Harabi Kimdir - Harabi Biyografisi, Hayatı

'Biyografi & Otobiyografi' forumunda Mavi_Sema tarafından 8 Ocak 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Harabi Kimdir - Harabi Biyografisi, Hayatı konusu Harabi Kimdir, Harabi Hayatı, Harabi Biyografisi, Harabi Eserleri

    HARABI VE DEYISLERI HAKKINDA BIRKAÇ SÖZ:

    1853 yilinda Istanbul'da dogdu. Asil adi Ahmet Edip'tir. Harabi sonradan siirlerinde kullandigi mahlastir. Bazi siirlerinde adi Edip olarak geçer.

    Bahriye Birlik katibi olan Harabi ömrünü Istanbul ve Rumeli'de geçirmistir. 17 yasinda Bektasilige giren Harabi dünyadan göçüs yili olan 1917'ye kadar bu yolun sadik bir bendesi ve yilmaz bir savasçisi olmustur.

    Tasavvufla tasavvuf üstadlarinin eserleri ile yakindan ilgilenmis, hece ve aruzla yazdigi veya irticalen söyledigi deyislerle koca bir divan meydana getirmistir. Yunus'un sevgi ve birlik duygusuna, Nesimi'nin sertligine, Kaygusuz'un hiciv ve istihzasina, Pir Sultan'in cesaretine bu dünyadaki deyislerde bol bol rastlamak mümkün.

    DIVAN
    Harabi'nin kendi elyazisi ile meydana getirdigi divan 570 sahifelidir. Bu divani inceleyen Nejat AN arkadasimiz söyle yaziyor: "Edip Harabi Divani Istanbul'da Süleymaniye kütüphanesinde, Ihsan Mahfi kitaplari arasinda 98 numarada kayitli bir yazmadir. Siirlerin yazili oldugu defter arada bir sahifeleri baska renkte olan, ilk otuz sahifesi dis kenarindan fare yenigine ugramis, kalin bir defterdir. Siirler gelisi güzel bir sirayla yazilmistir. Sonda bir fihrist var. Bu fihristte, siirlerin ilk misralari ile, bunlarin hizalarinda: asikanedir, rindanedir, hezeldir, nefestir, kafiranedir, mersiyedir, hicvamizdir, felekten sikayettir, vahdet-i ilahidir, berayi latife söylenmistir, hakimanedir, duadan ibarettir... gibi izahlar var.

    Siirleri aruzla ve hece ile yazilmistir. Sairin bu iki vezne de çok alisik oldugu hakimiyetinden anlasiliyor. Uyaklari kimi zaman göz için, kimi de kulak içindir. Rediflere ragbeti vardir. Nazim sekillerini maksadina göre seçmekte ustadir.

    Edip Harabi, tasavvuf konularinda oldugu kadar hiciv alaninda da usta ve tecrübeli bir sairdi. Hicviyelerinin üstünde, kime niçin ve ne zaman yazildigini gösteren notlarin bulunmasi; onlarin ilginçligini artirmaktadir.

    Bu arada sairi costuran, kizdiran sebeplerin belli olmasi, onun hayati hakkinda da epey bilgi vermektedir.


    YENIDEN DOGUS
    Harabi bütün Bektasiler gibi yeniden dogusa ermis ve hayatina yeni bir yön vermistir. Bu dogus 17 yasinda olmustur:


    Berzahtan kurtuldum çiktim aradan
    Onyedi yasinda dogdum anadan
    Muhammed Hilmi Dede Babadan
    Çok sükür hamdolsun geldim imkane
    Çok genç yasinda, Merdiven Köyü Bektasi tekkesinde M. A. Hilmi Dede Babaya ikrara verip tarikate giren Harabi hayatinin sonuna kadar bu ikrara sadik kalmis, siir ve nefesleri ile Bektasi edebiyatinin en kudretli ustadlarindan biri olmustur.

    Bektasi olmadan önceki halini söyle anlatir: "Abdestimi alir, tastan duvare karsi bir kalkar bir yatardim. Savmi salati birakmazdim. Cennetle huri, gilman sevdasi vardi gönülde. Bes vakte bes katardim, çok namaz kilardim, camileri gezerdim. Allaha vasil olmak böyle olur sanirdim."

