Ezan Nedir? Ezan Hakkında

'Dinimizin Direği Namaz' forumunda DilzaR tarafından 9 Ocak 2009 tarihinde açılan konu

  1. DilzaR

    DilzaR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Ezan Nedir? Ezan Hakkında konusu Ezan, İslam dininde namaz vaktinin geldiğini insanlara bildirmek için okunan sözdür.
    Namaz için ezan okumak vâcip kuvvetinde bir sünnet-i müekkededir. Ezan bir ibadet şekli değildir. Fakat ezan okunurken saygıdan dolayı toparlanıp öyle otururuz. Sözleri şöyledir:
    Arapça:
    4x الله اكبر
    2x اشهد ان لا اله الا الله
    2x اشهد ان محمدا رسول الله
    2x حي على الصلاة
    2x حي على الفلاح
    2x الصلاة خير من النوم (Sadece Sabah namazinda okunur.)
    2x الله اكبر
    1x لا اله الا الله
    Okunuşu:
    Allahu Ekber (4 kere)
    Eşhedu enla ilahe illallah (2 kere)
    Eşhedu enne Muhammeden resulullah (2 kere)
    Hayya alessalah (2 kere)
    Hayya alelfelah (2 kere)
    Allahu Ekber (2 kere)
    Lailaheillallah (Ancak sabah ezanlarında "Hayya lelfelah" dan sonra iki defa "Essalatü hayrün minen nevm" denilir.


    Eski İstanbul geleneğine göre:
    Sabah Ezanı: Sabâ, Dilkeşhâveran makamında
    Öğle Ezanı: Sabâ, Hicaz makamında
    İkindi Ezanı: Hicaz makamında
    Akş** Ezanı: Hicaz, Rast makamında
    Yatsı Ezanı: Hicaz, Bayatî, Nevâ veya Rast makamında okunurdu.
    Sabah namazında önce verilen salâ da Dilkeşhâveran makamından söylenirdi.


    Ezanın Başlangıcı
    İbnu Ömer (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Müslümanlar Medîne'ye geldikleri vakit toplanıyorlar ve namaz vakitlerini birbirlerine soruyorlardı. Namaz için kimse nidâ etmiyordu. Bir gün bu hususta konuştular. Bazıları:
    "Hristiyanların çanı gibi bir çan edinin" dedi. Bazıları da:
    "Yahudilerin boynuzu gibi bir boynuz edinerek (onu öttürün!)" dedi. Hz. Ömer (radıyallâhu anh):
    ''Bir adam çıkarsanız da namazı ilan etse!" dedi. Resülullah (aleyhissalâtu vesselam): "Ey BiIâI! Kalk! namazı ilan et!" dedi." (KÜTÜB-İ SİTTE /2426)

    Ebü Umeyr İbnu Enes, Ensar'dan olan bir amcasından naklen anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) halkı namaza nasıl toplayacağı meselesine eğildi. Kendisine:
    "Namaz vakti olunca bir bayrak dik, onu görünce halk birbirine haber verir" dendi. Bu, Aleyhissalâtu vesselâm'ın hoşuna gitmedi. Bunun üzerine O'na, boynuz hatırlatıldı. Bu, yahudilerin borazanı idi. Onu bu da memnun etmedi ve hatta:
    "Bu yahudi işidir!" dedi. Bunun üzerine büyük çan hatırlatıldı. Efendimiz:
    "Bu hristiyanların işidir" dedi. Bu (konuşmalar)dan sonra Abdullah İbnu Zeyd el-Ensârî, Resülullah'ın üzüntüsüne üzülerek ayrıldı. Bunun üzerine rüyasında ezan öğretildi." (KÜTÜB-İ SİTTE /2427)

    Bir diğer rivayette şöyle denmiştir: "Ensardan bir adam gelerek: "Ey Allah'ın Resülü! Ben sizin üzüntünüzü görüp ayrıldığım vakit (rüyamdan) bir adam gördüm. Üzerinde yeşil renkli iki giysi vardı. Kalkıp mescidin üzerinde ezan okudu. Sonra bir miktar oturdu. Tekrar kalkıp aynı söylediklerini bir kere daha tekrarladı. Ancak bu sefer bir de kad kâmeti's-salât (namaz başlamıştır) cümlesini ilave etti. Eğer halkın (bana yalancı diyeceğinden korkum) olmasaydı ben "uykuda değildim, uyanıktım" diyecektim" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm):
    "Allah sana hayır göstermiş. Bilâl'e söyle (bu kelimeleri söyleyerek) ezan okusun!" dedi. Hz. Ömer (radıyallâhu anh) de atılarak:
    "Onun gördüğünü aynen ben de gördüm, ancak o, anlatma işinde benden önce davranınca, ben utandım (anlatamadım)" dedi.
    "Adam anlattıkları arasında şunları da söyledi: "(Mescidin üzerine çıkan adam) kıbleye yöneldi ve dedi ki: "Allahu ekber Allahu akber Allahu ekber Allahu ekber, eşhedu en lâ ilâhe illallah, eşhedu en lâ ilâhe illallah. Eşhedü enne Muhammeden Resülullah eşhedü enne Muhammeden Resülullah, hayye ala's-salât -iki defa-, hayye ala'l-felâh -iki defa- Allahu ekber Allahu ekber, lâilâhe illallah."
    Sonra bir miktar durduruldu. Sonra adam tekrar kalktı, aynı şeyleri yeniden söyledi. Ancak bu sefer Hayye ala'l-felâh'tan sonra kad kâmeti's-salât kad kâmeti's-salât dedi. Râvi ilave etti: "Resülullah (aleyhissalatu vesselâm):
    "Bunu Bilâl'e öğret!" buyurdu. (Adam emri yerine getirdi) Bilâl de onları söyleyerek ezan okudu." (KÜTÜB-İ SİTTE /2428)

    Abdullah İbnu Zeyd (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalatu vesselâm), halkı namaz için toplamak maksadıyla çalınmak üzere bir çan yapılmasını emrettiği zaman, ben uyurken yanıma bir adam geldi. Elinde bir çan vardı. Ben:
    "Ey Allah'ın kulu, bu çanı bana satar mısın?" dedim. Adam:
    "Pekala, ama bunu ne yapacaksın?" dedi. Ben:
    "Bununla insanları namaza çağıracağım" dedim. Bana:
    "Sana bu iş için daha hayırlı bir söz göstereyim mi?" dedi. Ben de ona: "Elbette!" dedim.
    "Öyleyse şunu söyle!" diyerek bana öğretti:
    "Allahu ekber Allahu ekber Allahu ekber Allahu ekber.
    Eşhedü enne Muhammeden Resülullah, eşhedü enne Muhammeden Resülullah.
    Hayye ala's-salât, Hayye ala's-salât.
    Hayye ala'l-felâh, Hayye ala'l-felâh.
    Allahu ekber Allahu ekber Lâilâhe illallah."
    Abdullah İbnu Zeyd (radıyallâhu anh) devamlı dedi ki: "(Rüyamdaki bu zat) benden biraz uzaklaştı sonra tekrar söze başlayıp:
    "Sonra namazı kılacağın zaman şunu söylersin" dedi ve öğretti:
    "Allahu ekber Allahu ekber-Eşhedu en lâ ilâhe illallah, Eşhedü enne Muhammeden Resülullah, Hayye ala's-salât, Hayye ala'l-felâh, Kad kâmeti's-salât, kad kameti's-salât, Allahu ekber Allahu ekber Lâilâhe illallah."
    Sabah olunca Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a gelerek (rüyamda) gördüklerimi haber verdim. Bana:
    "İnşallah bu hak bir rüyadır. Kalk rüyada öğrenmiş olduğunu Bilâl'e öğret. O bunları söyleyerek ezan okusun. Zîra o, sesce senden daha gür!" buyurdu. Ben de Bilâl'le birlikte kalktım. Ona teker teker arzediyordum. 0 da bunları yüksek sesle söyleyerek ezan okumaya başladı.
    Bunu evinde olan Ömer İbnu'l-Hattâb (radıyallâhu anh) işitmişti. Hemen evden çıkıp ridâsını çekerek geldi ve:
    "Ey Allah'ın Resülü! diyordu, seni hak ile gönderen Zât-ı Zülcelâl'e yemin olsun, onun gördüğünün aynısını ben de gördüm!"
    Bunu işiten Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm):
    "Elhamdülillah! Şimdi bu daha sağlam oldu!" dedi."
    Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: " (Bilâl ezanı okuyup sıra ikâmete gelince) Abdullah: "Onu ben gördüm, ben okumak isterim!" dedi. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) da: "Öyleyse sen de ikâmet getir!" buyurdu."
    Tirmizi'nin bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "Abdullah İbnu Zeyd ezanla ilgili kıssayı anlatırken elfazı ikişer ikişer zikretti, ikâmeti ise birer kere zikretti."
    Yine Tirmizî'nin bir rivayetinde denmiştir ki: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın ezanı(nda elfaz) çift çift idi, ezanda da ikâmette de." (KÜTÜB-İ SİTTE /2429)

    Hz. Enes (radıyallâhu anh) anlatıyor: "İnsanlar çoğalınca, herkesçe bilinecek olan bir şeyle namaz vaktinin duyurulmasının gerektiğini aralarında konuştular. (Bu meyanda bir ateş yakılması veya bir çan çalınması teklif edildi).
    Bunun üzerine ResUlullah (aleyhissalatu vesselam) Bilâl'e emrederek ikişer kere söyleyerek de ikâmet okumasını emretti. (KÜTÜB-İ SİTTE / 2430)

    Ebü Mahzüra (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resülü, bana ezanın usülünü öğret" dedim. Bunun üzerine başımın ön kısmını meshederek:
    "Allahu ekber, Allahu -ekber, Allahu ekber, Allahu ekber dersin ve bunları derken sesini yükseltirsin. Sonra: "Eşhedü en lâ ilâhe illallah, eşhedü en lâ ilâhe illallah, eşhedü enne Muhammeden Resûlullah, eşhedu enne Muhammeden Resülullah dersin ve bunları söylerken sesini alçaltırsın, sonra sesini şehadette tekrar yükseltirsin: Eşhedü en lâ ilâhe illallah eşhedü en lâ ilâhe illallah.
    Eşhedü enne Muhammeden Resülullah, eşhedü enne Muhammeden Resülullah. Hayye ala's-salâti hayye ala's-salât. Hayye ala'l-felâhi hayye ala'l-felâh.
    Eğer okuduğun ezan sabah ezanı ise şunu da söylersen:
    "es-Salâtu hayrun mine'n-nevm, es-salâtu hayrun mine'n nevm (Namaz uykudan hayırlıdır). Allahu ekber Allahu ekber, Lâilâhe illallah."(KÜTÜB-İ SİTTE /2431)

    Bir diğer rivayette şöyle gelmiştir: "(Ebü Mahzüra dedi ki): "Bana Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) ikâmeti ikişer ikişer öğretti:
    "Allahu ekber, Allahu ekber,
    Eşhedu en lâ ilâhe illallah, Eşhedu en lâ ilâhe illallah.
    Eşhedu enne Muhammeden Resülullah, Eşhedu enne Muhammeden Resülullah.
    Hayye ala's-salât, Hayye ala's-salât.
    Hayye ala'l-felâh, Hayye ala'l-felâh.
    Allahu ekber, Allahu ekber.
    Lâilâhe illallah.
    Ebü Dâvud der ki: "Abdurrezzak rivayetinde de iki: "(Resûlullah devamla): "İkâmet getirince iki sefer de şunu söyle: Kad kâmeti's-salât, kad kâmeti's-salât!" (Aleyhissalâtu vesselâm ayrıca sordu):
    "Duydun mu?" (Ebü Mahzüra):
    "Evet!" dedi. (Hadisi rivayet eden râvi Sâib) der ki: "Ebü Mahzüra alnındaki saçı ne kestirir ne de ayırırdı. çünkü oraya Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın elleri değmiş idi." (KÜTÜB-İ SİTTE /2432)

    İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "Ezan Resülullah devrinde ikişer ikişer idi. İkâmet de birer birer. Ancak (müezzin), ayrıca ikişer sefer olmak üzere kad kâmeti'-salât, kad kâmeti's-salât da derdi."
    İbnu Ömer devam eder: "Biz, ikâmeti işittik mi abdest alır, namaza giderdik." (KÜTÜB-İ SİTTE /2433)

    İmam Mâlik'e ulaştığına göre: "Müezzin, sabah namazını haber vermek için Hz. Ömer (radıyallâhu anh)'in yanına gider. Onu uyuyor bulunca:
    "Essalâtu hayrun mine'n-nevm (namaz uykudan hayırlıdır)" der. Bunun üzerine Hz. Ömer, o ibareyi sabah ezanına ilave etmesini emreder." (KÜTÜB-İ SİTTE /2434)

