Hürriyet - Tiyatro Metni

'Tiyatro ve Skeçler' forumunda KaRDeLeN tarafından 4 Mayıs 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Hürriyet - Tiyatro Metni konusu Hürriyet - Tiyatro Metni - Hürriyet Tiyatro Metni - Hürriyet Tiyatro Oyunu - Tiyatro Oyunları



    ŞAHISLAR: ORHAN,OSMAN,FEHİMAN,GÜZİN,FİKRET.


    Osman: .....Bizim ülkemizin insanlarının da buradakiler gibi hür olmasını ne kadar isterdim. Mümkün olsa hürriyet anıtını buradan kaldırır,Türkiye’ye dikerim. Bu hürriyet aşkı beni buralara iyice bağlıyor. İnsanın her istediğini yapabilmesi,hele hele toplumsal,psikolojik baskılardan kurtulabilmek en büyük mutluluk. Bağımsızlık,özgürlük aşığı bir insan olarak köle ruhlu insanları özgürlüğe çağırmak bir ideal benim için. Çabalarım bu yönde......
    (FON)
    Orhan:Osman’ın kalıplaşmış sözleri,fikirleri. Biri bitiyor biri başlıyor. Şimdi de özgürlük teraneleri...
    Güzin:Babacığım siz de nerede güzel şeyler söylense tenkit edecek bir şeyler bulursunuz.
    Fehiman:Abim özgür bir hatip olacak bu gidişle babacığım,kıskanmıyorsunuz değil mi?
    Orhan:Kızım sen de bu söylevleri tasvip ettiğini söylemeyeceksin herhalde?
    Fehiman:Biraz sloganik,heyecanlı olmakla beraber pek yanlış da değil babacığım.
    Güzin: Doğrusu abimle beraber aynı ideal için mücadele etmek isterdim. Hür olarak yaşamak....
    Orhan:Kızım zaten hür bir insansın. Neyin mücadelesini vereceksin?
    Güzin:Hür müyüm baba? Hangi hürriyet,hangi özgürlükten bahsediyorsunuz? Bir başımı örtmem bile mesele oldu bu memlekette.
    Orhan:Güzin,kızım sen de istiyorsun ki hiç imtihanında sıkıntı,zorluk olmasın.
    Güzin:Ama bu benim en tabi hakkım baba,bu haksızlığı hoş mu göreceksiniz?
    Orhan:Kim hoş görmekten bahsetti kızım?Hem biliyorsun ki hakları Allah tayin eder.
    Güzin:Evet,doğru da baba,Allah’ın beni mükellef tuttuğu bu amele insanların yasak koymaya ne hakları var?
    Orhan:Kızım herkes oyununu kendi kurallarına göre oynar. Oyunu kuran elbette kuralları uygulayacak.
    Güzin:Onların,kurallarıyla benim oyunumun kurallarını çiğnemeye ne hakları var?
    Orhan:İstemiyorsan onların oyununa katılmazsın.
    Güzin:Babacığım sanki benim iyice sinirlenmem için,üzülmem için böyle konuşuyorsunuz.
    Orhan:Hayır kızım,hiç kıyar mıyım sana? Bak onlar senin kurallarına müdahale edince üzülüyorsun. Kendi kurallarını çiğnemek sana zor geliyor,sıkıntıya düşüyorsun. Ee napalım kızım, oynamak istediğin saha onların. Biri gelip senin sahanı ihlal etse hoşuna gider mi? Onların da hoşuna gitmiyor. Kendilerince haklılar.
    Güzin:Bu hep böyle mi gidecek?
    Orhan:Bilmem...Gücüm yetse değiştiririm ama yetmiyor. Bunda da birçok hayır var deyip sabırla, Allah’ın size tanıdığı haklara layık olacağımız günleri bekliyorum.
    Fehiman:Biliyorsun Güzin,hayatta her şey istediğin gibi olursa dünya cennet olur. O zaman imtihanın ne anlamı kalır? Şimdi Müslüman gençler bununla imtihan oluyor.
