Hatay'ın tarihçesi

'Akdeniz Bölgesi' forumunda _Mr.PaNiK_ tarafından 19 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu

  1. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Hatay'ın tarihçesi konusu
    Hatay Tarihi Tarihçesi


    Hatay Anadolu'nun en eski yerleşim merkezlerinden biridir. Yöredeki tarihi yaşam bulguları M.Ö. 100.000'lere kadar uzanır. Elde edilen buluntular; bölgenin orta paleolitik neolotik kalkolit dönemlerde ve tunç çağında yaygın bir yerleşim yeri olarak kullanıldığını göstermektedir. Amik Ovasında; Çatalhöyük Tel Tainat Tel Cüdeyde ve Tel Atçana'da ilk tunç çağı yerleşmeleri tespit edilmiş ve mimari kalıntılara rastlanmıştır. Kalıntılar; bu yerleşmelerde beylikler biçiminde yaşandığının ip uçlarını vermektedir.

    İlk tunç çağından itibaren Amik Ovası'ndaki bu beylikler; sırasıyla Akadların Yamhad Krallığının Hititlerin ve Mısırlıların egemenliğine girmiş Hitit imparatoru I. Şuppiluliuma döneminde tekrar Hitit egemenliğine girerek bu durum M.Ö. 13. yüzyıla kadar devam etmiştir.

    Hitit İmparatorluğunun M.Ö. 1200 yıllarında parçalanmasından sonra Sami-Aramiler tarafından Hattena adıyla bir Geç Hitit Krallığı kurulmuştur. Hattena Krallığı M.Ö. 9. yy'da Asurluların daha sonra da Urartuların egemenliğinde kalmıştır.

    Türkmen/Oğuzların ataları Sakalar M.Ö. 7. yüzyılın ortalarında hükümdarları Oğuz Han önderliğinde Batık Şehir adını verdikleri Antakya'yı zaptedmiş ve burada 18 yıl kaldıktan sonra M.Ö. 626'da Antakya'dan ayrılmıştır.

    M.Ö. 6. yüzyılın ortalarından itibaren Hatay yöresi Pers İmparatorluğuna bağlı Kilikya Satraplığı'nın içinde yer almış ve Pers İmparatorluğu'na vergi ödemiştir.

    M.Ö. 333 yılında Büyük İskender ile Pers İmparatoru III. Dareios'un orduları İssos kenti civarında savaştılar ve Büyük İskender Pers ordusunu ağır bir yenilgiye uğrattı. Myriandros'un (bugünkü İskenderun) adını değiştirerek Aleksadria adını vermiş ve bölge kısa bir süre Makedon hakimiyetine girmiştir.

    Büyük İskender'in M.Ö. 323 yılında ölümünden sonra komutanlarından Seleucus I. Nicator iktidar mücadelesini kazanarak Seleukoslar dönemini başlatmış ve M.Ö. 300 yılında Seleucia Pieria ardından Antiacheia (Antakya) kentleri kurulmuştur.

    M.Ö. 64 yılında Antakya serbest şehir statüsü ile Roma İmparatorluğuna katıldı ve imparatorluğun Suriye Eyaletinin başkenti oldu.

    M.S. 1. yüzyılın ilk yarısında ortaya çıkan Hıristiyanlık Kudüs dışında ilk defa Antakya'da yayıldı. Hz. İsa'ya inananlara ilk defa Antakya'da “Hıristiyan”adı verildi. M.S. II. yüzyılda Antakya; Roma ve İskenderiye'den sonra 200.000-300.000 nüfusu ile imparatorluğun üçüncü büyük metroPolisi durumunda idi. Şehrin başlıca gelir ve zenginlik kaynağı ticaret ve ihracat idi. Şehir; saraylara köşklere heykellere Su yollarına hipodroma hamamlara ve hatta kanalizasyon sistemine sahipti.

    395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye bölündü. Doğu Roma (Bizans) sınırları içinde kalan Antakya 638'de İslam orduları kumandanı Ebu Ubeyde İbn'ül Cerrah tarafından fethedildi. Emeviler döneminde (661-750) Antakya Halep'e bağlandı. Ardından Hatay bölgesi Abbasiler Tolunoğulları ve İkşitlerin eline geçti.

    944 yılında Kuzey Suriye'de Antakya'yı da içine alan Hamdanoğulları Devleti kuruldu. 967-969 yıllarında Hamdanilerle Bizanslılar arasında şiddetli çatışmalar oldu. Sonunda Antakya Bizans kuşatmasına 969 yılına kadar dayanabildi. Antakya Bizans İmparatoru Nikephorus Phokas'ın kumandanlarından Mikhail Burtzes tarafından zaptedildi.

    9. ve 10. yüzyıllarda Antakya ve civarına çok sayıda Türk nüfusu gelerek yerleşmeye başladı. Bunda doğudaki Selçuklu varlığının büyük etkisi vardı. Sultan Melikşah döneminde (1072-1092) Kutalmışoğlu Süleyman Bey 1074 yılında önce Halep'i daha sonra Antakya'yı kuşattı. Vali İsaakios Komnenos 20.000 Altın karşılığında barış yaparak kuşatmayı kaldırttı. 1084 yılında Antakya Askeri Valisi Philaretes Urfa'ya gidince kötü yönetim ve baskıdan bıkan halk bunu fırsat bilip İznik'te bulunan Süleyman Bey'i kente davet etti. Bunun üzerine Kuzey Suriye'ye bir sefer düzenleyen Kutalmışoğlu Süleyman Bey 12 Aralık 1084'te Antakya'ya girdi. Süleyman Bey Filistin Selçuklu hükümdarı Sultan Melikşah'ın kardeşi Dımışk Meliki Sultan Tutuş arasında Halep yakınında yapılan savaşı kaybetti ve öldü. Antakya Selçuklu Meliki Sultan Tutuş'un hakimiyetine girdi. Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah Kuzey Suriye'de çıkan hakimiyet kavgasını çözmek için 1086 yılında önce Halep oradan Antakya'ya geldi. Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah Tutuş'u sadece Dımışk (Şam) Meliki olarak bırakıp Antakya'ya Yağısıyan' ı Vali tayin ederek Antakya'yı doğrudan doğruya imparatorluğa bağladı.

