Göl Güzeli....EĞİRDİR

'Türkiye Tatil Yerleri Hoteller' forumunda Siraç tarafından 10 Aralık 2008 tarihinde açılan konu

  1. Siraç

    Siraç Site Yetkilisi Admin Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Göl Güzeli....EĞİRDİR konusu
    Göl Güzeli....EĞİRDİR

    Isparta’nın Eğirdir ilçesi, bir göl güzelidir. Birbirine bağlı iki kardeş ada, doğanın sofrasına bırakılmış elma dolu iki sepet gibi dururlar.

    [​IMG]

    [​IMG]


    Rüzgârın, güneşin ve bulutların birlikte görevde olduğu bir gün, Eğirdir Gölü’ne bakan bir tepeye oturup peynir ekmeğini torbasından çıkaran bir yolcu, karnını doyurana kadar bir ‘renk dersi’ alacaktır. Mavinin nasıl koyulup açıldığını, nasıl kendini yeşile çevirmeye çalıştığını, yeşilin nasıl kendinden geçip mavileştiğini şaşkınlıkla görecektir. Sular, üzerinde sürekli boyalar karıştırılan bir tuval gibidir sanki. Gölün bir günde yedi kere renk değiştirdiğini söyleyen Eğirdirliler bunu abartmak için değil, kendilerine can suyu olan gölün güzelliğini tanımlamak için dile getirirler.

    [​IMG]


    ADALAR, ORMANLAR VE GÖLLER İÇİNDE

    1865’te Eğirdir’de doğan Süleyman Şükrü Karçınzade şöyle yazmıştı: “Yarımadadan 100 metre uzaklıktaki Can Ada yerleşmeye uygun değildir. Bu adanın hemen ilerisinde bulunan Nis Adası’ndaysa bir Müslüman ve 7-8 haneden ibaret bir gayri müslim mahallesi vardır.” Karçınzade’nin anlattığı adalar sonraki yüzyıl içinde denize yapılan yol dolgularıyla karaya bağlandı ve Eğirdir ilçesinin yüreği oldu. Bugün yürüyüş ya da koşu yapmak isteyenler, canı balık çekenler, çoluğunu çocuğunu alıp çay bahçesine gitmeye karar verenler kendilerini burada bulurlar. Taş Heykel sempozyumlarında yontulan mermer heykeller parkları süsler. Yazın mavi bayraklı Altınkum Plajı’nı ve Bedre Koyu’nu dolduran kalabalığın, rüzgâr peşindeki optimistçilerin, tepelerden sıcak hava akımlarıyla yükselip gölü gökyüzünden görme mutluluğu yaşayan yamaç paraşütçülerinin yerini düşen sonbahar yaprakları aldığında; Eğirdir sınırları içindeki bir başka göl konuklarını bekler. Sonbaharın Türkiye’de en güzel yaşandığı yerlerden biri olan Kovada Gölü, kendisini bir kolye gibi çevreleyen çınar ağaçlarının sarışınlığını, olağanüstü güzel bir sonbahar ezgisinin notalarına dönüştürür. Eğirdir’in 30 km güneyindeki bu gölde dolaşırsanız, sesinizden ürken sakarmekeler, gri balıkçıllar ve yaban ördekleri yakınınızdaki ağaçların altından havalanıp gölün karşı yakasına doğru uçacaklardır. Kovada Gölü’nün çevresi 20.6 km’dir. Milli Parklar Genel Müdürlüğü’ne ait küçük dinlenme tesisinden başlayan kısa yol 350 metrelik bir yürüyüş parkurudur. Aynı noktadan başlayarak gözetleme kulesine kadar uzanan uzun yol ise, 2800 metredir. İsteyenler, gölün kıyısında kamp kurup daha uzun yürüyüşler yapabilirler.

    Yukarıgökdere Köyü’nün içinden geçerek ulaşacağınız Kasnak Meşesi Ormanı ise, yürüyüş ve doğa sevenleri sonbaharda çok mutlu eden yerlerden biridir. Gittiğinizde sincaplara bizden de selam söyleyin!

    [​IMG]


    ATATÜRK’ÜN ADASI!

