Esir şehrin Insanları'nın Kitap özeti

'Kitap Özetleri & E-Kitaplar' forumunda ASİ MARDİNLİ tarafından 1 Mart 2009 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Esir şehrin Insanları'nın Kitap özeti konusu ESİR ŞEHRİN İNSANLARI (ÖZETİ) (KEMAL TAHİR)
    100 TEMEL ESERDEN
    Roman kişileriyle birbirine bağlanan üç eser vardır: Esir Şehrin İnsanları, Esir Şehrin Mahpusu, Yol Ayrımı. 1956-1971 yılları arasında yazılan Esir Şehir üçlemesinde tarihsel toplumsal değişimlerin bir aydının hayatına yaptığı etkileri izleriz. İlk kitap Esir Şehir İnsanları’nda Osmanlı paşazadelerinden hariciye görevlisi Kamil Beyin İstanbul’a dönüşü, işgal altındaki şehrin yozlaşması karşısındaki şaşkınlığı ve öfkesi, ilk bakışta ona pek güven telkin etmeyen Anadolu’daki hareketi yavaş yavaş benimsemesi, giderek o hareketin İstanbul’daki taraftarlarına katılması, tutuklanması ve aldığı yedi yıllık hapis cezası anlatılıyor. Avrupa kültürünü benimsemiş, aklı fikri Don Kişot’u Osmanlıca’ya çevirmekte olan Kamil Bey, hayal dünyasında yaşayan yerli bir Don Kişot’tur aslında. Silkinecek, gerçeklerle yüzleşecek, yönünü tayin ettikten sonra kimliğini bulacaktır…
    Altı yıl sonra Esir Şehrin Mahpusu’nu yazar Kemal Tahir; Kamil Bey’i, bir hücrede yalnız başına kitap okuyarak, resim yaparak geçirdiği dört ayda iyice bunalmış bir halde buluruz. Hücresinden çıkarılıp ipten kazıktan koparılmış mahkumların arasına gönderildiğinde uyum sorunları yaşar, mahpushaneyi ve Anadolu insanını tanımaya, onlarla yakınlaşmaya çalışır. Ancak maruz kaldığı düzenbazlıklar, hırsızlıklar ve kalleşliklere tahammül edemeyecek, koğuş ağası ve adamlarını bir güzel pataklayacak, kendisi gibi siyasilerin –içlerinde en sevdiği İttihatçı bir subaydır- koğuşuna geçtiğinde kendine gelecek, Anadolu Hareketine yeniden bağlanacak ve İstanbul’daki yozlaşmış hayata ayak uyduran karısından boşanma kararı alacaktır. Bu kısa özetteki her olay; hücredeki yalnızlık, hapishane, halk kesimine yakınlaşma çabası, halkın iflah olmaz karakteri, ancak kendisi gibi aydınlarla sürdürdüğü yürüyüş, karısından boşanması; bunların her biri yazarın halka, aydına, Milli Mücadeleye ve İstanbul’a bakışını yansıtan birer simge olarak okunmalıdır. İlk iki romanda umutlu gibidir Kemal Tahir. 1971’te yayımlanan üçlemenin son kitabı Yol Ayrımı’nda ise karamsar bir tablo çizer. Roman kişileri Cumhuriyet devrimlerinin getirdiği yeniliklere karşı şüphecidir artık, devletse 1930’lara gelindiğinde despotik bir hüviyete bürünmüştür. Ölümünden sonra yayımlanan Bir Mülkiyet Kalesi ve Hür Şehrin İnsanları’nda da altını çizecektir; devlet kurulmuştur kurulmasına ama yüzünü Batıya çevirerek gelenekten ve halktan kopmuştur. Bundan sonrası, tıpkı Osmanlı devletinin çözüldüğü mütareke günlerindeki gibi, bir yozlaşma tablosu olacaktır.
     

Bu Sayfayı Paylaş