Erzincan Hakkında Bilgi

'D.Anadolu Bölgesi' forumunda =FiRaRi tarafından 26 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu

  1. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Erzincan Hakkında Bilgi konusu Erzincan Tarihi

    Erzincan'ın İlkçağ tarihi hakkında esaslı bilgiye henüz sahip değiliz. Ne var ki MÖ ikinci bin yılda, bu yörede, Hurriler'in yaşadığını, ikinci bin yılın ilk yarısı başlarında da Hayaslılar'la Azziler'in hüküm sürdüğü bilinmektedir. Anadolu'da M.Ö. 1050-1180 arasında Hattuşaş'ı merkez yaparak büyük bir imparatorluk kuran Hititler yakın doğuyu egemenlikleri altına almışlardır. Erzincan ve yöresinde Hititler'e ait bir yerleşim merkezine rastlanmamışsa da, bu yörenin Hitit egemenliği altında kaldığından da hiç şüphe yoktur. Doğu Anadolu'da kurulan ilkçağ devletlerinden biri Urartular'dır. M.Ö. 900 yıllarında kurulan bu devlet Van'ı (Tuşpa) başkent yapmış, sınırlarını Hazar Denizi'nden Malatya'ya, kuzeyde Erzurum ve Erzincan'dan güneyde Halep ve Musul'a kadar genişletmiştir. Erzincan yakınlarında Altıntepe'de 1953'te yapılan kazıda Urartular'a ait birçok eser çıkarılmış, bu yörenin Urartu egemenliği altında kaldığı kanıtlanmıştır. Çeşitli saldırılara maruz kalan Urartu şehirleri, teker teker tahrip edilirken Medler'in Anadolu'yu istilası sırasında M.Ö. 600 yıllarında tamamen ortadan kaldırılmıştır. M.Ö. 612'de Erzincan ve yöresi Urartular'ı yenerek Anadolu'yu istilaya başlayan Medler'in eline geçti. Med Krallığı'nın Kyaksar döneminde Lidyalılar'la yaptığı savaşlar, muhtemelen Erzincan ve civarında cereyan etmiştir. Bu yöreler M.Ö.550 civarında bu kez Persler'in eline geçmiştir. Hititler'in Anadolu'yu istila ettikleri sırada, İran yaylasını da Persler ele geçirdiler. Persler'in yükselişi daha çok Ciroz (M.Ö. 550-530) ve Kampis (M.Ö. 530-520) dönemlerine raslar. Bu dönemde Erzincan ve çevresi de Persler'in eline geçer. Persler'den sonra Anadolu Makendonyalılar'ın eline geçmiştir. Roma İmparatorluğu ordusu M.Ö. 70 tarihinde Doğu Anadolu'yu ele geçirmeye başlayarak Elazığ yöresindeki Safen (Harput) Kralığı'nı yıktıktan sonra, Tigran Ordusunu da yenilgiye uğratmıştır. Bu sırada (M.Ö. 68) Pontuslular da Erzincan yörelerinde Roma üstünlüğüne son vermişlerdir. İran ile Bizans arasında sürekli savaşlara sahne olan Erzincan ve yöresi, en son Bizans imparatoru Heraklius tarafından 629 tarihinde yenilgiye uğratılan İran'dan geri alınmıştır. Halife Hz. Osman (644-656) zamanında Habib bin Mesleme 655 senesinde Erzincan ve yöresini ele geçirerek, bu bölgeyi tamamen Müslümanların yönetimine kattı. Erzincan ve yöresi Abbasiler döneminde de çeşitli saldırılara maruz kaldı. Halife Mütevekkil Alallah (847-861) döneminde Malatya Valisi Ömer bin Abdullah, Arapgir, Eğin, Kemah, Erzincan ve Trabzon kentlerini Bizanslılar'dan geri aldı (859). Böylece Erzincan tekrar Arapların hakimiyetine