Glokom göz tansiyonu

'Genel Sağlık' forumunda KaRDeLeN tarafından 6 Mayıs 2009 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Glokom göz tansiyonu konusu glokom göz tansiyonu




    Glokom göz içi basıncından görme sinirinin zarar görmesi ile karakterize bir hastalıktır. Görme sinirini oluşturan liflerin basıncın etkisi ile yavaş yavaş harap olmasına bağlı olarak görme alanı daralmaya başlar. Zamanında teşhis ve tedavi yapılmadığı taktirde sinir liflerindeki hasarın geri dönüşsüz olması nedeniyle görme alanının ileri derecede kaybı ve hatta körlük kaçınılmazdır. Glokom önemli bir halk sağlığı sorunu olup gelişmiş ülkelerde körlüğün ikinci en sık görülen nedenidir. 35 yaş üzerindeki her 50 bireyden yaklaşık olarak birinde glokom mevcuttur.

    İleri yaş glokomu ağrısızdır sinsidir !
    Glokomda göz içi basıncı sıklıkla yavaş yavaş yükselip görme sinirinde yavaş fakat ilerleyici bir harabiyet yapar. Bu özellikleri nedeniyle de halk arasında inanılanın aksine ağrısız ve sessiz gidişli bir hastalıktır. Yine bu özelliğinden dolayı hasta bireylerin çoğu varolan glokomunun farkında değildir. Hastalığın çok ileri evrelerinde ise görme alanındaki ileri derecede daralma hasta tarafından hissedilebilir. Ya da hastalığın son evresinde bir gözün ışığı bile seçemediği farkedilir ki bu aşamada artık tedavisi mümkün olmayan bir kayıp söz konusudur.


    Erken dönem glokomuna bağlı çevresel görmede kayıpla karakterize görme alanı defekti. Yola bakan glokomlu olgu sağ taraftaki yayayı kısmen görememektedir. Esasen baktığı yeri net ve eksiksiz gören kişinin görme alanındaki bu çevresel kaybı kolaylıkla atlayabileceğine dikkat ediniz.





    İleri dönem glokomuna bağlı belirgin çevresel görme alanı kaybı. Bu canlandırma resimde de olgunun dürbünden veya küçük bir delikten bakarcasına dar bir alanı gördüğüne dikkat ediniz. Çevresel kayıp dikkate alındığında hastalığın halk arasında neden “karasu” adını aldığı daha kolay anlaşılmaktadır.

    Glokomun daha nadir görülen tipinde ise ani olarak çok yüksek değerlere çıkan göz içi basıncı göz çevresinde ağrı gözde kızarıklık görmede bulanıklaşma ışıkların çevresinde halelerin görülmesi ve mide bulantısı ile kusmalara neden olur.

    Diabette glokom riski 3 kat artmıştır!

    Glokom normal toplumda %2 sıklıkla görülen bir hastalık olmakla birlikte bazı bireyler glokom gelişimi yönünden daha fazla risk altındadır.

    v Birinci dereceden akrabalarında glokom olanlar en fazla risk altında olan gruptur bu bireylerde glokom gelişme riski on kat daha fazladır.

    v İkinci önemli risk faktörü diabettir. Diabetli hastalarda glokom riski normal bireylere göre üç kat daha fazladır.

    v İleri yaşta glokom sıklığını artırır özellikle 65 yaş üzerinde glokom hastalığına daha sık rastlanır.

    v Ayrıca hipertansiyon tıkayıcı damar hastalıkları migreni olan bireylerde ve yüksek miyop gözlerde de glokom riski artmıştır.

    Glokom önlenebilir körlüklerin en başında gelir!

    Hemen hemen hiç bulgu vermeyen bu hastalık ancak kontrol amacıyla göz muayenesi yapılan kişilerde erken tanınabilir.
    Düzenli yapılan göz muayeneleri ile glokomun erken tanısı mümkündür!
    Bu amaçla önerilen göz muayenesi aşağıdaki sıklıkla yapılmalıdır:

    v Hiçbir risk taşımayan olgularda

    o 35-40 yaş arasında bir kez

    o 40-60 yaş arasında 2-3 yılda bir kez

    o 60 yaştan sonra 1-2 yılda bir kez

    v Risk grubundaki olgularda

    o 35 yaştan sonra her yıl 1 kez



    Ağrısız ve sessiz gidişi nedeniyle bireylerin çoğu hastalığının farkında değildir. Glokomun tespitinde düzenli aralıklarla yapılan göz muayenelerinin önemi büyüktür

    Yine bu nedenlerden dolayı göz içi basıncının ölçümü gözdibi bakısı ve görme alanı incelemesi göz muayenesinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır.