    1097 yılında Anadolu'dan Çukurova'ya gelerek İskenderun'u alan Haçlı orduları 21 Ekim 1097'de Antakya'yı kuşattı. Uzun süren bir kuşatma sonunda 1098'de Antakya Haçlılar tarafından zaptedildi. 1. ve 2. Haçlı seferleri sırasında Suriye Bizanslıların elinden çıktı bölgeyi mahalli Müslüman Beyliklerle Latinler paylaştı. Antakya'da Kudüs'e bağlı olan Dükalık (Antakya Prensliği veya Antakya Kontluğu) kuruldu.

    1268 yılında yöreye gelen Baybars komutasındaki Memluk ordusu Antakya'yı kuşattı ve 18 Mayıs 1268 Günü yapılan hücumla şehre girildi. Memlukluların 1268'de gelişleri ile 171 yıl süren Antakya Haçlı Prensliği sona erdi. Baybars'ın hükümdarlığı zamanında bölgede Türkmenlerin göç ve yerleşimleri yoğun olarak gerçekleşti.

    14. ve 15. yüzyıllarda Halep Antep ve Antakya bölgesine göç eden Türkmen boylarının başında Avşarlar ve Bayatlar geliyordu. Kuzey Suriye Avşarlarından olan Gündüzoğulları Amik Ovasında Köpekoğulları Antep'te ve Özeroğulları Dörtyol çevresinde yaşamaktaydı.

    Osmanlı toprakları genişleyip Memluk sınırlarına ulaşınca iki devlet arasında savaşlarda başladı. Ard arda yapılan savaşlar sonunda Memluk ordusu Osmanlı ordusunu Çukurova'dan çekmek zorunda bıraktı ve 1490 yılında barış antlaşması yapıldı.

    Antakya ve çevresi 1516 yılında Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferi sırasında Osmanlı hakimiyetine girdi. Osmanlı yönetiminde Antakya Halep eyaletine bağlı bir sancak ve bu sancağın merkezi idi. Sancak beyi tarafından yönetiliyor idi. zaman içinde yapılan düzenleme ile Antakya kaza statüsüne getirilerek Şam Beylerbeyliğine bağlı olarak yönetildi.

    Kanuni Sultan Süleyman Tebriz seferi dönüşü Aralık 1535'te Antakya-İskenderun üzerinden Adana'ya geçmiş daha sonraki yıllarda 1548-1549 kışını geçirdiği Halep'te iken yaptığı gezilerin birinde Antakya'ya tekrar uğramıştır. Kanuni Sultan Süleyman' ın buyruğuyla Belen'de cami han hamam ve imaret yapıldı. Belen' e 250 nefer derbentçi yerleştirdi. Daha sonraki yıllarda bölgeye 65 hane daha yerleştirilerek köy haline getirildi. Payas'ta eski kale yeniden yapıldı. Yine Payas'ta Sokullu Mehmet Paşa tarafından 1568 yılında yapımına başlanan cami han hamam imaret 1574 yılında tamamlandı. Ayrıca yapılan iskele ve tersaneyi korumak için 1577 yılında limanın üst tarafına bir kale (Cin Kulesi) inşa edildi. Derbençi olarak buraya 541 Aile yerleştirildi.

    1832'de Mısır Valisi Mehmet Ali Paşanın oğlu İbrahim Paşa Suriye' yi fethederek Osmanlı ordusu ile 28 Temmuz 1832 günü Belen Boğazında (Belen Geçidi) yaptığı savaşı kazanarak Adana'ya doğru ilerledi. 1839'da Osmanlılar bölgeyi Halep'e kadar geri aldılar. Tanzimat'ın ilanıyla Antakya ve çevresinde idari yapılanmada yeni düzenlemeler gerçekleştirildi. Antakya Sancağında Kaymakamlık ihdas edilerek çevresiyle birlikte (Şeyhülhadid Kuseyr Karamurt Süveydiye Altunözü Cebel-i Akra-namı diğer Ordu) Halep eyaletine Payas kazası Uzeyr ve Belen sancakları çevresiyle birlikte (Bakras nahiyesi İskenderun Nahiye-i Arsuz) Adana eyaletine bağlandı.

    I. Dünya savaşında Osmanlı devletine karşı isyan eden Araplar İngilizler ve müttefikler ile iş birliği yaparak Osmanlı devleti aleyhine çalıştılar. İttifak devletleri daha 1916 yılında Sykes-Picot ve Sazanof arasında yapılan görüşmelerde Osmanlı devleti topraklarını paylaşmışlar; Güneydoğu Anadolu ve Suriye Fransa bunun güneyinde kalan bölgeyi ve Irak'ı İngilizler alacaktı.

    30 Ekim 1918'de Osmanlı devleti ile ittifak devletleri arasında Mondros anlaşması imzalandı. Antlaşma imzalandığında Türk birlikleri Antakya Belen Dircemal Telrifat hattını korumuş Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Türk birlikleri 25/26 Ekim 1918 gecesi Halep'i sokak çatışması yaparak terk edip kuzeye doğru çekilmişlerdir. 27 Ekim 1918 günü Antakya'da Faysal taraftarları hükümet konağındaki Türk bayrağını indirip Arap bayrağı diye bir bayrak asarak Arap hükümeti ilan etmişler fakat Belen'de bulunan 41. Fırkanın müdahalesi ile 3 Kasım 1918'de dağıtılmışlardır. Osmanlı Hükümetinin emri ile 41. Fırka 8 Kasım 1918'den itibaren Anadolu'ya çekilmeye başladı. Son birlik Belen'den 9 Kasım günü ayrıldı. Yörede Türk askerinin çekilmesi üzerine 9 Kasım günü bir İngiliz müfrezesi İskenderun'a çıktı ve oradan Dörtyol'a geçti. Ardından 12 Kasım 1918'de Fransızlar İskenderun'a asker çıkardılar 15 Kasım 1918 günü de Belen'i işgal ettiler.

    27 Kasım 1918 tarihinde merkezi Beyrut'ta bulunan Fransız Yüksek Komiserliği bir kararname yayınlayarak merkezi İskenderun olmak üzere Antakya İskenderun ve Harim'i içine alan “İskenderun Sancağı” kuruldu. Sancak idaresi bir Vali tarafından yerine getirilecekti.

