Her şey rüya gibi

'Magazin Haberleri' forumunda Dine tarafından 28 Aralık 2009 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Her şey rüya gibi konusu Oğlu Kuzey’i iki ay önce kucağına alan Çağla Şıkel, doğumdan sonra ilk kez Elele için objektif karşısına geçti. Doğumdan hemen sonra bile çok fit ve güzel görünen manken, “şu anda, şu pozisyonda, yani kucağımda Kuzey varken, geçmişte yaşadığım hiçbir şey için ‘keşke olmasaydı’ diyemem. Tüm yaşadıklarım beni bugüne getirdi” dedi.
    [​IMG]


    * Kuzey’den önce ve Kuzey’den sonra hayat ne şekilde farklılık gösterdi?

    - İnsan tabii “Ben daha önce ne yapıyormuşum?” diye düşünüyor. Her şey o, şu anda. Sevgili Sezen Aksu’nun Kuzey doğduğunda yolladığı çiçekte bir not vardı: “Emre, Çağla; artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” yazıyordu. ılk günlerimdi ve çok zorlanıyorduk, bebeğin başından ayrılamıyordum. Bakıyorum da, gerçekten hiçbir şey eskisi gibi değil! Annelik bana daha önce bir şey ifade etmiyordu. Annem hep “Anne olunca anlarsın” derdi. Örneğin, benim şimdiden aklım almıyor benden başka bir kızı beğenecek olduğunu...

    * Daha 45 günlük... şimdiden mi kıskançlık krizleri başladı yoksa?

    - İleride yanında bir kızla gelip “Ben bu kızı seviyorum” derse, ne yaparım bilmiyorum. Emre, “Saçmalama, olur mu öyle şey” diyor. “Kızın gelse ve sana böyle” dese dedim, “Arka bahçeye gömerdim oğlanı” dedi direkt. Evet, feci şekilde bir kıskançlık geldi üzerime. şimdi bile kıskanıyorum, ilerisini düşünemiyorum. Çok çirkin bir kaynana olurum ben.

    * Normal doğum yaptın. Çok sancı çektin mi peki?

    - Ben çok istiyordum bu deneyimi yaşamayı. Acı çekmekten değil, doğum koçum gelemezse, yanımda olamazsa, beni sakinleştiremezse diye korktum. Sabah 09.00 gibi suni sancıyla başladı doğumum, çünkü rahim açılmaya başlamıştı. Akşam 05.30 gibi doğumhaneye alındım. Bu süreçte ben avaz avaz bağıracağım yerde, kahkahalar atıyordum.

    * Babalar doğuma girsin mi girmesin mi diye halen tartışılıyor... Emre Altuğ nasıl bir karar verdi?

    - Ben hamileliğimin başından beri “ıstemiyorsan girme, ne yaşayacağımızı bilmiyorum, dolayısıyla bunun için sana baskı yapamam” dedim. Emre de “Bilmiyorum, girmem herhalde” diyordu. Ama doğum başlayınca, yeşil önlüğü ile başımda buldum Emre’yi. O anı beraber yaşamak tabii ki mükemmeldi.

    ÇOCUK SAHİBİ OLMAYA HAZIRDIK

    * Nasıl bir baba Emre Altuğ?


    - Ben onu çok daraltmamaya çalışıyorum. Artık takatimin kalmadığı, sinirlerimin yıpranmaya başladığı an, anlıyor ki Çağla’nın ona ihtiyacı var... O zaman hemen uyutuyor, gerekirse banyosunu yaptırıyor.

    * İlişkiniz nasıl etkilendi çocuktan? Ya da şöyle sorayım, aile olmak nasıl bir enerji getirdi ilişkinize?

    - Biz şu anda o “aile” olmayı sadece anlarda hissedebiliyoruz. Yoksa “Gazı mı var, acaba nesi var?” derdindeyiz. Biz, Emre ile evlendikten çok kısa bir süre sonra çocuk sahibi olmaya karar verdik. Bir şeyleri henüz yitirmeden çocuğumuz olsun istedik, böylece Kuzey ile yoluna girmeye başladığında bir şeyler, yine aşkımıza aynen devam edeceğiz zaten.

    * Evlendikten kısa süre sonra dedin ya, “Yaşım artık geldi 30’a, geç kaldım” durumu var mıydı?

    - Biz Emre ile çok istiyorduk bu duyguyu yaşamayı, asıl sebep bu. Hazırdık buna.

    * İlk zamanlar, Emre Altuğ’a “İşte evlenilecek ve çocuğumun babası olacak adam” gözüyle bakmış mıydın?

    - Emre ile ben hem çok eğleniyordum hem de onun aile kurabilecek sorumlukta olduğunu biliyordum.

