Fable II - İnceleme

'Oyunların Tam Çözümü' forumunda Mavi_Sema tarafından 28 Mayıs 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Fable II - İnceleme konusu Albion’da kötülerle (veya duruma ve tercihinize göre iyilerle) mücadele ederken tek tabanca olmak istemiyor ve dünyaya bir şeyler bırakmak istiyorsanız ününüzü, çeşitli hediyeleri ve repertuarınızdaki ifadeleri kullanıp karakterlerin size aşık olmalarını sağlayabilirsiniz. Bir nikah yüzüğü ve yaşayabileceğiniz boş bir eviniz varsa ilginizi çeken (veya ilgisini çektiğiniz) herhangi bir kadın veya erkek ile (kendi cinsiyetinizden bağımsız olarak) evlenebilirsiniz. Evlenince de seks yapabilirsiniz, ne yazık ki bu sahneler herhangi bir mini oyun içermiyor ve pek bir şey görmüyorsunuz. Doğum kontrol yöntemlerine başvurmazsanız da boy boy çocuklarınız olabiliyor. Evet, Fable II’de de prezervatif denen şey var ve korunmadan gireceğiniz her türlü cinsi münasebet size bebek ve zührevi hastalıklar olarak dönüyor. Neyse ki tek gecede ikisi birden olmuyor. Kadın bir kahramansanız merak etmeyin, hamile kalınca dokuz ay on gün boyunca oturup beklemeniz gerekmiyor, hamile kaldığınız anda zaman hızla ileri sarıp doğum anına geliyor ve yatağınızın ucunda bir beşiğin içinde çocuğunuz beliriveriyor. Hoş, aş erme kısmı olsaymış ilginç olurmuş, özellikle de erkek bir karakterken ve eşiniz hamileyken karınızdan gelen yiyecek görevleri eğlenceli olabilirdi.

    [​IMG]

    Bebeğiniz zaman içinde büyüyor ve çocuk olarak size olan sevgisi sonsuz. Doğrusu zor bir maceradan sonra eve döndüğünüzde size koşup sarılan bir çocuğunuzun olması pek bir duygusal ve dokunaklı oluyor, en azından Sims’den daha gerçekçi sosyal ilişkiler açısından. Ancak eşiniz, çocuğunuzun annesi tamamen bambaşka bir olay. Evlilik bu oyunda oldukça zorlayıcı bir şey, hatta bir ayakbağı. Eşlerin en anlayışlı en mahzun olanı bile ilgiye muhtaç, ancak bir oyun oynamakta olduğunuz için yapmanız gereken görevler var, ve böyle maceralı bir hayat tarzı sürerken bir yandan da karınıza istediği ilgiyi göstermek kulağa geldiğinden daha zor. Düzenli olarak evinize uğrayıp ailenizi ziyaret etmediğiniz takdirde bol miktarda dırdıra maruz kalacaksınız. Bu aile içi yabancılaşma devam ederse çok geçmeden sizi boşayacaktır karınız, Albion’u kurtarmak evliliği kurtarmaktan sanki biraz daha kolay olmuş gibi ya, neyse. Anlamsız ifade ve mimiklerinizi kullanıp istediğiniz kadar evlenip çocuk yapabiliyorsunuz ne de olsa, giden gitsin.

