Fotoğrafçılık hakkında bilgiler ve dikkat edilmesi gerekenler.

'Hobiler Ve Videolar' forumunda UquR tarafından 24 Kasım 2008 tarihinde açılan konu

  1. UquR

    UquR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Fotoğrafçılık hakkında bilgiler ve dikkat edilmesi gerekenler. konusu Fotoğrafçılık" hakkında bilgiler ve dikkat edilmesi gerekenler.


    "Doğru pozlandırma"
    Pozlandırmayı üç etken belirler: filmin ışığı olan duyarlılığı ya da "hızı" (Uluslararası Standartlar Organizasyonu [ISO] tarafından verilen sayılarla belirlenir) objektif diyaframının açıklığı (f sayısı ile ayarlıdır); ve obtüratörün açık kalma süresi ya da "enstantane" (saniyenin kesirleri olarak ölçülür: 1/1000 sn vb.). Doğru pozlandırmanın elde edilmesi, özellikler fotoğrafçılığa yeni başlayanlar için oldukça zordur. Bu konuda, zaman zaman deneyimli profesyoneller bile hata yapabilir. Öte yandan günümüzün yarı ya da tam otomatik pozlandırma programlı fotoğraf makineleri diyafram ve enstantaneyi otomatik olarak ayarlar ve genellikle iyi verirler. Buna karşın belirli bir konuyu çekerken etkin bir görüntü elde edebilmek için tek bir enstantane ve diyafram açıklığı birleşimine bağlı kalmak gerekmez. Bu yüzden fotoğraf makinesi seçerken, pozlandırması elle (manuel olarak) ayaralanabilen, hiç değilse bir diyafram ya da enstantane öncelikli pozlandırma programı olan bir makine tercih edilmelidir.
    Gerekli ışığın film düzlemi üzerine düşürülmesi işlemidir. Doğru poz değerini sizin hesaplamanız gerekir. Çünkü çekeceğiniz fotografın duygusunu hangi poz değerlerinin daha iyi vereceğini sizden daha iyi kimse bilemez. Çektiğiniz fotografın en önemli bölümü görülmesini istediğinizden daha açık görünüyorsa fazla pozlandırdınız daha koyu görünüyorsa az pozlandırdınız demektir.


    f22.845.68111622enstantane1/10001/5001/2501/1251/601/301/151/8

    Yukarıdaki tablodaki f ve enstantane değerlerinden eşit miktarda ışık geçer. Yani f:5.6 1/125 değerlerinde geçen ışık miktarı f:8 1/60, f:11 1/30 veya f:16 1/15 değerlerinde geçen ışık miktarları aynıdır.
    Pozlandırmada önemli olan hangi değerleri seçeceğimiz. Yukarıdaki tabloda düşük enstantane ve f değerlerini (f:22 1/18) seçersek. Bize alan derinliği fazla olan bir görüntü sunacaktır. Ama 1/8 lik poz süresi makinayı oynatmadan tutmamız gerektiğini söyleyecektir. Bu durumda elle yapılacak çekimlerde görüntünün bozulmasına neden olacaktır. Yine yukarıdaki tabloda f:2 1/1000 değerlerinde yapacağımız çekimde diyafram açıklığı en büyük değerde olmasına karşın 1/1000 lik poz süresi film düzlemine düşecek ışık miktarının yeterli olmadığı durumu yaratacak bu da konumuzun görüntüsünün fotografta belli belirsiz çıkmasına neden olacaktır. Çekeceğimiz konu ne kadar hareketli ise o derece yüksek enstantane değerleri kullanarak hareketi dondurabiliriz.
    Bazı fotoğraf makinelerinin kademesiz enstantane ayarları verdır; yani, belirtilen sayıların arasında da enstantane ayarı yapmak mümkündür.

    Paralaks hatası: Paralaks hatası, kompakt makinelerde objektifle vizör görüntülerinin birbirine uymamasından kaynaklanır. Bu tür makinelerde konunun vizördeki çizgilerin içinde kalmasına dikkat edin.