    Her bireyin göziçi basıncı kendine özeldir!
    Göziçi basıncının normal aralığı genelde 10-22 mm Hg olarak kabul edilir. Ancak glokom ile göziçi basıncı düzeyi arasında oldukça karmaşık bir ilişki vardır.

    v Bazı olgularda 22 mm Hg’dan yüksek göziçi basıncı görme sinirine zarar vermez. Bu olgular yine de daha sonra gelişebilecek harabiyet yönünden takip edilmelidir.

    v Bazı olgularda ise normal kabul edilen aralıktaki göziçi basıncı düzeyine rağmen görme siniri harabiyeti vardır. Bu tip olgulara Düşük Basınçlı Glokom denmektedir. Yapılması gereken göziçi basıncını mevcut düzeyinden daha aşağılara çekmektir.



    Göziçi basıncı gün içinde değişir!
    Göziçi basıncı günün belirli saatlerinde kişinin ilaç kullanıp kullanmamasıyla da ilgili olarak önemli değişiklikler gösterir. Sağlıklı kişilerde 5 mm Hg’a kadar olmasını beklediğimiz bu dalgalanma glokomlularda daha fazladır. Bu değişim vücut tansiyonuyla ilişkili değildir. Ancak vücut tansiyonu sürekli yüksek seyreden olgular risk grubunda olduklarını bilmeli yılda 1 kez yakınmaları olmasa da göz doktoruna başvurmalıdır.



    Erken tanı glokoma ait harabiyeti durdurabilir; ama geri döndüremez!
    Glokom tanısında geç kalınmadıktan sonra tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Düzenli tedavi ve kontrollerle glokoma bağlı körlükler önlenebilir. Günümüzde göz içi basıncını düşürmeye yönelik çok sayıda ilaç alternatifi mevcuttur. Glokom tanısı konulduğunda hastanın sistemik hastalıkları da dikkate alınarak en uygun tedavi seçeneği belirlenir.

    Bir kez glokom tanısı konulan bireyin ömür boyu verilen ilaçları düzenli olarak kullanması ve takibi şarttır. Göz içi basıncını düşürmeye yönelik bu damlaların düzenli olarak mümkün olduğunca günün önerilen saatlarinde ve göze isabet edecek şekilde göze değdirilmeden damlatılması tedavinin başarısı yönünden çok önemlidir. Örneğin günde iki kez damlatılması önerilen göz tansiyonu damlası sabahları 08.00’de damlatılıyorsa akşamları da 20.00’de damlatılmalı gece yarısı veya yatmadan önceye bırakılmamalıdır.

    Glokom tedavisi alan kişinin takibinde ilaçla elde edilen göziçi basıncı düzeyi önem taşır. Bu nedenle tedavi alan glokom hastaları kontrol muayenelerine geldiklerinde de tedavilerini aksatmamalı muayene günündeki damlalarını da saatinde damlatmalıdır.

    Tedavinin başarılı olup olmadığı hastalığın şiddetine göre değişen sıklıklarla yapılacak kontroller ve görme alanı gibi ek incelemelerle yapılır. Genel olarak ilaç tedavisi ile göz içi basıncını kontrol etmek mümkündür; Ancak ilaç tedavisinin yetersiz kaldığı veya iyi uygulanamadığı durumlarda laser tedavisi ya da ameliyatlar ile de göz içi basıncını düşürmek yoluna gidilebilir.

    Özetle; glokom önlenebilir körlük nedenlerinin başında gelir. Erken tanı en önemli tedavi şansını yaratır. Hiçbir yakınmanız olmasa dahi göz doktorunuza önerilen sıklıklarda başvurmanız görmeye devam edebilmeniz için şarttır.




    Op. Dr. E. Deniz Eğrilmez & Op. Dr. Sait Eğrilmez
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 6 Mayıs 2009
  2. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Göz Tansiyonu Nedir-Görme Kaybi Belitileri-Görme Kaybi Nedir-Göz Tansiyonu Tedavisi



    Erken teşhis edilmediği takdirde görme kaybına kadar varan göz tansiyonunun sebepleri, belirtileri, çeşitleri ve tedavisi…



    Glokom erken teşhis ve tedavi edilmediği takdirde sonucu görme kaybına kadar varabilen sinsi bir hastalıktır. Bu sebeple her yıl düzenli göz muayenesi olarak göz tansiyonu kontrol edilmelidir.

