F Harfi İle Başlayan Osmanlıca Kelimeler ve Anlamları

'Tarihi Bilgiler' forumunda Mavi_inci tarafından 24 Şubat 2011 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_inci

    Mavi_inci Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    F Harfi İle Başlayan Osmanlıca Kelimeler ve Anlamları konusu F Harfi İle Başlayan Osmanlıca Kelimeler ve Anlamları

    FÂCİR: 1. Fücûr sahibi, fena huylu. günahkâr.

    FÂDIL-FÂZIL: Faziletli, fazilet sahibi, erdemli.

    FADL-FAZL: İyilik, fazilet, erdem.

    FAHR: Övgü, şeref, böbürlenme.

    FAHR-İ KÂİNAT: Kâinatın övgüsü, şerefi; Hz. Peygamber (s.a.v.) .

    FAHŞÂ: 1. Meşru olmayan cinsel ilişki, fuhuş. 2. Zekatı az verme, tamahkârlık. 3. Akla ve ahlâka uygun olmayan söz ve iş.

    FÂİL: 1. İşleyen, yapan. 2. Te’sirli, etkili.

    FÂİL-İ MUHTAR: İstediğini yapmakta serbest olan.

    FAKR: Fakirlik, yoksulluk, züğürtlük.

    FÂRİĞ: 1. Vazgeçmiş, çekilmiş. 2. Rahat, âsûde. 3. Boş, işini bitirmiş, işsiz.

    FARÎZA: 1. Allah’ın emri, farz, vacip, gerek, vazife. 2. Mirasçılardan her birine şer’an düşen hisse, pay.

    FART-I İZDİHAM: Fazla kalabalık.

    FÂRUK: Haklıyı haksızı ayırmakta pek mahir olan. Hz. Ömer’in sıfatlarından biri.

    FARZ: 1. İslâmiyette mazeret olmadıkça yapılması mecburi olan, terkedilmesi günah sayılan Tanrı buyruğu. 2. Zarurî, lüzumlu.

    FARZ-I AYN: Kişinin bizzat yapması gereken farz. Herkese farz olan.

    FARZ-I KİFÂYE: Bir kısım müslümanların yerine getirmesiyle diğerlerinden sakıt olan farz. Cenaze namazı gibi.

    FASÂHAT: Güzel ve açık konuşma, uzdillilik, iyi söz söyleme kabiliyeti.

    FÂSIK: Allah’ın emirlerini tanımayan, günah işleyen.

    FÂSILA: 1. Aralık, ara, bölme. 2. Ayıran, bölen, Kur’ân-ı Kerim âyetlerinin sonları.

    FÂSİD-FÂSİDE: 1. Kötü, fena, yanlış, bozuk. 2. Münafık, fesad çıkaran.

    FASL: 1. Ayrıntı, ayırma, kesinti, bölüm. 2. Halletme, neticelendirme, kesip atma.

    FÂTIR: Yaratan, yaratıcı.

    FAZÂİL: İnsanda iyilik etmeye ve fenalıktan çekinmeye karşı devamlı ve değişmez istidatlar, güzel huylar.

    FAZİLET: İnsanda iyilik etmeye ve fenalıktan çekinmeye olan devamlı ve değişmez istidat, güzel vasıf, iyi huy, erdem.

    FAZL U İHSÂN: Cömertlik ve bağışta bulunmak.

    FAZL U KEREM: Bilginlere, faziletli kişilere yaraşır olgunluk ve cömertlik.

    FAZL U RAHMET: Faziletli kişinin lütfu, merhameti ve acıması.

    FAZL: 1. Fazla, ziyade, artık, bâki. 2. Fazlalık, üstünlük.

    FAZL-I AZÎM: Büyük değer, temelde var olan büyük meziyet.

    FEBİHÂ: Ne alâ, ne güzel.

    FECR: Fecir; sabaha karşı güneş doğmadan önce, ufkun aydınlığı, tan yerinin ağarması.

    FECR-İ SADIK: (Hakiki fecir) şafak sökme.

    FEDA: 1. Gözden çıkarma, uğruna verme. 2. Kurban.

    FEHVÂ: Mânâ, anlam, mefhum, kavram, hüküm.

    FELÂH: Kurtuluş, selâmet, onma, mutluluk, kutluluk.

    FELÂK: 1. Tan zamanı. 2. Sabah aydınlığı.

