Ezel Bu Sezon Bitiyor

'Ezel Dizisi' forumunda Mavi_Sema tarafından 23 Ağustos 2010 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Ezel Bu Sezon Bitiyor konusu Ezel Bu Sezon Bitiyor

    Ramiz Dayı'nın kızı Azad'ı oynayan Burçin Terzioğlu çok dertli. 4,5 yaşından beri setlerde olan oyuncu, işinin zorluklarından ve bu zorlukların giderilmemesinden yakındı.

    Bugün Gazetesi'nden Şebnem Özcan'a konuşan Terzioğlu, mesleğinin zorluğundan, özel hayatına ve Ezel'e dair cevaplar vermiş:
    Ezel bu sezon bitiyor, Tuncel Kurtiz kitap gibi otur oku, Kenan çok da iyi bi jöndür yani... Bu açıklamaların hepsi, bu röportajda!

    Burçin Hanım sizin 4 yaşından beri setlerde olduğunuzu, ailece sinemacı olduğunuzu duydum; biraz ailenizi ve kendinizi anlatır mısınız?

    Burçin Terzioğlu: Annem ev kadını, babam bizim camiadan hem oyunculuk yapmıştı hem de prodüksiyon amirliğiÖ Üç kuşak İstanbulluyuz. Üç kardeşiz, ağabeyim, ablam ve benÖ Bülent , Buket ve Burçin. Ağabeyimle aramda 13 yaş, ablamla 5 yaş var. Ağabeyim görüntü yönetmeni, ablam yardımcı yönetmenlik yapıyor. Yani kamera arkasında çalışıyorlar. Yeni bir proje geldiğinde birbirimizle fikir alışverişi yapıyoruz. Çünkü hepsinin bakış açıları farklı oluyor. Ama şu kötü; birlikteyken hep bizim piyasadan bahsediyoruz. O o diziye başlamış, bu şu diziden çıkmış gibi sohbetler oluyor aramızda.

    Oyunculuğa nasıl başladınız?

    Burçin Terzioğlu: 4.5 yaşında ailem elimden tutup setlere götürmüş. Ondan sonra da oyunculuk başlamış. Ben kendi kararımı kendim vermemişim yani. Yılmaz Terzioğlu yani babam prodüksiyon amiriydi. Set ortamını yaptığı işi çok seven biriydi. 4 yaşında birinin oyunculuk yapması belki çok erken olabilir. Ama belki o da değişiklik olsun diye götürmüştür.

    Hatırlıyor musunuz hangi filmdi?

    Burçin Terzioğlu: Dizi film değildi, sinema filmiydi. O filmde, kucakta bir kapıdan girip öteki kapıdan çıkmışım. Rolüm sadece buymuş. 6-7 yaşımdan sonra her şeyi net hatırlıyorum. Bana ilk televiyona çıkacaksın dediklerinde 4-5 yaşındaydım; televizyondan bir merdiven açılacak ben merdivenden televizyonun içine gireceğim zannetmiştim. Sete gidince ne demek istediklerini anladım tabii ki. Sonra çözdük olayı.

    Küçük yaşta oyunculuğa başlamanın avantajları var mı?

    Burçin Terzioğlu: Avantajları da var dezavantajları da. Dezavantajı setle daha erken tanışıyorsun. Avantajı şu, işin mutfağında matematiğini çok iyi bilerek yetişiyorsun. Hani küçükken bir çocuğa yabancı dil öğretmek çok daha kolaydır, çünkü taze beyindir ya; oyunculukta da aynı şey geçerli. Bende oyunculuğun matematiğini daha çok çözdüm. Bunun yanında, küçük yaşta bir çocuğun set ortamında olması, orada yetişmesi doğru olmayabilir. Uyku saati, yemek düzeni bozulur. Halbuki çocuğun sağlıklı bir ortamda bulunması en doğrusu. Benim çocuğum olsa, onu erken yaşta oyunculuğa başlatmam. Ben mesela, otobüslerde uyurdum. Annem ya da babam götürürdü beni sete.

    Çocukluğunuzu gönlünüzce yaşabildiniz mi?