geçti. Türkler'in Anadolu'ya daha önce akınlar yaptılarsa da, Türkler'in Anadolu'yu vatan edinmeleri genel kanaate göre Malazgirt (1071) zaferinden sonradır. Alparslan'ın komutanlarından olan Mengücek Ahmet Gazi, Erzincan, Kemah, Divriği ve Şebinkarahisar yörelerini hakimiyeti altına aldı. Kemah'ı merkez yaptı. Ahmet Gazi'nin ölümü üzerine (1114) yerine oğlu İshak Bey geçti. Bu beyliği uzun süre yöneten İshak Bey ölünce (1124) yerine Melih Mahmut geçti. İshak Beyin oğulları onu tanımayınca, Mengücek devleti parçalandı. Kemah Melih Mahmut'a Erzincan Davut Şah'a, Divriği de Süleyman Şah'a düştü. Davut Şah'ın öldürülmesi üzerine (1151) Erzincan'a 13 yıl Süleyman Şah sahip olmuş; Davut Şah'ın oğlu Fahrettin Behram Şah (1165) yılında babasının tahtında oturunca, Mengücek Beyliği tekrar güçlenmiştir. Fahrettin Behram Şah'ın Kılıçarslan'ın damadı olması göz önünde bulundurulursa, Mengücek Selçuklu münasebeti daha iyi anlaşılır.

    Erzincan`nın , Otlukbeli ilçesinde 11 Ağustos 1473 gününde ünlü Otlukbeli Savaşı gerçeklendi. Fatih Sultan Mehmet ile 100 000 Osmanlı asker ve Uzun Hasan Sultan ile 70 000 Akkoyunlu asker Otlukbeli`de savaşmeydanında savaşa karşı karşıya geldiler.

    Sarıkamış savaşın galibi General Yudenic Rus Kafkasya Ordu komutanı olarak 1915 yılın yaz aylarında Anadoluya taaruza geçti ve Erzincana kadar Rus ordu birlikleri ile ilerlendi.
     
  2. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    EĞİTİM[​IMG][​IMG][​IMG][​IMG]
    [​IMG]
    Genel
    Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı okullardan; ana okulu ve ana sınıflarında 58, ilköğretim okullarında 1.609, ortaöğretim okullarında 685 olmak üzere, 2.351 öğretmen görev yapmaktadır. Anaokulu ve sınıflarında 1.389, ilköğretim okullarında 30.974, orta öğretim okullarında 10.394 olmak üzere 42.757 öğrenci eğitim ve öğretim görmektedir.
    İI de okuma-yazma oranı yüzde 96'dır. Öğrenci mevcudunun yeterli olduğu tüm yerleşim birimlerinde eğitim kurumları faaliyette olup, son yıllarda Yatılı İlköğretim Bölge Okullarına ve taşımalı eğitime ağırlık verilmek suretiyle öğrenci azlığının getirdiği olumsuzluklar giderilmeye ve kaliteli bir eğitimin sağlanmasına çalışılmaktadır.
    Okulsuz köy bulunmamaktadır. Nüfus ve öğrenci azlığı nedeniyle 222 sayılı kanuna göre öğrenci azlığından köylerde okullar kapatılmaktadır.
    İI merkezinde 3 Fakülte, 3 Yüksek Okul, Refahiye, Tercan ve Kemaliye ilçelerinde birer Yüksek okul bulunmaktadır.
    Ilde özürlülerin eğitimine yönelik, Zeynep Mustafa Han Eğitim Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezi ile Sümer Mesleki Eğitim Merkezi okulu hizmet vermektedir.
    Okul Öncesi Eğitim
    [​IMG]
    Erzincan İli eğitim ve öğretim bakımından DAP Bölgesinde birçok ilden ileri düzeydedir. İlin okullaşma oranı başta olmak üzere diğer eğitim göstergeleri Türkiye ortalamasına oldukça yakındır.
    2000 Yılı Genel Nüfus Sayımı Sonuçlarına göre ilde okuma yazma oranı yüzde 87 olup cinsiyetler arasında önemli fark gözlenmemektedir. Çeşitli kampanyalarla okuma yazma bilmeyenlerin okur yazar durumuna getirilmesi için Halk Eğitim Merkezleri tarafında kurslar düzenlenmekte ve kursu tamamlayanlara belge verilmektedir.
    İlde okulsuz köy bulunmamaktadır. Son yıllarda kırsal alanda yaşayan öğrencilerin kaliteli eğitim görmeleri için yatılı ilköğretim bölge okullarına, pansiyonlu ilköğretim okullarına ve taşımalı eğitime ağırlık verilmektedir.
    İlde özürlülerin eğitimine yönelik bir adet ilköğretim okulu ve iş eğitim merkezi ile Sümer Mesleki Eğitim Merkezi okulları hizmet vermektedir.
    Okullaşma oranı açısından cinsiyete göre eşitsizlik bulunmaktadır. İl genelinde Okul öncesi eğitimde okullaşma oranı yaklaşık yüzde 8 olup, bu oran erkeklerde yüzde 9, kızlarda yüzde 7 dolayındadır. Türkiye geneli okul öncesi eğitimde okullaşma oranı yüzde 10,1 dir. Bu oran erkeklerde yüzde 10,5 kızlarda yüzde 9,7 dir. Erzincan ili okul öncesi eğitimde Türkiye ortalamasının gerisindedir.
    İlköğretimde okullaşma oranı yaklaşık yüzde 72 olup, bu oran erkeklerde yüzde 75, kızlarda yüzde 70 dolayındadır. Ortaöğretimde okullaşma oranı yaklaşık yüzde 49 olup, bu oran erkeklerde yüzde 57, kızlarda yüzde 38 dolayındadır. Türkiye geneli ortaöğretimde okullaşma oranı yüzde 64 dür. Bu oran erkeklerde yüzde 73 kızlarda yüzde 54 dür.
    İlde orta öğretimde, genel liselerde okullaşma oranı yüzde 30, mesleki ve teknik liselerde yüzde 18’dir. Meslek liselerinde bu oran sürekli düşmektedir.
    1.2.2.1 Okul Öncesi Eğitim
    Okul öncesi eğitim isteğe bağlı olup, ilköğretim çağına gelmemiş çocukların eğitimini kapsamaktadır. Okul öncesi eğitim, çocuklarının bedensel zihinsel duygusal ve sosyal yönden gelişimlerini, iletişim kurabilme becerilerini kazanmalarını,Türkçe’yi doğru ve düzgün konuşmalarını, çeşitli ailelerden gelen çocuklar için ortak bir yetişme ortamının oluşmasını toplumun kültürel değerleri ve özellikleri doğrultusunda en iyi biçimde yönlendiren bilinçli ve sistemli bir eğitim sürecidir. Bunun için okul öncesi eğitim büyük önem taşımaktadır.
    Erzincan ili genelinde bünyesinde anasınıfı bulunan ilköğretim okulları genellikle şehir ve ilçe merkezlerinde yoğunlaşmaktadır. Dar gelirli ve kırsal kesimde bulunan ilköğretim okullarının bünyesinde anasınıflarının açılması önem taşımaktadır.
    İl genelinde; Okul öncesi eğitimde okullaşma oranı düşüktür. Bunun sebepleri ailelerin okul öncesi eğitimine fazla önem vermemesi, maddi imkansızlıklar, velilerin eğitim düzeylerinin düşük olması, çalışan annelerin azlığı, geleneksel yetiştirme tarzına önem verilmesi, (evde aile büyükleri tarafından bakılması) bazı ailelerin okul öncesi okulları eğitim yeri olmaktan çok bakım evi olarak görmeleri gösterilebilir.
