Giresun Kelimeler Sözlügü

'Giresun Tanıtımı' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 14 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Giresun Kelimeler Sözlügü konusu GiRESUN YÖRESEL AĞZI

    Cografi bakımdan Kuzeydogu Anadolu, bölgesel bakımdan ise Dogu Karadeniz olarak adlandırılan bölge, tarihi süreçte çesitli kültürlerin etkisi altında kalmıstır. Objektif dil ve kültür çalısmalarının yetersiz olması, bölgenin beslendigi dil ve kültür kaynakları konusunda yeterince aydınlanmaya imkan vermemistir.

    Mahalli kelimeler; yörede konusuldugu halde Türkiye Türkçesi’nde bulunmayan veya bulundugu halde farklı anlam ifade eden kelimelerdir. Trabzon ve Rize yöresinden yapılmıs ve yayınlanmıs olan derleme ve sözlük çalısmaları ile Rize’nin Çayeli ilçesindeki kisisel bulgular arastırma için esas alınmaktadır..

    Kudret Emiroglu’nun Trabzon-Maçka mahalli kelimeleri üzerinde yaptıgı arastırmada, Türkiye Türkçesi’nden farklılasan mahalli kelimelerin %33,9 ile en büyük oranının yine Türkçe kaynaklı oldugu tespit edilmistir. 6kinci en büyük oran ise %25,6 ile kaynagı bilinmeyen kelimelerdir. Ayrıca, %9,6 Arapça, %7,1 de Farsça kökenli kelimenin Dogu Karadeniz mahalli kelimeleri arasında yer aldıgı tespit edilmistir. Buna karsılık %16,8 gibi bir oranda da Rumca kaynaklı kelimeler oldugu görüsüne varılmıstır.1

    Batı Trakya Türkleri ile istanbul Rumları müstesna olmak üzere, bütün Müslüman Türklerin Türkiye’ye, bütün Rumların da Yunanistan’a göçmesi esasına dayalı 1924 tarihli nüfus mübadelesi öncesinde, yörede önemli bir Rumca konusan nüfus oldugu dikkatlerden kaçmamalıdır. Bu nedenle, yüzyıllar boyu bir arada yasamanın getirdigi kültürel etkilesim sonucu, bir kısım Rumca kelimelerin yörede varlıgını devam ettirmesi de gayet dogaldır. Kaynagı bilinmeyen kelimeler, tarihte kaydedilen ve günümüze kadar ulasmayan, ancak o tarihte kendilerine ait dilleri olan çesitli Karadeniz halklarının kalıntısı olmalıdır.

    M.Ö.401 yılında Perslere karsı yapılan savasta yenilen ordunun içinde bulunan Ksenofon, “onbinlerin dönüsü” adıyla tarihe geçen olayda, Dogu Anadolu’dan Trabzon’a gelislerini ve Ordu’ya kadar olan seyahatlerini anlatmakta ve buralardaki halklar hakkında bilgi vermektedir. Ona göre bu tarihlerde yörede; Skythenler (iskitler), Makronlar, Kolkhlar, Driller, Mossynoikler, Khalybler ve Tibarenler yasamaktadır. Ayrıca, Ksenofon’un görmedigi Trabzon’un dogu tarafında, bu tarihlerde Moskhiler ve Heptakomentler adlı iki halkın daha var oldugu tarihe geçmistir.

    Helenler, tarihi olarak bugünkü Yunanistan’ın bulundugu cografyada yasayan ve anavatanı bu bölge olan bir halktır. Ancak, M.Ö.8. yüzyılda ticaret amacıyla Karadeniz’e geldikleri, buralarda ticaret kolonileri kurdukları ve Karadeniz balıklarını tuzlayarak ülkelerine gönderdikleri bilinmektedir.

    Tarihsel yerlesim alanı Karadeniz olmayan, ticari amaçla sehir merkezlerinde koloniler kuran ve dogal olarak iç kesimlere yerlesmeyen Helenler’in, bölgeye ilk ilgi duydukları tarihlerde (M.Ö.8 yüzyıl) Karadeniz’in kuzeyinde Kımmerler hakimdi. M.Ö.8.yüzyılın sonlarına dogru Orta Asya’dan gelen iskitler’in baskısı ile Kımmerler’in Dogu Anadolu’ya ve Karadeniz’e dogru aktıkları ve buralardaki Helen kolonilerini yok ettikleri belirtilmektedir.



    Dogu Karadeniz’de, ticaret amacıyla kurulan kolonilerden sonra, ilk yerlesik Helen varlıgı, 1204′te Latinlerin (Katolik Hıristiyanlar) istanbul’u isgal etmeleri sonucu, istanbul’dan kaçan Alexios Komnenos’un Trabzon’a yerlesmesi ile ortaya çıkmıstır. Bu yerlesme, Komnenosların akrabası olan Gürcistan Kraliçesi’nin, çogu Kıpçak Türkü olan ordusuyla verdigi destek sayesinde olmustur.Trabzon’un fethinden önce ve sonra, Dogu Karadeniz, gelen Çepni, Akkoyunlu gibi Oguz-Türkmen boyları ile Türklestirilmistir. Doç.Metin Karaörs, Dogu Karadeniz’in Türklesme biçimini tek cümle ile özetlemistir. Buna göre; “Kuzeydogu Anadolu bölgesinin halkı, Güney Azerbaycan’dan gelen OGUZ Türkleri ile Kafkasya üzerinden gelen KIPÇAK Türkleri’nin karısmasından … meydana gelmistir.”

    Kafkasya ve Dogu Karadeniz’in, daha sonraki yıllarda da basta Peçenek, Kuman ve Kıpçak Türkleri olmak üzere, çesitli Türk kavimlerinin gelip yerlestikleri bir yöre oldugu unutulmamalıdır. Bir baska önemli nokta, yörede yasayan akrabaların, hemen hepsinin atadan-dededen anlatılarak gelen bir göç hikâyesine sahip oldukları; kiminin Erzurum’dan, kiminin Bosna’dan, kiminin Bagdat’tan, kiminin Kars’tan gelip yöreye yerlestikleri yönünde atalarından nakil bilgilere malik bulundukları bilinmektedir. Yakın tarihlere atfedilen göç hikâyeleri bakımından, yörenin tamamında aynı özelligin var oldugu görülmektedir.

    Gologlu’nun tespitini dogru sayarsak, M.S.I. yüzyıldan itibaren Güney Kafkasya’da yasanan 19 asır gibi büyük zaman diliminin, muhtemel bir kültürel kaynasma etkisi olacagı açıktır. Muhtemelen bu kaynasma etkisiyle, Lazca diyalekti, bugün Gürcüce, Megrelce ve Svanca ile birlikte Güney Kafkasya dil grubunun bir üyesi olarak kabul edilmektedir. Bu durumda, ister M.Ö.I. yüzyılda göç eden kitle isterse sonradan kabileler halinde çesitli yörelerden göçen kitleler bakımından degerlendirilmis olsun, Lazca’nın Gürcüce-Megrelce kaynaklı kelimelerinin büyük oranda sonradan ögrenilmis oldugu sonucuna varılabilmektedir.Her bir yerlesim biriminde, kullanılan Türkçe kelime grupları ve bunların söylenisinde kullanılan sive bakımından farklılıklar tespit etmek mümkündür. Bunun bir sebebi de, yörenin özellikle batı taraflarına yönelik göçlerin çok eski tarihlere dayanmaması ve homojenlesme için yeterince bir arada yasanmamıs olmasıdır. Bu yüzden, mahalli kelimelerin bir kısmı bazı yörelerde mevcut iken, bazı yörelerde bilinmemekte, buna karsılık bu yörelerimizde de baska Türk kökenli mahalli kelimeler bulunmaktadır.

    MAHALLi KELiMELER

    Dogu Karadeniz yöremizde kullanılan mahalli kelimelerin, Türk Dünyası lehçeleri ile özdesligi tespit edilebilen bazıları, alfabetik sıraya göre asagıda sıralanmıstır.

    Aba

    Aba kelimesi, abla, büyük kız kardes anlamında yörede kullanılmaktadır. Eski Uygur Türkçesi’nde aynı anlamda “apa” seklinde, Divan-i Lügati’t Türk ve baska bazı eski Türkçe kaynaklarda; “ana”, “ebe” ve “nine” anlamlarında “apa” ve “aba” biçiminde mevcuttur.

    Abıca

    Trabzon Besikdüzü tarafında “abla, büyük kıza kardes” anlamında kullanılmaktadır. Amca kelimesinin “apa ecesi” tamlamasından meydana geldigi arastırmalarla ortaya konulmustur. Trabzon agzındaki bu kelime için de “apa ecesi” yapısını düsünmek mümkündür. Üstelik “ece” bir kadın unvanı oldugundan, bu yapının eski Türkçe’den kalan bir yapı oldugu anlasılmaktadır.

    Abramak

    Yörede “abramak” veya “avramak” seklinde kullanılan bu kelime,; becermek, hakkından gelmek, korumak, idare etmek ve yetmek gibi anlamlara sahiptir. Türk Dilinin Etimolojik Sözlügü’nde “basarmak”, Trabzon-Maçka Etimolojik Sözlügü’nde” yetismek, büyümek” anlamında yer almaktadır.

    Açan / haçan

    Yörede “ne zaman ki”, “…dıgı vakit” anlamında haçan ve açan kelimelerine rastlanmaktadır. Bütün eski Türkçe kaynaklarda “kaçan” seklinde; “ne zaman”, “vakta ki”, “ne zaman ki”, “her ne zaman”, “nasıl”, “ne suretle” gibi anlamlarda yer almaktadır.

    Agır ayaklı

    Yörede “yükli” ve “iki canlı” tabirleri ile birlikte gebe (hamile) anlamında kullanılmaktadır. Daha çok, dogurması yakın olan gebeler için kullanılır. Baskurt Türkçesi’nde; “avır ayaklı” ve “avırlı”, Kazak Türkçesi’nde; “ayagı avır”, Tatar Türkçesi’nde; “avırlı” olarak yer almaktadır.

    Ag / agmak

    Yörede “yükselmek” anlamında “ag” ve “agmak” kelimelerine rastlanmaktadır. Eski Uygur Sözlügü’nde (Caferoglu), “yükselmek”, “kalkmak”, “yukarıya çıkmak” anlamlarında, Divan-i Lügati’t Türk’te “yükselmek” anlamında, Yeni tarama Sözlügü’nde “çıkmak”, “yükselmek” anlamında yeralmaktadır.

    Aga / aka

    Yörede “aga” ve “aka” olarak kullanılan kelime, agabey, büyük erkek kardes anlamındadır. Bütün eski Türkçe kaynaklarda “aga” ve “aka” agabey, büyük erkek kardes, bazen de “baba”, “ata” , “efendi”, “büyük” ve “amir” anlamlarında yer asmaktadır.



    Agı / agu / avu

    Agı, agu veya avu seklinde yahut “agulamak”, “avulamak” seklinde kullanılan kelime zehirlenmek anlamındadır. Baldıran bitkisine de “agu otu” denilmektedir. Bütün eski Türkçe kaynaklarda “agu”, “agu” yahut “agı” olarak zehir anlamında mevcuttur.

    Agnamak

    Hayvanların toprakta yatıp yuvarlanmasına yörede “agnamak” denilmektedir. Eski Uygur dilinde agınamak/agnamak; arkası üstü yere sürtünmek, debelenmek, kıvranmak seklinde yer almaktadır. Divan-i Lügati’t Türk’te hayvanların yerde yatıp debelenmesi, kekemelesmek ve dili tutulmak anlamlarında, diger kaynaklarda da debelenmek, yatıp yuvarlanmak anlamında yer almaktadır.

    Aguz

    Yeni dogum yapan hayvanların ilk günlerinde sagılan yapıskan süte yörede aguz denilmektedir. Divan-i Lügati’t Türk’te “aguz” memeli hayvanların dogurdugu zaman verdigi ilk süt, Yeni Tarama Sözlügü’nde doguran hayvanın ilk sütü olarak yer almaktadır.