    Elbette Fable II bu tür dünyevi işlerin ön planda olduğu bir oyun değil, ve bir RPG olarak (veya bir Aksiyon-RPG olarak) dövüş olmadan olmaz. Karınızla ağız dalaşı yapmadığınız zamanlarda tekinsiz topraklarda, şehirlerden uzakta haydutlarla ve çeşitli yaratıklarla kılıç kalkan oynuyorsunuz bol bol. Fable II basit ama bir kadar kullanışlı ve başarılı bir dövüş sistemine sahip. X tuşu normal silahlar için, yani kılıç, balta, mızrak vs. Y tuşu ise menzilli silahlar için, B tuşuyla da büyü kullanıyoruz. Dövüş sisteminin en güzel yanı ise bunları birleştirip kombine ederek akıcı ve etkili saldırılar yapabilmemiz, bu dövüşlerin eğlence katsayısını arttırıyor. X’e birkaç kez basıp önce bir iki güzel kılıç hamlesi yaptıktan sonra tabancanızı çekip düşmanın alnının ortasına hoş bir iz bırakıp üzerine tatlı olarak da bir Inferno büyüsü ile flambe yapın, sıcak bir şekilde servis edin, afiyet olsun. Fable II bu açıdan lezzetli bir oyun, tamam klasik ve ağır RPG’lerin komplike dövüş sistemlerinden yoksun, ama aksiyon oyunlarında pek olmayan hızlı ve renkli dövüşler ile bunu çok iyi dengelemişler. Bu oyuna bundan başkası gitmezdi zaten.

    Oyunda üç farklı dövüş öğesini ne kadar çok karıştırarak kullanırsanız (kılıç+tabanca+büyü) o kadar çok deneyim puanı kazanıyorsunuz. Toplanan deneyim puanlarını silahlarınız için yeni özellikler açmakta, güç veya isabetinizi arttırmakta ve büyülerinizi geliştirmekte kullanabilirsiniz. Brutal ve Dexterous Style’da bulunan tüm seviyeleri açıp aldıktan sonra karşınıza çıkan herkesi ve her şeyi pataklayabilirsiniz demektir. Büyü kullanmak için herhangi bir kaynak kullanmıyorsunuz, ilginç bir yaklaşım olmuş büyü kullanımı için, mana veya herhangi türden bir enerji yok, düşmanlarınıza istediğiniz büyüyü istediğiniz yoğunlukta ve sayıda yapabilirsiniz. Dövüş sistemi kullanım kolaylığı açısından düzgün ve akıcı yapılmış, asla akıl almaz karışıklıkta bir şeye dönüşmüyor, ve haliyle eğlenceli dediğim gibi, ancak tek bir sıkıntı var, bu kadar kolay bir dövüş sistemi bol miktarda düşman gerektirir tam anlamıyla eğlenceli olabilmesi için ama Fable II buna rağmen düşman açısından çok fazla çeşit ve zorlayıcılık sunmuyor.

    [​IMG]

    Oyunlarda son yıllarda baş karakterin ölümlüğü konusunda farklı deneyler görüyoruz, genel kanı artık karakterin ölmesinin pek tercih edilen bir şey olmadığı yönünde, bu yüzden HP gibi terimler gittikçe daha az karşımıza çıkıyor ve can seviyesini gösteren yeşil çubuk geçmişe ait bir anı olma yolunda ilerliyor. Lionhead yapımcıları bir kahramanın asla ölmeyeceği düşüncesinden yola çıkarak Fable II’de karakteri bir nevi ölümsüz yapmışlar. Evet böyle masalsı arkaplanı olan bir oyun bir kahraman olarak ölmememiz mantıklı ancak bu demek değil ki zorlanmamalıyız. Fable II’de birkaç dövüş dışında gerçekten beni zorlayan bir şey göremedim, bu da işin tadını kaçırıyor ne yazık ki. Bakalım ne olacak deyip kasten ölmeye çalıştığımda hüsrana uğradım, “Knocked out” olan karakter sadece o dövüşte kazandığı deneyim puanlarını kaybetti ve bir iki ufak yaraya sahip oldu, saniyeler içinde ise tekrar ayaklarının üstündeydi, başarısızlık ve dövüşte kaybetmenin cezası daha fazla olmalıydı. Oyundaki düşmanların çeşitsizliği demiştim, böyle büyük bir dünyaya sahip olan bir oyunun kesinlikle daha geniş bir düşman ve yaratık katalogu olmalıydı. Çıkan yaratıklar en azından daha zor, daha merak uyandırıcı ve korkutucu olsaydı bu kadar olmazdı hayal kırıklığı. Ne de olsa fantastik bir dünyada geçiyor oyun ve fantastik bir oyun dünyası yaratık demektir bol miktarda ve giderek güçlenen ve insanı zorlayan. Sadece Troll’ler gerçek anlamda bir tat verebiliyor ama onlar da pek sık karşılaşacağınız düşmanlar değil. Masal ve fantezi dozajı daha yüksek olmalıydı.