    Orhan: Evet,hem en güzel görüntüsüyle özendirildi çocuklar,hem de önüne cam duvarlar çekildi. Küçük çocukları çikolatalar,şekerler,oyuncaklar, dolu vitrinlere götürüp,sakın elleme dersen nasıl kıyamet koparırlar.
    Fehiman:Evet bizimki de o hesap. Bütün hayat okuldan ibaret gibi gösterildi,bizim de hoşumuza gitti. Birden de elimizden aldılar. Tabii ki ağladık biz de.
    Orhan:Ağlayın su yükselsin,belki kurtulur gemi,anne seccaden gelsin,bana dua et emi... Ağlamak da rahmettir kızım.
    Fehiman:İnşallah hep Allah’ın merhametine nail oluruz. Bizi en çok rahatsız eden haksızlığa uğramak fakat,haksızlığı yapanların en tabi hakları olduğunu anlamak istemiyoruz.
    Orhan:Evet onlar kurallarını keyfi yapar. Fakat bizim nizamımız ilahidir. Bu yüzden ilahi kanunlarla çatışıldığı noktada tercihi haktan yana yaparız. Elbette mukabilinde ecir var kızım.
    Güzin: (Üzüntülü) Ama babacığım okulumu öyle çok istiyorum ki,rüyalarım hep okulla dolu.
    Orhan:Allah senden razı olsun kızım,okulu bu kadar çok isteyip de gitmediğine göre Allah’ın rızasını daha çok istiyorsun.
    Fehiman:Evet baba,biz elhamdülillah Müslümanız. Allah’ın rızasını kazanmak için yaşıyoruz.
    Orhan:Biraz önce abine hak veriyordunuz ama? Hani o,insanları özgürlüğe çağırmak bir ideal benim için,diyordu.
    Güzin:Ne var ki baba bunda?
    Orhan:Ne var olur mu? Ablan,Müslüman Allah’ın rızasını kazanmak için yaşar dedi. Abinse özgürlük nutukları atıyor.
    Güzin:İşte,dinimizi yaşamak için istiyoruz o özgürlüğü biz.
    Orhan:Ama herkes bunu isterse,hindusu,ateisti....vs...
    Güzin:İstesinler ne çıkar? Herkes istediği gibi yaşasın.
    Orhan:Olur mu Güzin? Ya istekleri çatışırsa. Budist ineği tanrı yapar,Müslüman da etinden faydalanmak isterse....
    Güzin:Herkes kendi memleketinde istediği gibi yaşasın.
    Orhan: Peki Allah’ın istediği gibi kim yaşayacak?
    Güzin:Biz baba,yani Müslümanlar....
    Orhan:Allah Müslümanlardan insanları ilahi dine davet etmelerini ister Güzin.
    Fehiman: Sen ise,herkes istediği gibi yaşasın,dedin Güzin. Bu Allah’ın bizden istediği ibadete aykırı.
    Güzin:Biz onları İslam’a davet ederiz,gelmezlerse de kendileri bilirler.
    Orhan: Pek keyfisin bugün Güzin. Bizim böyle bir salahiyetimiz yok. Kendileri bilmiyorlarsa öğreteceğiz.
    Güzin:Öğrenmek istemiyorlar baba.
    Orhan:Öğretmek için çeşitli yollar denersin.
    Fehiman:Başını çatlatırcasına anlatırsın da anlatırsın.
    Güzin:Hoşlarına gitmiyor abla.
    Orhan:Artık bilemem...Allah’ın hoşuna giden,insanları ilahi nizama çağırmak ve bunun için mücadele etmek.
    Güzin:Yani babacığım diyorsunuz ki.....
    Orhan:Hıı, ne diyorum?
    Güzin:Müslüman’ın ideali hürriyet,özgürlük değil,Allah’ın razı olacağı nizama insanları çağırmaktır.