    Al

    “Al” kelimesi, Trabzon yöresinde “hile” anlamında kullanılmaktadır. Eski Uygur ve taramasözlüklerinde “hile” ve “aldatma” seklinde yer almaktadır.

    Apartmak

    Yörede; çalmak, asırmak, alıp kaçmak, habersiz götürmek, gizlice almak gibi anlamlarda kullanılmaktadır. Divan-i Lügati’t Türk’te “abıtmak” gizlemek, saklamak, örtülmek anlamlarında, Yeni Tarama Sözlügü’nde “aparmak” seklinde ve götürmek, alıp götürmek anlamlarında yer almaktadır.

    Argaç

    Dokumalarda çözgü üzerine enliligine atılan ip anlamında yörede kullanılmaktadır. Divan-i Lügati’t Türk’te “arıs arkag” dokumanın yanlamasına atılan ipleri anlamında, Yeni Tarama Sözlügü’nde “argaç” ve “argaç” olarak, dokumacılıkta bezin enine atılan iplik, atkı anlamında yer almaktadır.

    Arık

    Arık kelimesi zayıf anlamında, arıklama da zayıflama anlamında yörede kullanılır. Bu kelime, Baskurt, Kazak, Kırgız, Özbek ve Tatar dillerinde aynı sekilde “arık” olarak yeralırken, Türkmen dilinde “arrık” ve Uygur dilinde de “oruk” seklinde yer almaktadır.

    Ayakyolu

    Yörede tuvalet anlamında kullanılan bu kelime, Baskurt ve Tatar Türkçeleri’nde aynı sekilde “ayak yulı” olarak mevcuttur.

    Basmak

    Basmak, Trabzon yöresinde “ayakkabı” anlamında kullanılmaktadır. Divan-i Lügati’t Türk’de “basmak” ayakkabı anlamında, Türk Dilinin Etimolojik Sözlügü ve Yeni tarama Sözlügü’nde”basmak/pasmak” seklinde ve ayakkabı anlamında yer almaktadır.

    Batır

    Yigit, kahraman, cesur anlamında yörede kullanılmaktadır. Eski Türk Yazıtları’nda “batur” seklinde ve kahraman anlamında, Yeni Tarama Sözlügü’nde “batur” olarak ve yigit, kahraman, cesuranlamında, baska bazı kaynaklarda ise “bagatır” olarak ve yine “yigit” anlamında yer almaktadır.

    Bildur

    Dogu Karadeniz’de “geçen sene” anlamında kullanılır.25 Genelde “bildur sene” seklinde kullanılısına rastlanır. Yörenin bazı bölümlerinde “bıldır” yahut “buldur” olarak da görülür, ancak genel kullanım “bildur” seklindedir.Lazca konusan yörede, “bildir” olarak kullanılmaktadır.Azeri ve Türkmen lehçelerinde “bildir”, Baskurt, Kazak, Kırgız ve Tatar Türkçelerinde “bıltır”, Uygur Türkçesi’nde ise “bultur” olarak kullanılır.

    Bogirdak / bagirdak

    Çocugun düsmemesi için besige veya salıncaga baglanan enli kusak anlamında yörede kullanılmaktadır. Divan-i Lügati’t Türk’te “bagırdak” seklinde ve kadın gögüslügü anlamında, Yeni Tarama Sözlügü’nde “bagırdak” olarak ve besik bagı anlamında yer almıstır.

    Boran

    Fırtınaya yörede “boran”, siddetli kar yagısına da “kar boran” denir. Baskurtça’da fırtına için “ıjgır buran”, Kazak, Kırgız, Özbek ve Uygur lehçelerinde “boran”, Tatarca’da “kar buranı”, Türkmence’de de “tupan” denilmektedir.29

    Bölme

    Yörede eski ahsap evlerin odaları için yaygın olarak kullanılan bir sözcüktür. Bazen “bulme” ve iyidere tarafından “burme” seklinde kullanımı da görülmüstür.

    Bulak

    Bulak, yörede çesme anlamında kullanılmaktadır. Eski Uygur Türkçesi Sözlügü ve Yeni Tarama Sözlügü’nde “bulak” seklinde ve kaynak, pınar, çesme anlamlarında yer almaktadır.

    Cibgir

    Yörede yaramazlık yapan çocuklar için “cibgir” yahut “cipkir” kelimesi kullanılmaktadır.

    Çagana

    Yöre derelerinde ve denizde yasayan “yengeç”e verilen isimdir. Azerbaycan’da yengeçe “harcang”, Kırgıs lehçesinde “su çayanı”, Kazak lehçesinde ise “suv sayanı” denilmektedir. “Çagana” kelimesi “çayan” kelimesinden geliyor olmalıdır.

    Çal

    Yörede “ala renk” anlamında kullanılmaktadır. Ayrıca, tam olarak bir renkten olmayıp ona benzeyen renk için; “yesile çalıyor”, “sarıya çalar” gibi tabirler kullanılmaktadır. Divan-i Lügati’t Türk’te “çal” alaca, kır anlamında, diger kaynak sözlükler de ise gri yahut beyaz anlamında yer almaktadır.

    Çaput

    Çaput kelimesi yörede eski bez parçası anlamında kullanılmaktadır. Divan-i Lügati’t Türk’te “çapgut”, eski bez parçası anlamında, Yeni Tarama Sözlügü’nde “çapıt” paçavra, çaput anlamında yer almaktadır.

    Çaruk

    “Çaruk” yahut “çarık”, yörede hayvan derisinden yapılan ilkel ayakkabı olarak kullanılmıstır. Yöredeki atma türkülerden “çarık” kelimesinin kullanımına örnek:

    “Atma türki atarum,

    Yüreguni yakarum

    Eski çaruklarumi,

    Bogazuna takarum.

    Divan-i Lügati’t Türk’te bu ifadenin tam da Dogu Karadeniz sivesi ile “çaruk” olarak yer alması ilginçtir.

    Çasıt

    Yörede “çasıt” ve “çasot”, casus, “çasıtlamak” casusluk yapmak anlamında kullanılmaktadır. Özellikle “kız ile erkek arasında haberci” anlamında da kullanılır. Yeni Tarama Sözlügü’nde “çasıt” casus anlamında, eski Uygur Türkçesi Sözlügü’nde “çasıt” iftira, leke anlamında yer almaktadır.

    Çaynik

    Çaydanlık kelimesi, yöresel kullanımda kısalarak çaynik halini almıstır. Azeri Türkçesi kelimeyi aynı sekilde “çaynik” olarak kullanırken, Baskurt’ça “seynük”, Kazakça “saynek”, Tatarca “çeynik”, Kırgızca, Özbekçe, Türkmence ve Uygurca ise “çaynek” olarak kullanmıstır.Lazca konusan yöremizde; “çarniki”, “çanigi”44 ve “çayniki”45 olarak ve çaydanlık anlamında mevcuttur

    Çaynik kelimesinin yörede kullanılısına “Kara Resit’in Destanı”ndan örnek:

    “Su Kar Resit’ten söhreti, sanı,

    Adam yapar aman veremez canı,

    Yol üstünde kurmus bir kahvehanı,

    Çaynıklar kaynıyor semaverinden.

    Çiçili

    Yörede solucana bu mahalli isim verilmektedir. Tatar Türkçesi’nde solucan için “çilu” denilmektedir ki birbirine çok yakın iki söyleyis sözkonusu olmaktadır. Lazca’da yılan yavrusu için “çiçila” kelimesi kullanılmaktadır48 ve bu iki ifadenin aynı kaynaga dayandıgı anlasılmaktadır.

    Çin

    “Öz”, “katıksız” anlamında Trabzon Vakfıkebir taraflarında kullanılan bir kelimedir. “Çin” kelimesi Kıpçak Türkçesi’nde “hakikat”, gerçek” anlamında yer almaktadır.49 Ayrıca, Divan-i Lügati’t Türk’te “çing” olarak ve “dogru, gerçek, sahih” anlamında, diger eski Türkçe kaynaklarında da “dogru, gerçek ve halis” gibi anlamlarda yer almaktadır.

    Çise

    Hafifçe yagan ince yagmur anlamında yörede “çise” kelimesi kullanılmaktadır. Bu kelime, Kıpçak Türkçesi’nin bir kalıntısı olarak “ciy, ince yagmur” anlamında tespit edilmektedir.

    Çıt

    Trabzon yöresinde “basörtüsü” anlamında kullanılmaktadır. Divan-i Lügati’t Türk’te “çit” olarak ve “üzeri alacalı Çin ipeklisi” anlamında, Yeni tarama Sözlügü’nde “çit” olarak “bir çesit yerli kumas,yazma, yemeni, basma” anlamlarında yer almaktadır.

    Çivit

    Çekirdek ve özellikle de kabak çekirdegi anlamında yörede “çivit” kelimesi kullanılmaktadır. Türkmen Türkçesinde çekirdek için “çigit” kelimesi, Azeri dilinde çeyirdek”, Baskurt dilinde”yimis”, Uygur dilinde ise “çikildek” kelimeleri kullanılmaktadır.

    Çöpür

    Yünün kirli ve çöplü yerleri yahut keçi kılı anlamında yörede kullanılmaktadır. Divan-i Lügati’t Türk’te “çübür” olarak ve keçi kılı anlamında, Yeni Tarama Sözlügü’nde “çöpür” olarak ve yine keçi kılı anlamında yer almaktadır.

    Dalda

    Dalda”, yagmur, günes ve rüzgârın etkileyemedigi gizli, kuytu yer, kenar, saklanacak yer, agaç, bina gölgesi ve gölge anlamında yörede kullanılmaktadır. Türkçe’ye Mogolca’dan geçen bu kelimeye tarihi metinlerden Çagatayca’da rastlanmaktadır. Yeni tarama Sözlügü’nde “dulda” (dalda),saye, himaye anlamında yer almaktadır.

    Degmek

    Meyvenin olgunlasması anlamında yörede kullanılmaktadır. Olgunlasmıs meyve; degdi, olgunlasmamıs olan ise “degmedi” seklinde sıfatlandırılır. Azeri Türkçesi’nde olgun kelimesi için “deymis”, olmamıs kelimesi için de “deymemis” kelimeleri kullanılır. Ancak diger Türk lehçelerinde, aynı anlamda “pisme” ve “yetisme” kelimelerinin çesitli versiyonları kullanılmaktadır.

    Dilmaç

    Dilmaç”, yörede “çevirmen” anlamında kullanılmaktadır. Trabzon agzında yer alan bu kelimeye, Orta devir Türkçe kaynaklardan itibaren rastlanmaktadır. Balkan ve Almanca gibi bazı Avrupa dillerine de Türkçe’den geçmistir. Kutatgu Bilig’de “tılmaç” ve baska bazı eski kaynaklarda “tilmeç”, “tilmaçi” gibi yer alırken, Yeni tarama Sözlügü’nde “dılmaç” tercüman anlamında yer bulmustur.

    Dölek

    Dölek” kelimesine uslu, terbiyeli, agırbaslı anlamında yörede rastlanmaktadır. Divan-i Lügati’t Türk’te “dölek”, “gönlü sakin kisi” olarak yer almakta, diger ana kaynaklarda da “tölek”, “tülek” ve “töleklik” seklinde agırbaslı, sakin, barısık, kararlı, güvenilir, kalıcı, dürüst, sükün ve güven içinde gibi anlamlarda yer bulmaktadır.

    Durukmak

    “Durukmak” kelimesi, düsünceye dalmak anlamında yörede kullanılmaktadır. Bu kelime, “durukmak” veya “turukmak” olarak ve “tereddüt etmek” anlamında Kıpçak Türkçesi’nde vardır.

