Hac ve Kurbanın Mahiyeti

'Oruç-Hac-Zekat' forumunda Siraç tarafından 4 Aralık 2008 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Hac ve Kurbanın Mahiyeti konusu
    Hac ve Kurbanın Mahiyeti

    Bizleri bu yıl da Hac ve kurban mevsimine ulaştıran yüce Rabbimize sonsuz şükürler olsun. Bizleri, hepimizi O'nun yüce varlığına inanan hakiki ve samimi kullarından eylesin. Her zaman ve bilhassa bu günlerde bizlere düşen en büyük vazife, Allah'a karşı kulluk borcumuzu, Allah'ın emirlerini yerine getirerek yasakladığı şeylerden kaçınarak ödeyebiliriz.

    İnsanlar her zaman, her an Yüce Allah'a muhtaçtır. Çünkü her şeyi yaratan O'dur; insana hayat verdiği gibi ölümü de vermiştir. Bir gün gelecek bu fani, geçici dünyadan, hakiki, baki daimi dünyaya göç edeceğiz. Bu sebepten dolayı ömrümüzü boş şeylerle geçirmemeye bakalım; bu kısacık dünya hayatımızda hayırlı işler yapalım ki her iki alemde de Allah'tan mükafatını görebilelim.

    Kurban nedir? Kurbanın asıl mana ve mahiyeti nedir? Kurbandan kaç kişi ders ve ibret alıyor? Kurban, zekat gibi para ile yapılan bir ibadettir; ve Allah yolunda fedakarlık yapmayı, O'nun rızasını kazanmayı hedef tutar. Kurban, Allah'a şükran borcudur, insanın diyetidir, diyet borcudur. Rabbimiz bizlere ibretle bakacak göz, gerçeği bulacak gönül nasip eylesin. Şunu bilmek gerekir ki kurban kesmek bir adet veya iftihar vesilesi değildir. O, müminlerin üzerine vacip olan bir ibadettir. Kuran-ı Kerim'deki Kevser suresinde Peygamber Efendimize ve onun şahsında biz müminlere kurban kesmek emrolunmuştur. Bu yüzden Peygamber Efendimiz, bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuşlardı: "Hali- vakti yerinde olup da kurban kesmeyen, sakın bizlerin namazgâhına yaklaşmasın!"

    Hac farizasına gelince; her farzın insan ruhuna ve maddi varlığına manevi yararları olduğu gibi, Hac farizasının da çeşitli yararları vardır. Önce şunu söylemekte yarar vardır: Allah ile kul arasına hiçbir perde ve vasıta koymayan, yaratıcıya ortaklık tanımayan dinimiz İslam, Kabe-i Şerif'i ziyaret etmeyi birçok nedenlerden dolayı şart koşmuştur. Şöyle ki: İnsan, kalbini doğrudan doğruya Rabbine açabilir; elini, gönlünü ve iç dünyasını... Kabe! Maddi yapısının çok ötesinde ve üstünde manevi değerler, manalar taşır. İnsanoğlu, birliğine gönülden inanıp aklıyla anlamaya çalıştığı Rabbini yaratanını kalbiyle sever; ve diğer sevdiklerini de o sevginin gereği olarak sever. İşte bu duygu coşkunluğunun zirveye ulaşıp, insanı baştan aşağı, ilahi aşkla ve Resulullah muhabbetiyle yıkadığı zaman ve mekân, Hac ve Kabe'dir. Hac görevini yerine getiren kalpler ve gönüller, tek Allah inancının sevinciyle kenetlenir, bütünleşir; ve bu bütünlük içerisinde olanlar, şöyle seslenirler yüce Yaratıcıya:

    Ya Rab! Davetine uydum; tekrar tekrar uydum...
    Her emrini yerine getirmek için divanına geldim.
    Rabbim! Senin her davetine uymak, benim borcumdur.
    Senin saltanatında, eşin ve ortağın yoktur...
    Allahım! Bütün varlığımla Sana yöneldim.
    Hamd Senindir, nimet Senindir, Mülk de...
    Bütün bunlarda, senin eşin ve ortağın yoktur...

    Cenab-ı Hak herkese Hac Farizasını nasip eylesin, keseceğimiz kurbanları da kabul ve makbul eylesin.
     

Bu Sayfayı Paylaş