    Glokom, görme siniri hasarının oluştuğu bir dizi durum için kullanılan bir terimdir. Glokomun başlıca nedeni göz içindeki basıncın yüksekliğidir. Görme sinirinin dolaşımının bozulduğu, doku zafiyeti veya yapısal bozuklukların görüldüğü durumlarda görme siniri basınca daha duyarlı hale gelebilir ve basınç yükselmeksizin de hasar gelişebilir.

    Glokomun sebepleri
    Göz içinde salgılanan ve gözün beslenmesi için gerekli olan göz içi sıvısının boşalamamasına bağlı olarak göz içinde basınç yükselir. Yükselen göz içi basıncı da göz siniri hücrelerine zarar verir.

    Glokomun belirtileri

    * Sabahları belirginleşen baş ağrılar
    * Zaman zaman bulanık görme
    * Geceleri ışıkların etrafında ışıklı halkalar görülmesi
    * Televizyon izlerken göz etrafında ağrı



    Glokom riskini artıran faktörler

    * Ailede glokom öyküsünün olması (genetik yatkınlık)
    * 35 yaşın üzerinde olunması
    * Şeker hastalığı
    * Şiddetli kansızlık veya şoklar
    * Yüksek-düşük sistemik kan basıncı (vücut tansiyonu)
    * Yüksek Miyopi
    * Yüksek Hipermetropi
    * Migren
    * Uzun süreli kortizon tedavisi
    * Göz yaralanmaları
    * Irksal faktörler



    Bu özelliklere sahip kişilerde glokom hastalığının ortaya çıkma riski normalden daha yüksek olduğu için bu kişilerin görme sinirindeki hasarın erken tespiti amacıyla düzenli olarak göz muayenelerini yaptırmaları uygun olur.

    Glokom nasıl teşhis edilir?
    Göz tansiyonunun takibinde ve görme sinirinde hasar oluşup oluşmadığının belirlenmesinde ileri teknoloji ürünü tetkik cihazları kullanılmaktadır. Bu cihazların verilerini yorumlayan glokom uzmanı hekimler hastanın tedavi sürecini planlar. Bunlar; görme sinirindeki hasardan dolayı görme kaybının miktarını gösteren görme alanı, görme siniri ve sinir lifi analizi yapan OCT (optik sinir tomografisi), HRT (sinir lifi analizi) cihazlarıdır ve glokomun teşhis ve tedavisinin planlamasında büyük önem taşırlar.Kaynakwh: Göz Tansiyonu (Glokom) nedir?

    Glokom Çeşitleri
    Açık açılı glokom: En sık görülen glokom tipidir. Toplumun yaklaşık yüzde 1'inde ve daha çok 40 yaşın üzerinde görülür. Erken dönemde hiç bir belirti vermez. Göz içi basıncı yavaşça yükseldiği için belirtiler yavaş bir şekilde başlar, kornea başlangıçta bulanmaz, ağrı hissedilmez. Görme yavaş yavaş kaybedildiği için geç dönemlere kadar hasta bunun farkına varmayabilir. Görme kaybının farkına varıldığı zaman da hasar kalıcı hale gelmiştir. Açık açılı glokomda, gözün drenaj bölgesi olan trabeküler ağda henüz tam çözemediğimiz bir direnç oluşturmaktadır. Bu, kronik bir hastalıktır. Kalıtsal olma ihtimali vardır. Günümüzde kesin tedavisi yoktur, fakat eldeki imkanlarla hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir ya da durdurulabilir. İlaçların ömür boyu kullanılması gerekebilir.

    Normal basınçlı glokom: Düşük basınçlı glokom olarak da bilinir. Normal GİB'na rağmen görme alanı kaybı ve görme siniri hasarı vardır. Bu kişilerde görme sinirinde bir dolaşım bozukluğu söz konusu olduğu için GİB'nın daha aşağılara çekilmesi gerekir. Bir de bu durumun tam tersi vardır. GİB yüksek olmasına rağmen görme alanı kaybı ve görme siniri hasarı görülmez. Buna da göz hipertansiyonu denir ve tedavi gerektirmez. Ancak ileride glokoma dönüşebileceği için takip gerekir.