    Eğirdirlilerin en büyük sıkıntılarından biri, memleketlerinin adının sık sık ‘Eğridir’ şeklinde söylenmesidir. Bu ‘eğri’yi düzeltmekten bıkmış olsalar bile, size ‘Eğirdir’ adının hikâyesinin nereden geldiğini anlatmaktan da geri durmazlar: “Eğirdir’de bugün elma bahçesi çok gayri ama, bağlar da az değilmiş eskiden. Göl möl yokmuş ortada. Bahardan bir gün, birden başlayan yağmur durmak bilmemiş, günlerce sürmüş. Dindiğinde ninenin biri kapısının önüne çıkıp yün eğirmeye başlamış. Ama dağlardan gelen sel sularının ovaya doğru indiğini gören insanlar, kendilerine sığınacak yerler aramaya başlamışlar. Nineye de, ‘Nine! Nine! Yerler sulandı, gök bulandı, sel geliyor, kurtar canını, bırak yün eğirmeyi!’ diye seslenmişler. Ama nine belki kulağının az işitmesinden, belki onlara inanmayışından, belki inadından, kim bilir belki de yaşlılığın verdiği yorgunluk yüzünden yerinden kımıldamamış. Seslenenler ona kızmış ve ‘Bizden söylemesi... Ne halin varsa gör; sen orda yün eğir dur!’ diye yamaçlara doğru koşmuşlar. Ova sellerle dolmuş ve kocaman bir göl oluşmuş. Halk bu göle, ninenin anısına, zamanla ‘Eğirdir Gölü’ demeye başlamış.”

    Onların anlatacakları arasında gölden karşıya geçen insanların, ermişlerin ve kervanların hikâyeleri de vardır. Ama tarih, hikâyelerin ötesine geçip gerçeğe dayanır. Eğirdirliler tüm Ispartalılar gibi, 6 Mart 1930 sabahı büyük bir heyecan içindeydiler. Bekledikleri yolcu, Mustafa Kemal Atatürk’tü. Daha önce, Isparta’ya gelme ve Ispartalıların “bir çorbasını içme” sözü veren Atatürk, o sabah İzmir’den yola çıkıp yanındaki heyetle birlikte önce Eğirdir’e geldi. Bir gece kaldığı Eğirdir’de göle ve Can Ada’ya hayranlığını belirten Atatürk’e, Ispartalılar daha sonra adayı armağan edip tapusunu verdiler.

    [​IMG]


    600 YILLIK GELENEK

    Eğirdir’in MÖ 8000-5500 yılları arasında bir yerleşim yeri olduğunu höyüklerinden çıkarılan mezar ve kalıntılardan biliyoruz. Eğirdir Sivrisi üzerinde Prostanna’nın, Barla’daki Parlais’in ve Sarıidris’te de Malos’un kalıntıları var. 1204’te Anadolu Selçuklularının eline geçen ilçe, bir dönem sayfiye olarak kullanılmış, Antalya Limanı’ndan başlayan ticaret yolunun önemli bir noktası haline gelmiş. Dündar Bey Medresesi, 1237’de Selçuklu Sultanı Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında han olarak yapılmış, sonra medreseye çevrilmiş.

    Eğirdir 600 yıldan beri sürdürülen bir geleneğin de ev sahibidir. Bağlar Mahallesi’nde, eylülde başlayarak kimi zaman üç ay kadar süren Pınar Pazarı’dır bu gelenek. Pınar Pazarı, yalnızca pazar günleri kurulur ve tam bir panayırdır. Eğirdir’de, eylül ayı içinde Kültür ve Turizm Festivali de yapılır.
    Akpınar Köyü’ndeki, şehir merkezine 7 km uzaklıktaki seyir terası, size canlı bir harita sunar. Piknikçiler, merkezdeki rekreasyon alanında ve Sütçüler’e giden yolun 15. kilometresindeki orman içi mesire yeri Çamyol’da buluşurlar. Eğirdir’in en güzel noktalarından biri de, göl kıyısındaki Bülbül mevkiidir. Söğüt ağaçlarının göl içinde yaptığı geniş çemberin içi su kuşları, sazlıklar ve nilüferlerle dolar.

    Bir sonbahar sabahı, gün ağarırken Eğirdir’den Kovada Gölü’ne doğru kanal boyunca yola çıkın. Beyaz bir tül gibi yolu saran sisin içinde, sarı sarı kavakların yanında, dünyanın bütün sabahlarının en güzelinden geçtiğiniz duygusunu yaşayacaksınız. Sorarım size, yalnızca bu duygu bile Eğirdir’e gitmek için yeterli değil midir?

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]


     
  2. Fatma

    Fatma Üye

    yhaa benim gölum olurda guzel olmazmii:D, ah ahh cok ozledim beaa.........:D
     

Bu Sayfayı Paylaş