    Fas etmek

    Bir seyi ifsa etmek yani açıga vurmak anlamında yörede fas etmek tabiri kullanılmaktadır. Bu kullanıma, Çayeli Limanköy’de bir mahalle olan Hamuda’dan istedigi kız, bası kel ve sakallı oldugu için kendisine verilmeyen Kalafat’la karsılıklı atılan asagıdaki dügün türküsünde geçen “fas” kelimesiyle örnek verilebilir:

    -Prak Hamudaları,

    Baska kapıya yanas.

    -Gittun, ettun isuni,

    Simdi ettun beni fas.

    -Hamudacilar ister

    Hem perçemli, hem de tras

    ifsa etmek anlamında, Baskurt Türkçesi’nde; “fas itiv”, Kazak Türkçesi’nde; pas etüv”, Özbek Türkçesi’nde; “fas etmak”, Tatar Türkçesi’nde; “fas itü”, Türkmen Türkçesi’nde; “pas etme” ve Uygur Türkçesi’nde; “pas kilis” ifadeleri kullanılmaktadır.

    Goy, goy ana

    “Goy” kelimesi üvey, yani öz olmayan anlamında yörede kullanılır.64 “Goy ana” tabiri de üvey anne için kullanılır. Üvey kelimesi için Azeri dilinde “ögey”, Türkmen dilinde “övey”, Kazak ve Uygur dilinde “ögey”,Kırgız ve Özbek dilinde “ögöy”, Tatar dilinde “ügöy” olarak kullanılır.65 Bu kullanımlar “üvey” ve “goy” kelimelerinin arasında bir yerde olup, “goy” kelimesinin de basındaki “ü” sesinin düsmesi ile “üvey”den türedigi anlamı çıkarılabilir.

    Hutbin

    Bencil ve sadece kendini düsündügü için insanlarla iyi geçinemeyen kisi anlamındadır. Azeri, Özbek ve Uygur lehçelerinde “hudbin” olarak mevcuttur.66

    isdoni

    Yörede iç don yani külot anlamında ve “istoni” seklinde kullanılır.67 Lazca konusulan yörede “istoni” olarak ve “erkek donu” anlamında kullanılır. Azeri ve Kırgız dilinde aynı kelime “istan” olarak, Balskurt ve Tatar dilinde “kıska istan”, Özbek dilinde “kelte istan” seklinde ve aynı anlamda kullanılmaktadır.69

    iturmek

    Kaybetmek anlamında yörede “iturmek” yahut “itirmek” tabiri kullanılır. Bu ifade, Türkçe’deki “yitirmek” kelimesinin bir söyleyis biçimidir. Asagıdaki atma türküde bu kelimenin kullanılısı görülmektedir:

    O paçi ne durursun,

    Durur da düsünürsün.

    Çok derinden düsünma,

    Akluni itirursun.

    Bu ifade, Azeri Türkçesi’nde; “iturmek”, Özbek Türkçesi’nde; “yitirmak”, Türkmen Türkçesi’nde; “yitirmek”, Uygur Türtkçesi’nde ise “jütermek” olarak kaybetmek anlamında yer almaktadır.71

    Kaliv

    Yörenin ilkel bir yapı tarzı olarak, orman içindeki tarlaları ayı ve domuz gibi yabani hayvanlardan korumak için, üç-dört metre yüksekte ve direkler üzerinde yapılan kalma ve bekleme yerine “kaliv”, “kalivi” yahut “kalef” denilmektedir. Kalınan yer anlamında, “kalmak” kelimesinden türeyerek ortaya çıkan bir kelimedir. Bu kelime Dogu Karadeniz’in hemen her ilinde aynı anlamda kullanılmaktadır.

    M. Recai Özgün’ün “Lazlar” adlı kitabında, “kalivi” diye isimlendirilen “uzak tarla bina modeli”nin kısa bir anlatımı verilmektedir. Buna göre kaliv, “Dört ana diregin; 3-4 metre yüksekliginde oturtulan, bir veya iki kisinin yatabilecegi bir bölümle, önünde meydan atesi yakmaya mahsus diger bir bölümü ihtiva eden kulübe esprisinde yapılardır. Kenarları dama kadar münasip sekilde örülür. (Egrelti otu veya kestane kabugu v.s.) Damın önü 2 metreye yaklasan bir yükseklikte olmasına karsın arkası sıfır yüksekliktedir. iki tarafındaki örgü kalivide yatan kimseyi iki taraftan rüzgâr ve yagmurdan korumaktadır. Ön kısmı her ne kadar dam hizasına kadar açıksa da bu taraf çoban atesi yakmaya tahsis edildiginden açık olmasının zararı olmamaktadır. Üst genelde hartoma -Kızılagaç ve benzeri elyaflı agaçlardan, biçilmeden kesici özel bir aletle yarılarak elde edilen tahtaya benzer tahminen yarım veya bir santim kalınlıgında bir dam örtüsüdür. Veya … iri kestane gövdelerinden soyulan kalın kabuk ile örtülür. Kalivide ates sabaha kadar yanar.” Kalmak kelimesinin karsılıgı olarak, Baskurt Türkçesi’nde; “kalıv”, Kazak Türkçesi’nde “kaluv”, Kırgız Türkçesi’nde “kalü”, Özbek ve Uygur Türkçesi’nde; “kalmak”, Tatar Türkçesi’nde; “kalu”, Türkmen ve Azeri Türkçesi’nde; “galmak” kelimesi kullanılmaktadır.

    Kartof

    Patatese yörede “kartof” yahut “kartop” denilmektedir. Lazca konusulan yöremizde ise; patates için “kartupi” kelimesi kullanılmaktadır. Azerbaycan lehçesinde patatese “kartof”, Baskurt lehçesinde “kartuf”, Kazak lehçesinde “kartop”, Kırgız lehçesinde “kartöskö”, Özbek ve Türkmen lehçelerinde ise “kartoska” denilmektedir.

    Kelep

    Yün veya iplik çilesi anlamında yörede kelep olarak kullanılmaktadır. Azeri Türkçesi’nde kelef, Baskurt ve Tatar Türkçesi’nde “kilep”, Kazak, Kırgız, Türkmen ve Uygur Türkçelerinde “kelep” ve Özbek Türkçesi’nde de “keleve” seklinde yer almaktdır.

    Kertik

    Türkiye Türkçesi’nde bogum anlamında bulunan “çentik” kelimesi, yörede “kertik” olarak kullanılmaktadır. Aynı kelimeyi Azeri, Kazak, Kırgız, Özbek, Türkmen ve Uygur Türkçeleri “kertik”, Tatar veBaskurt Türkçeleri ise “kirtik” seklinde kullanmaktadır.

    Kervet

    Yörede karyola yahut yatak anlamında “kervet”, “kerevet” yahut “kevret” sözcügü kullanılır. Kazak Türkçesi’nde aynı anlamda “kerevet”, Baskurt, Tatar ve Özbek lehçelerinde “karavat”, Kırgız dilinde “kerebet”, Türkmen dilinde “krovat” ve Uygur lehçesinde de “karivat” sözcügü kullanılmaktadır.

    Kötek

    Dayak anlamında yörede kullanılmaktadır. Azeri ve Türkmen lehçelerinde yine “kötek” olarak, Özbek Türkçesi’nde ise “keltek” olarak yer almaktadır.

    Köynek

    Gömlek karsılıgı olarak kullanılmaktadır. Özellikle keten ve kadife gibi kumaslardan yapılan uzun kadın gömlegi için kullanılmaktadır. Gömlek karsılıgı olarak; Azeri, Türkmen, Kırgız ve Uygur dillerinde; “köynek”, Kazak ve Özbek dillerinde; “köylek”, tatar dilince “külmek”, Baskurt dilinde ise “küldak” kullanılmaktadır.81

    Kukma

    Rize’nin özellikle iç kesimlerinde “kukma” gügüm demektir. Lazca konusan yörede ise; kukma” yahut “kukuma” olarak “gügüm (güyüm) anlamında kullanılmaktadır. Gügüm için, Kırgız Türkçesi’nde “kumura”, Kazak Türkçesi’nde “mıs kumıra”, Özbek Türkçesi’nde “küva”, Türkmen Türkçesi’nde “küyze”, Uygur Türkçesi’nde “kumran” ve “kömzak” denilmektedir.

    Kulik

    Boynuzu olması gerektigi halde boynuzsuz olan, yahut boynuzu kısa veya kırık olan hayvana yörede “kulik” denilmektedir. Bazı bölümlerde bu hayvana “kuliya” yahut “kolik” de denildigi görülebilmektedir. Divan-i Lügati’t Türk’te “kölük” olarak ve “yük yükletilen herhangi bir hayvan” seklinde, Yeni Tarama Sözlügü’nde “gölük” esek, beygir gibi yük hayvanı seklinde yer almaktadır.

    Kundak

    Tüfek dipçigi anlamında yörede kundak kelimesi kullanılmaktadır. Azeri dilinde dipçik için “gundak”, Kazak ve Kırgız lehçelerinde “kundak”, Özbek ve Uygur lehçelerinde “kondak”, Türkmen lehçesinde ise “gundag” olarak geçmektedir.

    Kupli

    Yörede bu kelime “asma kilit” anlamında kullanılmaktadır.86 Aynı sekilde, “kupli” olarak Lazca konusulan yöremizde de asma kilit anlamında mevcuttur. Aynı kelimeye, Kazak dilinde; “kulıp”, Kırgızca’da; “kulpu”, Özbekçe’de; “kulf”, Türkmence’de “gulp” ve Uygurca’da “kulup” olarak ve kilit anlamında rastlanmaktadır.88

    Lobya

    Dogu Karadeniz’de fasulyeye lobya veya lobiya denilir. Çayeli’nin dogusundaki Lazca konusan yörelerde; aynı sekilde “lobya” (Pazar), “lobca” veya “haci” (xaci) (Arhavi)89 olarak geçmektedir. Lobiya kelimesinin yörede kullanılısına örnek olarak, Osman Efendioglu ve Ahmet Kabil adlı iki sair arasındaki atısmayı görelim:Yedun pepeçurayi

    * biledun rengi nası,Pepeçuralan bile lobiya kavurması,

    Bir anlat nasıl olur lahananın dolması,

    Sevilur dograması ve tutulur vurması**

    Fasulyeye Özbekler “löviya”, Türkmenler “nöyba”, Uygurlar ise “lobi” demektedirler.

    Mozi

    Buzagı anlamındadır. Kırgız Türkçesi’nde “muzo”, Uygur Türkçesi’nde ise yine buzagı anlamında ve “mozay” seklinde mevcuttur.

    Musta

    Yörede yumruk anlamında kullanılmaktadır. Özellikle orta parmagın diger parmaklardan az ileri çıkarılarak yapılan yumruga denilir. Yumruk kelimesi, Kırgız dilince “mustum”, Özbek ve Uygur dillerinde de hem “must” hem de “mustum” kelimeleri ile karsılanmaktadır.

    Nalet

    Lânet kelimesi yörede nalet yahut nallet seklinde mahalli bir kullanıma kavusmustur.Aynı kelimenin Türkmen’ce ve Kırgızca’daki söylenisi “nâlet” seklindedir. Nalet kelimesinin yöresel kullanılısına örnek: Çayeli Limanköy’den Mehmet Bircan Giritlioglu, gurbete gider ve kazandıgı paralarla ailesinin elbise ihtiyacını karsılamak üzere elbiseler satın alarak geri döner. Ancak, Askoroz (Taslıdere)Köprüsü’nü geçerken gece saat 10 sıralarında soyulur, bir tasın arkasına koydugu elbiseleri de çalınır. Bunun üzerine yazdıgı destanda söyle der:

    Giritli Mehmet Aga, kaza geldi basına,

    Sayilur zekâtuna, yaz defterun basına,

    Hesabuni görürler gelup mizan basına,

    Gündogdi Karakoli telefonun basina,

    Candarmaları salar, Taslidere basina,

    Hırsuzleri geturur, karakolun yanina,

    Dogrisini soylemez, vur domuzun basina,

    Yedi elbiseleri, nalet olsun basina.

