Göktürkçe - Göktürkçe Sözlük

'FrmArtuklu TatLı SöZLük' forumunda Mavi_inci tarafından 4 Aralık 2010 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Göktürkçe - Göktürkçe Sözlük konusu Göktürkçe - Göktürkçe Sözlük


    alk-: bitirmek, tamamlamak, bitmek, tükenmek, sona ermek
    altun: altın
    ança: öyle, öylece, şöyle, şöylece, böyle, böylece, o kadar, çok, bedava, karşılıksız
    ançula-: takdim etmek, arzetmek, sunmak
    apa: ecdat, büyük baba
    artuk: fazla, ziyade, artık
    aşsız: yemeksiz, aç
    balık: şehir, çamur, balçık, bataklık
    bark: ev, mezar, türbe, abide
    bay: zengin
    baz: yabancı, tâbi
    bediz: resim, heykel, nakış, şekil, süs
    bedizçi: ressam, nakkaş
    bengü: ebedî, daimî, sonsuz
    bilig: bilgi, fikir, düşünce, zekâ
    birle: ile
    biti-: yazmak
    bitig: yazı, yazma, kitabe, kitap
    bodun: budun, ulus, millet, kavim
    bulung: taraf, yan
    bunça: bunca, bu kadar, böyle
    bung: keder, sıkıntı, dert, zahmet, eziyet, minnet
    çıgany: yoksul, fakir
    eçi: amca, ağabey
    edgü: iyi
    erinç: olacak, olmalı, tabiî, elbette, -dır / -dir
    ertür-: erdirmek, yaptırmak
    ıduk: mukaddes, kutlu, mübarek
    ıgar: ağır, değerli, önemli, hürmetli
    ırak: uzak
    igit-: beslemek, bakmak, yetiştirmek, büyütmek, ilgilenmek
    illig: illi, vatanlı, ülkeli, devletli
    ilsire-: ilsizleşmek, devletsizleşmek, ilini kaybetmek, esaret altına girmek
    ini: küçük kardeş
    kagan: hakan, hükümdar, kağan
    kaganlıg: bağımsız, müstakil, kağanı olan
    kagansırat-: kağansızlaştırmak, esaret altına almak
    kang: baba, peder
    kapıġ: kapı
    kazgan-: kazanmak, toplamak, biriktirmek, zapdetmek, ele geçirmek, fethetmek
    kedimliġ: giyimli, giyim kuşamı olan, zırhlı
    kelür-: getirmek
    kergek bol-: yok olmak, ölmek, vefat etmek
    kılın-: yaratılmak, yapılmak, meydana gelmek
    Kırkız: Kırgız
    kisre: sonra, ondan sonra
    kony: koyun
    kop: çok, hep, pek, tamamen
    kögmen: Kögmen Dağı, ormanı, Sayan Dağı
    köngül: gönül, kalp, yürek, iç, fikir, düşünce, akıl, anlayış, arzu, ülkü
    kurıgaru: batı, batıya doğru
    kut: devlet, ikbal, saadet, baht, talih
    kutay: ipek, ipekli
    kü: ses, ün, şan, şöhret, san
    küntüz: gündüz
    men: ben
    neng: nesne, şey, mal, eşya; h,ç, asla
    olur-: oturmak, tahta oturmak, kağan olmak
    ot: ateş
    ög: anne, üvey anne
    ögüz: ırmak, nehir, deniz
    ökün-: pişman olmak, eseflenmek, hayıflanmak, kendine gelmek, üzülmek
    ölgeli: ölümlü
    ötün-: arz etmek, rica etmek, dilek dilemek
    sakın-: düşünmek, düşünceye dalmak, endişelenmek, düşünüp taşınmak, yas tutmak
    sıgıt: ağlama, feryat figan etmek, sızlamak, matem
    sökür-: diz çöktürmek, dize getirmek
    sub: su, nehir
    süçig: tatlı, lezzetli
    süle-: ordu sevk etmek, akın düzenlemek, sefere çıkmak
    süngük: kemik
    süngüş-: süngüleşmek, mızraklaşmak, çarpışmak, savaşmak, harp etmek
    şad: Türk devletinin batı kısmının başkanı, yabgu
    Şantung: Şantung Ovası
    Tabgaç: Çin, Çinli
    teg: gibi
    Tengri: Gök, Tanrı, ilâh, Allah, Gök Tanrısı
    tigin: Kağan’ın oğullarına verilen unvan, prens
    tirgür-: yaşatmak, diriltmek, canlandırmak
    tiyin: diye, diyerek
    tiz: diz
    tokı-: vurmak, dövmek, çarpmak, dokumak, sokmak, batırmak, tokmaklamak, yontmak
    tonsuz: elbisesiz, çıplak
    torug: doru, doru rengi
    törü: töre, kanun, nizam, örf ve adet, görenek, düzen, devlet nizamı
    tün: gece
    uça bar-: vefat etmek, ölmek, kergek bolmak
    udı-: uyumak
    Umay: bir Tanrıça adı
    üçün: için, dolayı, yüzünden
    üküş: çok, fazla
    ülüg: kısmet, pay, nasip, şans
    yabız: yavuz, fena, kötü, perişan
    yablak: kötü, fena, perişan
    yadaġ: yaya
    yagı: düşman
    yarlıka-: buyurmak, lûtfetmek, bağışlamak, esirgemek, korumak
    yaşıl: yeşil
    yeltür-: koşturmak
    yış: orman, ormanlık dağ
    yig: iyi
    yoġ: natem, yas, ölü yemeği, cenaze töreni
    yügürt-: koşturmak, akıtmak

    Alıntı
     

Bu Sayfayı Paylaş