Gülmekten Kırılmak İsteyenler Buraya

'Fıkra & Komik Yazılar' forumunda Asi_isyankar tarafından 7 Eylül 2008 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Gülmekten Kırılmak İsteyenler Buraya konusu Dallas'daki NASA uzay ussunde, us komutani William White, George ve

    Bob adindaki astronotlari yanina cagirip, ertesi gun cikacaklari
    Mars
    yolculugu hakkinda son talimatlari verir ve bu zor yolculugun
    oncesinde
    uyumak uzere evlerine gitmelerini soyler. Her iki astronot
    da,talimata
    uyup evlerine giderler. George tam uyumak zereyken telefon gelir.
    Arayan
    Bob'dur.

    - "Alo, George. Ben Bob. Uyudun mu?"

    - "Henuz degil."
    - "Ben cok heyecanliyim. Uyku tutmadi. Sana da uyarsa, benimle
    birlikte icmeye ne dersin? Uzun sure icki icemiyecegiz..."

    - "Ok." Bir saat sonra George ve Bob bulusurlar, bir bara girip
    icki Soylerler. Barmen tam ickiyi verirken ikisine de dikkatlice
    bakar.

    - "Hey men. Sizi tanidim. Yarin Mars'a gidecek astronotlarsiniz.
    Size icki verdigim ortaya cikarsa bir daha Dallas'ta ekmek yiyemem
    ben.
    Kusura bakmayin."

    George ve Bob barmenle tartismalarina ragmen o barda icki
    icemezler. Baska barlarda sanslarini denerler; ama TV programlarini
    surekli izleyen barmenler onlari her seferinde tanirlar ve icki
    vermeyi
    reddederler. Marketlerde kapalidir.
    Tam eve donmeye karar verdiklerinde Bob'un aklina bir fikir gelir.

    - "Yahu George, bizim uzay roketine koyduklari yakitin kokusunu
    hatirliyor musun. Ayni viski gibiydi. Istiyorsan ondan icelim."
    Birlikte uzay ussune girerler. Kontrol etmek bahanesiyle yakit
    tankinin yanina gelirler. Kimse suphelenmez. George ve Bob yakit
    tankindan

    aldiklari yakittan birer kadeh icerler; sonra da evlerine giderler.
    George tam uyumak uzereyken telefon calar. Arayan yine Bob'dur.
    - "Alo George. Yine ben. Rahatsiz ettim ama kusura bakma. Sana bir

    sey sormak istiyorum. Karnin agriyor mu?"
    - "Evet Bob. Hem de cok."

    - "Peki. O zaman sakin osurayim deme. Ben seni TOKYO'dan
    ariyorum."
     
  2. Delikanli sevgilisini aksam eve birakir.Evin önünde masum bir
    fisiltidan sonra ateslenir.Bir elini duvara dayiyarak "Beni bir öpermisin"..
    Kiz: "Delimisin evin önünde annemler görür" der..
    Erkek: "Ne olacak canim bu saatte kim görecek, ne olur seni cok seviyorum...
    Kiz: "Ben de seni ama olmaz..."
    Erkek cok atesli tabi devamli israr eder. Bir ara aniden
    merdivenlerin isigi yanar ve kizin kücük kiz kardesi belirir.
    Kücük kiz: Babam diyor ki öpecekse öpsün, gerekirse ben öpecekmisim, o da
    olmazsa kendisi gelecekmis ama "o hayvan oglu hayvana söyle elini diyafon dügmesinden ceksin" diyor !
     
  3. Birer kız çocuğu sahibi iki aile bir gün misafirlikte
    sohbete başlamışlar.
    -- Eee sizin kızdan naber?
    -- Valla işte ne olsun biliyorsunuz, işe girdi geçen sene.
    Başını kaşıyacak vakti yok. İlk başlarda geceleri fazla
    mesai yapıyordu. Sonra hafta sonları da çalışmaya başladı.
    Patronu çok sevmiş her işi ona veriyormuş. Derken Ankara
    seyahatleri başladı. Bizimki çanta sekreter gibi patron
    nereye o oraya. Sonra Paris seyahatleri filan en sonunda
    bu iş böyle olmayacak dediler, patronu ev tuttu. Deli gibi
    çalışıyor evladım. Ee, peki sizin ki ne alemde?
    -- Valla bizim kız da kötü yola düştü ama ben sizin kadar güzel
    anlatamıyorum.
     