    Nelik

    “Nelik” kelimesi, niçin, ne ise yarar ve kim anlamlarında yörede yasamaktadır. Bu kelime”nelik” ve “nelük” olarak “niçin” anlamında Kıpçak Türkçesi’nden gelen bir kelimedir.

    Obur

    Yörede obur, hobur, ubur seklinde ve hortlak anlamında kullanılır, kötü kisilerin öldükten sonramezardan obur olarak çıkacakları batıl inancı vardır. Hortlak kelimesinin Baskurtça ve Tatarca’daki karsılıgı “ubır” olarak sözlüklerde yer almaktadır.

    Pesko yahut Peçko

    Yörede soba anlamında “pesko” ifadesine rastlanmaktadır.99 Fırınların ates yakılan ve ekmek pisirilen bölümüne de yörede peçko denildigi bilinmektedir. Soba’ya karsılık olarak, Kırgız ve Özbek dilinde “peçke”, Türkmence’de “peç”, Kazakça’da “pes”, Uygurca’da ise “mes” denilmektedir.100

    Sedef

    Elbise dügmesi, özellikle de gömlek dügmesi anlamında yörede “sedef” kelimesi kullanılmaktadır. Çogu Türkmen lehçelerinde “dügme” ve benzeri bir kelime kullanılırken, Tatarlar dügme anlamında “sedef”, Türkmenler ise “sadap” demektedirler.

    Sibek

    Küçük çocukların besiklerine takılan ve idrarı oturaga (gavroza) götüren tahta boru, kamıs anlamında yörede kullanılmaktadır. Divan-i Lügati’t Türk’te “sibek” olarak ve “çocugun isemesi için besige konan kamıs” anlamında yer almaktadır.

    Vedro, Vedre

    Yörede kova anlamında “vedro” yahut “vedre” kelimesi kullanılır. Kullanıma örnek, “simdiki vedrolar naylondan yapılıyor.” Ayrıca Maçka yöresinde “verga; külek., kilek; ahsap kova” seklinde de kullanılmaktadır.104 Lazca konusan yörede yine “kova” anlamında olmak üzere “vedro” kelimesi kullanılmaktadır. Azerbaycan Türkçesi’nde “vedre “, Tatar Türkçesi’nde “bidra”, Türkmen Türkçesi’nde “bedre” olarak “kova” anlamında kullanılmaktadır.106

    Yagır

    Yük ve binek hayvanlarının sırtında, eger ve semerin açtıgı yara anlamında yörede kullanılmaktadır. Divan-i Lügati’t Türk’te “yag(ı)r olarak ve at, katır ve esek gibi hayvanların sırtında semer , eger ve yük vurmasından meydana gelen yara olarak yer almakta, Yeni Tarama Sözlügü’nde “yagir” olarak ve hayvanların sırtında çıkan yara, sırtı yaralı hayvan olarak yer bulmaktadır.

    Yasmah / yasmak

    Basla birlikte yüzü ve agzı kapatan örtü anlamında yörede kullanılmaktadır. Divan-i Lügati’t Türk’te “yasmak” olarak ve “gizlemek, saklamak” anlamında, Yeni tarama Sözlügü’nde “yasmak” olarak ve “örtmek, kapamak, gizlemek” olarak yer almaktadır.

    Yenlik

    Hafif, agır kelimesinin zıddı olarak yörede kullanılır. Azeri lehçesinde; “yüngül”, Baskurtça’da “yinil”, Kazakça’da “jinil” ve jiniltek”, Kırgızca’da “cenil”, Özbekçe’de “yengil”, Tatarca’da “cinil”, Türkmence’de “yenil”, Uygurca’da “yenik” olarak kullanılır. Her bir kullanımın “hafif” kelimesinden çok “yenlik” kelimesinin çagrıstırdıgı açıktır.

    Yıg

    Yün egirmek için kullanılan alet; ig anlamında yörede kullanılmaktadır. Divan-i Lügati’t Türk’te ve Yeni tarama Sözlügü’nde “yig” olarak ve “ig” anlamında yer almaktadır.

    Yol çatı

    Dörtyol anlamında “yol çatı”, “çatak” ve dörtyol kelimeleri yörede kullanılmaktadır. Azeri Türkçesi’nde bu anlamda “dört yol”, Baskurt Türkçesi’nde “yul satı”, Kırgız Türkçesi’nde “tört col”, Tatar Türkçesi’nde “çat” ve “yul çatı”, Türkmen Türkçesi’nde “çatrık” ve Uygur Türkçesi’nde de “tört yol” kelimeleri kullanılmaktadır.112

    Yufka

    Yörede “kalın”ın zıddı olarak “ince” anlamında kullanılmaktadır. Türkiye Türkçesi’nde yufka, ince hamurdan yapılan ekmek için kullanılır. Ayrıca, “yufka yürekli” seklindeki “korkak” anlamında da kullanılısına rastlanmaktadır. Ancak, ince anlamındaki kullanımı Türkiye Türkçesi’nde yaygın bir kullanım degildir. Bu nedenle, “yufka” kelimesinin “ince” anlamındaki kullanımında, Dogu Karadeniz mahalli kullanımı ile Türk Dünyası lehçelerindeki benzerlik önemlidir. ince anlamında; Özbek Türkçesi’nde “yüpka”, Uygur Türkçesi’nde “yupka”, Tatar Türkçesi’nde “yuka”, Türkmen Türkçesi’nde “yüka”, Baskurt Türkçesi’nde “yoka”, Kazak Türkçesi’nde “juka” ve Kırgız Türkçesi’nde de “cuka” olarak kullanılmaktadır.113

    Yufkalanmak

    incelmek anlamında yörede kullanılmaktadır. Özbek Türkçesi’nde incelmek anlamında “yüpkalanmak”, Türkmen Türkçesi’nde “yükalmak”, tatar Türkçesi’nde “yukaru”, Baskurt Türkçesi’nde “yukarıv”, Kırgız Türkçesi’nde “cukarü” seklinde yer almaktadır.

    Yükli

    Hamile karsılıgı olarak “yükli” kelimesi kullanılmaktadır. Hamile kelimesine karsılık Baskurt Türkçesi’nde “yöklö”, Tatar Türkçesi’nde “yökkö” denilmektedir.

    Zibil

    Çer-çöp, süprüntü anlamında “zibil” kelimesi yörede kullanılmaktadır. Bu kelime aynı anlamda ve yine “zibil” olarak Lazca konusulan yöremizde de kullanılmaktadır. Aynı anlamda Azeri dilinde “zibil” ve “zir-zibil” kelimeleri ile, Türkmen dilinde “zir-zibil” kelimeleri kullanılmakta, Özbek Türkçesi’nde “süprindi”, Uygur Türkçesi’nde ise “süpründi” kelimesi geçmektedir.

    Zükem

    Yörede nezle anlamında “zükem” yahut “zükân”, nezle olmak anlamında da “zükem olmak” yahut “zükân olmak” tabiri kullanılmaktadır.Azeri Türkçesi’nde nezle karsılıgı olarak; “zökem” ve “tumov” kelimesi kullanılmaktadır. Digerlehçelerde ise nezle için “tumov” ve benzeri ifadeler kullanılmaktadır. Divan-i Lügati’t Türk ve Orhun Kitabeleri Türkçeleri Divan-i Lügati’t Türk’te yer alan bazı Türkçe kelimeler, bu kelimelerin bugünkü Türkiye Türkçesi kullanımından ziyade, Dogu Karadeniz mahalli söyleyisine daha yakındır. Bu kelimeler; sarmusak, ton, çaruk, çekürke, kaçurmak, tag (dag), bular-olar, yazuk, yüzi, tur (dur), burni, buni, açuk, eruk, yulduz, artuk, eksuk, tort (dört), otun, istoni, tüz (düz), turdi, togdi, yengi (yeni), kasuk, kazuk, vardum, eba, kurç, uva‘dır. Dogu Karadeniz sivesinde görülen vokal ahengi bozuklugu, Özbekçe’de ve Tarançi sivesinde de görülmekte olup, ortaya çıkan telaffuz farkının, Dogu Karadeniz Türkçesi’nin Batı Türkçesi’ndeki ses degisimine ugramadan bugüne kadar gelmis olması ile izah edilebilir.

    Orhun Kitabelerinde ise; apa/epa, asurmak, böri/bori, köl (göl), keç (geç), kel (gel), kelin (gelin), körmek (görmek), köz (göz), kuz (kuzey, günes görmeyen yer), toymak (doymak), tokuz(dokuz), tuymak (duymak), tüsdi/düsti (düstü), gibi kelimeler, özellikle Trabzon yöresindeki harf degisimlerine örijinal örneklerdir. Bu durumda, Dogu Karadeniz halkının, Orta Asya’dan ve özellikle Kırım’dan buralara göç etmis oldukları, ulasım güçlügü nedeniyle konustukları Türkçe’nin, Batı Türkçesi ses degisimlerine kapalı kalmıs Türk topluluklarından oldugu kabul edilebilir.

    Kıpçak Türkçesi’nin Etkisi

    Dogu Karadeniz mahalli kelimeleri arasında, Kıpçak Türkçesi’nden önemli sayıda kelime bulunabilmektedir. Yörede kullanılan kelimeler arasında, Kıpçak Türkçesi’nden yapılabilen tespitler su sekilde sıralanabilir:

    Cıcı

    Bu sözcük, Trabzon Maçka yöresinde emmek isteyen çocugun söyledigi sözcük olarak (ve bazen de “cici” olarak) mevcuttur. Kıpçak Türkçesi’nde cice olarak “anne” hitabı seklinde mevcuttur.

    Çasit

    Kıpçak Türkçesi’nde ve yörede casus anlamında yer almaktadır.

    Çayan

    Kırkayak, çıyan anlamında yörede ve Kıpçak Türkçesi’nde mevcuttur.

    Çin

    Yörede “öz, katıksız” anlamında, Kıpçak Türkçesinde; “hakikat, gerçek” anlamında mevcuttur.

    Çıten

    Yörede “agaç dallarından yapılmıs küçük kulübe” anlamında, Kıpçak Türkçesi’nde çitenolarak; “çiftçi, kafes” anlamında mevcuttur.

    Çise

    Yörede “ince yagmur” anlamında, Kıpçak Türkçesi’nde; “çiy, ince yagmur” anlamında mevcuttur.

    Degermi / degirmi

    Yörede “yuvarlak” anlamında, Kıpçak Türkçesi’nde aynı anlamda degirmi~tegirmi olarak yer almaktadır.

    Dölek

    Yörede ve Kıpçak Türkçesi’nde “agırbaslı, terbiyeli kimse” anlamında yer almaktadır.

    Durukmak

    Yörede “düsünceye dalmak” anlamında, Kıpçak Türkçesi’nde durukmak~turukmak olarak ve “tereddüt etmek” anlamında yer almaktadır.

    Düs

    Yörede ve Kıpçak Türkçesi’nde “ögle vakti” anlamında yer almaktadır.

    Evmek

    Yörede ve Kıpçak Türkçesi’nde “acele etmek” anlamında yer almaktadır.

    Eye

    Yörede ve Kıpçak Türkçesi’nde “sahip, koruyucu” anlamında yer almaktadır.

    Eze

    Yörede ve Kıpçak Türkçesi’nde “teyze” anlamında yer almaktadır.

    Haçan

    Yörede “ne vakit, ne zaman, mademki” anlamında, Kıpçak Türkçesi’nde haçan~kaçan seklinde ve aynı anlamda yer almaktadır.

    Irgalanmak

    Yörede “sallanmak” anlamında, Kıpçak Türkçesi’nde aynı anlamda ve ırgamak seklinde yer almaktadır.

    iy

    Yörede ve Kıpçak Türkçesi’nde “iplik egirecek alet” olarak yer almaktadır.