    Açı kapanması glokomu: Kalıtsal olabilir ve aynı ailenin farklı bireylerinde aynı anda görülebilir. Asyalılarda ve hipermetroplarda daha sıktır. Bu kişilerde ön kamara normal kişilere göre daha sığdır. Kornea ve iris arasında trabeküler ağın bulunduğu açı dardır. Yaşlandıkça da lensin büyümesine bağlı olarak bu açı daha da daralır ve GİB yükselir. Açı tamamen kapandığında ise akut glokom meydana gelir. Akut glokomda GİB aniden yükselir. Hasta çok ağrı hisseder, hatta bulantı ve kusma olabilir. Göz kızarır, kornea bulanıklaşır. Hasta ışık çevresinde haleler görür ve görme azalır. Bu, acil bir durumdur. Tedavi geciktirilirse görüş kaybedilir. Trabeküler ağ sıkarlaşarak hastalık kronik hale geçebilir ve bu durumun tedavisi daha da zordur.

    Pigmenter glokom: Bir açık açılı glokom şeklidir. Erkeklerde daha sık görülür. Genellikle 20-30 yaşlarında başlar. Miyoplarda daha sıktır. Bu kişilerde iris lense yakın olup hareketi esnasında göze renk veren pigment aköze dökülür ve trabeküler ağı tıkar. Böylece GİB yükselir.
    Eksfoliasyon sendromu: İleri yaşlarda bazı kişilerde lens üzerinde saç kepeği gibi bir materyal birikir. İrisin hareketiyle bu materyal yerinden ayrılarak pigmentle birlikte drenaj kanallarını tıkar.Kaynakwh: Göz Tansiyonu (Glokom) nedir?

    Neovasküler glokom: Çok ağır bir glokom şeklidir. Gözün sinir tabakasında şeker hastalığına bağlı tutulum, damar tıkanıklığı veya herhangi bir şekilde beslenmesini engelleyen bir durum olduğunda iriste anormal damarlar gelişir ve bunlar ilerleyerek açıyı örterler.
    Konjenital glokom: Doğuştan itibaren vardır. Birkaç ay içinde gözde belirgin bir büyüme, sulanma ve bulanıklaşma ile kendini belli eder. Erken cerrahi tedavi yapılmazsa körlükle sonlanır.

    Çocuklarda görülen glokom: Bebeklerde görülen göz tansiyonudur. Bu hastalığı da ikiye ayırabiliriz: Bir doğuştan göz tansiyonlu bebek, ki bu bebeklerin doğduğunun ilk günü iri gözleri vardır ve gözlerinin renkli kısımları kocamandır. Saydam tabakanın su toplamasından dolayı; gözleri gri olarak gözükür. Işıktan rahatsız olur, şiddetli yaşarmaları olur. Bir de doğduktan sonraki zaman içerisinde bu hastalığa yakal******r vardır. Bebekler anne karnındayken, (gözün içerisinde su imal edilmeye başlandığı dönemlerde), gözün sıvı çıkan filtre sistemi bir zarla kapalıdır. O zarın üzerinde doğuma doğru delikçikler oluşur. O delikçiklerden sıvı, dışarı çıkmaya başlar. Bebek anne karnında gelişimini tamamlarken, gözün sıvı çıkan filtre sistemi yeterince gelişmeyebilir ve göz tansiyonu teşekkül eder. En sık rastlananı doğuştan olandır. Bunların içinde de en tehlikeli grup gözünün rengi grimsi olmayıp, göz tansiyonu çok yüksek olmayıp da sadece gözleri iri olan bebeklerdir. Çünkü bu bebeklere teşhis geç konur. Bunun için ailelerin gözleri iri olan, ışığa bakamayan ve şiddetli yaşarmaları olan çocuklarını, mutlaka bir göz doktoruna götürmeleri gerekir. Bebeklerde görülen göz tansiyonu hastalığının tedavisi, gözün sıvı çıkış kanalları gelişmediği için, ameliyattır. Bebeklerin göz tansiyonunun tedavisi güçtür. Onun için ne kadar erken teşhis edilirse o kadar iyi.

    Oküler Hipertansiyon: Bazı gözlerde ortalama değerlerin üstünde göz içi basıncı saptanabilir ancak görme alanında hasar saptanmaz. Diğer bir deyişle görme sinirleri normaldir. Bu olgularda göz içi basıncı yeterli derecede yükselmediği sürece tedavi gerekli değildir ancak sıkı bir şekilde takip edilmeleri gerekir
     

Bu Sayfayı Paylaş