    7 Aralık 1918 günü Antakya 11 Aralık 1918 günü de 400 Ermeni'den oluşan bir Fransız taburu Dörtyol'u işgal etti.

    19 Aralık 1918 günü Dörtyol'a bağlı Karakese Köyünde Fransızlara karşı direnişte bulunulmuş ve müfreze köye giremeyerek 15 ölü bırakarak geri çekilmiştir. 19 Aralık 1918 tarihinde meydana gelen çatışma milli mücadele tarihimizdeki ilk kurşun'dur. Bu tarihten itibaren Kuvay-i Milliye'ye katılan çeteler ile bölgedeki işgal birlikleri arasında mücadele ve çatışmalar başladı.

    20 Ekim 1921 günü Türkiye ile Fransa arasında Ankara Antlaşması imzalandı ve buna göre Payas sınır olacak şekilde İskenderun sancağı sınırlarımız dışında kalıyordu. Fakat antlaşmaya göre; İskenderun mıntıkasında Türk ırkından olanların kültürlerini geliştirmek için her türlü kolaylık sağlanacak Türk dili resmi dil niteliğine sahip olacaktı.

    Ankara Antlaşmasından sonra Türkiye ile Fransa arasındaki savaş hali sona erdi. Türkiye ile Suriye arasında sınır çizildi. Dörtyol (Payas dahil) ve Hassa Türkiye sınırları içerisinde kaldı.

    Fransızlar 15 Kasım'da Hassa'yı 8 Ocak 1922 de Erzin'i 9 Ocak 1922'de Dörtyol'u boşaltarak güneye çekildiler.

    Bu yeni dönemde Antakya İskenderun ve havalisi halkı Anayurttan ayrı yaşamaya alışamamışlar her fırsatta Türkiye'ye katılma ve kurtulma talebinde bulunmuşlardır. Nitekim Gazi Mustafa Kemal Paşa 15 Mart 1923'te Adana'ya geldiğinde Antakyalılar kendisini karşıladılar. Karşılayan kalabalığın önünde iki levha dört hanım ve bunların önünde bir kız vardı. Antakyalı kız (Ayşe Fıtnat Hanım) dokunaklı bir nutuk söyleyerek Ey Ulu Gazi bizi kurtar diye talepte bulundu. M. Kemal Paşa kıza “Kırk Asırlık Türk Yurdu Düşman elinde esir kalamaz! diyerek kurtuluş vaadinde bulundu.

    Bundan sonra 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan antlaşmasında Ankara Antlaşması ile çizilmiş olan sınır aynen kabul edildi. Ocak 1925 ve Mayıs 1926'da Gazi Mustafa Kemal Paşa Dörtyol'u ziyaret etti. Nisan 1934'te resmi görüşmeler için sancağa gelen Gaziantep Valisi Akif iyidoğan için muhteşem karşılama yapıldı halk sevinçten Valinin makam arabasını havaya kaldırdı.

    9 Eylül 1936 tarihinde Fransa Suriye ile antlaşma yaparak Suriye'ye bağımsızlık verilmesini kabul etti fakat özel statüye sahip İskenderun Sancağı'nın durumu göz ardı edildi. Bu durumda Türkiye 9 Ekim 1936'da Fransa'ya nota verdi. Konu; Türkiye ve Fransa arasında alınıp verilen notalar sonucunda varılan mutabakata göre Milletler Cemiyetine taşındı. Atatürk 1 Kasım 1936'da T.B.M.M'nin açılışında sancak konusunda devletin tavrını açıkça ortaya koydu. Ertesi Gün Atatürk sancağa “Hatay” adını verdi. Aralık 1936'da şeklini belirlediği Hatay Bayrağını Hataylılara armağan etti.

    Milletler Cemiyeti 14-16 Aralık 1936 tarihinde yaptığı toplantıda sancağın oturumunu yeniden incelemek için 3 gözlemcinin Sancağa gönderilmesini kararlaştırdı. 1 Ocak 1937 günü Hatay'a gelen gözlemciler incelemelere başladılar. 12 Ocak 1937 günü gözlemcilerin kaldığı Turizm Oteli (şimdiki Özel Ata Lisesi) önünde 60.000 Türk'ün katıldığı muazzam bir miting ve yürüyüş yapıldı. Nihayet Milletler Cemiyeti Konseyi 27 Ocak 1937 toplantısında İskenderun Sancağı'na bağımsızlık verilmesini kabul etti. Sancak içişlerinde tam bağımsız dışişleri maliye ve gümrük konularında Suriye'ye bağlı olacaktı.

    29 Kasım 1937 tarihinde Milletler Cemiyetine seçilen komitece hazırlanan Sancak Statü ve Anayasası yürürlüğe girdi. Bundan sonra Milletler Cemiyeti nezaretinde sancak nüfusunun cemaatlere göre belirlenip kaydedilmesi için nüfus tespitine gidildi. Milletler Cemiyetine göre seçimler; 28 Mart ve 12 Nisan 1938‘de yapılacaktı. Seçimlerden önce seçmenler cemaatlere göre belirlenecek bunun ardından milletvekillerini seçecek ikinci aşamada seçmenler seçilecek üçüncü aşamada milletvekilleri seçilecektir.

    Halk arasında “Referandum” olarak bilinen seçim sırasında Sancak'ta tansiyon yükseldi cemaatlere göre nüfus tespitinde Milletler Cemiyetinde yapılan zorlu görüşmeler sonunda 21 Mart 1938'de kesinleşen karara istinaden Türk Tezi doğrultusunda her dileyen Hataylının dilediği cemaat listesinden yazılması kabul edildi.

    Sancakta meydana gelen karışıklıklar ve idarenin Türkler aleyhine takındığı tavır yüzünden Milletler Cemiyetince belirlenen seçim takvimi zamanında tamamlanamadı.

    Başta Atatürk'ün takındığı kararlı tavır ve Türk Hükümetinin girişimleri sonucunda Sancak Umum Valiliğine Dr. Abdurrahman MELEK Delegeliğe de Kolonen COLLET getirildi. Atatürk 19 Mayıs 1938 günü Ankara'da törenleri izledikten sonra Ankara'dan Mersin'e hareket etti ve 20 Mayıs günü Mersin'de askeri birliklerin geçitlerini hasta olduğu halde ayakta izledi.

