Gümüşhane-Kabaköyü

'Gümüşhane Tanıtımı' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 15 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Gümüşhane-Kabaköyü konusu Kabaköyü Gümüşhane

    Gümüşhane tarihiyle ilgili yapılan araştırmalar, şehrin tarihinin M.Ö. ‘li (3000) yıllara kadar uzandığının ipuçlarını bizlere vermektedir. Ancak arada zikredilen zaman farkının çok uzun olması, bu konuyla ilgili kesin bilgilere ulaşmayı güçleştirmektedir.

    Gümüşhane; altın, gümüş ve bakır madenlerinin çıkarıldığı bir bölge olması ve önemli ticaret yollarının buradan geçmesi nedeniyle, her dönem ilgi duyulan bir merkez olmuştur. Bunun için, bu şehre sahip olmak isteyen birçok medeniyet birbirleriyle mücadele etmişlerdir.

    Gümüşhane tarihiyle ilgili kaynaklara bakıldığı zaman; Protohitit, Hitit, İran, Makedonya, Roma, Bizans, Emevi, Abbasi, Selçuklu, İlhanlı, Trabzon Rum İmparatorluğu, Akkoyunlu ve Osmanlıların bu yörede hüküm sürdükleri görülmektedir.

    Gümüşhane’deki önemli yerlerden bir tanesi de, Kabaköy’dür. (Aepin-Kabakilise), Kabaköy’ün güneyinde bulunan Kale’deki Keçi Kale 7. yy’a kadar süren Bizans-Sasani savaşlarına sahne olmuş, daha sonra İmparator Justinyanus tarafından onartılmıştır. 9.yy’da Kabaköy Trabzon Piskoposluğu tarafından I.Basil’in (876–86) hükümdarlığı sırasında köyde bulunan Ayasofya nedeniyle büyük bir metropol konumuna getirilmiş 1054 yılına kadar önemini korumuştur.

    Osmanlı döneminde Kabaköy’ün yine önemli bir merkez olduğu görülmektedir. Fatih Sultan Mehmet’in 1461 yılında Trabzon’u almasıyla bu bölge de Osmanlı toprağı olmuş, fakat bu hakimiyet 1467 yılına kadar kısa bir zaman sürmüştür. 1473 yılında Fatih Sultan Mehmet ve Uzun Hasan arasında vuku bulan Otlukbeli Savaşı’ndan sonra Gümüşhane’nin bir bölümü, Yavuz’un Çaldıran Zaferi’nden sonra ise (1514) tamamı -kesin olarak-Osmanlı hâkimiyeti altına girmiştir.

    Osmanlı döneminde Kabaköy Ayasofyası (?epin Hagia Shophia) 1737 yılına kadar kilise olarak kullanılmıştır. 1737 yılına gelindiğinde ise bu bölgede ki Türk nüfusunun çoğalması sonucu kilise camiye çevrilmiş ve Ayasofya Camii ismini almıştır. Ayrıca Kabaköy’ün ?epin olan ismi de, Kabakilise olarak değiştirilmiştir.


    19. yy.’ da Kabaköy ve çevresinde yaşayan Ortodoks Rumların bir kısmı, İstanbul ve Antakya’ya göç etmişlerdir . Yaşanan bu göç hareketi, Türklerin Kabaköy ve çevresinde daha etkin bir konuma gelmelerini sağlamıştır.

    20. yy. gelindiğinde, Kabaköy çok farklı bir döneme girmiştir; I.Dünya Savaşı, Rusların Gümüşhane’yi işgali , işgali takip eden süreçte başlayan İstiklâl Mücadelesi ve Kurtuluş Savaşı’nın yaşandığı oldukça yoğun bir dönemdir.

    Kurtuluş Savaşı sonrası yapılan Lozan Barış Antlaşması (24 Temmuz 1923) ekleri arasında bulunan Nüfus Mübadelesi Sözleşmesi’ne göre, bu bölgede bulunan Rum nüfus ile Yunanistan’da bulunan Türk nüfus değiştirilmiştir. Bu tarihten sonra, Kabaköy sadece Türklerin yaşadığı bir köy konumuna gelmiştir.

    Birçok tarihi kaynakta, yapımı Ortaçağa dayandırılan Ayasofya’nın önemli bir yapı olduğu, bu eserin bulunduğu Kakaköy’ün de eski dönemlerden beri önemli bir yerleşim merkezi olduğu belirtilmektedir. Kabaköy Ayasofyası’nı inceleyen araştırmacı Anthoniy BRAYER ve David WINFIELD yapının mimari ve üslup özelliklerini göz önünde bulundurarak Kabaköy Ayasofyası’nın 6.yy’da inşa edilmiş olduğunu 9.yy’da onarım geçirdiğini belirtirler. Araştırmacıların ulaştıkları son bilgilerinde de bize gösterdiği gibi, Kabaköy tarihi ortaçağa dayanan önemli bir yerleşim birimidir.
    KABAKÖY’E TÜRK AİLELERİN İSKANI
    1514’teki Çaldıran Savaşı’ndan sonra Gümüşhane’nin tamamen Osmanlı toprağı olmasıyla, Osmanlı Devleti bu bölgeye Türk oymak, boy ve cemaatlerini getirerek yerleştirmeye başlamıştır . 17 ve 18. yy’ dada devam eden bu süreç, 19.yy sonunda doruk noktaya ulaşmıştır.

