Finans, Ekonomi ve Borsa terimlerinin Türkçe tanımları ve İngilizce karşılıkları

'İktisat' forumunda UquR tarafından 9 Ekim 2008 tarihinde açılan konu

  1. UquR

    UquR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Finans, Ekonomi ve Borsa terimlerinin Türkçe tanımları ve İngilizce karşılıkları konusu Finans, Ekonomi ve Borsa terimlerinin Türkçe tanımları ve İngilizce karşılıkları

    Finans, Ekonomi ve Borsa terimlerinin Türkçe tanımları ve İngilizce karşılıkları

    A
    ACENTA (agent) :
    Acentalık sözleşmesi çerçevesinde, sadece sermaye piyasası araçlarına ilişkin alım ve satım emirlerinin aracı kuruma iletilmesine ve gerçekleşen emirlerin tasfiyesine aracılık eden gerçek kişi veya ticaret şirketleridir.

    ACİZ (insolvency) :
    Borçların, vadesi gelmesine rağmen ödenememesi durumudur. Böyle bir durumda, alacaklı borçlunun borcunu ödeyemeyecek durumda olduğunu mahkemeye bildirir, borçlu ise, acz içinde olduğunu ileri sürerek mahkemeden iflasını isteyebilir.

    ACİZ VESİKASI :
    Borçlunun kanuni yönden takip edilen alacağı ödemeye yeterli malı bulunmadığına dair İcra Dairesi tarafından verilen resmi belge. "Kesin" ve "geçici" olmak üzere iki çeşittir. Kesin aciz vesikası, borçlunun kovuşturulan alacağı tamamen veya kısmen ödeyemeyecek durumda olduğunu kesin şekilde gösteren belgedir. Geçici aciz vesikası ise borçlunun yeterli malı bulunmadığı hallerde haczedilmiş mallara takdir edilen kıymetle alacak miktarı arasındaki farkı gösteren tutanaktan ibarettir. Alacaklıya, borçlunun mallarına bu fark kadar haciz konulması hakkını verir ve malların satışından sonra bu vesika geçerli olmaz. Yerine kesin aciz vesikası alınır.

    AÇIĞA DAYALI HARCAMA (deficit spending) :
    Bu politika ile, ekonominin durgunluk veya daralma dönemlerinde, toplam talep artırılarak, durgunluktan çıkılması hedeflenir.

    AÇIĞA SATIŞ (short selling) :
    Sahip olunmayan menkul kıymetlerin ödünç alınmak sureti ile satılmasıdır. Yani, yatırımcıların portföylerinde bulunmayan ve fiyatları düşme eğiliminde olan hisseleri satması ve hisseyi daha alt fiyat seviyelerinden alması olarak gerçekleştirilir.

    AÇIK BONO (blank bill) :
    Tutarı ve hamili belli olmayan, sadece açığa imza atmak suretiyle düzenlenen bonodur.

    AÇIK EKONOMİ (open economy) :İthalat ve ihracat üzerinde hiçbir sınırlanmanın bulunmadığı ekonomidir.

    AÇIK EKSİLTME (auction by underbidding) :
    Satın alınacak mala en düşük fiyatı verecek satıcıyı bulmak için uygulanan yöntemdir.

    AÇIK FİNANSMAN (deficit financing) :
    Bütçe açığının, yapılan borçlanmalarla kapatılması (harcamaların gelirlerden fazla tutulması) yöntemi olup, istihdamı artırmak ve ekonomik hayatı canlandırmak için uygulanır.

    AÇIK KABUL (acceptance in blank) :
    Poliçeyi düzenleyenin imzası olmadan, poliçenin muhatap tarafından kabul edilmesidir.

    AÇIK KREDİ (open credit) :
    Yüksek moralite ve kredibilitesi bulunan bir şahıs veya firmadan, kefalet ve teminat istenmeksizin, sadece imzası ile kullandırılan kredidir. Böyle bir durumda krediyi kullanan şahıs veya firma, tüm mal varlığı ile alacaklıya karşı sorumludur.

    AÇIK POZİSYON (short position) :
    Vadeli işlem piyasalarında alınmış ve henüz kapatılmamış pozisyonlara denir. Bankacılık da, döviz pozisyonunun aşılarak döviz toplanması, TL.'ye çevrilerek kredi kullandırılması anlamında kullanılır.

    AÇILIŞ FİYATI (opening price) :
    Menkul kıymetin borsada işlem gördüğü ilk fiyattır.

    ADAT :
    Faiz hesaplamalarında kullanılan ve borç bakiyenin faize esas gün sayısı ile çarpılıp yüze bölünmesi sonucu bulunan tutar.

    ADİ ŞİRKET (partnership) :İki veya daha fazla kişinin, ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, belirli bir ortaklık sözleşmesiyle kurdukları şirkettir. Adi şirketlerin tüzel kişilikleri, ünvanları ve ticaret siciline kayıt zorunlulukları bulunmamaktadır. Ayrıca, iflasa tâbi değildirler.

    AĞIRLIKLI ORTALAMA (weighted average) :
    Dizi içindeki her bir birimin, kendi ortalamasıyla ayrı ayrı çarpıldıktan sonra alınan toplamın, ağırlık toplamına bölünmesi ile elde edilen ortalamadır. Özellikle indeks hesaplamalarında yaygın bir biçimde kullanılırlar.

    AĞIRLIKLI ORTALAMA FİYAT (weighted average price) :
    Bir hissenin seans boyunca işlem gördüğü her fiyat seviyesindeki işlem miktarları ile çarpılması ve çıkan her rakamın basit ortalamasının alınmasıyla hesaplanır. Hissenin tavan ve taban fiyatları hesaplanırken, o hissenin bir önceki seanstaki ağırlıklı ortalama fiyatından faydalanılır. Formülü:
    AOF= (f1*i1 + f2*i2 + f3*i3.....) / (i1+i2+i3+................)
    f: fiyat seviyesi i: işlem miktarı


    AHZU KABZ :
    Bir alacağın tahsili, ya da bir miktar paranın alınması veya kasa hesabına kaydı demektir. Bir kimsenin temsilcisi veya vekili sıfatıyla akit yapan kişi, kendine ayrıca yetki verilmemişse, temsil ettiği kişi adına bir tahsilat yapamaz.
    Örneğin herhangi bir alacağı dava için avukata verilen temsil yetkisi, dava kazanılmış olsa da parayı ahzu kabz edemez. Verilen vekalette parayı almaya da yetki (ahzu kabza yetki) verilmiş olması lazımdır (HUMK. M. 63). Kanun, sadece davayı takip için yetki verilen avukata hasım tarafın sorumlu tutulduğu yargılama masraflarını ve takip ücretlerini alma yetkisini vermiştir. Avukatın dava konusu için bir miktar avans aldığı varsayımına göre bu hüküm kabul edilmiştir.
    Ticari mümessiller, temsil ettikleri işletme sahibinin ticari işlerinden alacaklı oldukları mal ve paraları ahzukabza yetkilidirler.
    Diğer taraftan; Para çekmek isteyen üçüncü şahıslar adına vekaletname ibraz edecek kişilerin ahzukabza yetkili olup olmadıklarını bankalar dikkatle araştırmak zorundadırlar. Genel ya da özel vekaletnamelerde açıkça bu kayıt bulunmazsa ödeme yapılamaz.

    AJUR :
    Muhasebede kullanılan bu terim, muhasebe kayıtlarının, defter değerlerinin günlük olarak tutulup kapatıldığı, işlemlerin günü gününe deftere işlendiği, başka deyişle kayıtların güncel olduğu anlamına gelir.

    AKREDİTİF (letter of credit) :
    Bir bankanın belirli bir miktar ve belirli bir süre için, üçüncü bir kişi lehine, nezdinde kredi açması için yabancı ülkelerdeki muhabir bankaya gönderdiği mektuptur. Bankanın riske girmesi dolayısıyla, bir tür kredidir.

    AKSEPTANS :
    Akseptans, kabul demektir. Kabul işlemlerine tacirler arasındaki ilişkilerde ve bankacılıkta rastlanır. Bir poliçe, muhatabı tarafından kabul edilerek kabulümdür diye imzalandıktan sonra, daha kolay kırdırılabilir. Bankalar da poliçeleri kabul ederek gerektiğinde borçlunun yerine ödeme yapmayı taahhüt edebilirler. Buna Banka akseptansyonu denir. Banka tarafından kabul edilmiş bir poliçe elbette sağlamdır. Akseptans işlemlerine en çok dış ticarette ve uluslararası mali ilişkilerde başvurulmalıdır.

    AKTİF KARLILIĞI ORANI :
    Aktiflerde yapılan yatırımın net karlılığını göstermektedir. Yüksek çıkması olumlu olmakla birlikte, yapılan yatırımın özkaynaklarla mı, yabancı kaynaklarla mı yapıldığı önemli bir etkendir. Formülü:
    Aktif Karlılığı Oranı = (Net Dönem Karı) / (Toplam Aktifler)

    AKTİFLER :
    Bir şirketin sahip olduğu bütün varlıkları (hazır değerleri, alacakları, stokları, duran varlıkları) ifade eder.

    AKTİF/PASİF YÖNETİMİ :
    Banka bilançosundaki aktif ve pasif kalemler ile bilanço dışı kalemlerin düzeylerinin, bileşimlerinin ve değişimlerinin plânlanması, malî risklerin kontrol altına alınması gibi temel bazı yükümlülüklerin yerine getirilmesi suretiyle gerçekleştirilen banka yönetimi.

    AKTÜER :
    Sigorta şirketlerine prim belirlemede ve ödeme güçlerine paralel olarak verebilecekleri tazminatların saptanmasında cı olan hayat sigortası istatistikleri uzmanıdır.

    ALACAK DEVİR HIZI (accounts receivables turnover rate) :
    Şirketin satışlardan doğan alacaklarını tahsil ettiği hızı gösterir. Genelde devir hızının yüksek olması ve artması iyi bir gösterge olarak yorumlanabilir. Formülü:
    ADH= (Net Satışlar) / (Kısa Vadeli Ticari Alacaklar)

    ALICI PİYASASI (buyer's market) :
    Talebin arzdan az olduğu ve fiyatları tüketicinin belirleyebildiği piyasadır.

    ALIŞ KURU (buying rate) :
    Piyasa belirleyicilerinin dövizi aldığı fiyattır.

    ALİVRE :
    Alivre, sonradan teslim anlamına gelen Fransızca bir kelimedir. Ticarette alivre; mahsul henüz tarladayken ve yetiştiği zaman teslim edilmek üzere, önceden pay verilerek yapılan satış olup mukaveleye göre satıcının, satılan bir malı belli bir vade içinde teslim etmeyi yüklenmesidir. Alıcı, örneğine bakarak o anda bulunmayan malı teslim tarihinde daha fazla fiyata satarak kar etmek düşüncesiyle alır, satıcı da teslim tarihinde tedarik edeceği malı daha ucuza mal edeceği düşüncesinden hareket eder. Her iki tarafın da amacı yapılan satış anlaşmasından kar sağlamaktır.

    ALONJ (alonge) :Çek ve senetlerin arka yüzünde, işlem yapmak için yer kalmaması halinde, işlem yapmak veya cirolamak amacıyla eklenen kağıt parçasıdır.

    ALTIN ANKESİ (gold encaisse) :İhtiyat amacıyla, Merkez Bankalarının kasalarında bulundurdukları altın stoğuna verilen addır.

    ALTIN PİYASASI (gold market) :
    Altının, alıcılarının ve satıcıların bir araya geldiği, alım-satım işleminin yapıldığı, Menkul Kıymetler Borsası tarzında olan borsadır.

    ALTIN VE KIYMETLİ MADENLER FONU (Golden and Precious Metals Funds) :
    Portföyünün en az %51’ini altın ve diğer kıymetli madenlerin oluşturduğu fonlardır.

    AMBARGO (embargo) :
    Belirli bir mal veya hizmetin ihraç edilmesine veya ithalatına, Devlet veya yetkili makamlar tarafından yasaklama getirilmesidir.

    AMORTİSMAN (depreciation amortisation) :
    Bir firmada, bir yıldan daha fazla süre kullanılacağı düşünülen ve değer düşüklüğü yaşanabilecek olan gayrimenkul, makine, teçhizat, gibi değerlerin, bir yıl içinde uğradıkları değer kayıplarının, üretilen malların maliyetlerine yansıtılması veya gider yazılması işlemidir. Çeşitli uygulama istisnaları mevcuttur.

    AMORTİSMAN KARŞILIKLARI (capital consumption allowances) :
    Malların zaman içinde aşınma, eskime, yıpranma gibi nedenlerle elden çıkmasına karşılık olarak bilançoda ayrılan paylardır.

    ANKES (encaisse) :
    Taahhütleri yerine getirmek amacıyla, her an hazır bulundurulması gereken nakit paradır. Ayrıca emisyon yapmaya yetkili bankaların çıkardıkları banknotlara karşılık kasalarında hazır bulundurdukları gümüş ve altın paraların toplamını ifade eder. Bankacılıkta ise Şubelerin kasasında bulundurduğu nakit para.

    ANONİM ŞİRKET (incorporated company) :
    En az 5 gerçek ya da tüzel kişi tarafından şirket sözleşmesinde yazılı konularda faaliyette bulunmak üzere kurulmuş olan ve esas sermayesi belli paylara bölünmüş olan sermaye şirketleridir. Anonim şirketlerde ortakların sorumluluklar taahhüt etmiş bulundukları sermaye tutarları ile sınırlıdır.

    ANÜİTE :
    Anüite sözcüğü latince annus=yıl sözcüğünden gelmektedir. Terim olarak, belirli bir dönem boyunca, eşit dönem aralıklarında eşit tutarlarda ve dönem sonlarında yapılan yatırım veya ödemelerin (nakit akımları) gelecekteki değeri ya da bugünkü değerini hesaplama yöntemi.

    ANTİDAMPİNG VERGİSİ :
    Dış ticarette damping yaparak haksız rekabet uygulayan ülkelere karşı başvurulan bir yöntem. Damping uygulamasından gümrük tarifeleri etkinliğini kaybeder ve yerli üretim korumadan yoksun kalır. Bu durumda yerli üretimi korumak için dampingle gerçekleştirilen fiyat indirimine eşit bir gümrük vergisi konur.

    ANTİTRÖST YASALARI :
    Piyasadaki haksız ya da tekelci sayılan uygulamaları kısıtlayan yasalar. Firmalar arası rekabet koşullarını çeşitli yasalar aracılığıyla korumaya yönelik en uzun ömürlü politika, ABD«de uygulanmaktadır. Bu tür yasaların ilki ve en ünlüsü ticareti kısıtlayan her birleşme ya da sözleşmeyi yasadışı sayan 1890 tarihli Sherman Antitröst Yasası«dır. Buna göre eyaletlerarası ticaret kurallara bağlanmış, hem iç hem de dış ticareti kısıtlayıcı her tür uygulama kanun dışı ilan edilmiştir.

    ANTREPO (warehouse) :
    Gümrük vergisine tabi olup, henüz vergi ve resimleri ödenmemiş malların korunduğu depolardır.

    APEL :
    Türk Ticaret Kanunu'nun 285. maddesi gereğince bir anonim şirketin kurulabilmesi için dörtte bir sermayesinin peşinen yatırılmış olması gerekmektedir. Sermayenin geriye kalan kısmının, belli oranlarda ve zamanlarda ortaklardan istenilen taksitlerine apel denir.
    Sermaye koyma borcunu yerine getirmeyen (apellerini ödemeyen) ortak iştirak taahhüdünden ve yaptığı peşin ödemelerden doğan haklarını kaybedebilir ve yerine başka ortak alınabilir.

    ARACI KURUM (brokerage house) :
    Sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunmak üzere, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından aracılık yetkisi verilmiş şirketlerdir.

    ARAMAL (intermediate goods) :Üretim sürecinde, hammadde ya da son ürün olan maldır.

    ARBİTRAJ (arbitrage) :
    Döviz piyasasındaki ya da ülkeler arasındaki faiz oranlarındaki farktan yararlanmak üzere yapılan kısa vadeli ve bir piyasadan alım yapıp, diğerinde satmak amaçlı işlemdir.

    ARİTMETİK ORTALAMA (arithmetic mean,Average) :
    Ortalaması alınacak sayıların toplamının, toplam terim adedine bölünmesi ile bulunan değerdir.

    ASİT-TEST ORANI (acid-test ratio) :
    Cari likit aktiflerinin (nakitler, menkuller, vb.) kısa vadeli borçlara oranıdır. Nakte en hızlı dönüşen kalemleri kapsar. Förmülü:
    (Hazır Değerler + Menkul Değerler Cüzdanı + Ticari Alacaklar + Diğer Alacaklar) / (Kısa Vadeli Borçlar)

    A TİPİ YATIRIM FONU (A type mutual fund/investment trust) :
    Portföy değerinin en az %25’ini hisse senetlerinde tutma zorunluluğu olan yatırım fonlarıdır.

    AVAL :
    Kambiyo senetlerinden doğan bir borca, üçüncü bir kişinin kefil olması. Bu kişiye ise, 'aval veren' denir.

    AVİSTA :
    Poliçelere "görüldüğünde" ödenmek üzere anlamında konan terimdir.

    AYI PİYASASI (bear market) :
    Gelecek hakkında karamsarlığın ve fiyatlarda düşme olacağı beklentisinin hâkim olduğu piyasalardır. Bu beklentinin hakim olduğu piyasalarda, yatırımcılar, ileride daha düşükten alınabileceğini düşünerek satım yaparlar
     
  2. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Paylaşım için teşekürler...
     
  3. Google

    Google Özel Üye

    paylaşım için teşekkürler
     

Bu Sayfayı Paylaş