    Avantajlar


    • [*]Kompaktlarda, oldukça az ışıkta bile vizör görüntüsü parlaktır.
      [*]Kompaktlar küçük, hafif ve taşınması kolay makinelerdir.
      [*]Tam otomatik modelleri size "nişanla-ve-çek" fırsatı verirler. Amatör ve şipşak çekimler için idealdir.
      [*]Yansıtmalı aynası olmadığı için çekim sırasıda daha sessizdir.
      [*]Kompaktlar her enstantenede flaşla kullanılabilir.
      [*]Birçok fotoğrafçı elle ayarlanabilen kompaktlardeki net ayarı sistemini tercih etmektedirler.
    Dezavantajlar

    • Birçok kompakt makinenin en büyük zayıflığı yakın çekimlerdeki paralaks hatasıdır.
    • Kendiliğinden flaşı olan birçok modelde çekilen insan resimleri "kırmızı-göz" oluşturmaya yatkındır.
    • Konuyu objektiften bağımsız bir vizörden baktığınız için objektifin önünü kapatmışsanız bunu fark edemezsiniz.
    • Objektife takılan filtrelerin etkileri vizörden görülmez.
    • Kompakt fotoğraf makinelerini, elleri büyük olan insanların rahatça kullanması zordur.SLR sistemi: Büyük SLR markaları çok çeşitli objektiflere ve aksesuara sahiptir.

      Ayar düğmelerinin yerleşimi: Fotoğraf makinelerinin giderek daha otomatikleşmesi birçok ayar düğmesinin biçim ve yerleşiminde kökten değişiklikleri gerektirmiştir.

      Avantajlar
    Dezavantajlar

    • Çekim sırasında kompakt makinelerden daha çok gürültü çıkarır. Bunun nedeni bu tür makinelerde filmi pozlandırmadan önce, ışığı vizör ekranına yönelten yansıtmalı aynanın aradan çekilmesinin gerekmesidir.
    • SLR'lerin mekanik karmaşıklığı kompaktlardan daha çok arızaya neden olabilir.
    • Tam otomatik kompakt makinelere göre, daha ağırdır ve kullanımı zordur.
    • Genellikle pahalı makinelerdir.
    • Flaş senkronizasyonu, sadece belirli enstantaneler için mümkündür
     
  2. UquR

    UquR Üye

    Geçmiş yıllarda 1000$'lık kameralar, film kullanan normal bir fotoğraf makinesinin yerini alabilecek kaliitede çözünürlük ve renk vermekten yoksundu. Artık yeni yüksek çözünürlüklü ürünler film ve sayısal resimler arasındaki farkı kapatıyor.

    Bügüne dek bir sayısal fotoğraf makinesinin resim kalitesinden etkilenmediyseniz, henüz bu alandaki yeni nesil ürünlerden birisini görmemişsiniz demektir. Geçtiğimiz senelerde "giriş seviyesi" bir sayısal fotoğraf makinesi ancak 640x480 çözünürlükte sonuç verebilirken bu yıl aynı giriş seviyesi sınıfındaki ürünler klasik film tabanlı fotoğraflardan neredeyse ayırt edilmesi imkansız kalitede 1280x1024 çözünürlüklü resimler sunuyor. Kuşkusuz bu çözünürlüğün de üstüne çıkabilen sayısal fotoğraf makineleri var ama cüzdan ve akrep olayı derhal devreye giriyor.

    Bazı Kavramlar
    Şimdi bu işe meraklı olan ya da olmayan herkesin dikkat ettiği gibi piyasada satılan bu tip ürünlerin reklamlarında ortak olan bazı kriterler var