    Oyunda dövüşlere ve sosyal etkileşimlere biraz tat katıp güzelleştirmenin en bariz yolu olarak Co-Op görünüyor, yani oyuna yanınıza bir başka oyuncuyu davet edip birlikte oynamak. Online Co-Op Fable II ile birlikte çıkmamıştı, onun yerine sonradan indirilebilir güncelleme olarak sunuldu. Online yanında bir de offline olarak aynı konsol üzerinden iki kişinin oynayabileceği bir co-op modu var. Eğer oyuna başlamadan ayarları yapar ve Online olarak gözükmeyi ve görmeyi seçerseniz, ve eğer bir Xbox Live hesabınız varsa, Fable II’yi o an oynayan herkes ile aynı anda oynuyorsunuz, kendi oyununuz içinde diğer oyuncuları hareket eden (veya duruyorlarsa duran) kürecikler olarak görüyorsunuz, bunlara Albion küreleri deniyor, her küre ayrı bir oyuncu ve o esnada aynı sizin gibi oyunu oynamakta. Bu kürelerle, yani diğer oyuncular ile konuşabilir, elinizdeki eşya ve silahları takas edebilir, onların karakter özelliklerine bakabilirsiniz, ve dilerseniz, iki taraf da kabul ederse online co-op oynamaya başlayabilirsiniz. Bu noktada Fable II online co-op mefhumuna bambaşka bir bakış açısı getiriyor ve klasik lobi anlayışından kurtarıyor bizi, doğrudan oyun içinde görmek hem kolaylık hem de oyunun dinamik bir yapısı olduğunu gösteriyor, böylece tek oyunculu bir devasa online oyun havası yaratıyor. Dilerseniz oyunu baştan sona birlikte oynayabilirsiniz, co-op ile sadece görevleri birlikte yapmıyorsunuz, aynı zamanda NPC’ler ile birlikte iletişim de kurabiliyorsunuz. Co-op’a sonradan dahil olan kişi oyun esnasında kazanılan altın ve deneyimleri paylaşıyor, co-op’tan çıktığında ise kazandıkları asıl karakterine ekleniyor. Paylaşma kısmını oyuna başlamadan önce birlikte karar veriyorsunuz, ne kadarı sunucu oyuncuda kalacak, ne kadarı davet edilende önceden ayarlanabiliyor. Dilerseniz diğer oyuncuyu yancı olarak değil de paralı asker olarak tutabilirsiniz, hani oldu da bir yerde takıldıysanız ve geçmekte zorlanıyorsanız yardım etmesi için birisini tutabilirsiniz, bu şekilde tüm kazanılan “renown” ve altınlar ona gidecek ama deneyim puanının hepsi sizin olacak. Ayrıca iki kişi girilen dövüşlerde ekstra kombinasyonlar yapabiliyorsunuz ve bundan ekstra deneyim kazanıyorsunuz. Biriniz düşmanı tutup havaya fırlatıp diğeri de çekip onu havada vurabiliyor mesela. Sonuçta Fable II’de ne kadar çok düşman öldürdüğünüz değil, düşmanları nasıl öldürdüğünüz önemli, ne kadar renkli bir savaş olursa düşen deneyim de o kadar fazla oluyor, iki kişi dövüşmenin rengi, tadı, kokusu arttığı için deneyim de buna göre artıyor. Oyunu tamamen bitirmek için açmanız gereken Demon Doors isimli kapıların birkaçı sadece co-op ile açılabiliyor, eğer bitirme konusunda takıntılıysanız öyle ya da böyle bir yardımcıya ihtiyacınız olacak.

