Hafıza Neleri Alabilir?

'Genel Sağlık' forumunda NeslisH tarafından 25 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. NeslisH

    NeslisH Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Hafıza Neleri Alabilir? konusu
    Çocuklugumuzda bazi büyüklerin sohbetlerinde Allah’in kudretine örnekler verilirken beynimizin mükemmelliginden bahsedilirdi. Bu müthis organin mucizevî özellikleri sayilirken kapasitesinin büyüklügünü anlatmak için "bütün hayatimiz boyunca beynimizin en çok % 5’ini kullaniriz, Einstein gibi dâhiler bile ancak % 10’unu kullaniyorlar" gibi ifadeleri hayran bir sekilde dinlerdik. Bu hususta son yillarda yapilan arastirmalar ise daha farkli görüsleri dillendiriyor.
    "Beynimizin % 10’unu kullaniyoruz." ifadesi Washington Üniversitesi"nde anesteziyoloji uzmani olan Dr. E. Chudler’e göre yanlis bir düsüncedir, bir söylentidir ve gerçekle bir alâkasi yoktur. Peki bu söylenti nereden çikti? Bunu hiç kimse bilmiyor. Dr. Jay, simdiye kadar bu sekilde düsünen hiçbir nöroloji uzmaniyla karsilasmadigini ve bu sözün dünya çapinda yaygin bir deyim hâline gelmesini hayretle karsiladigini belirtiyor.
    Bununla ilgili olarak birkaç görüs üzerinde durulmaktadir.
    1. Görüs: Bilim adamlarinin sözlerinin ve çalismalarinin yanlis yorumlanmasidir. Böyle bir ifade ilk defa 1800’lü yillarda Einstein’in ve P. Florins’in sözlerinin farkli degerlendirilmeleri sonucu ortaya çikmis olabilir. William James Insanin Enerjisi adli eserinde (1908), "insan fizikî ve zihnî güçlerinin çok azini kullanmaktadir" der. Bu sözü birçok sekilde yorumlamak mümkündür. Kimileri buradaki "çok az" sözünü % 10 seklinde yorumlarken, kimileri de çalismayarak, tembellik ederek, okumayarak performansini az kullananlari kast etmislerdir.
    K. Lashley 1920’lerde farelerin beyinlerinin büyük bir kismini çikararak bir seri deneme yapmistir. Deney sonuçlarini yorumlarken "beyinleri çikarildigi hâlde fareler bazi isleri yapabilmektedirler" diyerek, insanda da beynin bazi kisimlarinin çikarildiginda önemli degisikliklerin olmayacagini ifade etmistir. Ancak bugün biliyoruz ki beyindeki çok çok küçük bir sahanin tahrip edilmesi bile insan hayatini mahvedebilmektedir. Bu yüzden epilepsi veya beyin tümörü ameliyatlarinda sinir cerrahlari beyin dokusuna en ufak bir zarar vermemek için çok hassas ve dikkatli çalismaktadirlar. En ufak bir hata hastanin hayatina mal olmakta veya geri dönülmez sakatliklara yol açmaktadir.
    2. Görüs: Popüler medyanin haberleri çarpitmasi veya yanlis yorumlamasidir. Insanin beyninin % 10’unu kullandigina dair hiçbir ilmî arastirma sonucu olmamasina ragmen buna inananlar söyle düsünmektedirler: "Eger beynimin daha fazlasini kullanirsam süper hafizaya sahip olurum, olaganüstü zihnî kabiliyetler kazanabilirim. Meselâ, düsünce gücümle cisimleri hareket ettirebilirim.
    Bu düsünceleri destekleyen ve dogrulayan hiçbir ilmî çalisma yoktur. Bir uydu anteni reklâminda söyle deniliyor: "Potansiyel beyin gücünüzün % 11’ini kullaniyorsunuz. Simdi bir tercihiniz var. Bizim ürünümüzle artik bu orani artirabilirisiniz." Yine bir havayolu sirketi kendi reklâminda su cümleleri kullanmaktadir: "Insanlarin, beyinlerinin % 10’unu kullandigi söyleniyor, bizim havayolumuz ile uçtugunuza göre siz daha fazlasini kullaniyorsunuz.
    3. Görüs: Insanlarin âcizligidir. Bilim dünyasi bütün gelismelere ragmen beynin sirlarini hâlâ çözememistir ve çözecek gibi de gözükmemektedir. Bu yüzden de arastirmacilar her seferinde "beyin kâinattaki en kompleks, en karmasik organik yapidir; bu mükemmel yapinin çözülemeyen daha çok sirlari vardir" diyerek âcizliklerini itiraf etmektedirler. Yine bugün için beynin daha % 10’u anlasilabilmistir. % 90 gibi bir kisim kesfedilmeyi beklemektedir. Edebiyatçi Emily Dickinson, ‘beyin gökyüzünden daha genis, okyanuslardan daha derindir’ derken, asirlarca önce Hz. Ali: "Ey Insan, sen kendinin küçük bir cisim oldugunu sanirsin, oysa en büyük âlem senin içinde gizlidir". demistir. Mehmet Akif Ersoy da Insan siirinde;
    Avâlim sende pinhandir, cihanlar sende matvîdir...