    Yeniden dogus ona yeni düsünceler yeni inançlar getirir ve ona su misralari yazdirir:


    Allah idi muradim
    Gece gündüz onu aradim
    Derlerdi hiç bulunmaz
    Çünkü o lamekandir
    Miraca nail oldum
    Bir haylice zamandir
    Hariç degildir Allah
    Me'vasidir o dergah


    HER SEY ADEMDEDIR
    Harabi artik medrese ve mescit softaligindan tamamen kurtulmus, kendisine yeni bir kible bulmustur. adem.

    Ona göre hersey ve herseyin yaraticisi olan tanri ademdedir. Ve gerçek Kible ademdir:


    Veçhi Harabiye gel eyle dikkat
    Hakkin cemalini eylersin rüyet
    Bu, Harabiye has bir fikir degildir. Harabi'den önce de çok söylenmistir. Mesela, ondan 500 yil önce Nesimi de ayni inanci su misralarla dile getirmistir.


    ademde tecelli kildi Allah
    Kil ademe secde olma gümrah
    ademdir iki cihanda maksut
    Secde etmeyen ona oldu merdud
    Hacci ekber kilmak istersen gel ey zahid beru
    Asikin kalbi içinde sen bu beytullahi gör

    Adini bilemedigimiz baska bir Bektasi sairi be konuda söyle der:


    Hararet nardadir saçda degildir
    Keramet sendedir taçda degildir
    Her ne ararsan kendinde ara
    Kudüs'te Mekke'de Hac'da degildir
    Seyyit Nizamoglu'nun divaninda da yer yer bu fikre rastlamaktayiz:


    Bende Cennet bende tuba bendedir
    Alem-i vahdette yoktur gayri hiç
    Cümle mevcudat-i esya bendedir
    Ger dilersen hakki görme Seyfiya
    Gel beru gel Tur-u Musa bendedir
    Bektasi edebiyati bu çesit örneklerle doludur. Herseyde Hakki görmek ve mevcut olan herseyde birlik ve beraberlik bulmak haline eskiler vahdet-i vücut adi vermislerdir. Iste, Harabi vahdet-i vücuda cani gönülden inanmis ve baglanmis bir sairdir.


    HARABI IÇIN YAYIN
    Harabi ilk siirlerini Saadet gazetesinde yayinlamaya baslamistir. Yayinlanmis veya yayinlanmamis siirleri Bektasiler arasinda çabucak yayilmis, bestelenmis, sazla ve sözle Türkiye'nin her tarafinda söylenir hale gelmistir. Izmir'li Hüseyin Hüsnü Erdikut Baba'nin yazdigina göre Riza Tevfigin de mürsidi olmustur.

    Harabi hakkinda ilk defa genis bilgi veren ve onun siirlerinden mühim bir kaç numume yayinlayan Saadettin Nüzhet Ergun olmustur. 1930 yilinda devlet matbaasinda basilip Maarif Vekaletince yayinlanan Bektasi sairleri adindaki kitabin 79-115 sayfalari Harabiye ayrilmistir.

    Saadettin Nüzhet Ergun'nun bu kitabi sonradan Maarif Kütüphanesi tarafindan Bektasi-Kizilbas-Alevî Sairleri ve Nefesleri adi ile yayinlanmis ve 2 basim ve 3 ciltte 251-265 sayfalar Harabiye ayrilmistir.

    1950 yilinda, Izmir'li H. Hüseyin Erdikut "Edip Harabi'nin Divani" adi ile 74 sayfalik bir kitap yayinlamistir. Bilgi Matbaasinda basilan bu kitaptaki kisa ön sözünde Harabi'den söz açarken rahmetli Hüsetin Hüsnü baba söyle yazmaktadir: "Vaktiyle bu fakire hediye etmis oldugu kendi elyazisi ile divançesinde 115 kadar es'ari mevcut oldugundan ve simdiye kadar bu zatin eserleri pek az nesredildiginden, ihvani basafaya ve muhterem okurlara küçük bir hizmette bulunmak ve muhterem sairin ruhunu sad etmek maksadiyle bu vazifeyi mukaddes addederek isbu divançenin tab ve intisarina haddim olmayarak cür'et eyledim."

    alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş