Esencik Köyü Eflani Karabük

'Karabük Tanıtımı' forumunda KaRDeLeN tarafından 24 Mart 2010 tarihinde açılan konu

  1. KaRDeLeN

    KaRDeLeN Özel Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Esencik Köyü Eflani Karabük konusu Esencik Köyü Eflani - Esencik Köyü Hakkında - Esencik Köyü Tanıtımı - Esencik Köyü Resimleri



    Türkiye'de yeri
    Bilgiler
    Nüfus 200 [1] (2000)
    Koordinatlar
    Posta Kodu 78300
    Alan Kodu 0370
    Yönetim
    Coğrafi Bölge Karadeniz Bölgesi
    İl Karabük
    İlçe Eflani


    Esencik, Eflani ilçesine bağlı bir köydür.

    Adların Kaynağı Ve Tarihçesi Bilindiği gibi köyün şimdiki adı olan esencik kelimesi Türkçe olup anlamı kendi içindedir. Bizim esas konumuz Kılvar adı ile ilgilidir. Kılvar köyü, çevresinde eski medeniyetlerin izlerini taşıyan bir köy olduğu için, adını, Türkler öncesi dönem ve Türkler dönemi diye iki bölüm de ele alarak Kalvari ve Gullar gibi iki ihtimal altında değerlendirmek doğru olacaktır. Birincisi Türkler döneminden öncesine ait olan Kalvari adıdır. " Kalvari-Karbala sözcüğü, Hitit belgelerinde görülen Luwi dilinden olup, "dorukluk-cuk" anlamına gelmektedir ve Türk ağzında gelvere olmuştur.477 Şimdi, Gelvere sözcüğünün Türk ağzında zamanla "Gılvar -Kılvar" şekline dönüşmesi akla yatkın gelmektedir. Ancak Kılvar adı , Türk ağzında Gelvere adına dönüşmüş olsaydı, Osmanlı kaynaklarında Kılvar, Kalvar şeklinde değilde Gelver yada Gelvere şeklinde geçmesi gerekirdi.

    İkincisi ise Gullar, Kullar sözcüğüdür. "Kullar" yada Gullar adı "Eski Türk boy ve aşireti olan "Kul" boyu ile ilgilidir. Her Türk boy ve aşiret kendi tarihi varlığını koruduğu gibi mensup olduğu aşiretin adını da koruyup muhafaza etmekte idi. 478 Buradan anlaşıldığı gibi Kullar adı, Kul-Gul aşireti adından oluşmuştur. Kıllular, Kullar boyu Anadolu'da olduğu gibi Azerbaycan ve Gürcistan'da da vardır. Kılvar adı Osmanlı kaynaklarında da Kılvar, Kalvar şeklinde geçmektedir. Bu duruma göre Kılvar, Gılvar adı bir Türk aşireti olan Kullar-Gullar adından kalma olmalıdır. Ayrıca halk arasında Kılvar adı için , daha önce bu adın ve halkın "Bulgar" olduğu , sonra Gılvar'a döndüğü şeklindeki söylenti doğru değildir. Velevki böyle olsa bile bunda gocunacak bir şey yoktur. Zira bugün Bulgarların Türk oldukları , Hıristiyanlığı kabul etmeleri ve öz benliklerinden uzaklaşmalarından dolayı Slavlaşarak Türk özelliklerini kaybettikleri bilinmektedir.

    Gülabi adı ise ezbere verilmiş bir adı değildir. Nitekim Türklerin Anadolu'ya girmeleri boy boy, oymak oymak yerleşmeye çalışmaları uzun zaman almıştır. Türk yerleşmesi döneminden sonra göç hareketi devam etmiştir. Alem şah, Arzuman, Aydın, Bâlî, Bayraklu,Bayramlu, Çalabverdi, Pir Veli , Pirce v.d. ile Gülabi gibi İslam öncesi Türk topluluklarında kullanılan bir kişi ve topluluk adları bunlardan kalmadır.480 Demek oluyor ki Gülabi adı eski Türk topluluklarında bir isimdir. Kılvar köyünün tarihçesi ise Eflani tarihi ile birlikte değerlendirilmelidir. Ancak köy ve çevresinde bulunan Tümülüsler, höyükler, eski yerleşim alanları ve özellikle Saray tepesi denilen höyük, Madalyon kabartmalı üçgen alınlık, köy ve çevresinin bir dönem önemli bir yerleşme olduğunu ve tarihinin çok eskilere dayandığını göstermektedir. Yakinen gezdiğim ve gözlemlediğim Saray tepesi höyüğü , etrafındaki yıkıntı yerleri ile birlikte yaklaşık 200 metre uzunlukta ve 80 metre genişliktedir. Genellikle taştan, harçla yapılmıştır. Höyük etrafında kapı girişleri ve duvarları belli olan büyük odalar vardır.Şu anda yarısı kırık vaziyette duran kabartmalı üçgen alınlık ile mermer sütun altlığı buradan çıkmıştır. Bu özellikleri göz önüne alındığında , bir Derebeyi konağı, yani şatoya benzemektedir. Nitekim Şato denilen binalar, bölgenin Derebeyi yada en önde gelen şahsiyetine ait olurdu. Bina etrafında savunma çukurları ve yüksek surlar bulunurdu. Bu Saray tepesi, benzer özellikleri ile Paflagonya Derebeylerinden birine ait olmalıdır. Yada Roma'nın bölgedeki etkin şahsiyetine ait olmalıdır. Bu saray tepesi ve etrafı, buranın zamanında önemli bir yer olduğunu gösterir. Nitekim bu tepenin kuzeyindeki tarihi çeşmenin deposundan bu tepeye su arkları gitmektedir. Çeşmenin kitabesinde ise "maşallah, sahibül hayrat velhasanat. Hasan ali ve Bekir ağa sene 1315 "yazısı yakın tarihtir. Halk arasında burada bir saray olduğu buradan yaklaşık 1 km kuzeydeki Yücek tepesi arasında bir tünel bulunduğu şeklindeki söylenti yabana atılmamalıdır. Burası için, tarihi kaynaklarda adından sıkça söz edilen "Eflani şatosudur" diyemesek te Eflani2de bulunan şatolardan biridir, demek yanlış olmayacaktır. Bu duruma göre Kılvar köyündeki yerleşme 2000 yılından önceye dayanmaktadır. Anadolu'nun Türkleşmesi ile Çobanoğulları ve Candaroğulları beylikleri egemenliğine giren Kılvar köyü halkı bu bölgeye1530 yılından önce gelmiştir. 1530 yılı muhasebe kayıtlarında Kastamonu sancağı Tatay kazası dahilinde olan Kılvar köyü 48 hanedir. Ayrıca 9 mücerred (yalnız, tek kişi) bulunmaktadır. Hasılı(yıllık geliri) ise 5845 akçe olup, timarlı sipahi hassı bir köydür. Aynı kayıtlarda 80 akçelik bir çiftlik vakıf olarak bulunmaktadır.481 1530 yılından sonra köyle ilgili bir diğer kaynak ise 1836 yılına aittir. 1836 yılında bölgeyi ve Eflani'yi gezen gezgin William Francis Ainsworth, Kılvar köyündeki Ayan konutunda misafir olmuştur. Mahşerli boğazı için "burada çok büyük bir savaş olmuş"demektedir.Gezginin misafir olduğu Ayan ise bugün Ayangil olarak anılan, Emirkadıoğlugil sülalesidir. Nitekim Mahşerli boğazında da muhtemelen 1071 yılından sonra bölgeye gelen Türklerle Bizanslılar arasında büyük bir savaş olmuştur. 1953 yılında Daday'dan Eflani'ye geçen köyünün şimdiki adı Esencik'tir.

    GELENEK VE GÖRENEKLERİMİZ

    DÜĞÜNLER:İlçemizde düğünlerin geleneksel özellikleri vardır. Fakat gerek teknolojinin gelişimi gerekse ekonomik gelişmeler bazı gelenekleri değiştirmiştir. Eskiden düğünler sekiz gün sürerdi. Düğünler genelde içkili ve davul-zurna eşliğinde yapılırdı. Cuma günü baklava bağlama dediğimiz tatlıları hazırlama işlemleri başlardı. Salı gün akşamı damat evinde köylü gecesi düzenlenirdi. Buradaki amaç ertesi gün çalışacak ve misafirlere hizmet edecek gençleri ağırlamaktır. Çarşamba günü sabahtan 11-14 arası kız tarafı ve yakın çevreleri erkek evine gelir ve ağırlanır.Saat 14'ten sonra ise danacı diye adlandırılan genç çevresi (gelinin erkek kardeşleri varsa öncülük eder.) düğün evine gelirler.Geç saatlere kadar, belki de sabahlara kadar eğlenilirdi.Çarşamba günü ikindi saatlerinde damada kına yakılır , aynı gün akşamı geline gelin evinde kına yakılır ve kadınlar kendi aralarında eğlenirler.Perşembe günü ise saat 11 civarında kız almaya gidilir.Gelin çıkması davul-zurnaeşliğinde saat14-15 civarlarında olur.Cuma günü ise duvak dediğimiz kadınların düğünü vardır.Öğle saatlerinde başlar ve Cuma namazından sonra damadın içeriye gelerek gelini dışarıya çıkarmasıyla duvak sona erer.Pazar günü ise damat-gelin yakın çevresini yanına alarak baba evini ziyarete gider. 3 gecelik dediğimiz bu olayda sofra kurulup yemeğe başlayasıya kadar damat kimseyle konuşmaz.Sofraya oturduğunda yemeğe hemenbaşlanmaz.Sofrada yemeğin üzerine kaşıklar çatılır ve beklenir.Gelinin babası damada bir hediye vaat eder. (bu genellikle tarla veya hayvan olur.)Bu hediyeden memnun kalınırsa yemeğe başlanır ve damadın dili çözülür. Daha eskilerden yani köylerde yol ve traktörolmadığı zamanlarda kızın çeyizlerinden oluşan başlık arabası öküz arabası idi.Öküzlerin koşulduğu boyunduruğun ortasına büyük bir çan bağlanır ve araba süslenirdi.Dünürşü dediğimiz damat tarafının kadınları ve erkekleri kendi aralarında at yarışları düzenlerlerdi.Gelin at ile getirilirdi.Atın özellikleri ve güzelliği çok önemliydi. Yolların yapılması , arabaların çoğalması ile bu gelenek kalkmıştır.Gerek ekonomik şartlar, gerekse içkinin etkisiyle bazı kişilerin taşkınlık yapması davullu düğünleri azaltmıştır.Yakın zamanda salon düğünleri yaygınlaşmaktadır. CENAZE: Cenazenin arkasından her yerde olduğu gibi yas tutulmaktadır.Cenaze evinde yemek verilir.Devir dediğimiz ölmüş kimsenin anısına, yakınları tarafından fakirlere ve hayır kurumlarına kişinin maddi durumuna göre yardımda bulunulur.Ölümü takip eden Cuma namazı sonrası Camiye helva getirilerek cemaate dağıtılır.7ve 52 gün sonra cenazenin yakınları tarafından Mevlidî Şerif okutulur, dualar yapılır,ileriki tarihlerde de uygun zamanlarda hatim ve dualara devam edilir. BEDDAM: Baharın müjdecisi olan 21 Mart günü yüksek bir tepeye çıkılarak büyük bir ateş yakılır ve ateşin etrafında toplanılarak eğlenilirdi.Daha önce pişirilmiş olan yumurtalar tokuşturularak yarışmalar düzenlenirdi.Yumurtası kırılan ,yumurtayı kıran kişiye kırık yumurtasını verirdi.Bu alışkanlıklar ilçemizde tamamen kalkmıştır. HIDIRELLEZ: Mayıs günü türbelerde ateşler yakılır , yemekler pişer, adakları olanların getirdiği hayvanlar kesilir ve çevredekilere dağıtılır.Topluca namaz kılınır ve dualar okunur. BAYRAMLAR VE ZIYRAT:Ramazan ve Kurban Bayramından 1 gün önce Zıyrat dediğimiz mezarlık ziyaretleri yapılır.Topluca namaz kılınarak geçmişlerin anısına dualar okunur.Bayram günü ise namazdan sonra yaşlılar öne geçmek suretiyle sıra olunur ve bayramlaşma yapılır.Bayramlaşmadan sonra topluca yaşlılar ve hastalar ziyaret edilir. Çocuklar ise bir araya toplanarak evleri dolaşır,bayramlaşarak şeker ve harçlık toplarlar. SÜNNET DÜĞÜNLERİ:Çevremizde eskiden sünnetler işin ehli olmayan gezici kişiler tarafından yapılırdı. Son zamanlarda sünnet düğünleri yaygınlaşmaktadır.Sünnetten bir gün öncesi akşamı kadınlara yönelik kına gecesi düzenlenir ve oyunlar oynanır.Ertesi gün sünnetten önce konvoy oluşturularak sünnet olacak çocuklar gezdirilir.Sünnetten sonra ise kadınlar arası mevlit okutulur ve yemek verilir. YÖRESEL YEMEKLERİMİZ:İlçemizde her türlü yemek yapılmaktadır. Geniş bir yemek kültürüne sahiptir.Özel günlerde yapılan ve davetlilere ikram edilen en ünlüleri hindi eti, bandırma, çökelek gözlemesi, mantar gözlemesi, et gözlemesi, pörüşke, lokum, mıklama, malak , zıyratlarda miyana helvası, özel günlerde yapılan aşure yemeklerini sayabiliriz. AV VE YABAN HAYATI İlçemiz ormanlarında çeşitli yaban hayvanları yaşamaktadır.En çok rastlananlar ve avlanan hayvanlar tavşan elik, tilki kurt , yaban domuzu , ayı, keklik , bıldırcın, yaban ördeği, yaban kazı, kara tavuk vb. hayvanlardır. Ayrıca Göletlerimiz balık avcılarının gözde mekanlarındandır. Göletlerde İsrail sazanı , aynalı sazan ve çay balığı gibi balık türleri bulunmakta ve avlanmaktadır.

