Ey Ruh Geri DöN!

'Galatasaray' forumunda _Mr.PaNiK_ tarafından 24 Ekim 2008 tarihinde açılan konu

  1. _Mr.PaNiK_

    _Mr.PaNiK_ Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Ey Ruh Geri DöN! konusu
    Hedefini 'Kadıköy finali' olarak belirleyen G.Saray, Olympiakos karşısında iyi bir futbol ortaya koydu ve tarihi farkı kaçırdı.
    Galatasaray'a galibiyeti ve liderliği getiren golü 25'te şık bir kafa vuruşu ile Harry Kewell attı. İki şutu direkte patlayan Cassio Lincoln, oynadığı olağanüstü futbolla gözlerimizin pasını sildi; sarı-kırmızılı taraftarlara 'İmparator Hagi'yi hatırlattı

    Sporx.com yazarlarından Fatih Şamlıoğlu, Galatasaray ile Olympiakos maçının yanı sıra camiada yeni yeni oluşmaya başlayan 'kavram kargaşasını' ele aldı.
    Futbolda sadece iyi oynamak bazen yetmeyebilir.
    Top, golü ister. Hep havalanmak ister ağlarda.
    Senin işin 7.32'den içeri sokmaktır meşin yuvarlağı.
    Bazen olmaz. Şans, olmayınca olmuyor dersin.
    Ama bu öyle bir şey değil.
    Şayet, hedef UEFA'da final diyorsan bu kadar kaçırmayacaksın.
    Bulduğunu atacaksın.
    Bakın Arsenal.
    7 kere geldi Fenerbahçe kalesine, 5'i gol oldu.
    Barcelona, Manchester United, Chelsea hepsi aynı.
    Bu maç rövanşı olan bir maç değil.
    Tabii ki alınan 1-0'lık skor sorun değil.
    Üç puan için tek gol yetti de arttı bile...
    "5-0'da olsa aynı puanı vermeyecekler mi?" demeyin.
    Bir maçta bu kadar baskılı oynuyorsan...
    Bu kadar pozisyon yakalıyorsan...
    Son nefesine tek ilaçla girmeyeceksin...
    Kovacevic son dakikada atsaydı o golü!
    Yazık olmayacak mıydı?

    Oynanan futbol herkese keyif veriyor.
    Her yerde baskı, müthiş tempo.
    Gözleri yoruluyor insanın.
    Kewell süper, Arda her yerde.
    Lincoln keyif alıyor, keyif veriyor.
    Sabri bu haliyle Avrupa'nın her takımında oynar.
    Böyle bir performans yok.
    Yaş 35, yolun yarısı Emre.
    Sanki 18'lik delikanlı.
    Sanki her maç sahada.
    Böyle bir profesyonellik Türkiye'ye fazla!
    Hakan Balta temiz, net.
    Biraz daha katılması lazım oyuna.
    EURO 2008'in yükünü atamadı henüz üzerinden.

    Bu kadar iyinin arasında tabii bazı sorunlar var.
    "O kadarı kadı kızında da olur" cinsinden değil.
    Orta saha oyundan çabuk düşüyor.
    G.Saray pozisyona giriyor, pozisyon veriyor.
    De Santics, hala güven vermiyor.
    Son dakikada yaptığı hata unutulmaz.
    Kalecilerin kaderinde var bu.
    Her zaman, her dakika iyi olmak zorunda De Santics.
    Mehmet Topal ve Linderoth'un acilen iyileşmesi lazım.
    Bu orta saha, Ayhan ve Meira bu hücum gücünü kaldıramaz.

    GİZLİLİK!
    Öte yandan G.Saray'da tuhaf işler dönmeye başladı.
    Yapılan hamlelerin hepsi, büyük bir gizlilik içerisinde.
    Biraz gerilere gidelim.
    Hakan Şükür olayıyla başlayalım.
    Sezon başında Hakan Şükür bu takımdan yollandı, ayrıldı.
    Kimseden ses seda çıkmadı, hiçbir açıklama gelmedi.
    Bir basın toplantısı yapılmadı ya da bir deklarasyon yayınlanmadı.
    Tüm Galatasaraylılar kulaktan dolma bilgilere muhtaç bırakıldı.
    Neden Hakan Şükür gitti, bilen yok!
    Akıl yürüten, fikir sahibi olan çok ama gerçekleri bilen yok!
    Hakan Şükür'ün Galatasaray'dan ayrılmasına diyecek bir sözüm yok.
    Bu ayrılığın haklı gerekçeleri olabilir.
    Saygı duyarız.
    Ama biz bu gerekçeleri bilmek istiyoruz.
    Nedir bu gizlilik.
    Anlatın bilelim her şeyi.
    Kaçmayın taraftardan, saklanmayın.