    Nelik

    Yörede “niçin, ne ise yarar, kim” anlamında, Kıpçak Türkçesi’nde nelik~nelük olarak ve “niçin” anlamında yer almaktadır.

    Ogan

    Yörede ve Kıpçak Türkçesi’nde “Tanrı” anlamında yer almaktadır.

    Ogru

    Yörede ve Kıpçak Türkçesi’nde “hırsız” anlamında yer almaktadır.

    Ogurlamak

    Yörede ve Kıpçak Türkçesi’nde “çalmak” anlamında yer almaktadır.

    Yufka

    Yörede ve Kıpçak Türkçesi’nde “zayıf, ince, hafif” anlamında yer almaktadır. Dogu Karadeniz yöremizin kelime kadrosu üzerinde Kıpçak Türkçesi’nin izlerinin tasındıgını göstermesi bakımından yukarıdaki örnekler ilgi çekici bir durum arzetmektedir.123

    AZERi TURKCESI VE MAHALLi KELiMELER

    Aha

    “Aha” kelimesi; “iste o, iste bu,”134 “iste burada,”135 “aha iste, hemen surada, böyle” anlamında Dogu Karadeniz’de tespit edilmektedir. Bu kelimeyi, Bucaklisi-Uzunhasanoglu Lazca- Türkçe Sözlük çalısmasında; “1. hayret ifade eden bir ünlem; bak hele, 2. iste” anlamında görüyoruz.

    Azerbaycan’da ise anlamı sudur;

    Aha: 1-Bir seyi arayınca ve aniden karsılasınca, bir seyi ani olarak anlayınca söylenir. 2- Tasdik, rıza gösterme bildirir, elbette, iyi, evet, dogru.

    Alaf

    Kısaca hayvan yemi olarak algılanan bu kelime, bazen “yesil ot veya bitkiler,” bazen de“kıslık hayvan yiyecegi olarak kuru ot”139 seklinde anlamlandırılmaktadır. “Alafa gitmek” kavramı da hayvanlara yiyecek taze ot veya bitki dalları getirme anlamında kullanılmaktadır. Pazar ilçemizdem “alafi” seklinde ve Bucaklisi-Uzunhasanoglu sözlük çalısmasında; “karayemis agacına benzer,yaprakları inek gibi hayvanlar tarafından yenen bir bitki” olarak görülmektedir. Giresun ve Ordu’da ise “mısır sapı” anlamına gelmektedir. Dogu Karadeniz’deki bu kullanıma karsılık, Azerbaycan’da bu kelimeye su anlam verilmektedir.

    Alaf: Hayvan yemi. (ot, saman vs.)

    Alaflamag: Hayvanı yemlemek, yem vermek.

    Buna karsılık, Azeri Etnografya Sözlügünde kelimeye su anlam verilmektedir:

    Allaf: Tahıl, ot,un, yem vs alısverisçisi. Bunların satıldıgı yere de allaf dükkanı denilir. Demek ki kavramın Dogu Karadeniz ve Azerbaycan’daki kullanımı birbirine benzer sekildedir.

    Ana ve Nene

    Azerilerin bir bölümü “ana” yerine “nene” derler. “Nene” yerine de “ana” kelimesini kullanırlar. Trabzon’da da, bir mahalli kullanım olarak “nine” yerine “ana” denilir, “ana”ya da nine diye hitap edilir.



    Ayrıca, Lazca’da “ana” yerine “nana” denildigini ve bunun da Azerbaycan’da anne anlamında kullanılan “nene” kelimesinin bir farklı söylenisinden baska bir sey olmadıgını ifade etmek gerekir.

    Ander Kalsın

    Dogu Karadeniz’in hemen her yöresinde kullanılan, ama anlamı az-çok farklılasabilen bir deyim bu… Daha çok beddua olarak kullanılan ander kelimesine su anlamlar veriliyor: “ugursuz, sahipsiz, metruk,” “fena, kötü,” “sahipsiz, lüzumsuz,” “cansız, fena, ise yaramayan, çirkin, ugursuz, miskin, tenbel, garip, aciz, tuhaf”. “Ander kalmak” seklinde ise; “kötülüge kalmak, yokolmak ve “olmaz olmak, yok olmak, ölüden arta kalmak” seklinde kaydediliyor. Trabzon- Maçka’da “anderin gaybanasi” seklinde de kullanıldıgı belirtilmis. Lazca konusan yöremizde “anderi, termasi, kaybana” olarak ve “ölünün arkasında bıraktıgı esyalar”anlamında tespit edilmistir. Ordu ve Giresun taraflarında “andır galmak” seklinde ve “kahrolmak, ölmek” anlamında görülüyor. Bu kelimeye Azeri Türkçesi’nde “andır” seklinde tesadüf ediyoruz.

    Andır: Asıl manası sahipsiz maldır. Ölen birisinin akrabalarına miras olarak bırakıp gittigi mal,vs. Simdi, canlı dilde küfür ve beddua anlamında kullanılır (bazen “andıra galmıs” seklinde kullanılır). Dogu Karadeniz’de beddua ve kötü söz olarak kullanılan bu deyim Azeri Türkçesinde “andır” ve “andıra galmag” seklinde aynen yer alıyor. Kelimenin köken olarak anlamı; “ölünün arkasında kalanlar” oldugu halde, zaman içerisinde hakaret ve beddua anlamı kazanarak günümüze kadar gelmistir. Kuzey Azerbaycan’da oldugu gibi, Güney Azerbaycan’da da “andıra galmıs” ifadesine rastlıyoruz. Tebriz’li Sehriyar bakın ne diyor:

    Ketdi yazıg çırag tapmır yandıra,

    Görüm sizin bergiz galsın andıra,

    Kim bu sözi erbablara gandıra,

    Nedür ahır bu milletin günahı,

    Dutsun sizi görüm mezlumlar ahı.

    “Galsın andıra” ifadesini kullandıgı kıtayı, “sizi mazlumların ahı tutsun” bedduasıyla bitirmesi, bu ifadenin nasıl kötü bir anlamda kullanıldıgını gösteriyor. Burada “çırag” kelimesi çıra, “tapmır”; atesin tutmaması, “bergiz”; biriniz, “gandıra”; sözü kandırmak, inandırmak anlamında kullanılıyor.

    Becit

    Bekletmeden yapılması gereken, yani acele olan isler için “becit” kelimesi kullanılır. Aceleanlamında “bu isim çok becittir,”153 seklinde Rize’de, önemli ve acele anlamlarında Maçka’dagörülmektedir. Lazca konusan yörede “önemli” (Ardesen) ve “aciliyeti olan, acil” (Pazar) seklinde geçmektedir.

    Azerbaycan Türkçesi’nde ise; Becid: acele, çabuk, süratli manası ile yer almaktadır.

    Cüre

    Rize - Sarp arasında atmacacılık bir hayli yaygın olan bir spordur. Önce özel yetistirilen bir kus marifetiyle atmaca yakalanır, sonra da atmaca ile bıldırcın avlanır. 6ste bu atmacanın erkegi olan ve cüsse bakımından atmacadan bir hayli küçük olan kusa “cüre” denir. Azerbaycan Türkçesi’nde de “cüre” aynı anlamda kullanılmaktadır.

    Cüre: Sahin cinsinden etle beslenen bir kus.

    Cüre: Çok küçük, boyu uzamamıs, sıska.

    Cürelesmek: Küçülmek, sıskalasmak.

    Çepis

    Göçlerle getirilen kültürün kalıntısını herhalde en çok hayvancılıkla ilgili kelimelerde bulmak mümkündür. 6ste “çepis” kelimesi de sadece hayvancılık ugrasını devam ettiren ailelerin kullandıgı kelimelerden biridir. Trabzon-Maçka’da “çebiç” seklinde ve “altı aylık keçi yavrusu” anlamında, Rize’de “çepiç” olarak ve “bir yasında keçi” anlamında görülmektedir. Lazca konusan yörede ise”çebiçi” olarak ve “bir yasında disi keçi manası ile tespit edilmistir. Azerbaycan’da ise;

    Çepis: Bir yıllık keçi yavrusu. Çoban kültürüne yakın olanlar keçi yavrusuna bu ismin verildigini bilirler. Dogu Karadeniz’de oldugu gibi Azerbaycan’da ve Tebriz’de de keçi yavrusuna aynı isim verilir. Sehriyar da bunu dizelerinde ispat ediyor:

    Kecaveyle bu çaydan çoh geçmisih,

    Bu çesmelerden ne sular içmisih,

    Bu yoncalıhlarda kesip biçmisih,

    Çepisleri gıdıhlayan günlerim,

    Çepis kimi oynahlayan günlerim.

    Bu dörtlükteki tek yabancı kelime “kecave”dir ve develerin üzerine konulan deve tahtı manasına gelmektedir.

    Çorlan

    Çorlanmak deyimi; “yemekten bogulmak, zehirli bir sey yemek,”160 seklinde Rize’de, “yemek, (olumsuz anlamda) tıkınmak,” anlamında da Maçka’da kullanılmaktadır. “Çor” kelimesinin karsılıgı ise;hastalık, ishal, nasır vs.” seklinde verilmistir.161 Daha çok yemekle ilgili olmak üzere, kelimenin olumsuz anlamı öne çıkmakta; “çor yiyesin,” “çorlanasın” yahut “ye de çorlan” ifadelerinde ise beddua hüviyeti kazanmaktadır. Lazca konusulan yörede; “içorlani” seklinde ve aynı anlamda kullanılmaktadır. Azeri Türkçesi Sözlügü’nde; Çor: küfür, beddua ifadesi. anlamı ile karsılanmaktadır

    Daraba

    Rize’de “taraba” olarak ve “tahta perde, tahta bölme” anlamında164 Maçka’da “taraba” olarak ve “tahta perde, bölme, duvar” anlamında165 mevcut olan kelime, Lazca konusan yörede; “ince tahtaile yapılan ara bölme” anlamında ve “daraba” olarak166 yer almaktadır. Azerbaycan Türkçesi Sözlügü’nde; 1-tahta vs. ile yapılan bölme (oda içinde). 2-Evin yanına ahsap vs.den yapılan ek anlamlarına gelmektedir.167


    Deyirmi yahut Degirmi

    Deyirmi, yahut degirmi kelimesi; “yuvarlak, yassı, “basörtünün üstünde sarılan tül, çenber ,basörtüsü, boyu eni kadar olan kumas ölçüsü, anlamlarında Dogu Karadeniz’de kullanılmaktadır. Basın üzerine dolanarak, yuvarlak çember seklinde baglanmasından dolayı, “çenber” ve “deyirmi” kelimelerinin basörtüsü ile özdeslestigi görülüyor. 6ste aynı kelime Azeri Türkçesi’nde de var:

    Deyirmi: 1- Daire seklinde olan; yuvarlak, dairevi. 2- Yuvarlak.

    Deyirmice: Biraz yuvarlak.

    Deyirmilemek: Yuvarlak hale getirmek.

    Deyirmilenmek: Yuvarlak hale getirilmek, dairevi duruma getirilmek, tam daire seklini almak.

    Deyirmilesdirilme: Yuvarlak hale getirilme, tam hale getirilme (hesap, rakam).

    Deyirmilesdirilmek: 1- Yuvarlak hale getirilmek, 2- Kesirsiz hale getirilmek (hesap, rakam).

    Deyirmilesdirme: Yuvarlaklastırma, kesirsiz hale getirme.

    Deyirmilesdirmek: 1- Yuvarlaklastırma, yuvarlak hale getirmek, 2- Kesirsiz hale getirmek

    (hesap).

    Deyirmilesmek: Yuvarlaklasmak.

    Deyirmiletmek: Yuvarlak hale getirmek.

    Deyirmilik: Yuvarlak seyin hali, yuvarlaklık.

    Deyirmisifet: Yuvarlak yüzlü, suratlı.

    Deyirmisov: Biraz yuvarlak, dairevi.

