Etkili Öğretmenlik

'Rehberlik' forumunda sleza tarafından 11 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu

  1. sleza

    sleza Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Etkili Öğretmenlik konusu Temel Başarı Prensipleri

    Eleştirme, erteleme, suçlama, şikayet etme...
    Karşınızdakini dürüstlük ve içtenlikle övün...
    Karşınızdakinde güçlü bir istek uyandırın- yüreklendirin...
    Karşınızdakine içten bir ilgi duyun...
    Gülümseyin...
    Karşınızdakine ismiyle hitap edin...
    İyi bir dinleyici olun.Karşınızdakine, kendinden bahsetmesi için cesaret verin...
    Karşınızdakinin ilgilendiği şeylerden bahsedin...
    Karşınızdakinin kendini önemli hissetmesini sağlayın bunu içtenlikle yapın...
    Bir tartışmadan en iyi sonucu almanın tek yolu, tartışmadan kaçmaktır...
    Karşınızdakinin fikrine saygı gösterin ve asla ‘’yanılıyorsun’’ demeyin...
    Eğer hatalıysanız bunu hemen kabul edin...
    Konuşmaya dostça başlayın...
    Karşınızdakinin size hemen’’evet’’ demesini sağlayın...
    Bırakın konuşmanın çoğunu karşınızdaki yapsın...
    Empati kurun...
    Karşınızdakilerin düşünce ve isteklerine anlayışla yaklaşın...
    Fikirlerinizi canlandırın...
    Rekabet yaratın...
    Konuşmaya içten bir iltifat ve övgüyle başlayın...
    Karşınızdakinin hatalarına üstü kapalı bir şekilde değinin...
    Karşınızdakini eleştirmeden önce kendi hatalarınızdan bahsedin...
    Doğrudan emir vermek yerine sorular sorun...
    Karşınızdakinin gururunu kurtarmasın izin verin...
    Övgü ve takdirlerinizde içten ve cömert olun...
    Karşınızdakine koruması gereken bir ün verin...
    Karşınızdakine cesaret verin, hataların kolay düzeltilebilirmiş gibi görünmesini sağlayın...
     
  2. sleza

    sleza Üye

    Oğlumun Öğretmenine

    Öğrenmesi gerekli, biliyorum; tüm insanların dürüst ve adil olmadığını.Fakat şunu da öğret ona; her alçağa karşılık bir kahraman, her bencil politikacıya karşılık kendini adamış bir lider vardır. Her düşmana karşılık bir dost olduğunu da öğret ona.Zaman alacak biliyorum. Fakat eğer öğretebilirsen ona, kazanılan bir doların bulunan beşinden daha değerli olduğunu öğret.Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve hem de kazanmaktan neşe duymayı.Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu.Eğer yapabilirsen, sessiz kahkahaların gizemini öğret ona.Bırak erken öğrensin zorbaların görünüşte galip olduklarını.Eğer yapabilirsen, ona kitapların mucizelerini öğret.Fakat ona sessiz zamanlarda tanı. Gökyüzündeki kuşların, güneşin yüzü önündeki arıların ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin ebedi gizemini düşünebileceğini.Okulda hata yapmanın hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona.Kendi fikirlerine inanmasını öğret, herkes ona yanlış olduğunu söylediğinde dahi.Nazik insanlara karşı nazik, sert olanlara karşı da sert olmasını öğret ona.Herkes birbirine takılmış bir yönde giderken, kitleleri izlemeyecek gücü vermeye çalış oğluma.Tüm insanları dinlemesini öğret ona. Fakat tüm dinlediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini ve sadece iyi olanları almasını da öğret.Eğer yapabilirsen, üzüldüğünde bile nasıl gülümseyebileceğini öğret ona.Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını öğret.Herkesin sadece kendi iyiliği için çalıştığına inananlara dudak bükmesini öğret ona aşırı ilgiye dikkat etmesini.Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı verene satmasını, fakat hiçbir zaman kalbi ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret.Uluyan bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ona. Ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa dimdik dikilip savaşmasını öğret.Ona nazik davran, fakat onu kucaklama. Çünkü ancak ateş çeliği saflaştırır.Bırak sabırsız olacak kadar cesarete sahip olsun. Bırak cesur olacak kadar sabrı olsun.Ona her zaman kendine karşı derin bir inanç taşımasını öğret. Böylece insanlığa karşı da derin bir inanç taşıyacaktır.Bu büyük bir taleptir. Ne kadarını yapabilirsen bir bak bakalım.O, ne kadar iyi, küçük bir insan.Oğlum Abraham Lincoin(Oğlunun öğretmenine yazdığı mektup)
     
  3. sleza

    sleza Üye

    Ders İçinde Bir Öğretmen Nelere Dikkat Etmelidir?

    · Diksiyonuna, jest ve mimiklerine, el ve vücut hareketlerine çok dikkat etmelidir. İcabında aynanın karşısına geçip bir aktör gibi kendini eğitmelidir.
    · Öğrencinin karşısına çıkan bir öğretmen de onun itibarına dokunacak ve onu hafife aldıracak hiçbir zaafı olmamalıdır.

