdeğindeki boşluk o öz ile doludur. Her şey varoluşunu o öze borçludur. İşte gerçek budur. İşte o öz varlıktır. Sen de O’sun."

    - "Bana lütfen Atman'dan biraz daha söz eder misin?"
    - "Peki.. Bu tuzu suya dök ve yarın bana getir." Çocuk denileni yaptı.
    - "Tuz nerede?" diye sordu babası.
    - "Göremiyorum".
    - "İç bakalım nasıl tadı?".
    - "Tuzlu".
    - "Peki şuradan ya da buradan içersen?
    - "Yine tuzlu. Her yanı tuzlu." Babası dedi ki:
    - "Tuzu görmesek de tuz her yerdedir. Aynı şekilde Atman da her yerdedir.. Onu görmesek bile o, her şeyin içindedir. Her şey varoluşunu o öze borçludur. İşte gerçek budur. İşte o öz varlıktır. Sen de O’sun." (Çandogya Upanişad)



    "Nasıl ki güneş ışınları dünyayı kucakladığı halde yaratılışın kiriyle bozulmuyorsa, herkesin içindeki üst ruh olan Tanrı da dünyanın çamuruyla kirlenmez" (Katha Upanişad)



    "Tohumlardaki yağ, sütteki kaymak, çakmak taşındaki ateş gibi, Ruh da kalbimizin derinliklerinde gizlidir,hakikat ve fedakarlık yoluyla arandığında keşfedilir" (Şvetaşvatara Upanişad)



    "Sonsuz sayıdaki suretten oluşan bu evren Tanrı'yı yansıtır, tüm varlıklar ondandır ve ona dönecektir, ateştir ve güneştir o, yıldızlardır, rüzgardır, sulardır, bu oğlan çocuğudur o, şu kız çocuğudur, yaşlı adamdır sendeleyerek bastonuna tutunan, her yere yüneliktir onun yüzü, ne başlangıcı ne de sonu vardır onun, dünyaların içinden çıkıp doğduğu kaynaktır o" (Şvetaşvatara Upanişad)



    "Her şeyi bilen ve her şeyin yaratıcısı...O saf bilinçtir, zamanın yaratıcısıdır.Ruhun ve doğanın efendisi, 3 koşullu doğanın yaratıcısıdır, doğum ve ölüm zinciri, karmik zincir ve sonsuzluktaki kurtuluş ondan gelir" (Şvetaşvatara Upanişad)



    "İnsan Tanrı'yı idrak ettiğinde özgürdür, bütün acıları sona ermiştir, doğum ve ölüm yoktur artık onun için...Maddesel dünyadan uzaktır, ruh dünyası vardır, bütün her şeyin gücü, insan hepsine sahiptir çünkü çünkü onunla birleşmiştir" (Şvetaşvatara Upanişad)



    Bu Atman benim kalbinin derinliklerindedir ve bir pirinç veya arpa tanesi ya da hardal çekirdeği kadar küçüktür... Kalbimin derinliklerindeki bu Atman dünyadan, gökyüzünden, göklerden ve bütün dünyalardan daha büyüktür. Bütün hareketler, istekler, korkular, tatlar ondadır, kendi içini kapsayan her şeyi tutan odur; o konuşmaz, hiçbir şeyi dert etmez; bu kalbimin derinliklerindeki Atman, Brahman’dır. Bu yaşamdan ayrıldığım zaman onunla birleşeceğim." (Çandogya Upanişad)



    "Brahman her şeydir. Evrende var olan bütün görüntüler, arzular, duyular Tanrı’dan zuhur ederler. Tanrı’yı tanımak için, kişinin kendisi ile kalbinin derinliklerinde gizli bulunan Tanrı’nin aynı Varlık oldugunu idrak etmesi gerekir. Kişi, ancak bu şekilde ölümden kurtulur." (Çandogya Upanişad)



    "İnsan hayatı soluk düşünce, duyular ve hareketlerden ibaret bir varlıktır. Bu unsurlar, Atman’dan dolayı meydana gelirler ve eninde sonunda bir akarsuyun denize karıştığı zaman kaybolması gibi, Brahman'a karışarak ortadan kaybolurlar." (Prasna Upanişad )




