Gencin Birey Olma Savaşı

'Psikoloji' forumunda Mavi_Sema tarafından 18 Ekim 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Gencin Birey Olma Savaşı konusu Çocuk ve gençlerin dünyasına giderek yabancılaşıyoruz.

    Belki de Sokrates’in dediği gibi, şimdiki gençleri anlamak zor veya yaşadıkları değişimden korkuyoruz.

    Oysa biz onlardan, gündelik yaşamın sıradan sorunlarına, uygun çözümler üretmelerini istiyorduk. Kız ve erkek arkadaşları ile dengeli ilişkiler içinde olmalarını, onlara tanıdığımız ve zamanında bize nasip olmayan olanakları hevesle kullanmalarını bekliyorduk.

    Beklentilerimizin aksine, çocukluğunu geride bırakan genç; kendine uygun doğruları bulmada daha az beceriklidir ve daha çok güvensizdir. Ana babasının koruyuculuğu azalırken yol göstericiliği de geçici bir süre için etkisini yitirmeye başlamıştır. Artık, yaşamına getireceği doğruların öncelikle arkadaşları arasında kabul görmesine ihtiyacı vardır. Ana babasına yönelik duygusal boşalmalarında öfke ve kızgınlık başrol oynarken; arkadaşlarının arasında incinebilirliği ve kırılganlığı artmaya başlamıştır. Kendini değerli, istenilir, başarılı ve sevilir hissedebilmesi için; arkadaş ortamının onayına ihtiyacı vardır. Arkadaşlık ortamının kriterleri ile ailenin kriterleri uyuşmadığında ise çatışma kaçınılmaz olur.

    Gencin yaşadığı çatışmaların akran grubu ile olması onu yaralayan ve toplum olarak kabul ettiği arkadaş ortamından dışlayan ciddi bir sorundur. Akran grubu içinde yer bulamayan ve dışlanan gençlerin bağımsız kimlik edinme süreçleri de ketlenir. Özellikle aile bağlarının baskın olduğu ve aile üyelerinin birbirleri ile bağımlı ilişki geliştirdiği aile tiplerinde yetişen gençler, birey olma savaşlarına yenik başlayabilirler. Pasif, karşı çıkmayan, eleştirmeyen, sunulanı olduğu gibi kabul eden veya çaba göstermeden her istediğini elde etmiş, dünyanın kendi etrafında döndüğüne inandırılmış, aşırı korunmaya alıştırılmış genç; sosyal ortamda yer edinmekte zorlanabilir.

    Genç ve ailesinin çatışma içinde olması beklenen bir durumdur. Genç, kendini tanıma ve kabul etme savaşında olduğundan, o zamana kadar olan davranışsal ifadeleri hızla değişmeye başlar. Şekil verilecek bir hamur değildir artık. Yaşadığı dünyanın bağımsız ve kendine özgü bir bireyi olmak için girdiği savaşta, onu etkileyen pek çok faktörle karşı karşıyadır. Akran grubunun biz yetişkinlerinkine benzemeyen kabul sınırları da bunlar arasındadır. Kimlik değişimlerine uygun olarak giyim, süslenme tarzları değişir. Bu değişim, bir önceki kuşağın bile, kabul sınırlarının ötesindedir ve kendi akran grubuna özgüdür. Kulağa takılan birden fazla küpe, gök kuşağı renklerini kıskandıracak saçlar, yamalı ya da yırtık giysiler, vücudun aşağısına düşmüş pantolonlar ve daha pek çok ayrıntı kimlik arayışları yolundaki geçici savunmalarıdır. Bu dışavurumların en önemli getirisi ise; kendilerini farklı hissetmelerini sağlamasıdır. İki genç kızın, birbirine hitap ederken kullandığı “abi”, “gardaş” gibi hitap sözcükleri de aynı görevi görür.
    Gencin; bağımsız bir kimlik geliştirmesi, gelecekle ilgili sağlıklı karar verebilmesi, kendini ve yeteneklerini keşfedebilmesi için akranları ile sağlıklı ilişkiler geliştirmeyi başarması gerekmektedir. Bu ilişkiler içinde üzülecek, haksızlığa uğrayacak, terk edilecek, hatalar yapacak ama sonunda kendine ait değerlerini, kimliğini ve sosyal ilişkilerini kurabilecek olgunluğa erişecektir.