    İI merkezinde 4 adet, Tercan ilçesinde 1 adet, Refahiye ilçesinde 1 adet olmak üzere 5 adet bağımsız anaokulu mevcuttur. İI merkezindeki okullar bünyesinde 50, Çayırlı’da 2, Üzümlü'de 6, İliç’te 2, Kemah ‘ta 2, Tercan’da 3, Kemaliye ve Otlukbeli ilçelerindeki okullar bünyesinde birer adet olmak üzere 67 adet ana sınıfı bulunmaktadır.
    İlköğretim
    [​IMG]
    Eğitim sisteminin en önemli basamağını teşkil eden sekiz yıllık kesintisiz temel eğitim 6-14 yaşları arasındaki çocukların eğitimini kapsamaktadır. Erzincan genelinde 8 yıllık kesintisiz zorunlu temel eğitimde okullaşma oranı yaklaşık yüzde72 dolayındadır.
    8 yıllık kesintisiz zorunlu temel eğitimde il genelinde okullaşma açısından fiziki kapasite ve ders araç gereçleri bakımından ele alındığından DAP Bölgesi illerine göre yeterli durumdadır. E-80 karayolunun Erzincan’dan geçmesi Eğitim Fakültesi ve diğer yüksek öğretim kurumlarının ve 3. Ordu Komutanlığının il merkezinde bulunması, ayrıca il genelinde nüfus artışının düşük olması, ilköğretimdeki başarıyı olumlu yönde etkilemektedir.
    Erzincan’ın bazı bölgelerinde özellikle Refahiye, Tercan, Çayırlı ilçelerinde kışların uzun ve sert geçmesi, İlçelerdeki köy yerleşim yerlerinin dağınık olması ve sürekli dışarıya göç vermesi, mezra ve köyaltı yerleşim yerlerindeki öğrenci velilerinin çocuklarını YİBO’lara göndermemeleri, il genelinde ilköğretimdeki başarıyı olumsuz etkilemektedir.
    İlköğretim okullarında öğrenim gören öğrencilerin yüzde 65’i şehir merkezinde yüzde 35’i ise köylerde okula devam etmektedir
    Erzincan’da bulunan 3 YİBO’nun toplam yatılı öğrenci kapasitesi 1.910’dur. YİBO’ların doluluk oranı yüzde 72’dir. İl genelinde ikili eğitim yapan okulların oranı yüzde 2’dir. İkili eğitim yapan öğrenci sayısı toplam öğrenci sayısının yüzde 8,7‘sidir.
    İl genelinde İlköğretim Okullarındaki başarı diğer doğu illerine göre hızla artmaktadır. Köy ve mezralarda göç nedeniyle bugüne kadar kapanan ilköğretim okulu sayısı 429’dur
    İI genelinde merkezdeki 8 okul dışında tüm okullar normal eğitime geçmiş bulunmaktadır. Normal eğitime geçme oranı %96’dır. Merkezdeki İlköğretim okulu sayısı 98, ilçe ve köylerindeki ilköğretim okulu sayısı 102 olmak üzere toplam okul sayısı 200 adettir.
    1994-1995 öğretim yılından itibaren taşımalı eğitim yılına geçilmiş olup, taşınan öğrenci sayısı il genelinde 2003-2004 öğretim yılında 1.986 kişidir. Taşımalı eğitimin uygulandığı okul sayısı da 145’dir.
    İI genelinde ilköğretim öğrenci sayısı 30.974, öğretmen sayısı 1.609, derslik sayısı 1.419, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 19'dur.
    Ortaöğretim
    [​IMG]
    İI merkezinde genel lise sayısı 9, özel genel lise sayısı 1, merkez köylerde genel lise sayısı 2, ilçelerdeki genel lise sayısı 7 olmak üzere toplam 19 genel lise bulunmaktadır.
    İI merkezinde meslek lisesi sayısı 6, ilçe merkezlerindeki meslek lisesi sayısı 7 olmak üzere toplam meslek lisesi sayısı 13’dür.
    Orta öğretimde toplam öğrenci sayısı 10.394, öğretmen sayısı 685, toplam derslik sayısı 499 ve öğretmen başına düşen öğrenci sayısı 15'tir.