    · Aynı zamanda ders anlatırken öğrencilerin dersi anlayabilmeleri için ne süratle konuşacak, ne de ses tonunu çok alçaltarak anlaşılmaz ve bayıltıcı kılmayacaktır.

    · Tahtayı kullanma, tahtayı kullanma adına titizlik gösterme, bir öğretmenin verimliliği adına çok şey ifade eder.

    · Tahtadan kopuk işlenen ders, ders değildir.

    · Tahtayı kullanmada bir plan dahilinde ön hazırlık gerektirir.

    · Ön hazırlığı ve planı olmayan her iş verimsizliğe mahkumdur

    . · Öğretmen arkadaş, her şeyiyle öğrenciye kendini imrendirici kılmaya mecburdur.

    · Renkli tebeşirlerle, muhakkak güzel, okunabilir bir yazıyla tahtayı kullanmalıdır.

    · Bir de öğretmen tahtayı kullanayım derken bir yanıyla da öğrencilerle olmalıdır. Siz onlardan koparsanız onlar da sizden kopar.

    · Dersin özelliğine göre dersle ilgili çeşitli kaynak, materyal, poster, şekil, sesli-görüntülü alet, tepegöz vb... Bunlarla ders işleyebilmek, bu zenginliklerden istifade edebilmek çok önemlidir. Tabii ki bu da bir ön hazırlık, gayret ister.

    · Öğretmen bir dersi nasıl sunabilmelidir?

    · Her dersi farklı bir şekilde sunabilmeniz, için ön hazırlık yapmak şarttır. Bu farklılığı her derstesunabilirseniz tekdüzelikten uzak, etkili bir ders yapmış olursunuz.

    · Ders sunarken öğrencilerin duygusal zekalarını tahrik edebilme, onlarda merak uyarabilme çok önemlidir. Eğer öğretmen öğrencisinin öğrenme iştahını uyarmadan dersini sunmaya kalkarsa gerçek manada konuyu hazmettiremez, ancak o konuyu ezberletmiş olur, ezbercilik yapmış olur

    .· Anlattıklarımızı sindirmeliyiz. Öğrenciyi zihnen konuya hazırlamalıyız, öğrenciyi motive etmediğimiz taktirde bütün yaptıklarımız ve emeğimiz boşa gider. Gerçek öğretmen ve vazife şuuruna müdrik öğretmen en önce öğrenciyi motive edebilen ve aynı zamanda dersine mutlak surette planlı ve hazırlıklı gelen öğretmendir

    .· Öğrencinin genel katılımı sağlanmayan ders, öğretici tarafından ne kadar mükemmel de sunulsa, güzel bir ders değildir.

    · Öğretmen derste bir orkestra şefi olmalıdır. Bütün nefesli, nefessiz çalgı aletleri ve elemanları ile öğrenci orkestraya iştirak ettirilmiş olmalıdır.

    · Öğretmen dersini ders saati içinde öğretmesini, her öğrenciye özelliğine göre iletişim kurarak inmesini bilebilmelidir.

    · Bir öğretmen ders içinde ilgi ve alakayı temin edemiyor, öğrencilerin dersten kopmalarına göz yumuyor, görmemezlikten geliyorsa, o öğretmenin hem mesleğine hem de kendine olan saygısında bir problem var demektir.

    · Aktif ve verimli bir ders, hazırlıklı gelmiş öğrencilerin katılımıyla elde edilir. Öğrencinin derse hazırlıklı gelmesi öğretmenin maharetini ve seviyesini gösterir. Dersine ve öğrencisine gerçek manada sahip öğretmen, mutlaka hem kendisinin hem de öğrencisinin derse hazırlıklı gelmesini sağlar. Ve böylece öğrencinin derse katılımı ve ders içi diyaloğu sağlıklı bir şekilde olur.

    · Ders kürsüde oturarak takrir (anlatım yoluyla) yapıldı mı, ne kadar güzel anlatırsak anlatalım ders içindeki muhataplarımız bizi belirli bir müddet d,inler ve sonra dersten koparlar. · Oturarak ders işlenmez. Bir öğretmen oturuyorsa, ya ders içinde çok efor sarfetmiştir, haklı olarak o an oturabilir, ama oturmayı adet haline getirmiş ise ya kendine tam güveni yoktur ya da mesleğinin yorgunu olmuştur.

    · Öğretmenin kılığı-kıyafeti ile birlikte sınıfının düzeni de, sınıfına çeki-düzen vermesi de iş edinip ortaya koyabilmesi de çok önemlidir. Bir öğretmenin bu artısıdır. Ne derbederlikte ne de düzensizlikte verimlilik aramayalım. Verimli olmanın ön şartı hem öğretmenin kendi vitrinini hem de sınıfının tertibini sağlamasıdır.

    · Tenefüste mutlaka öğretmen tarafında bir öğrenci vazifelendirilerek tahtaya gün, tarih, dersin ve öğretmenin adı, dersin konusu ve ana hatlarıyla yazdırılmalıdır.

    · Ödev vermek, yerinde ve ihtiyaca yönelik ödev verebilmek, öğretmenin ciddi bir çalışma ve araştırmasına dayanmalıdır. Ödev vermek için, verilen ödev, ödev değildir. Ödev verirken ne istediğini ve getirisinin ne olması gerektiğini öğretmen çok iyi bilmelidir. Ve bilerek ödev vermelidir.

