Güneş ve Aşk (masal)

'Aşk Hikayeleri' forumunda Dine tarafından 23 Eylül 2009 tarihinde açılan konu

  1. Dine

    Dine Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Güneş ve Aşk (masal) konusu Güneş ve Aşk (masal)


    Bir varmış bir yokmuş zamanın kıymetini anlayan yokmuş, deliler çokmuş ama akıl veren ise yokmuş…

    Bir ülke varmış dağların içinde hep karanlık güneşin üzerine eğilip bakmadığı; çiçekler, böcekler, ağaçlar bile küsmüş bu ülkeye tasını tarağını toplamış aydınlık ülkelere gitmişler..

    Bu ülkenin bir kralı varmış dediğim dedik astığım astık mendebur bir varlık adı konulamayan..

    Bu kralında tersini akseden değme pırlantalara taş çıkartan su gibi berrak, ay kadar parlak,çiçekler kadar rengarenk kişilikli neşeli bir kızı varmış..

    Sanki güneş gölgesini bu saraya düşürmüş o doğarken..Annesi onu doğurduktan sonra aydınlıklar ülkesi cennete gitmiş..Zavallı prenses bu ıssız, soğuk insanların içinde büyümüş yıllar yılı..Herkes şaşırıyormuş bu neşeyi nereden alıyor diye tam bir sırmış çünkü bunu başaran hiç kimse olamıyormuş..Her çocuk ağla***** doğuyor ve somurtkanlıkla büyüyormuş..

    Kız yine bir sabah bahçeye çıkmış ama ne bahçe otların, çiçeklerin ve kuşların olmadığı soğuk taşların heryeri kapladığı bir bahçe..Gökyüzüne bakabilmek için saraydan uzaklaşır yüksek bir tepede oturur gökyüzünü ve bulutları seyreder burayı aydınlatmak için ne yapılabiliri düşünürmüş..

    O gün uzaktan bir at kişnemesi duymuş başını o tarafa çevirince yağız yiğit yakışıklı bir delikanlı görmüş..Simsiyah bir atın üzerinde saraya doğru gidiyormuş..

    Delikanlı da fark ettiği yüzündeki tebessümmüş yıllardır aradığı ama bulamadığı bir tebessüm..İçinden ne kadarda yakışıyormuş tebessüm yüzlere diye geçirmiş.Kalkmış koşmaya başlamış..

    -Heey delikanlı beni bekle..

    Delikanlı durmuş… sesin geldiği yöne çevirmiş atını ne görsün dünya güzeli tatlı esmer bir kız..Atını onun geldiği yöne sürmüş heyecanla yaklaşmış ve durmuş..

    Bakışmışlar... delikanlı kıza, kız ise delikanlıya uzun uzun bakmış etraftaki tüm taşların şaşkın bakışları altında..bir zaman sonra delikanlı kendine gelmiş…

    *sen ne ararsın bu taşlı yollarda esmer kız
    Adın olmasın sakın gül kokulu Ay kız

    Ben güneşi arar idim gözlerim gördü seni
    Sendeki o tebessüm çok etkiledi beni

    *Yol aradım bulamadım
    Kimse yoktu soramadım
    Güneş satıcısıyım dağ taş giden
    Güneşe gönül veren bulamadım

    Tam yerindesin a genç yiğit
    Seni arıyordum yıllar şahit
    Ben alıcıyım dağlarda seni arayan
    Güneşi vermek için acele babama git

    Atın yularını tutmuş edepli kız yol göstermek için atı yürütmek istemiş.At direnmiş… delikanlı..

    At deyip geçme sakın
    Onu saygıdan yoksun sanma sakın
    Sen üstüne bin huzur ver ona
    Ben atın yanında yürürüm sana yakın

    Saraya yaklaşmışlar ve içeri muhafızlar eşliğinde girmişler…Kralın huzuruna çıkmışlar..Kız krala demiş ki…

