Hacca gitmek için ihtiyar mı olmak lazım?

'Dini Sohbetler Dini Forum' forumunda _Mr.PaNiK_ tarafından 16 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu

  1. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Hacca gitmek için ihtiyar mı olmak lazım? konusu
    Hacca Gitmek İçin İhtiyar mı Olmak Lazım?
    [​IMG]
    O, nur yüzlü mübarek hacı teyzelerimiz ve amcalarımızdan hep şu itirafları duyuyoruz: “Yavrum o peygamber diyarına, gençken gitmek lazım, keşke dinçken, gençken gitseydik. Siz siz olun hiç geciktirmeyin hemen gidin!”

    Hac için acele edilmeli. Çünkü Peygamberimiz (asm) bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlar: “Hac yapmak isteyen acele davransın. Zira sizden hiç kimsenin başına ne gelecek bilinmez. Hastalanacak mı, fakir mi düşecek?” (Ebu Davut, Menasik: 6)


    Bugün, sağlığı ve maddi imkânı yerinde olan bazı kişilere, “Sana hac farz olmuştur. Hacca gidip gelmelisin!” dediğimizde hep şu cevabı alıyoruz: “Daha çok erken, hele yaş bir kemâle ersin, işleri tam yoluna koyalım, çor-çocuğu evlendirelim barklandıralım, inşallah elli’sinden sonra gideriz. Gelince de dünyadan elimizi eteğimizi çeker, kendimizi ibadete veririz. Yoksa şimdi gidersek oradan dönünce hacılığımızı muhafaza edemeyiz. Onun için aceleye gerek yok” gibi mazeretlerle hacca gitmeyi geciktiriyorlar. O, nur yüzlü mübarek hacı teyzelerimiz ve amcalarımızdan hep şu itirafları duyuyoruz: “Yavrum o peygamber diyarına, gençken gitmek lazım, keşke dinçken, gençken gitseydik. Siz siz olun hiç geciktirmeyin hemen gidin!”

    Hac için acele edilmeli. Çünkü Peygamberimiz (asm) bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlar:
    “Hac yapmak isteyen acele davransın. Zira sizden hiç kimsenin başına ne gelecek bilinmez. Hastalanacak mı, fakir mi düşecek?” (Ebu Davut, Menasik: 6)

    Müçtehidlerin ekserisi bu hadîsi içtihadlarında esas tutarak, kendilerine hac farz olan kimselerin aynı sene hacca gitmelerinin lüzumuna vurgu yapmışlardır.

    Peygamberimiz (asm) hacca gitmenin ölçüsünü “Azık ve binek” olarak tarif etmiş. Yani hacca gidebilecek yol imkânının ve orada lâzım olacak yiyecek içecek ve diğer ihtiyaçların temini. Bunlara muvaffak olanların hiç geciktirmeden, hemen o sene hacca gitmelerini emretmiş. Hatta öyle ki haccın evlilikten önce olduğunu tebliğ ederek hacca gitmeleri farz olan kimselerin önce hac yapmaları gerektiğini söylemiş. Çünkü hac farz, evlilik ise sünnettir.

    Peygamberimiz (asm) şu hadîs-i
    şerifleriyle de imkânı olduğu halde hacca gitmemenin veya haccı geciktirmenin ne kadar büyük bir vebali olduğunu bizlere ders veriyor: “Kim kendisini Beytullah’a ulaştıracak kadar azık ve bineğe sahip olduğu halde haccetmemişse onun Yahudi veya Hıristiyan olarak ölmesi arasında fark yoktur.” Zira Allah (cc) kitabında “Oraya yol bulabilen insana Allah için Kabe’yi haccetmesi gerekir”. (Âl-i İmran 97) buyurmuştur.” (Tirmizi, Hacc,3)

    Peygamberimiz (asm) başka bir hadislerinde de şöyle buyurmuştur:
    “Allah (cc) buyurdu ki: Bedenine sağlık verdiğim, rızkını bollaştırdığım bir kul bu durumunda üzerinden 5 sene geçtiği halde Kâbe’yi ziyaret etmeye gelmezse rahmet ve lütfumdan mahrum kalır. (Et-Tergib ve Terhib, 2, 212)

    Allah’a iman ve Allah yolunda cihattan sonra en faziletli bir amel olan hac ibadetini yapmak için çocuklara birer iş kurup, onları evlendirip işleri yoluna koyup elli’sini geçmiş olmak gerekmiyor. Bizler lâyemut değiliz. Demirden, polattan bir vücudumuz da yok. Kolay dağılabilir, etten ve kemikten müteşekkil bir vücuda sahibiz. Bu dünyada ebedi kalacak da değiliz. Yarına çıkacağımıza elimizde bir senedimiz yok. Şair: “Dün geçti, yarına çıkan var mı? Gençliğe de güvenmem ölenler hep ihtiyar mı?” demiş.

    Onun için ölüm gelmeden imkânımız varsa hac ibadetimizi eda edelim, ertelemeyelim. Erteleyenler helâk olmuşlardır.

    HAC HAKKINDA KİM NE DEDİ?

    MALCOM X

    Dünyanın dört bucağından on binlerce hacı ile birlikteydim. Mavi gözlü sarışınlardan siyah derili Afrikalı’ya kadar bütün renkler kaynaşmıştı. Fakat hepsi insanların birlikteliğinin, tek bir ruh halinin ibadeti içinde idiler. Bu benim Amerika’da siyah ile beyaz arasında göremediğim, fakat görülmesi kaçınılmaz olan ve olanaklı olan bir manzaraydı. Amerika, İslâm’ı tanımalı, anlamalı ve bilmelidir. Çünkü sadece bu din, toplumdaki ırk, renk, insanlar arasındaki ayrımı kökten reddetmektedir.

    İslâm ülkelerine yaptığım gezilerde konuştuğum insanlar ve hatta beraber yemek yediğim beyaz Amerikalılar kafalarındaki beyaz ayırımcılığın İslâm ile tanıştıktan sonra yok olduğunu söylediler. İnsanların renklerine bakılmaksızın birlikte iç içe oldukları böylesine içtenlikli ve gerçek bir kardeşlik bir manzarasını bundan önce hiç görmemiştim. Kutsal yerlerde geçirdiğim günlerde Müslüman kardeşlerimle Tek ve aynı Allah’a ibadet ve dua ederken, onlarla birlikte aynı tabaktan yedim, aynı bardaktan içtim, aynı kilimin üstünde uyudum.

    Gözleri mavilerin en mavisi, saçları sarıların en sarısı ve derileri beyazların en beyazı idi. Biz gerçekten kardeşlerdik, kardeştik. Çünkü inançlarımız Tek Allah’a idi ve aramızda renkler kalmamış ve beyaz renk, Amerika’da var olan tutum ve davranışlarıyla düşüncelerimizden sökülüp atılmıştı. Bu kutsal topraklarda geçen her saat bana Amerika’daki siyah-beyaz çatışmasına yaklaşımda çok daha güçlü bir iç zenginliği kazandırıyor.
     

Bu Sayfayı Paylaş