Gebelik Hastalıkları ve Tehlike Olasılığı Yüksek Gebelikler

'Gebelik ve Annelik' forumunda DeMSaL tarafından 21 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. DeMSaL

    DeMSaL Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Gebelik Hastalıkları ve Tehlike Olasılığı Yüksek Gebelikler konusu gebelikte hastalıklar - hamilelik ve hastalıklar - tehlikeli gebelikler - tehlike olasılıgı yüksek gebelikler



    Bazen, gebeliğin akışı çeşitli sistemli muayenelerde kullanılan normallik ölçütlerine uymayabilir. Gebeliğin üçer aylık dönemlerinin her birinde Taşlanabilecek anormal belirtileri daha önce ele almıştık. Bunların nedenleri az ya da çok kolaylıkla saptanabilir ve gebelik boyunca, kadının sağlığını koruyacak ve dölütün canlı kalmasını sağlayacak tedavi ya da denetim yöntemleri uygulanır. Tehlike olasılığı yüksek gebelikler, zamanından önce sonlanan gebelikler ve gebelik süresinde yakalanılabilecek hastalıkların özel etkileri gözönüne alınmalıdır.

    TEHLİKE OLASILIĞI YÜKSEK GEBELİKLER

    Gebelik nedeniyle yapılan ilk muayenelerde bir ya da daha çok sayıda «kuşku verici öğe»ye raslanması, ek incelemeler ve daha sıkı bir denetim gerektirir. Kuşku verici öğe doğrudan ya da dolaylı olarak (kadındaki az ya da çok önemli bir hastalık nedeniyle), gebelik durumuna bağlıdır.

    Annenin leğen kemiklerinin biçiminde bozukluğa neden olan ve sonuçları doğum sırasında ortaya çıkan kemik ve eklem hastalıklarının yanısıra, çeşitli hastalıklar sözkonusu olabilir.

    Böbrek hastalıkları

    Havale ve etenin erken ayrılması, gebelik zehirlenmesi ya da gebelik nefrozu adı verilen hastalığın ivegen ihtilatlarıdırlar. Önceden bilinen böbrek işlev anormallikleri olmaksızın ortaya çıkan bu belirtiler, daha sonra yapılan böbrek işlev denetiminin de göstereceği gibi, gebelik sona erdiğinde ortadan kalkarlar. Sözkonusu ihtilatlar, tedavi görmeseler bile yeni bir gebelikte tekrarlamayabilirler; ama gene de, sıkı bir denetim uygulamak gerekir.

    Gebelikten önce böbrek hastalığı varsa (atardamar yüksek basıncı; süreğen ya da ivegen böbrek iltihabı; böbrek ya da boşaltım yolları oluşum bozuklukları, böbreklere yansıyan genel bir hastalık; v.b.), gebelik zehirlenmesindekine benzer ihtilatlar beklenebilir. Bilinen bir böbrek hastalığı varsa, denetim hemen başlamalı ve uzun süreli olmalı, beden ağırlığı, atardamar basıncı ve böbrek temizleme katsayısı değerleri gözetim altında tutulmalıdır. İvegen ihtilaflar dışında böbrek hastalığı dölütün gelişmesini de engelleyebilir, bu nedenle östriyol oranı denetim altında tutulmalıdır: Östriyol oranının apansızın düşmesi, dölütün yeterince oksijen almama belirtisi olabilir ve dölütün girişimle çıkarılmasını gerektirebilir.

    Bu arada, kökeni ne olursa olsun, böbrek yetmezliğinin ilk olarak gebelik sırasında ortaya çıkmasına da oldukça sık raslanır; bu durumda gebelik zehirlenmesinden ayırdedilmesi güçlük gösterebilir; hattâ bazen, böbrek bozukluğu teşhisi ancak, yakınmaların doğumdan sonra da sürmesiyle konur.

