HasTaLıkLar Ve BeSLenme aLışkanLıkLarımız !

'Diyet Beslenme' forumunda RiVeR_Nn tarafından 4 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. RiVeR_Nn

    RiVeR_Nn Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    HasTaLıkLar Ve BeSLenme aLışkanLıkLarımız ! konusu HasTaLıkLar Ve BeSLenme aLışkanLıkLarımız !

    Günümüzde ortaya çıkan ve önemi günden güne artan bir tıp dalı olan koruyucu hekimlik, insanları hastalıklardan korunmaları konusunda desteklemeye çalışıyor. Sağlıklı beslenme de hastalıklardan korunmanın önemli bir yolu. Çünkü beslenmeyle hastalıklar arasında doğrudan bir ilişki mevcut.

    Toplumumuzun çok sık rastladığı şeker hastalığını ele alalım. Bu hastalık vücudun şeker kullanımındaki bozuklukla ortaya çıkar. O zaman 'çok şeker ve tatlı yersem şeker hastalığı yapar mı?' diye düşünebiliriz. Bu soruya kısmen 'evet' cevabını verebiliriz. Çünkü şeker hastalığı ırsî olarak ortaya çıktığı gibi, yanlış beslenmeden dolayı da ortaya çıkabiliyor. Şeker hastalığı iki şekilde meydana gelir: Ya kanda şeker yükselir ya da kanda şeker düşer. Tabii ki şeker hastalığının ilaçla tedavi edilmesi kaçınılmaz. Ama ilaçla beraber uygun bir diyetin yapılması da önemli. Diyette de şunlara dikkat edilmesi lazım.

    -Yüksek kalorili hamur işlerinden, tatlılardan, meşrubat, kuru yemiş ve yağlı yemeklerden mümkün olduğunca uzak durup, taze sebze alımı yapılmalı,

    -saf şekerler (şeker, şekerleme, tatlılar, pekmez, bal)'den kaçınmalı.

    -beyaz ekmek yerine kepekli ekmek, etin bir bölümü yerine kuru fasulye, nohut, mercimek yenmesi, pirinç yerine bulgur kullanımı şekeri kontrol etmede ve kalp-damar rahatsızlıklarının önlenmesinde yararlıdır.

    -kırmızı et yerine tavuk, balık gibi beyaz etler tercih edilmeli.

    -her gün belirli düzeyde bedensel hareket yapılmalı. Bu, alınan şekerin daha iyi kullanılması sağlayacaktır.

    Gelelim başka bir sorunumuz olan böbrek hastalığına. Bu hastalıkta iştahsızlık baş gösterir. Böbrek hastalarına tuz zararlıdır. Böbrekler sorunlu olduğu zaman tuzu dışarı atamaz. Bu yüzden vücutta su toplanmaları (ödemler) oluşur. Tuzsuz yemekler limon sıkılarak ya da yoğurtla birlikte alınırsa daha kolaylıkla tüketilebilir. Hastaların dirençleri düştüğünden dolayı hastanın toparlanması için şeker-nişasta-yağ karışımı tatlılar yapılarak yedirilir. Hastalık ilerlediğinde protein atımı olacağından dolayı düşük kaliteli protein içeren kuru baklagiller ve tahıllar azaltılır.

    Yumurta ve tereyağının kalp hastalıklarının otaya çıkmasında bir etken olduğu söylenilir. Gerçekten de etrafımıza baktığımız zaman bu düşüncenin doğru olduğu ortaya çıkıyor. Bizim köyümüzde 50 yaşlarında bir Veysel amcamız var. Bu amcamız tereyağını çok sever. Hep tereyağlı yumurta yemeklerini yer. Bir gün kalbinde sıkıntı hisseder ve doktora gider. Yapılan muayene ve tahliller sonucu kanın da kolesterolün yüksek olduğu ve rejim yapması gerektiği tavsiye edilir. Peki nedir bu kolesterol? Her zaman karşımıza çıkan bir kelime. Kolesterol hayvanların etinde, yağında, süt yağında, yumurta sarısında bulunan yağ sınıfı içinde yer alan bir maddedir. Tansiyona doğrudan etki ettiğinden dolayı kalbe zararlıdır. Kolesterolü birtakım önlemler alarak düşürebiliriz.

    Koyun ve sığır eti yerine suda pişmiş beyaz tavuk eti ve ızgara balık tercih edilmelidir. Mercimek, fasülye, nohut, kepekli ekmek, bulgur, sebze ve meyvede posalı maddeler vardır. Bu maddeler bağırsakların çalışmasını sağladığı gibi kan kolesterolünü düşürücü etki yaparlar. Et, balık, tavuk, yağlı peynirler yenmediğinde yumurta yenebilir. Yumurta sebzelerde, tahıl grubu besinlerle birlikte alınmalı, katı yağlarda kızartılmamalıdır. Menemen, yumurtalı patates salatası bu tür yemeklere örnektir.
     

Bu Sayfayı Paylaş