  4. Türkiye hapishanelerinden birinde yan yana hücrelerde kalan bir erkek ve bir kadın mahkûm duvarda delik açarak, cinsel ilişkiye girmeyi ve çocuk sahibi olmayı başardı mahkûmlar, kamu malına zarar vermekten dört ay ilave hapis cezasına çarptırıldı. (Olay, 2003'te mahkûm kadının doğum yapmasıyla patlak verdi, dava 2005'te karara bağlandı).
     
  5. AMERİKAN ŞAKASI
    John'la James kır gezintisine çıkmışlardı. Bir ara John, James'e yerdeki sığır tersini gösterdi:
    - Bak James... Günün birinde öleceksin, mezara koyacaklar, mezarının üstünde otlar bitecek. Otları inekler yiyecek. İnekler işte böyle pisleyecek. Ben, bunu görünce, "Yazık... Ne kadar değişmissin James," diyeceğim.
    James dedi ki:
    - Önce sen öleceksin, John. Mezara gireceksin. Mezarının üstünde otlar bitecek. Onları inekler yiyecek. İnekler işte böyle pisleyecek. Ben, bunları görünce "Hiç değişmemissin be John!" diyeceğim!

    tüketici – merhabalaaar
    eczacı kız - merhaba. buyrun ne istemiştiniz ?
    tüketici – prezervatif alıcaktım ben.
    eczacı kızın babası – bırak kızım ben hallederim. ( hızlı hareketlerle kötü marka bir prezervatif kutusunu paket yapmaya girişir. kulaklar pembeleşir amcanın .)
    tüketici – amca ne yapıyosun ? naylon torba istemedim ben hahhahaha başka prezervatif yok mu ? drx felan ? çevreciyim ben. naylona karşıyım hahhaha
    eczacı kız – kikir kikir
    eczacı kızın babası – hıı? bana mı dedin çocuum ?
    tüketici- evet amca . drx felan yok mu ?
    eczacı kızın babası – var...( sinirli bir tonda söyler. ve hemen kaptığı gibi bir drx kutusunu paket yapmaya başlar.)
    tüketici – dur amca dur yaa... ver bakiim o hangisiymiş? geçende geciktiricili olanından almıştım, iflahım kesilmişti valla 3 saat. ver sen onu bakiim bana.
    eczacı kız – kikir kikir
    eczacı kızın babası – geciktiricili mi?
    tüketici – amca bunların tırtırlısı vardı yok mu sizde ondan?
    eczacı kızın babası – tırtıllı ? ( suratı kıpkırmızı olmuştur artık. sinirden eli ayağına dolaşmakta fakat birşey de diyememektedir. hızla durex kutularının üstünü okumaya, elinden düşürmeye falan başlar. )
    tüketici – amca ver sen kutuları bana. ben bakarım.
    eczacı kızın babası – yok tırtıllı...
    tüketici – hahha yahu amca tırtıllı değil yahu tırtırlı. var bende tırtıl zaten hahahhaha
    eczacı kız- kikir kikir
    eczacı kızın babası – eeeeeeeeeeeeh !!! gülme kız sen de ! kıracam şimdi kemiklerini ! sen de git burdan .
    kapatıyoruz dükkanı. ben cumaya gidecem. git başka yerden al ne istiyorsan.
    tüketici – ahhaha ya amca dur sinirlenme ya. tamam bu işte bunu alıyorum. ne kadar ?
    eczacı kızın babası – hangisiydi o ?
    tüketici – tırtıllı puhahhaa
    eczacı kız – kikir kikir
    eczacı kızın babası – ****ir git lan burdan pezevenk seni ! çat küt ( eline geçirdiği tüm ilaç kutularını fırlatmaya başlar amca ) gülme kız sen de elin herifine !!!
    eczacı kız – kik.....
    tüketici – hahhaha ahğğğ tamam be gidiyorum. hay allah ya ... tırtıllı dedi yaa hahahahhaa
     