    Gençlerimizi anlayamadığımız noktada, uzaklıklarımız başlıyor.

    Uzaklık arttıkça, dış dünyanın tehlikeleri onlara daha da yaklaşmaktadır. Gençlerimiz arasında sigara, alkol ve uyuşturan- uyaran madde kullanımı had safhadadır. Sağlıksız ve zamansız yaşanan cinsel ilişkiler, intihar girişimleri ve düşük akademik başarının getirdiği yoğun disiplin sorunları, pek çok gencin yaşamına yerleşmiş durumdadır.

    Gencin kendini iyi hissetmesi için; akranlarının onayına ihtiyacı vardır. Genç; kendi grubunda kabul görecek davranışları hızla benimser. Vücudunda ve davranışlarında olan değişikliklerin yarattığı duygular ve dürtülerin de etkisi ile dış dünyaya kayan genç; yuvadan uzaklaşmış, görevlerini askıya almış gibi gözükebilir. Ailesi tarafından anlaşılmadığını hatta onlarla geçinemediğini düşünebilir. Aile de benzer duygular içinde olabilir. Birbirlerindeki değişimi anlamakta zorlandıkları bu durum, kuşak çatışması denen doğal bir durumdur ve insanlık tarihi kadar da eskidir. Baba “benim çocukluğumda” diye söze başlar. Oğlu “o senin zamanında imiş” diye düşünür ve anlatılacak olanı dinlemez bile. Aslında baba olunca sizi anlayacağı da şüphelidir. Baba olduğunda, kendi oğlu ile kendi çatışmalarını yaşayacak ve tarih her zamanki tekrarını zamanın küçük değişiklikleri ile yineleyecektir.

    Bununla birlikte, bağımsız bir kimlik kazanma yolundaki genç; aileden uzaklaşmış, arkadaşlıklarını yaşamın merkezine oturtmuş görünürken, aslında karşılaşacağı engellerle savaşabilmek için anne babasına ihtiyaç duyar. İnatlaştığı, anlamsız gelen tartışmalar başlattığı her an, bilin ki sizden destek beklemektedir. Destek olurken kendi doğrularınızın onun doğruları ile çelişen noktalarına dikkat edin ve çocuğunuzu ürkütmeyin. Sizin doğrularınızın, onun dünyasının yanlışları olma olasılığı bulunduğunu unutmayın. Örneğin, çok çalışkan ama bunun dışında arkadaş çevresinde belirgin bir yeri olmayan kişileri örnek göstermenizin her hangi bir faydası yoktur. Gerçekten de derslerin çok kötü ya da çok iyi olması, gençler açısından çok da anlamlı değildir. Önemli olan grup içindeki kabul edilebilirlik ve “popüler” olma kriterine sahip olabilmektir. Genç bunu başardığında, doğal olarak dersleri de yoluna girecektir. Ana baba desteği, gencin ihtiyaç duyduğu her an hazır olmalıdır. Bu desteğin içinde, her zaman koşulsuz sevgi ve güven olmalıdır. Ana babanın bu değerli desteği, gencin kimlik gelişimi sürecinde yaşadığı bocalamalar sonucunda yolunu şaşırıp kaybolmasını engelleyecektir.

    Gencin duygularındaki gel-gitlere de ailenin hazır olması gerekir. Basit, sıradan görünen pek çok şeye çabucak parlayabilir. Az önce keyfi yerinde iken, birden içine kapanabilir. Genç, duygularının ifadesinde benmerkezcidir.Kendini güçlü, değerli ve istenilir hissettiğinde güveni yerine gelir ve bunu yansıtır. Küçük bir eleştiri ya da azar ile de, bütün bu güveni yerle bir olabilir. Kendinden kuşku duymasına neden olabilir. Benzer durumlar karşısındaki düşünce ve duyguları sıklıkla değişir. Kimliği yerine oturana dek bu fırtına devam edecektir.

    Anne babanın gence sunması gereken en değerli armağan, ellerinde bulundurdukları kontrolü ve gücün bir kısmını gence devretmektir. Ancak bu başarılırsa genç insan bağımsız bir birey olma yolunda kendi savaşını sürdürebilir.
     

Bu Sayfayı Paylaş