    İI genelinde biri özel, diğerleri resmi okulların pansiyonları olmak üzere toplam 15 adet pansiyon bulunmakta, bunların toplam kapasitesi 1.508 kişidir.
    İlde 12 adet öğrenci yurdunun toplam kapasitesi ise 931 kişidir. Bunların içerisinde Merkez Vakıf Öğrenci Yurdu 300, Kemah Sultanmelik Vakıf Öğrenci Yurdu 40, Sabancı Kız Yetiştirme Yurdu 88 kişilik olup, diğerleri düşük kapasiteli özel öğrenci yurtlarıdır.
    İlde mesleki ve teknik öğretim okullarının kapasitesi yüksektir. Endüstri meslek liseleri yarı kapasite ile eğitim vermektedir. Diğer mesleki ve teknik liselerde potansiyel olmasına rağmen kapasite düşüktür.
    Orta öğretimde çok fazla türde okul olması öğrencilerin mesleki ve teknik eğitimi tercihinde sorun olmaktadır. Mesleki ve teknik eğitim gören öğrenci oranının yüzde 50’ye çıkarılması gereklidir. İlde meslek yüksek okullarının olması mesleki ve teknik eğitim için bir avantajdır.
    İlde sanayileşmenin yetersizliği başarılı öğrencilerin gelecekte işsiz kalmak ve üniversiteye girememek korkusuyla bu okulları seçmemesi gibi nedenlere mesleki ve teknik eğitim olumsuz etkilenmektedir.
    Yüksek Öğrenim
    Erzincan’da Yükseköğretim kurumları 1975 yılından itibaren kurulmaya başlanmıştır. Bu tarihten itibaren düzenli şekilde öğretim yapılmış ve önemli gelişimler kaydedilmiştir.
    Erzincan’da Kemaliye Meslek Yüksekokulu hariç, diğer fakülte ve yüksekokulların tamamı Atatürk Üniversitesine bağlı olarak öğretim yapmaktadır. Kemaliye ilçesindeki Meslek Yüksekokulu, ulaşım kolaylıkları bakımından Fırat Üniversitesine bağlı olarak öğretim yapmaktadır. Ayrıca kent merkezinde 1 Polis Meslek Yüksekokulu bulunmaktadır.
    İşadamlarının yardım ve desteğiyle kent merkezinde yapılan Fen-Edebiyat Fakültesi eğitim ve öğretime açılmıştır. Yükseköğretim kurumlarının ildeki dağılımı aşağıdaki tablo ’da gösterilmiştir
    Erzincan’da Yükseköğretim Kurumlarının Dağılımı

    İlçe
    Eğitim Fakültesi
    Hukuk Fakültesi
    Sağlık Yüksekokulu
    (4 yıllık)
    Meslek Yüksekokulları
    (2 yıllık)
    Polis Meslek Yüksekokulu
    Fen ve Edebiyat
    Fakültesi

    Toplam
    Merkez
    1
    1
    1
    2
    1
    1
    7
    Refahiye
    1
    1
    Tercan
    1
    1
    Kemaliye
    1
    1
    Toplam
    1
    1
    1
    5
    1
    1
    10
    İlde yükseköğretim kurumları, kuruluş yıllarındaki konumlarından çok ileri düzeylere ulaşmışlardır. İlave dersliklerin yapılması, laboratuar ve atölyelerin oluşturulması, yeni bölümlerin/programların açılması, modern ders araç gereçlerini artırılması, internet konularda önemli gelişimler sağlanmıştır. Bütün bu gelişmeler yükseköğretim kurumlarında öğrenci kapasite artırılmasını sağlamıştır. Erzincan’daki mevcut yükseköğretimin alt yapısı, yeni yükseköğretim kurumlarının, hatta yeni bir üniversitenin oluşturulmasını destekleyecek seviyededir.