  6. Bir golf klubunun soyunma odasinda bir suru adam giyiniyormus. ortada duran bir cep telefonu calmis, Yakinindaki bir adam hands-free konusma dumesine basmis ve giyinirken konusmaya baslamis.
    ADAM: Alo
    KADIN: Merhaba sekerim, kulupte misin?
    ADAM: Evet.
    KADIN: Ay ben burda supper bir deri ceket gordum. 1000 dolarcik. Alabilir miyim?
    ADAM: Oluur, madem cok sevdin, al tabii.
    KADIN: Aslinda buradan once de galeriye ugradim. 2002 modelleri gelmis, tam istedigim renkte birini buldum.
    ADAM: Ne kadar?
    KADIN: 60 000 dolarcik.
    ADAM: O parayi vereceksem butun aksesuarlarini isterim ama...
    KADIN:Yasasinnn! Bi sey daha var: Gecen sene begendigimiz ev yine satilik
    ve
    450 000 dolar istiyorlar.
    ADAM: Tamam, ama 420 000 dolardan fazla verme sakin.
    KADIN: Oldu sekerim. Sonra gorusuruz. Seni seviyorum.
    ADAM: Ben de seni...Gorusuruz.
    Adam telefonu kapatip afallamis sekilde onu seyreden topluluga doner ve
    sorar:
    "Bu telefon kimin, bilen var mi?"
     
  7. Kanada'ya taşınan bir türkün günlüğü



    12 Ağustos
    Kanada'daki yeni evime tasındım. Çok heyecanlıyım.
    Burası çok güzel.
    Dağların manzarası muhteşem.
    Onların karlarla kaplı halini görebilmek için sabrımı zorluyorum.

    - 14 Ekim
    Kanada dünyanın en güzel yeri.
    Yapraklar kırmızı ve turuncunun tonlarına dönmeye başladı.
    Bir atla kir gezintisi yaptım ve bir kaç geyik gördüm.
    Çok güzeldiler.
    Muhtemelen yeryüzündeki en harika hayvanlar.
    Burası cennet olmalı.
    Burayı çok seviyorum

    - 11 Kasım
    Geyik avlama sezonu kısa bir süre sonra başlıyor.
    Böyle harika hayvanları öldürmeyi nasıl olurda isterler anlamıyorum.
    Umarım yakında kar yağısı başlar.
    Burayı seviyorum.

    - 2 Aralık
    Dün gece kar yağdı.
    Her yerin beyaz bir örtü ile kaplanışını seyretmek için gece
    kalktım.
    Tıpkı kartpostal gibi.
    Dışarı çıktık merdivenlerdeki ve garajın önündeki karları kürekle
    temizledik.
    Kartopu oynadık(ben kazandım).
    Kar temizleme makinesi (belediye'nin)gelince, garajın önündeki karları
    tekrar
    Temizlemek zorunda kaldık.
    Harika bir yer.
    Kanada'yı seviyorum.

    - 12 Aralık
    Dün gece biraz daha kar yağdı.
    Kar temizleme makinesi ile garajın önündeki karları tekrar temizledik.
    Burayı seviyorum.

    - 19 Aralık
    Dün gece biraz daha kar yağdı.
    Işe gitmek için garajdan çıkamadım.
    Burası çok güzel bir yer fakat kürekle kar temizlemekten yoruldum.
    Kar temizleme makinesine Lanet olsun!

    - 22 Aralık.
    Bu beyaz zıkkımdan dün gece biraz daha yağdı.
    Kürekle kar atmaktan ellerim su topladı ve belim ağrımaya başladı.
    Kar temizleme makinesinin ben garajın önünü kürekle temizleyene kadar
    yolun kösesinde
    gizlendiğini düşünüyorum.
    Eşşoolu

    - 25 Aralık
    Allahın belası yıl başısı. Yine yağdı.
    Eğer kar temizleme makinesini kullanan şerefsizi bir elime geçirirsem
    yemin ederim o hıyarı gebertecem.
    Yollardaki lanet buzları eritmek için neden daha fazla tuz
    kullanmadığını
    anlamıyorum.