    Burçin Terzioğlu: Tabii ailem bu konuda çok bilinçliydi. Benim her yaptığım işten sonra paramla oyuncak alma hakkım vardı. İnsanın kendi parasıyla kendi ihtiyacını karşılaması başka bir şeyÖ Vakko'nun orada kocaman bir oyuncakçı mağazası vardı çok güzel bir yerdi. Her işten sonra oradan bir oyuncak alırdım. O zaman çok küçük alırdım, çocuk oyuncuydum. Çok az para alırdım.

    Derslerinizi etkiliyor muydu?

    Burçin Terzioğlu: Etkiliyordu tabii. İlkokul 5 seneyse, ben 3 sene gittim okula. Çok başarılı bir öğrenciydim yine de ama o yaştaki bir çocuğun okulda geçirmesi gereken dönemi ben sette geçirdim. Öğretmenlerim çok anlayışlıydı. Rapor alıyordum sürekli. Okulda takviye dersleri alıyordum. Ağabeyim kameraman asistanlığına 16 yaşında başladı. Ablam da öyle. Çok uzun senelerdir başladılar bu işe.

    Hayalinde kim gibi olmak istiyordun?

    Burçin Terzioğlu: Küçüklüğümden beri çok da biri yoktu. Ama herkes beni çok seviyordu. Türkan Şorıay, Kadir İnanır, Hülya Avşar'la çalıştım. Onların hepsini bende seviyordum, saygı duyuyordum. Ben o zaman ezber yapamazdım, onlar bana bir bir ezberletirlerdi. Masada uyurdum çekim sırasında.

    Alaylı mısın mektepli misin?

    Burçin Terzioğlu: Hayır mektepli değilim. Ben çocuk tiyatrosunda ve setlerde başladım bu işe. Liseyi bitirdikten sonra konservatuara girdim ama kazanmama rağmen gidemedim. Çünkü devam eden iki dizim vardı. Keşke gitseydim ama konservatuar okamadığım için çok da rahatsız değilim. Arayı kapatmaya çalışıyorum. Çünkü o kadar büyük hocalarla birlikte çalışıyoruz ki Mimar Sinan'ın en büyük hocasıydı Cihan Ünal. Kadın isterse'de baba kızı oynadık. Ve bunun gibi nice isimler. Her gün 4 saatlik derse girmeyecek insanlarla ben 7 gün 24 saat çalıştım. O açığı öyle kapatıyorum.

    Okullular sette, siz alaylıları eziyorlar mı?

    Burçin Terzioğlu: Yok öyle bir şey. Bundan 10 sene önce bunun muhabbeti dönerdi. Sen alaylısın, ben mektepli diye. Ama artık yok böyle bir şey. Manken de oyunculuk yapabilir manav da. Ev kadını da gelsin oyunculuk yapsın. Oyunculuğun bir formülü yok ki, "4'le çarpıp 2'ye böleceksin" diyebilelim. Yapabilen herkes bu işi yapsın. Konservatuar mezunları alaylılardan çok daha iyi değil yani. İnsanın içinde olacak oyunculuk.

    Dizi oyunculuğunun zorlukları nelerdir?

    Burçin Terzioğlu: Bir kere, insani şartlara hiç uygun olmayacak şekilde çalıştırılıyoruz. Ne saatimiz belli, ne mekanımız belli, ne de gidip geldiğimiz servisimiz. 7 gün, 24 saat çalışıyoruz ve sendikalaşmadığımız için hiçbir hakkımız yok. Bakın bir servis kaza yaptı iki arkadaşımız öldü. Ne zaman bir çözüm bulacaklar bekliyoruz. Biz de pankart mı açalım ne yapalım, yoksa tişörtümüzü mü çıkartalım bilmiyoruz. Saat sınırlamaları gelsin. Dünyanın hiçbir yerinde böyle değil. Hele teknik ekiptekiler 48 saat çalışıyor. Yoğunluktan dolayı hastalanıyoruz. Hepimiz için geçerli bu. Ölürüm hastalıktan ama o sete giderim. Bugün benim başım ağrıyor, ateşim var deme lüksümüz yok.

    Sette kurallarınız var mıdır?

