Fatiha'nın 7 Kapısı

'Dualarımız Dua paylaşımları' forumunda DilzaR tarafından 12 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. DilzaR

    DilzaR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Fatiha'nın 7 Kapısı konusu
    Fatiha bir kapıdan girişin resmini oluşturuyor, hissettiriyor, yaş(at)ıyor...


    1. Bismillah: Kapının beri tarafındasın, evvelâ izin istemen gerek.. Kapının ardında kim var? Kapının önündeki kim? İçeriye davet eden kim? İçeriye girecek kim? “besmele” bir müsaade isteme tavrıdır... Allah’ın adıyla, Rahman Rahîm O.... Kapıya dayanan, kapıyı çalan, önce kimliğini benimsetiyor kendine, kendini tanımlıyor, haddini biliyor.. “Ben bana ait değilim.” “Ben bende değilim!” Tevazu’yu giyiniyor. Kendi adından vazgeçiyor. Başkası adına çalıyor kapıyı. Bir başkasının ismiyle, Allah’ın ismiyle eşikte duruyor.. Kapıyı çalan, aciz ve fakir, kendi kendine yetmiyor; kendisi kendine ait değil.. Kapı ise Allah’ın.. Kapının önünde ve ardında O’nun hükmü geçiyor, O’nun mülkü uzanıyor.. Rahman ve Rahîm O: seni varlık kapısından içeri çağırmaya muhtaç değil; kulun kendisine muhtaç olmasına bile muhtaç değil! Kul kendine muhtaç olmasaydı, kapıya dayanmasaydı, kendisinde bir eksiklik, bir mutsuzluk, bir hoşnutsuzluk hali olmayacaktı. Kimse de hesap soramayacaktı.. Hiç kimseye muhtaç olmayan Rahman’ın her şeye muhtaç olana açtığı kapıdır rahmet..

    2. Elhamdülillah: Herşeye muhtaç olanın hiç kimseye muhtaç olmayana söyleyeceği ancak teşekkürdür.. Sonsuz bir minnettarlıktır duyacağı.. Mahçuptur kendisine yapılan muamele karşısında. Hiç ummadığı, hiç beklemediği, hiç hak etmediği iltifatlar görmektedir. Hamd O Allah’a ki O Rabbidir âlemlerin.. Alemler sırf seni karşılamak için, sırf seni memnun etmek için terbiye edilmekte, çekip çevrilmektedir.. Hiç yoktan var edilenin, kendisini hiç yokken var edene söyleyeceği tek şey, söylediği halde asla bitiremeyeceği, asla sonuna gelip doyamayacağı tek şey teşekkürdür.... Varedilen varlığının hiç bir cüzünü, hiçbir parçasını yanı sıra getirmiş değildir; yoktan varedilen yoktan var edene hiçbir sermaye katmış değilir, yok olanın, hiç ortada olmayanın, yoktan var edene katkısı olmamıştır; yok olan ve yok olduğunun farkında olmayan, var edilme arzusunu bile dillendiremeyen kendisini yoktan var edene bir işaret olsun göndermiş değildir ki, O’na borcuna bir sınır koysun....

    3. ErRahmanirrahîm.... Her şeye muhtaç olarak varlığa dahil olanın ilk gördüğü, üzerinde tecelli eden sebepsiz merhamettir.. Hem kendisine acınmıştır; hiç yokken, yokluğunu bile farkedemediği unutulmuşluklardan çekip alınmıştır, hem de acıdıklarına acınmıştır; mutluluğunu bir anda yok edebilecek, huzurunu hemen dağıtabilecek kırılganlıkları olan nice sevdikleri de hesapsız ve sebepsiz mutlu edilmektedir. Hem merhamet görmektedir, hem merhamet göstermek istediklerine merhamet gösterilmektedir. Varlığın göğsünde çarpıp duran görünmez bir kalp gibidir rahmet.. Rahmandır Allah; herkese her zaman şefkat etmektedir. Rahîmdir Allah, herkesin içinde her bir şeye özel olarak da şefkat etmektedir. Herkese birden şefkat etmesi, herkese ayrı ayrı şefkat etmesine engel değildir. Herkes O’nun rahmetine, bütün çiçeklerin hep birlikte güneşten beslenmesi gibi, hep birlikte muhatap olmaktadır; çünkü Rahmandır. Ama herkes, her bir çiçeğin güneşten kendine özel renkler devşirmesi gibi, kendini biricik eyleyen biçimler bürünmesi gibi, biricik ve bitanecik olarak rahmete muhatap olmaktadır; çünkü Rahîmdir.

    4. Mâlik-i yevmiddîn.... Din günün sahibi O.. Buradaki varlığın, başka ve ebedî bir varlığa yolculanman adınadır. “din günü” içindesin.. Hesaba çekilebilir bir haldesin. Başına buyruk var değilsin. Sorumluluk sahibisin.... Bu varlık bir koza; sonsuzun kelebeklerine gebe.. Adımların her daim kıldan ince kılıçtan keskin bir sırat üzerinde. Yaşamanın ölçüleri sonsuza ayarlı, sonsuzca yansımaya ayarlı.. Sözlerin ve hallerin ötelerdeki bir ayineye düşüyor her dem; yansıması sonsuzda; yüzün başka bir âlemin nazarına düşüyor... Burası burdan ibaret değil, sen buradasın ama burada kalmayacaksın. Buradasın, ama buraya razı olamazsın..

    5. Yalnız sana kulluk ederiz: minnettarlığın en güzel ifadesi... Minnettarlık kapısından girişin en güzel ifadesi. Hamd etmenin, teşekkür etmenin zirvesi.

    6. Yalnız senden yardım dileriz: merhametinin her şeye yettiğinin ifadesi.. Başka kimsenin acımasına muhtaç değiliz.. Sen yetersin bize, her birimize, hepimize.. acılarına da acıdıklarına da Rabbin yeter. Merhamet kapısından içeri alıyor sevdiklerimizi ve sevindirmek istediklerimiz.

    7. Sırat-ı müstakîme hidayet eyle bizi: Hesabımızı ancak böyle veririz.. Üzerlerine gazab indirilmiş olanların kalarak değil. Sapmışların yoluna düşerek hiç değil.. Mesuliyetin hakkını ancak böyle verirsin işte. Hidayet ki en çok sorumlu olduğun yükü omuzlarından hafifleştirir. Dağların çekindiği, göklerin kabul etmediği emanet sorumluluğunu hidayet kapısının eşiğinde kelebekler gibi eyleyip sonsuza uçurursun.
     

Bu Sayfayı Paylaş