    Yerleşim süreci içerisinde Kabaköy’e ilk gelen kişinin Memiş Ahmet isimli bir şahıs olduğu, çobanlık yaptığı ve Kabaköy’e Aydın tarafından geldiği bilinmektedir. Bir süre sonra ise Kabaköy’e;

    •Tatar Hasan, Ömer Ağa ve sülalesi TATAROĞULLARI (TATARGİLLER)
    •Yusuf Hoca, Ahmet Hoca, İzzet Hoca ve Sülalesi KEBİROĞULLARI
    (HOCAGİLLER)
    •Yemen ve oğlu Ali Ağanın sülalesi ŞERALİ OĞULLARI (İBOGİLLER)
    •BATTALOĞULLARI (KADIGİLLER)
    •MUTASARRIFOĞULLARI – BAYRAKTAR OĞULLARI (OSMANGİLLER)
    •DALFESOĞULLARI (AYDINLILAR)
    •Feyiz Ağa ve Sülalesi FEYİZOĞULLARI (EMENNOĞGİLLER)
    •TAŞÇIOĞULLARI (TAŞÇILAR)
    •Şerif Ağa ve Sülalesi / TUFANGİLLER
    •ZOBUOĞULULARI (ZOBUGİLLER)
    •TAŞDELENLER gelmiştir.

    Bu sülalelerin bir bölümünün, ilk olarak Kabaköy Ballıca (Edişe) sınırında bulunan Demüş Deresi’ne (Demirci Deresi) geldikleri, buradan Kabaköy’e geçtikleri bilinmektedir. Şeralioğullarının, Taşçıoğullarının, Zobuoğulların bir kısmı Kabaköy’ün Mezra (Mezire) mahallesine bir kısmı da Merkez mahallesine yerleşmişlerdir.

    Kakaböy’e iskan edilen bu ailelerin nereden, hangi bölgelerden geldiklerini de son yaptığımız araştırmalarla tespit etmiş bulunuyoruz.
    Hocagiller (EZBER)
    :Trabzon-Grom Köyü civarından gelen Türk ailelerinden
    Tatargiller (YAKUT)
    : Hazar Denizi boylarından gelen Tatar Türkü ailelerinden
    İbogiller (ŞENEL)
    : Hazar Denizi boylarından gelen Türk ailelerinden
    Kadıgiller (BAYIR)
    : Tercan – Karakulak civarından gelen Türk ailelerinden
    Kumaşlar (KURAL)
    : Trabzon-Ziganoy Köyü civarından gelen Türk ailelerinden
    Osmangiller (PASLI)
    : Trabzon-Ziganoy Köyü civarından gelen Türk ailelerinden
    Aydınlılar (ÇELİK)
    : Aydın civarından gelen Yörük Türkü ailelerinden.
    Emennoğgiller (YILDIZ)
    : Trabzon-Ziganoy Köyü civarından gelen Türk ailelerinden
    Zobuoğulları (YURT)
    : Hazar Denizi boylarından gelen Türk ailelerinden.
    Tufangiller (MUTLU)
    : Hazar Denizi boylarından gelen Türk ailelerinden.
    Taşçılar (TAŞÇI)
    : Trabzon-Ziganoy Köyü civarından gelen Türk ailelerinden
    (TAŞDELEN)
    : Tekke’den gelmişlerdir.
    (ÇAKMAK)
    : Vessenli (Yayladere) civarından gelmişlerdir
    (VURAL)
    :
    Bu sülalelerin şimdiki soy isimleri 1934 yılında kabul edilen Soyadı Kanunu ile almış oldukları unvanlardır.

    • Osmangillerin (PASLI) bir kısmı ilerleyen zamanlarda “PASLI” soy ismini değiştirerek “ECE – DİVAVER – BAŞARAN” soy isimlerini almışlardır.
    • Kadıgillerin (BAYIR) bir kısmı da soy isimlerini değiştirerek “DAL” soy ismini almışlardır.
    • Tatargillerin (YAKUT) bir kısmı da soy isimlerini değiştirerek “ERKAN” soy ismini almışlardır.
    • Tufangillerin (MUTLU) bir kısmı soy isimlerini değiştirerek “UZUN” soy ismini almışlardır.
    • İbogillerin (ŞENEL) bir kısmı soy isimlerini değiştirerek “TOKAY” soy ismini almışlardır.
     

Bu Sayfayı Paylaş