    Burçin Terzioğlu: Bu kadar senedir bu işi yapıyorum sete geç gittiğim belki 2'dir belki 3'tür. O da 5 -10 dakika en fazla geç kalmışımdır. Asla sete geç gitmem. Hatta 10 dakika erken sete giderim. Sabah çok erken kalkarım. Filmin yönetmenine yaşı kaç olursa olsun çok saygı duyarım.

    Ezel'de Ramiz Dayı'nın kızını oynuyorsunuz, Tuncel Kurtiz Ramiz Dayı kadar entelektüel mi?

    Burçin Terzioğlu: Fazlası da var. Tuncel ağabey kitap gibi, onu oturup okumak lazım. Onunla sohbet etmek çok büyük keyif. Anlattıklarından pek çok şey öğrenebilirsiniz. Ona çok saygı duyuyorum ve seviyorum. Hep okuyun, herkese okuyun der. Çünkü o hep okur, izler ve yazar.

    Dizide canlandırdığınız karakter 'Azad'la benzer yönleriniz var mı?

    Burçin Terzioğlu: Yok, onun yaşadığı hayat başka, benim yaşadığım hayat çok başka. O daha asi, dik başlı... Ben daha uysalım. Onu ortaya çıkartırken senaristlerimiz çok yardım etti. Konuşmalarımız sonrasında bana Azad'ı çizdiler.

    Bir izleyici gözüyle Ezel'de en sevdiğiniz rol hangisi?

    Burçin Terzioğlu: Ben diziye başlamadan önce de tek izlediğim dizi Ezel idi. "Aaa bugün Pazartesi, hadi eve gidip Ezel'i izleyelim" diyordum. Benim hayatımda dizi izlemişliğim yoktur halbuki. Bir tek 'İkinci Bahar'ı izlemiştim. Bir oyuncu olarak, "Kim varmış kim yokmuş" diye değil, hayranlıkla, izleyici gözüyle izlerdim. Hepsi çok başarılı Cansu Dere'den tutun da Kenan İmirzalıoğlu'na kadar herkes öyleÖ Benim en sevdiğim rol Sarp Akkaya'nın oynadığı 'Tevfik' karakteri, çok karizmatik. Barış Falay da öyle. Barış da kötü bir adamı sevdirerek oynadı.

    Size göre, Türkiye'de gerçek anlamda kaç tane jön var; Kenan İmirzalıoğlu da bunlardan biri midir?


    Burçin Terzioğlu: Tabii. Kenan çok da iyi bir jöndür yani. Jönümüz çok değil ama iyi jönlerimiz var. Kenan yeri geliyor 40 saat çalışıyor, çok da iyi oynuyor. Mankenlikten oyunculuğa geçiş yapan oyuncular hakkında çok iyi düşünüyorum. Hem güzeller hem de iyi oynuyorlar. Ben de bir pastanede çalışan biri olabilirdim, aşçı olabilirdim. O zaman kimsenin sen oyuncu olamazsın demeye hakkı yok. Herkes kendi işini yapsın. Alanı varsa, satanı varsa kime ne? Cansu Dere de manken ve gayet iyi oynuyor.

    Ezel kaç sezon sürecek?

    Burçin Terzioğlu: Bu sezon bitecek. İki sezon bir dizi için iyidir. İzleyicinin tadı damağında kalsın.

    Eşiniz Murat Yıldırım aynı zamanda sizin meslektaşınız? Bu anlamda aranızda tatsız rekabetler oluyor mu?

    Burçin Terzioğlu: Bizde yok öyle bir şey. İnsan kocasını kıskanır mı? Kadın kıskanır ama mesleğinden kıskanır mı? Ancak eleştiri oluyor. Her meslekte oluyordur. Doktor eşine, "Şöyle yapsan daha iyi olur" diyordur. Murat beni eleştirdiğinde, "Nerede hata yapmışım?" diye soruyorum. Gündelik konuşmamız bu. Bu bana çok normal geliyor. Ben Murat'ın oyunculuğunu çok beğeniyorum. Arkasında durduğum bir oyunculuğu var, ekrandaki duruşuyla görüntüsüyle çok başarılı. Murat Yıldırım'ı eşi olmasam da bir oyuncu olarak severdim yani.

