Gülten Kaya: O kadar ağır bedeller ödedik ki Kürtçe yayına sevinemedim bile

'Yurt İçi Haberler' forumunda Asi_isyankar tarafından 6 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Gülten Kaya: O kadar ağır bedeller ödedik ki Kürtçe yayına sevinemedim bile konusu [​IMG]

    Ahmet Kaya'nın 11 Şubat 1999 gecesi, Magazin Gazetecileri Derneği'nin ödül törenindeki, "Yeni çalışmam için Kürtçe şarkı yapıyorum. Bir de klip çekiyorum. Ve bu klibi yayınlayacak yürekli insanların olduğunu biliyorum." sözleri, sürgün hayatının başlangıcı olmuştu. Linç edilmekten zor kurtulan sanatçı, Fransa'da hayatını kaybetmişti.
    Türkiye'de özgürlükler adına atılan en önemli adımlardan biri sayılan Kürtçe yayın yapan TRT 6'yı da göremedi. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın TRT 6'nın açılışında hüzünle yâd ettiği Ahmet Kaya'nın eşi Gülten Kaya, bu açılımın eşini haklı çıkardığını söyledi. Kaya'nın, öngörüsünü cesaretle dillendirdiği için cezalandırıldığını belirten Gülten Kaya, Kürtçe kanala yönelik bakış açısını şöyle ortaya koydu: "Ahmet Kaya, bu dilin özgürce kendini ifade edeceği günlerin geleceğini söylemişti. Nispi de olsa bu aşamaya gelinmesi sevinç bile yaratamıyor. Sadece hüzünle izliyorum. Çünkü karşılığını çok ağır ödedik."

    Gülten Kaya, Ahmet Kaya'nın tek Kürtçe şarkısının ölümünden sonra 2001'de çıkarılan 'Hoşçakalın Gözüm' albümünde yer alan 'Karwan' olduğunu söylüyor. 'Kıyamet koparılan' şarkının sadece bir hasreti anlattığını vurguluyor. Bu klibi bir ilk olduğu için bütün televizyonlara gönderdiklerini; ancak hiçbirinin yayınlamaya cesaret edemediğini ifade eden Gülten Kaya, sözlerine bakılmaksızın eşinin yargısız infaza maruz kaldığını belirtiyor: "Oluşturulan ürkütücü hava yüzünden kimse zahmet edip sözlerine bile bakmadı. 'Memleketi bölecek mi?' diye bakılmadı. Şükür ki bölünmedik. Bölüneceğimize de inanmıyorum. Birleştirici bir üslup kurmamız gerekiyor."
    Sanatın üzerindeki bütün yasakların son bulacağını belirten Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, "Kollarımız, Şivan Perver de dahil yurtdışına gitmek zorunda kalan sanatçılara açık. İade-i itibar vereceğiz." dedi. Sabah Gazetesi'nde yer alan haberde Kürt yazar Mehmed Uzun, sanatçı Ahmet Kaya ve şair Ahmed Arif'i hatırlarken içinin acıdığını ifade eden Günay şöyle konuştu: "Bu insanların suçu neydi? Ahmet Kaya, Kürtçe şarkı söylemek, albüm yapmak istediğini söyledi. Hakarete uğradı, ülkemizi terk edip gitmek zorunda kaldı. Oysa hiçbirinin ülkemizin birlik ve bütünlüğü konusunda farklı görüşü yoktu. İnsanların analarından doğduğu dili geliştirmek, kullanmak istemesi ayrılıkçılık değildir. Bu insanlar haksızlıklar yaşadı, üzüntüyle anımsıyorum. Yapılan haksızlıkları hüzünle anımsıyorum. Artık hakkın iadesi noktasındayız."


    Fatih Vural
    04 Ocak 2009 / Zaman

    --- / ---

    Kürtçe için anayasal güvence şart
    Durup dururken damdan düşer gibi bir televizyon kanalı açılıyor. Bu kanalı iyi bir gelişme olarak görmek istiyoruz fakat öte yandan sadece bu dili kullanmak isteyen ve bu kültürle yaşamak isteyen kocaman bir halkın yaşadıklarına ve onlara yaşatılanlara baktığımız zaman arada inanılmaz bir çelişki ortaya çıkıyor. Bu bakımdan sıklıkla dillendirdiğim konu şu: Evet Kürtçe bir kanal kurulması ve yayına başlaması bir gelişme olabilir. Fakat öte yandan da bu gelişmenin samimiyetle hayata geçirileceğine ve her alanda Kürt toplumu için gerekli demokratik hakların verileceğine inanmak istiyorum. Çekincelerim bunların yapılması konusunda samimiyetsiz bir ortamı görmem. Fakat şunun da farkındayım: Kürtçe kanal bir şeyler söylemek için çok yeni. Fakat ortadaki samimiyetsizliği ben şöyle değerlendiriyorum; televizyon kanalı açılıyor, fakat aynı hafta Kürtçe Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde anlaşılmayan bir dil olarak tanımlanıyor ve kayıtlara geçiyor. Yine aynı hafta aydınlar, yazarlar Kürtçe kullandıkları için yargılanıyorlar. Aynı günlerde bölgede bazı başka şeyler yaşanıyor. Cezaevlerinde insanlar Kürtçe şarkı dinledikleri için sıra dayağından geçiriliyorlar. Bütün bunlar aynı yılda daha da vahimi aynı haftada yaşanabiliyor. Dolayısıyla devletin bu konuda eğer, bizleri kendisinin samimi olduğuna inandırmak gibi bir derdi varsa ve Kürtçe’yi tanıdığını gerçekten ifade etmek istiyorsa o zaman Kürtçe’nin öncelikle anayasal güvence altına alınması lazım. Bu yapıldığı takdirde biz devletin samimi olduğuna inanabiliriz. Veyahut Kürt halkının başka taleplerinin de oturulup konuşulması gerekiyor ki bunun bir parçası olarak da Kürtçe televizyonu kabul edebilelim. Ben Kürtçe kanal tartışmalarına bu çerçeveden bakıyorum.


    Birgün
     

Bu Sayfayı Paylaş