    Coğrafya

    Karabük iline 53 km, Eflani ilçesine 8 km uzaklıktadır.
    İklim
    Köyün iklimi, Karadeniz iklimi etki alanı içerisindedir.
    Nüfus
    Yıllara göre köy nüfus verileri
    2007
    2000 200
    1997 205
    Ekonomi
    Köyün ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır.
    Muhtarlık

    Esencik'in, köy tüzel kişiliği alması ile birlikte köyün tüzel kişiliğini temsil etmesi için köy muhtarlık seçimleri de yapılmaktadır.

    Seçildikleri yıllara göre köy muhtarları:

    2004 - Sedat Şahin
    1999 -
    1994 -
    1989 -
    1984 -

    Altyapı bilgileri

    Köyde ilköğretim okulu var ama kullanımdışıdır ancak taşımalı eğitim sisteminden yararlanılmaktadır. Köyde, içme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi vardır. Ptt şubesi ve ptt acentesi yoktur. Sağlık ocağı ve sağlık evi de yoktur.
    [​IMG]

    Kaynak : Vikipedi, özgür ansiklopedi
    Kaynak : Yerel Net

    Köyünüze Ait Bilgi ve Resimleri Bu Konu Altında Paylaşabilirsiniz
     

Bu Sayfayı Paylaş