    Erzincan’da üniversite birimlerinin artması karşısında öğretim elemanı kadro sayıları da artmıştır. Öğretim elemanları zaman içinde yüksek lisans ve doktora çalışmalarına katılmışlardır. Fakülte ve Yüksekokullarda görevli öğretim elemanları, kendi üniversitelerinde veya görevlendirme ile başka üniversitelerde yüksek lisans ve doktora çalışmaları yapmışlardır. Öte yandan yurtdışı imkanlardan yararlanan bir çok öğretim elemanı, çalışmaların bir kısmını yurt dışında tamamlamışlardır.
    Erzincan Hukuk Fakültesi : Atatürk Üniversitesine bağlı olarak 1987 yılında kurulmuştur. Deprem nedeniyle öğrencileri Ankara'ya nakledilen okulun hizmet binası ve diğer sosyal tesisler tamamlanarak 1993-1994 öğretim yılında eğitim ve öğretime başlamıştır. Okulda teorik eğitimin yanısıra uygulama imkanı veren 1 duruşma salonu, 2 bilgisayar laboratuvarı, 6 derslik, 1 kütüphane ve 1 internet kafe bulunmaktadır.
    Halen kamu hukuku, özel hukuk ve maliye bölümlerinden oluşan fakültede 37 öğretim üyesi, 1 öğretim görevlisi, 11 araştırma görevlisi olmak üzere toplam 49 öğretim elemanı ve 400 öğrenci bulunmaktadır.
    Eğitim Fakültesi : İlköğretim, türkçe, beden eğitim ve spor, bilgisayar ve öğretim teknolojileri, eğitim bilimleri ve güzel sanatlar bölümlerinden oluşmakta olup, 3.750 m2 kapalı alan, 28.174 m2. açık alan, 28 dershane, 400 kişilik anfi, spor tesisleri, kütüphane, laboratuvar tesisleri bulunmaktadır. Fakültede halen 34 öğretim üyesi, 23 öğretim görevlisi ve okutman, 8 araştırma görevlisi olmak üzere toplam 65 öğretim elemanı ve 2650 öğrenci bulunmaktadır. Resmi kuruluşu tamamlanan Fen Edebiyat Fakültesine 2004-2005 öğretim yılında öğrenci alınacaktır.
    Fen ve Edebiyat Fakültesi : 2004 yılında kurulmuştur. 2004-2005 Eğitim ve öğretim yılında ek yerleştirme ile Matematik ve Türk Dili ve Edebiyatı bölümlerine toplam 82 öğrenci alınarak eğitim ve öğretime başlamıştır.
    Akademik ve idari kadroları oluşturulmasına çalışılmakta, başta Eğitim Fakültesi olmak üzere diğer yüksek öğrenim kurumlarından öğretim üyesi karşılanmaktadır.
    Meslek Yüksek Okulu : İnşaat, elektrik, otomotiv, endüstriyel elektronik, haberleşme, harita ve kadastro, iş makinaları, kontor sistemleri ve teknolojisi ve makine programlarından oluşan "teknik programlar bölümü" ile bilgisayarlı muhasebe ve vergi uygulamaları, büro yönetimi ve sekreterlik ile adalet proğramlarından oluşan "iktisadi programlar bölümü" şeklinde eğitim ve öğretimini sürdürmektedir. Ayrıca, okulda ikinci öğretim olarak elektrik, endüstriyel elektronik, haberleşme, inşaat, bilgisayarlı muhasebe ve vergi uygulamaları proğramları bulunmaktadır. Okulda 2001-2002 öğretim yılında 11öğretim üyesi ve 35 öğretim görevlisi, okutman, uzman olmak üzere toplam 46 öğretim elemanı ve 1.436 öğrenci bulunmaktadır.
    Sağlık Meslek Yüksek Okulu :1999 yılında kurulmuş olup dört yıl süreli eğitim vermektedir. Hemşirelik bölümünde 200 öğrenci, 1öğretim üyesi, 6 öğretim görevlisi, 1 okutman ve 1 araştırma görevlisi olmak üzere toplam 9 öğretim elemanı ile faaliyetlerini sürdürmektedir.