    - 27 Aralık
    Allah'ın belası dün gece yine yağdı.
    Kar temizleme makinesinin en son gelişinden beri üç gündür karları
    kürekle atamadığım için eve hapsoldum.
    Hiç bir yere gidemiyorum.
    Hava durumunu sunan spiker bu gece 25 santim daha yağacağını söyledi.
    25 cm karın kaç kürek edeceğini biliyor musun ?

    - 28 Aralık
    Kuş beyinli spiker yanılmış.
    83 santim daha yağdı.Bu gidişle karlar yazdan önce erimez.
    Kar temizleme aracı kara saplandı ve hıyar oğlu hıyar sürücü benden
    küreğimi ödünç istedi.
    Karları temizlerken tam altı kürek kırdığımı ve
    sonuncusunu da onun kalın kafasında kırmaktan zevk duyacağımı >>>söyledim.

    - 4 Ocak
    Nihayet evden çıkabildim.
    Markete gittim ve yiyecek aldım.
    Dönüşte lanet geyiğin biri arabamın önüne atladı.
    Arabamda yaklaşık 3.000 dolarlık hasar var.
    Bu hayvanların hepsini gebertmek lazım.
    Lanet yaratıklar her yerde varlar.
    Umarım avcılar hepsinin kökünü kurutur.

    - 3 Mayıs
    Arabayı şehirde bir tamirciye götürdüm.
    Yollara dökülen baş belası tuzlar yüzünden arabamın kaportası çürümüş.

    - 10 Mayıs
    Florida'ya taşındım.
     
  8. Görünüşü ihtiyar ama kalbi kıpır kıpır olan ihtiyar manifaturacılık yapıyor, geçinip gidiyormuş. Günlerden bir gün içeri bir afet girmiş. Ve sormuş:
    - Kumaşın metresi kaça? İhtiyar yaradana sığınmış:
    - Metresi bir öpücüktür, dudaktan. Kız kararsız:
    - On metre alayım bari, Ihtiyarın gözler fıldır fıldır. On metreyi saniyede keser, kıza uzatır; hesabı ister. Kız kapıya doğru seslenir:
    - Büyükanne hesabı öder misin?
     
  9. Temel ormanda ağaç kesiyormuş, o sırada çevreciler de ormanda yürüyüşe çıkmışlar, Temel'i bu vaziyette görünce bir güzel pataklamışlar... Temel üstü başı perişan halde köye dönerken Dursun a rastlamış, Dursun;
    -Ula Temel bu ne hal böyle? diye sormuş, Temel de anlatmış;
    - Ormanda ağaç keseydum, birden kalabaluk pir grup Doğan'ın yengesini bozmişum diye dövdü peni, halbuki ne Doğan'ı taniyruuum, ne de yengesuni..




    Temel bir gün kahveye girmiş. Üstü başı yırtıkmış. Ne oldu diye sormuşlar.
    -Temel: "Kaynanamı gömdük."diye cevap vermiş.
    - Kahvedekiler: "İyi de bu halin ne?"
    -Temel: "Biraz direndi de."

    Temel çok para kazanmış. Ailece lüks bir lokantaya gitmişler. En pahalı şarabı seçip ısmarlamış.
    - Garson “ Hangi yıl tercih ederdiniz, diye sorunca,
    - Temel “ Pi mahzuru yoksa hemen isteyrum.”
     
  10. Temel ve dursun yaz tatillerinde Antarktika'ya gitmeye karar vermişler. Uzun bir yolculuktan sonra buzlar diyarına varmışlar. Bir rehber bulamadıklarından kendileri gezmişler uzun buz ovalarını. ertesi sabah bir rehberle anlaşarak kıtanın en güzel yerlerini rehber eşliğinde gezip merak ettiklerini soruyorlarmış. Bir ara Temel rehbere seslenerek
    - " Pardon burada hiç beyaz kadın var mı ? " diye sormuş,
    - Rehber "Tabiî ki var, buradaki kadınların yüzde doksanı beyazdır" demiş.
    - "Peki siyah kadın var mi?"
    - "Eh bir kaç tane var bu civarda"
    - "Pekİ siyah beyaz kadın var mı" rehber son derece şaşkın bir şekilde
    - "Tabiî ki hayır ben hiçbir yerde rastlamadım böyle kadına" Cevaptan hiç de hoşnut kalmayan Temel Dursun'a dönerek
    - " Ula dursun yoksa dün akşamkiler penguen miydi?????".
     
  11. Temel Londra'ya uçakla seyahat ediyormuş. Uçakta her şey normal iken birden pilotun sesi duyulmuş:
    - "Sayın yolcular, uçağımızdaki 4 motordan bir tanesi bozuldu, ama biz 3 motorla rahat iniş yapabiliriz" Neyse rahatlar herkes. 15 dakika sonra bir anons daha:
    - "Sayın yolcular maalesef 1 motorumuz daha bozuldu ama biz 2 motorla inişi yapacağız" Herkes rahat ama bir anons daha gelmesinden korkmaktadır. 20 dakika sonra bir anons daha gelir:
    -"Sayın yolcularımız 2 motordan biri daha bozuldu ama biz en iyisiyiz ve 1 motorla inişi size garanti ediyoruz" Herkes ohh çeker rahatlar. Temel ise panik içinde:
    - "Uyy bu motorda bozulursa havada kalacağuz"




    Temel oğluna parmakların isimlerini öğretiyormuş."Bak uşağum bu baş, bu işaret, bu orta, bu yüzük ve buda serçe parmak. Anladınmı?"oğlu kafasını sallayarak hayır demiş.Temel bir kez daha anlatmış ve tekrar sormuş " anladın mı uşağum?".Çocuk tekrar hayır demiş.Bir daha, bir daha derken en sonunda çocuk anladım deyince, Temel elini sallayarak "bak bakalım bir de karıştırarak sorayım" demiş...




    Temel Almanya'ya işçi olarak çalışmaya gider. Uçaktaki koltuğunun hemen yanında dünya tükürük şampiyonu oturmaktadır. Adam bir tükürür ve tükürük Temelin kulağının yanından mermi gibi geçer.
    - Adam: "Ben 96 olimpiyatları dünya şampiyonu Almanya'dan Hans" der. Temel tabi şaşırır. Bir müddet sonra adam bir daha tükürür ve tükürük Temelin kafasını sıyırarak gider.
    -Hans: "Ben 2000 dünya tükürük şampiyonu hans"der. Temel artık dayanamaz ve Hans'ın suratının ortasına tükürür.
    -Temel: "Daha acemiyim." der.


    Temel duş almaya girer, şampuanı saçlarına boşaltıp ovalamaya başlar. Sırtını keselemeye gelen annesi sorar :
    - Oğlum kafanı ıslatmayacak mısın ?..
    - Temel cevap verir : “ Yok anne bu şampuan kuru saçlar içinmiş...!!

    - Paluklar neden konuşmiyi temelciğum
    - Paşini akvaryuma sok anlarsin,Fadimeciğum
     
  12. Temel'in 8 tane çocuğu varmış. Ama hepsi de birbirinden salak, geri zekalıymış. Temel ve karısı Fadime doktora gitmişler, durumu anlatmışlar. Böyle böyle biz artık çocuk istemiyoruz demişler. Doktor bunlara 1
    -2 kutu prezervatif vermiş. Nasıl kullanılacağını falan anlatıp yollamış. Neyse bunlar kullana kullana bir gün prezervatifleri kalmamış. Temel kara kara düşünmeye başlamış . Ne yapsak ne etsek diye Fadime " Dur ben sana dantelden örüvereyim demiş." Ölçüyü falan almış 1
    -2 gün içinde örmüş. Aradan 9 ay geçmiş. Temel ile Fadime nin 1 çocukları daha olmuş . Zamanla çocuk büyümüş, 9
    -10 yaşlarına gelmiş. Ama nasıl bir çocuk zeki mi zeki, fırlama mı fırlama . Önceki 8 ine hiç benzemiyor. Tüm sınavlarda birinci, sporda tüm şehrin en iyisi, köyün en zeki, en atılgan çocuğu olmuş. Bir gün Temel kahvede otururken sormuşlar. " Ya Temel senin 9 çocuğun 8'i deli mi deli bu sonuncusu nasıl oluyor da bu kadar akıllı oluyor? " Temel gerine gerine cevap vermiş. " Süzme o, süzme..! "
     