    · Ödev vermek kadar ödevi değerlendirmek ve takip etmekte önem arzeder. Değerlendirilmeyen ve takip edilmeyen ödev birşey ifade etmez.

    · Öğretmen muhakkak verilen her emeğin takipçisi ve değerlendiricisi olmalıdır

    .· Öğertmen dersi adına sınıfta hiçbir mazeretin arkasına sığınmamalıdır. Kendi kendine üretmesini, öğrencilerini tatmin ederek, faydalı olmasını bilebilmelidir. Verimsiz, hedefsiz,, plansız ve yetki-sorumluluğunu bilmeyen öğretmenin mazereti kabul edilemez.

    · Öğretmen önce kendi mesleği adına gaye-yi hayalinin peşinden koşucu olmalıdır, hedefsizlikle bir yere varılamaz. Nasıl verimli olabilirim?diye mesaisini, katlayarak çok çalışmalı öğretmenliğin ona verdiği yetki ve sorumluluğu sonuna kadar ifade etmesini bilmelidir. · Mesai tanzimi ve planlı çalışmayı hiç gözardı etmeden, aşk derecesinde insanı ve mesleğini severek gayretini ortaya koymalıdır.

    · Eğitim dinamik bir süreçtir. Öğretmen devamlı ileriye doğru bakabilen ve kendini yetiştirme adına cehd edebilen bir eleman olmalıdır

    .· Yer yüzü mirasçısının ön temsilcisi öğretmenlerdir. Eğer kendilerini motive ederek, kendilerini yetiştirmeleri adına bir gayret içinde değillerse gerçek manada öğretmenlik yapmaları mümkün değildir. Hem kendilerini aldatmış olurlar, hem de kendilerine teslim edilen bir nesli heba etmiş olurlar.

    · Öğretmen öğrencisini hayata taşıyan en önemlisi rehberdir.

    · Öğretmen öğrencilerine öğrenmeyi öğretebilmelidir.

    · Öğertmen öğrencisini gerçek hayatta yaşanması gerekene göre eğitmelidir.

    · Öğretmen öğrencilerine düşünmeyi öğretmelidir.

    · Öğrenci öğretmeninden aldığı mesajlarla hem hayatı, hem de kendini müspet manada sorgulayabilmelidir.

    · Her öğrencisini tanıma ve onlarla birebir meşgul olma adına vazifelidir öğretmen

    .· Öğretmen kendi kendini, mesleğini ve insanlarla olan münasebetini devamlı sorgulayabilen, sorgulatabilen ve netice itibariyle kendine çeki düzen verebilendir. Öğretmen öğrencisini hem çalışmaya ikna etmede, hem de yetiştirme adına ne yapılması gerekiyorsa sorumlu olur, olmuyor, olmaz demeye hakkı yoktur.

    · Bir okulda gerçek manada tam bir iştirakle, arzuyla geçiştirmeden herkesin inandığı bir öğretmenler kurulu oluyorsa, zümre toplantıları yapılıyorsa, sınıf öğretmenler toplantısında öğrenciler tek tek ele alınıyorsa, rehberlik toplantıları kamil manada periyodik yapılabiliyorsa, o okulda gerçek verimlilikten, eğitim ev öğretimden söz edilebilir.

    · Eğitim ve öğretimin işte o zaman tadına varılır ki, bu da gerçek manada netice almadır. O zaman öğretmen, hem kendini, hem de öğrencilerini, motive eder, dersi derste öğretir, öğrencilerini hayata kazandırmış olur.

    · zaman idare ve öğretmen, personel arasında takım ruhu olur. Muavenet ve sevgi eser. Birbirine saygıdan söz edilebilir. O zaman eğitici kol faaliyetleri, dışa açılım, tanıtım, sosyal-kültürel-sportif faaliyetler kamil manada bir şey ifade eder.

    · Bir okulun öğrencisi şunları söyler hale gelmemelidir: İhmal ediliyoruz, ilgi, sevgi ve şefkat istiyoruz, bekliyoruz, sorunlarımızın üzerine gidilmiyor ve cevap verilmiyor, hiç olmazsa bizi bir dinleseler, evet onlara birşeylerin anlatılmasına, ikna olmalarına ihtiyaçları var, ders içinde daha sıcak yaklaşım ve diyaloglarla güven veren tavırlarla muamele görmek istiyoruz...

    · Öğretmenlerin fazilet dolu örnek davranışlarının onlarda çok müspet duygu ve düşünceler uyardığı hatta bu duygularını eve bile taşıdıklarını, evde ailelerine anlattıklarını da söylemekteler.

    · Sert tepkilerle umumun içinde rencide edilmek, olur-olma herşeyden azarlanmak, değer verilmemek, alay edilmek, hafife alınmakta istemiyorlar.

    · Öğrenciler kendilerine güvenilmesini ve öğretmenlerine de güvenmek istiyorlar.

    · Öğretmeninin her sözünün arkasında durmasını, öğrencilerin haklarının yanında ve isteklerinin de takipçisi olmasını arzu etmektedirler.