    Orhan:Evet Güzin. Hem de Allah’ın istediği şekilde.
    Güzin:Nasıl istiyor Allah?
    Orhan:Hikmetle,güzel öğütle mücadeleyi tavsiye ediyor.
    Fehiman:Aman babacığım,desenize bizim istediğimiz şekilde hiç yaşayamayacağız.
    Orhan:Hani senin istediğin Allah’ın rızası idi?
    Fehiman:Evet de Allah bizden ne çok şey istemiş.
    Orhan:Ama karşılığında verdiği istediğiyle kıyaslanamayacak kadar çok.
    Güzin:Üff öyle çok baskılar var ki üzerimizde,abim yine haklı.
    Orhan:Mesela?
    Güzin:Ay babacığım eve biraz geç gelsek rahatsız oluyorsunuz.
    Fehiman: Sokağa yalnız çıkmamız bile hoşunuza gitmiyor.
    Güzin:Hele arkadaşlarım bana özeniyorlar. Onlar daha da kısıtlı. Sağa bakma,oraya gitme,filan şunu der,falan görmesin... Ne kadar sıkıcı.
    Orhan:Kızım bunlar sizin asli mükellefiyetleriniz,biz sizi uyarmasak da sorumlusunuz.
    Güzin:El alemin bakış açısı bizi ne ilgilendirir baba?
    Orhan:Kızım hem el alemle aynı toplumda yaşa,hem de bize ne de,olur mu?
    Güzin:Olur baba,basit insanların değer yargıları altında ezilmek istemiyorum.
    Orhan:İyi de yavrum,onlar seni ezmek isterlerse,buna güçlerinin yetmesine de izin verme kızım.
    Fehiman:Evet Müslüman gücünce suizanna sebebiyet vermemeli. Hem biz farkına varamıyoruz Güzin, bu toplumsal baskı diye bize öğretilen birçok husus aslında İslami bir hassasiyet,Müslümanca bir sakınma psikolojisi. Takva da bu değil mi canım?
    Orhan:Bence de öyle Fehiman. Müslüman ince düşünen,hassas davranan,muttaki insandır. Bu hassasiyetler bizi yüceltir,izzetli kılar İnşallah.
    Fehiman:Ve bunlar Allah’ın bizden istediği şeyler. Adına toplumsal baskı niye diyelim ki?
    Orhan:Hem düşünsene Güzin,her isteyenin istediğini yaptığı ortamda anarşi doğmaz mı?
    Fehiman:Evet bizim isteklerimizin etrafımızdakileri rahatsız ettiği ortamda durup bir düşünmeliyiz. Başkalarını rahatsız etmeye hakkımız var mı?
    Güzin:Yoo Müslüman elinden ve dilinden emin olunan kimsedir.
    Fehiman:Eh müsadenle bu kadar olalım artık.
    Güzin: Peki ablacığım,benim dinimi yaşamam da başkalarını rahatsız ediyor. O zaman onlar da haklı.
    Fehiman:Güzin,Hak’tan rahatsız olanlar hiç haklı olabilir mi?
    Orhan:Öyleyse anlamaya çalışalım. Haktan doğrudan rahatsız olanlar niye oluyor? Hakkı bilmediğinden mi,bilip de sevmediğinden mi?
    Güzin: Sonuçta ikisinin de yaptığı şey aynı,Hak’tan rahatsız olmak.
    Orhan:Fakat bizim onlara davranışımız farklı olmalı. Bilmeyene öğreteceğiz,bilip de istemeyenle mücadele edeceğiz. Bunu da Allah rızası için yapacağız,özgürlük için değil.
    Güzin:Yine de bir gün dinimi özgürce yaşayabileceğim,fikirlerimi özgürce açıklayacağım günleri görürüm İnşallah.
    Orhan:İnşallah o gün en güzel fikirlerle donanmış olursun.
    Güzin:Zaten baba bakın görün. Şu düşünme yasağını bir kaldırsınlar,insanların çoğu güzel düşünüyor.