    ......
    Musaggar cirmin amma gâye-i sun’-i Ilâhîsin Bu haysiyyetle pâyânin bulunmaz bîtenâhisin" misralariyla insanin bu büyük hakikatine dikkati çekmektedir.
    ABD baskanlarindan George Bush; 1990’da halka yaptigi bir konusmada beyinden söz etmis, arastirmacilari bu konuya yönlendirmis ve beyin daha iyi anlasilabilsin diye konferanslar, seminerler düzenlenmesini istemistir. Bu yüzden 1990-2000 yillari arasi "decade of the brain" (beynin 10 yili) olarak bir kampanyaya dönüstürülmüstür.
    Beynin % 10"unu Kullanmak Ne Demektir?
    Buradan söyle bir yoruma gidebilir miyiz? Eger % 10’unu kullaniyorsak, kullanmadigimiz % 90’lik kismi çikaralim ve kullanmadigimiz yükü tasimayalim. Insan beyni ortalama 1.400-1.500 gramdir. Bunun % 10’u 140 gram olup, bu da bir koyun beyninin büyüklügü kadardir. Bugünkü tip bilgilerimize göre beynin % 1’lik bir kismini bile çikarip alamayiz. Beyindeki çok küçük bir alanin hasari felçlere sebebiyet verebilmektedir. Parkinson hastaligi gibi beynin çok az bir kismini etkileyen hastaliklar çok tahripkâr neticelere yol açmaktadir.
    Uyku-uyaniklik saatlerinde, günlük ve mevsimlik ritimlerin olusmasinda ve bu isler için melatonin hormonunun salgilanmasinda rol alan, görme sinirlerimizin yolu üzerinde bulunan supra kiazmatik çekirdegin kapladigi saha 0,3 mm3"tür. Açlik ve susuzlugumuzu düzenleyen, vücut isisini ayarlayarak termostat görevi yapan ve limbik sistemin merkezinde bulunan hipotalamus’un agirligi 50 gramdir. Zevk, nese, üzüntü ve öfkelerimizin, kisaca duygularimizin merkezi olan limbik sistem ise bütün beynin % 1’ini olusturan orta beyinde yer alir. Simdi bunlarin hangisini çikarip alabiliriz? Birakin bu yapilari çikarmayi milimetrenin binde biri uzunlugunda olan birkaç nöronu tahrip etmek bile sinir sistemimizin harika dengesini boza-bilmektedir.
    Meteorolojik olaylar gibi kaotik sistemlerden bildigimiz "kelebek tesiri"nde oldugu gibi; beyincikteki bir hasar kendinden uzaktaki baska bir bölgenin sistem ve nizâmini alt üst edebilmektedir.
    Beyin kapasitesini ölçen birim nedir? Hangi birime göre konusulmaktadir? Su an için böyle bir birim ve bir bilgi mevcut degildir.
    Sinir hücreleri hiç çalismasalar bile, çevrelerindeki sinir hücrelerinden kendilerine sinyaller gelmektedir. Bir sinir hücresine saniyede 2.500 mesaj alinir, degerlendirilir ve cevap verilir. Insandaki 100 trilyon hücrenin 100 milyari beyindedir ve iki sinir hücresi arasinda da 3.000 civarinda sinaps (baglanti) vardir. Yüz milyar hücrenin her birinin komsulariyla olan baglantilari ne kompleks bir sinir agi sebekesi ile karsi karsiya oldugumuzu gösterir.
    Beynimiz tam olarak hiçbir zaman bütünüyle bir dinlenme içine giremez. Dolayisiyla uykuda iken bile çalismasini sürdürmektedir. Zira uyurken de nefes aliriz, kalbimiz atar, iç organlarimiz çalisir, vücut isimiz azalir, karaciger 500 farkli görevini yapmayi araliksiz sürdürür, kanimiz böbreklerden süzülür, idrar torbamiz dolar, beynimize giden sinyal bizi sabah erkenden uyandirir. Kisacasi, biz uyurken bile beynimiz hiç durmadan vücut makinemizin aksamamasi için Rabbimizin yarattigi fitrat üzerine çalisir.