    Mücahid (rahimehullah) anlatıyor: "Abdullah İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ)'le bir mescide girdim. Ezan çoktan okunmuştu. Biz namaz kılmak istiyorduk. Müezzin tesvîbte bulundu (ikâmet okudu). Abdullah mescidi terketti ve:
    "Haydi bizi bu bid'atçinin yanından çıkar!" dedi ve orada namaz kılmadı."
    Tirmizi der ki: "İbnu Ömer'den rivayet edildiğine göre, sabah ezanında es-salâtu hayrun mine'n nevm derdi." (KÜTÜB-İ SİTTE /2435)

    Ebü Dâvud'un bir rivayetinde şöyle gelmiştir: "Ben İbnu Ömer (radıyallâhu anhümâ)'le beraber idim, bir adam öğle veya ikindi namazında tesvîbte bulundu. Bunun üzerine (İbnu Ömer): "Bizi (buradan) çıkar, zîra şu (yapılan tesvîb) bid'attir" dedi."(KÜTÜB-İ SİTTE /2429)
    Hz. Bilâl (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) bana: "Sabah hariç, sakın hiçbir namazda tesvîbte bulunma!" tembihini yaptı." (KÜTÜB-İ SİTTE /2437)
    Yine Hz. Bilâl (radıyallâhu anh) der ki: "Ezanın sonu şöyledir: "Allahu ekber, Allahu ekber, Lâilâhe illallah." (KÜTÜB-İ SİTTE /2438)


    Ezan Duası

    Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
    "Kim ezanı işittiği zaman: Ey şu eksiksiz davetin ve kılınacak namazın rabbi Allahım! Muhammed'e vesîleyi ve fazîleti ver. Onu, kendisine vaadettiğin makâm-ı mahmûda ulaştır, diye dua ederse, kıyamet gününde o kimseye şefâatim vâcip olur."
    Okunuşu:
    "Allahumme Rebbe hazihi'd-da'veti't-tamme. Vesselatil kâimeti ati Muhammedenil vesilete vel fazilete ved-dereceter-refîate. Vebashu makamen Mahmudenillezi veadteh. İnneke lâ tühlifü'l-mîâd."
     
  2. DilzaR

    DilzaR Üye

    Ezan ve İkamet Sual: Ezan kelimelerinin manaları nasıldır?
    CEVAP
    Ezanın kelimeleri yedidir:

    1- Allahü ekber:

    Allahü teâlâ, büyüktür. Ona bir şey lazım değildir. Kullarının ibadetlerine de muhtaç olmaktan büyüktür. İbadetlerin, Ona faydası yoktur.
    Bunu, zihinlerde iyi yerleştirmek için, bu kelime, dört kere söylenir.

    2- Eşhedü en la ilahe illallah:

    Kibriyası, büyüklüğü ile ve kimsenin ibadetine muhtaç olmadığı halde, ibadet olunmaya Ondan başka kimsenin hakkı olmadığına şehadet eder, elbette inanırım. Hiçbir şey Ona benzemez.

    3- Eşhedü enne Muhammeden Resulullah:

    Muhammed aleyhisselamın, Onun gönderdiği Peygamberi olduğuna, Onun istediği ibadetlerin yolunu bildiricisi olduğuna ve Allahü teâlâya, ancak Onun bildirdiği, gösterdiği ibadetlerin, yaraşır olduğuna şehadet eder, inanırım.

    4
    ve 5- Hayye alessalah, hayye alelfelah:
    Müminleri, felaha, saadete, kurtuluşa sebep olan namaza çağıran iki kelimedir.

    6- Allahü ekber:

    Ona layık bir ibadeti kimse yapamaz. Herhangi bir kimsenin ibadetinin Ona layık, yakışır olmasından, çok büyüktür, çok uzaktır.

    7- La ilahe illallah:

    İbadete, karşısında alçalmaya müstahak olan, hakkı olan ancak Odur. Ona layık bir ibadeti kimse yapamamakla beraber, Ondan başka kimsenin ibadet olunmaya hakkı yoktur.

    Kamet okumak
    Sual:
    Kamet okumakla ilgili hadis yok mudur?
    CEVAP
    Elbette vardır. Birkaçı şöyledir:

    (Sıkışık iken namaz için kamet getirilmiş olsa bile, önce helâya gidin.) [Ebu Davud]

    (Namaz için kamet okunurken, benim kalktığımı görmedikçe, kalkmayın.)
    [Müslim]

    (Namaz için kamet getirildiğinde, sema kapıları açılır ve dualar kabul olunur.)
    [Taberani]

    (Şeytan, ezanını duyunca hızlıca kaçar. Sonra tekrar gelir, vesvese verir. Kamette kaçar ve tekrar gelir. Gene vesvese verir.)
    [Müslim]

    (12 yıl ezan okuyana Cennet vacib olur. Ezan okuması sebebiyle, her gün kendisine 50 hayır ve kameti sebebiyle de 30 hayır yazılır.)
    [Hâkim]

    (Kamet getirildiği zaman, namaza koşarak gelmeyin, yürüyerek gelin ve sükunete riayet edin, yetiştiğinizi
    [cemaatle] kılın, yetişemediğiniz tamamlayın.) [Tirmizi]

    (Müezzin ezan okuduğu zaman şeytan mescidden süratle çıkar, müezzin susunca, geri döner. Kamet okununca, şeytan hızlıca yine mescidden çıkar, susunca tekrar dönüp namazdaki Müslüman ile nefsi arasına girer. Böylece o şahıs namazını fazla mı, yoksa noksan mı kıldım diye şaşırır. Böyle yanılmalarda, namazın sonunda sehv secdesi yapın.)
    [Beyheki]

    (Ezanla kamet arasındaki duâ kabul edilir.)
    [Ebu Davud, Tirmizi]

    (Ey Bilâl, Ezanı ağır ve yavaş oku; kameti de acele et.)
    [Tirmizi]

    (Kamet okununca, farzdan başka namaz yoktur.)
    [Müslim] (Farzı cemaatle kılmak için kamet okununca, sünnete başlanmaz.)

    (Kamet okunurken, farzdan başka namaz yoktur.
    �Ya Resulallah, sabahın iki rekat sünneti de mi yok� denince, Evet, sabahın iki rekatı da yoktur buyurdu.) [İbni Adiy] (Girişte veya direk arkasında kılma imkanı da yoksa, o zaman sabah namazının sünnetini de kılmayıp cemaate uyar, namazdan sonra da, artık sabah namazının sünneti kılınmaz.)

    Sual:
    Ezan nedir?
    CEVAP
    Ezan, belli olan Arapça kelimeleri sırası ile okumaktır. Tercümesini okumak, ezan olmaz.

    Sual:
    Ezanı yüksek yerde mi okumak gerekir?
    CEVAP
    Evet mahalle mescidinde ve yüksek yerde okumak sünnettir.

    Sual:
    Aşağıdaki cümlelerin manası nedir?Sabah namazında ezana eklenen:Es-salatü hayrun minen-nevm
    CEVAP

    Namaz uykudan hayırlıdır demektir.
    Kamet getirirken eklenen, Kad-kametis-salah ne demektir?
    CEVAP

    Namaz başladı demektir.
    Sual: Beş vakit namaz ve kaza namazları için ve Cuma namazında erkeklerin ezan okumak farz mıdır?
    CEVAP
    Farz değil sünnettir ama bu sünnete sünnet-i hüda denir. Başka dinlerde olmayan müekked sünnettir.

    Sual: Kadınların ezan ve ikamet okuması lazım mıdır?
    CEVAP
    Hayır. Okurlarsa mekruh olur. Çünkü, seslerini yükseltmeleri haramdır. [Kadının sesinin yabancılara duyurmalarının haram olmasına delillerden birisi de budur, yani ezan okumamak.]

    Sual: Ezan vaktinden evvel okunsa sahih olur mu?
    CEVAP
    Sahih olmaz, yeniden okunması gerekir.

    Sual: Ezan okunurken, hareke, harf katacak veya harfleri uzatacak şekilde teganni yapmak caiz mi?
    CEVAP
    Hayır caiz değildir.

    Sual: Vitir, bayram, teravih ve cenaze namazları için ezan ve ikamet okunur mu?
    CEVAP
    Okunmaz.

    Sual: Ezan mı, ikamet mi daha efdaldir?
    CEVAP
    İkamet, ezandan daha efdaldir.

    Sual: Minarede sağa sola dönerek ezan okunduğu da oluyor. Ezan kıbleye karşı okumak gerekmez mi?
    CEVAP
    Evet, ezan ve ikamet, kıbleye karşı okunur.

    Sual: Kimlerin ezan okuması mekruh olur?
    CEVAP
    Cünübün, kadının, fasıkın, sarhoşun, küçük çocuğun ezan okumaları tahrimen mekruhtur.

    Sual: Oturarak ezan okumak caiz midir?
    CEVAP
    Tahrimen mekruhtur.

    Sual:
    Birkaç günlük kaza kılarken hepsi için bir kere ezan okumak yeter mi?
    CEVAP
    Evet yeter. Birkaç kazayı bir arada kılan, önce bir ezan ve ikamet okur. Sonra her farz için ikamet okur, ezan okumasa da olur.

    Sual: Evinde yalnız veya cemaat ile vakit namazı kılan, ezan ve ikamet okur mu?
    CEVAP
    Okuması gerekmez. Çünkü, camide okunan ezan ve ikamet evlerde de okunmuş sayılır. Fakat, okumak efdal olur. Bugünkü ezanlar sünnete uygun okunmadığı için ezan okumalıdır.

    Sual: Seferi olan ezan ve ikamet okur mu?
    CEVAP
    Seferi olan kimse, bir evde yalnız kılarken de, ezan ve ikamet okur. Çünkü, camide okunan, onun namazı için sayılmaz. Seferi olanlardan bazısı, evde ezan okursa, sonra kılanlar okumaz.

    Sual: Ezana hürmet nasıl olur?
    CEVAP
    Ezana hürmet etmek, harflerini değiştirmeden, teganni etmeden, minareye çıkıp, sünnet üzere okumakla olur. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Müezzin, kendisi ile namaz kılanların sevabı kadar sevap alır. Onların sevabından da bir şey eksilmez.) [Nesai]

    Sual: Ezanı duyanın tekrar etmesi gerekir mi?
    CEVAP
    Evet ezanı duyanın, yavaşça tekrar etmesi sünnettir. (Hayye ala)larda, (La havle ve la kuvvete illa billah) denir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
    (Müezzinin söylediğini tekrar edene, onun sevabı kadar kendisine sevap verilir.) [Nesai]

    (Ezanı tekrar edene, kıyamette şefaatim vacip olur.)
    [Nesai]

    (Ezanı siz de tekrar edip salevat getirin. Bir salevat getirene on sevap verilir.)
    [Müslim]

    Yemekte, din dersi okumakta iken ve cami içinde Kur'an-ı kerim okurken ezan tekrar edilmez.

    Sual: Muhammedün Resulullah derken iki elin baş parmağını göze sürmek gerekir mi?
    CEVAP
    Ezan okunurken, Resulullah efendimizin ismini işiten, iki elin baş parmaklarını, gözlerinin üstüne koyarak, (İki gözümün nurusun sen ya Resulallah) demesi iyi olur. Hadis-i şerifte, (Salihler anılınca rahmet iner) buyuruldu. (Camius-sagir)

    Muhammed aleyhisselam ise, salihlerin ve bütün Peygamberlerin en üstünüdür. Onun ismi anılınca, Allahü teâlâ rahmet eder. Rahmet inince, yapılan dua kabul olur. Ezan okunurken, (Seninle, gözüm nurlanır, kalbim sevinir ya Resulallah) demek, güzel bir duadır.

    Hazret-i Ebu Bekr-i Sıddık, ezan okunurken, Resulullahın ismini işitince, iki baş parmağının tırnağını öpüp gözlerine sürdü. Peygamber efendimiz, bunun sebebini sorunca, (Ya Resulallah, senin mübarek isminle bereketlenmek için) dedi. Resulullah efendimiz de, (Güzel yaptın. Böyle yapan göz ağrısı çekmez) buyurdu. Tırnakları göze koyunca, (Allahümmahfaz ayneyye ve nevvirhüma) demelidir! (Şeyhzade)

    İkamet okunurken böyle yapılmaz. Tırnaklar öpülüp göze sürülmez.

