GİTME ve KALMA..!

'Ayrılık ve Yalnızlık Sözleri' forumunda Dine tarafından 25 Eylül 2009 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    GİTME ve KALMA..! konusu GİTME ve KALMA..!

    Verilmiş kararlar vardır hani, gün gibi aşikar olan gerçeklerin rehberliğinde alınan… Dönmek istemezsiniz asla. Oraya gelişin bir cesaret öyküsü vardır. Kıyamazsınız o cesareti harcamaya. Bu Gitme ve Kalma da öyle bir olayın doruğunda alınmış birer karar idiler. Gitme kıyamıyordu kararından dönmeye. Kalma gitmeye asla cesaret edemediği bir yere sürüklenmişti, geri dönmeye de cesareti yoktu.

    Adı GİTME idi artık, kararı yüreğinde çarpıyordu çünkü ve adı KALMA idi artık, çünkü oraya gelirken içinde kendinden başka bir şey kalmamıştı, değiştiremezdi adını… Kalamazdı hiçliğin ortasında. Gitmeliydi! Gitme "kalma" cesaretini göstereceğine dair söz vermişti kendine. Kendini ikna etmek için yüzlerce sebep aramıştı uykusuz gecelerinin her hücresinde. Aradıklarını bulmuştu korktukları arasında. Şimdi gerçeği inkar edip gidemezdi. Emek verdiği ümitlerine kıymamalıydı. Hem bir süredir içinde tanımadığı bir ses konuşuyordu. Nedense hep ona adıyla sesleniyordu "GİTME! Sakın gitme buralardan…"


    Gitme ve Kalma kararlarının gerçekliğinden emin olmak için kendilerine zor sorular sormaya başladılar. Kalma gidecekti, Gitme kalacaktı … Ama emin olmalılardı bunların doğru olduğundan. Gitme kendine sordu "Her gün anılarınla yüzleşsen ve bu senin acını taze tutacak olsa da kalacak mısın?" …Ve içindeki o ses konuşmaya devam etti sorunun peşi sıra. Öyle zor soruyordu ki… Gitme yüreğinin ağladığını duydu birkaç soru sonrasında. Ses konuşuyordu Gitme’ nin benliğinde. Özgürce koşuşturduğu bir yerdi Gitme'nin benliği. Yıkıntılar arasında güzellikler bulup ona gösteriyordu. Kimi zaman minicik bir kır çiçeğiydi bulduğu. Gitme hemen o çiçeğin kokusunu, rengini ve içinde bıraktığı izi hatırlıyordu. Onu elinden korkarak alan minik eli hatırlıyordu. Kendinden bir parçayı ona vermişçesine yaralandı o düşünceler ve sorular arasında. Gitme bu kez gerçekten ağlıyordu. Gizlice … İçindeki sese aldırmadan ve kendinden korkmadan. O sesi susturdu gözyaşları, bir sızı vardı yüreğinin en mahrem kuytusunda. Tamam kalacaktı, ama ya O giderse diyordu bu kez hep kal diyen ses. Acımasızca kanatıyordu yarasını Gitme'nin. Sızılar arasında korkarak bir karar aldı Gitme. Kalma ile konuşacak anlatacaktı içindeki sızıyı . Kal diyecekti, onun kararından dönmesi için mücadele edecekti. Gitmemek en doğrusuydu, nasıl olduysa içindeki ses doğruyu söylüyordu bu kez.


    Anılarını yalnız yaşatma ihtimali geldi Gitme’nin aklına. Bununla yaşamayı başarabilir miydi? Yaşamalıydı… Üzerine yenilerini eklememekte kararlıysa ve Kalma gerçekten gidecekse , Gitme de yalnızlığın soğukluğunda anılarının ateşiyle ısınabilirdi. Tatlı bir gülüş, ufak bir sevgi sözü … Yetmez miydi ona Kalma’ nın yokluğunda?


    Kalma’ nın saçını savuran rüzgar hep oralarda dolaşıyor olacaktı nasılsa. Sonra o çiçekler hep aynı yerlerde çıkacaktı ve her baharda Gitme onlardan birini yoldaş alıp yıllarına çiçeklerden bahçe yapabilirdi. Kalma olmadan da yaşayabilirdi! Ama Kalma ile konuşacağına dair kendine söz vermişti. Vazgeçemezdi… Kalma ile karşılaştıkları ilk yerde konuşacaktı!..


    Kalma da kederler içindeydi. Gidecekti artık, ama hala … Biraz korkuyordu, Gitme geliyordu hatrına … Eğer zamanında kalmayı başarabilseydi Gitme, olmayacaktı bu göç hazırlığı. Anılarını gömdüğü karanlık kuyular bırakmayacaktı ardında Kalma. İçi böyle tarifsiz sızlamayacaktı gideceğini her hatırlayışında. Ve acılarını dindirirken fark etti Kalma; Gitme ona acımasız olmayı öğretmişti! Ardına dönüp yürek çarpıntılarıyla bıraktıklarını duyumsamamayı öğrenmişti Kalma. Hatta o içindeki sesi bile duymuyordu bazen. Gitme'nin de duymayışı gibi, diye geçirdi içinden. Kalma o acımasızlığıyla hemen gitmeye karar verdi , Gitme ile karşılaşmadan ve acı sorulardan birini yanlışlıkla duymadan gitmeliydi buralardan. Yüzüne bakan herkes onun ruhunun ağladığını görse ve hıçkırıklarını duysa da …

    "Kalma! Sakın kalma buralarda… Gelip canını yakacaklar yoksa. Çabuk git. Terk et, bu sana ne kadar zalimâne gelse de en doğrusu… Ardına bakmadan gidebildiğin kadar git… Seni bekleyenler buralarda değil. Bu hapisliğe son vermek senin için farz! Git ki sana kucak açacaklar kaderini yaşasın. Git ki üşüyen yüreğinin ısınacağı liman görevini yapabilmenin huzurunu duysun… Git ki demir atmak anlamını bulsun ve git ki demir almak cesaretini görsün…"

    Kalma bu sesi duydukça içi titreyerek eşyalarını hazırladı. Ertelemeyecekti gitmeyi…


    Gitme beklemekten korkuyordu. Yollara düşürmüştü yüreğindeki sızı ayaklarını. Ardında ayağının tozuna bulanmış yapraklarla fırtınasını estirerek yürüyordu Gitme. Başında, dumanlı bir dağın heybetli düşünceleri hücrelerine sinmiş gibi bir ağırlık vardı. Şişmiş gözleri ve yorulmuş yüreğiyle kendini Kalma'nın kapısında buldu. İkinci basamağa oturuverdi bir anda. Korkuluklara yaslandı ve Kalma'nın penceresine baktı. Perdeleri toplanmış görünce sanki bir kor düşmüş gibi yandı gönlü. Gözleri buğulandı , görmez oldu dünyayı…


    Öyle ne kadar zaman geçti bilmiyordu. Kalma'nın kokusunu duyumsayarak kendine geldi, düştüğü yerde açtı gözlerini. Başucunda Kalma vardı. Buz kesmiş elleriyle Gitme'nin yüzüne dokunmuştu. Cebinden çıkardığı mendiliyle Gitme'nin çizilen alnındaki kanları sildi. Son olarak doğrulurken gözünden düşen bir damla Gitme'nin yarasına tuz basmıştı. Gitme onun yardımıyla doğruldu. Çaresiz, yalvarır gibi baktı Kalma'nın acımasız gözlerine, ta derinlerine … Kalma donuktu, anlamlara anlamsızlık katan bir soğukluğu vardı. Uçar gibiydi, sanki kanatlarını şimdilik indirmiş gibiydi… Gitme ona elini uzatınca Kalma geriledi… Ve hemen yanındaki eşyalarını alıp taksiye götürdü. Göç hazırdı … Sıra son sözündeydi… Elinde kalan kanlı mendili Gitme'nin acıyla gerilen avucuna bıraktı geriden.


    Toparlandı ve konuştu Kalma :


    - Benim ruhumdaki kadar çok olmasa da sen de benim yolumda kan kaybettin ! Ödeştik sayıyorum , çünkü gidiyorum… dedi.


    Ve Gitme'yi dinlemeden dönüp gitti.


    Kalma beklendiği semaya doğru uçuyordu. Ve Gitme bir kez daha kaybetmenin doruklarında tökezleyerek kalakalmıştı onun bıraktığı yerde. Elinde kanlı bir mendil ve gönlünde durmayan bir fırtınayla.. Savaş bitmişti, artık bedelini ödemeliydi Gitme. Ruhunu sürükleyerek yollarda kaybetti kendini… Gitme anlamını yitirmişti, gidiyordu! Yüreğinin sürüklediği bilinmeyenlere, her gün kanayan yaralarıyla…


    Kalma anlamını bulmuştu hatta değiştirmişti, merhamet edildi yüreğine. Ve Kalma artık demir atmıştı… Cesaretinin meyvesini HOŞLGELDİN ile paylaşıyordu Kalma… SEVGİ adını verdikleri bir arkadaşlık kurdular. SADAKAT en büyük dayanakları oldu. SIR idi saklamaktan en çok hoşlandıkları şey.


    İlk bulduklarıydı AŞK dedikleri ve onları şaşırtan hazine. Sonrası hep gerçekti… Yaşamaktı birlikte yürüdükleri yol … Yolda Gitme'yi gördüler yıllar sonra, yeni bir yoldaşı vardı; Pişmanlıkla dost olmuştu Gitme. Artık birlikte ağlıyorlardı. Düştüğü karanlıkta bırakıp uzaklaştılar ondan.


    Yaşamak öyküsünü birlikte yazmaya yemin ettiler. Kararlarının gerçekliğinde ısınan bir yuvaları oldu , ötelere taşınmaya yeminli…

    Yazar: Güler Yassıkaya Seferoğlu
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 30 Mart 2012

Bu Sayfayı Paylaş