    Encami

    Yörede “sonunda” (encami ölüm var), “nasıl olsa” gibi bir anlamı vardır. Lazca sözlük çalısmasında; “encami”, “nasıl olsa, her nasılsa” anlamını tasımaktadır. Azerbaycan Türkçesi Sözlügünde;

    Encam: son, nihayet, sonuç, anlamında yer almaktadır.

    Gadanı Almak

    Su anda daha çok “senin için feda olsun”, “canın sagolsun” gibi anlamlarda Karadeniz’de kullanılmaktadır. Derleme çalısmalarında ise; “gada” kelimesinin karsılıgı; “dert, hastalık, sıkıntı, bela” ve “dert, keder” seklinde kaydedilirken, “gadanı almak”; “çare olmak, avutmak”175 seklinde anlamlandırılmaktadır.

    Azerbaycan Türkçesi Sözlügünde ise su sekilde verilmis:

    Gada: 1- Bela, dert, felaket. 2- “Gadası” seklinde: Yalvarıs veya oksama ifadesi olarak rica yahut hitap bildirir. Gadam sende (olsun)! Kargıma, beddua ifadesi. Gadan(ı) alim! Yalvarıs veyaoksayısla rica bildirir. Gadası canıma Oksama, nazını çekme, nazı ile oynama, çok sevdigini belli etme ifadesi, derdini alayım anlamında.

    Gorbagor Gitmek

    “Korbakor olma” veya “Gorbagor olma, yahut gitme” deyimi, beddua olarak Karadeniz’de çokça rastlanılan bir ifadedir. “Kötü duruma düsmek,”176 “yok olmak”177 seklinde anlamları vardır. “Gor” kelimesi ise “mezar, kabir”178 seklinde tanımlanmıstır. Lazca konusan kesimde “Gorbagori” seklinde ve”kötü ruhlu” anlamında (Pazar) rastlanmıstır. iste Azerbaycan Türkçesi Sözlügündeki karsılıgı:

    Gorbagor: Ölen birine küfür olarak kullanılır. Gorbagor etmek Ölen bir adamı tahkir etmek, rezil etmek, arkasından küfür etmek. Gorbagor olmak ölmek, gebermek (küfür olarak kullanılır).

    Haboyle / Habele

    Bir baska kelime ise 6smail Türüt’ün “Gel habole bu yana, Bir sey diyeyim sana” türküsündekullandıgı “habole” veya “haboyle” kelimesidir. Rize’de “böyle” anlamında “ha bole,” “ha bule” ve “haböyle” seklinde kullanılmaktadır. Trabzon’da ise “haboyle” olarak ve “böyle, öyle, bu biçimde” anlamlarına sahiptir.182 Lazca konusulan yöremizde de “haboyle” kelimesinin aynı anlamda kullanıldıgı görülmektedir. Bu kelimeyi Azerbaycan Türkçesi sözlügümüze baktıgımızda:

    Habele: Bunun gibi, böyle, bu sekilde, ayrıca. ifadesine rastlıyoruz.

    Haçan

    Karadenizlinin Temel ve Dursun tiplemelerine atfedilen fıkralarda da sıkça kullanıldıgı gibi, mahalli agızın en belirgin ifadelerinden biri “haçan” kelimesidir. Bu kelime Dogu Karadeniz’de; “ne zaman,” “ne zaman ki,” “madem,” “ancak,” “eger” gibi anlamlarda kullanılmaktadır. Akçaabat’ta “hacan” seklinde kullanımı kaydedilmistir. Rize’de bir dügünde su atma türkü söylenmistir:

    Reise bak, Reise,

    Reis horondan kaçtı,

    Haçanki oldi Reis,

    Bu Rize çiçek açti.

    Burada “haçan ki” deyimi “ne zaman ki” anlamında kullanılmıstır. Simdi de Azeri Türkçesi sözlügümüze bakalım:Haçan: ne zaman, ne vakit. Bu kelimenin Dogu Karadeniz’deki kullanım alanının daha genis oldugu anlasılmaktadır. Söyle ki; hem “Haçan gelmistin” cümlesindeki gibi “ne zaman” anlamında kullanılır, hem de “Haçan paran yogidi niçun bindun kayıguma,” seklinde; “mademki” anlamında da kullanılır.

    “Haçan naçar kalursen, tul kari da alursen” seklindeki mahalli deyimde, “haçan” kelimesinin yanı sıra, “çaresiz, ilaçsız” anlamına gelen “naçar” kelimesi de kullanılıyor. Bu kelime, Azeri dilinde de aynen “naçar kalmag” seklinde mevcuttur.

    Hamayli yahut Hemail

    Yörede “hamayli” yahut “hemail” olarak kullanılan kelime; “dört köse madeni kutu içinde büyük muska, Arapça himale, hamile kökünden hamail kılıç bagı” anlamında kullanılmaktadır. Lazca konusan yöremizde, “gamail” olarak ve aynı anlamda kullanılmaktadır. Azerbaycan Türkçesi Sözlügündeki anlamı ise söyledir:

    Hemail: 1-Kılıç, tabanca vs. omuzdan asmak için takılan kayıs, hamail. 2-Boyuna takılan, üzeri ipekle süslenmis kadın takısı. 3-Eskiden hastalıklardan korunmak için insanların boyunlarına taktıkları dua.

    Hasil

    Dogu Karadeniz’de “hasil” un ve yagdan yapılan lapa anlamındadır . Lazca konusan yöremizde “gasili” olarak ve aynı anlamda kullanılmaktadır. Azerbaycan Türkçesi Sözlügü’ndeki sekli ise söyledir: Hesil: Suda pisirilip yag ve pekmezle yenen hamur yemegi.

    Hov

    Maçka’da “hov” “siddet, hız, sürat” anlamında193, Rize’de; “hov” “öfke, öç, hırs, hayıf” anlamında, “hovlamak” veya “hovlanmak”, “öfkelenmek, kızmak, hayıflanmak” anlamında yine Rize’de “hovini almak” “hevesini almak” anlamında kullanılmaktadır.

    Lazca sözlük çalısmalarında; “hovi” (xovi); “1.nefes, nefes alıp verme süresi, kısa an”, 2.an, en kısa zaman dilimi” anlamında yer almaktadır. Azerbaycan Türkçesi Sözlügü’nde ise su sekilde yer almaktadır:

    Hov: Siskinlik, iltihap (yara).

    Hov elemek: Sismek, iltihaplanmak.

    Hovu çekilmek: siskinligi kaybolmak.

    Hovlanmak: sismek, iltihaplanmak.197

    Hutbin veya Hudbin

    Asırı biçimde kendini düsünen ve insanlarla uyum saglayamayan kisilere Rize ve Çayeli’nde “hutbin” denilmektedir. Bu kelime Azeri Türkçesi’nde de benzer anlamlarda kullanılıyor.

    Hudbin: Sadece kendini düsünen, bencil, egoist.

    Hudbinlik: Bencillik, egoistlik.

    ilancuk

    Dogu Karadeniz’de “ilancuk” (yılancık) olarak “mikropların bir sıyrıga veya yaraya bulasmasıyla olusan hastalık” anlamında kullanılmaktadır.198 Lazca konusulan yöremizde, yine aynı anlamda ve “yılancugi” seklinde kullanılmaktadır. Azeri Türkçesi’nde ise su sekilde yer almaktadır:

    -lancıg: Ayakta kolda yara seklinde görülen kemik vereminin halk arasındaki adı.200

    istekan

    Maçka’da “istekan” “ince belli çay bardagı” anlamında201 iken, Rize’de “istikan” olarak ve “su, çay bardagı” seklinde ve (Bir “istikan” su verir misin?) örneginde oldugu gibi202 kullanılmaktadır.Lazca konusulan yörede ise, “istikani” olarak ve “bardak” anlamında yer almaktadır.203Azerbaycan Türkçesi Sözlügü’nde ise; “istekan”; “bardak, çay bardagı” anlamında yer bulmaktadır.

    isgillenmek

    isgil, iskil veya iskir kelimesine bölgede verilen anlamlar; vesvese, tedirgin olma, süphe, korku seklinde iken isgillenmek ise kuskulanmak kelimesi ile karsılanmaktadır. Azerbaycan’da ise; -sgil: 1.süphe ve ümit 2.zorluk, engel ve zor durum207 seklinde iki ayrı anlama sahiptir.

    Keriz, Kehriz

    Küçükken Rahmetli Babamla birlikte çay bahçelerimizden birine gitmistik. Gezerken zeminin çok ıslak oldugunu fark etmis ve bunun sebebini sormustum. Aldıgım cevap “Burada keriz var” seklindeydi. Kerizi görebilmek arzusuyla çevreye bakarken, Babam merakımı giderdi; “burada yer altı su kanalı var, tam surada kanal bitiyor ve su yüzeye çıkıyor” dedi. Bütün lise ve üniversite tahsilim boyunca, keriz veya kehriz kelimesinin bu anlamına bir daha rastlamadım. Simdi ise, Azeri Türkçesi sözlügünde karsıma çıktı. Kehriz: Yer altı su yolu, su kemeri.

    Azerbaycan’da kehriz sisteminin M.Ö. 1.yüzyıldan itibaren kullanıldıgını kaydeden Azerbaycan Folklor ve Etnografya Sözlügü adlı eser, kelimeyi su sekilde tanımlıyor: “Yer altındaki içme suyunun çıkarılması için kazılan lagım. Kehriz suyundan sulamada ve içmede istifade edilmistir. Suyu temiz ve seffaf olur.”

    Külfet

    Külfet (bazı yerlerde küflet) kelimesi, Çayeli’nde “ev halkı” anlamında kullanılır. “Onların külfeti çoktur” denildigi zaman, kastedilen aile nüfusunun kalabalık oldugudur. Azerbaycan Türkçesi Sözlügünde de bu kelimenin benzeri bir anlamı vardır. Külfet: 1- Aile, es, zevce. Külfet sahibi Aile reisi, baba. 2- Es, zevce anlamında. 3- mec. Eziyet, zahmet.

    Külfetarası: Aile içinde meydana gelen, aile arasında, ailede olan.

    Külfetli: Ailesi, esi ve çocukları olan.

    Külfetlikte: Bütün ailece, bütün aile ile birlikte.

    Külfetsiz: Ailesi, çoluk çocugu olmayan.

    Külfetsizlik: Ailesi, esi çocugu olmama durumu.

    Kuymak veya Guymag

    Bölgede muhlama da denilen bir yemek çesidi olan kuymak, “peynir katılarak mısır unuyla” yapılmaktadır.”Peynirli muhlama”210 olarak da tarif edilmektedir. Azerbaycan Folklor ve Etnografya Sözlügünde ise su sekilde anlatılıyor: Guymag: Azerbaycan mutfagında eski tarihlere dayanan bir yemek çesidi. Zayıf insanlara, dogum yapmıs kadınlara tavsiye edilir.

    Bu tanımdan sonra, un ve tereyagına su katılarak peynirsiz yapılısı anlatılmaktadır. Azerbaycan Türkçesi Sözlügü’nde de su tarif veriliyor.Guymag: Un ve yagla pisirilerek bal veya sekerle yenen bulamaç, hamur isi.

    Kuyis Etmek

    Kuyis kelimesi, bölge derleme sözlüklerinde; çıglık, bagırıp çagırma, kuyis etmek; çıglık atmak,bagırıp çagırmak, bagırmak, çıglık atmak seklinde anlamlandırılmıs. Bir yerde ise “kuyisma”seklinde ve “telasla bagırıp çagırma” anlamında yer almaktadır. Azerbaycan’da ise, kelimenin sonundaki “is” veya “isma” ekleri yer almayarak su sekilde kullanılıyor:

    Küy: gürültü, patırtı, kavga, münakasa eden kimselerin bagırıp çagırmaları.

    Küy düsmek: heyecan, bagırıp çagırmak.

    Küy basmagı: karısıklık gürültü meydana getirmek.