    Orhan:Hiç sanmam,güzel düşünen insanın düşünceleri yaşantısından belli olur. Hem düşünmenin yasak olduğunu kim söyledi?
    Güzin:Şimdi baba Merih’te yaşıyor gibi,ülkemizde böyle bir sorunun olmadığını söylemeye kalkmayın.
    Orhan:Kızım böyle bir şeye hiç kimsenin gücü yetmez. İnsanın beynindeki düşünceleri kimse sınırlayamaz.
    Fehiman:Beyinleri batılla kirletip kapkara yapanlar,hakkı tanımaya,görmeye sınır getirmiş olmuyorlar mı baba?
    Güzin:Evet baba,insanları kendi istedikleri gibi eğitip,fikirlerine yön vermiyorlar mı?
    Fehiman:Manipülasyon dediğimiz yöntem.
    Orhan:Kızım bu yolla fikirleri köle bile ediyorlar. Ama söylemek istediğim,istemediğin bir fikri, ellerine kelepçe takarak değiştiremezler. Dilin söyle denileni söylese de,kalbin,beynin bildiğini söyler.
    Fehiman:Fikir köleliğini fark etmek zor baba,onun için kurtulmak da zor.
    Orhan:Vahyi öğrenen,ona bağlanan,Kuran ahlakını düstur eden insanların fikirleri hür ve gür olur.
    Fehiman:Belli merkezlere,şahıslara,batıl mezheplere bağlı olmayınca hür düşünmek mümkün.
    Orhan:Evet böyle fıkhedilir. Taassupta insanın özgür düşünmesini engeller.
    Fehiman: Sonra kin,garez gibi zaaflar da insanın sağlıklı,bağımsız düşünmesini engeller.

    (ZİL SESİ)
    Güzin: Fikret geldi galiba.
    Fehiman:Okuldan gelesiye uzak bir yere gitmiş gibi özlüyorum Fikret’i.

    (FİKRET İÇERİ GİRER.)
    Fikret: Selamun aleyküm
    Birlikte:Aleyküm selam,hoş geldin.
    Fikret:Hoş bulduk. Hepiniz bir ardayken aldığım kararı size açıklayayım.
    Fehiman:Ooo hayırdır inşallah Fikret.
    Fikret:Benim için öyle.
    Orhan: Söyle bakalım oğlum.
    Fikret:Babacığım benim yattığım oda salona çok yakın. O yüzden akşamları gürültüden çok rahatsız oluyorum,dersimi de yapamıyorum. Ablamların odası ders çalışmaya daha uygun, değiştirmek istiyorum.
    Güzin:Bak sen....İstiyormuş.....Ya ben istemiyorsam?
    Fikret:Olabilir,önce ben kendi isteğimi söyledim.
    Güzin: Senin isteğin beni rahatsız ediyor.
    Fehiman:Çocuklar lütfen biraz dikkatli konuşur musunuz?
    Fikret: Dikkatsiz mi konuştuk abla? Bir isteğimizi söyledik diye suç mu oldu?
    Güzin:Biz düşüncemizi söylesek suç oluyor,sen kalkmış isteğini dile getiriyorsun.
    Fikret:Hiçte öyle görünmüyor. Hemen,isteğinden rahatsız oluyorum, diye söylendin. Hem kim çıkardı konuşmaya böyle sınır getirmeyi?
    Orhan:Hep abinin suçu oğlum,her şey o mektupla başladı.
    Güzin:Anlayacağın Fikret,değil istediğini konuşmak,özgürce düşünmek bile suç.
    Fikrek: Peki kendi istediğim gibi değilse kimin istediği gibi düşüneceğim.
    Orhan: Sadece Allah’ın istediği gibi tefekkür edebilirsin.
    Fehiman:Müslümansan başka alternatifin yok...
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 4 Mayıs 2010

Bu Sayfayı Paylaş