    Megapiksel: "Bir Megapiksel"in tam tanımı resmin bir milyon piksel içermesi olarak yapılabilir. Ancak biz kavramda tıpkı bu işin endüstrisinde olduğu gibi biraz daha esnek davranarak boyutlardan herhangi birinin (en ve boy) 1000 piksel içermesini yeterli kabul ediyoruz. Böylece örneğin 1024x768 çözünürlükte çekim yapabilen bir sayısal fotoğraf makinesi teknik olarak 768 bin 432 piksel içermesine karşın Megapiksel kategorisinde bir cihaz olarak değerlerndiriliyor. Son zamanlarda dikkat ettiyseniz artık 2 Megapiksel ve 3 Megapiksel sayısal fotoğraf makineleri sıklıkla bahsedilir oldu. Bu konuda diğer akıllara takılan bir olay da medya kavramı. İlk sayısal fotoğraf makineleri resimleri PC'ye aktarmak için hantal ve yavaş bağlantıları ile sinirimizi bir hayli bozuyordu. Şimdilerde yeni aygıtlar bu aktarımı kolaylaştırmak için taşınabilir depolama medyaları (flash bellek hatta Sony Mavica'larda olduğu gibi disket) kullanıyorlar.
    Çözünürlük: En az 1 Megapiksel
    Çektiğiniz reimleri Internet'teki homepage'inzide yayılamaktan başka bir amacınız yoksa 640x480 çözünürlük sizi idare edebilir ama bundan ötesi için en azından 1024x768 çözünürlük verebilen bir cihaz talep etmelisiniz. Bu da 1 Megapiksel kategorisi oluyor. Böylelikle

    Zoom:
    Arabirim ve Medya:
    Hem LCD ekran hem de Vizör Olsun
    Makro Modu olmalı:
    Çıkışlar Önelidir:
    Ah bir de değişebilir objektif olsa:
    Başka nelere ihtiyacım olacak:
    Resim Düzenleme Yazılımı:
    Yazıcı:
    Her ihtiyaca göre resimler
    Dijital fotoğraf makineleri, geleneksel film tabanlı makinelere göre bir çok avantaj sunuyor bizlere. Hemen akla gelen, film ve banyo parası derdini ortadan kaldırıyorlar. Kullanıcılar dijital fotoğrafçılığın hızına da hayran kalacaklar: Birkaç dakika içinde resimleriniz bir Web sitesinde yer almak, bir sunumda kullanılmak veya fiyatı şu günlerde giderek daha da ucuzlayan fotoğraf kalitesinde baskı yapanbilen bir yazıcınızdan çıkış alınmak üzere bilgisayarınıza aktarılmış oluyor. Ve her cihazda bulunan renkli LCD ekranlar da, çektiğiniz resmin saklanmaya değer olup olmadığını anında öğrenmenizi sağlıyor. Megapiksel kameraların bu kadar yaygınlaşmasından önce, film tabanlı fotoğrafçılık ile dijital resimler arasında ciddi bir kalite çekişmesi yaşanmıyordu. Hatta geçtiğimiz yılda pek çok dijital fotoğraf makinesinin film kullanan bir makine ile çekilmiş ve Visioneer PaperPort One Touch ile taranmış resimden daha kaliteli olarak çıktı verdiği görülmüştü. Bu sebepten her ne kadar 640x480 çözünürlükteki fotoğraf makineleri sıkça ortalarda dolaşıyor ve iyi satıyor olsalar dahi (örneğin Mustek VDC 200P), biz parası yeten kullanıcılara daha yüksek çözünürlüklü kameralara yönelmeleri tavsiyesinde bulunuyoruz. Resim kalitesi, boyut büyütme ile doğrudan ilişkili ve bunu da yüksek yoğunluklu CCD (charged-coupled device, tarayıcı ve dijital kameralarda veriyi bir arayan getiren yonga) sayesinde başarıyor. Nitekim en başarılı çekim resim çeken Kodak DC260 da 1.6 milyon piksel yoğunlukta CCD taşıyor. Bugün piyasada olan Kodak DC290 ise bu değerin daha da üstünde kullanım imkanı sunuyor.
    Piksel sayısı ve resim boyutu her ne kadar yakın ilişkide olsalar da resim kalitesinin esa belirleyicileri değiller. Mercek ve filtreler de çözünürlüğe katkıda bulunuyor. Bir diğer önemli faktör de resmin işlenmesine yardımcı olan algoritm. İşte bu yüzden aynı mercek, filtreler CCD'ye sahip Fujifilm MX-500'e, daha pahalı olan Fujifilm MX 700'den daha fazla puan verilmiş.
    Dijital ile normal fotoğraf makinesi arasındaki temel farklar
    Dijital ile normal fotoğraf makinesi arasındaki en temel fark hiç kuşkusuz resmileri kaydetme ortamlarında gizli.

    Klasik makineler bu işlem için film kullanırken dijital kameralar ise bilgisayar dünyasından aşina olduğumuz sayısal ortam sunan medyalar kullanırlar.

    Her iki tip cihazın da birbirlerine göre artı ve eksileri bulunmakta. İlk aklımıza gelen klasik fotoğraf makinesinin avantajı fiyatının aynı kullanım ortamını sunan bir dijital makineye göre çok daha ucuz olması. İkinci önemli avantajı ise dijital kameralarda olduğu gibi resim işleme süresinin uzun olmaması, klasiklerde resimleri birbiri ardına oldukça hızlı çekebilirsiniz. Öte yandan bu kez film banyosu, tab edilmesi için zaman kaybı ve ekstra para harcaması zorunluluğu dertler ve dezavantajlar hanesi yazılıyor. Oysa dijital makinelerde "filmi çek, kabloyu bağla bilgisayara, aktar" mantığı işlemekte. Buradan yola çıkarak klasik bir makine ile çektiğiniz görüntü önce banyo edilecek, ardından karta basılacak, takiben tarayıcı ile sayısal ortama geçirelecek. Tabii benim bilgisayar ortamında saklamak, işlemek, düzenlemek. Internet gibi amaçlarım yok diyorsanız orası ayrı. O zaman zaten siz dijital fotoğraf makinesinin hedeflediği kulllanıcı kitlesi arasında değilsiniz.Objektif Çeşitleri
    • Standart (normal) objektifler: 35mm format için standart objektif 50 ya da 55mm'dir. SLR satın alırken bu odak uzaklığındaki fotoğraf makinesinin fiyatına dahildir. Çektikleri görüntüler, aşağı yukarı çıplak gözle görülenin aynısı olduğu için standart objektif diye bilirler.

      Standart objektifler manzara ya da yarım-boy portreler gibi genel amaçlı fotoğraflar için mükemmeldir. Yine de yakın çekim bir yüz resmi için standart objektif kullanmayın; çünkü, konuya çok yaklaşmanız gerekeceğinden, makine engelleyici bir unsur olacaktır. Standart objektifler genelde en hızlı objektiflerdir ve maksimum diyafram açıklıkları geniştir (f1.4 gibi). Bu yüzden standart objektifler SLR netleme ekranında çok parlak bir görüntü oluşturular.
    • Balıkgözü objektif: Görüş açısı en geniş olan objektiftir. Balık gözü objektiflerde dikey ve yatay çizgiler anarmol şekilde bozulmalara (distorsiyon) uğrar. Kullanım alanları sınırlı olmakla beraber yaratıcı görüntüler elde etmek için kullanılırlar.
    • Geniş açılı objektifler: Standart objektifler ya da tele objektiflere göre daha geniş bir alanı görebilirler. Sonuç olarak netleme ekranında her şey olduğundan daha küçük görünür. Geniş açılar 35mm'den başlar 21mm'ye kadar iner. Bundan küçük geniş açılar, görüntünün kenarında biçim bozulmasına neden olabilir.

      Manzaralar, geniş panaromalar, etkileyici bir gökyüzü ve kalabalık sahneler için geniş açı idealdir. Sıkışık iç mekanlarda çalışırken de yararlıdır. Resimlerinizi çirkinleştirecek bir biçim bozulması (distorsiyon) istemiyorsanız, geniş açılı objektifleri yakın çekim portre resimlerinde kullanmayın.
    • Teleobjektif (Dar açılı objektif): Bu tür objektifler 75mm ile 1200mm arasındadır. 90 ile 250mm arasındaki bir teleobjektif en kullanışlı olanıdır. Yine de, 250mm'lik bir objektifin ağır olduğu ve makineyi elinizde tutarak fotoğraf çekerken, elin titremesinden dolayı resmin bozulmaması için, hızlı enstantane kullanmanız gerektiğini unutmayın.

      Vahşi hayvan ve doğa fotoğrafları gibi uzaktaki konuları yakına getirmekte, teleobjektifler mükemmeldirler. Ayrıca, orta ve arka planı büyütüp ön planı küçültükleri için de ilginç perspektif etkiler yaratırlar. Birçok fotoğrafçı 35mm'lik makinelerde yüzün bütününü gösteren portre çekimleri için 90mm'lik objektifleri ideal sayar.
    • Zoom (Değişken odaklı) objektifler: Kompakt fotoğraf makinesi almak istiyorsanız 35 ile 90mm arasında zoom yapabilen sabit objektifli bir makine, imkanlarınızı artıracaktır. SLR sahipleri içinse, oratalama 24-35mm, 28-50mm, 35-70mm, 80-210mm, 200-600mm'lik zoom objektifler vardır. Zoom objektifle, minimum ve maksimum değerleri arasındaki odak uzaklıklarında, tıpkı odak uzaklığına sahip sabit odaklı odjektifler gibi işlev görürler. Yine de, sabit odak uzaklığı olan objektiflerin optik kalitesi, zoom objektiflerden daha iyidir. Ayrıca zoom'kar sabit odaklı objektiflerden çok daha ağırdır.
    • Makro objektifler:
    • Perspektif kontrollü kaydırmalı objektif:
    • Aynalı objektif:
    Objektif hızı

    Objektifin maksimum diyafram açıklığı ne kadar fazlaysa, objektif o kadar hızlı demektir. Objektif hızı özellikler SLR kullanlar için önemlidir. Çünkü, SLR'lerde vizördeki görüntünün parlaklığı objektiften giren ışığın miktarına bağlıdır. Ayrıca, geniş bir diyafram açıklığı loş ışıkta resim çekebileceğiiniz anlamına gelir. Genellikle, odak uzaklığı arttıkça objektiflerin hızı azalır.
    Işık, fotoğrafçının en önemli malzemesidir. Fotoğraf makinenizi tanıdığınız kadar, ışığın nasıl davrandığını da iyi bilmeniz gerekir. Işığın rengi ve aydınlatma biçimi önemlidir. Piyasada satılan filmlerin büyük bölümü gün ışığında kullanıldıklarında doğru renkler verecek biçimde üretilmişlerdir. Ancak gün ışığının rengi hep aynı değildir. Sabah çok erken saatlerde ve gün batımı yaklaştığında, günışığı renk değiştirir. Film ışıktaki renk değişimlerine karşı gözlerimizden çok daha fazla duyarlıdır. Bu nedenle, sabah çok erken saatlerde çekilen fotoğraflar mavi-mor, gün batımı yaklaştığında çekilen fotoğraflar daha kırmızı tonlarda çıkar. Aynı şekilde, ampul ışığı ile aydınlanmış mekanlar bize normal görünse de, böyle yerde flaşsız çekilen fotoğraflar turuncu çıkar! Bu ille de bir hata demek değildir. Işıktan dolayı fotoğrafta belli bir rengin hakim olması, fotoğraflara özel bir duygu da katabilir. Işığın konuya hiç bir engelle karşılaşmadan, doğrudan ulaşması (örneğin bulutsuz bir gökyüzünde parlayan güneş ya da flaş ışığı), çok sert gölgeler oluşturur. Konu üzerinde ışığı alan ve almayan bölümler arasında çok büyük bir ton farkı olur. Buna yüksek kontrast adı verilir. Işık kontrastının yüksek olması fotoğraflarda genellikle çok dramatik bir sonuç verir. Dramatik etkiyi arttırmak için gün ışığının geliş yönü ile dik açı oluşturarak fotoğraflar çekebiliriz. Böylece konunun bir yanı aydınlık, diğer yanı gölge olacaktır. Dramatik etkiyi azaltmak için ise, güneşi arkanıza alarak konunun aydınlıkcephesini görüntüleyebilir, ayrıca fotoğraf makinanızda varsa, dolgu flaşı özelliğini kullanabilirsiniz. Dolgu flaşı, gün ışığında bulunmanıza karşın flaşın çakması ve sert gölgeleri yumuşatmasıdır.Tüm dünyada insanların büyük bir çoğunluğu renkli negatif film kullanmaktadır. Çünkü, renkli negatif film daha ekonomiktir, baskı yaptırılması, çoğaltılması paylaşılması kolaydır. Kişisel beğenilere bağlı olarak siyah-beyaz filmlerde kullanılabilirler. Siyah-beyaz fotoğraflar daha çok sanatsal görünse de banyo işlemi dahazordur. Çekilen fotoğraflar bir projeksiyon makinesi ile perdeye yansıtılarak izlenmek isteniyorsa, diapozitif ya da slayt film kullanılması gerekir. Ancak diapozitif film ile hatasız fotoğraf çekmek biraz daha zordur. Film satın aldığınızda, kutusunun üzerinde bazı değerler görürsünüz: ISO 100, ISO 400 gibi. Bu değerler filmin hızı, yani ışığa duyarlılığı ile ilgilidir. Eğer hiçbir tercih belirtmezseniz, satıcı size büyük olasılıkla ISO 100 değerinde, normal hızlı bir film verecektir. Ancak, normal hızlı film bol ışıklı ortamlarda iyi sonuç verirken, ışığın az olduğu ortamlarda, gece çekimlerinde, ve hareket dondurmak istediğiniz (spor karşılaşmaları vb.) durumlarda yetersiz kalabilir. Böyle durumlarda daha yüksek hızlı bir film kullanabilirsiniz. Bu sayede daha karanlık ortamlarda fotoğraf çekebilir, hızlı hareket eden insanların ilginç görüntülerini yakalayabilir, gece çekimlerinde flaşla daha uzak mesafeleri aydınlatabilirsiniz. Yüksek hızlı film kullanmanın tek sakıncası, fazla büyütülen fotoğraflarda, görüntüyü oluşturan taneciklerin biraz kumlu görünmesidir. Ancak son yıllarda film üretiminde meydana gelen teknolojik gelişmeler sayesinde bu sorunda ortadan kalkmaktadır. Bu nedenle, sağladıkları avantajları dikkate alarak genelde daha yüksek hızlı filmler önerilir.Karanlık ortamlarda ise flaş, çok dikkatli kullanılması gereken bir ışık kaynağıdır Objektifin görüş açısı ile aynı yönde ışık verdiğinden, meydana gelen aydınlatma güçlü bir el fenerini karanlıkta bir insanın yüzüne tututuğunuzda elde edeceğiniz aydınlatmanın neredeyse aynısıdır. Gölgeler serttir. Herşey önden aydınlandığı için derinlik duygusu yoktur. İnsanlar, nesneler hacimsiz görünürler. Karşınızda yansıtıcı bir yüzey varsa rahatsız edici parlamalar oluşabilir. Ayrıca, insanların gözlerinde ünlü kırmızı göz etkisi oluşabilir. Yakındaki nesneler çok aydınlık, arkalardaki nesneler çok karanlıktır. Kısacası, flaş aslında iyi bir ışık kaynağı değildir. O halde: Zorunlu kalmadıkça flaş kullanmayın. Makinenizde kımızı göz önleme sistemi varsa, insan fotoğrafları çekerken devreye sokun. Yoksa, çekimden hemen önce güçlü bir ışık kaynağına bakmalarını sağlayın, ya da çekim sırasında objektife baktırmayın. Flaşınızın etki uzaklıklarını makinenizin kullanım kılavuzundan öğrenin ve daha uzakta yer alan konuları çekmeyin. Flaşın etki uzaklığının kullandığınız filmin hızına bağlı olarak değiştiğine dikkat edin. Daha uzaklarda yer alan konuları (örneğin kalabalık grupları) görüntülemekte zorluk çekiyorsanız, daha yüksek hızlı bir film kullanın.
     

Bu Sayfayı Paylaş