    Tanışmadan evvel onu izler miydiniz?

    Burçin Terzioğlu: Hiç izlemedim. Hatta bana, "Sen beni hiç izlemedin mi?" diye sormuştu. Sonradan izledim. O da izlememiş beni.

    O da mı sizin gibi erken başlamış oyunculuğa?

    Burçin Terzioğlu: Yok, Mimar Sinan'da makine mühendisliği okurken bu işe bulaşıyor ve oradan devam ediyor.

    Nasıl tanıştınız?

    Burçin Terzioğlu: 'Fırtına' adlı dizinin setinde tanıştık. Orada iki ana karakterdik. İlk kez okuma provasında tanıştık. Sonra arkadaş olduk. Sonra da aramızda fırtına koptu. 'Asi' dizisi için Antakya'ya gittiğinde birlikteydik.

    'Aşk ve Ceza'da Nurgül Yeşilçay'la oynuyor; 'Asi'de Tuğba Büyüküstün'le oynadı. Aşk sahnelerinde kocanızı kıskanır mısınız, seyreder misiniz, yoksa mutfağa mı kaçarsınız?


    Burçin Terzioğlu: Açıkçası ne o benim dizimi, ne de ben onun dizisini takip etmiyoruz. Ya dışarıda oluyoruz ya da sette çalışıyor oluyoruz. "Bugün öyle yakınlaşma sahnesi var, bakayım ne yapmışlar?" diye düşünmüyorum. Sahne ne gerektiyorsa yapacaklar tabii. Orada 30 kişi var, o da benim kocam, eşim. Nurgül de benim arkadaşım. Aklıma öyle bir şey gelmiyor yani. O zaman, her oyuncu çiftin evliliği yeni bir diziden sonra boşanmayla biter. Ona o gözle bakmazsan rahatsız etmiyor. Ne gözle baktığına bağlı. Şöyle düşünüyorsun, "Şimdi öpüşürler; eee tamam sıradakiÖ" İncelersen, kurcalarsan rahatsız olabilirsin... Normal biriyle el sıkışma sahnesi gibi geliyor. Murat'ı sevmediğimden değil, tabii ki ben de onu kıskanıyorum, seviyorum ama ekranda gördüğüm şeyi kıskanmıyorum. Ama kamera arkasında bir şey olur, gider "Ne oluyor?" derim. Gerçi bugüne kadar böyle bir şey yapmadım ama gerekirse yaparım. Ancak ekranda gördüğümü kıskanmıyorum.

    Hanginizin hayranları daha ateşli?

    Burçin Terzioğlu: Murat'ın. Murat'ın hem kız hayranları var, hem yaşıt erkek hayranları var; hem de anneanneler var. Her guruptan seviyorlar, babalar anneler de seviyor.

    Bakışlarıyla oynadığı söyleniyor, size de o bakışlardan fırlatıyor mu?

    Burçin Terzioğlu: O güzel bakan biri, tabii bana da öyle bakıyor. Ekrana da yakışıyor.

    Peki hayranları, "Çekil aradan, sende nereden çıktın?" demiyor mu?

    Burçin Terzioğlu: Hayır, tam tersi, "Birlikte fotoğrafınızı çekebilir miyiz" diyorlar. Benden izin istiyorlar, "Resim çektirebilir miyiz?" diye. Ben onun hayranları yanında hiçbir şey değilim. Ama benim Murat'ın hayranları tarafından rahatsız edildiğim hiç olmadı. Bize saygı duymayı öğrendiler. İlk çıkış noktamızdan itibaren birbirimizi hiç kırmadık. Bu yüzden çift olarak bizi sevdiler. Hep, "Birbirinize ne kadar yakışıyorsunuz?" diyorlar.

    Eşinizi çok yakışıklı bulanlar var, sizce yakışıklı?

    Burçin Terzioğlu: Herkese göre görecelidir yakışıklılık. Ona göre ben güzelim, bana göre o yakışıklı. Benim kocam o. Benim için bakışları hiç önemli değil. Bir kere çok vicdanlı. En sevdiğim ve onu Murat yapan güdüsü vicdanı.

    DiziFlim
     

Bu Sayfayı Paylaş