    Kalp-damar hastalıkları

    Bir kalp – damar hastalığı olan kadının gebe kalması, ciddi ihtilatlara yolaçabilir. Hastalık, gebeliğin herhangi bir döneminde ya da doğum sırasında apansızın ciddileşebilir. Genç kadınlarda, kalp – damar rahatsızlıkları, doğuştan kalp oluşum bozuklukları, ivegen eklem romatizması bozunları erken dönemde araştırılmalıdır.

    Bu Tür bir hastalığın gebeliği zamansız sona erdirmesine ender raslanır.’ Buna karşılık, hastalıktan az ya da çok etkilenmiş olan kalbin, gerekli ek çalışmayı yapması güçleşebilir. Ritim bozuklukları, ivegen akciğer ödemi, atardamar ambolisi ortaya çıkabilir; ama, eklem romatizmasının gebelik süresince ilerleyici bir tekrarlama göstermesine çok az raslanır. Gebelikte, kadının kan dolaşımının değişme dönemi özel bir dikkat gerektirir.

    Şeker hastalığı

    Şeker hastası kadın gebe kaldığında, dölütün çok yakından izlenmesi gerekir. Böbrek ve kalp hastalıkları gibi, şeker hastalığının da ortaya çıkması gebelikten önce ya da aynı zamanda olabilir.

    Kadında şeker hastalığı bulunduğu bilinmiyorsa, çeşitli öğeler teşhise yardımcı olabilir:

    — gebelik süresinde ya da sonrasında şişmanlık;

    — ilk çocukların 4 kg’dan daha ağır doğması;

    — gebeliğin sonuna doğru ya da doğumun ilk günlerinde dölüt ölümlerinin tekrarlanması;

    — kadının ailesinde şeker hastalığı bulunduğunun bilinmesi.

    Kan şeker düzeyi, biyolojik incelemelerle saptanabilir (anormal derecede yüksek olup olmadığı denetlenir) ya da şeker yükleme testine başvurulur. Son üç ayda dölütün izlenmesi büyük önem taşır: Dölyatağı yüksekliği denetlenmeli (su kesesi sıvısı fazlalığına oldukça sık raslanır), dölütün

    kalp atış ritmi denetlenmeli, hattâ kaydedilmelidir. Genellikle normal sonuç verdiklerinden, östriyol ölçümü ve su kesesinden alman sıvı örneğinin incelenmesi pek önemli değildir.

    Bu denetimler dışında, gebelik süresince izlenmesi gereken yol, şeker fazlasını uygun bir perhizle ve gerekiyorsa, kan şekeri düşürücü ilaçlarla düşürmektir (gebelikte gerçekten kullanılabilecek tek ilaç insülindir). Şişman çocuğun direnci de az olacağından, doğum yönteminin seçimi önemlidir; tarihin seçilmesi (35. hafta uygun görünmektedir) ve uygulanacak tekniğin kararlaştırılması (alt yol ya da sezaryen) gerekir.

    İçsalgı hastalıkları

    İçsalgı bezlerindeki bütün işlev bozuklukları, gebe kalma yeteneği ve gebeliğin akışı üzerinde etkilidir. Günümüzde kullanılmakta olan eksik hormonu yerine koyma tedavileri genellikle normale yakın bir evrim sağlamakla birlikte, apansız denge bozukluklarını dikkatle’ izlemek gerekir. Tiroyit yetersizlikleri (Basedow hastalığı), böbreküstü salgısı yetersizlikleri (Addison hastalığı) ve hipofiz yetersizlikleri (Sheehan sendromu), raslânabilecek başlıca bozukluklardır.

    Kalıtım ve annenin yaşı

    Yukarda sayılan bozukluklar ve kadının daha önceki gebelikleri sırasındaki özel durumlar (etenin erken ayrılması, art arda sezaryenler) dışında, kalıtım ve kadının yaşı da kuşku kaynağı olabilir ve denetim gerektirebilirler.