    Lobya

    Fasulye anlamında kullanılan “lobya”. Bu kelime Trabzon ve Rize’de lobiya veya lobyaseklinde kullanılırken, Çayeli’nin dogusundaki Lazca konusan yörelerde; aynı sekilde “lobya” (Pazar) veya “haci” (xaci) (Arhavi) olarak geçmektedir. Azerbaycan’da ise;

    Lobya: Fasulye. // Bu bitkinin tohumu.

    Lobyalı: Fasulyeli, fasulye ile pisirilmis.

    Lobyaçilov: Fasulye ile pisirilen pilav.

    Reyka

    Rize yöresinde “reyka”; “çıta, mertek” anlamında kullanılır ve kiremit altına dösenen çıtaya denilir. Lazca sözlüklerde “reka” olarak ve “mertek=çıta” anlamında ve çatıda kiremit altına dösendigi seklinde geçmektedir. Azerbaycan Türkçesi Sözlügü’nde ise;

    Reyka: Genelde belirli bir uzunlukta olan, rendelenmis uzun veya kısa tahta parçası, olarak geçmektedir.

    Selek, Sela, Sele

    Maçka yöresinde “selek” olarak; “1-Bir kisinin tasıyabilecegi yük. 2-Tütün yükü. 3-Hamsi avında yardımcı, tasıyıcı görev yüklenen küçük kayık”, anlamında, “selekçi” olarak; “hamal, selek tasıyıcısı” anlamında kullanılmaktadır. Lazca sözlüklerde; “sela” olarak ” ve Arhavi ilçesinde kullanıldıgı kaydı ile, “asılı olarak bulunan küçük kiler kabı” anlamında yer almaktadır.Azerbaycan Türkçesi Sözlügü’nde ise:

    Sele: Sırtta götürülebilecek kadar yapılmıs yük, denk. Ayrıca: “Seleni goy gel dalasag”, “selelemek”, “selelenmek”, “seleli”, “sele-sele”, “sellemek” seklinde yer bulmaktadır.

    Tentene

    Tıg ile yapılan dantele Dogu Karadeniz’de “tentene” deniliyor. Azeri Türkçesi’nde buna benzerbir kelime olan “dendene”nin anlamını okuyalım. Dantelden bahsedilmiyor olsa da, tarifteki benzerlik dikkat çekicidir.

    Dendene: Binaların kenarlarındaki disli nakıslar.

    Dendeneleme: Dis dis etme, küçük küçük bürümcük seklinde nakıs vurma.

    Dendenelemek: Küçük küçük bürümcükler yapmak, bezemek.

    Dendenelenme: Küçük küçük bürümcükler yapılma, kırıs kırıs bezek vurma.

    Dendenelenmek: Küçük küçük girintili bezekler yapılmak, bürümcükler islenmek.

    Dendeneli: Üzerinde küçük küçük, girintili çıkıntılı bezekleri olan.

    Togli, Tohli veya Toklu

    Hayvancılıkta kullanılan bir baska kelime de “tohli,” “togli,” “toklu” yahut “toglu” kelimesidir. Bu kelime Bölgede küçük koyun veya koç ile öküz yavrusu için de kullanılmaktadır. Rize’de “tohli” seklinde ve “erkek buzagı” anlamında kaydedilmistir. Çayeli’nde küçükbas hayvan sahipleri buna “koyun yavrusu” anlamı vermislerdir. Çayeli’nin dogusundaki yörede “tugli” yahut “toxli” (tohli)seklinde ve “bir yasındaki koç”anlamında kullanıldıgı görülmüstür. “Toklu” olarak Giresun’da ve “büyükçe kuzu” anlamında kaydedilmistir. Azerbaycan’da; Toglu: On aylık, bazen de bir yıllık koyun yavrusu. Kültürün zamana en dayanıklısı, herhalde hayvancılık ve çobanlıkla ilgili olanıdır. Çünkü tabiatı geregi sehirdeki degisimden uzakta kalan, yazılı ve sözlü basını takip edemeyen, üstelik çogunlukla egitimden de yoksun kalan bir kesimi olusturur çobanlar. iste bu sebeple, çobanlık ve hayvancılıkla ilgili terimler yüzyıllara daha fazla dayanma imkanına sahiptir. Türkçe’de genelde koyunun yavrusuna kuzu denildigi malumdur. bu Azerbaycan’da da Türkiye’de de degismez. Ancak, kuzunun altı aylık olanına “tohli” denilmesi, Azerbaycan ve Dogu Karadeniz havancılıgında halen devam eden ortak bir kullanımdır. Tohli kelimesinin “yavru öküz” için kullanılması anlam kayması sebebiyledir.

    Usak

    Usak kelimesi, Türkiye Türkçesi’nde genel olarak “hizmetçi” anlamında kullanılır. Karadeniz’deki mahalli kullanımı ise, “çocuk” anlamındadır. Özellikle de “erkek çocuk” için kullanılır.Maçka’da “kız usak”, “erkek usak”, “usugum” ve “usakluk” kelimeleri tespit edilmistir. Rize’de ise“usak,” “usakluk” ve “bizim usaglar” seklinde derleme sözlüklerine geçmistir. Azerbaycan Türkçesi Sözlügü’ne baktıgımızda, usak kelimesinin Dogu Karadeniz’deki gibi “çocuk” anlamını tasıdıgı, fakat gayet genis bir kullanım alanına sahip oldugu ortaya çıkıyor. Simdi bunları görelim:

    Usag: 1- Çocuk // Civan, genç (erkek veya kız). 2- Erkek veya kız (bebeklik çagında). Usagı olmag çocugu olmak, çocuk dogurmak. Usagı olmamak Çocugu olmayan, evladı olmayan veolmayacak olan kimse. 3- mec. Mukayese, karsılastırma anında kullanılır. Usag bagcası Ana okulu, kres. Usag evi Annesi ve babası olmayan çocuklar için yapılan yer. Usag kimi bahmag (beslemek) Çok sevmek, üzerine çok düsmek, gözü gibi korumak. Usag seherciyi çocuk bahçesi, parkı.Usagların anası Es, zevce (karsıdakine hürmet ifadesi olarak esinin adı anılmıyor, yerine bu ifadekullanılıyor). Usagların atası Koca, es. Sözlügün “usag” maddesinde geçen; “usagı olmak”, “usagı olmamak” ve “usakların anası”kavramları Bölgemizde de aynen kullanılmaktadır. Ancak, “usag bagcası”, “usag evi” ve “usak seherciyi”, “usagların atası” gibi, Karadeniz’de olmadıgı halde Azeri lisanında bulunan kavramlar, “usak” kelimesinin Azerbaycan’da daha genis olarak kullanıldıgını göstermektedir. Bununla birlikte, Azeri Türkçesi’ndeki “usak” ile baslayan kelimeler ve olusan deyimler bu kadarla da kalmamaktadır.

    Usagcanlı: Kendi çocuklarını, evlatlarını haddinden fazla seven kimse.

    Usagcanlılıg: Kendi çocuklarını, evlatlarını haddinden fazla sevme, sevgi gösterme durumu.

    Usagcasına: Çocuk gibi, çocukçasına, saflıkla.

    Usagcıg: Küçük çocuk, yavrucuk.

    Usagcigaz: Çocukcagız anlamında oksama ifadesi.

    Usagemizdiren: Kendi sütü ile çocugunu besleyen, bebegi olan.

    Usaglanmag: Çocuklasmak, çocuk gibi davranmak.

    Usaglasmak: 6htiyarlıktan dolayı hafızası zayıflamak, çocuk gibi davranmak.

    Usaglı: Çocugu veya çocukları olan.

    Usaglıg: 1-Çocukluk yasları çagı. 2-mec. Çocuk hareketi, çocukçasına hareket, ciddiyetsiz

    hareket; akılsızlık. Usaklıg elemek (etmek) Düsünmeden hareket etmek, akılsızca davranmak. 3-Ana rahmi.

    Usaglıgdan: Küçük yastan, çocukluktan, çok küçük yastan.

    Usagsaldırma (Usagsalma): Çocuk aldırma, çocuk henüz cenin halindeyken aldırarak

    hamilelige son verme, kürtaj.

    Usagseven: Çocukları seven, küçük çocukları eglendiren, seven kimse.

    Usagsevenlik: Çocuklara karsı sevgi duyma, onları sevme.

    Usagsız: Çocugu, evladı olmayan, çocuksuz.

    Usaksızlıg: Çocugu evladı olmama durumu.

    Bunlardan özellikle; usakcasına, usaklasmak, usaklı, usaksız ve “ana rahmi” anlamına gelen”usaklık” kelimesi Karadeniz’de aynen kullanılmaktadır. Azerbaycan Türkçesi’nde, yukarıda sayılan ve usak kelimesinden türeyen 25 kelime veya deyim mevcut iken, Dogu Karadeniz’de sadece 13 kelime veya deyim mevcuttur. Sehriyar’ın “Haydar Babaya Selam” isimli eserinde çok sayıda kıtada “usak” kelimesi geçmektedir. Bunlardan sadece birini örnek olarak vermek istiyoruz:Heyder baba, gün daluyi daglasın,

    Üzün gülsün bulahların aglasın,

    Usahların bir deste gül baglasın,

    Yel gelende ver getirsin bu yana,

    Belke menim yatmıs behtim oyana.

    Bu kıtada geçen “üz” kelimesinin “yüz”, “bulah” kelimesinin de “pınar” anlamına geldigini hatırlatalım.

    Uy uy!

    Hiç bir derleme çalısmasında yer almamakla beraber; “uy usagum,” “uy uy ne deyisun” gibi kullanımlarına kulagımızın alıskın oldugu bu ünlemi, tipik bir Dogu Karadeniz ifadesi olarak görüyoruz.Azerbaycan Sözlügündeki anlamı ise söyle:

    Uy-uy: agrı, sızı, korku, ürküntü vs duyguları ifade etmek için çıkarılan ses.

    Varangel

    Dogu Karadeniz yöresinde, arazinin çok dik olması nedeniyle yük tasımak için araç olarak ilkel bir “teleferik” sayılabilecek “varangel” denen alet kullanılmaktadır. Lazca konusulan yöremizde de “varangel” olarak ve aynı anlamda yer almaktadır.

    Azerbaycan Türkçesi Sözlügü’ndeki sekli ve anlamı ise söyledir:

    Var-gel: Gezinmek, dolasmak, belli bir mesafe arasında bir basa - bir sona gidip gelmek.ilkel teleferik diye nitelenen araç da, iki nokta arasında bir basa bir sona gidip gelerek çalısmaktadır.

    Yansılamak - Yamsılamak Çayeli’nde “yansılamak”, Rize merkezde “yamsılamak” olarak kullanılan kelime, “taklit etme; bir baskasının dedigini aynen tekrar etme”233 anlamına gelmektedir. Bu Türkçe kelime, mübadele ile 1924 yılında Karadeniz’den Yunanistan’a göç eden Rumlar arasında da kaydedilmistir.Bakalım Azerbaycan Türkçesi Sözlügü’nde ne anlama geliyor: Yansılamag (Yamsılamag): Baskasının taklidini yapmak, konusmasını, hareketlerini vs taklit etmek.

    Yansılanmag: taklit edilmek.

    Sözlükte bu sekilde geçen kelimeyi Sehriyar da kullanmıs:

    Fizze hanım Husgenab’ın güliydi,

    Amir Yehya emgızının guliydi,

    Ruhsare artist idi sövgüliydi,

    Seyid Hüseyn Mir Salih’i yansılar,

    Amir Cefer geyretlidir gan salar.

    Burada kelime “yansılamak” seklinde kullanılmıstır. Sehriyar’ın çocukluk arkadasları olan bu kisilerle ilgili çesitli olaylara atıf yapılıyor. Siirde geçen “emgızı”; amca kızı, “gan salma”; kavgada kan akıtma anlamına gelmektedir.

