Harem kitap ozeti

'Kitap Özetleri & E-Kitaplar' forumunda Dine tarafından 3 Eylül 2009 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Harem kitap ozeti konusu Harem kitap ozeti
    KİTABIN ADI : Harem
    KİTABIN YAZARI : Ömer Seyfettin
    YAYINEVİ VE ADRESİ : Bilgi yayınevi .Doyuran Matbaası tel:282291 İstanbul-1981

    KİTABIN KONUSU :Sermet ile Nazan çiftinin birbirlerine güvemeyi nasıl kazandıkları.
    KİTABIN ÖZETİ : Sermet adında bir adam ,karısı Nazan’ın kendisini başka bir erkekle aldattığını ,karısıda Sermet’in kendisini başka bir erkekle aldattığını zannediyor.
    Modern yaşamı seven , lüks olmayı seven , dürüst ve sadakatli,kalbinde hiç bir kötülük olmayan bir kadındır.Ancak o zamanlar kadınlı erkekli eğlencelere katılmak hiç hoş karşılanmazdı.O ise eğlencelere hem katılıp hem de düzenleyen birisiydi.Bunda hiç bir kötülük düşünmezdi,bunu çağın gereği olarak görüyordu. Sermetse karısının böyle eğlenceler düzenlemesini , hatta o eğlencelerde bulunmasını bile istemezdi.Sermet lüks olmayı , kadınlı erkekli eğlenceleri hiç sevmezdi.Bunun asıl nedeni karısını olduğundan fazla kıskanıyordu. Bir gün Sermet karısının yine böyle bir eğlence düzenlediğini duydu.Sermet aslında Refi adında birinin karısıyla birlikte olduğunu düşünüyordu.Bu olay üzerine karısıyla tartışırlar ve kısa bir süre için ayrılırlar.Daha sonra Sermet yaptığı aptallığın farkına varır ve karısıyla oturup konuşmaya karar verir.Karısıyla şu karara varırlar ;kadınlar kadınlar arasında,erkekler erkekler arasında eğlencelere katılsınlar. Nazan da aslın da kocasını çok kıskanır.O da kocasının kendisiniRefi’nin karısı meliha ile aldattığını düşünür.Bunu ortaya çıkarmak ister.Bir gün bir eğlence düzenler.Bu eğlenceye Refi’yi getirmeye karar verir.Refi’de zaten Nazan’dan çok hoşlanmaktadır.Refi’ye derki seni haremime davet ediyorum der ve onun haremine geebilmesi için kara çarşafla gelmesini söyler.Refi herşeyi kabul eder.Nazan’ın asıl amacı Refi’nin nasıl bir adam oldoğunu onun karısına göstermektir. Sermette kendi haremine Meliha’yı davet eder.Melihada hemen kabul eder.Onun da gelebilmesi için erkek kılığına girmesi gerekmektedir.Bunu kabul eder meliha.Sermet’in de asıl amacı Meliha’nın nasıl birisi olduğunu Refi’ye göstermektir. Nazan’ sermet’in haremine erkek kılığında girmeyi başarır.Girer girmez Refi’ye sen burda benimleyken Refi’de kara çarşafla senin karını n yanında der.Bunu duyan sermet apar topar karısının haremini basar ve gördüğü manzara karşısında gölerine inanamaz.Refi’yi dehşet bir şekilde dövdükten sonra karısına döneceği sırada ,karısı ona bana olan güveni sarsma için aslında hiç bir yer ve mekan önemli değil , önemli olan benim sana olan sevgimdir,deyince Sermet halsızlık ettiğinin farkına varır.
    ANA FİKRİ : Yalnız sevgiyle , bütün engelleri aşılır.
    OLAYDA Kİ ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ : REFİ:Sevgiye kıymet vermeyen,zevkine düşkün birisi. MELİHA:Kendini beyenmiş , zevkine düşkün birisi. NAZANürüst,çağdaş,kültürlü,zevkli,sevmeye gerçekten kıymet veren birisi. SERMET:İçine kapalı , çağdaş olmaktan hoşlanmayan , kıskanç birisi. KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER : Kitap biraz eski Türkçeyle yazıldığı için sıkıcı gelebilir.Ancak konusu itibariyle harika bir kitap. YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ: ÖMER SEYFETTİN 28 Şubat 1884 tarihinde Gönen’de doğdu. Öğrenimine Gönen’de başlayan Ömer Seyfettin, Ayancık’ta ve annesiyle birlikte geldiği İstanbul’da Aksaray’daki Mekteb-i Osmaniye’ye devam etti. Eyüp’teki Baytar Rüşdiyesi’ni bitirip asker çocuğu olduğu için Kuleli Askeri İdadi’sine yazıldı (1893). Bir müddet sonra da Edirne Askeri İdadisi’ne naklolarak öğrenimini burada tamamladı. Daha sonra İstanbul’da Mekteb-i Harbiye’ye gelen Ömer Seyfettin, piyade mülazımı sanisi rütbesiyle buradan mezun oldu. İzmir’de Teğmen (1903-1910), daha sonra da üsteğmen olarak Rumeli’de görev yaptı (1908-1910). Askerlik’ten ayrılıp Selanik’e gelerek, Genç Kalemler Dergisi’nde yazmaya başladı. Balkan Savaşı’nda tekrar subay olarak orduya döndü. Yunanlılar’ın elinde bir yıl kadar esir kaldı. Esareti sırasında da öykü yazamaya devam ederek bunları Halka Doğru, Türk Yurdu ve Zaka dergilerinde yayımladı. İstanbul’a dönünce ordudan ikinci kez ayrılıp, ölümüne kadar Kabataş Lisesi edebiyat öğretmenliği yapan Ömer Seyfettin, 6 Mart 1920 tarihinde İstanbul’da öldü.’, ‘85.106.248.127′, 0, 0, 1);
    (205, 187, 0, 66, ‘ömer Seyfettin - Beyaz Lale’, 0, 12, 1146836917, ‘ KİTABIN ADI : BEYAZ LALE KİTABIN YAZARI : ÖMER SEYFETTİN YAYIN EVİ VE ADRESİ : BİLGİ YAYINEVİ-ANKARA BASIM YILI : 1976 1.KİTABIN KONUSU: Balkan Savaşı sırasında, Bulgar asıllı bir binbaşı tarafından, Türk köylerinde özellikle kadın ve kız çocuklarına yapılan işkenceler bütün gerçeğiyle gözler önüne serilmiştir. Ayrıca buradaki Türkleri vaftizleyip Hristiyan yapıldıktan sonra nasıl öldürükleri anlatılmaktadır.Amaçları özgür bir Bulgartoplumu yaratmaktır. 2.KİTABIN ÖZETİ: Balkan Savaşından sonra bazı Türk köyleri bozguna uğramıştır.Bulgar asıllı binbaşı Radko Balkaneski’ nin bunda çok büyük payı olmuştur.Bu binbaşı Galatasaray Sultanisini bitirmiş,iyi tahsil görmüş bir kişidir. Serez’ de bulunan Türkler oldukça zengindiler. Bu binbaşının amacı buradaki müslümanların kaçamayanlarını toplamak, ilk önce işkence ile kasalarındaki ve bankalarındaki paralar alınıp, bu paralar Bulgar mekteplerine verilecektir. Daha sonra Türkler vaftizlenip Hristiyan yapıldıktan sonra öldürülecektir. Binbaşı Rako’ nun diğer bir amacı bu köylerdeki en güzel Türk kızını seçmektir.Binbaşıya göre 45 yaşı üzerindeki kadınlar ve 60 yaşı üzerindeki erkeklerin vaftizlenmesi uygun değildir. Genç bir Türk kadınının karnında on beş tane düşman taşıdığını düşünmektedir. Bu yüzden bir genç kadını veya bir kızı öldürmek on beş tane birden düşman öldürmek demektir. Binbaşı Radko’ nun en büyük işkencesi insanları soyundurup, kasaturayla vücutlarını yararak ateşe atmaktır. Çünkü vücudu yarılrn insan ateşte çok çabuk yanmaktadır. Bir gün binbaşı Radko köydeki 45 yaşı altı kadınları toplatıp bunlara işkence yapmaya karar verir. Kadınlardan soyunmalarını ister.Kadınlar bu istek karşısında inat ederler. Radko elinde çocuk bulunan bir kadının çocuğunu alır ve ateşe atar. Kadın bunun üzerine Radko’ nun boynunu sıkmaya çalışır. Ama komitalar buna engel olurlar.Kadını ellerinden tutarak karnını kasaturayla oyarak ateşe atarlar. İşkencelerden en ünlüsü ise ,canlı çukur,adını verdikleri tekniktir. İlk önce yere şişman bir kadın yatırırlar, onun üzerine beğendikleri diğer ikinci bir güzel kadını yatırırlar ve bu üstteki kadını alttaki kadına bağlarlardı. Bu kadının karnını kasatura ile oyarlardı.Kadın böylece bir iki saat içinde inleye inleye, kıvrana kıvrana ölmekteydi. Bütün bu olaylar yanı sıra Binbaşı Radko bütün köyü gezerek köydeki en güzel Türk kızını seçmeye çalışmaktadır. Herkesten topladığı isimlerden en çok göze çarpanları Hacı Hasan Beyin kızı Lale Hanım, Müderris Ahmet Efendinin kızı Naciye Hanım ve Kadri Ağanın kızı İclal hanımdır.Bunlardan Lale Hanım beyaz, Naciye Hanım kumral, İclal Hanım ise esmer tenlidir.Bu kızlardan Lale Hanımı seçer.Ve onu dünya güzeli ilan eder. Hemen Lale Hanımın bababsı Hacı Hasan Beyi yanına çağırır.Ona evlerini birkaç günlük için çarın oğlu ziyarete geleceğinden dolayı kullanacağını söyler.Ayrıca evde sadece kızı Lale Hanımın hizmetçilik yapmasını ve onun dışındaki herkesin evden ayrılmasını söyler.Hacı Hasan Bey bunu kabul eder.Hemen kızını evde bırakarak evden oğlu ve eşiyle birlikte ayrılır. Binbaşı Radko Hacı Hasan Beyin evine giderek kapıyı çalar.Lale Hanım kapıyı açmamakta ısrar eder.Radko kapıyı açmamakta ısrar eder.Radko niyetinin kötü olmadığını sadece çarın oğlunun gelerek bir kaç gün için evde misafir olacağını söyler.Lale Hanım buna inanmaz ve kapıyı açmamakta ısrar eder.Binbaşı Radko, tekrar niyetinin kötü olmadığını sadece evi birkaç dakikalığına gezip görmek olduğunu bütün nezaketiyle söyler. Lale Hanım sonunda dayanamayarak kapıyı açar. Radko içeri girer ve Lale Hanımı tam kafasında hayal ettiği gibi bulur.Evin odalarını gezmeye başlarlar.Birkaç oda gezdikten sonra artık dayanamayarak Lale Hanıma taciz etmeye kalkar.Lale Hanım Radko’ nun bu hareketleri karşısında bütün gücüyle direnir.Radko zorla onu öpmeye çalışır.Onu kucaklayarak yatağa götürür.Lale Hanımın artık bu işkencelere dayanacak gücü kalmaz.Aklına bir fikir gelir.Artık çok sıkıldığını biraz hava alması gerektiğini söyler.Radko sonunda Lale Hanımın yola geldiğini düşünerek sevinir.Ona hava alması için izin verir.Lale Hanım açık pencereye doğru gider ve hiç düşünmeden kendisini pencereden aşağıya çalılıkların arasına bırakıverir. Bunu gören Radko sinirinden ne yapacağını bilmez. Hemen pencereden aşağıya bakar.Lale Hanımın yerde cansız bir şekilde uzandığını görür.Koşa koşa yanına gider ve Lale Hanımın öldüğünü görür.Onu alarak tekrar yatağa götürür. Ölü olduğu halde, vücudunun daha sıcak olduğunu düşünerek ona tacie etmeye kalkar.Tam o sırada bir komita gelir ve aşağıdan Binbaşı Radko diye seslenir.Hemen apar topar aşağıya iner.Komita Radko’ ya durumu öğrenmek için geldiğini söyler.Bu arada Lale Hanımın cesedi soğumuştur.Ona hiçbir şey yapamadığı için sinirinden etrafı kırıp döker.
    3.KİTABIN ANAFİKRİ : Balkan Savaşı sırasında, halk çok kötü işkencelere maruz kalmakta, eli kolu bağlı olması ve hiç kimseden manevi destek alamaması nedeniyle, zorla nasıl Hristiyanlaştırılıp öldürülmesidir.
    4. KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ: Binbaşı Radko Balkaneski: Gayet zeki ve akıllı bir kişidir.Ama halka yaptığı zulüm ve işkence onun acımasız, duygusuz ve karaktersiz biri olduğunu bize göstermektedir. Hacı Hasan Efendi : Maddi durumu iyi olan bir zattır.Halk tarafından sevilen iki çoçuğu ve eşiyle geçinip giden birisidir. Lale Hanım : Tartışılmaz köyün engüzel kızıdır.Ailesi tarafından iyi yetiştirilmiş kültürlü bir kızdır. Yapılan bu işkencelere boyun eğmektense ölmeyi yeğler. 5.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER: Bu eser.bizim tarihimizi anlatması itibarıyla çok güzel bir kitap.Olayda anlatılanlar gerçek olması yanısıra, olayların tüm çıplaklığıyla sade ve açık bir diile anlatılması söz konusudur.Çok akıcı ve sürskleyici bir kitap. Herkesin bu kitabı okumasını tavsiye ederim. 6.YAZAR HAKKINDA KISA BİLGİ : Ömer Seyettin; Gönende, 11 Mart1884’te doğdu. Dağıstan’dan göçen bir Türk ailesinin çocuğu olan Ömer Şevki Bey’in oğludur. Dört yaşında mahalle mektebine verildi. 1892’de İstanbul’da Yusufpaşa’daki Mekteb-i Osmani’ye kaydoldu. 1893 yılında Eyüp semtindeki Askeri Rüştiye’de subay çocukları için açılan özel sınıfa nakledildi. Romanları: Ashab-ı Kehfimiz (1918), Harem (1918), Efruz Bey (1919). Hikayeleri: Ölümünden sonra ilk defa Ali Canib Yöntem derledi (1926). Ahmet Halit Kitabevi 9 ciltte topladı (1938), Şerif Hulusi hikayeleri gözden geçirerek notlarla 10 cilt (1950), Rafet Zaimler Yayınevi 30 hikaye ekleyerek 11 cilt halinde yayınlandı. Bütün hikayelerini Bilgi Yayınevi yayınladı. İncelemeleri: Milli Tecrübelerden Çıkarılmış Ameli Siyaset (Tarhan takma adıyla, 1912), Yarınki Turan Devleti (1914), Türk Mefkuresi (Ayın Sin rumuzuyla, 1914). İncelemelerin hepsini Sakin Öner bir araya getirerek yayınladı (1975).
     

Bu Sayfayı Paylaş