    FELÂSİFE: Filozoflar, felsefe ile uğraşanlar, âlimler, bilginler.

    FELEK: 1. Gökyüzü, sema. 2. Âlem, dünya. 3. Talih, kader.

    FELEKİYYÂT: Gök ve heyet ilmine ait şeyler, astronomik.

    FENA: 1. Yok olma, yokluk. "Beka"nın zıddı. (Tasavvufta maddî varlıktan sıyrılıp hakka ulaşma). 2. İyi olmayan, kötü.

    FERÂŞE: Pervane (gece kelebeği).

    FERC: 1. Aralık, yarık, çatlak. 2. Dişilerde üreme organı, avret.

    FERİK: 1. İnsan topluluğu, cemaat. 2. Askerî kolordu kumandanı. 3. Körpe, buğday tanesinin yarı olgunu, firik.

    FERMAN: Emir, buyruk, padişah tarafından verilen yazılı emir.

    FERMAN-I İLÂHÎ: Allah buyruğu.

    FERŞ: 1. Döşeme, yayma. 2. Yayılan şey. 3. Seccade, hasır, 4. Yeryüzü, kır, sahra.

    FESAD: Fenalık, kötülük, arabozuculuk. Kargaşalık, karışıklık.

    FESH: Bozma, bozulma, dağıtma, dağılma, yürürlükten kalkma.

    FETÂNET: Fatinlik, zihin açıklığı, zihnin yaratılıştan bir şeyi çabuk ve iyi anlamak hususundaki istidadı, zeyreklik.

    FETH: 1. Açma, açılma. 2. Bir yeri savaşla ele geçirme.

    FETH-İ MÜBİN: Açık ve parlak zafer.

    FETİŞ: Sahibine uğur getirdiğine ve tabiatüstü özellikler taşıdığına inanılan nesne veya hayvan.

    FETRET: 1. İki peygamber veya padişah arasında peygambersiz veya padişahsız geçen zaman. 2. İki vakıa arasındaki zaman.

    FETTAH: 1. Zafer kazanmış, üstün gelmiş. 2. Fetheden, açan. 3. Kullarının kapalı işlerini açan, Cenab-ı Hakk.

    FETTAN: 1. Fitne ve fesada teşvik eden, ayartan. 2. Cazibeli, gönül alıcı, oynak kadın.

    FEVÂHİŞ: 1. Kötülükler. 2. Fahişeler, kahpeler.

    FEVÂİD: Faydalar, menfaatler, kârlar, kazançlar.

    FEVC: Bölük, takım, cemaat.

    FEVERAN: 1. Kaynama, galeyân etme. 2. Damar, vurma, su fışkırtma.

    FEVK: Üst, üst taraf, yukarı (maddî-manevî) .

    FEVKALÂDE: Âdetin üstünde, duyulmadık, görülmedik, olağanüstü.

    FEVKA’L-BEŞER: İnsanüstü.

    FEVKA’T-TABİA: Tabiatüstü.

    FEVREN: Çarçabuk, birden bire.

    FEVT: 1. Bir daha ele geçmemek üzere kaybetmek, elden çıkarma, kaçırma, 2. Ölüm.

    FEVZ: Galiplik, zafer, üstünlük, selamet, kurtuluş.

    FEVZ-İ AZÎM: Büyük kurtuluş, büyük selamet, büyük başarı.

    FEY’: Savaşta elde edilen mal ve ganimet.

    FEY’ÜZ GANÂİM: Savaşta elde edilen mallar ve ganimetler.

    FEYYAZ: Feyiz, bereket ve bolluk veren. Allah.

    FEYZ: 1. Suyun taşıp akması. 2. Bolluk, fazlalık, gürlük. 3. İlim, irfan.

    FEZÂ’: Korkma, dayanamama, ümitsizlik.

    FEZÂ: Uzay; ucu bucağı bulunmayan boşluk, kâinatın sonsuz genişliği.

    FEZÂİL: Faziletler, meziyetler, üstün özellikler.

    FEZÂİL-İ MÜTENEVVİA: Türlü hüner, marifet ve meziyetler.

    FEZLEKE: Hülâsa, netice, özet.

    FIKH-I HANEFİ: Hanefî fıkhı.

    FIKH-I İSLÂM: İslâm fıkhı.

