Hanım Sahabe Hazret-i Fatima'nin Faziletleri

'Sünnetler & Hadisler' forumunda DeMSaL tarafından 12 Haziran 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Hanım Sahabe Hazret-i Fatima'nin Faziletleri konusu Hazret-i Fatima'nin Faziletleri - Hazret-i Fatima'nin Faziletleri Hakkında - Hanım Sahabelerimizden Hz Fatimanın Faziletleri



    Her varlığın iki yönü vardır. Bir zahiri yönü; yani herkesçe görülebilen gözlemlenebilen yönü bir de gözlerden gizli kalan yönü. Peygamberler masum imamlar ve diğer ilahi insanların gerçek makamları onların herkesçe görünen bilinen yönlerinde değil ’la olan ilişkilerinde tecelli eden kişiliklerindedir. İlahi şahsiyetleri sırf insanlarla olan ilişkilerinde müşahede edilen yönleriyle değerlendirmek okyanusun derinliklerini araştırmadan onu kıyıdan görünen dalgalarıyla tanımaya benzer; oysa bu basit bir tanımadan öte bir şey değildir.
    İlahi şahsiyetlerin varlık okyanuslarını tanıyabilmek için ilahi yardıma ihtiyaç vardır. İlahi yardım sayesinde insan ilahi nurları görebilecek bir göze manevi makamları anlayabilecek bir kalbe sahip olur. Bu ilk aşamadır. İkinci aşamada ise insan ilahi elçiler tarafından gelen bilgiye muhtaçtır.
    Hz. Fatıma’nın (s.a) geceleri ibadetle geçirdiğini tarihte okumak mümkündür. Ama bu amelin katındaki gerçek değerini Peygamberden (s.a.a) öğrenmek gerekir. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: “Kızım Fatıma (s.a) geçmiş gelecek bütün kadınlardan üstündür. O vücudumun bir parçasıdır gözümün nuru ve kalbimin meyvesidir. O benim ruhumdur. O insanlardan olan bir huridir. Rabbinin huzurunda ibadete durduğunda yıldızların yer ehli için parladığı gibi onun nuru da gökteki melekler için parlar ve Teala meleklerine şöyle hitap eder. “Ey melekler bakın benim cariyem (kulum) Fatıma’ya; o benim huzurumda durmuştur korkudan titriyor; kalbiyle benim ibadetime yönelmiştir. Sizleri şahit kılıyorum ki ben onun takipçilerini ateşten koruyacağım.”
    Hz. Fatıma’nın (s.a) konuşma ve davranışlarında Peygambere (s.a.a) en çok benzeyen kişi olduğunu tarihten öğrenmek mümkündür; ama onun bütün istek ve arzularında düşünce ve hareketlerinde rızası ’ın rızası gazabı ’ın gazabı olacak bir makama eriştiğini yani masum olduğunu Peygamberden (s.a.a) öğrenmek gerekir.
    Elbette Hz. Fatıma’nın (s.a) masum oluşunda şüphe yoktur. Şüphecilerin imamı olarak tanınan Fahr-i Razi bile “Hz. Fatıma’nın (s.a) masum oluşunda şüphe yoktur” demiştir. Evet Hz. Fatıma’nın (s.a) birtakım faziletlerini öğrenmek mümkündür ama; onun katındaki makamını bilmek zordur. Bu eserde Hz. Fatıma’yla (s.a) ilgili hadisler çeşitli bölümlere tasnif edilerek tercümeleriyle sunulmuştur. Umudumuz şu ki özellikle Ehl-i Sünnet kaynaklarından toplanan bu hadisleri okumakla mümin kardeşler Ehl-i Beyt’i daha iyi tanımaya muvaffak olurlar.
    Tevfik ’tandır


    Hz. Fatıma'nın (a.s) Nutfesinin Cennet Meyvelerinden Oluştuğu Ve Hazretin Hayız Ve Nifasadan Uzak İnsan Şeklinde Bir Huri Olduğuna Dair

    1- Suyutî "ed-Dürr-ül Mensur" adlı tefsirinde "Subhan-ellezi esra bi-abdihi leylen min-el mescid-il haram…" ayetinin tefsir bölümünün sonunda Tabaranî'den naklen Aişe'nin şöyle dediğini yazıyor: Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: "Miraca götürüldüğümde beni cennete dahil ettiler ve ben cennet ağaçlarından bir ağacın yanında durdum; öyle bir ağaçtı ki cennette onun gibi güzel yaprakları beyaz ve meyvesi hoş olan bir ağaç görmemiştim; onun meyvesinden alıp yedim; bu benim sulbümde nutfeye dönüştü; yeryüzüne döndüğümde Hatice'yle bir araya geldim ve o Fatıma'ya hamile kaldı. O zamandan beri ne zaman cennet kokusunu arzuluyorsam Fatıma'yı kokluyorum."
    2- Müstedrek-üs Sahihayn'ın sahibi kendi senediyle Sa'd İbn-i Malik'ten Resulullah'ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu rivayet ediyor: "Miraca götürüldüğüm gece Cebrail (a.s) bir cennet ayvasını bana getirdi; ben onu yedim ve Hatice Fatıma'ya hamile oldu. Bu yüzden ben cennet kokusuna iştiyak duyduğumda Fatıma'nın boynunu kokluyorum."
    3- Zehair-ül Ukbâ kitabında İbn-i Abbas'tan şöyle nakledilmiştir: "Resulullah (s.a.a) Fatıma'yı çok öperdi. Aişe Peygambere: “Niçin Fatıma'yı böyle çok öpüyorsun?” dedi. Resulullah (cevabında) şöyle buyurdu: “Miraca götürüldüğüm gece Cebrail beni cennete götürdü ve bütün meyvelerinden bana ikram etti. Bu meyveler benim sulbümde nutfeye dönüştü ve Hatice Fatıma'ya hamile oldu. Ben o meyveleri arzu ettiğimde Fatıma'yı öpüyorum onun kokusu bana cennette yediğim meyveleri hatırlatıyor.”
    4- Zehair-ül Ukbâ kitabında Siret-ül Molla'dan naklen Peygamberin (s.a.a) şöyle buyurduğu kaydedilmiştir: "Cebrail cennetten bir elma getirdi ben onu yedim ve Hatice ile bir araya geldim. O Fatıma'ya hamile oldu. Bir müddet sonra Hatice bana: “Benim hamlim çok hafiftir ve sen yanımdan ayrıldığında karnımdaki bebek benimle konuşuyor…” dedi."
    5- Hatib-i Bağdadî "Tarih-i Bağdad" adlı eserinde Aişe'den şöyle naklediyor: "Ben Resulullah'a (s.a.a): “Neden Fatıma geldiğinde onu öpüyorsun.?” dedim. Resulullah: “Ey Aişe ben miraca götürüldüğüm gece Cebrail beni cennete götürdü ve orada bana bir elma verdi; ben onu yedim; o benim sulbümde nutfeye dönüştü. Yeryüzüne indiğimde Hatice'yle bir araya geldim. İşte Fatıma o nutfeden dünyaya geldi. O insan şeklinde olan bir huridir. Cenneti arzu ettiğim vakit onu öpüyorum.” buyurdu." 6- Yine Tarih-i Bağdad'da Hatib kendi senediyle İbn-i Abbas'tan Resulullah'ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu naklediyor: "Kızım Fatıma Hz. Adem soyundan bir hurîdir; ne hayız olur ve ne de nifas. Onun Fatıma (kesilmiş ayrılmış) diye adlandırılması 'ın onu ve dostlarını ateşten (cehennemden) kestiği ayırdığı içindir."
    7- Zehair-ül Ukbâ kitabının sahibi İmam Hasan'ın (a.s) doğumu hususunda Hz. Fatıma'ya hizmet eden Esma adlı kadından şöyle naklediyor: "Ben Resulullah'a (s.a.a): "Bu doğumda Fatıma'dan nifas ve hayız kanı geldiğini görmedim" dedim. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: “Sen kızım Fatıma'nın tertemiz olduğunu ve (asla) hayız ve doğum kanı görmediğini bilmiyor musun?”


    Hz. Fatıma'nın Anne Rahmindeyken Annesiyle Konuştuğu Doğumunun Hz. Havva Asiya Gülsüm Ve Meryem'in Yardımıyla Gerçekleştiği Ve Dünyaya Gelirken Secde Ettiğine Dair

    Zehair-ül Ukbâ kitabının müellifi Siret-ül Molla'dan naklen Resulullah'ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu yazıyor: "Cebrail bana cennetten bir elma getirdi; ben onu yedim ve Hatice'yle bir araya geldim. O Fatıma'ya hamile kaldı. Hatice: “Benim kolay bir hamlim var. Sen benim yanımdan ayrıldığında karnımdaki çocuk benimle konuşuyor” diyordu. Hatice doğum vakti geldiğinde Kureyş hanımlarına haber gönderdi. Ama onlar kabul etmeyerek: “Muhammed'in hanımı olduğun için senin yanına gelmeyiz.” dediler. Bu esnada aniden güzellik ve nurları vasfedilemeyecek dört hanım Hatice'nin huzuruna geldi; onlardan biri: “Ben senin annen Havva'yım” diğeri: “Ben Mezahim kızı Asiye'yim” öbürü: “Ben Musa'nın bacısı Gülsüm'üm” dördüncüsü: "Ben İmran'ın kızı ve İsa'nın annesi Meryem'im” dedi ve sözlerine şunu eklediler: “Kadınların yapması gereken işi üstlenmek ve sana yardım etmek için geldik.”

    Hatice diyor ki: "Böylece Fatıma (s.a) dünyaya geldi ve secde halinde yere düştü; ama parmağını göğe doğru kaldırmıştı."
     

Bu Sayfayı Paylaş