Gizemden bilime parapsikolojisi Nedir

'Bilim & Teknoloji' forumunda UquR tarafından 5 Eylül 2008 tarihinde açılan konu

  1. UquR

    UquR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Gizemden bilime parapsikolojisi Nedir konusu Gizemden bilime parapsikolojisi Nedir

    Giderek dibi görünmeyen bir kuyu halini almaya başlayan parapsikoloji araştırmaları, son yıllarda, belli bir kesimin gizli uğraşı olmaktan çıkıp, halkın günlük konuşmaları arasına girmiş durumda. Hatta öyle ki, bir zamanlar, lise çağındaki gençlerin tanışma bahanesi olan burçlar bile, şimdilerde, entel ve kültürlü çevrelerin merakla takip ettiği ilgi alanlarından.

    Oysa, çok değil, birkaç on yıl önce, halk arasında, parapsikolojiyle ilgilenmek bir yana dillendirmek bile; şarlatan, büyücü ya da benzeri sıfatlarla anılmanıza yetip de artardı. Peki, parapsikoloji, tarihinde neler yaşandı da, bu kavram, şimdilerde, insanoğlunun bu kadar gündemine girdi?

    Neden parapsikoloji, önceleri; bazı tarikat, örgüt hatta devletlerin gizli yürüttükleri bir araştırma alanıyken, şimdi yaygınlaştı ve birçok kesim tarafından daha ciddi ve aleni araştırmaların yapıldığı bir alan halini aldı.

    Parapsikoloji, görünenin dışında, tarihte nasıl bir yol izledi, kimler tarafından kullanıldı, kullanımında ne amaçlandı?

    İşte, tarihten günümüze PARAPSİKOLOJİ DOSYASI...

    Bilimötesi bilimle barışıyor

    Parapsikoloji uzun zamandan bu yana, ilgililerinin dışında birçok bilim adamı tarafından da bilimsel bir disiplin olarak kabul ediliyor. Nitekim, psikoloji tarihinin önemli taşlarını yerine koyan Dr. Sigmund Freud'un, parapsikolojiyle ilgili söylediği; 'Ben adına 'Okült fenomenler' denilen olayların araştırılmasını, bilim dışı ya da değersiz diye daha baştan kabul etmeyenlerden değilim. Eğer, bilim kariyerimin sonunda değil de başında olsaydım, tüm zorluklara rağmen başka bir araştırma alanı seçmezdim' sözleri, Freud'un bu alana bakışını yansıtır nitelikte. Hatta, 1930'lu yıllarda, parapsikolojik araştırmalara yönelen ve bu alanda Psişik Araştırma Derneği'ni kuran isimlerin arasında Jung, Freud ve Janet gibi bilim adamlarının bulunması, parapsikolojinin, bilim çevrelerinden gördüğü ilginin kanıtı.

    Literatür ne diyor

    Parapsikoloji... Bu kelime, 1920'lerde, Dr.J.B.Rhine tarafından, Fransız psikolog Emil Boirac'ın 'psikoloji ötesi' anlamında kullandığı 'para-psychique' kelimesinden uyarlanmış ve 1953'te Hollanda, Utrecht'te toplanan Uluslararası Psişik Araştırma Konferansı'nca da, parapsişik araştırma yapanların kendi aralarında kullanmaları için onaylanmış.

    Böylelikle, dünya literatürüne giren parapsikoloji, aynı zamanda inceleme sahasında birçok alan bulunduran da bir bilim. Bunlar arasında öne çıkanlar:

    1-TELEPATİ: Bir başka kişinin düşüncelerinin, izlenimlerinin ve zihin hallerinin duyu-dışı algılanması. Özellikle ana-çocuk, eşler gibi yakın kişiler, giderek toplum fertleri ve nihayet dünya beşeriyet ailesinin tüm fertleri arasında duygu ve düşünce birliğinin sağlanması.

