Gafletin ilacıdır Zikrullah

'Dini Sohbetler Dini Forum' forumunda sebradılan21 tarafından 2 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Gafletin ilacıdır Zikrullah konusu
    Gafletin ilacıdır Zikrullah

    Belirli bir vakte bağlı olmayan en ideal dua şekli ise, zikirdir. Kur’ân'ın üzerinde ısrarla durduğu konulardan biri olan zikir, türevleriyle birlikte 256 yerde geçmektedir. Kur’ân'da genellikle lügat anlamlarına uygun bir şekilde Allah'ı anmak, O'nu daima hatırlayıp hiç unutmamak mânâlarına kullanıldığı gibi, namaz (Ankebût Sûresi, 29/45, Cuma, 62/9) ve Kur’ân (Hicr Sûresi, 15/9) gibi anlamlarda da kullanılmıştır.

    Üç âyette zikri kesir emri vardır. (Al-i İmran Sûresi, 3/41; Ahzap Sûresi, 33/41-42; Cuma Sûresi, 62/10) Bir âyette müminlerin ayakta, oturarak ve yanları üzere yatmışken Allah'ı zikrettiği belirtilmektedir. (Al-i İmran Sûresi, 3/191)

    Bir başka âyette, "Sabah ve akşam Rabbini, içinden yalvararak, ürpererek ve yüksek olmayan, kendinin işitebileceğin bir sesle zikret, gafillerden olma!" (Araf Sûresi, 7/205) lafızlarıyla anlatılan zikrin, gafletin zıddı olduğu "Unuttuğunda hemen Rabbini an" (Kehf Sûresi, 18/24) âyetiyle teyit edilmektedir.


    İmtihanımız sıkıntılı olmasın

    "Ey iman edenler! Ne mallarınız, ne evlâtlarınız sizi Allah'ı zikretmekten alıkoymasın!" (Münafikûn Sûresi, 63/9) diye emredilirken, bir başka âyette ticaret ve alış verişin kendilerini Allah'ın zikrinden alıkoymadığı kişiler rical(yiğit) olarak tavsif edilmektedir. (Nûr Sûresi, 24/37) Bir yandan kalplerin ve gönüllerin ancak zikr-i İlahî ile mutmainliğe ulaşabileceği vurgulanırken, (Ra'd Sûresi, 13/28) diğer yandan, Hakkın zikrinden yüz çevirenin sıkıntılı bir hayatla imtihan edileceğine (Ta-Ha Sûresi, 20/124) dikkat çekilmektedir.

    O, ne güzel zikredendir!
    Zikrin özelliklerinden biri de, ona zikirle mukabele edilmiş olmasıdır. Allah (c.c.) "Beni zikrediniz ki, Ben de sizi zikredeyim" (el-Bakara Sûresi, 2/152) buyurmuştur. Zikrin fazileti hadislerde de dile getirilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.), bir hadiste Rabbisini zikredenle etmeyeni diri ile ölüye benzetir. (Tirmizî, "Daavat", 67) Diğer bazı hadislerde ise, şöyle buyurur: "Size amellerinizin en hayırlısını söyleyeyim mi? Allah'ı zikretmek." (Tirmizî, "Daavat", 6) "Bir topluluk oturup Allah'ı zikrederse, melekler onları kuşatır, rahmet onları kaplar." (Müslim, "zikir", 8) "Cennet bahçelerini gördüğünüz zaman orada yiyiniz, içiniz, yararlanınız." Efendimiz (s.a.s.), "Cennet bahçeleri nedir" sorusuna: "Zikir meclisleri." diye cevap vermiştir." (Tirmizî, "Daavat", 82)

    Efendimizi örnek alalım

    Hz. Peygamber (s.a.s.), farklı zaman ve mekânlarda zikir ve dua ile uğraşmış ve bunu Müslümanlara tavsiye buyurmuştur. Meselâ O, her gece, İsra ve Zümer Surelerini okurdu. (Buharî, "Tefsir, 17", 1, 21)

    Peygamber Efendimiz ve itikaf

    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Ramazanın son on gününü en iyi şekilde değerlendirirdi. Bu günlerde Efendimiz (s.a.v.) itikafa girer, bu günlerini ibadetle geçirirdi. Îtikâf, Peygamberimiz (s.a.v.)’in sünnetidir. Her sene Ramazan’ın son on gününde kendisi bu ibadeti yaptığı gibi, vefatından sonra da mübarek hanımları devam ettirmişlerdir.

    Hz. Aişe (r.a.) anlatıyor: "Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) Ramazan’ın son on gününde itikâf ederdi. Bunu vefat edinceye kadar böylece devam ettirdi." (Buhari, İtikâf: 1; Müslim, İtikâf: 2) "Resulullah (s.a.v.) Ramazan ayının son on günü girince elini eteğini toplar, geceyi ihya eder ve ev halkını uyandırırdı." (Buhari, Kadr: 5)

    Hz. Aişe (r.a.) rivayet ediyor: "Resulullah (s.a.v.) Ramazan’ın son on gününde vefatına kadar îtikâfa girdi. Vefatından sonra da hanımları îtikâfa devam ettiler." (Buhari, Îtikâf: 1)
    Îtikâf, kelime anlamıyla bir yerde beklemek ve durmak demektir. İyi olsun, kötü olsun, nefsi bir şeye bağlamak manasına gelir. Dinî anlamıyla da, bir Müslüman’ın dışarıyla ilgisini keserek bir mescitte ibadet niyetiyle bir süre durmasıdır. Bakara Suresinin 187. âyetinde de, "Mescitlerde îtikâfta iken hanımlarınıza yaklaşmayın" buyrulur ki, îtikâf hem Kur’ân’da, hem de sünnette var olan bir ibadettir

    İtikaf kifaye bir sünnettir

    İbni Mâce’nin rivayet ettiği bir hadise göre, İbni Ömer (r.a.) der ki: "Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) îtikâfa girmek istediği zaman, yatağı veya üzerinde yattığı somyası Mescidin içindeki Tövbe (Ebû Lübâbe) Sütununun önünde veya arkasına konurdu." (İbni Mâce, Sıyam: 61) Ramazan-ı şerif'in son on gününde yapılan itikaf, kifaye suretiyle kuvvetli sünnettir. Yani bir yerleşim biriminde bunu bir kişinin yapması diğer Müslüman’ları sorumluluktan kurtarır. On gün boyunca ibadet, zikir, Kurân, istiğfar, salavat, dua ve namazla meşgul olan bir insan nefis terbiyesine çalışır. Kadir Gecesine de hazırlıklı olur.

    Son 10 gece ve Efendimiz
    Hz. Aişe (r.a.) Validemiz anlatıyor: "Ramazan’ın son on günü girince Resulullah (s.a.v.)geceleri ibadetle değerlendirirdi. Ailesini de ibadet etmeleri için uyandırırdı. İbadet için diğer zamanlardan daha fazla gayret gösterirdi." (Müslim, Îtikâf: 7)
     

Bu Sayfayı Paylaş