    -Baba gözümün yaşı tek varlığım bu yiğit delikanlı benim yıllarca aradığım güneşi getirmiş bizi güneşimize, aydınlığımıza, yaşayan tabiatımıza kavuşturacakmış onu bir dinlermisin..
    Kral daha delikanlının konuşmasına başlamasına bile izin vermeden…
    -Bana güneşten bahsedecek senden gayrısının sonu ölümdür.Hele ki güneşi ortaya çıkaracak, o zaman hiç yaşamaması lazım…
    -Muhafızlar atın şu herifi zindana ölümünü beklesin yarın sabah güneşin doğamadığı zamana kadar..
    -Hayır baba yapma lütfen..
    Muhafızlar delikanlıyı yakalamak için harekete geçince delikanlı elini sadağına atıp bir ok çıkardı.Krala çevirdi tam atacakken prenses…
    -Hayır o benim babam
    demeye kalmadan fırlattığı oku kralın tam kalbine..kral okla vurulunca yere yuvarlandı muhafızlar ve prenses kralın yanına koştu.Kralın kalbinden simsiyah kan akıyordu..
    -Sen ne uğursuzmuşsun adını koyamadığım..diye bağırdı prenses.
    Delikanlı
    -Bekle ve gör peri kızı hayatta her şey göründüğü gibi kötü değildir.Bazende uzak ülkelerden benim gibi iyilik için gelen kişilerde çıkabilir..
    Kralın kalbindeki ok küçülmeye başlamış, ok küçüldükçe kralın yüzünde tebessüm ve aydınlık oluşmaya başlamıştı..
    Kral ayağa kalktı..
    -Ne yaptın bana delikanlı ne oldu kendimi çok mutlu hissediyorum..
    Delikanlı
    -Efendim size satacağım güneş gökyüzündeki güneş değildi ben kalplerin çirkinliklerine güneşimle ilaç olurum.Tüm kötü hisler bu güneş ile yok olur.Ama bu ülkeyi bu hale getiren bir olay olmalı yoksa prenseste olanın sizlerde olmaması çok garip..
    Kral
    -Gelin şöyle oturun anlatayım..güzel kızım senin dünya tatlısı bir annen vardı içinin güzelliği yüzüne yansımış dünya bir yana o bir yana idi..ben onu kalp duruşuyla kalpten seviyordum..O çiçekleri,böcekleri ve yaratılan her şeyi ve en önemlisi şu tabiatın ressamı yaratıcıyı çok seviyordu..İçinde kin besleyemiyor bir an öfkelenip sonra tüm affediciliğiyle bize yöneliyordu..İşte seni doğururken sana busesiyle o içindeki belki de delikanlı da bulunan o güneşini sana aktardı..O yüzden içimizdeki farklı insan sen oldun..
    Diğerlerine ve bana gelince ben evlendiğimde çok şımarık ve her şeye hükmetme gücü olan biri gibiydim..Sanki tabiata bile hükmedebilir onları bile halkım gibi yönetebilirdim..Bir sabah sarayın balkonundan güneşe seslendim güneş güneş benim istediğim gibi hareket etmeni istiyorum..Ben ne dersem ona göre gelip gideceksin hüküm sahibin ben olacağım.
    Güneş ise..
    -Sen kim oluyorsun da bana güç uygulamayı istiyorsun..Ben senin bu şımarıklığını ve neşeni alayım da gör dedi..
    Ben kahkahalarla..
    -Senden korkmuyorum ne yapabilirsin ki bana bu ordularım karşısında..
    Güneş..
    -O gün geldiğinde çocuğunun doğumunda içinizdeki tüm aydınlık hislerinizi çekip alacağım artık beni değil içinizdeki aydınlığı bile göremeyeceksiniz..İşte senin doğumunda üzerimizden tüm aydınlığımızı çekti; sadece annenin içindeki aydınlıklar bir tane değildi ki bin taneydi söküp alamadı ve annen de son nefesini vermeden tüm aydınlığını senin yüreğine busesi ile aktardı..O gün bugündür tüm canlılar ülkeyi terk etti onlar terk ettikçe ülkem bu dağların arasına kaydı güneşin ulaşamadığı yere..Şimdi biz bu durumdan nasıl kurtulacağız delikanlı işte benim hikayem..
    Prenses annesini düşündü kalbi ve gözleri hüzün gözyaşları döktü..Demek içinde ki bu sıcaklık onun eseri imiş..
    Delikanlı..
    -Kralım ve prensesim tüm halkınıza güneşimden vereceğim; aydınlık kalpler her zaman güzelliği ve güneşi, istemese bile buraya getirecektir merak etmeyin..Şu hayatta sevginin tek kaynağı aşktır.Gönüllerde biraz olsun bir şeylere aşk var ise o insan güneşini hiç kaybetmez..Aşk artarsa hayatının ışıltısı da artar söndürülemez..Güneş onu hep takip eder..Ben çook uzaklardaki güneş krallığından geliyorum bizim oralarda binlerce güneş vardır ben bir gün babama..
    -Baba ben gerçek güneşi bulmak istiyorum karanlıklar içindeki insanların içinde bozulmadan kalmış saf ve temiz aydınlık güneşi..Şayet o güneşi bir kadının kalbinde bulursam tüm sevgi güneşimi onunla paylaşacağım dedim..O gün bu gündür gerçek iç güzelliğinde saklanmış güneşi arıyordum..kızınızı görene kadar şayet izin verirseniz prenses’in eş/im olmasını istiyorum..Prenses kabul ederse tabii ki..
    *Gül kokulu kalpli güzel prenses
    Kalbime ver aşk dolu bir ses
    Prenses..
    -Sevgimi aldın güzel delikanlı
    Artık bu kalp sana sevdalı

    Kral tüm halkın katıldığı mutlu bir şölen vermiş; Güneşte katılmış bu kalbi aydınlık insanlara o gün bu gündür güneş tutulması olurmuş onların evlilik yıldönümlerinde…
     

Bu Sayfayı Paylaş