    Telepatiyle ilgili tarihteki örnekler incelendiğinde, Apollo 14'ün ay yolculuğu sırasında, astronot Dr.Edgar Mitchell ile NASA'dan mühendis Olaf Jonsson arasında telepatik aktarımın gerçeklenmesi öne çıkıyor. Aynı şekilde, 1959 yılında, Nautilius atom denizaltısının Atlas Okyanusu'nun derinliklerinde 16 gün süren bir yolculuğu boyunca, denizaltındaki bir görevliyle Maryland'deki başka bir görevli arasında telepatik iletişimin sağlandığı da belgelenmiş durumda.

    2-DURUGÖRÜ: Fiziki bir objenin ya da olayın görsel olarak duyu-dışı algılanması. Ulaşılması imkansız obje, ortam veya kişilerin, jeolojik katmanların, gömülü arkeolojik kalıntıların, denizaltı ortamlarının, keşif ekiplerinin, uygarlığın girmediği bölgelerde kazaya uğramış veya kaybolmuş kişilerin araştırılması ve izlenmesi.

    Arkansanlı tanınmış hassas (psişik) kişi Harold Sherman, Sir Hubert Wilkins'i Kuzey Kutbu'na yaptığı bir gezi sırasında durugörü sayesinde adım adım izlemişti. Jeolog-arkeolog J.Goodman da, A.Abrahamsen adlı durugörücünün verdiği talimatlara uyarak, Arizona'da yaptığı kazılarda, 100.000 yıldan eski objeler ortaya çıkarmıştı.

    Yine duru-görü kapsamı içinde yer alan paradiagnostik çalışmalarda: Durugörüye dayanan ve hasta ile herhangi bir fiziki bir temasın söz konusu olmadığı paranormal tıbbi teşhis koyma metotları uygulanıyordu.

    3- ÖNSEZİ: Gelecekteki bir durum, gelişme ya da olayın kendiliğinden bilinmesi.

    Herhangi bir konuda karar verici mevkide bulunan kişilerin yakın ya da uzak gelecekle ilgili sağlam kararlar almaları.

    4- PSİKOKİNEZİ veya TELEKİNEZİ: Genel anlamıyla, zihnin maddeye hakimiyeti, özel anlamıyla, inorganik ve organik maddenin ve maddesel faaliyetin, hiçbir fiziki vasıta kullanmaksızın, sadece zihin gücüyle uzaktan etkilenmesi. Bilimsel araştırmalarda, fiziki manipülasyonun imkansız olduğu ya da dezavantaj teşkil ettiği durumlarda, etüt edilen obje, ortam veya mekanizmanın uzaktan manipüle edilmesinde kullanılıyor. PK yeteneği olan hassas kişiler, PK gücüyle, örneğin bir eriyiğin içine kırılan çiğ yumurtanın beyazını sarısından ayırıp, sonra tekrar birleştirebiliyor.

    Yine aynı yöntemle bir manyometrenin içindeki manyetik alan etkilenebiliyor, yahut bir pusula iğnesi saptırılabiliyor. Tıbbi uygulamalarda; Filipinli şifacılar, hastanın bedeninde, neşter kullanmaksızın, uzaktan ameliyat yapabiliyor ve gene PK vasıtasıyla, teşekküllerin kendiliklerinden bedenden dışarıya çıkmalarını temin edebiliyorlar.

    5-KENDİLİĞİNDEN PK (RSPK): Beşeri bir amil tarafından, bilinçsiz olarak, çeşitli objelerin uzaktan harekete geçirilmesi. Neticede meydana gelen ve belirli bir süre boyunca kendiliğinden tekerrür etme özelliği gösteren bu tür bir olaya, parapsikolojide 'Tekinsiz ev' olayı da deniliyor.

    6- DURUİŞİTİ: Seslerin ve diğer işitsel fenomenlerin duyudışı algılanması. Halüsinasyon olaylarındaki, hastanın duyduğu seslerin kökenlerinin araştırılmasında ve bunların başka şuurlu varlıklara ait olup olmadıklarının tespitlerinde, duruişiti olgusunun verilerinden yararlanılıyor.

    7- PSİKOMETRİ: Bir objeye temas sonucunda, bu obje ile ilgili olan kişi veya kişiler, olaylar ve objenin içinde bulunduğu ortamlar hakkında, özellikle geçmişe, ayrıca zamana ve geleceğe ait enformasyon yahut izlenimlerinin tespit edilmesinde kullanılıyor.

    8- LEVİTASYON: Obje ya da kişilerin, yerçekiminin paranormal yoldan altedilmesiyle, havalanmaları ve havada asılı kalmaları.

    9- IŞINLAMA VE TELEPORTASYON: Maddenin bir mekandan ötekine, fizik irtibat olmaksızın, demateryalizasyon-materyalizasyon (demat-mat) yöntemiyle aktarılması.

    10- ASTRAL SEYAHAT: İnsan bedeninin bir öğesi olduğu düşünülen 'astral' bedenin, kontrollü ya da kontrolsüz olarak fizik bedenden ayrışması ve bunu sonucunda edinilen deneyimler.

    Dev bütçeli araştırma merkezleri

    Parapsikoloji; doğanın yasalarıyla belirlenen ve ortaya çıkan olayları, klasik-akademik bilimsel anlayışın 'ötesine' geçerek araştıran bilime deniyor.

    Emrullah Tekin'in 'X-Files, Gizemden Bilime Parapsikolojik Araştırmalar' kitabına önsöz yazan Araştırmacı -Yazar Aytunç Altındal, parapsikoloji biliminin tarihte birçok devlet tarafından kullanıldığına dikkat çekerken, bu süreçte yaşananlara çarpıcı bir ifade getiriyor; 'Soğuk savaş yıllarında parapsikolojik araştırmalar, Liberal-Faşizan-Sovyetik karalama kampanyalarına maruz kalmıştır. İlginçtir ki, parapsikoloji araştırmalarını, şarlatanlık, büyücülük, vs. gibi sıfatlarla anarak 'Beyin Yıkama' faaliyetlerini sürdüren söz konusu anlayışlar, kendi ülkelerinde, son derece gizli 'devlet aygıtlarında' Parapsikolojik Araştırma Merkezleri' kurmuşlardı ve bunların bütçelerini, bu araştırmaları büyücülük sanan halk kitlesinin ödediği vergilerle karşılıyorlardı' diyor. Aslında bu tanım, parapsikolojik araştırmaların uzun yıllar büyük devletlerin önemli uğraşlarından olduğunu kanıtlar nitelikte. Bu konuda yayınlanan belgeler; parapsikolojik araştırmalarda başı çeken, hatta ABD'nin, kullandığı yöntemlerde, insan beyinlerini kontrol etme adına önemli bulgulara ulaştığını ortaya koyuyor.

    Daha farklı bir ifadeyle; Türk televizyon kanallarında da gösterilen, X-Files, Milenyum ve 4400 dizilerini seyredenler hatırlayacaklardır. Bu dizilerde açıklanamayan, garip ve olağanüstü (paranormal) olayları inceleyen FBI ajanları, olayı ve suçluyu, normal polisiye metotlarla değil sıra dışı, parapsikolojik metotlarla açığa çıkarıyor. Karşıdan bakıldığında her ne kadar inanılmaz görünse de, bu durum, ABD ve Rusya başta olmak üzere, birçok ülkenin gizli servislerinde bu tür araştırmaların yapıldığı gerçeğinin üstünü örtemiyor.

    Kısacası parapsikoloji, her ne kadar, bazı çevreler tarafından büyücülük ya da şarlatanlık kisvesine büründürülse de, aslında, bu bilim birçok çevrenin üzerinde araştırma yaptığı önemli bir alan.
    Dünyaya bakalım, tarihe. Önce metafiziğin yoğun olarak yaşandığı ve sorgusuz itaat ve inanç talep edildiği metafizik zamanlardan geçtik. Sonra sarkaç öbür yöne yattı ve bilimsel olmayan herşey hor görüldü, mantığın katı sınırları altında..

    Aslında bu ayrım oldukça yapay
    Fizik nerede biter ve metafizik nerede başlar
    Bilim sürekli genişleyen bir dizge ise
    Nispeten aydınlanmış olan şeylerin adası
    Giderek büyümüyor mu?
    Bir zamanların anlaşılmazını içine almıyor mu?