    · Evet bu yukarıda sıralanan ve istenilen taleplerin hepsi beşeri ve insani hak ve beklentilerdir. Öğretmende öğrencisi ile olan hukuku gereği bu isteklere cevap vermek mecburiyetindedir. Bu bir fedakarlık değil, öğretmenliğin bize verdiği sorumluluk..
     
  4. sleza

    sleza Üye


    Etkili Öğretmenlik Eğitimi

    Genel Değerlendirme: Öğretmen olabilmek için gerekli bilgiler anlatılıyor. Öğretmen-öğrenci ilişkileri, ortaya çıkabilecek sorunlar, çözüm yöntemleri, sorunları çıkmadan önlemek, etkin dinleme ve yararları, sınıfta tartışma, öğrenci-veli, veli-öğretmen ilişkileri kapsamlı olarak inceleniyor.
    1- ÖĞRETMEN-ÖĞRENCİ İLİŞKİSİ

    Öğretme evrensel bir uğraştır. Herkes birbirine birşeyler öğretir. Bu kitap, "öğretme"nin nasıl daha etkili yapılacağını, öğrencilerin bilgilendirilip, olgunlaştırılırken çatışmaları azaltıp sistemin süresinin nasıl artırılacağını anlatıyor. "Etnik öğretmenlik eğitimi" kısaca EÖE profesyoneller için hazırlanmıştır, ama öğreten herkesin etkisini arttıracak niteliktedir. Öğretme-Öğrenme sürecinin etkili olabilmesi için öğreten ve öğrenen arasında çok özel bir ilişkinin kurulması gerekir. İşte bu kitapta öğretmenin söz konusu bağlantıları sağlayabilmesine yarayacak iletişim becerilerini ele alır. Amaç, öğrencilerin büyümesi ve gelişmesidir, fakat birçok öğretmen tarafından kullanılan ve okul idaresi tarafından salık verilen öğretme yöntemleri öğrencilerin bağımlı, gelişmemiş ve çocuksu kalmalarını sağlamaktan ileri gitmez. EÖE'de bütün bunların çözümünü bulacaksınız.

    2- ÖĞRETMEN-ÖĞRENCİ İLİŞKİSİ İÇİN ETKİLİ BİR MODEL

    Öğretmenler okuldaki v öğrencilerdeki problemlerden dolayı hayal kırıklığına uğrayabilir ya da problemin çözümünde başarısız görülebilir. Yapılan araştırmalara göre, onların başarısız olmadığını, tersine çoğunun öğretmenlik hakkında çok şey bildiği fakat bunu uygulamak için yeterli fırsatları bulamadığını göstermektedir. İyi öğretmen tanımları genelde çok kişi tarafından kabul edilmiş yaygın inançlara dayanır. Misaller: 1. İyi öğretmen sakindir, telaşlanmaz, sinirlenmez, soğuk kanlıdır. 2. İyi öğretmen önyargılı ve yanlı değildir, öğrencilere eşit davranır. 3. İyi öğretmen her şeyden önce tutarlıdır. Değişmez, unutulmaz, hata yapmaz. 4. İyi öğretmen her sorunun cevabını bilir. İşte bir öğretmen kendisini bu yaygın inanç modellerine göre değerlendirir ve kendisini başarısız kabul eder. EÖE'nde tuzaklardan kurtulup, durum ne olursa olsun gerçek bir kişi olarak davranmayı ve gerçek kendiniz olmayı göreceksiniz. Öğretmen ve öğrenci arasındaki ilişki, 1. Açıklık 2. Önemsenmek 3. Birbirine ihtiyaç duymak 4. Birbirinden ayrı olmak 5. İhtiyaçlarını karşılıklı olarak giderebilmek Özelliklerini içerirse, iyi bir öğretmen-öğrenci ilişkisi kurulmuş demektir.

    KABUL EDİLEBİLİRLİK

    Öğretmen-öğrenci ilişkilerinde, öğretmenlerin öğrencilerin davranışlarını kabul edip etmemeleri çok önemlidir. Kabul çizgisi değişkendir ve üç sebebi vardır. 1. Öğretmendeki değişiklikler, 2. Öğrencideki değişiklikler 3. Durum ve çevredeki değişiklikler, Öğrenci davranışların kabul edilebilir ve edilemez davranışlar arasındaki ayrım, ilişkilerde ortaya çıkacak meselelerin, öğretmenler tarafından halledilmesine yardımcı olacaktır. Fakat burada öğretmen-öğrenci ilişkisine ortaya çıkan sorun kime ait olduğunun çözülmesi gerekir. Öğretmenler kendilerini doğrudan ilgilendirmeyen, öğrencinin özel sorunları ile; doğrudan ilgilendiren sorunları ayırt etmelidir. Çünkü öğretmen sorun kendisine şu soruları sorabilir; - Bu davranış benim üzerimde gerçek müşahhas bir etki yapmıyor mu? - Olumsuz etkilendiğim için mi bu davranışı kabul edemiyorum? - Yoksa yalnızca öğrencinin değişik davranmasını benim düşündüğüm şekilde hissetmesini istediğim için mi kabul edemiyorum? Son soruya cevap evet ise sorun öğrencinindir; eğer bir önce ki cevap evet ise sorun öğretmenindir. Öğrencilerin okuldan kaynaklanan ya da kaynaklanmayan birçok sorunları da vardır ve bu sorunlarla başetmeye çalışırlar. Çünkü, öğretme-öğrenme yalnız ilişkinin sorun-yok bölgesinde etkili olabilir. Öğrencinin sorunu Öğretme-öğrenme alanı (sorun yok) Öğretmenin sorunu.

    3- ÖĞRENCİLERİN SORUNLARI OLDUĞUNDA ÖĞRETMENLER NE YAPABİLİR?

    Birçok öğretmenin iki ortak şikayeti vardır; yardımcı olmakta yetersiz kalışları ve yardım için el uzattıklarında geri çevrilmeleri. Öğretmenler, sorun ortaya çıkınca, sorunları nasıl etkili bir biçimde tepki göstereceklerini bilemediklerinden yardımcı olamazlar. Öğretmen, öğrencinin davranışının kabul edilemez olduğu mesajını verir, onun değişmesini, sanki sorunu yokmuş gibi davranmasın ve sorunu ne olursa olsun onu bir kenara bırakmasını ister. Öğretmen bu yaklaşım diline EÖE'de "Kabul etmeme dili" denir. Kabul Etmeme Dili = İletişimin On İki Engeli Bunlar öğrencinin öğrenmesini engelleyen sorunları çözmesinde gerekli olan iki yönlü iletişimi yavaşlatır, engeller ya da bütünüyle yok eder. 1. Emir vermek yönlendirmek, 2. Uyarmak gözdağı vermek, 3. Ahlak dersi vermek, 4. Öğüt vermek, çözüm ve öneri getirmek, 5. Öğretme, nutuk çekmek, mantıklı düşünceler önermek, 6. Yargılamak, eleştirmek, suçlamak, aynı düşüncede olmamak, 7. Ad takmak, alay etmek, 8. Yorumlamak, analiz etmek, tanı koymak, 9. Övmek, aynı düşüncede olmak, olumlu değerlendirme yapmak, 10. Güven vermek, desteklemek, avutmak, duygularını paylaşmak, 11. Soru sormak, sınamak, sorguya çekmek, çapraz sorgulamak, 12. Sözünden dönmek, oyalamak, alay etmek, şakacı davranmak, konuyu saptırmak. Üç Yaygın Yanlış Anlama EÖE kurslarında tartışmalar üç temel sorunda yoğunlaşıyor: 1. Gerçekleri söylemenin, öğüt vermenin ve açıklamanın nesi yanlış? (Öğretmenin asıl vazifesi bu değil mi?) 2. Övmek ve değerlendirmek neden engel olsun? (Övme iyi davranışları pekiştirir) 3. Soru sormak neden etkisiz kabul ediliyor? (Çünkü bu öğretmede en değerli yollardan) Kabul Dili Neden Güçlüdür? "12 Engel" kabul etmeme dilidir, çünkü sorunu olan kişiye, değişmesi gerektiği, sorunlu olmanın kabul edilemeyeceğini ve sorunlu kişide bir sorun bulunduğunu iletir. Bir kişi, başka birini içtenlikle kabul eder ve iletebilirse, o kişide yardım etme yeteneği var demektir. Başkalarını oldukları gibi kabul etmek, ilişkileri kuvvetlendirmede önemli bir etkendir. Kabul, küçücük tohumları bile en güzel çiçeğe dönüştürebilecek verimli bir toprak gibidir. Burada asıl iş tohumdadır. Genç insan da kendi organizmasında bir gelişme yeteneği taşır. Kabul, gencin gizli gücünün ortaya çıkmasına imkan sağlar. Kabul, çocukları açar, onları, duygularını ve sorunlarını paylaşmak için yüreklendirir. EÖE kurslarında kabul etmeme iletilerini önlemek ölçüde azaltabilecekleri gösterilmiştir. Kabul için özel beceriler gerekir. Kişiyi iyi bir danışman yapan psikoloji bilgisi ya da zihinsel gizli gücü değildir. Psikologlar buna iyileştirici iletişim derler.

    SORUNLU ÖĞRENCİLERE YARDIM ETMENİN ETKİLİ YOLLARI EÖE

    kurslarındaki öğretmenler bir kişiye yardım etmenin yolunun hiç bir şey yapmaksızın yalnızca orada olmak olduğunu öğrenince şaşırır ve inanmazlar. Usta danışmanlar başarılarını temelinin, kişiyi konuşmaya başlatmak ve onu dinleyerek yolunu açmak olduğunu söylerler. Etkili biçimde yardımcı olmanın dört farklı yolu: 1. Edilgen Dinleme (sessizlik): Öğrenciye gerçekten kabul edildiğini duyumsatan ve sizinle daha fazla paylaşması için yüreklendiren çok güçlü bir iletidir. 2. Kabul Ettiğini Gösteren Tepkiler: Dinlerken, özellikle duraklamalarda gerçekten dinlediğinizi göstermek için sözlü ya da sözcük belirtileri vermeye "kabul tepkileri" denir. "Hı-hı", "evet", "anlıyorum" gibi... 3. Kapı Aralayıcı İletiler Ne Yapılabilir?: Öğrenciler, bazen daha çok konuşmak, diren inme ve başlamak için bile ek yüreklendirme beklerler. Bu iletilere "kapı aralayıcılar" denir. "İlginç, devam etmek ister misin?" "Söylediklerin çok ilginç", gibi 4. Etkin Dinlemenin Gereği: daha fazla etkileşim ve dinleyenin yalnız duyduğunu değil, aynı zamanda doğru olarak anladığını da gösterir. Bu nedenle usta dinleyici "etkin dinleme"yi daha yaygın kullanır.

    ETKİN DİNLEME NASIL ÖĞRENİLİR

    Etkin dinleme öğrencinin ilettiğini doğru anlamanızı sağlar. Öğretmen, öğrenciyi anladığını gösteren geri iletiler verir. İletişim işlemlerinde çözümleme çok önemlidir. Öğrencinin de, sizin, kendisini doru mu yanlış mı çözümlediğinizi bilmemesi de aynı derecede önemlidir. Bu nedenle, öğrencinin iletisini yanıtlamadan önce, onu doğu çözümleyip çözümlemediğinize karar verdiğiniz düşünelim. Tek yapılacak, çözümleme sonuçlarınızı kendi sözcüklerini kullanarak geri iletmektir. Bu geri iletim yöntemine "etkin dinleme" denir.

    ETKİN DİNLEME İÇİN NELER GEREKLİDİR?

    1. Öğretmen, öğrencinin kendi sorunlarını çözebileceğine kesinlikle inanmalıdır. 2. Öğretmen, öğrencinin dile getirdiği duygu ve düşüncelerini, bir öğrencide olması gereken düşünceler saysa bile gerçekten kabul edilmelidir. 3. Öğretmen, duyguların genelde geçici ve anlık olduğunu bilmelidir.4. Öğretmenler, öğrenciye sorunlarında yardımcı olmayı istemeli ve bunun için zaman ayırmalı.5. Öğretmen, sorunu olan öğrenci ile birlikte olmalı ama kendi kimliğini korumalıdır. 6. Öğretmenler, öğrencilerin sorunlarını paylaşmak ve konuya başlamak için zorlanabileceklerini bilmelidir. 7. Öğretmenler, öğrencilerin sorunlarının gizliliğine saygı duymalıdır. Etkin Dinleme (E.D.) öğrenmeyi kolaylaştırmada, sorgulamayı, yüreklendirmede öğrencilerin düşünme, tartışma, soru sorma ve araştırmada kendilerini özgür hissedecekleri ortamı oluşturmada güçlü bir araçtır. Etkin Dinlemede Zaman Kazanma Nedenleri:1. E.D. öğrencilerin sorunları ile başa çıkabilmelerine ve onları çözümlemelerine yardım eder. 2. E.D. öğrencilerin duygularından korkmalarına ve duyguların kötü olmalarını anlamalarına yardım eder.3. E.D. sorunu çözmesine yardımcı olur.4. E.D. sorunu çözümleme ve çözme sorumluluğunu öğrencide bırakır.5. Öğretmen kendilerini dinlerken düşünce, görüş ve duygularını ve kabul ettiğini görür, bu nedenle görüşlerini almaya hazır olurlar. 6. E.D. Öğrenci ile öğretmen arasında da yakın ve anlamlı bir ilişkinin kurulmasını sağlar.

    4- ETKİN DİNLEMENİN YARARLARI E.D.

    öğrencileri belirli konular üzerinde tartışmaya yüreklendirir. Öğrenmeye direnci olan öğrencinin direncini kırar. Bağımlı ve boyun eğen öğrencilere yardım eder. Öğrencilerin olumsuz olaylarla ilgili duygularını sınıf içinde açıkça tartışmalarına yardımcı olur. E.D.'yi kullanan öğretmenler, tartışma grubundaki öğrencilerin güçleri, yetenekleri ve özel ilgi alanları hakkında edindikleri bilgileri, daha sonra sınıf yararına kullanabilir. Öğrenmeye karşı direnme, öğrencinin bir sorunu olduğunu gösterir. Bu da E.D. ile çözülür. E.D., bağımlı öğrencilere yardımda da kullanılır, sorunun sorumluluğunun öğrencide bırakılıp kendi çözümünü bulması sağlanır.

    5- ÖĞRENCİLER SORUN ÇIKARINCA ÖĞRETMENLER NE YAPABİLİR

    Öğretmenler Sorun Kendilerindeyken Ne Yapabilir? Sorunun kendilerinin olduğunu anlatan ip uçları kırgınlık, can sıkıntısı, dikkatin dağılması, yılgınlık, küskünlük, sinirlilik. Öğrencilerin çekilmez davranışları öğretmenlerin davranış penceresinin "kabul etmeme" alanındadır. Öğretmen çocuğun kabul edilmez davranışını değiştirmeye çalışırken etkisini üç değişkene yönlendirmelidir: 1. Öğrencinin davranışına 2. Çevreye 3. Kendi davranışına Tipik etkisiz yüzleşmenin sonuçları: Öğretmenlerin gönderdikleri yüzleşme iletilerinin hemen hemen %15'inin öğrenci üzerinde aşağıdaki etkileri doğurduğu görülür: 1. Değişmeye karşı direnmeye neden olur. 2. Öğretmenin kendini aptal ve yetersiz sandığını düşünmesine neden olur. 3. Kendisini suçlu duyumsatır, utandırır. 4. Benlik saygısını azaltır. 5. Savunmaya iter. Öğretmenlerin öğrencilerle yüzleşirken gönderdikleri iletiler üç ana başlıkta toplanır. 1. Çözüm iletileri 2. Bastırıcı iletiler 3. Dolaylı iletiler Çözüm İletileri Neden Yararsızdır? Çözüm iletileri öğrencilere tam olarak davranışlarını nasıl değiştireceklerini, ne yapmaları gerektiğini, ne yaparlarsa daha iyi olacağını ya da ne yapabileceklerini gösterir. Çözüm iletilerinin beş değişik türü vardır. 1. Emir vermek, yönlendirmek; "Çikleti hemen ağzından çıkar at". 2. Uyarmak göz dağı vermek. 3. Ahlak dersi vermek; "4. Sınıf öğrencisi doğruyu yanlıştan ayırabilmeli." 4. Öğretimi mantıklı yürütmek. 5. Öğüt vermek, çözüm getirmek; "Yerinde olsam çalışmaya başlardım" Çoğu öğretmen çözüm iletilerini, kendi gereksinmelerini kısa yoldan elde etmek için kullanırlar. Yanlış olan, işe yaramaması ve yaradığı zaman bile taşıdığı gizli iletiler neden ile öğrenciyi küstürüp uzaklaştırmasıdır. Çözüm iletileri öğrencilerinin öğretmenlerine aynen karşılık verme tehlikesini taşırlar. Bastırıcı İletiler Neden Yararsızdır? Bunlar öğrenciyi küçümser kişiliğini sorgular, benlik imajını zedeler. Bunları 6 grupta toplayabiliriz. 1. Yargılamak, eleştirmek, suçlamak, aynı düşünceyi paylaşmamak. 2. Ad takmak, alay etmek. 3. Yorumlamak, çözümlemek, tanı koymak. 4. Övmek aynı düşünceyi paylaşma, olumlu değerlendirme yapmak. 5. Güven vermek, desteklemek, duygularını paylaşmak. 6. Sınamak, sorguya çekmek. Bastırıcı iletiler, öğrenciler tarafından ya önemsenmez ya da yetersizlik duygularını pekiştirir. Öğrenciler genelde bunlara gülüp geçerler. Dolaylı İletiler Neden Yararsızdır? Bunlar alay etmeği, iğnelemeyi, takılmayı, utandırmayı içerir. Bunlar, çok gizli olduklarından ya anlaşılmazlar yada öğretmenlerin sinsi davranışları olarak nitelendirirler. Sen-İletileri'ne Karşı Ben-İletileri: EÖE kurslarını verirken yüzleşme becerileri sınıflandırmanın ve onları daha iyi anlamanın bir başka yolunu bulduk. Bu yolla, dilimizin yapısı gereği için "sen" zamiri olmayan cümlelerin sen-iletisi olduğunu öğrenen öğretmenler şaşırdılar. Sen iletiler öğrenciyi olumsuz yargılayan, ben-iletileri ise öğretmenin sorun karşısındaki duygularını dile getiren ilişkilerdir. Öğrenciler sen-iletileri ile hemen her zaman kötü olduklarını algılarlar. Ben-iletileri iki açıdan "yükümlülük iletileri" olarak adlandırılabilir. 1- Ben-iletilerini gönderen öğretmen, kendi duygularının bilincinde olmak için önce kendini dinleme ve duygularını tüm açıklığıyla öğrencileriyle paylaşma yükümlülüğü taşır. 2. Ben-iletileri, davranışın yükümlülüğünü öğrencide bırakır. Üç önemli ölçütü vardır: 1- Öğrencilerinin davranışını değiştirme ihtimali yüksektir. 2- Öğrenci ile ilgili çok az olumsuz değerlendirme içerir. 3- İletişimi zedelemez. Ben-iletileri öğretmenleri saydam, dürüst, öğrencilerin kendileri ile anlamlı ilişkiler kurabilecekleri gerçek kişiler olarak gösterir ve yakınlığın gelişmesine yardım eder. Ben-İletili Cümleler Nasıl Kurulur? Öğrenciler üzerinde etkili olabilmesi için ben-iletileri üç öğeyi taşımalıdır. 1. Sorun oluşturan davranışın tanımlarını içermelidir: Öğretmenin, kendisi ile neden yüzleştiğini kestirmek zorunda kalmamalıdır. Öğrenci iyi bir ben-iletisi yorum içermeyen haber gibidir. "Kabadayılık ettiğin zaman..." Yargılama ile başlayan ben-iletilerine "kılık değiştirmiş sen-iletileri" denir. İyi bir ben-iletisinde zaman belirten bir bağlaç vardır. Öğrenciye sorun teşkil eden davranışın zamanını belirtmek çok önemlidir. Öğretmen, öğrenciye değil onun belli bir davranışına kızmıştır. 2. Öğrencinin kabul edilmeyen davranışını öğretmen üzerindeki kesin gerçek, somut etkisinin ona söylenmesidir. "senin uzun saçlarını görmeye dayanamıyorum" Ben-iletilerini kullanmaya başlayan öğretmenlerin yapacakları ilk iş kabul edilmez öğrenci davranışlarını iki grup içinde sınıflandırmak olmalıdır. Somut etkisi olanlar ve olmayanlar. 3. Duyguların dile getirilmesi: Ben-iletisi, davranış, etki ve duygu zincirinden oluşur. Ben-iletisinden nasıl dönülür? Ben-iletileri, sen-iletilerine göre öğrencileri daha az savunmaya iter. Fakat herşeye rağmen iyi bir ben-iletisinden bile öğrenci incinebilir. Öğretmen bunu farkedince hemen, yüzleşmeden etkin dinlemeye geçmelidir. Öğretmenler kendilerini nasıl kızdırır. Kızgınlık, öğretmenin üç bölümlü ben-iletisini, duygu bölümünde olduğundan, yüzleşmeler öğrenciler tarafından suçlama ve bastırıcı iletiler olarak algılanır. Kızgınlık ikinci bir duygudur. Her zaman daha önce yaşanan başka duyguların sonucunda oluşur. Öğretmen bahçede dolaşırken, çocuklardan birinin attığı taş başını sıyırıp geçer. Öğretmenin ilk duygusu korkudur, ikinci duygusu kızgınlıktır. EÖE kurallarında öğretmenle birinci duygularını talebelerine iletmeleri öğretilir. Ben-iletilerinin tehlikeleri 1. Ben-iletileri uygulayabilecek kişinin kendini tüm çıplaklığıyla ortaya koymasıdır. 2. İnsanın kendini değiştirme ihtimalidir. 3. Sorumluluktur. Etkili ben-iletileri neler yapar Ben-iletileri, düşüncesiz kimseleri düşünceye yöneltir. Öğretmenlerin ben diliyle konuşmaları, öğrencilere insanlar arası etkili iletişimi öğretir. Çünkü onlar öğretmenlerini kendilerine model olarak alırlar.

    6-SORUNLARI ÖNLEMEK SINIF ORTAMI NASIL DEĞİŞTİRİLİR

    Eğitim sistemleri gelişip değişiyor ama binaları 1992'lü (eski) yıllardan kalma, yani hiç yenilenmeyen imkanlara karşı öğretmenlerden modern eğitim yapmaları bekleniyor. Yenilikçi Düşünce EÖE'de sekiz yol önerilmiştir. 1. Dikkatin kolay yoğunlaştırılabileceği ve dış etkenden olabildiğince az etkili bir yer seçilmeli. 2. Özel sorunun ne olduğuna karar verilmeli. 3. Düşünce seli için zaman sınırlaması koyulmalı. 4. Ürettiğiniz tüm düşünceleri yazmalısınız. 5. Nitelik değil nicelik arandığından, oldukça çok düşünce üretilsin. 6. Üretilen düşüncelere sınır koymamalısınız. 7. Hiç bir değerlendirmeye izin vermemelisiniz. 8. Bakış açınızı zaman zaman değiştirmelisiniz. Sınıf ortamını değiştirmek Bunun da 8 yolu vardır: 1. Ortamı zenginleştirme. 2. Ortamı fakirleştirme. 3. Ortamı kısıtlamak. 4. Ortamı genişletmek. 5. Ortamı yeniden düzenlemek. 6. Ortamı yalınlaştırmak. 7. Ortamı sistemleştirmek. 8. Ortam için önceden plan yapmak. Sınıfta zamanı verimli kullanma: Sorunsuz ortamlarda üç tür işe yarar ve kullanılabilir zaman vardır: 1. Sayısız uyaranla başedilebilme zamanı (rahatsız edicilerin kaldırılmaları) 2. Bireysel zaman (sessizlik köşeleri, bireysel çalışma köşeleri, ses geçirmeyen kulaklıklar) 3. En uygun zaman (öğrencinin sorunsuz ilgi beklediği zaman9 Öğretmenlerin öğretebildiği öğrencilerin öğrenebildiği, her birinin "insan" olabildiği zamanlardır, dersler her iki taraf için daha zevkli olacaktır.

    7- SINIFTA TARTIŞMA

    Ben-iletilerinin etkisiz olduğu, sınıf ortamını değiştirmenin işe yaramadığı durumlar iki nedene bağlanabilir: Ya çocuğu kabul edilemez davranışa yönelten dürtü çok güçlüdür ya da öğretmeni ile iyi ilişkiler içinde olmadığı için onun ihtiyaçlarını umursamaz sonuç olarak, pek çok sınıfta öğretmen ve öğrenciler zaman zaman ihtiyaç çatışması yaşayabilirler. Çatışmaların çözümü: Öğretmenler; çatışmaların çözümüne genellikle kazanmak kaybetmek açısından bakarlar..
     
  5. Google

    Google Özel Üye

    etkili öğretmenlik - etkili öğretmenlik nedir - etkili öğretmenlik hakkında
     

Bu Sayfayı Paylaş