|| Etnik Kültür Mozaiği.....KULEDİBİ ||

'Türkiye Tatil Yerleri Hoteller' forumunda Mavi_Sema tarafından 19 Ekim 2009 tarihinde açılan konu

  1. Mavi_Sema

    Mavi_Sema Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    || Etnik Kültür Mozaiği.....KULEDİBİ || konusu || Etnik Kültür Mozaiği.....KULEDİBİ ||
    Tarih boyunca Rumlar, Ermeniler, Frenkler, Yahudiler ve Türkler'e ev sahipliği yapan Kuledibi, bugün kültürel mirasıyla pek çok sanatçıya esin kaynağı oluyor.

    [​IMG]


    “İğne atsan yere düşmez” dedirten İstiklal Caddesi'nden tünele yaklaştıkça kalabalık azalmaya, koşuşturmaların yerini de sükunet almaya başlar. Tünel meydanına sapmadan sola doğru kıvrılınca belli belirsiz müzik sesleri gelir kulağınıza. Kuledibi doğaçlama seremonilerle karşılar sizi. Üzerinde bulunduğunuz caddenin hemen girişinde, caddeye adını veren ve Galata Mevlevihanesi'nin önünde Galip Dede'nin türbesi bulunur. Yokuş aşağı salınmaya devam edince aklınıza gelen hemen her tür enstrümanı bulabileceğiniz dükkânların, pul koleksiyoncularını cezbeden filateli tezgâhlarının, sahafların, rengârenk elbiseler ve göz kamaştıran takılarla bezenmiş mağazaların önünden bir bir geçersiniz. Şahkapısı Sokağı'nı gösteren tabelayı görünce, ok yönünde ilerlerken derin bir nefes almanız gerekir. Çünkü karşınıza tüm ihtişamıyla Galata Kulesi dikilir.

    [​IMG]

    [​IMG]


    Kuledibi, kuleye açılan kapılar misali kıvrımlı, sivri köşeli sokaklardan ve Levanten kültürün izlerini üzerinde taşıyan yapılardan oluşuyor. Özellikle 90'lardan sonra Levanten kültüre dönüş anlamında birçok gelişmeye tanıklık ediyor. Bu dönüşü başlatan en büyük gelişme son yıllarda yazarların, sanatçıların ve yabancıların Kuledibi'ni mesken olarak seçmeleri. Şişhane tarafından kuleye açılan Büyük Hendek Caddesi üzerinde, İstanbul'daki sinagoglar arasında en fazla bilinen Neve Şalom sinagogu yer alır. Tarihte de Galata her zaman çeşitli etnik unsurların mozaiği durumunda olmuştur. Bizanslılar'ın Megalos Pyrgos (Büyük Burç), Cenevizliler'in Torre di Cristo (İsa Kulesi) diye adlandırdıkları Galata Kulesi çevresi, tarih boyunca Rumlar, Ermeniler, Frenkler, Yahudiler ve Türkler'in yerleşim yeri olmuştur. Karaköy taraflarından Avusturya Lisesi'ne ve Galata'ya çıkan ünlü Kamondo Merdivenleri'ni ve birçok binayı inşa ettirmiş olan Kamondo Ailesi, Osmanlı döneminde yaşayan Yahudi ailelerden birisidir. Kuledibi sokaklarındaki birçok yapıda farklı mimari tekniklerin kullanıldığını görmek mümkün. Yılların ve el değiştirmelerin yorgunluğuyla tozlanmış, sararmış, mermer basamaklı, yüksek tavanlı, cumbalı, avlulu, 200 yıllık binalarda şimdi hummalı restorasyon çalışmaları yapılıyor.

    [​IMG]

    [​IMG]


    Galata Kulesi, tarih içerisinde birçok farklı amaca hizmet etmiş.
    14. yüzyılda Cenevizliler tarafından yaptırılan kule kentsel savunma amaçlı kullanılmış. O dönemde, şehirde yirmidört kulenin bulunduğu söylenir. Aralarında ayakta kalabilen ve anıtsal nitelikte olan tek kule Galata Kulesi. Çevrede yer yer sur ve hendek kalıntılarına da rastlamak mümkün. Osmanlı döneminde, Galata Kulesi ilk zamanlarda ,Kasımpaşa'daki Tersane-i Amire'de çalıştırılan esirlere barınak ve araç gereçler için depo olarak kullanılmış. Daha sonraları yüksekliğinden dolayı yangın kulesine dönüştürülmüş. Uzun zamandan beri de kulenin üst katları restoran olarak kullanılıyor.

    [​IMG]

    [​IMG]


    Galata Kulesi şimdilerde yedi tepeli İstanbul'u seyri sefer etmek isteyen yerli ve yabancı turistlere, gezginlere 360 derecelik bir görüş açısı sağlıyor. Kuleden bakınca, panoramik bir belgeselin içindeymiş duygusuna kapılıyor insan; bir tarafta tarihi yarım ada, Topkapı Sarayı, Ayasofya, Altın Boynuz Haliç, kiliseler, camiler; bir tarafta Boğaz manzarası… Binaların geniş ve yüksek pencerelerinden sokağa sarkan sarmaşıklar ve rengârenk çiçekler de ayrı bir görsellik sağlıyor. Son zamanlarda çoğu binanın teras katında ev yemekleri yapan, akşamları müşterilerine farklı ezgiler sunan restoranlar açılıyor. Rum-Ermeni restoranı bunlardan biri. Girit kökenli anneden gelen mekânın sahibi Beyza Somel, her şeyin aslına uygun bir şekilde yapılması için özverili davranmış.

    Kulenin hemen dibinde bulunan çay bahçesi, soluklanmak için birebir. Üzüm salkımları sarkan çardağın altında çayınızı yudumlarken kuleyi izlemek ayrı bir keyif veriyor. Az ilerde bulunan Camekân Sokak'tan ise kule biraz ürkütücü görünebilir. Sokakta el işi göz nuru halıların ve kilimlerin sergilendiği dükkânlar ağırlıkta. Sokaktan devam eden yol Bereketzade Camii'ne ve Avusturya Sen Jorj Hastanesi'ne açılıyor.

    Kuledibi’ne yerleşenler, özellikle sanatçılar, sokaklardaki tarihi hanlarda ve binalarda tuttukları atölyelerde sanatsal etkinliklerini ve çalışmalarını sürdürmekteler. Tünel’den Kuledibi'ne inerken karşılaşacağımız, küçük ve şirin bir sokak olan Tımarcı Sokak, bir sanat sokağına dönüşmüş durumda. Karaköy'e doğru, Yüksekkaldırım'a varmadan soldaki sokakta ritim ustası Okay Temiz'in atölyesi bulunuyor. Bir üstte kalan Serdar-ı Ekrem Sokak'ta ise bir başka ritim ustası Mısırlı Ahmet de yakın zamanda ritim kursu açmış. En fazla bilinen hanlardan olan, restorasyon çalışmaları devam eden Kamondo Han da bu sokakta bulunuyor. İtalyan mimari üslubuna örnek gösterilebilecek, meşhur Doğan Apartmanı da az ileride.

    [​IMG]

    [​IMG]


    Kuledibi, şimdilerde Beyoğlu'nun farklı bir imajı olma yönünde ilerliyor. Bu tarihi semt, Tophane taraflarına yakın yerlerde oturan Romenler'den, İstanbul'a yerleşen yabancılardan, yıllar önce başka şehirlerden gelip Galata esnafı olan yurttaşlardan, asırlar öncesinden ikameti bulunan Ermeniler'den, Yahudiler'den ve Rumlar'dan oluşan kozmopolit bir yapı sergiliyor. Kuledibi sokaklarındaki restoranlarda, lokantalarda, kafelerde de bu özelliği görmek mümkün. Bu kültürel mozaiği korumak ve Galata'nın yozlaşmasını önlemek amacıyla kurulan Galata Derneği de bu yönde çalışmalarını sürdürüyor. Her yıl yaz döneminde Galata Meydanı'nda ve Kule Sokak'taki dernek binasında gerçekleştirilen Galata Şenlikleri aynı kapsamda yapılıyor.

    Tarihi Galata semti son dönemlerde, özellikle Galata sevdalılarının çabalarıyla, yüzyılın başlarındaki canlı ve renkli günlerine tekrardan dönmeye çalışıyor. Sayıları gün geçtikçe artan dans stüdyoları, resim atölyeleri, müzik ve videoart kursları sayesinde tehlikeden ve yozlaşmadan uzak bir sanat merkezi olma yolunda ilerliyor.

    [​IMG]

    [​IMG]
     

Bu Sayfayı Paylaş