    Seçimin güvenli bir ortamda yapılabilmesi için Türkiye ile Fransa arasında antlaşmaya varılmış ve askeri antlaşma imzalanmıştır. Bu antlaşmanın uygulama esaslarını belirlemek üzere Orgeneral Asım GÜNDÜZ Başkanlığındaki askeri heyet 12 Haziran 1938 günü Antakya'ya geldi. 13 Haziran - 3 Temmuz 1938 tarihleri arasında Fransa'nın Suriye Orduları Komutanı Orgeneral Huntzinger başkanlığındaki Fransız heyeti ile yapılan görüşmeler sonucunda antlaşma imzalandı. Varılan antlaşmaya göre Hatay'da güvenlik 6.000 kişilik bir güçle sağlanacak bunun 2.500'er kişisi Fransız ve Türk Kuvvetlerinden 1.000'er kişisi de Hatay'dan karşılanacaktır.

    Antlaşma gereği Kurmay Albay Şükrü Kanatlı Komutasındaki Türk Kuvvetleri 5 Temmuz 1938 günü Hassa ve Payas'tan iki koldan Hatay'a girdi.

    Türk askerinin Hatay'a girmesinden sonra yeni bir seçim komisyonu kuruldu ve seçim çalışmalar 22 Temmuz 1938'de başladı. Cemaatlere göre tescil işleri 1 Ağustos'ta sona erdi. İkinci seçmen kayıtları 8 Ağustos'ta bitti. 19 Ağustos'ta adayların isimleri ve sayıları belirlenecekti. Sürenin bitiminde her cemaatten aday sayısını seçilecek milletvekili sayısına denk olduğu görüldüğünden seçim yapılmadan adaylar milletvekili oldular. Böylece; 31'i Türk (9'u Alevi) 2'si Arap 5'i Ermeni 2'si Ortodoks 40 mebus seçilmiş oldu.

    2 Eylül 1938 günü Hatay Devleti kuruldu. Hatay Devleti Meclisi o gün şimdiki Gündüz Sinemasında toplandı. Meclis Başkanlığına Abdulgani türkmen Devlet Başkanlığına Tayfur Sökmen seçildi. Devletin adı Hatay olarak kabul edildi.

    Hatay Devlet Meclisi'nin 5 Eylül tarihli oturumunda Devlet Reisi Tayfur Sökmen Dr. Abdurrahman melek'i Baş Vekil olarak Hükümet Kabinesini kurması için görevlendirdi. Kurulan hükümet Meclisin 6 Eylül 1938 tarihli oturumunda güven oyu aldı. Sancak Anayasası Hatay Anayasası olarak kabul edildi. Devletin adı da Hatay Devleti olarak değişti. Bundan sonraki Hatay Meclisinin düzenleme ve çalışmalarıyla Hatay Devleti Türkiye ile münasebetlerini arttırdı. Sonuçta; Fransa ile Türkiye arasında 23 Haziran 1939'da Hatay Mıntıkasının Türkiye'ye iadesine Dair Hatay Antlaşması imzalandı.

    Hatay Millet Meclisi 29 Haziran 1939 tarihinde olağanüstü toplanarak Hatay'ın Anavatana kavuştuğunun bir kararla tespitini isteyen 39 imzalı önerge üzerine Hatay Millet Meclisinin dağıtılması teklifi oybirliği ile kabul etti.
     
  2. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye


    Coğrafya ​

    İl topraklarının yüzölçümü 5403 kilometrekare ve nüfusu 2000 sayımına göre de 1.235.245 kişidir. Günümüzde nüfusu 1.300.000'i aşmıştır. Nüfus artış hızı yaklaşık olarak %1.2 dir. İl merkezi Antakya olmakla beraber ilin en büyük kenti İskenderun'dur.
    İl topraklarının %46 sını dağlar, %33 ünü ovalar oluşturur. İl topraklarının en önemli yükseltisini kuzey-güney hattında uzanan Nur Dağları (Gavur dağları ve Amanos dağları olarak da bilinir) oluşturur. Bu sıradağların en yüksek noktası ise Mığırtepe'dir(2240 m.). Diğer önemli yükseltiler Ziyaret Dağı ve Keldağ'dır (Arapça Cebel Akra', Latince Casius) (1739 m.).
    Hatay'ın en önemli akarsuyu olan Asi Nehri Lübnan Dağları ve Anti-Lübnan Dağları arasındaki Bekaa Vadisi'nde kaynayan akarsuların birleşmesiyle oluşur, Suriye topraklarından geçerek ilin güneydoğu sınırlarından girer ve Samandağ yakınlarında delta oluşturarak Akdeniz'e dökülür.
    Amik Ovası'nın orta kısımlarında yer alan Amik Gölü 1970li yıllarda tamamen kurutulmuş ve tarıma açılmıştır. Diğer önemli göller ise Gölbaşı ve Yenişehir Gölü'dür.
    Amik Ovası ilin en önemli düzlüğüdür, bu topraklarda tarım oldukça gelişmiştir. Diğer önemli düzlükler Dörtyol Ovası, Arsuz, Payas, İskenderun ve Erzin Ovasıdır.

    Kültür

    Tarihi ve turistik mekanlar açısından da zengin olan ilde dünyanın ikinci büyük mozaik kolleksiyonunu barındıran Hatay Arkeoloji Müzesi bulunmaktadır. Dünyanın ilk mağara kiliselerinden biri olan Saint Pierre Kilisesi Hıristiyanlarca hac yeri olarak kabul edilmekte ve her yıl burada 29 Haziran günü Katolik Kilisesince ayin düzenlenmektedir.
    Hatay, Türkiye Cumhuriyeti'nin en kozmopolit illerinden birisidir. Çok uzun bir süre boyunca bir arada yaşamayı öğrenmiş etnik kökenleri, dinleri farklı birçok topluluğa ev sahipliği yapan Hatay ili UNESCO barış kenti seçilmiştir. Çokkültürlü yapısını tarih boyunca korumuş olan ilde aynı ulusa mensup birden fazla dini cemaat bulunmaktadır. En büyük nüfusa sahip Alevi Araplar ve Sünni Türklerin yanında, Alevi Türkler, az da olsa Sünni Araplar, Hristiyan Ortodoks ve Hristiyan Protestan Araplar, Maruni Araplar, museviler ,Ermeniler ve diğer küçük topluluklar Hatay'ın çokkültürlü yapısının dinamiklerini oluştururlar.
     
