Hiç başörtülü kız filme çekilir miymiş!

'Kültür Sanat Haberleri' forumunda KaRDeLeN tarafından 23 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Hiç başörtülü kız filme çekilir miymiş! konusu Türk seyircisi, başörtüyü, türban olarak görmesine rağmen, başörtü sorununa sosyolojik bakış açısıyla yaklaşan bir filmle tanıştı. İşte Büşra'yı seyirciye açmayan filmle ilgili ilginç bir izlenim:

    [​IMG]

    Seher Kadıoğlu'nun film kritiği

    Başörtülü Büşra'yı merkezine alan yapıt, buzlukta bekletilen, başörtü sorununu sadece gündeme taşımasıyla bile takdire şayan misyon üstleniyor.

    Başörtü sorunu söz konusu olunca, hâlâ üniversite giriş kapısında başını açmak zorunda kalan daha farklı Büşra'lar akla geliyor. Tesettür defilelerine katılan bikinili mankenleri unutmayan film, bu sorunu yaşayanlara değinmiyor.

    Büşra, ilk bakışta, gelenekleri öne alan, toplumun muhafazakar ve zengin kesimine ait bir ailenin 21 yaşındaki tek kızıdır; çevresi gibi onun da başı örtülüdür. Erkek arkadaşı ile aynı evi paylaşabilecek kadar sınırları rahat bir kız arkadaşıyla da çok iyi anlaşmaktadır. Farklılıklarını birbirlerine takılarak aşarlar. Bu arada ailenin uygun gördüğü Ferit'le evlendirilmek üzeredir. Arkadaşına "Bizde zaten başka türlüsü olmaz" derken, kabullenmiş görürüz ona sunulan geleceği. Ama hesapta olmayan bir karşılaşma kırar hayatının tüm monotonluğunu.

    Büşra ve Yaman'ın, yolları bir televizyon programında kesişir. Yaman' ın da yogayla uğraşan dünyayla barışık, olumlu olmaya neredeyse ant içmiş, bir tek Yaman'ı kaybetmeye tahammülü olmayan birlikte yaşadığı ev arkadaşı vardır. Buşra Yaman'ın davetlisi olarak katıldığı maskeli baloda dışlanınca, Yaman tarafından kahramanca savunulur. Engelleri öncelikle farklılıklarıdır, sonra bağlı oldukları diğer hayatlardır. Büşra'nın kaba saba sözlüsüne hiç içi ısınmamıştır; istemeye geldiklerinde başkasını sevdiğini itiraf eder.

    Nasıl bir Büşra Duruyor Karşımızda?

    Başörtülüler olarak tanımlayacağımız homojen bir cemaat bulunmadığından Buşra sadece bir tiplemeyi temsil ediyor. Başörtü muhaliflerini kategorize ederken aynı zorluk görünmediği için midir bilinmez, filmimiz toplumun bu küçük kesiminin, ortak dilini bire bir aksettirmekte başarılı.

    Buşra'nın en büyük şansızlığı, kızları için en iyisini bildiklerini zanneden, damat adayını sorgulamaktan aciz ailesi. Buşra'nın babası, sakin görünmesine karşın korku salan, korkulduğu için evde neler olup bittiğini öğrenemeyen tipik türk aile babası. Film burada isabetli bir vuruş yapıyor. Böyle babalarımız yok diyemeyiz.

    Geleneksel aile düzenimizde anneler eşlerinden saklamak zorunda kalmasalardı, mahvolmuş nice genç hayat, savrulmalarının, başında yakalanabilirdi. Büşra kötü bir şey yapmıyor, hayatla yeni tanışıyor; belki de bir şeyleri özümsemeden başını örtmüş. Arayış içinde olmadığı da söylenemez. Aslında Büşra' nın başını kapatmaktan başka bir özelliğini göremiyoruz. Ağzından zorla çıkan, muhafazakar diliyle edilmiş birkaç cümle, duygu ve inanç dünyası hakkında seyirciye doyurucu ip ucu veremiyor. Filme en büyük eleştirim bu noktada.

    Büşra karakteri özgünlük içermiyor. Yaman'ın kız arkadaşı Alara'nın felesefesi çok daha kuvvetli aksettirilmiş. Başı açık, kapalı, her genç kızın, hobileri, hülyaları, hataları vardır. Buşra gitarını tıngırdatırken bile donuk.

    Ağır Abi Ferit

    Ferit psikolojik sorunları olan bir damat adayı; itici. Sağcı, dindar, zavallı, ağzından küfür düşmeyen aynayla konuşan, korku filminin başrolünü oynamaya aday Ferit karakteri, film yapımcılarının objektif olma ölçülerini ele veriyor.

    Büşra'nın kaderi Ferit'e bağlanacaksa, aklı selim sahibi herkes Yaman'ı tercih eder. Ferit pek acayip bir tip; içki içmiyor ama ne uğruna belli değil. Ferit'in içindeki canavar hortladıkça, Yaman'ın içindeki kahraman uyanıyor. Ferit az kalsın Recep İvedik olacakmış, karikatür misali sırıtıyor, masalımızın canavarı. Küfürbaz ve dindar bu tiplemeye rakı yakışacakken, sağ cenahı sembolize ettiği için, içki içemiyor. (Şimdi hatırladım Polat içki içmez, küfür etmeyen bir kahraman tiplemesiydi.) Yaman entelektüel, cumhuriyetçi görünüyor; yüreği, kahramanlığı kasaba delikanlısını aratmıyor. Öyle derin felsefeleri olan elitistler, gerçek hayatta anadolu delikanlısı gibi safça, her fırsatta kendini öne atar mı? Çok nadir.

    Tersine Hidayet filmi mi?

    Nereden baktığınıza bağlı belki de. Ben,' tersine hidayet filmi' olarak okuyamıyorum. Büşra zaten hidayete nasıl ne zaman ermiş? Neler çekmiş de hidayetin sembolü olsun sonra da yolundan dönsün. Filmin sonunda Büşra'nın insanlık gereği yaptığı bir haraket var. Filmin son sahnesi, maksatlı koyulmuşsa da ben olayı çözememiş, verilmek istenen mesajı kavrayamamış olabilirim. O anda Ferit bile olsa, Buşra'nın davranışını desteklerdi; aksi, insanlığa yakışmaz.

    Büşra'yla Yaman karşıt yakaların uç sembolleri olmadıklarından aynı ortamda karşılaşabildiler; yasak, gizli sevda oluşturabilecek bir durumları da yok gençlerin. Büşra'yla Yaman'ın zıtlıkları, elle tutulur farklılıkları daha kesin çizgilerle, filme yatırılsaydı, açmazları büyürdü, çözülmesi gereken düğüm, filmi de büyütürdü. Karakterlerin derinlerini çok izleyemedik. Yüzeysel tipler. Sözde ayrı dünyalara sahipler, çok tartışmadılar, çok konuşmadılar, beğenileri olsa da sıradan beğeniler büyük aşklara yelken açacak rüzgarlar estirmez.

    Her Şey Örtüyle Bitmiyor

    Eskisi gibi sokakta Büşra' lar azınlıkta değiller; topluma karışmış durumdalar. Büşra gibiler için sosyalleşme sürecinde önemli bir çıkmaz yok. Filmde, "başörtülü Büşra'yı dışlayan mâlum kesim, her daim bu kadar acımasız mıdır?" sorusuna her zaman aynı cevabı veremiyorum . Bazen daha sert tepkiler oluyor bazen tamamen suskun kalınıyor. Siyaset harareti tepkiselliğin boyutlarını belirliyor. Esas olarak iş hayatında, üniversite kapısında sorun yaşar Buşralar ve o kapılarda alınan darbeler acıtıcıdır. Filmimizdeki sorun, gönül hayatında yaşanan başörtü problemi.

    Bir de başı açık olup, inançları gereği, ahlaki titizlikte Büşra'yı geçenler de var. Her şey örtüyle bitmiyor. Büşra'nın tüm dindarlığı örtüsü; o kadar; sınırları nereye kadar genişleyebilir bu bilinmiyor. İşte tam bu noktada, inancı gereği tamamen kendi seçimi ve arzusuyla örtünmek isteyenlerle çok ayrı bir yere düşüyor.

    Kadıköy'de bir kafenin önünde başını örtüp mini etek giyen genç kızı görünce, filme yapılan "hiç kapalı genç kız gece dışarı çıkar mı" eleştirilerinin çürüdüğünü gözlerimle gördüm. "Provokasyon mu?" diye düşünmemek elde değil.

    Kantite artınca kalite azalıyor mu ne!

    (Haber 7)
     

Bu Sayfayı Paylaş