    FIKIH-FIKH: 1. Bir şeyi anlayıp bilme, 2. Şeriat ilmi, şeriatın usül ve hükümleri, amelî ve şer’î meseleler bilgisi. Hukuk bilgisi.

    FIRAK: 1. Tümenler, alaylar, bölükler. 2. Partiler. 3. Takımlar, kalabalıklar, ehl-i sünnet ve cemaatten ayrılan mezhepler.

    FIRAK-I İSLÂMİYYE: İslâm fırkaları, mezhepleri.

    FIRKA: 1. İnsan kalabalığı grubu. 2. Tümen.

    FIRKA-İ NÂCİYYE: Selâmet yolunu bulmuş, müslüman grubu.

    FISK U FÜCÛR: Sefahet ve günaha batma.

    FISK: 1. Hak yolundan çıkmak, Allah’a karşı isyan etmek. 2. Sefahete dalma, ahlâksızlık, gü-nahkârlık.

    FITRA: Fitre: Ramazan’da bölünmeden verilmesi şer’ân vacip olan fıtr, sadaka.

    FITRAT: Yaratılış, huy, tabiat, mizaç.

    FITRAT-I MUHAMMEDİYE: Hz. Muhammed (s.a.v.)’in huyu, yaratılışı.

    FÎ EMRİLLÂH: Allah’ın emrinde.

    FÎ SEBİLİLLAH: Allah yolunda, karşılık beklemeksizin.

    FÎ: 1. İçinde – de. 2. Tarih bildirir.

    FİDÂ: Bir esiri kurtarmak için verilen şey, fidye.

    FİDYE: Can kurtarma karşılığı verilen akçe vesaire.

    FİİL-Fİ’L: 1. İş, kâr, amel, zamanla ilgili olup mânâya yol açan kelime. 2. Eylem.

    FİKR: 1. Fikir, düşünce. 2. İdrak, 3. Zihin, akıl. 4. Hatır.

    Fİ’L-İ HAKİKİ: Gerçek eylem, hakiki fiil.

    Fİ’L-İ İHTİYÂRİ: Yapılıp yapılmaması insanın kendi seçimine bağlı olan fiil.

    Fİ’L-İ KAVLÎ: Kavli fiil, sözle yapılan eylem.

    FİRÂK: 1. Ayrılık, ayrılma. 2. Hüzün, keder, sıkıntı.

    FİRÂSET: 1. Anlayışlı, çabuk seziş, 2. Binicilik, at yetiştirme bilgisi. 3. Yiğitlik, mertlik.

    FİRÂŞ: Döşek, yatak, şilte, hasır, halı.

    FİR’AVN: Firavun, eski Mısır hükümdarlarına verilen ünvan. 2. Tanrılık iddiasında bulunduğu için Hz. Musa’nın mücadele ettiği Mısır hükümdarı. 3. Çok kibirli, gururlu ve inat adam, Firavn.

    FUAD: Kalp, yürek, gönül.

    FUHŞ: 1. Haddini aşma. 2. Kötülük, namusa aykırı hareket.

    FUHŞ-U KELÂM: Edep ve terbiye dışı söz.

    FUKAHÂ (Fakih): Fakihler, İslâm hukukçuları, Fıkıh âlimleri.

    FUKARA: Fakirler, yoksullar.

    FUKARA-İ MÜSLİMÎN: Müslüman fakirler.

    FUKARA-İ SÂBİRİN: Sabreden, dayanan, oruç açmayan fakirler.

    FURKAN: 1. Hak ile batılı ayırmak, iyi ile kötüyü ayırd etmek. 2. Kur’ân-ı Kerim’in adlarından biri.

    FUSÛL: 1. Fasıllar, mevsimler. 2. Bölümler, kısımlar.

    FÜLÂN: Belirsiz bir şey, filan.

    FÜNÛN: 1. Nev’iler, çeşitler, sınıflar, tabakalar. 2. Hünerler, sanatlar, ilimler, fenler.

    FÜNÛN-I TABİİYYE: Tabiat ilminin çeşitleri.

    FÜRS Ü RÛM: İran ve Anadolu.

    FÜRS: 1. Farslılar, Fars milleti. 2. Eski İran.

    FÜRÛ’: Dallar, budaklar, ayrıntılar.

    FÜTUHÂT: Fetihler, zaferler.

    FÜTÛR: Zayıflık, gevşeklik, bezginlik, endişe.
     

Bu Sayfayı Paylaş