Eski çağda karabük

'Karabük Tanıtımı' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 6 Nisan 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Eski çağda karabük konusu ESKİ ÇAĞDA KARABÜK :

    Karabük ve çevresi, Antik Dönemde, Homeros'un İlyada destanında adından bahsettiği, "Paflagonya" (Paphlagonia) denilen bölgenin sınırları içinde idi. Paflagonya, en geniş sınırları ile doğuda Kızılırmak, batıda Bartın Çayı, kuzeyde Karadeniz, güneyde Ankara yakınlarına kadar uzanan bir alanı kapsar. Bu alan içinde günümüzde Sinop, Kastamonu, Karabük, Bartın, Çankırı illeri yer almaktadır. Bu sınır, tarih boyunca zaman zaman değişikliğe uğramıştır. Karabük ve yöresinde Gasgaslar (Kaşka), Hititler, Frigler, Lidyalılar, Persler, Helenler, Paflagonlar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Candaroğulları ve Osmanlılar hüküm sürmüşlerdir.

    M.S. 5 –6. Yüzyıl erken Bizans dönemine ait kilise zemininde bulunan ve antik çağda Cennet’te bulunduğuna inanılan 4 kutsal nehirden birisidir. (Eskipazar- Hadrianapolis) Karabük ve çevresinde tarih öncesi ve tarih dönemlerinin aydınlatılması açısından önemli sayılabilecek toplam 32 tümülüs ve dört büyük höyük bulunmaktadır. Bunlardan 24 tümülüs Safranbolu ile Eflani arasında, 5 tümülüs Eskipazar'da ve 3 tümülüs de Ovacık'ta bulunmaktadır. Höyüklerden üçü Eflani'de, biri de Eskipazar ilçesi sınırları içinde yer almaktadır. 1998’de Ovacık ve Eskipazar yerleşmelerinde yapılan arkeolojik yüzey araştırma sonuçlarına göre, Karabük ve çevresinde en eski yerleşme, erken bronz (tunç) devrinde( MÖ. 2500-1200) başlamaktadır. Eskipazar'a bağlı Yazıboy köyünde bulunan höyük bu anlamda Karabük ve çevresinin en eski yerleşme alanı olarak kabul edilebilir.

    Safranbolu ve Eflani ilçesindeki tümülüsler ile Eskipazar İlçesindeki Höyük Frigler döneminde Ovacık ve Eskipazar ilçeleri yerleşmeye konu olmuştur. Ovacık Kışlaköyde bulunan Hesem Değirmeni’nin kapısındaki yapı taşı ile Eskipazar Asar Antik Yerleşim (Kimistene) yerinde bulunan boyalı Frig seramikleri bu dönemin izlerini taşır.izlerini taşır.

    Büyük İskender’in M.Ö 333 yılında Anadolu’ya girmesiyle Helenistik dönem yaşanmaya başlanmış; ölümünden sonra da bölgede bağımsız bir Paflagonya devleti kurulmuştur. Ancak ömrü uzun sürmeyen Paflagonya, Ilgaz Dağı eteklerinde M.Ö. 301 yılında kurulan Pontus Krallığının egemenliğine girmiştir. Bölgede Roma hakimiyetine (M.Ö.64) kadar çeşitli karışıklıklar yaşanmıştır.

    Karabük ve çevresinde Roma Döneminden kalma birçok yapı, mezar ve yerleşim alanı bulunmaktadır. Roma Döneminin yöremizdeki en önemli yerleşim alanı Eskipazar sınırlarındaki, Hadrianopolis ve Asar (Kimistene) antik yerleşim yerleridir. Eskipazar ilçesinde bulunan 20'ye yakın Grekçe yazıttan yöreye ilişkin çok ilginç bilgiler öğrenmekteyiz. Eskipazar Hadrianapolis Antik Kentinde kilise zemininde ortaya çıkarılan Eskipazar Kimistine Antik yerleşiminde Tapınağa ait kutsal sudan içen boğa fiğürü mimari parça Karabük ve çevresinde Roma döneminden kalma tarihi eserler arasında, Sipahiler Köyü Küre Havuzu, Safranbolu'nun Hacılarobası, Üçbölük (Ilbarıt), Akveren ve Yörük köylerinde bulunan kaya mezarları, sarnıçlar, şarap işliği ve kutsal alanlar, Eflani ilçesinde Dendek Kaya Mezarları, Çavuşlu köyünde Roma dönemi yazıtları yer almaktadır. Safranbolu Hacılarobası’nda Merdivenli Kaya Mezarı Yenice ilçesindeki boğa fiğürü İç Paflagonya bölgesi uzun zaman Roma yönetiminde kalmıştır. Yöremizde çok sayıda Roma döneminden kalma eser olması bundan kaynaklanmaktadır.

    395 yılında Roma İmparatorluğu ikiye ayrılınca yörede bu sefer de uzun sürecek bir Bizans dönemi başlamıştır. Bizans, 622 yılında Anadolu'yu dolayısıyla Paflagonya'yı, İran(Sasani) istilasından kurtardıktan sonra Anadolu'da yeniden askeri ve sivil örgütlenmeye gitti. Bizans İmparatoru Herakleius, Anadolu'yu 17 Teme (eyalete) ayırdı. Bunlardan birisi de Karabük ve çevresinin içinde bulunduğu Paflagonya Temi idi. Bizans döneminde Eskipazar ve Safranbolu birer piskoposluk merkezi olarak yörede etkin dinsel yerleşim alanları durumuna gelmiştir.

    Bizans döneminde Paflagonya'nın tarihi açık ve belirgin değildir. Bildiğimiz tek gelişme, bölgenin, 8. yy. başlayarak 9. yy. başlarına kadar olan süreçte, Bizans-Müslüman Arap çatışmasına konu olmasıdır. Bu çatışmalar sırasında bölgede Roma döneminde yapıldığı sanılan Eflani Şatosu ve Seferler köyündeki Asarlık Tepesi, bir akritai olan (müstahkem kale) Safranbolu Kalesi, Müslüman Araplara karşı verilen mücadeleler sırasında bölgede ön plana çıkmış ve adlarını duyurmuştur. Bizans döneminden kalma yöremizdeki en önemli yapılar, Safranbolu’da bulunan 116 metre uzunluğundaki İncekaya Su Kemeri ile Kıraknköy mevkiinde bulunan bu gün Ulu cami adı verilerek camiye çevrilmiş olan kilisedir.
     

Bu Sayfayı Paylaş