    Sual: Ezan okunurken işi bırakmak gerekir mi?
    CEVAP
    Ezan okunurken işi bırakmak iyi olur. Çünkü hadis-i şerifte, (Ezan okunurken iş yapmak dinde noksanlıktır) buyuruluyor. (Ey Oğul İlmihâli)

    Demircilik yapan Ebu Hafs Haddad hazretleri, her ne zaman ezanı işitse, çekici yukarı kaldırmış ise, aşağıya indirmez, aşağıda ise, yukarı kaldırmazdı. Konuşuyorsa, susar ezanı dinlerdi. Vefat edip cenazesi götürülürken ezan okunmaya başladı. Cenazeyi götürenler, ne kadar gayret ettilerse de, tabutu bir adım yerinden oynatamadılar. Ezan bittikten sonra, ancak cenazeyi götürmek mümkün oldu.

    Sual: Ezan okunurken sağa sola vücudu döndürmek gerekir mi?
    CEVAP
    Hayye ales salah derken sadece yüzü sağa, hayye alel felah derken yüzü sola döndürmek sünnettir. Vücut döndürülmez. Minarede de dönerek okunurken yine kıbleye karşı okunur. (Hindiyye)

    Sual: İkameti ezan gibi uzatarak okumakta mahzur var mıdır?
    CEVAP
    İkamet, ezan gibi uzatarak okunmaz. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (Ezanı uzatarak, ikameti ise kısa okuyun!) [Tirmizi]

    Sual: Ezandan sonra dua okunur mu?
    CEVAP
    Sünnete uygun okunan ezanı işitince, hürmetle dinleyip ezan bitince şu duayı okumalıdır:
    (Allahümme rabbe hazihiddavetittammeti vessalatil kaimeti ati Muhammedenil vesilete vel fadilete veddereceterrefiate ve bashu mekamen mahmudenillezi vaadtehü inneke la tuhlifül miad.)

    Sual:
    1940dan 1950 yılına kadar müezzinlik yaptım. "Allahü ekber" yerine "Tanrı uludur" dedim. Ezanı da, kameti de hep Türkçe okudum. Namazımı da âyetlerin tercümesi ile kıldım. Dinimizde zorluk yoktur. Tanrı kimseye gücünün yetmediğini yüklemez. Bırakın her toplum, kendi dili ile ibadetini yapsın! Kimseyi zorla Arap yapamayız. İslamiyet�in şartı temizlik ve güzel ahlaktır, dil değildir. Hangi dille ibadet edersen et hiç sakıncası olmaz. Öyle değil mi?
    CEVAP
    Hayır öyle değildir. Namazda sureler ve dualar Arapça okununca sadece iftitah tekbiri (Allahü ekber) yerine (Tanrı uludur) dense veya başka bir şey söylense namazın yine sahih ve kabul olmayacağı bütün fıkıh kitaplarında yazılıdır. Mesela Redd-ül muhtarda açıkça yazılıdır. Hatta selamdan önce okunan duaları bile Arabi okumak şarttır. Kur'an-ı kerimde ve hadis-i şerifte olmayan duaları okumak bile namazı bozar. Arabiden başka herhangi bir dil ile namaz kılmanın sahih olmadığını bütün âlimler ittifakla bildirmişlerdir. (Hindiyye)

    Biz, başka milletlerin milli marşlarını tercüme ederek söylesek, onlar da bizim istiklal marşımızın tercümesini söyleseler uygun görülmez. Her devletin kanununda bildirilen esaslara uymak gerektiği gibi, Allahü teâlâ da bize namazı nasıl kılmamızı emrediyorsa öyle kılmamız gerekir. Dinimizde kolaylık vardır. Fakat kolayına geldiği gibi dini değiştirmek yoktur.

    Mesela sizin isminiz İsmet, günahsızlık, temizlik demektir. Bir kimse sizi, Arapça olan İsmet kelimesiyle değil de tercümesi olan temizlik kelimesi ile çağırsa, İsmet Bey yerine, Temizlik Bey dese ne dersiniz? Bir ismin bile tercümesini söylemek çok tuhaf olurken namazdaki sureleri Türkçe olarak okumak nasıl caiz olur?

    Dinde, sizin veya bizim fikrimize itibar edilmez. Muteber din kitapları ne yazıyorsa ona bakılır. Allahü teâlânın emri olduğu için ibadet lisanı Arabidir. Dinin sahibi nasıl istemişse öyle yapılır. Başka türlü istemek dine aykırı olur. Kur'an-ı kerimin tercümesini Kur'an hükmünde tutmak ve namazda okumak asla caiz değildir. Allahü teâlâ, Kur'an-ı kerimde, (Benim kitabım Arabidir, Kur'anı Arabi lisan ile indirdim) buyuruyor. O halde Allahü teâlânın melek ile indirdiği kelimelerin, harflerin ve manaların toplamı Kur'andır. Kur'an-ı kerim Arabiye bile çevrilse, yine Kur'an olmaz. Kur'anın açıklaması olur. Manası bozulmadan da, bir harfi bile değişince, Kur'an olmaz.

    (Kur'an-ı kerimi başka dile tercüme edip, Kur'an yerine bunu okumak ve Kur'anı Arapça harflerle, okunduğu gibi yazmak suretiyle değiştirmek bile haramdır. Kur'an-ı kerimi böyle yazarken ve başka dile tercüme ederken, Allah kelamının icazı bozulmakta, nazm-i ilahi değişmektedir. Bunun gibi sebeplerle de Kur'an-ı kerimin tercümesi namazda okunamaz.) (Fetava-i fıkhiyye)

    Namaz haricinde her milletin kendi diliyle dua etmesi caizdir. Vaaz ve nasihati kendi lisanıyle yapması gerekir.

    Sual:
    Ezan okurken "Muhammeden" mi yoksa"Muhammeder" mi denilecek?
    CEVAP
    İkisi de olur, tecvide göre Muhammeder demek gerekir.

    Sual:
    Birkaç müezzinin birlikte ezan okuması caiz midir?
    CEVAP
    Birkaç müezzinin birlikte ezan okumalarına ezan-ı Cavk denir. Caizdir, günah değildir.

    Sual: Okunan ezanı dinleyen tekrar ediyor, ikameti tekrar etmesi de caiz mi?
    CEVAP
    Ezanı tekrar etmek sünnet, ikameti tekrar etmek müstehaptır. Tekrar etmekte mahzur yoktur.

    Sual: Ezan bitince, okunan duayı, imam veya müezzin yüksek sesle mi okur?
    CEVAP
    Yüksek sesle okunmaz.

