Geleneksel El Sanatları (Çömlekçilik)

'El Sanatları' forumunda KaRDeLeN tarafından 4 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Geleneksel El Sanatları (Çömlekçilik) konusu Geleneksel El Sanatları (Çömlekçilik)
    Yörede Roma ve Bizanslılar, dönemi kalıntılarda çok sayıda çömlek bulunmuştur. Ancak Çömlekçilik sanatı Adapazarı’na 93 Harbi’nde (1877-1878 yıllarında) gelen Muhacirler tarafından getirilmiş ve yerleştirilmiştir. Sakarya Poyrazlar Gölü çevresinde toprak, çömlek ve tuğla yapımına çok elverişlidir. Çömlek imalinde kullanılan “Cimil” çamurun Poyralar Gölü ve çevresinde bulunuşu, Adapazarı’ndaki tek çömlek atölyesinin de Karasu-Kaynarca yol ayrımında Dağdibi Mahallesi’nde (Köyü’nde) olmasında etkili olmuştur.
    Yılın 8 ayı faaliyet gösteren bu atölyede, "Aralık, Ocak, Şubat, Mart" aylarında çalışmazlar. Nedeni ise, kışın çömlek üretiminin yapılamamasıdır.



    [​IMG]
    Yapılışı ve Çeşitleri:Çevreden alınan çamur, çamur yalağına koyulur. Buradan çıkarılarak, silindirden geçirilir ve yabancı maddelerden arıtılır. Daha sonra çırak alır ustanın önünde topaç yapar ve usta çamura işler.İşlenen çamurun hava Şartlarına göre bekleme süresi ortalama 20 gündür. Daha sonra fırına istif olunur. 3 gün 3 gece odunla yanar. Ayar deliklerinden bakılarak, pişip pişmediği kontrol edilir. Piştikten sonra kapıları açılır, 2 gün soğumaya bırakılır ve ocak boşaltılır.


    Bu esnada ıskartalar sağlamlarından ayrılır. Normal de bir fırında 1500-2000 parça malzeme çıkar.
    Hasbi ULUÇ ve Süleyman KURTANOĞLU ilerlemiş yaşlarına rağmen çömlekçilik yapmaktadırlar. Karasu-Kaynarca yolu üzerinde Dağdibi Mahallesi’nde kendilerine ait atölyede saksı, ibrik testi, şamdanlık, bakraç, biblo, şekerlik, küp vb. çömlek çeşitlerini üretmektedirler. Hasbi ULUÇ’un oğlu Muharrem ULUÇ ve torunu Ümit ULUÇ’ta bu atölyede çalışıp, çömlekçiliğin son temsilcileri olarak aynı atölyede bu sanatı yaşatmaktadırlar.
     
  2. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Kızıl vadinin bereketi
    Avanos


    [​IMG]
    Kızılırmak ve ona rengini veren killi topraklar, çömlekçinin çarkında yeniden yaşam bulur.
    “Kör de bilir Avanos’un yolunu, çanak-çömlek kırığından bellidir” deyişi boşuna değil. Anadolu çömlekçiliği Avanos’ta hâlâ binlerce yıl ötesinin zamanını yaşamaktadır sanki...

    Orta Anadolu’nun orta yerinde, Aksaray-Gülşehir-Kayseri kervan yolu üzerinde yer alır Avanos... Tarih boyunca nice gezginlerin yol öykülerinde “büyüleyici doğasıyla” anılan Kapadokya ve Kızılırmak’ın suladığı o bereketli topraklar, Hititlerden Friglere, Roma’dan Bizans ve Selçuklulara, onlarca kültür katmanının izlerini taşır. Anadolu’nun en büyük kral mezarlarından biri sayılan Çeç tümülüsü, Avanos’taki yerleşim izlerinin Hititlere kadar uzandığını; yöreye özgü çanak çömlekçiliğin de bu uygarlıkla birlikte başladığını gösteriyor.

    Antik adı Halysin olan Avanos’un tarihi MÖ 2000’li yıllara dayanıyor. Nevşehir’in 18 kilometre kuzeydoğusunda, Kızılırmak’ın ikiye böldüğü bu ilçe, Kapadokya’nın diğer turistik ilçeleri Ürgüp ve Göreme gibi yörenin en dikkate değer çekim noktalarından biri. Neredeyse insanlık tarihinin başlangıcından beri Orta ve Kuzey Anadolu bölgelerinin önemli bir kesimini sulayıp Karadeniz’e dökülen Kızılırmak rengini, Avanos’tan alıp sularına kattığı tüflü, killi topraklardan alır. Killi çamur ise kuşaktan kuşağa aktarılan formlarla biçimlenerek Avanos’un o ünlü çanak ve çömleklerine dönüşür.