    BİLMİYORUM, DUYMADIM!
    Ümit Davala ve Edwin Boekamp'ın görevine son verildi.
    Neden? Bir bilen var mı?
    Ümit Davala memur gibi çalışıyormuş-muş-muş...
    Kulaklara fısıldadan tek şey bu.
    Biri çıksın anlatsın.
    Ümit Davala, çalışma sistemimize uymadı ve yollandı.
    Hepsi bu.
    Bilmek istiyorum ben ve benim gibi herkes.
    Kimse sorgulamıyor, sormuyor.
    Bu konuda sadece gazetede çıkan haberler var.
    Galatasaray Kulübü'nden herhangi bir yetkili çıkıp da anlatmadı bilinmeyenleri.
    Anlatmazsan sen, izah etmezsen durduk yere krize sürüklenirsin.
    Sonra çıkar Ümit Davala açar ağzını yumar gözünü.
    Kime? Koca Galatasaray Kulübü'ne.
    Biraz şeffaflık.
    Gerçi Skibbe'nin bile haberi yokken, bizim nasıl haberimiz olsun.
    Orası da apayrı bir tartışma konusu.

    FELDKAMP'IN GÖREVİ NE?
    Ümit Davala'dan sonra kulüpten Burak Dilmen'in göreve getirildiği açıklandı.
    Tebrikler! Beklemiyorduk gerçi biz bu tarz bir açıklama.
    Sayın Adnan Polat, Feldkamp'ı İstanbul'a davet ediyor.
    Neden? Var mı bir bilen.
    Feldkamp, Galatasaray'ın rakiplerini analiz ediyormuş-muş-muş...
    Teknik danışman olacakmış kendisi.
    Buyursun olsun.
    Ne kadar verim alacak Galatasaray belli değil.
    Feldkamp, geçen sezon hasta olduğu gerekçesiyle üç maçta Galatasaray'ı yalnız bıraktı.
    Gönderilme nedeni de sağlık sorunları...
    Neyse artık.
    Bunlar biraz teknik, taktik ve stratejik hamleler.
    Benin anlatmak istediğim 'bilinmeyenler'
    Şu anda Feldkamp'ın Galatasaray'da ne iş yaptığını bilen var mı?
    Kendisi Yunanistan'da, Olympiakos maçını izliyor.
    Oradan dönüyor Kadıköy'de Fenerbahçe - Arsenal...
    Neden? Futbolu mu çok seviyor.
    Gazetelerde her gün manşetlerde Feldkamp.
    Ama ne yaptığını bilen yok Galatasaray'da.
    Yönetim ne iş yapıyor.
    Biri açıklasın, Feldkamp'ın görevi her neyse.
    Neden korkuluyor, neden çekiniliyor.
    Yapılan icraatlar doğru-yanlış her zaman tartışılır, tartışırız.
    Milyonlarca taraftarı olan bir kulüp, attığı her adımın hesabını vermek zorunda.

    TERCÜMAN VE ANTRENÖR
    Bir de 2006'da Erik Gerets-Erdal Keser ile başlayan antrenör-tercüman karmaşası hala sürüyor.
    2007'de Feldkmap-Burak Dilmen...
    2008'de Skibbe-Burak Dilmen.
    Öncelikle yardımcı antrenör farklı, tercüman farklı şeyler.
    Biri antre eder, diğeri izah eder.
    Avrupa'nın hiçbir takımında böyle bir şey yok.
    Hadi bırakın Avrupa'yı Türkiye'de bile yok!
    Burak Dilmen antrenör mü yoksa tercüman mı?
    Yoksa her ikisi de mi?
    Ümit Davala varken, Skibbe'nin tercümanı kimdi?
    Davala böyle bir kavram kargaşasının içinde kendisine yer vermedi.
    Ama ne hikmetse Burak Dilmen, seviyor antrenör-tercüman ilişkisini.
    Galatasaray, kurumlarına ve kurullarına sonsuz bağlı bir kulüptür.
    En kısa sürede bu kavram kargaşasına bir son verilmeli...
     

Bu Sayfayı Paylaş