    [​IMG]

    Offline co-op ise biraz sıkıntılı, aslında teknik olarak hemen hemen her şey aynı online co-op ile ama tek fark kiralık asker olarak oyuna davet ettiğiniz ikinci oyuncunun kendi karakterini yanında getirmesi lazım, eğer önceden bir karakteri yoksa hemen oracıkta bir karakter yapabilir veya hazır karakterlerden istediğini seçebilir. Karakterin tüm deneyim puanları ve yetenekleri co-op içine taşınabiliyor ama silahları ve karakter modellemesi taşınamıyor. Eğer ki önceden bir profili varsa bu yancı karakterin, oyundan çıktığında kazandıkları profiline, yani asıl karakterine transfer oluyor.

    Co-op’da pek eğlenceli olmayan birkaç yön daha var, mesela asıl oyuncu bir menüye girdiğinde veya bir dükkandan alışveriş yaparken yancı oyuncu o esnada herhangi bir şey yapamıyor çünkü oyun onun için duraklatılmış hale geliyor. Bir diğer can sıkıcı unsur ise kamera. Hem online hem de offline co-op tek bir ekran üzerinden oynanıyor, ayrık ekran yok, haliyle kamera açısı da iki oyuncuya göre ayarlanabilecek en uzak noktaya geliyor, bu da epey geriden ve yukarıdan gösteren bir kamera açısı oluyor. Co-op’da kamerayı özgürce döndürüp çevirip yakınlaştırma veya uzaklaştırma da yapamıyorsunuz, sadece asıl oyuncunun arkasına gelecek şekilde merkezlenebiliyor, yancı oyuncu için kendini arka planda hissettirecek bir şey. Co-op’da arkadaşınıza saldırıp onu öldüremiyorsunuz (üzgünüm Brütüs ruhlu oyuncular), birlikte NPC’leri kesebilirsiniz yaratıkları olduğu gibi ama birbirinize zarar veremiyorsunuz kesinlikle, ve ayrıca yancı oyuncunun bir köpeği de olmuyor ve tamamen asıl oyuncunun köpeğine bağımlı oluyor. Co-op’da yancı oyuncuların işe yaradığı eğlenceli bir yön ise kiralık katillik. Oyunda eşinizden (karı veya koca neyse artık) kurtulmanın tek hızlı ve kesin yolu onu öldürtmek, daha doğrusu co-op yancısının öldürmesi, çünkü siz öldüremiyorsunuz, boşanma talebi gelmesini bekliyorsunuz, öte yandan yancı arkadaşınız hiç zorlanmadan hayat eşinizi temizleyip sizi bu dertten kurtarabilir, eğer o evlilikten doğmuş bir çocuğunuz varsa onu da kasabanın yetimhanesinde bulabilirsiniz.

    [​IMG]

    Nasıl bir kahraman olmak istiyorsunuz peki bundan sonra? Aile babası, tek tabanca, müzmin bekar, çok eşli bir libido çeşmesi mi yoksa kötü bir katil, veya herkesin dostu bir iyilik meleği. Ya da önce herkesin dostu olup sonra hepsini Temple of Shadows’a götürüp kötü tanrıya adak olarak mı sunmak istersiniz? Seçim sizin. Ancak sanmayın ki bu seçimler ve oyundaki iyilik-kötülük çok büyük farklar ve değişiklikler sunuyor. Evet, karakterinizin dış görünüşü ve diğer insanların size bakış açısı değişiyor, ancak dünya üzerinde çok büyük şeyler beklemeyin, ancak bu bile oldukça etkileyici olmuş bence. Oyunda sadece iyilik/kötülük dengesi yok, aynı zamanda bir saflık/yozlaşma dengesi de var. İyi bir kahraman olup aynı zamanda yozlaşmış bir insan da olabilirsiniz. Sürekli kiraları arttırıp hanlarda içerek vaktinizi geçirirseniz ruhunuz ve bedeniniz yozlaşmaya başlar. Peki diyelim bir grup köleyi kötü efendilerinden kurtardınız, onları özgür mü bırakırsınız yoksa feodal yapının gerektirdiği gibi başka bir efendiye mi teslim edersiniz? Fakirlere yardım edip sağlıklı beslenirseniz sadece iyi değil aynı zamanda temiz bir kahraman oluyorsunuz. Bu iki denge üzerinde oynayarak oldukça çeşitli karakterlere sahip olabiliyoruz.