    Aslında ayrım tartışılabilir olan ile tartışılamaz olan olmalı.
    Sorun metafizik değil
    Sorun tartışılamaz olan.

    Aslında tartışılamayacak olan hiçbirşey yoktur
    Biz birşeyleri tartışılamaz yaparız
    Bu nasıl yapılır
    Aklı kullanmayı bırakarak

    Size aktarılan herhangi birşey
    Birinci elden deneyimlerinizi ve aklınızı
    Kalıcı olarak devre dışı bırakıyorsa
    O tartışılamayan birşeydir
    Sizin için

    Tartışılamayan birşey ölü birşeydir
    Artık onda hiçbir hareket olamaz

    Bu durumda metafiziğe de iki türlü bakılabilir
    Tartışılabilir ve tartışılamazların metafiziği

    Bunu böyle ayırdım
    Çünkü yanlış şekilde birbiriyle aynı şey olarak görülüyorlar

    Tartışılamaz olan metafizik değil bağnazlıktır.
    Aslında metafiziğin tamamı üzerine fikir yürütülebilir.

    Ancak bu fikir yürütme bilimdeki gibi kesinliklere kadar varmaz çoğunlukla
    Metafizik henüz tam aydınlanmamış alanda olduğundan
    Kesinliklerle değil olasılıklarla yürür gibidir
    Sınırda ve ötesindedir
    Sınırın içinde olduğu zaman metafizik değil fizik olur zaten.

    Sanki şeylerin gerçek doğası üzerine iyi bir tahmin yapmamızı ister gibidir bizden
    Bize ipuçları da verir bol bol
    Ama ispat vermez
    Kişisel ispatlar verebilir deneyimler yoluyla
    Ama diğerlerine ispat edilebilir bir olgu vermez genelde.

    Aslında burada da bir açık nokta var
    Genele ispat şeklindeki bir olguya
    Süper bir büyüteçle bakmak ister kuşkucular
    Ama bilmezler mi
    Çok güvenilir olan 'madde'ye bile aynı büyüteçle baksalar
    Buhar olur uçar

    Aynı kuşkuculuğu 'alışageldikleri' için kullanmazlar
    Örneğin ben'in beden olup olmadığı incelemek için kullanmazlar
    Bu da bir çifte standart

    Mikronun sonuna vardık mı
    Ya makronun
    İki bilinmezin arasında,
    Boşlukta
    Bir 'bilinen'de olduğumuzu mu düşünüyoruz?

    Fizik ve metafizik o kadar uzak mı birbirinden
    Fizik adasının etrafı hep metafiziğin suları ile çevrili
    Sadece etrafı değil
    Adadaki herşeyin içinde
    Çünkü mikronun da sonuna varmış değiliz
    Atomun alt parçacıkları ve onların alt parçacıkları sürüp gidiyor
    Sonsuz bir bilmece gibi
    Bir atomdan bir evren çıksa şaşırmayacak insan

    Yani başı-sonu-çevresi 'bilinmeyen' olanın ortasında
    Bir 'bilinen'de olduğunu düşünmek ne kadar ilginç...


    Öncelikle fizik ve metafizik üzerine en temel noktayı vurgulamak lazım.
    Fizik ve tüm bilimler materyalist yapı üzerine oturtulmuşlardır.
    Burada herşeyin temeli maddedir.
    Soyut varsa bile somuttan doğmuştur.
    Bu durumda tüm yapı deteministik hale geliyor.
    Tüm varlıklar yapmak zorunda olduğu şeyi yapan (fizik yasaları uyarınca) makineler haline geliyorlar.
    Evren ‘ben’imiz/irademiz/duygularımız/düşüncelerimi z dahil tıkır tıkır işleyen bir saatten öte bir şey olmuyor.
    Cansız/bilinçsiz (çünkü bilinç bir yan ürün)/statik bir evren.