    Hititler döneminde Zu-Winasa, -kimi tarihçilere göre de Nenassa- olarak anılan Avanos, Yunan ve Roma dönemlerinde Venessa; Bizans döneminde ise Vanote adını almış. Avanos adını ise Selçuklu döneminde, ordu kumandanı Evranos Bey’den aldığı öne sürülmekte. Romalı tarihçi Strabo, MÖ 58-MS 25 yılları arasında yazdığı ‘Geographika’ adlı eserinde, Venessa’nın Kayseri (Mazaca) ve Kemerhisar’dan (Tyana ya da Eusebia) sonra, hem politik hem dini açıdan Kapadokya Krallığı sınırları içinde üçüncü önemli merkez olduğunu yazar. Avanos ve çevresi, -tüm Kapadokya yöresi gibi- Roma zulmünden kaçıp bölgeye yerleşen Hıristiyanlarla önem kazanmış ve hep yörenin başlıca yerleşim merkezlerinden biri olmuş. Avanos’ta farklı zamanlara ait mimari yapılar da bunu kanıtlıyor. Kapadokya bölgesinin en eski kiliselerinden Yamanlı Kilise, 13. yüzyılda Selçukluların yörenin sarı tüf taşlarıyla inşa ettiği Saruhan Kervansarayı, yüzyıllardan beri ibadete açık olan Selçuklu eseri Alaaddin Camii ve günümüze kalmış eski Avanos evlerinden Doktor Hacı Nuri Bey Konağı gibi...
    [​IMG]
    KUŞAKTAN KUŞAĞA ÇÖMLEKÇİLİK


    1900’lerin başına tarihlenen konağın önünden geçip Avanos’un merkezine girildiğinde sıra sıra çömlekçi atölyeleri belirmeye başlar. Avanosluların ‘işlik’ ya da ‘çanakhane’ adını verdiği bu atölyeler, çömlekçilik geleneğini bugün de yaşatmaya çalışıyor.

    Avanos, Kapadokya bölgesinde çömlekçiliğin yapıldığı tek merkez bugün. Çömlekçiliğin burada ne zaman başladığı kesin olarak bilinmiyor ama, kimi kaynaklara göre geçmişi Hititlere kadar uzanıyor. Anadolu’da çömlek yapımı Neolitik devirde, yani MÖ 7000’li yıllarda Çatalhöyük’te başlamış, MÖ 2000’lerde Mezopotamya’dan ticaret için gelen Asurlular Hititlere çömlek yapımını öğretmişler. İlk yapılan çömleklerin sargı-dolama yöntemiyle elde biçimlendirildiği; pişirimin ise genellikle açık ateşte yapıldığı bilinmekte. MÖ 3. bin yılda çömlekçi çarkı bulununca, çömlekler artık çarkta biçimlenir; pişirimde de ilkel fırınlar devreye girer. Kapsamlı kazı çalışmaları yapılmadığı için yeterli bilgi olmasa da, Hacıbektaş ve Gelveri (Güzelyurt) ilçelerinde Kalkolitik kültüre ait çanak-çömleklere rastlandığını; 20. yüzyıl başlarında Gelveri’de de çömlek yapıldığını biliyoruz. Avanos’a özgü Aksaray Çömleği’nin de Gelverili ustaların tarzıyla üretildiği biliniyor.
    [​IMG]
    ÇIKRIKTAN FIRINA
    ...

    Güneş almayan, zemini toprak olan bu atölyelerde bir ya da en fazla dört tezgâh var. Kapıya yakın, ışık alan bir duvar kenarına kurulan tezgâha ise ‘çıkrık’ deniyor. Çamur teknelerinde suyla karıştırılarak bekletilen kırmızı toprak, bir süre sonra kıvamını buluyor. Çamur, ait olduğu yatağın türüne göre silisli, gevşek, yumuşak veya yağlı, sert ya da killi gibi farklı özelliklerde olabiliyor. Çamurun cinsi, kabın türünü de belirler. Ayakla çevrilen çark dönmeye başladığında, üzerindeki çamur kütlesi çömlek ustasının el hüneriyle birkaç dakika içinde incelip yükselmeye başlar ve son şeklini alır. Çarkta çekilen formlar, ‘yanalak’ denen havadar bir tezgâh üzerinde kurumaya bırakılır. O arada boyanan ve cilalanan kaplar yeterince kuruduktan sonra yaklaşık 600-700 derecelik bir sıcaklıkta pişirilir.

    Avanos atölyelerinde, boyları 20 cm’den 1.5 metreye kadar değişen, çömlek, küp, testi ve güveç gibi işlevsel mutfak gereçleri bir yana, son yıllarda Hitit ve Frig gibi Anadolu’nun en eski formlarını tekrarlayan hediyelik eşyalar da üretiliyor. Büyük kentlerde, hatta Avrupa’da hediyelik eşya mağazalarında yer bulan Avanos işi testiler, antik formda çanak ve çömlek ürünleri bölgenin en önemli gelir kaynağı. İlçede bulunan büyük ölçekli birkaç yer ise bahçe çömleği üretip Avrupa’ya ihraç ediyor. Ayrıca dışarıdan gelen bazı sanatçıların yardımı ve katkılarıyla işlerinde yetkinleşip seramik duvar panoları ve artistik çalışmalar yapan atölyeler de var.
    [​IMG]
    1970’lerin başında 200’den fazla atölye bulunan Avanos’ta bu gün, Çömlekçiler Esnaf Odası’na kayıtlı usta sayısı 100’ü zor buluyor. Artık elektrikli çarklarda üretim yapılıyor, kimi atölyelerin vakum presleri ve elektrikli fırınları da var ama, genç kuşaktan bu işe merak saran yok gibi görünüyor.
     

Bu Sayfayı Paylaş