    İlk oyunda olduğu gibi siz kötüleştikçe dış görünüşünüz de şeytani bir hale bürünüyor, başınızdan boynuzlar çıkıyor, iyi davrandıkça da kafanızda bir hare beliriyor. Saflık – yozlaşma seviyeniz ise vücudunuzun şeklini değiştiriyor, fazla alkol tüketip sık sık et yerseniz haliyle şişmanlıyorsunuz ve bu sefer de cimri şişman tefeci görünümüne bürünüyorsunuz. Formda kalmak için yediklerinize dikkat etmeniz lazım. Ayrıca eğer iyi bir insansanız co-op’da yanınıza davet ettiğiniz yancı kötü olduğunda insanlar biraz ters bakabilir size. Bu gibi kararlar hem karakterinizi zenginleştiriyor hem de oyundan alınması muhtemel zevkleri çeşitlendiriyor, dünyaya çok kalıcı ve büyük değişiklikler olmuyor ama yine de çok eğlenceli. Diğer yandan sizi en çok etkileyecek ve düşündürecek olan bir takım seçenekler de var. İyi veya kötü olmayı seçmek aslında çok da ciddi kararlar değil, çünkü istediğiniz zaman taraf değiştirip kişiliğinizi değiştirebilirsiniz, bir süre uğraşırsanız karanlıklar prensinden Aziz Patrick’e dönebilirsiniz. Fable II’de az da olsa daha ciddi seçenekler var, mesela karşınıza çıkan bir seçenek sizden yüklü miktarda deneyim puanı isteyebilir, veya altın. Ahlaki davranışların ön planda olduğu bir oyunda dünyevi varlıkları ilgilendiren seçimlerin daha çok zorlayıcı olması aslında kötü bir şey, tam tersi olması gerekiyordu.

    [​IMG]

    Toparlayacak olursam, Fable II, ilkinin ışığında emin adımlarla yapılmış ve türün oyuncularını rahatlıkla memnun edebilecek kapasiteye sahip bir oyun. En azından eğlenceli ve farklı olduğu için Albion’da harcadığınız zamana kayıp gözüyle bakmayacaksınız. Dövüş sistemi basit ancak hızlı ve etkili, kombine saldırılar ise çok eğlenceli. Oyunun atmosferi, dünyanın yapısı, gece gündüz geçişleri sizi sıkmadan saatlerce oynamanıza olanak sağlıyor. Sosyal yönü konusunda bir eksiklik var, ilk oyunda sırıtmıyordu ama bu oyun çok daha ciddi bir atmosfer sunarken sosyal etkileşimler aynı basitlikte ve komik ifadelerden öteye geçemiyor. Asıl görevler dışındaki öğeler bir nebze eğlenceli ama devamlılığı yok, kısa yoldan bol para kazanmak için bir süre katlanmanız gereken bir şey, zorunlu askerlik gibi bir görev sanki. Oyun içinde HUD kullanılmaması ve tüm işlevi köpeğin yapması daha gerçekçi kılmış oyunu ve Dead Space’de olduğu gibi ayrı bir tat katmış. Velhasıl-ı kelam, Fable II güzel ve başarılı bir devam oyunu, getirdiği yenilikler getiremediği yeniliklerin eksikliğini giderir cinsten olduğu için de oynanabilirliği yüksek. En azından ilkini oynayıp beğenen herkes bunu da beğenecektir. Denemeye değer.


    Kaynak : xoyun.com
     

Bu Sayfayı Paylaş