    Son düzenleme: 25 Ağustos 2008
  3. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    HATAY- HATAY İli HATAY İli Hakkında

    GENEL BİLGİLER
    Yüzölçümü: 5.403 km²
    Nüfus: 1.109.754 (1990)
    İl Trafik No: 31
    Antakya yöresini çekici kılan ve tarihi boyunca göçlere açık olmasını sağlayan, yaşamı kolaylaştıran iklim koşulları ve verimli topraklarının yanı sıra Anadolu'yu Çukurova yoluyla Suriye ve Filistin'e bağlayan yolların kavşak noktasında bulunmasıdır. Ayrıca Mezopotamya'dan Akdeniz'e çıkmak için kullanılabilecek en uygun limanlar yine bu bölgededir.
    Hatay, inanç turizmi merkezleri, antik kentleri ve yaylalarıyla turizm potansiyeline sahip bir ildir.
    İLÇELER:
    Hatay ilinin ilçeleri; Altınözü, Belen Dörtyol, Erzin, Hassa, İskenderun, Kırıkhan, Kumlu , Reyhanlı, Samandağ ve Yayladağı'dır.
    Belen: Amanos Dağları üzerinde Akdeniz'i Amik Ovası'na bağlayan en önemli geçitte kurulmuştur. 1550'li yıllarda Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılan kervansaray, cami ve hamam etrafında gelişmiş bir ilçedir. Soğukoluk (Güzelyayla) ve Atik yaz aylarında büyük ilgi gören yaylalardır.
    Dörtyol: İskenderun Körfezi ile Nur Dağları arasında kurulmuştur. Dörtyol narenciye üretimi, plajları ve Botaş Boru Hattı Tesisleri ile tanınır. Kuzuculu'da bir orman içi dinlenme parkı vardır.
    Erzin: Adana, Osmaniye, Dörtyol ve İskenderun Körfezi ile çevrilidir. Erzin'de narenciye üretimi ve plajları ile tanınır. İlçe yakınında bir orman içi parkı ve Başlamış Köyü'nde bir kaplıca ile madensuyu kaynağı ve bu kaynağın bulunduğu yerde sağlık turizmine yönelik tesisler bulunmaktadır.
    Kırıkhan: Amik Ovası'nda Nur Dağları ile Suriye sınırı ve Hassa ile Kumlu İlçeleri arasında yer alır. Karasu, ilçe sınırları içinden geçer. Hatay'ın tek doğal gölü olan Gölbaşı Gölü (Balık gölü), Kırıkhan sınırları içindedir.
    NASIL GİDİLİR?
    E-5 karayolu ile İstanbul ve Ankara'dan Hatay'a ulaşılmaktadır. İskenderun'da bulunan gar ve limanla demiryolu ve deniz yolu ulaşımı da vardır.
    Otogar Tel : (+90-326) 214 91 97
    Demiryolu
    İstasyon Tel : (+90-326) 614 00 44 - 614 00 45 - 614 00 46
    GEZİLECEK YERLER
    İskenderun
    Hatay iline bağlı İskenderun, kendi adıyla anılan körfezin kıyısındaki modern bir kenttir. Kıyının hemen gerisinde bir duvar gibi yükselen Nur Dağlarına sırtını vermiş, yeşil ve dört mevsim sıcak bir turizm merkezi, bunun yanı sıra da işlek bir ticaret limanıdır.
    Cami ve Kiliseler
    Önemli bir inanç turizmi merkezi olan Hatay'da, dünyanın ilk Katolik Kilisesi olan Saint Pierre Kilisesi bulunmaktadır. Hıristiyanlık tarihinde önemli bir yere sahip olan Hatay, aynı zamanda dört büyük patriklik merkezinden biridir.
    St. Simon Stylite Manastırı , Yayladağı Barleam Manastırı ve Keldağı Barleam Manastırı önemli manastırlarıdır.
    Habib Neccar Cami, Şeyh Ahmet Kuseyri Cami ve Türbesi, Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi, Payas Sokullu Külliyesi ve Ulu Cami görülmeye değerdir.
    Santa Kiliseler Grubu (Dumanlı-Merkez)
    Geçmişte önemli bir yerleşme yeri olan Santa (bugünkü adıyla Dumanlı) yerleşimi Gümüşhane'ye 45-50 km mesafede bulunmaktadır. Buradaki mahallelerden; Terzil'de St. Theodor Kilisesi, Binatlı'da İlyas Peygamber Kilisesi, İşhan'da St. Kiryaki Kilisesi ve İşhan Piştoflu'da St. Christopher Kilisesi, Çakallı'da Çakallı Kilisesi, Çinganlı'da St. Konstantinos ve St. Petros Kiliseleri önemli olanlarıdır.
    Bu kiliselerin 1860-1870'lerde yapıldığı tahmin edilmektedir. Özgün kapı, pencere çerçeveleri, kabartma haçları ve çan kuleleri ile ilgi çekici yapılardır.
    Surlar
    Antakya'nın etrafı Seleukus döneminde yüksek surlarla çevriliydi. Surlar üzerinde 360 nöbetçi kulesi ve Habib Neccar Dağı'nın en yüksek ve sarp tepesinde de halen kalıntıları olan bir iç kale bulunuyordu.
    Demirkapı: Hacıkürüş deresinden gelen şiddetli selleri kontrol edebilmek için Habib Neccar Dağı ile Haçdağı'nı birbirinden ayıran derin ve dar vadi üzerinde surların devamı niteliğinde yüksek ve sağlam bir duvar olarak yapılmıştır. Aynı zamanda şehrin giriş kapılarından biri olarak kullanılan bu duvar günümüzde hala ayaktadır.
    Köprüler
    Demirköprü: Antakya ile Reyhanlı arasında, Asi Nehri üzerindedir. Ortaçağ'da bölgenin en önemli geçitlerinden ve Antakya savunmasında büyük rol oynayan bir köprüdür. Taştan yapılmış ve iki ucunda kuleleri ile kapıları olan köprünün kuleleri yıkılmıştır, ancak köprü halen kullanılmaktadır.
    Dana Ahmetli Köprüsü: Kırıkhan Ovası'nda, Karasu Nehri üzerindedir. 6 gözlü bir taş köprüdür. 16. Yüzyılda Mimar Sinan tarafından yapıldığı sanılmaktadır.
    Kaleler
    Koz Kalesi: (Kürşat Kalesi)Antakya Prensliği zamanında yapıldığı sanılan kalenin büyük blok taşlarla yapılmış iki burcu halen ayaktadır.