    "Bütün bu evren Brahman'dır/Tanrı’dır, Her şey O'ndan çıkar, ondan kaynaklanır. Her şey O'nda erir, O'nda çözülür, O'nda yok olur. Ve her şey O ile devamlılığını sürdürür..." (Çandogya Upanişad)




    "Saf farkındalık olan Ruh, duyularla çevrili bir halde, yürekteki ışık olarak parlar.. Atman, sanki düşünüyormuşçasına, sanki hareket ediyormuşçasına uyanık kalma, düş görme ve derin uyku hallerinde dolanır ama yine de aynı kalır.

    'Ruh bir bedene büründüğünde sanki o bedenin zayıflıklarını ve kısıtlılıklarını üstlenmiş gibi olur ama Ruh ölüm anında bedeni terk ettiğinde bütün bunları da geride bırakır. Bilinebilen iki tane bilinç hali vardır.. Biri bu dünyaya diğeri de öbür dünyaya aittir. Ancak bunların aralarında üçüncü bir hal daha vardır. Bu ara hal üzüntüleriyle ve sevinçleriyle her iki dünyayı da deneyimlediğimiz düşler âlemidir.Bir insan öldüğünde ölen sadece maddi bedeni olur. O kişi sona eren yaşa.ının hem iyi hem de kötü izlenimlerini algılamaya devam eder.. Bu ara halde ise Ruh'un ışığı altında izlenimlerini kurgular, bozar ve yine kurgular.."
    "Ara haldeyken (rüya aleminde) savaş arabaları, onları çeken atlar, gidilecek yollar yoktur ama insan kendi savaş arabalarını, yollarını, atlarını oluşturur. O bilinç halinde kutsayışlar, mutluluklar, sevinçler de yoktur, kişi bunları kendi meydana getirir. Bütün bunları meydana getiren gerçekten de kendisidir..'

    'İnsan uykudayken ve bedenle ilişiğini kesmişken kendisi uyumayan, ışığı kendinden olan Ruh, izlenimlerden örülü düşleri izler. Işığı kendinden olan Ruh, Prana gücüyle bedeni canlı tutar.. Maddeye bağlı olmadığından hiçbir şey onu etkilemez... Düş görme halindeyken şurada burada dolaştıktan sonra kendi yerine geri döner..Ruh da özümlenmiş bir insan (üçüncü hal) dış dünyasında ve iç dünyasında neler olup bittiğinin ayrımında olmaz. Çünkü o, özümlenme halindeyken tüm arzuları tamama erer.. Bizzat Atman'ın dışında yerine gelmesi gereken arzu kalmaz. O kişi kederin ötesine geçer.'

    'O özümlenme halindeyken insan görmeden, gözü olmadan görür, çünkü hiçbir şey O'ndan ayrı değildir. Koklamadan, burnu olmadan koklar çünkü hiçbir şey O'ndan ayrı degildir. Duymadan kulağı olmadan duyar çünkü hiçbir şey O'ndan ayrı değildir.. Bilmeden bilir çünkü hiçbir şey O'ndan ayrı değildir. Ayrılığın olduğu yerde insan başka bir şeyi görür. Başka bir şeyi koklar, baska bir şeyi konuşur, baska bir şeyi duyar, baska bir şeyi düşünür. Fakat özümlenmenin olduğu ikinci bir şeyin bulunmadığı yer Tanrı'nın âlemidir. Yaşamın en yüce gayesi en yüce hazinesi budur." (Brihadaranyaka upanishad)