    Sual: Yürüyerek ikamet okumak caiz midir?
    CEVAP
    Mekruhtur.

    Sual:
    Ezan okunurken köpeğin uluması iyi midir?
    CEVAP
    Ezan okurken şeytanların kaçtığı hadis-i şerif ile bildirilmiştir. Horozlar melekleri görünce öterler. Hayvanlar bizim görmediklerimizi görebiliyorlar. Ezan okunurken köpeğin uluması hayra alamettir. Şeytanların kaçışını görmüş olabilir.

    Sual: Ezan okunurken tuvalete girilir mi?
    CEVAP
    İhtiyaç varsa girilir.

    Sual: Mukim ve misafir karışık bir evde iken, mukim olan biri, ezan ve ikamet okusa, misafirlerin de okuması gerekir mi?
    CEVAP
    Hayır.

    Sual:
    Evde yavaşça ezan okurken, sağa sola yüz çevrilir mi?
    CEVAP
    Evet.

    Sual:
    Evde veya camide, sesli veya kendi işiteceği sesle ezan okuyan, ellerini kulaklara koyar mı?
    CEVAP
    Evet.

    Sual: Mescitte bulunan kimse, ezan okunurken ayağa kalkması gerekir mi?
    CEVAP
    Hayır gerekmez.

    Sual:
    Ezanların erken okunduğu bellidir. Saat yokken, bunlara itibar edip, vakti belirlemek, mesela öğle ezanı okunurken, öğleye üç dakika kaldığını kabul etmek caiz mi?
    CEVAP
    Evet.

    Sual:
    Ezan okurken eller kulağa düz olarak mı konur?
    CEVAP
    Düz olarak konur.

    Sual:
    İkamet okurken eller yanda mı durur, göbek üstüne bağlamak gerekir mi?
    CEVAP
    Eller yanda durur, bağlanmaz.

    Sual:
    Mescid içinde ezan okumak mekruh olduğuna göre, işyeri mescidinin merdiveninde yavaşça ezan okunsa sünnet yerine gelir mi?
    CEVAP
    Evet.

    Sual:
    Siirt�te ezana seyyidina ekleniyor. Bid�at mı?
    CEVAP
    Evet.

    Sual:
    Ezan ve ikamette, R harfleri cezm veya vasl ederek mi okunur?
    CEVAP
    Evet (Allahü ekberullahü) diye okumamalıdır. Allahü ekber Allahü ekber diye okumalıdır.

    Sual: İkamet okurken, okuma esnasında konuşan, ikameti tekrar okur mu?
    CEVAP
    Evet.

    Sual: Ezan okuyan ezandan sonra, ikamet okuyan ikametten sonra konuşsa, ezanı ve ikameti tekrar okumak gerekir mi?
    CEVAP
    Hayır.

    Sual: Çocuk yeni doğunca isim konurken kulağına ezan okumak gerekir mi?
    CEVAP
    Ezan okumak iyidir. Çünkü Peygamber efendimizin, Hazret-i Hasan doğduğu zaman kulağına ezan okuduğu hadis kitaplarında yazılıdır. (Tirmizi)

    [Ezan okuyacak kimse, çocuğu yastık gibi yumuşak bir şey üstüne koyarak kucağına alır, yavaşça sağ kulağına ezan, sol kulağına da ikamet okur. Sonra kulağına ismini söyler. Çocuğu birisi kucağına alıp, ezanı bir başkası da okuyabilir.]

    Bir hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
    (Yeni doğan çocuğunun sağ kulağına ezan, sol kulağına da ikamet okunursa, "Ümmü sıbyan" denilen hastalıktan korunmuş olur.) [Beyheki]

    Sual: Hoparlörden çıkan ses, imamın sesi olmadığı için okunan Ezana saygı duymak günah mıdır?
    CEVAP
    Okunanın ezan olmaması ayrı, okunan şeye saygı ayrıdır. Orada Allah deniyor, Allah ismine saygı duymak gerekir. Birisi hep kelime-i şehadet okusa okuduğu şeye saygı duymak gerekir.

    Allah ismi ister teypten çıksın, isterse başka yerden gelsin, Allah ismine saygı duymak günah olur mu hiç. Günah olan, ezan olmayan şeye ezan demektir.

    Sual: Ezanı mescidin içinde okumak caiz midir?
    CEVAP
    Caiz değildir, mekruhtur. Bunun istisnası vardır: Hazır olan cemaat için veya kendi için olan ezan içeride okunur. Seferi olanlar da, evde veya mescitte ezanı içeri de okur.

    Cuma günü cami içinde okunan ezan hariç, ezanı cami içinde okumak, oturarak okumak ve sesini takatından fazla yükseltmek ve kıbleye karşı okumamak ve teganni yaparak okumak mekruhtur. (Hindiyye)

    Sual:
    Cami içinde ezan okunurken cemaat ezanı tekrar etmez mi? İkamet okunurken ikameti de tekrar etmek gerekir mi?
    CEVAP
    Seadet-i Ebediyye kitabında diyor ki:
    Ezan minarede veya mescidin dışında okunur. Mescidin içinde okunmaz. Cami içinde okumak mekruhtur. Cuma günü ikinci ezan cami içinde okunur. Ancak, hazır olan cemaat için veya kendi için olan ezan ve ikamet de yerde okunur. Seferi olanlar da, ezanı evde veya mescitte okur.

    Cami içinde Kur�an-ı kerim okurken, ezan tekrar edilmez. [Kur'an okunmuyorsa tekrar edilir.]

    İkameti işitenin tekrar etmesi şart değildir, ancak müstehaptır, tekrar edilmesi iyi olur.

    Sual:
    Tam İlmihal�de, (Hazır olan cemaat için veya kendi için olan ezan ve ikamet de yerde okunur) deniyordu. Hazır olan cemaat ne demek? Her camide namaz vakti bir cemaat hazır olabilir. Hazır cemaat var diye, ezan cami içinde mi okunur?
    CEVAP
    Hayır. Oradaki ifadenin tamamı şöyledir:
    (Ezan, başkalarına vakti bildirmek için, yüksekte okunur. Hazır olan cemaat için veya kendi için olan ezan ve ikamet yerde okunur.)
    Bu ifadede caminin içi geçmiyor. Hazır olan cemaat için caminin kapısının önünde okunabilir. Yağmur falan olursa caminin içinde de okunabilir. Bir ihtiyaç olmadan cami içinde ezan okumak mekruhtur.