    Bakras Kalesi: Antakya - İskenderun yolunun 27. km. sinde, yoldan 4 km. kadar içerde sarp bir tepe üzerine çok katlı olarak kurulmuş olan kalenin halen birçok mekanı sağlam durumdadır.
    Payas Kalesi: 1567 de hendeği ile birlikte restore edilmiş bir Osmanlı kalesidir. Son yüzyılda hapishane olarak kullanılmıştır.
    Mancınık Kalesi: Payas - Dörtyol arasında sarp bir tepe üzerinde 1290 yılında yapılmıştır. Çok az kalıntısı vardır.
    Cin Kulesi: Kale ile liman arasında, limanı korumak amacıyla 1577 yılında yapılmış bir karakol kulesidir.
    Darbısak Kalesi: Kırıkhan ile Hassa arasında, Kırıkhan'a 4 km. uzaklıkta bir tepe üzerindedir. Beyazid Bestami Makamı Darbı-Sak Kalesi üzerindedir. 19. yüzyıl sonlarında burada bir cami ve türbe yaptırılmıştır. Her yıl binlerce kişi ziyaret eder.
    Hanlar, Hamamlar
    Antakya içerisinde hemen hepsi geçmiş yüzyıllarda vakıflar tarafından yaptırılmış olan bir çok han ve hamam vardır. Halen çalışan han ve hamamlar geçmişin kültürel özelliklerini, mimari yapısını bu güne getirmişlerdir. Cindi Hamamı, Saka Hamamı, Meydan Hamamı, Yeni Hamam, Kurşunlu Han, Sokullu Hanı halen kullanılır olanıdır.
    Yaylalar
    Belen Güzelyayla (Soğukoluk)
    Ulaşım: Belen İlçesi - Sarımazı mahallesi yol ayrımından itibaren 8 kilometrelik asfalt bir yol ile yeşilliğin ve ormanın hakim olduğu virajlı bir güzergahtan çıkılır. Belen ve İskenderun'dan minibüslerle ulaşım mümkündür.
    Özellikleri: Güzelyayla'da yüzyıllardır yayla geleneği sürmektedir. Alt yapı sorunları kısmen çözülmüş olan yaylanın denize yakın olması ilgiyi artırmaktadır. İskenderun Körfezi'nin seyir terası durumunda; çam ağaçları, kır çiçekleri içerisine kurulmuş, eski ve yeni tip yapıları ile gezilmeye ve görülmeye değer, adına türküler ve şiirler yazılan yaşanası bir yayladır. Kamp kurulup, piknik yapılarak, orman içinde kısa geziler yapılabilir.
    Konaklama - Yeme - İçme: Yaylada konaklama için pansiyon tipi evler, günlük yeme - içme üniteleri bulunmaktadır.
    İskenderun - Nergizlik Yaylası
    Ulaşım: İskenderun'dan 14 km. asfalt yolla ulaşılır. Güzelyayla'ya 4 km uzaklığındadır.
    Özellikleri: Kısmen altyapı sorunu çözümlenmiş bir yayla köyüdür. Basit köy evlerinin otantik yapısı yanında, ikinci konut yayla evlerinin de yapıldığı yaylada her türlü sebze ve meyve yetişmektedir.
    Konaklama-Yeme-İçme: Önceden rezervasyon yaptırılarak yayla evleri kiralanabilir.
    Samandağ - Teknepınarı (Batıayaz) Yaylası
    Ulaşım: Antakya'dan 20 km. asfalt, Samandağ ilçesinden 17 km. stabilize yolla ulaşımı mümkünüdür.
    Özellikleri: Tarih ve doğanın içice olduğu bir yayla köyüdür. Kamp ve piknik alanlarındaki buz gibi billur suları, Akdeniz Bölgesine has her türlü sebze ve meyvenin yetiştirilmesi, Ortadoğu ülkelerine yakınlığı nedeniyle, yerli ve Orta Doğu ülkelerinden gelen, ziyaretçilerin ilgi odağı durumundadır.
    Konaklama Yeme - İçme: Günübirlik yeme-içme üniteleri, kamp yerleri bulunmaktadır.
    Erzin - Kocadüz - Üçkoz - Bağrıaçık - Karıncalı Yaylaları
    Ulaşım: Erzin'e 11 km asfalt, 8 km. stabilize yolla gidilebilir. Yaz aylarında Erzin ilçesinden günün her saatinde minibüslerle ulaşım mümkündür.
    Özellikleri: Erzin ve Osmaniye ilçesi insanlarının yaz aylarında yoğun olarak kullandığı çam ve köknar ağaçları arasında, doğal dokuya uygun tamamen ahşap basit yayla evlerinin bulunduğu yaylalar topluluğudur. Birbirlerine yakın olan yaylalar, doğa yürüyüşü (trekking) yapmaya elverişlidir. Yaylaların çevreleri tamamen çam, ardıç, köknar, kekik, papatya ve diğer kır çiçekleri ile kaplıdır.
    Konaklama-Yeme-İçme: Yayla evleri yöre halkı tarafından kullanılmaktadır. Kamp kurmak isteyenler çadır ve temel ihtiyaç malzemelerini beraberinde getirmelidir.
    Dörtyol Topraktaş Yaylası
    Ulaşım: Hatay'dan 18 km.lik stabilize yolla ulaşılır.
    Özellikleri: Orman ile iç içe olan Topaktaş yaylası tamamen çam, ardıç ve maki türü ağaçlarla kaplıdır. Yörenin ahşap yayla mimarisine ve yer yer betonarme evlere rastlanan yaylaya, Dörtyol halkı yaz aylarında yoğun olarak gitmektedir.
    Konaklama - Yeme - İçme: Yayla evleri yöre halkı tarafından kullanılmaktadır. Kamp kurmak isteyenler çadır ve temel ihtiyaç malzemelerini beraberinde getirmelidir.
    Dörtyol - Çökek Yaylası
    Ulaşım: Yaylaya Dörtyol İlçesinden 8 km.lik stabilize yolla ulaşılmaktadır.
    Özellikleri: Çam ve meyva ağaçları içerisinde kurulmuş, temiz havası, bol suyu olan bu şirin yayla kamp kurmak, piknik yapmak, orman içi kısa gezintiler yapmak için ideal bir yayladır.
    Konaklama-Yeme-İçme: Yaylada yapı bulunmamaktadır. Kamp yapacakların çadır ve temel ihtiyaç malzemelerini yanlarında getirmeleri gerekmektedir.
    Kırıkhan Delibekirli Köyü ve Çataloluk Yaylası