    "Tanrı her şeydir ve Ruh da Tanrı'dır, Ruh'un dört bilinç hali vardır, birinci hali Vaişvanara'dır bu haldeyken, tüm duyuları dışa dönük olarak yaşar insan ve sadece maddesel dış dünyanın ayrımındadır, Taicasa ruhun ikinci halidir, bilinç içe dönüktür ve düş görme halidir, üçüncüsü her şeye kadir olan, her şeyi bilen Pracna bilinci bütün canlıların yüreğindeki yönetici olan Ruh'tur, kaynağıdır her şeyin, tüm varlıkların başı ve sonudur, suskun bilincin derin uyku yaşamıdır, Pracna halindeyken ayrılık yoktur, huzurun tadını çıkarmaktan oluşmuş suskun bir bilinç halidir. Turiya diye adlandırılan dördüncü bilinç hali en yücesidir, Ruh'un kendi saf halidir, ne içe ne dışa dönüktür, aklı ve duyuları aşar, ne görülebilir ne dokunulabilir, tüm farklılıkların ötesindedir, düşüncenin de ötesindedir, tarif edilemez O'nda özümlenmekle hissedilir sonsuz huzur ve aşktır o, idrak edin onu." (Mandukya Upanişad)




    "Ateş onun başıdır, güneş ve ay gözleri..Gök onun kulaklarıdır rüzgar nefesidir, bütün evren onun kalbidir, onun ayaklarından oluşmuştur bu dünya, bütün herkesin içindeki öz bilinçtir o." (Mundaka Upanişad)

    "Bütün varlıklar bütün yaşam nefesleri, ve bütün benlikler her şey ama her şey Ruh'da birleşir, Ruh'da birdir" (Brihadaranyaka upanişad)

    “Başlangıçta ne varlık vardı ne de yokluk...
    Ne hava vardı, ne de onun ötesindeki gökyüzü
    Bir kımıltı mı? Nerede? Hangi örtünün altında? Kimin himayesinde?
    Dipsiz suların sonsuz derinliği mi yoksa?

    Ne ölüm vardı o zaman ne de ölümsüzlük.
    Ne de gündüzü geceden ayıran bir işaret.
    Ama Bir O vardı, soluk olmadan soluyordu kendi iç gücüyle
    Başka da bir şey yoktu.
    Karanlıklar içinde karanlıklar dururdu;
    Boyutları olmayan bir deniz gibi;
    Mümkün olanı hala biçimlendirmemiş bir boşluk,
    Ta ki Sıcaklığın gücü Tek olanı yaratana dek.

    O zaman, o Tek olanda, Arzu kıpırtıları varlığa dönüştü,
    Ruhun ilk tohumudur Arzu.
    Bilgelikle gönüllerinde araştırma yapan ermiş kişiler
    Keşfettiler varlığın yokluktaki bağlantısını.
    Belli belirsiz bir çizgi varlığı gayri varlıktan kesip ayırdı
    Ne vardı orada onun üstünde?
    Tohum verenler ve güçler oradaydı;
    Altta serbest enerji; üstte hızlı eylem.

    Kim gerçekten biliyor ve açıklayabilir ki,
    O ne zaman doğdu ve dünya nasıl yaratıldı?
    Tanrılar bile ondan sonra ortaya çıktılar
    O halde dünyanın nereden çıktığını kim bilebilir?

    Dünya yaratıldı mı, yoksa kendince mi oluştu,
    Bunu gerçekten sadece o bilebilir,
    Göklerin en yücesinde kollayıp gözeten bilebilir,
    Gerçekten bilir, ama bir bakarsınız, o bile bilmez belki!" (Rig-Veda)



    "O (Indra) bütün görüntülerin orijinal formudur, her şey onun görüntüsü ve onun formu, en güçlü olan o" (Rig-Veda)



    "Agni; ateştir, sudur, bütün göklerdir ve yerdir o, güneş olur tüm dünyayı aydınlatır, ışığın kendisidir" (Rig-Veda)


    "Bilgeler bir olana çeşitli adlar verir, onu; bir olanı, Agni, Mitra, Indra, Varuna, yama diye çağırırlar." (Rig-Veda)



    “Bin başı vardır o kozmik canın, bin gözü ve bin ayağı...dünyayı her yandan kuşattı ve aştı, Kozmik Can(Purusha) gerçekten de bütün olmuş olanlardır, olagelenler ve olacak olanlardır. Ay gönlünden doğdu onun, güneş gözünden ortaya çıktı, ağzından Indra ile Agni çıktı, soluğundan Vayu doğdu, karnından hava neşroldu, başından gökyüzü çıkıp gözler önüne serildi, ayaklarından dünya, kulağından dört yön çıktı” (Rig-Veda)