    Hazır olan cemaat, genellikle uzun veya kısa yolculuklarda olur. Yollarda imamsız mescitler vardır. Her gelenin mescidin içinde ezan ve ikamet okuması gerekir. Yahut bir grup cemaat, namaz kılındıktan sonra camiye veya bir eve gelir, içlerinden birisi caminin veya evin içinde ezan okursa mekruh olmaz. Çünkü okunan ezan orada hazır olan cemaat içindir. Dışarıdaki insanlar için değildir. Dışarıdaki insanlar için okunan ezan, cami içinde okunmaz. Cuma günü cami içinde okunan ikinci ezan da oradakiler içindir.

    Sual: Kamet okurken, hayyealassalatü, Kad kametisselatü mü denir?
    CEVAP
    Hayyealessalati
    ve Kad kametissalatü diye okunur. Ti mi, mü diye tereddüt edince ikisini de salah diye bitirmek caizdir. Yani Hayyealessalah ve Kad kametissalah diye okumak da caizdir.

    Sual: Müezzinler, Cuma günü bir elini kulağına götürerek ezan okuyor. İki eli kulağa götürmek gerekmiyor mu?
    CEVAP
    Evet. İki eli kulaklara götürmek sünnettir.

    Sual:
    Sünnete uygun ezan okunuyorsa, oturanın kalkması gerekir mi?
    CEVAP
    Ezanı işitenin oturuyorsa kalkması, yürüyorsa durması müstehaptır. Cami içinde ise kalkılmaz.

    Sual:
    Bir hoca, �Büluğa ermemiş 12-15 yaşındaki çocuklar ezan okuyamaz, kamet getiremez. Yalnız akıl baliğ olmamış çocuk varsa onunla cemaat olunmaz� dedi. 14 yaşında oğlum var, hafızlığa çalışıyor. Ezan okumasında, kamet getirmesinde ve yalnız onunla cemaatle namaz kılmam da mahzur olur mu?
    CEVAP
    Hiç mahzuru olmaz. Yedi yaşından büyük çocuk, ezan okuyabilir, kamet getirebilir ve onunla cemaat olup namaz kılınır. Yani cemaat sevabı hasıl olur.
    (Hoca dedi) dediğiniz için din kitaplarından delillerini de yazalım:

    Akıllı çocuğun ezan okuması, kerahatsiz caizdir. Çocuk bir kişi de olsa cemaat olur. (S. Ebediyye)

    7-9 yaşındaki çocuğa, akıllı çocuk denir. (Bey ve Şira risalesi)

    Çocuğun yaşı bilinmiyorsa, acaba altı mı yedi mi diye tereddüt edilmişse ne olacak? Din kitapları onu da bildirmiştir:
    Küçük çocuk parayı başka şeyden ayırabiliyorsa ve aldatılarak elinden alınamıyor ise, bu çocuk akıllıdır. Bir çocuk, satın alınan malın mülk olacağını ve satınca mülkten çıkacağını anlarsa, buna Mümeyyiz çocuk yani akıllı çocuk denir. (S. Ebediyye)

    Mürahık sabinin [çocuğun], hatta mümeyyiz çocuğun ezanı kerahatsiz caizdir. Fakat mümeyyiz olmayanın ezanı sahih değildir. (Nimet-i İslam)

    9 yaşını doldurup da, baliğ olmamış çocuğa Mürahık çocuk denir. 7 yaşından, 9 yaşına kadar olana da Mümeyyiz çocuk denir. (S. Ebediyye)

    Akıl baliğ kimseler gibi çocuğun da, namaz kılarken ezan okuması sünnettir. Aklı eren çocuk ezan okursa mekruh olmaz ve asla tekrarlanmaz. Çünkü maksat hasıl olmuştur. Hutbeyi bir çocuk okur; namazı akıl baliğ biri kıldırırsa caiz olur. (İbni Abidin)

    Akıllı çocuğun ezan okuması bir rivayete göre mekruh ise de, zahir rivayette çocuk akıllı ise ezanı mekruh değildir. (Halebi)

    Sual:
    Evlerde veya cami içinde ezan okurken elleri kulaklara kaldırmak gerekir mi?
    CEVAP
    Evet gerekir.

    Sual:
    Yolculuk yaparken yoldaki mescitlerde veya namaz kılacak herhangi bir yerde namaz kılarken ezan ve ikamet okumak gerekir mi?
    CEVAP
    Seferi olanlar, kendi aralarındaki cemaat ile de, yalnız kılarken de, ezan ve ikamet okur. Yalnız kılanın yanında, arkadaşları kılıyorsa, ezanı terk edebilir. Seferi olan kimse, bir evde yalnız kılarken de, ezan ve ikamet okur. Çünkü, camide okunan, onun namazı için sayılmaz. Seferi olanlardan bazısı, evde ezan okursa, sonra kılanlar okumaz.

    Sual:
    Bir camide cemaatle namaz kılındıktan sonra camiye gelen namaz kılarken ikamet okur mu?
    CEVAP
    Cemaati belli kimseler olan her camide, vakit namazı, cemaat ile kılındıktan sonra, yalnız kılan kimse, ezan ve ikamet okumaz.

    Sual:
    Evde yalnız veya cemaatle vakit namazı kılan, ezan ve ikamet okuması gerekir mi?
    CEVAP
    Evde yalnız veya cemaatle vakit namazı kılan, ezan ve ikamet okumaz. Çünkü, camide okunan ezan ve ikamet evlerde de okunmuş sayılır. Ama okumak efdal olur. (S. Ebediyye)

    Sual:
    İkamet okumak mı, yoksa ezan okumak mı daha efdaldir?
    CEVAP
    İkamet okumak, ezan okumaktan daha efdaldir.

    Sual:
    Günah işleyen kimsenin okuduğu ezan sahih midir? Hoparlörle okuyunca başka bir ses oluyor, kendisi olmuyor; yine sahih olmuyor mu?
    CEVAP
    Salih kimse bile, hoparlör ile okusa caiz olmaz.
    Bir fasıkın, yani açıktan günah işleyen kimsenin temiz olarak ve edep ile ezan okuması caiz değildir. Hoparlör de, fısk [günah] olan şarkıları, kadın seslerini yaymakta kullanıldığı için, bu fısk aleti ile ezan okumak caiz olmaz. Çünkü, ibadet değiştirilemez. Çalgıyı hiç kullanmayıp evinde bulundurmak bile caiz değildir. (İslam Ahlakı kitabı)

    Sual:
    Ezan ile alay etmek küfür müdür?
    CEVAP
    Evet. Ezan sünnete uygun okunmasa bile, dini hususlarla alay etmekten çok sakınmalıdır.