    Ulaşım: Kırıkhan ilçesinden 3 kilometresi asfalt, 3'ü stabilize olan yolla Delibekirli Köyüne ulaşılır. Çatatoluk yaylası Köye 7 km uzaklıktadır.
    Özellikleri: Delibekirli Köyü, Akdeniz Bölgesinin her türlü meyve ve sebzenin yetiştiği bahçeler ve bağlar arasında kurulmuş şirin bir yayla köyüdür. Delibekirli Köyü'nden 7 km. stabilize yolla ulaşılan Çataloluk Yaylası, tamamen bakir durumdadır. Asırlık (anıt) çınar ağaçlarının çevrelediği yayladan Kırıkhan ilçesinin içme suyu (Üngüzlü mevkiinden) temin edilmektedir. Gezilmeye ve görülmeye değer bir yöredir.
    Konaklama - Yeme - İçme: Delibekirli köyünde günübirlik yeme - içme üniteleri, kır lokanta ve kahveleri hizmet vermektedir.
    Kırıkhan - Alan Yaylası
    Ulaşım: Hatay - Kırıkhan - Gazi Antep kara yolunun, Kırıkhan ilçesinden itibaren 6. km. sinden batıya (sola) dönülerek 2 km. asfalt, 2 km. stabilize yolla Aşağı Eşmişek Köyüne varılır. Köyden sonra 8 km. virajlı ve maki türü bitkilerle çevrili stabilize yolla Alan Yaylasına varılır. Aynı zamanda İskenderun'a 40 kilometrelik stabilize yolla bağlıdır.
    Özellikleri: Çevresi tamamen çam ormanları ile kaplı çok geniş bir alana yayılmış yayla, yaz aylarında çiçeklerle kaplıdır. Bir kaç yayla evi dışında tamamen bakir olan yayla, civar köylüler tarafından tarım alanı olarak değerlendirilmektedir. İskenderun yolu üzerindeki Haymapınar, Değirmendere, Paşaoluk, Akarca ve Çamlıbel yaylaları, İskenderun ve civar köy halkı tarafından kullanılmaktadır.
    Konaklama-Yeme-İçme: Yayla evleri yöre halkı tarafından kullanılmaktadır. Kamp kurmak isteyenler çadır ve temel ihtiyaç malzemelerini beraberinde getirmelidir.
    Belen İlçesi ve Atık Yaylası
    Ulaşım: Köyün yolu Antakya - İskenderun yolunun 27. kilometresinden ayrılır.
    Özellikleri: Bugün ilçe olan Belen yaylası yüzyıllardır yayla olarak kullanılmaktadır. İskenderun, Kırıkhan halkının rağbet ettiği meşhur Atık suyunun kaynağının bulunduğu Atık yaylası, Belen ilçesinin bir mahallesi durumundadır. Çam, çınar ve meyve bahçeleri içerisinde bulunan yaylada kır kahveleri, bakkallar hizmet vermektedir. Yerleşim alanlarına ve denize yakınlığı nedeni ile daha çok ilgi görmektedir.
    Konaklama - Yeme - İçme: Yaylada, konaklama tesisleri, günübirlik yeme - içme üniteleri mevcuttur.
    Korunan Alanlar
    Habibi Neccar Dağı Tabiat Koruma Alanı
    Tekkoz Kengerlidüz Tabiat Koruma Alanı
    Kaplıcalar
    Reyhanlı Hamamat Kaplıcaları: Reyhanlı-Antakya karayolu üzerinde Kumlu İlçesi'nde bulunmaktadır. Yörenin en büyük kaplıcası olup birçok hastalığa iyi geldiği söylenmektedir.
    Erzin Başlamış Kaplıcaları ve Şifalı Suları: Kaplıca ve şifalı maden suyunun çeşitli hastalıklara iyi geldiği söylenmektedir. Erzin İlçesi'ne bağlı Başlamış Köyü'ndeki kayaların çeşitli yerlerinden çıkmaktadır. Erzin içmelerinin suyu hafif tuzlu ve acımsı, bikarbonatlı, toprak kalevili, karbondioksitlidir. Ayrıca bromür de vardır.
    Reyhanlı Hamamı: Reyhanlı İlçesi'ne 20 km. uzaklıktadır. Türkiye-Suriye sınır kapısına çok yakınında bulunan kaplıcada yaklaşık 5 kaynakta su çıkmaktadır. İçme olarak da kullanılabilen kaplıca suyu çeşitli romatizmal hastalıklara iyi gelmektedir.
    Kisecik Köyü Şifalı Suyu: Merkez İlçeye bağlı Kisecik Köyü'ndedir. İçildiği zaman mide mitolitesini arttırır, boşalmasını kolaylaştırır. Çok içildiği zaman idrarı arttırarak idrar yollarının ince kumlarının atılmasına ve iltihapların temizlenmesini kolaylaştırır. Hararet derecesi sıcak sular grubuna girecek derecede olup, nevrit, nevralji, kronik romatizma hastalıklara iyi gelmektedir.
    Mağaralar
    Sarıseki Mağarası
    Yeri: Hatay
    Mağaraya ulaşım, Sarıseki yolundan Azganlı Köyü Dutlu mevkiine, oradan da Kurşunlu mevkiine kadar stabilize bir yolla sağlanır. Bu noktadan sonra İncelcelep mevkiine, ormanlık bir alandan patika bir yolla yaya olarak gidilir. Buradan da mağaraya 30 m. kadar yukarı tırmanılarak ulaşılır.
    Özellikleri: Denizden yüksekliği 1300 m. olup, Sarıseki mevkiinin en güzel panoramik görüntüsünün elde edildiği yerdir. Mağarada çok sayıda yarasanın barınmasından dolayı burası yöre halkı tarafından Kuşlar Mağarası olarak bilinmektedir.
    Mağara girişi oldukça dardır. Mağara içerisinde henüz bilimsel bir çalışma yapılmamıştır, oldukça bol sarkıt ve dikit oluşumu mevcuttur.
    Kuş Gözlem Alanı
    Asi Havzaları
    Nur Dağları
    İl:Hatay, Osmaniye
    İlçeler: Dört yol, Hassa, İskenderun, Kırıkhan, Belen, Osmaniye Merkez