    "Bütün dünya Agni'ye sarılı, Agni sularda, kayalarda, bitkilerde, taşlarda, bu kutsal ateş(Agni) herkesin içinde." (Atharva-Veda)




    "Atman üzerinde tefekküre dalalım, o zekadan oluşur, yapısı ışık olan ruhsal bedenle kaplıdır, düşünceler kadar hızlıdır, ve kalbimizin içinde olan o, dünyadan, var olan her şeyden göklerden bile daha büyüktür o, benim ruhumdur" (Satapatha Brahmana)




    “Tanrı tarafından yaratılan bir yanılgı sonucu, evren gerçek olmadığı halde gerçekmiş gibi görünür, tıpkı rüyada çektiğimiz acıların yalnızca hayalden ibaret olması gibi” (Srimad Bha*****am)



    “Akılsızlar, gökyüzünü bulutlarla, havayı da içinde yüzen toz zerreleriyle bir tutarlar, gökyüzünün bulutlu havanın da kirli olduğunu sanırlar”(Srimad Bha*****am)



    “Evrensel elemanlar kozmosa girerler aynı zamanda girmezler, aynı bunun gibi ben de her şeyin içinde varım ama aynı zamanda her şeyin dışındayım” (Srimad Bha*****am)




    “Ölüm anında, kişinin dünyada deneyimlediği bütün tecrübeler, zihnin önüne gelir, zihin bunları, yapılan her şeyin etkilerini depolar, ölen kişi bütün bu deneyimler içinde absorbe olmuş hale gelir, sonra da hafıza tamamen kaybedilir daha sonra yeni yaşayacağı hayatın görüntüsü kişinin önüne gelir, bu vizyon kişinin geçmişte yaptıklarına göre oluşur, kişi yeni bir beden aldığında önceki hayatlarına ilişkin bilgileri unutmuş olur önceden defalarca yaşadığı halde kendisini ”yeni doğmuş” olarak görür” (Srimad Bha*****am)



    "Ben tezahür etmemiş halimle içine giriştiğim kozmik evrendeki tüm yaratıkları ve canlıları kapsarım ama onlar beni kapsayamazlar. Ancak buna rağmen bütün yaratılış ve evren benim içimde bulunmaz. Benim akıl almaz mistik gücümü anlamaya çalış. Tüm canlılara hayat verdiğim halde her yerde olduğum halde kozmik evrenin ifade şekillerinin bir parçası değilim. Benim benliğim yaratılışın özüdür yaratılmış tüm varlıklar bendedirler, anlamaya gayret et" (Bhagavad Gita)



    "Maddesel dünyada yaşayan canlılar, benim sonsuz parçacıklarımdırlar, onlar şartlı yaşamları nedeniyle altı duyu organlarına karşı ki bunlara şuur da dahildir, zorlu savaşlar verirler" (Bhagavad Gita)




    "Ben tüm gezegenlerle birleşirim onlar da enerjim sayesinde yörüngelerinde kalırlar, ben tüm canlıların bedenindeki sindirim ateşiyim ve dört türlü besnin sindirilebilmesi için nefesle birleşirim, ben bütün canlıların kalbindeyim, anımsama, unutma ve bilim benden kaynalanıyor"( Bhagavad Gita)




    "En yüce gerçek olan o, canlıların içinde ve dışındadır, hareketli ve hareketsiz şeylerin ötesindedir, son derece ince yapısı nedeniyle maddesel duyu organlarıyla algılanıp tanınması olası değildir o hem çok uzakta hem de çok yakındadır" (Bhagavad Gita)




    "Her şeyde beni ve bende her şeyi gören biri için ben asla kaybolmam. O kişi de benim için kaybolmaz. Benim bütün yaratıklarda bulunan varlığıma saygı gösteren bilge yaşam biçimi ne olursa olsun bende var olur" (Bhagavad Gita)



    "İnsanların kalbinde yer etmiş olan ben, onlara gösterdiğim şefkatin bir işareti olarak bilgisizliklerinden doğan içlerindeki karanlığı, bilginin ışığıyla aydınlatırım" (Bhagavad Gita)



    "Duyular cansız maddenin üzerinde yer alırlar, şuur duyuların üzerindedir, zeka şuurun üzerindedir, ruh zekanın da üzerindedir.Eğer insan, özbenliğinin; duyuları, zekası ve şuurunun ötesinde transandantal olduğunu biliyorsa düşüncelerini üst spiritüel benlik ile güçlendirerek doymak bilmez zevk düşmanını yenebilir" (Bhagavad Gita)



    "Küçücük bir parçamla tüm evrene girişip onu kaplıyorum ve yaşam veriyorum" (Bhagavad Gita)



    "Spiritüel doğa başlangıçsızdır ve benim emrimdedir, o maddesel doğanın etki-tepki prensibinin dışındadır, onungözü kulağı kafası eli ayağı her yerdedir böylece üst ruh her şeyi kaplayarak varlığını sürdürür, o duyuların kaynağıdır" (Bhagavad Gita)




    "O ışıldayan tüm varlıkların ışığıdır, maddenin karanlığının ötesinde tezahür etmemiş haldedir, o herkesin kalbindedir ve bilimin hedefidir" (Bhagavad Gita)




    "Maddesel enerjinin içinde yer alan canlı, maddesel doğanın tadını çıkarır, canlı doğanın çeşitli ifadeleri içinden iyi ve kötü ile karşılaşır, bedenin içinde her şeyin tadını çıkaran biri daha vardır.Aşkın olan ve en yüce tadı alan kişi hem gözlemci hem de izin veren üst ruh diye adlandırılır, o Tanrı'dır" (Bhagavad Gita)




    "Güneşin tek başına dünyayı aydınlatması gibi, bedendeki ruh da tüm bedeni şuur ile aydınlatır" (Bhagavad Gita)



    "Ben amacım, koruyanım, herkesin sığınağı, evi ocağıyım, herkesin en iyi dostu ve arkadaşı Ben'im. Ben sonsuz tohumum" (Bhagavad Gita)




    "Ben tüm canlıların kalbindeki üst ruhum.Tüm canlıları başlangıcı ortası ve sonu Ben'im" (Bhagavad Gita)




    "Her ne olursa olsun, ben yaratılmış her şeyin tohumuyum.Bensiz var olabilen hareketli ya da hareketsiz hiçbir şey yoktur" (Bhagavad Gita)




    "Ruhun doğumu ya da ölümü, geçmişte şimdi ve gelecekte yoktur, o doğmamıştır sonsuzdur, hep var olmuştur var olan en eski şeydir, ölecek olan bedendir" (Bhagavad Gita)




    "İnsanın eski elbiselerini çıkarıp yenilerini giymesi gibi, ruh da eskiyen ve artık kullanılamayacak hale gelmiş bedenini bırakıp yeni maddesel bedenine bürünür" (Bhagavad Gita)




    "Toprak, su, hava, ateş, eter, şuur, zeka ve sahte ego...bu sekiz eleman bana yabancılaşmış maddesel enerjimin topla.ını oluşturur" (Bhagavad Gita)




    "Tüm yaratıkların aslı iki tip doğada ifadesini bulur.Ben bu dünyadaki maddesel ya da spiritüel her şeyin hem aslı hem de çözülüp yok oluşuyum, her şey ipe dizilmiş mücevher taneleri gibi bendedir" (Bhagavad Gita)



    "Denizdeki fırtınanın uçurup götürdüğü bir sandal gibi, hükmedilemeyen duyular da şuuru sürekli meşgul ederek aklı uçurup götürür" (Bhagavad Gita)



    "En günahkar kişi olsan da spiritüel bilginin sandalına bindiysen,acıların okyanusunu kuşkusuz baştan aşağı aşacaksın" (Bhagavad Gita)



    "Alevlenen ateşin odunu kül haline getirmesi gibi, bilginin ateşi de maddesel faaliyetlerin reaksiyonunu(günah ve sevap) yakıp kül eder" (Bhagavad Gita)




    "Yaşam boyunca acının ve mutluluğun bir görünüp bir kaybolması, mevsimlerin gelip gitmesi gibidir, onlar 5 duyunun algılamasıyla oluşurlar kişi paniğe kapılmadan bunları anlayışla karşılamasını öğrenmelidir" (Bhagavad Gita)

    "Sevgi ve Şiva Bir'dir. Az akıllılar sevgi ve Şiva'nın farklı şeyler olduğunu düşünürler ancak Şiva sevginin ta kendisidir. Kalplerdeki sevgiyi eriten Tanrı'dır, o ilksel sevgidir." (Tirumantiram)


    "Şiva; bütün evreni, canlıları, her şeyi kaplayan sonsuz enerji ve ışıktır." (Tirumantiram)


    "Canlıların ruhunun ışığı, Şiva'nın sonsuz ışığı ile birleşir, o herkesin yüreğindeki mabette oturur, algılama bilinç ve duyguların kaynağı Şiva'dır (Tirumantiram)"

    "Her şeye nüfuz eden bilincin algılanabilir sureti olarak hitap edilebilen ve tüm varoluşta yer alan ilahi Tanrıça'nın önünde eğiliriz" (Çandi Patha)



    "Bilincin her yanında ikamet eden, Gönül'ün yansımaları sayesinde bilinebilen, tüm varoluştaki ilahi Tanrıça'nın önünde eğiliriz, tüm varoluşta enerji olarak, akıl olarak, tüm varoluşta tüm canlılar olarak ikamet eden kutsal Tanrıça'nın önünde eğiliriz" (Çandi Patha)



    "Tanrıça'nın önünde eğiliriz, ışık saçan ışınların bedenlenmişinin önünde, yaratan dişil prensibin önünde ışığı tezahür ettirenin, Tanrıça aşkının önünde eğiliriz" (Çandi Patha)



    "Tüm zorlukları kaldırmaya gücü yetenin, Öz'ün, her şeyin nedeninin, algılamanın, her şeyi yapanın, bilinemez olan O'nun önünde eğiliriz" (Çandi Patha)




    "Hareketli ya da hareketsiz ne varsa hiçbir şey benden ayrı değil, Maya bile ayrı değil benden ki bu, yüce bir hakikattir.
    Tüm dünya her yönde olmak üzere benim içimde örülegeldi, ben Rab ve kozmik can'ım, kozmik beden'im. Ben hem Brahma hem Vişnu hem de Şiva'yım, güneş ve yıldızlarım ben, hayvanlar ile kuşların çeşitli türleriyim, ben kesinlikle dişilim aynı zamanda cinsiyeti olmayanım," (Devi Gita)



    " Her nerede bir şey görür ya da duyarsan o şeye tümüyle nüfuz ederim, her daim o gördüğün ve duyduğun şeyin içindeyim çünkü. Hareket eden ya da etmeyen hiçbir şey yoktur ki Ben'den yoksun olsun, eğer yoksun olsaydı kısır bir kadının oğlu gibi bir hiçlik olurdu o"(Devi Gita)

    “Düşünce ile Söz arasında hangisinin daha iyi olduğu konusunda bir anlaşmazlık çıkar ve tartışma başlar. Hem düşünce hem de söz, "En iyi benim" der...
    Düşünce, "ben senden daha iyiyim, çünkü sen benim tarafımdan anlaşılmadıkça etkisizsin, sen benim yaptıklarımın taklitçisisin, benim izimden gitmeye mecbursun, ben senden daha üstünüm" der.

    Söz ise ‘senin bildiğini bilinir kılan benim, iletişimi ben sağlarım, asıl ben senden üstünüm’ diye yanıtlar
    Pracapati’ye dorarlar. Pracapati, düşüncenin daha üstün olduğunu söyler, çünkü söz onun izleyicisi ve taklitçisidir bir şeyin izleyicisi ve taklitçisi o şeyden daha aşağıdır’. (Satapatha Brahmana 1/4/5: 8-20)

    Alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş