Halk Oyunları - Türk Halk Oyunlarının Tarihçesi

'Ülke Kültürleri' forumunda Mavi_Sema tarafından 23 Ocak 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Halk Oyunları - Türk Halk Oyunlarının Tarihçesi konusu HALK OYUNLARININ TARİHÇESİ

    İlkel insanlarda hayat, düşüncelerle değil, devinimlerle başlamıştır. G. Thomson’a göre yaşam etkinliğinin bilincinde olmak, insanı hayvanlardan ayıran özelliklerin başında gelmektedir.

    Sanatın en eski belirtisi danstır. İnsanın ilk aracı sayılan bedenle anlatım olanağına kavuşan dans, ruhsal durumların ve gerilimlerin devinime dönüşen bir boşalımıdır. Başlangıçta bireysel ve profan bir gereksinmeden doğan dans, giderek toplumsal ve dinsel bir karaktere dönüşmüştür.

    Bu ilk insanların yaptıkları danslarının önde gelen amacı dinsel ve büyüsel olmakta idi. İlkellerde dans, dinsel ve büyüsel amaçla ele alınıp hayatın tüm bölüşüm törenlerine mutlak girerdi. Doğumda, erginleme dönemlerinde, düğünlerde, evlenme, ölüm törenleri ile savaşta, avla, totemle, bollukla ve mütlerle ilgili günlerine dansın eşlik ettiğini görmekteyiz. Bazen doğayı evcilleştirme, bazen avına karşın üstün olabilme, bazen de totemin doğaüstü güçlerinden yararlanma diğer amaçları oluşturuyordu. Diğer taraftan ölülere, toteme, bereket ve verimliliğe, gök güçlerine, doğaüstü güçlere tapma da dansın yapılış nedenlerindendir.

    Kimine göre oyun enerji fazlasını atma, kimine göre benzetmece içgüdüsünü doyurmak, kimine göre boşalım gereksinmesidir. Bir kurama göre oyun, genç yaratıkları ilerde yaşamın gerektirdiği ciddi iş ve uğraşlara hazırlamak, yetiştirmek içindir.

    Hayatın devamı için ihtiyaçtan doğan ve sanatın ilk belirtileri olan bu oyunlar (danslar) zamanla edinilen tecrübeler ve deneyler sonucu geliştirilerek sanatın ilk halkalarını oluşturdular. Genelde konu amaç yönünden benzerlik gösteren danslar, hareket ve ifade yönünden çeşitli toplumlarla farklılık gösterir.


    -Eski Mısırlılarda Dans: Mısır’da tek, çift veya grup halinde yapılan dansların dramatik, lirik ve grostek şekillerini din, kültür, taklit, ifade ve savaş temeline dayanan çeşitlerini resimlerden izlemek mümkündür.

    Birçok uygarlıkta görüldüğü gibi, dans eski Mısırlılarda da inanç gereği ibadet amacıyla yapılırdı. Tanrılar için yapılan ayinlerde, hasat ve bereket için yapılan şenlik ve törenlerde dans değişmez önemli bir gösteri çeşidi idi. Ayrıca eski Mısırlılar ölüm törenlerinde dramatik danslar yaparlardı. Evlenme, erginleme gibi törenlerde Mısırlılarda dansın yaşam bulduğu günlerdi. Ortaçağda Mısır’daki Yahudiler de gelin başına bir mihver geçirir, elinde kılıçla düğün halayının başında dans ederek topluluğa katılırdı.

    -Eski Yunan Uygarlığında Dans: Atina müzesinde bulunan bir su kabının üzerinde onu kazanana sunulmuş olarak “herkesten daha zarif dans edene” cümlesi yazılıdır. Bu belge bize, dansta bir yarışma ve ödüllendirmeyi kanıtlamaktadır.

    Eski Yunan Uygarlığında, vücut eğitiminde dansın önemli yeri vardı. Gençlerin sosyalleşmesi, kişiliğin dengeli gelişimi ve iş veriminin arttırılması, müzik eşliğinde ve eğlence içinde dansla sağlanıyordu. Toplumsal düzen açısından bu önemli işlevleri yerine getirmesi, dansa olan ilgiyi önemli ölçüde arttırmıştır.

    Yazılı belgelerden o zamanın yöneticileri, bilim adamları ve bilge kişilerinin, çok iyi birer dansçı oldukları ve bu etkinliğe önem verdikleri anlaşılmaktadır. Yunanlıların danslarında genellikle insanların ilişkilerini ve iç dünyalarının doğmaca anlatımını görüyoruz.

    -Kuzey Amerika Yerlilerinde Dans: Göksel öğelerle ilgili dansların en önde geleni olan güneş dansı Kuzey Amerika Yerlilerince kutlanan bir danstır. Kuzey Amerika Yerlileri kutsal güreş direği çevresinde işkence edecek kadar kendilerinden geçerek oynamaktadırlar. Bu dansa tüm törene katılanların iştirak ettiği görülür.

    -Türk Kültüründe Dans: Asya’da yaşayan atalarımızı; birlikte yaşamaya önemli ölçüde değer veren, törenlerine bağlı ve yaratıcı insanlar olarak görüyoruz. Tarihte ilk Türk uygarlıklarından, Şamanların, Hunların, Oğuzların günümüze uzanan belgelerinden dansa büyük bir ilgi duyduklarını ve önem verdiklerini anlıyoruz. Bu nedenle gelenek içinde yer alan törenlerinin en önemli bölümünü halk oyunlarının oluşturduğunu söyleyebiliriz.

    Türklerde danslar; daha çok kılıç-kalkanla, mumlarla, çeşitli kutsal araçlarla yapılırdı. İnanç gereği, uğur getirmesi amacıyla yapılan danslara da rastlamaktayız. Günümüz halkoyunlarının birçoğunda, eski dansların kalıntılarına rastlanır. Bu dansların zamanla kutsal yönlerinin ortadan kalkarak eğlence amacıyla yapıldığını görüyoruz.

    Metin And’a göre Anadolu’da düğünler, danslar için en önemli vesiledir. Ancak iki türlü dansı birbirinden ayırmak gerekmektedir. Bunlardan birincisine katılanların düğünde halay gibi eğlenmek için oynadıkları danslar, ikincisi kökeni çok eskiye giden, kutsal bir anlam taşıyan ve evlenmeye kutsallık getiren danslardır. Şu konuyu da belirtmeliyiz ki çoğu kez, ikinci türe giren danslar da bugün oynayanların daha çok bir katılma sevinci duydukları, eğlence için oynadıkları danslar olup, eski kutsal anlamlarından sıyrılmışlardır.

    Cumhuriyet döneminde her alanda olduğu gibi, halk oyunları etkinliği de devletin denetim ve gözetimi altına alınmıştır. Bu örgütlü çalışma “Halk Evleri” ile başlamış ve giderek tüm ülkede okul, dernek, kulüpler aracılığıyla sürdürülmüştür.

    Alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş