Feodal toplumun genel özellikleri nedir?

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda Kayıtsız Üye tarafından 27 Mart 2011 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Feodal toplumun genel özellikleri nedir? konusu Feodal toplumun genel özellikleri nelerdir?
    Feodal toplum özellikleri hakkında bilgi verir misiniz?
    Feodal toplumların özellikleri nedir?
     
  2. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    FEODAL TOPLUM


    Feodal toplumda üretim ilişkilerinin temelini; senyörün (derebeyin) toprak üzerindeki mülkiyet hakkı ile, serf (toprak işçisi) üzerindeki sınırlı mülkiyet hakkı oluşturuyordu. Tüm üretimin nesnel amacı ise senyörlere rant ödenmesiydi. Bu rant senyörün, ailesinin ve hizmetçilerinin kişisel gereksinmelerini karşılıyordu. Köylülerin (ve zanaatçıların) gereksinmelerinin karşılanması, senyör açısından üretimi sürdürmek ve feodal işletmeyi yaşatabilmek için gerekliydi. Tamamen köylü emeğinin sonucu olan ürün üç kısma ayrılıyordu: 1. Senyörün kendine mal edindiği kısım 2. Köylü ve ailesinin geçimi için gerekli olan kısım 3. Emek üretkenliğinin yükselmesi ile beslenmek için gerekli asgari miktardan fazla olarak köylünün elde edebildiği ortak ürünün bir kısmı Son iki kısım gerekli ürünü, birinci kısım ise artı ürünü oluşturuyordu. FEODALİZMİN OLUŞUMU Yaklaşık olarak 5. yy ile 11. yy arası feodalitenin başlangıçtaki biçimlenme (Yukarı Ortaçağ) dönemidir. 5. ve 6. yy’larda büyük toprak sahipleri topraklarının bir kısmını küçük tarlalar halinde yoksul köylülere veriyorlardı, karşılığında köylü ürünün bir kısmını veriyor ve onun hesabına belirli bir iş yapıyordu. Tarla ilk zamanlar belirli bir süre için, zaman içinde yaşam süresince verilmeye başlandı. Bazen de tasarruf hakkı babadan oğula geçebiliyordu. Bu ‘PRECES’ sistemi idi. Feodal sistemin ilerlemesiyle toprak ilişkilerinde de bir alt üst oluş yaşandı. Bu dönemde toprak artık özel mülk olarak verilmiyordu. Egemen sınıfın temsilcileri ancak kendi topraklarında silah altına alınan birliklerin başında kralın ordusuna hizmet etmek koşuluyla malikane veya yurtluk denilen topraklara sahip olabiliyorlardı. Mülkiyetin bu koşullu biçimine ‘GEDİK’ deniliyordu. Gedikler miras konusu olamıyor ancak yaşam boyunca veriliyordu. Askeri görevler yerine getirilmez ise bu topraklar geri alınıyordu. Bu sistem de 9. ve 10. yy’lar boyunca değişikliğe uğradı ve askeri gedik kalıtsal nitelik kazanarak, ‘FRANC-ALLEU’ denilen biçime dönüştü. Artık bütün toprak sahipleri daha güçlü bir senyör (Metbu) karşısında bağımlılığı kabul etmek ve kendisini onun vasalı ilan etmek zorundaydı. Vasal senyöründen bir yurtluk alıyor ve silahlarını onun hizmetine veriyordu. En yukarıda ise kraldan başka metbu tanımayan feodaller bulunuyordu. Zamanla demir işletmelerinin yetkinleşmesiyle ağır ve hafif sabanlar ve tarım aletleri yaygınlaştı. Bu durum üretkenliğin artmasına yardım etti. Üç yıl süreli almaşık ekim giderek yaygınlaşıyordu. Bağlar genişliyor ve buna bağlı olarak üzüm sıkmacı yetkinleşiyordu. Bu dönemde başka yeni tesisler, özellikle yel değirmenleri ortaya çıktı. Yine bu dönemde zanaat mallarına olan gereksinmeler ise yerel üretimle karşılanıyor ve istisnalar dışında kendi yöresinde tüketiliyordu. Köylü emeğinin üretkenliği arttıkça ve tarım tekniğinin düzeyi yükseldikçe senyörler de üretimin ağırlık merkezini köylü işletmelerine kaydırmayı daha karlı bulmaya başladılar. Böylece feodal rantın ikinci biçimi olan ayni rant ortaya çıktı. Fakat Yukarı Ortaçağ’da angarya, yükümlülük ödemenin en yaygın biçimiydi, ayni rant ise bir istisna oluşturuyordu. Kentlerin gelişmesi sonucu rantın para olarak ödenmesi birinci derecede önem kazandı. Artık senyör kendi yurtluğunda üretilmeyen nesnelerle ilgileniyor ve onları satın almak için serflerden para sağlaması gerekiyordu. Feodal üretim tarzı, her ne kadar çalışan çoğunluğun egemen azınlık tarafından sömürülmesine dayanıyorsa da, serfin küçük bir ekonomisinin olması ve bu yüzden emeğinin sonucuna ilgi duyması feodal toplumun üretici güçlerinin gelişmesini sağlıyordu. FEODALİZMİN GELİŞME ÇAĞI Kesin olarak kurulmuş feodalitenin (yaklaşık olarak 11. ve 16. yy’lar arası) niteleyici yönü kentlerin zanaat ve ticaret yığınakları, ticari üretim merkezleri olarak hızla ilerleyişidir. Bu dönem tarımla zanaatın birbirinden ayrılmaya başladığı bir dönemdir. Birçok köylü senyöre ayni rantı yalnız tarım ürünü olarak değil zanaat eşyası olarak da ödüyorlardı
     

Bu Sayfayı Paylaş