  13. Temel hayvanları araştırma konusuna oldukça ilgi duymaktaymış. Bir gün bu merakını gidermek için laboratuarını kurarak çalışmalara başlamış. Örnek hayvan olarak bir PİRE almış. Çok hassas aletler ile bu işe başlayan Temel, eline çok hassas bir neşter alarak pirenin ayaklarının ucundan biraz kesmiş ve masanın üzerine bırakmış ve pireye ZIPLA BAKAYIM diye seslenmiş, doğal olarak zıplayarak dolaşan bir hayvan olan pire yarım yamalak da olsa zıplamış, o sırada Temel hemen yakalayarak ayaklarının tamamını yontmuş ve masanın üzerine tekrar bırakarak seslenmeye başlamış. ZIPLA BAKAYIM, ULA ZIPLASANA, ZIPLA BE HAYVAN. Fakat ayakları kesilen pireden hiçbir hareket yok..... Temel hemen kalem kağıdı alarak raporu yazmaya başlamış. PİRE incelendi. SONUÇ: "PİRE'nin ayakları kesilince kulakları duymamaktadır."
     
  14. Bir gün Temel balığa çıkar.İyi bir avdan sonra bir tekne balık tutar.Birden hava patlar ve çok büyük bir fırtına çıkar.Temel duva etmeye başlar. Tanrım beni bu fırtınadan kurtarırsan bütün bu balıkları fakirlere dağıtacağım der içinden. Hava bir zaman sonra düzelir. Temel evine dönmeye başlar. Birtaraftanda balıklara bakar ve içinden bu balıklar fazla, yarısını dağıtsam olur der.Biraz daha sonra balıklara tekrar bakar ve bu balıkların yarısıda çok fazla ben bunların çeyreğini dağıtsam olur der.Biraz daha zaman geçer Temel tekrar balıklara bakar. Tam o sırada hava tekrar bozulur.Temel kafasını gök yüzüne diker ve şöyle der."Haçen sen de şakadan hiç anlamiyusun."
     
  15. Temel bilim adamı iken bir arkeoloji araştırmaları konferansına davet edilir. Amerikalılar anlatmaya başlar;
    -Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 25 metre aşağı indik ve telefon kabloları bulduk. Öyleyse bizim atalarımız asırlar önce telefon kullanmışlardır. Sıra türkiyeye gelir ve Temel başlar anlatmaya
    -Biz ülkemizde yaptığımız kazılarda 50 metre aşağı indik ama birşey bulamadık. Öyleyse atalarımız telsiz telefon kullanmışlardır
     
  16. Bir adamla karısı Mısır'da eski bir çarşıda geziyorlarmış. Ayakkabı satılan bir dükkânın önünden geçerlerken satıcı içerden seslenmiş, buyur etmiş, girmişler.
    - Satıcı "çok özel büyülü sandaletlerim var beyefendi, sizi sex te çok vahşi ve kuvvetli yapacak sandaletler..." Adam tabi ki erkekliğe leke sürdürmemek için pek önemsememiş ama eski günleri özleyen karısının ısrarlarına dayanamayıp sandaletleri denemeye karar vermiş. Adam sandaletleri giyer giymez gözleri parlamış, kalbi hızlı hızlı atmış, fiziksel değişimler başlamış, nefesi serileşmiş gözleri büyümüş ve etrafına seri bir şekilde bakınmaya başlamış. Karısı bir adım geri kaçmış "Aman allahım dur dur..." derken adam koşmuş, satıcıyı yakaladığı gibi tezgaha yatırmış, pantolonunu parçalayarak çıkarmaya başlamış, bu arada satıcı bir yandan kurtulmaya çalışırken bağırıyormuş,
    -"Sandaletleri ters giydin lan!..."
     
  17. Köyü basan bir gurup terörist bütün köy halkını sıraya dizer... Grubun başı köy halkına derki...
    - Hayatta kalabilmeniz için bir şansınız var. Köyün erkekleri tek sıra dizilecekler. Hepiniz mallarınızı çıkartacaksınız. Karıların gözünü bağlayacağım. Gözü bağlı olarak kadınlar hepsine elleyecek. Kim kocasınınkini elleyerek tanırsa o karı kocanın hayatını bağışlayacağım... Derken kadınlar birer birer gözleri bağlanıp getirilir.
    - Birinci kadın başlar. “ Bu değil, bu değil, bu değil BU!! “ kocasını ve kendini ölümden kurtarır.
    - İkinci kadın gelir. “Bu değil, bu değil, bu değil, bu değil, bu değil, bu değil, BU!”.. onlarda kurtulurlar. Üçüncü kadınıda getirdiklerinde terörist dayanamayıp adamların arasına geçer. Kadın başlar kocasını aramak için ellemeye.
    - Bu değil, bu değil, bu değil, bu değil, Bu Bizim Köyden Değil, bu değil, bu değil, Bu....
     
  18. Adam günün yorgunluğu üzerinde, perişan bir vaziyette İETT durağında otobüs beklemektedir. Nihayet uzun bir zaman sonra beklediği güzergâhın aracı gelir ve biletini attıktan sonra arka taraflara doğru ilerlemeye başlar. Bir, iki adım ilerisindeki çift kişilik koltuğun boş olanına doğru ilerler; tam oturacağı sırada engelleyici bir ses tonu onu durdurur:
    - Buraya oturamazsın! Ben kimim biliyor musun?
    - Kim olduğunuzu bilmeli miyim?
    - Ben Yrd. Doç. falan kişiyim.
    - Evet?
    - Benim gibi kıdemli birinin yanına oturamazsın!
    - Size bir soru sormak istiyorum. Siz Yrd. Doçentlik ünvanınızdan sonra ne olacaksınız?
    - Doçent.
    - Peki sonra?
    - Şayet başımıza bir şey gelmezse Profesör.
    - Daha sonra?
    - Belki zor ama, Ordünaryus Profesör.
    - Evet... Peki bu dereceden sonra?
    - Hiiç...
    - Ben şimdiden 'hiç'im; lütfen müsade edin yanınıza oturayım...
    - !!?
     
  19. Temel ile Fadime evlenirler ve gerdeğe girerler,fakat Temel tutturur Fadime ye illaki ters ilişkiye gireceğim diye, Fadime ne kadar olmaz dediyse de, Temel yalvara yakara ters ilişkiye girmeyi başarır. Aradan üç gün geçmesine rağmen Temel, Fadime ile konuşmaz. En sonunda Fadime dayanamaz "Temel bütün suç senin zorla ilişkiye sen girdin konuşmayacak birisi varsa oda benim" der.Temelden tek bir cevap ben göt verenler ile konuşmam.
     
  20. Alkolik bir adam bir marketin önünden geçerken viskilere bakıp, ahbe şöyle işedik mi viski olsa ne olur sanki diye hayal kurmuş. Bunun üzerine dileği kabul olmuş. Akşam eve gelip karısına hanım iki bardak getir de viski içelim diyince karısı da ne oldu paramı buldun demiş. Adam olanları anlatmış, karısıda görmek için hadi yap ta içelim demiş. Adam gerçekten viski işiyormuş. Gel zaman git zaman adam bir gün yine akşam olmuş evine gelmiş karısına hanım bir bardak getir kafayı çekeceğim demiş. Karısı da bey bugün bensiz mi içeceksin diyince adamda hayır sen bugün şişeden içeceksin demiş.
     

Bu Sayfayı Paylaş