    TEBRiZ TURKCESIYLE YAKINLIGI

    Dogu Karadeniz’de “sonra” kelimesi, çogu yerde “sora” seklinde kullanılmaktadır. “Sora ne oldi?”, “daha sora”, “soradan” gibi ifadelere halen yaygın olarak tesadüf edilmektedir. Ayrıca sonradan anlamında “soran” kelimesine de rastlanmaktadır. 6ste buna örnek olmak üzere Rize’den bir mani:

    Derenun kenarina,

    Vurdum dört tane kazuk;

    Yapmiyalum sevdaluk,

    Soran ayrilamazuk.

    Bugünkü bagımsız Azerbaycan’da kullanılan Türkçe ile Güney Azerbaycan’da kullanılan Türkçe arasında büyük farklılıklar yoktur. Bununla birlikte tespit ettigimiz bazı farklılıklarda, Güney Azerbaycan kullanımının Dogu Karadeniz Türkçe kullanımına daha yakın oldugu anlasılmaktadır. “Sora” kelimesi buna örnektir. sonra sorasonradan soradan Sonra kelimesi Kuzey Azerbaycan’da aynen Türkiye geneli gibi kullanılırken, Güney Azerbaycan’da “sora” seklinde ve Karadeniz’deki gibi ifade edilmektedir. Tebriz’li Sehriyar’ın siirinde de aynı kullanımı görüyoruz.

    Heyder Baba senin üzün ag olsun,

    Dört bir yanın bulag olsun bag olsun,

    Bizden sora senin basun sag olsun,

    Dünya gazov-geder ölüm itimdi,

    Dünya boyı ogulsuzdi, yetimdi.

    Aynı mısrada tipik Karadeniz sözü olarak “basun sag olsun” ifadesine rastladıgımız gibi, altta da “ölüm itim dünyası” seklindeki meshur ifadenin kullanımına rastlıyoruz. Bu mısrada geçen “gazov- geder” sözü, “kaza-kader” anlamındadır. Ah gidi “bogda” ekmegi Çaydan önceki dönemde mısır ekip, mısır ekmegi yemege alısmıs Dogu Karadenizli, II. Dünya Savası’nın kıtlıgında bunu da bulamaz olmus. Daha sonra ise bugday unu ve ekmegi büyük bir lüks olarak nitelenir oldu. Karadenizli bugdaya “bogda” derdi. “Bogda ekmegi” tabiri özellikle “kıtlık görmüs” yaslı kesimde bir umudu seslendirir adeta… Aynı kullanımı “bugda” olarak Sehriyar’da görmemiz mümkün:

    Verzigannan armut satan gelende,

    Usahların sesi düserdi kende,

    Biz de bu yannan esidip bilende,

    Sıllag atıp bir gısgırıh salardıh,

    Bugda verip armutlardan alardıh. Bu siirde geçen “Verzigan”; bir yerlesim yeri, “kende”; kente, kasabaya, “sıllag atmak”; zıplamak, sıçramak, “gısgırıh” ise haykırıs anlamına gelmektedir. Gucagunda yuhliyam Uyumak yerine “yuklamak” kelimesinin kullanılması Dogu Karadeniz’de yaygındır. istanbul Türkçesi’ndeki “uyumak” karsılıgı olarak kullanılan bu kelime, “uyuklamak” kelimesi ile ilk sesi dısında tamamen aynı telaffuza sahiptir. Uykuya “yuhu”, uyumaya “yuhlamak” diyerek ilk sesi yok eden bu ifade tarzını Güney Azerbaycan ve Tebriz’de de görüyoruz.

    Heyder Baba, geldim seni yohliyam,

    Bir de yatam gucagunda yuhliyam,

    Ömri govam, belke burda hahliyam,

    Usaglıga deyem bize gelsin bir,

    Aydın günler aglar yüze gülsün bir.

    Dördüncü mısrada geçen “usaglıga” kelimesi, “evlat” kelimesinden “evlatlık” kelimesinin türetilmesi gibi, usag kelimesinden türetilmis olmalıdır. Azerbaycan’daki “yuhu” kelimesine benzeyen “yuki” ifadesini aynı anlamda su deyiste görüyoruz:

    Yuki geldi bedene,

    Kurban kalkup gidene.

    Gej geldin, güj geldin

    Geç kelimesi yerine “gej”, güç kelimesi yerine de “güj” söyleyisine, Çayeli gibi Bölgenin bazı yerlerinde rastlamak mümkündür. Kısa kelimelerin söyleyisinde “ç” sesinde yasanan zorluk; “aç” yerine “aj,” “açlık” yerine “ajluk”241 ve “ajlanmak” kelimelerinde de görülür.Geç gec gej Burada ilginç olan husus; geç kelimesinin Kuzey Azerbaycan’da “gec,” Güney Azerbaycan’da ise “gej” seklinde kullanılmakta olmasıdır. Burada Dogu Karadeniz kullanımı ile Güney Azerbaycan arasında paralellik gözlenmektedir. Sehriyar’ın siirinde de bu durum gözlenmektedir:

    Gedenlerin yeri burda görünür,

    Hanım Nenem ag kefenin bürünür,

    Dalımcadur hara gedem sürünür,

    Bala geldün niye bele gej geldin?Sebrim sennen gülesdi sen güj geldin. Bala kelimesinin yavru anlamına geldigini daha önce söylemistik. “Bele” kelimesi de “böyle” anlamındadır. Köç edelim, gidelim Küçüklügü yaz basında mezraya, yaz sonunda da tekrar köye “köç”lerle geçmis bir kisi olarak, annemin “köçümüz var” deyislerinden bu kelimeyi bizzat kendi hayatından bilen bir kisiyim. “Göç” kelimesinin “köç” olarak bu söylenisi, sadece “göç etme” fiili olarak degil, göç eden grubu ifade eden bir isim olarak da Tebriz kullanımı ile aynıdır.

    Men gördügüm kervan çatıp köçüptü,

    Ayrılıgın serbetini içipti,

    Ömrümüzün köçi burdan geçipti,

    Geçip gedir geder gelmez yollara,

    Tozi gonup bu daslara köllara

    Hemen bütün kelimeleri anlasılır olan bu dörtlükte sadece “köl” kelimesinin çalılık, fundalık anlamına geldigini açıklamak yetecektir. Asnalık etmek Karadeniz’de Türk töresi geregi misafire hürmet edilir. Benim dogup büyüdügüm yer olan Çayeli’nde; bir eve misafir geldiginde ev halkından bir kısmı onunla ilgilenirken acele isi olanlar misafire “asnalık” etmeden islerine gitmezler. Özellikle kadınlar arasında, gelen misafire “hosgeldin” demek anlamında “asnalık etmek” tabiri kullanılır.

    Asina, tanıdık, bildik anlamına gelen “asna” kelimesi, Dogu Karadeniz’de misafir gelen tanıdıklar için de “hosgeldin demek” anlamında kullanılmaktadır. Sehriyar bakın bu kelimeyi nasıl kullanıyor:

    Burda sirin hatireler yatıplar,

    Daslar ılan bası basa çatıplar,

    Asnalıgın dasın bizden atıplar,

    Men bahanda govzanıllar bahıllar,

    Bir de yatıp yandırıllar yahıllar.

    “Asnalıgın tasın atmak”, herhalde tanıdık, bildik oldukları için sakalasmak anlamında kullanılmaktadır. “Çul çuhası yırtılıp” “Çuha” veya “çoha” elbise demektir. Zamanında en iyi elbiselerden biri olan çuha, daha sonra giyim seklinin degismesiyle gözden düsmüstür. Dogu Karadeniz’de “çoha”, Azerbaycan’da ise “çuha” olan bu kelimeye su anlam verilmistir:

    Çuha: Mahuttan (bir tür sert kumastan) dikilen, erkeklere mahsus üst giysisi. Gövde, etek ve koldan ibarettir.

    Sehriyar kelimeyi söyle kullanmıs:

    Köhnelerin sür sümigi dartılıp,

    Gurtulanın çul çuhası yırtılıp,

    Moll 6brahim lap eriyip gurtulup,

    Seyhelislam sehman galıp gıbrahtı,

    Novruz Eli gaçag geçip goçahdı.

    Çul kelimesi de at, esek veya katırın üzerine örtülen kilim parçası için kullanılmaktadır. Burada “köhne”; eski, “sür sümig”; kemik memik, “lap”; tam, “sehman”; yerli yerinde, “gıbrah”; kıvrak ve “gocak”; koçak, yigit anlamına gelmektedir.

    Pesine esmek

    Kaçan birini kovalamak anlamında “pesine esmek” deyimi Dogu Karadeniz’de vardır. “Pes” kelimesi arka anlamına geldiginden, “pesine esmek”; arkasından kosmak anlamına gelmektedir.

    Bu hermende “aradan heyr” oynardıh,

    Cumalasıp garısga tek gaynardıh,

    Yavas yavas bahçalara agnardıh,

    Agaçlardan “çeling agaç” keserdik,

    Goruhçunun gorhusundan eserdik.

    “Garısga” karınca anlamına geldiginden; “karınca gibi kaynardık” denilmek isteniyor. Böylece “cumalasmak” bir araya toplanmak anlamını buluyor. “Agnamak”; dökülmek, “goruhçu”; korucu, “gorhu”; korku anlamlarına geliyor. Anladıgınız gibi “esmek” de kaçmak anlamına geliyor. “Agaçlardan “çeling agaç” keserdik” ifadesi, Tebriz’de çelik-çomak oyununun oynandıgını gösteriyor. Dogu Karadeniz’de “met-degnek” adıyla da anılan oyun Türk dünyasında hemen her yerde oynanan bir oyundur. ilk mısrada bahsedilen “aradan heyr” oyunu, “çelik-çomak” oyununun Tebriz’de aldıgı isim de olabilir.

    Ablak yüzlü

    “Ablak yüzlü” ifadesi Dogu Karadeniz’de “genis yüzlü”, “parlak ve gösterisli” anlamında kullanılıyor. Bu kelimenin hece degismesi ile “albah” aslından dönüstügü hemen anlasılıyor. “Albah- albah” kelimesi, Güney Azerbaycan’da; “kadınların alınlarına bagladıkları bir çesit yazma, bir çesit çarsaf kuması” anlamına geliyor. Alındaki yazma için kullanılan ifade, zaman içinde o yazma gibi gösterisli olanı tarif anlamında yüz için kullanılmaya baslamıs olmalı. Su dörtlükte “albah” kelimesinin çarsaf için kullanılısını görüyoruz:

    Ketdi gelin kimi dünyanı bezer,

    Öz övreti yamag yamaga düzer,

    6yne bezer helgi özü lüt gezer,

    6ndi de var çersabları albahtı,

    Usaglarun gıs paçası çılpahtı.

    Buradaki “kimi”; gibi, “bezer”; süsler, bezer, “yamag”; yama, “lüt”; çıplak, “gıs paça”; üst-bas anlamlarına geliyor.

    Atesin közi

    istanbul Türkçesi’nde “kor” vardır da “köz” yoktur. Dogu Karadeniz’de ise “köz” kelimesi yaygın olarak kullanılır. Ateste yanmıs odunun kızarmıs ve kor haline gelmis parçalarına “köz” derler. Yahut, mangal için alınan kömürü yakıp kızgın hale getirince buna da “köz” denir. “Köz” kelimesinin bölgede kullanılısına bir mani ile örnek verelim:

    Karamis odununun,

    Cilavli olur közi;

    Sözindan dönen yarun,

    Kör olur iki gözi.

    Tebriz’de de “köz” kelimesi aynı anlamda kullanılıyor:

    Evler galır ev sahibi yoh özi,

    Ocahların ancag isıldır közi,

    Gedenlerin az çoh galıptır sözi,

    Bizden de bir söz galacag, ay aman,

    Kimler bizden söz salacag, ay aman.

    Kıtanın tamamı kolayca anlasılacak durumda oldugundan açıklama yapmaya gerek yoktur. “Özi” derken “kendisi” anlamında kullanılıyor.
     

Bu Sayfayı Paylaş