Hayat Kırıklığı-Cem Mumcu

'Kitap, Resim ve Dergi' forumunda Mavi_Sema tarafından 27 Ekim 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Hayat Kırıklığı-Cem Mumcu konusu
    [​IMG]

    Cem Mumcu etrafında ve dünyada olup bitenlerin kendi içinden nasıl geçip gittiğini, ne izler bıraktığını gözlüyor. Yaşama dair, dünyaya dair, o ana, düne, yarına ve olan biten bir sürü şeye dair hissettiklerine, düşündüklerine bakıyor… Sonra çırılçıplak soyunup içini açıyor bize… Ve kendisi görürken bizlere de gösteriyor.

    Cem Mumcu’nun on yılı aşkın süredir yazdığı yazılar bu kitapta bir araya getirildi.

    Futboldan teröre, aşktan ilişkilere, sinemadan cinselliğe, İnternet’ten mizaha dek çok çeşitli ve güncel konuların yazarın içinden geçişine tanık oluyoruz…. Ve Cem Mumcu’nun içini görüyoruz, en içini, ta kendisini.

    Bakın neler geçiyor bir yazarın içinden…

    Böyle işte… Ölmez sağ kalırsam kafayı toplayınca (bu hafta hindiba çorbası, kabak graten yiyicem bülumum vitamini bünyeye alıcam, sabahın kör saatinde kalkıp eşofmanize olup deli gibi koşucam, yüzüme lahana masajı yapıcam, önerildiği biçimde istesem de istemesem de haftada üç kez seks yapıcam, bol bol kendine yardım kitabı okuycam ve müren balığının solungaçlarını haşlayıp uygun yerime tarif edildiği biçimde sürücem) daha ciddi şeyler yazacağım bu konuda. Ama duyduklarınız hiç hoşunuza gitmeyecek.


    Kitabın içinden

    Yazmakla bitmiyor. Yazdıklarım kitap olduğu andan itibaren iç dolaşımımdan çıkıp dışarı açılıyor. Adeta içimdeki kanama dışarıya uç veriyor. O kanı elleyen, o kanla kirlenen, şaşıran, rahatsız olan, seven ve daha bilemediğim her türlü ilişkiye giren okurun artık metne her istediğini yapma hakkı var. Yapsın, bana ne!… Hayır, bunu diyemiyorum. Çünkü metin öteki ucundan bana bağlı kalmaya devam ediyor okur için. Yeter ki beni bulmayagörsün, elindeki diğer ucu bir biçimde sallıyor. Başka türlü bir dolaşım başlıyor yani. Sanki olumsuz bir şeymiş gibi anlatıyorum değil mi? Hayır, tam anlamıyla değil ama bazen öyle. Okurla karşılaşmaktan söz etmek istiyorum aslında. Ve bunu yaparken – yani bunu yazarken – bile, onunla karşılaşmanın hesabını yapmamam gerekiyor. Hatta onunla ne türlü bir karşılaşma yaşayacağımı hayal bile etmemem lazım ki, kanım dışarıya akmadan önce onunkiyle karışmasın. En iyi yol bunu önemsememektir. Evet, aynen bunu söylüyorum: Okura olumlu ya da olumsuz hiçbir şey hissetmemeli ve ona herhangi bir değer vermemeli, hatta onu yok saymalıyım. Öyküm kalemimden dökülürken ona iyi görünmeyi, onun beni sevmesini, onu kızdırmayı, şaşırtmayı hiç mi hiç düşünmemeliyim. Ona daha temiz görünsün diye sözcüklerimi akşamdan suya yatıracak değilim. Varsın pis olsun veya onun istemeyeceği kadar temiz. Ayrıca ona karşı herhangi bir sorumluluğum olduğunu da düşünmüyorum. Sorumsuz bir yazarım ben. Ne yalan söyleyeyim yazarken çok eğleniyorum, sevişir gibi yazıyorum, üstelik partnerimi bile düşünmeyecek kadar bencil bir biçimde yapıyorum bunu. Avazım çıktığınca bağırıyorum. “Konu komşu ne der?” diye düşünemem. Çünkü o zaman zevk almıyorum. Benim sevmediğimi okur sevse bana ne! Yazarken sadece kendimle karşılaşmak istiyorum. Tam da böyle oluyor. Yani demek istediğim aslında benim ilk okurum kendimden başkası değil. Ki onunla karşılaşmak bile yeterince can yakıcı. (sayfa 63)

    Kitabın Künyesi

    Yazarı: Cem Mumcu
    Yayınevi: Okuyan Us
    Sayfa Sayısı: 299
    Kitabın adı: Hayat Kırıklığı
    ISBN: 975-6287 -5-19
    Basım Tarihi: Ocak 2006​
     

Bu Sayfayı Paylaş