    Kalıtım

    Kadında, eşinde, ikisinden birinin ailesinde ciddi bir kalıtım hastalığı bulunması, kusurun dölütte de ortaya çıkması olasılığı yüksek görülüyorsa, gebelikten kaçınmayı öğütlemeye yolaçabilir.

    Kadının yaşı

    Cinsel hücrelerin oluşması sırasında anormallikler ortaya çıkması tehlikesi, özellikle de çocukta mongolizm tehlikesi, annenin yası yükseldikçe artar. Bu durumda 3. – 4. aya doğru su kesesine iğneyle girilerek biraz sıvı alınır; örnekte dölüt hücreleri araştırılır ve kromozom yapısı saptanarak, anormallik olup olmadığı görülür.

    Dölüt ile anne arasında kan uyuşmazlığı

    Çoğunlukla anne ile dölütün Rh sistemleri arasında karşıtlık biçiminde yansır. Kan grubu ne olursa olsun, Rh pozitif bir çocuk taşıyan Rh negatif bir kadın, çocuğun kan hücrelerine karşı antikorlar geliştirir. Bu antikorlar, eten engelini aşarak çocuğun alyuvarlarını yıkabilir. Antikor oluşması ilk gebelikte başlar, ama genellikle tehlike yaratacak düzeye ulaşmaz. Giderek daha önemli miktarlarda ve daha hızlı antikor oluştuğundan, ihtilatlar, daha sonraki gebeliklerde ortaya çıkabilir. Sözkonusu uyuşmazlık, eskiden çocuğun geleceğini büyük ölçüde “tehlikeye sokmaktaydı; ama günümüzde kanbilimdeki ilerlemeler, durumu bütünüyle değiştirmiştir.

    Gebelik sırasında başlıca belirtilerden biri, su kesesi sıvısının fazlalığıdır; su kesesi dayanıksız olduğundan ve çabucak yırtılabildiğinden, doğum genellikle erken olur.

    Kan ölçümleri

    Annenin kanının Rh negatif olduğu, çocuğun kanmınsa Rh pozitif olabileceği önceden biliniyorsa, sistemli olarak anne kanında aglütinin, yani antikor ölçümü yapılır. Birbirini izleyen incelemelerde, aglütinin oranında anormal bir yükselme saptanırsa, muayeneler sıklaştırılmak ve yeni incelemeler yapılmalıdır.

    Su kesesi sıvısının incelenmesi

    Bu tür kan uyuşmazlığı durumlarında, su kesesi sıvısı, dölütün olaydan ne ölçüde etkilendiğinin göstergesidir. Sıvının sarımsı bir renk almış olduğu, doğrudan muayenede görülebilir; ayrıca belli bir eğri (Liley eğrisi) örneğine göre spektrofotomet-reyle inceleme de yapılabilir. Bu muayene, dölütün etkilenme derecesini gösterir ve çocuğun, ortaya çıkabilecek iki tehlikeden (dölyatağı içinde ölmesi ya da doğumdan sonra alyuvar yıkımı hastalığı) korumak amacıyla erken çıkarılması gerekip gerekmediği kararında etkili olur.

    Dölyatağı içinde dölüte kan verme

    Dölüt önemli ölçüde etkilenmişse ve 35. haftadan önce çıkarılması uygun görülmüyorsa, kanını kısmen yenileme yoluna gidilir; böylece, birikmiş zehirli maddelerin büyük bölümü alındığı gibi, dölütün kan hücresi potansiyeli de değiştirilmiş olur.

    Önlemler

    Rh negatif kadınlara uygulanabilecek bir aşı bulunmuştur. Doğumdan sonra (özellikle ilk doğumdan sonra) annede yapılan kan incelemeleri, ilerdeki gebeliklerde uyuşmazlık olasılığı bulunabileceğini gösteriyorsa, aglütininleri yıkıcı bir ilaç kullanılabilir. Böylece, birbirini izleyen gebeliklerde giderek şiddetlenecek olan duyarlık, ortadan kaldırılmış olur
     

Bu Sayfayı Paylaş