    Sual: Minare bid�at değil mi?
    CEVAP
    Peygamber efendimiz, ezanın yüksek yere çıkılarak okunmasını emretmiştir. Yani, ezanı yüksek yerde okumak sünnettir. Sünnete muhalif olmayanlara, yani ilk asırda aslı bulunanlara, mesela, Mevlid okumak, minare, türbe yapmak gibi olanlara sünnet-i hasene denir. (S. Ebediyye)

    Eshab-ı kiramdan Mesleme bin Mahled, Mısır�da vali iken, hicri 58 yılında, ilk minareyi yaptırmıştır. (Mirat-ül haremeyn)
    Sual:
    Bir günlük kaza namazını peş peşe kılarken, her namazdan önce ezan okumak ve her namazdan sonra âyet-el-kürsiyi okuyup tesbih çekmek gerekir mi?
    CEVAP
    Kaza kılarken yalnız bir defa ezan okuyup sonunda âyet-el-kürsîyi okumak kâfidir. Yani, her namaz için ayrı ayrı değil, hepsi için bir defa ezan ve sonunda tesbih çekmek kifayet eder. Her namaz için, kamet getirilir. Kadın için, ezan ve kamet yoktur.

    Sual: Sünnete uygun okunan ezandan sonra, hangi dua okunur?
    CEVAP
    Şu dua okunur:
    (Allahümme rabbe hâzihid-da�vetit-tâmmeti vessalâtil kâimeti âti Muhammedenil vesîlete vel fadîlete veddereceterrefî�ate veb�ashu mekâmen mahmûdenillezî vaadtehu inneke lâ tuhlifül mîâd.)

    Sual: Ezan okunurken, helâya girilebilir mi?
    CEVAP
    İhtiyâç halinde ezan okunurken, helâya girmek caizdir.
     
  3. DilzaR

    DilzaR Üye

    Ezan okuyanın dikkat edeceği hususların yanında dinleyenin de uyması gereken hususlar vardır:

    I) Ezan okunurken konuşulmaz. Hattâ Kur'ân-ı Kerîm okuyan bir kişi ezan başladığında okumayı bırakıp ezanı dinler.

    2) Ezan'ı dinleyen müslüman, müezzinin okuduğu ezanı tekrar eder ve böylece o da ezan okunmuş olur. "Hayya ala'ssalâh" ve "Hayya alalfelâh" cümlelerinde "lâ havle velâ kuvvete illâ billâh (Allah'tan başka hiçbir güç ve kuvvet kaynağı yoktur)" der. Sabah ezan'ında müezzinin "essalâtü hayrün mine'n-nevm" cümlesine "sadakte ve berirte (doğru söylüyorsun)" diye karşılık vermesi sünnettir.

    3) Ezanı işiten kişi cünüp de olsa yukarıdaki yükümlülükleri yerine getirir. Ancak hayızlı ve nifaslı olan kadınlar bunun dışındadır.

    4) Ezanın bitiminde dinleyen kişi ezan duasını okur.

    "Allahumma Rabbe hezihi'd-da' vati't-tamme ve's-salati'l-kâime âti seyyidina Muhammeden el-vesilete ve'l-fazilete ve'd-dereceti'r-rafiati'l âliye ve'b-ashû makamen mahmuden ellezi vaadtehu inneke la tuhlifu'lmi'ad. "

    "Ey bu üstün çağrının ve hazır namazın Rabbi olan Allahım! Muhammed 'e vesileyi, fazileti ve yüksek dereceyi ihsan et. Onu kendisine vadetmiş olduğun övülmüş makama eriştir. Zira sen vaadinden dönmezsin "

    Bunların dışında ezan hakkında şu hususları belirtelim:

    Cuma namazında bir dış bir de iç ezan okunur diğer namazlarda her vakit için bir defa ezan okunur.

    Ezan ile kametin arasını biraz uzatmak gerekir ki namaza geç kalanlar cemâate yetişebilsin.

    Caminin dışında bir yerde de ezan okunabilir, ikamet getirilerek cemâatle namaz kılınabilir.

    Kaza namazları için de ezan okunabilir, ikamet getirilebilir. Bayram, Vitir, teravih ve cenaze namazları için ezan okunmaz.

    Ezan Vacib derecesinde sünneti müekkeddir
     
  4. DilzaR

    DilzaR Üye

    Ezanın kelimeleri yedidir.

    1- Allahü ekber:

    Allahü teâlâ, büyüktür. Ona bir şey lazım değildir. Kullarının ibadetlerine de
    muhtaç olmaktan büyüktür. İbadetlerin, Ona faydası yoktur.

    Bunu, zihinlerde iyi yerleştirmek için, bu kelime, dört kere söylenir.

    2- Eşhedü en la ilahe illallah:

    Kibriyası, büyüklüğü ile ve kimsenin ibadetine muhtaç olmadığı halde, ibadet
    olunmaya Ondan başka kimsenin hakkı olmadığına şehadet eder, elbette inanırım.
    Hiçbir şey Ona benzemez.

    3- Eşhedü enne Muhammeden Resulullah:

    Muhammed aleyhisselamın, Onun gönderdiği Peygamberi olduğuna, Onun istediği
    ibadetlerin yolunu bildiricisi olduğuna ve Allahü teâlâya, ancak Onun bildirdiği,
    gösterdiği ibadetlerin, yaraşır olduğuna şehadet eder, inanırım.

    4 ve 5- Hayye alessalah, hayye alelfelah:

    Müminleri, felaha, saadete, kurtuluşa sebep olan namaza çağıran iki kelimedir.

    6- Allahü ekber:

    Ona layık bir ibadeti kimse yapamaz. Herhangi bir kimsenin ibadetinin Ona layık,
    yakışır olmasından, çok büyüktür, çok uzaktır.

    7- La ilahe illallah:

    İbadete, karşısında alçalmaya müstehak olan, hakkı olan ancak Odur. Ona layık bir
    ibadeti kimse yapamamakla beraber, Ondan başka kimsenin ibadet olunmaya hakkı
    yoktur
     

Bu Sayfayı Paylaş