    Böyle başlayan bir yapı üzerine ancak bu kurulabilir.
    Bunu savunanlar, bunu savunmanın veya savunmamanın bile ellerinde olamayacağı bir evreni savunduklarının farkındalar mı?
    Onlar var değiller.
    Çünkü maddeyi, determinizmi baz alan bir evrende bunu savunacak iradeye/düşünceye sahip bir kimse ‘gerçekte’ yok.
    Herşey bir film, çekilip bitmiş.
    Sonunu bilmiyoruz ve seyrediyoruz
    bile diyemem, çünkü biz de yokuz.

    İşte bunu diyorum
    Kendi yokluğumu ispatlayamam diyorum
    Klasik bilim şu anda bu durumda.
    Kendi bindiği dalı kesiyor.
    Çağımızın artan anlamsızlık/boşluk krizlerine bakın.
    Çünkü eğer gidebilirsek bu yolun çıktığı yer orası.
    Ama gidemeyiz.
    Bu yolu gitmek için var/bilinçli/iradeli olmak gerek.

    Bilim nasıl bu noktaya ulaştı?
    Bilimin en büyük buluşu, deney yapma olgusu.

    Bu noktadan sonra atağa kalktı.
    Bakın şu şartlarda şunları yaparsanız şu sonuca ulaşabilirsiniz, herkes ulaşabilir.
    Objektif bir kriter.

    Neden metafizik deneyler yapamıyoruz?
    Metafizik de aynı yöntemi kullanabilir, kullanıyor da.
    Ben kendi bedenimi ve yaşamımı uzun süredir bir laboratuvar olarak kullanıyorum.
    Deneyler yapıyorum, çıkarsamalar yapıyorum, olasılıkların sonuçlarını deniyorum.
    Ama aynı deneyler herkes için tekrarlanabilir değil.
    Daha doğrusu ‘tüm şartlar’ aynı olduğunda evet, aynı sonuca ulaşabilirler.

    Ama nedir bu tüm şartlar?

    İşte metafiziğin klasik bilimden en önemli kopma noktası.

    Bilim somuttan soyuta gidiyor.
    Bilime göre somut soyutu yaratıyor, yönlendiriyor.

    Metafizik ise tersini söyler.
    Metafizikte bilinç ve onun etkisi sözkonusudur.
    Eğer metafizik bir deney yapmak istiyorsanız
    deneye katılan tüm bileşenler aynı olmalı.

    Buna tüm katılımcı ve gözlemcilerin duygu/düşünce/inanç bileşenleri de dahil.
    Çünkü metafiziğin öne sürdüğü kurama göre bunlar etkendir.

    O halde böyle bir deneyi yapmak klasik bir bilimsel deneyi yapmaktan çok daha fazla zordur.
    Çünkü bu bileşenleri aynı tutmak zordur.

    Ancak kendinizde gözlemeniz mümkün.
    Herkes kendi duygu/düşünce/inanç bileşenlerinin kendi yaşamı üzerine olan etkilerini gözleyebilir.
    Ama ‘ispat et’ denince daha birçok kişinin bilinci devreye girer.
    Aynı kişi bile aynı gözüken şeyi başaramaz.

    Eğer düşünce/inanç bir güçse deneyi gözleyenlerin düşüncesi/inancı da bir güçtür.
    Eğer olabilirliğine kuvvetle inanmadıkları birşeyi ispatlamaya çalışıyorsanız,
    kendinize ispatladığınızdan daha büyük bir direnci aşmak zorunda kalırsınız.
    Böylece deney her seferinde farklı bir deney olup çıkar.

    Ben örneğin, zihnin doğru kullanımla, bedeni iyileştirme gücü olduğuna inanıyorum.
    Duygu/düşüncelerin kanseri yenmedeki olumlu etkisi artık tıpta da kabul ediliyor gibi bir şey.
    Moralin etkisi.
    Sahte ilaç alıp iyileşme.
    Veya bir otoritenin yaşayacağınız veya öleceğinizi düşünüyor olmasının,
    Bunu size söylemesinin etkisi...

    Ama tüm bunlar metafiziktir.
     

Bu Sayfayı Paylaş