Hayat Sürprizlerle Dolu

'Makaleler-Denemeler' forumunda _KaRiZmA_ tarafından 18 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu

  1. _KaRiZmA_

    _KaRiZmA_ Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Hayat Sürprizlerle Dolu konusu Hayat Süprizlerle Dolu



    Bugün hoş bir bahar yağmuru gezindi sokaklarda.

    Çıkıp damlaları yakalamayı, sonrasında açan güneşin ışıklarına dokunmayı denedim.

    Karşıma kır menekşesi çıktı; mor rengini gözlerime, kokusunu içime doldurdum.

    Dedemin bahçesini kaplayan kır menekşesini hatırlayıp çocukluğuma uçuverdim.

    “Çocuk kalabilseydi insan keşke, hep çocuk...”

    Bir garip duygu dolandı içimde, dedim “hayat sürprizlerle dolu”.


    * * *

    Kaybettim babaannemi anlayamadan sevgisini ve kaybettim dedemi anlayamadan o bitmeyen öfkesini. Dağ eteğinde damı asmalı iki katlı beton evde yazları zor geçerdi günler. Hiç bitmeyecekmiş gibi nar ağacı altında sohbetler. Rüzgarlı gecelerin uğultusu dolardı kulaklarımıza, karşı yamacın kına geceleri odamıza kadar gelir, türlü hayallere atardı bizi. Orada olmak nasıldır bilmezdik de, dinlerdik bir. Babaannem yatağında, bastonu hemen yanında, güneş batar batmaz uykuya dalardı. Yüzündeki çizgilere her baktığımda onun hep o yaşta yaşadığını sanırdım. O hep yaşlı, ben hep çocuk kalacaktım sanki. Olmadı... Hayat sürprizlerle doluydu.



    * * *



    Birgün değişti her şey. Dutları, incirleri toplamak sabah namazı ertesinde mazide kalıverdi. Sulamak maydanozları, tanelerini yemek üzümlerin, çam kokusunda uyanmak geride kalıverdi. Zeytinliğe büyük bir bina yaptılar. Su deposunun etrafını çevirdiler. Yola beton döktüler. Artık askerler de “yaylalar” diyerek geçmez oldular. Her şey değişti. Radyodan dinlediğimiz türküler kulaklarımızda, Harbiye anıları defterimizde bir de baktık ki şehir kayboldu. Terkettik... Yıllar sonra birgün geri geldiğimizde büyüdüğümüzü haykırdı her şey. Dağ eteğinde damı asmalı iki katlı ev bizi tanımadı. Bahçesinde oturduk, toprağını okşadık, beyaz badana duvarlarına baktık... Terkettiğimiz bizi de çoktan terketmişti anladık. İçimiz acıdı. Değişen her şeyin içinde biz de vardık. Hayat sürprizlerle doluydu.



    * * *



    Yokuş yukarı çıkarken sıcak üzerimizde, elimizde çantalar, bir su uzatan olsa içerdik belki de, hep derdik “neden bu ev bu şehrin en tepesinde?” Kızardı annem. Kızardık anneme. Annelere kızılmaması gerektiğini anne olduğumuzda farkettik. Birgün anne olacağımız aklımıza hiç gelmezdi. Deselerdi de inanmazdık. Gülerdik bir de. Kızarırdı belki yanaklarımız niye? Annemi çok severdik çok severdik de, annem bizi sevmeye fırsat bulamazdı bizce. Öpmek bile zaman isterdi, sarılmak da zaman isterdi... her şey haddinden fazla zaman kaplardı şu zaman içinde. Kardeş kardeş oynarken bir gözümüz annemizi izler, bir kulağımız hep annemizin sesini dinlerdi. Birgün geldi anne olduk hayret. Hayat sürprizlerle doluydu.



    * * *



    Sonra birden başka şehirlere sarılmaya gittik. Evlerimiz oldu, kimi üçüncü katta, kimi beşinci katta, kimi bahçe içinde bir yerde. Çocuk olmayı hiç istemediğimiz günler siliniverdi, yerini başka telaşlar aldı, yan komşunun kızı evlendi, yeni kanallar açıldı, ölenler oldu, yeni insanlar girdi hayatımıza, yeni kelimeler öğrendik ve eski olana tepki doğdu içimizde. Giyinmekten hoşlanır olduk, edebiyat sevgisi yeşerdi, kitaplar devirdik, okul yılları yavaş yavaş bitmeye başladı. Büyüdük. Büyüyünce büyümenin hiç de güzel olmadığını ya da büyümenin büyük sorumluluklar getirdiğini gördük. Bir telaş başladı, pencerelerden haykırmak istedik, zamana küstük, geceleri yolda yürürken “ölmek” takıldı aklımıza. Buhranlar, hafakanlar, peşimize düşenler, içimizden söküp atamadıklarımız... yük ağırlaşınca unuttuğumuz çocukluğumuz uyanmaya başladı. Dedik “hep çocuk kalsaydık, hep o dağ eteğinde damı asmalı iki katlı beton evde otursaydık, hep yokuş tırmansaydık güneş üzerimizde.” Hayat sürprizlerle doluydu.



    * * *



    Neyi istediğimizi bilmeden sürekli istediğimiz bir gerçekti. İstemek, ama ne istedğini bilmek de bir ilim işiydi. İstenilenin beraberinde eşantiyon olarak ne getireceğini bilmek mümkün değildi. Ne istediğimizi hiç bilmedik aslında. Salt istedik. Hayat sürprizlerle doluydu. Her “olmaz” dediğimiz birgün çıkıp da karşımıza dikildi en “olur” haliyle. “Yıkıl karşımızdan” deme hakkımız yoktu. “Çekil yolumuzdan” deme şansımız hiç yoktu. Hayatın en büyük sürprizi ise bizi bir bilmediğimiz yerde beklemede. Birgün gelip de “gidiyoruz” diyecek, tutacak elimizden. Adımız gibi eminiz. Ama sanki hiç olmayacakmış gibi rahat kurulmuşuz dünyaya. Oysa hayat hep sürprizlerle dolu değil miydi?
     
  2. gül_üm

    gül_üm Üye

    Ellerine Sağlık Paylaşım için Saol
     

Bu Sayfayı Paylaş