Gecenin Derinliklerinde Dua Etmek

'Dualarımız Dua paylaşımları' forumunda DeMSaL tarafından 13 Temmuz 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Gecenin Derinliklerinde Dua Etmek konusu Dua - gece yapılan dua - gece namazı - gece ibadeti hakkında



    Gönüllerin Allah’a yönelmesinde ve Allah’ın rahmetinin insanı kapsamasında gecenin tenhalığının büyük bir rolü vardır. Allah’ın rahmeti gecenin son vakitlerinde insanı daha çok bürür. Allah Teala, gecenin son saatlerinde, gece ve gündüzün diğer saatlerinde kılmadığı bol rahmet ve bereketler kılmıştır.

    Bazı vakitlerde Allah’ın rahmet kapıları, daha çok açıktır, bazı vakitlerde Allah’ın rahmeti, daha çoktur. Bu vakitlerin en önemlisi ve Allah’ın rahmetinden pay almak açısından en uygunu gecenin yarısından sonraki saatlerdir.

    Allah Teala şöyle buyuruyor:
    “Ey elbisesine bürünen (peygamber) geceleyin kalk namaza, ama gecenin az bir kısmında, gece yarısında yahut ondan biraz da sonra yahut biraz önce ve oku Kur’an’ı yavaş-yavaş.”[1]

    Mufazzal İbn-i Ömer, İmam Sadık’tan (a.s) şöyle naklediyor: “Allah Teala Musa İbn-i İmran’a şöyle buyurdu: Ey İmran oğlu! Gece uykuya dalıp da beni sevdiğini zanneden yalan söylüyor. Acaba dost dostunun yalnızlığını (onunla baş başa kalmayı) sevmez mi? Ey İmran oğlu, ben dostlarımı tanıyorum. Gecenin karanlığı onları sardığında gözleri (basiretleri) kalplerine döner, azabım gözleri önüne sergilenir, beni, beni görüyormuş gibi nida eder, benimle, beni hazır görerek konuşurlar.

    Ey İmran oğlu! Kalbinden huşuyu, bedeninden huzuyu ve gözlerinden yaşları bana tahsis et; bana karanlıklarda dua et; o zaman beni yakın ve icabet eden görürsün.”[2]
    dua

    Gece olduğunda gözleri (basiretleri) kalplerine döner, yani gece, Allah dostlarını kapsar, onları dünyanın zahmet ve meşguliyetlerinden uzaklaştırır, Allah’a ibadet etmek için insana güzel bir fırsat oluşturur. İmam Ali (a.s) bir hutbesinde muttakileri (Allah’tan çekinenleri) tanıtırken şöyle buyuruyor:

    “Gece oldu mu, ayaklarına basarlar, saflar kurarlar, ibadete koyulurlar. Kur’an ayetlerini, harfleri sayılacak kadar, ağır, anlamını düşünerek okurlar; kendilerini bu suretle hüzünlere atarlar; dertlerinin devasını Kur’an’da bulurlar: Kur’an’dan teşvike, sevaba, mükâfata âit bir ayet okuyunca o sevabı elde etmeyi umarlar; gönüllerini özlemle ona verirler; sanırlar ki, o mükâfat, gözlerinin önüne gelmiş, serilmiştir. Korkutucu bir ayet geçti mi, kulaklarını ona verirler; sanırlar ki cehennemin yalımlanması, alevi yücelirken çıkardığı ses, kulaklarına gelmektedir, onu işitmededirler. Rüku ederek iki kat olmuşlardır; alınlarını, ellerini, dizlerini, ayak parmaklarını yerlere döşemişlerdir; secdeye kapanmışlardır; yüce Allah’tan, azaptan, zincirlere vurulmaktan kurtulmayı dilemeye koyulmuşlardır. Gündüzlere gelince; yumuşak huyludur onlar; bilginlerdir, iyi kişilerdir, çekinenlerdir…”[3]

    Emir-ul Müminin Ali (a.s) Nevf-ul Bekaî’ye, gecenin vasfında şöyle buyurdular:
    Ya Nevf! Davud (a.s) gecenin bu saatinde ibadet için ayağa kalkıp da dedi ki kim bu saatte dua ederse duası kabul olur”[4]

    [1] – Müzzemmil/1-5.

    [2]- Vesail-uş Şia, c.4, s.1125, h.8781.

    [3]- Nehc-ul Belaga, hutbe.193.

    [4]- Nehc-ul Belaga, kısa sözler.

     

Bu Sayfayı Paylaş