    Yüzölçümü: 21,5
    Rakım: 1000 - 2262 m
    Koruma: kısmen
    Başlıca Özellikleri: göç geçidi, orman
    Müze
    Hatay Arkeoloji Müzesi (Antakya Mozaik Müzesi): Mozaik koleksiyonu zenginliği yönünden dünyada ikinci, para koleksiyonu yönünden ise üçüncü sırada yer alır. Harbiye, Antakya, Aççana, Çevlik, ve İskenderun'da yapılan kazılarda bulunan çeşitli süs eşyaları, heykeller, mezarlar da sergilenen eserler arasındadır.
    Müze Tel+90-326) 214 61 68
    Örenyerleri
    St. Pierre Kilisesi - Antakya / Kuruyer
    Aççana Örenyeri - Reyhanlı (Merruş) / Varışlı K.
    Çevlik Örenyeri - Samandağ / Kapısuyu Köyü
    Harbiye (Defne): Antalya il merkezine 7 km. mesafede olup her tarafı yeşillik olan güzel bir piknik yeridir. Antik çağın ünlü Daphne kentidir. Efsaneye göre Zeus'un oğlu ışık tanrısı Apollon, ırmak kenarında gördüğü genç ve güzel bir kız olan Daphne'ye aşık olur ve onunla konuşmak ister. Daphne'yi kovalar. Daphne kurtulamayacağını anlar. "Ey toprak ana beni ört, beni sakla, beni koru" diye yalvarır. Daphne ağaca dönüşür. Apollon şaşırır. Bu olaydan sonra şiir ve silah zaferi defne ağacının dalıyla mükafatlandırılır ve Defne'nin gözyaşlarının Harbiye'deki şelaleleri meydana getirdiğine inanılır. Seleukos Döneminde çağlayanlarıyla tanınan ve dünyaca ünlü bir sayfiye yeri olan Defne, çok sayıda köşkler, tapınaklar, eğlence yerleri ile ünlüydü. Stadyumunda düzenlenen olimpiyatların ihtişamı dillere destandı. Ancak şiddetli depremler bu şehri yerle bir etmiş, günümüze gözle görülür herhangi bir eser kalmamıştır.
    Harbiye, şimdilerde çok ilgi gören mesire yeri, yayla olup aynı zamanda heykeller, turistik eşya yönünden önemli bir beldedir. Yöredeki tezgahlarda dokunan doğal ipekler ise gerek yurt içinde gerekse yurt dışında çok aranan kumaşlardandır.
    Titus Kaya Tüneli: ( Çevlik ) Samandağ ın 5 Km. kuzeyinde denize hakim yamaçlarda M.Ö. 300 yıllarında Seleuykos Nikator tarafından kurulan ve kurucusunun adı ile anılan antik kenttir. Kentin, dağın hemen bitiminde, dağdan gelen derelerin ağzında bir iç limanı vardı. Sellerin bu limanı doldurması tehlikesi ortaya çıkınca imparator Vespasianus zamanında dağ delinerek bir tünel açılması kararlaştırıldı. Tünel Titus zamanında tamamlandı ve derenin önü bir duvarla kapatılarak sel suları , yüksekliği 7 mt. genişliği 6 mt olan bu tünel vasıtası ile uzaklara akıtıldı , böylece limanın dolması engellenmiş oldu. 130 mt si tünel , kalanı açık kanal halinde olan tünelin uzunluğu girişten Çevliğe kadar 1380 mt. dir
    Tünelin deniz tarafındaki girişine göre sağ tarafta , 100 Mt. kadar uzaklıkta kaya mezarları vardır burada kayalara oyulmuş mağaraların içinde bulunan çok sayıda mezarın en çok ilgi çekeni , çukurun tabanındaki geniş mağaradır. içinde çok sayıda mezar bulunan bu mağara diğerlerinden farklı yapılmış yüksek ve gösterişli bir mezar yüzünden halk arasından ''Beşikli Mağara'' olarak anılmaktadır.
    Tel Aççana: Antakya Reyhanlı karayolu üzerindedir. M.Ö. 5. yy.a ait iki saray kalıntısı vardır. 17 yerleşim tabakası teşekkül etmiştir. Burada bulunan çoğu eserler Hatay Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir.
    Kinet Höyük: Dörtyol civarındadır. Kazı çalışmaları devam eden bu höyükte demir çağlarına ait eserler bulunmuştur.
    Nekropoller: Kuzuculu'da M.S. 2.-3. yüzyıla, Karakese de M.S. 4.-5. yüzyıla ait kaya ve toprak mezarlar tespit edilmiş, kazılarda lahit, cam şişe ve kaplar, pişmiş toprak kaplar, kandil ve mühürler bulunmuştur.
    Ceylanlı: Bizans ve Gündüzoğulları döneminde büyük yerleşim yeri olduğu kalıntılardan anlaşılan köyün yakınında, kayalıklarda üzerinde yazıtlı kaya mezarları vardır.
    İmma: Antakya-Cilvegözü yolu üzerinde Reyhanlı yakınında şimdi piknik yeri olarak kullanılan antik dönem yerleşim yeri vardır.
    Tainat: Yapılan kazılarda bir Hitit sarayı ile tapınağın ortaya çıkarıldığı Tainat'ta bulunan eserler Hatay Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir.
    Dor Mabedi: Kapısuyu yöresinde, Çevlik bölgesine hakim bir tepede, sütun kalıntıları görülebilir.
    Su Kanalları: Seleukos Döneminde, Harbiye (Defne) çağlayanlarından Antakya'ya su getirmek için yapılan 10 km uzunluğundaki kanalların ve köprülerin kalıntılarını günümüzde de görmek mümkündür. Antakya içinde kalan
     
    Son düzenleme: 19 Ağustos 2008
  4. _NewsMan_

    _NewsMan_ Üye

  5. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Emegine Saglık...
     

Bu Sayfayı Paylaş