    Uzmanlarin Konuyla Ilgili Sözleri
    - Prof. Dr. R. Sabbatini: Bu tamamen yanlis bir ifadedir. Insanlar beyinlerindeki bütün nöronlari kullanirlar. Ufacik bir hasarda, meselâ, optik sinirleri tutan bir genetik hastalikta, kisiler kör olmakta ve kisa sürede ölmektedirler.
    - S. Strejilevich, (Arjantin): Bilimsel dayanagi olmayan yanlis bir görüstür. Insanlar spekülasyonlara çabuk inandigi için bu kadar yayginlasmistir.
    - J. Strout, (ABD): Saçma sapan bir fikir. Böyle bir sey söylemek için öncelikle beyin kapasitesinin tanimi yapilmalidir. Su an bu da yapilamadigina göre...
    - Jeff Hollerman: Tamamen spekülasyon.
    Beyinle Ilgili Bazi Gerçekler
    * Yaklasik 1.400 gram agirligindaki insan beyninin % 90’i sudur.
    * Beyin zarlari arasinda dolasan koruyucu serebro-spinal sivi günlük olarak yenilenir (400-500 ml/gün).
    * Görme sinirlerimizdeki optik liflerin sayisi 1.200.000’dir.
    * 100 milyar hücre arasindaki baglantilarin (sinaps) sayisi 60 trilyondur. Her hücrede bir milyara yakin protein, her proteinde ise 40.000 atom bulunmaktadir. Amino asitlerin yanlis bir dizilisi zehir tesiri yapabilmektedir
    * Her gözde 130 milyon isik alici hücre vardir. Buraya gelen sinyaller 5 santimetrelik görme siniriyle beyne ulasir.
    * Göz, bir anda beyne 1,5 milyon bilgi sinyali gönderir.
    * Bütün hücreler gibi beyin hücreleri de atomlardan olusmustur. Bir hücrede 10 katrilyon atom vardir.
    Kertenkele beyni 0,08 g, filinki 6 kg, timsahinki 80 g, köpeginki 92 g, tavsaninki 10 g, deveninki 760 g, atinki 500 g, sempanzeninki 400 g, koyununki 140 g, fareninki 2 g, kutup ayisininki 500 g, zürafaninki 680 g, kedininki 30 g, baykusunki 3 g, balinaninki 8 kg, kaplumbaganinki 0,3 g, aslaninki 240 g, su aygirininki 580 g, kirpininki 25 g"dir.
    Bütün organlarimiz gibi beynimiz de en mükemmel sekilde yaratilmis ve hizmetimize sunulmustur. Allah abes is yapmadigina göre her hücrenin hattâ her zerrenin kendine has vazifeleri vardir. Insan basit ve sabit bir madde degildir.
    Vücut hücrelerimiz daima yenilenir. Ancak farkli dokulara ait hücrelerin ölüm ve yenilenme süreleri farklidir. Saniyede 200 milyon alyuvar yapilir, 200 milyonu ölür. Bir alyuvarin ortalama ömrü 120 gündür. Deri ve karaciger hücrelerimiz çok hizli yenilendigi hâlde kas hücrelerimiz çok yavas yenilenir. Beyin hücrelerimiz ise hiç yenilenmezler.
    Yeni dogan bir çocukta 380 gram agirliginda olan beyin ilk üç yil içinde çok hizli geliserek, yedi yaslarinda hemen hemen ergin insandaki büyüklüge yaklasir. Bundan sonraki büyümesi ise çok yavaslar. 20 yaslarindan sonra her yil bir gram eksilerek 75 yaslarinda, olgunluk döneminde eristigi zirve noktasinin onda biri kadar azalir. 20-70 yaslari arasinda beynimizde her gün yaklasik 50.000 sinir hücresinin is göremez hâle geldigi veya ölerek yok oldugu tahmin edilmektedir. 50 yas civarinda da bu hücrelerin hemen hemen % 10’u is göremez durumdadir.
    Insan vücudu basta beyin olmak üzere muntazam bir makine ve harika tarzda degisen bir saray gibidir. Vücutta her hücre çalismakta ve birbirine yardim etmektedir. Bin kubbeli ve her kubbede taslari direksiz duran bir saray gibi olan bir görme sistemimiz için bile koca bir tip fakültesi kadar sistem kurmak lâzimdir.
    Newton, Principia adli eserinde "Bu günes, gezegenler ve kuyruklu yildizlarin âhenkli ve güzel sistemi ancak gücü her seye yeten bir Zât"in irade ve kudretinden kaynaklanir" dedigi gibi, galaksilerden daha karmasik bir yapiya sahip olan beynimiz ve milyarlarca hücresinin âhenkli çalismasi da ancak ve ancak Allah’in kudretinden baska bir seyle açiklanamaz.
     

Bu Sayfayı Paylaş