    * Hâlâ çok güzel ve fit görünüyorsun. Ebru Şallı gibi senin de hamileyken 6-7 kilo almış olman üzerine çok şey yazıldı...

    - Ben hamileliğimin ilk üç ayı boyunca et, tavuk, balık hiçbir şekilde yiyemedim. Sadece içinde sebzelerin olduğu Kars usulü yoğurt çorbası içtim, karpuz ve beyaz peynirle beslendim. Oysa ete bayılırım ama midemi bulandırıyordu. ılk üç ay 2 kilo verdim, 64 kiloydum, 62 oldum. Sonra beslenme düzenim normale döndü, hamileliğimin son dönemlerinde ise tatlıya çok yüklendim. Gece yarıları çikolatalar yiyordum. Neden kilo almadın dersen, bu kadar yıldır hep düzenli beslenmiş, hep
    spor yapmış bir insanın, bu kadar kredisi de olsun, değil mi?

    * Tıpkı Heidi Klum gibi doğumun üzerinden iki ay geçmeden podyuma çıktın.

    - “Benim bir çocuğum var ve hâlâ fıstık gibiyim” demiyorum. Belki çok kilo alsaydım, sonra verseydim düşünürdüm ama bende bir değişiklik yok. Aslında şu anda kendimi öyle çok iyi de hissetmiyorum. Çünkü
    spor yapamıyorum. Yine de spor yaparken yaşadıklarımdan daha fazlasını hissettiren bir durumum var, annelik. Doktorun bana, “Bebeğinizi bu ay çok güzel beslemişsiniz, şu kadar gram almış” demesini hiçbir şeye değişmem. Benim kilo vermiş olmam değil, bebeğimin kilo alması beni gururlandırıyor.

    TAŞ BEBEK OLMAYI İSTEMEZDİM

    * Peki, şöyle bir geçmişe bakınca nasıl bir tablo görüyor? Türkiye Güzeli olmandan bu yana geçen 13 yılda neler öğrendin?


    - Hep çok güzel bir hayatım olduğunu ve çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Evliyim, müthiş bir aile kurdum, çok sevdiğim işim, hatta işlerim var. Her şey rüya gibi...

    * “Şu olay olmasaydı, ben asla bugünkü Çağla olamazdım” dediğin, hayatını çok etkileyen bir durum yaşadın mı?

    - Uğurkan Erez ile tanışmam, bu yolda ilerlemem konusunda elbette çok büyük etken oldu, onun sayesinde yarışmaya girdim.

    * Uzun boylu, uzun saçlı, esmer güzeli bu genç kıza “Sen manken olmalısın” diyen birileri mutlaka olmuştur!

    - Öyle güzel bir kız değildim ki. Uğurkan Erez, “Sende farklı bir şey var” dedi ve ben kendimi güzel bulmayarak o yarışmaya nasıl girdim, hâlâ bilmiyorum. Tek bir silahım vardı, çok iyi dans ediyordum.


    EMRE GÖRÜNDÜĞÜNDEN DAHA İYİ DURUMDA
    * Emre Altuğ için, hayatımdaki “o” demişsin. Ne anlama geliyor bu?

    - Emre benim hayatımda olmadan önce, benim de hayatımda bir “o” olacak derdim! Bazen dersiniz ya, “Kim olacak, Allah’ım en azından bir göstersen ya da bana onu belli etsen” diye... Benim için o insan, Emre..

    * Bu arada siz kilo verdikçe, Emre Altuğ kilo mu alıyor?

    - Aslında, Emre evlendiğimizden beri çok daha sağlıklı besleniyor. Ekranda göründüğünden daha iyi vaziyette. Hiç
    spor yapmamasına, gece yarıları çikolata ve fıstık ezmelerini götürmesine rağmen, bence gayet sağlıklı ve formda.

    SOLARYUMA GİRMİYORUM
    *Şu hep tartışılan solaryum konusuna da değinmek istiyorum. Hep solaryumlu mu geziyorsun gerçekten?

    - Babam çok esmerdi benim, ben de beyaz değilim. Ama kendimi kötü hissettiğimde, Dubai ya da Arjantin gibi sıcak ülkelere gidip, kışın ortasında bile yanık tenle dolaşmayı seviyorum. O kadar solaryuma girseydim, cildim pörsümüş, elimde kalmıştı şu anda! Ama şu sıralar hiç kendime vakit ayıramıyorum, ne makyaj yapabiliyorum, ne saçıma başıma bakabiliyorum... Kuzey beni çok emdi. Sadece bu çekimden önce kendimi iyi hissetmek için solaryuma girip geldim.



    Hürriyet
     

Bu Sayfayı Paylaş