    [​IMG]
    İlahiyat Meslek Yüksek Okulu : 2004-2005 öğretim yılında 3 öğretim üyesi, 1öğretim görevlisi ve 2 okutman olmak üzere toplam 6 öğretim elemanı ile öğretime devam etmektedir. 2004-2005 öğretim yılında yüksek okula kayıt yaptıran öğrenci bulunmamaktadır.
    [​IMG]
    Refahiye Meslek Yüksek Okulu ; 2001-2002 öğretim yılında 7 öğretim görevlisi, okutman, uzman ve 2 araştırma görevlisi olmak üzere toplam 9 öğretim elemanı ve 209 öğrenci ile eğitim ve öğretime devam etmektedir.
    Kemaliye Meslek Yüksek Okulu : 2001-2002 öğretim yılında 10 öğretim görevlisi, 1 doçent, 1 okutman ve 245 öğrenci ile eğitim ve öğretime devam etmektedir.
    [​IMG]
    Tercan Meslek Yüksek Okulu: 2001-2002 öğretim yılında açılmış olup, bilgisayarlı muhasebe ve vergi uygulamaları ile su ürünleri bölümlerinden 170 öğrenci ile açılmıştır. Okul 1 öğretim üyesi, 6 öğretim görevlisi, okutman, uzman, 2 araştırma görevlisi olmak üzere toplam 9 öğretim elemanı ile hizmet vermektedir.
    [​IMG]
    Yüksek Öğrenim Yurtları:YURT-KUR tarafından işletilmekte olan, yüksek okul öğrencileri için 1.020 erkek, 1000 kız olmak üzere toplam 2.020 öğrencilik yurt bulunmaktadır. Halen 810 kız 680 erkek olmak üzere 1.490 öğrenci barınmaktadır. Yurt kampüsü içinde lokanta, kafeterya, çamaşırhane, kapalı spor salonu, açık basketbol, voleybol, futbol sahası ve bir misafirhane bulunmaktadır.
    [​IMG]
    Öğrencilerin sağlıklı, dengeli ve ekonomik fiyatlarla beslenebilmeleri için kampus içinde modern açık büfe sistemiyle çalışan bir merkez lokanta ile bir büfe yer almaktadır. Kam****a ayrıca çamaşırhane, internet salonu, bay ve bayan kuaför salonları, ayakkabı tamir salonu, her blokta kantin ve televizyon izlemeler için salonlar, bilardo ve masa tenisi, satranç salonları bulunmaktadır.
    Yurtta çok amaçlı ve modern bir kapalı spor salonu bulunmaktadır. Bu salon dışında açık basketbol ve voleybol sahası ile standartlara uygun futbol sahası bulunmaktadır.
    İlçelerde Yükseköğretim öğrenci yurdu bulunmamaktadır. Buralarda öğrenim gören öğrenciler, okul yönetimlerince düzenlenen ve sağlanan yerlerde barınmakta ve beslenmektedirler.
    Ayrıca 400 öğrenci kapasiteli Özel yüksek öğretim öğrenci yurtları mevcut olup;Milli Eğitim Bakanlığı denetiminde faaliyet göstermektedirler.
    Lojman Durumu:İlde Yükseköğretim kurumları ile kurumlarda görevli öğretim elemanı ve diğer personel sayısında artış oldukça lojman ihtiyacı da artmış ve buna paralel olarak zaman içinde önemli sayıda lojman yapılmış veya edinilmiştir.
    Yükseköğretim kurumlarınca yaptırılan lojmanlara ek olarak, Erzincan’da 1992 depremi sonrasında yeniden yapılanma programı kapsamında Dünya Bankası’nca sağlanan kaynakla yaptırılan ve modern bir mimari ve peyzaja sahip 1.000 adet kamu lojmanından 52 adeti yükseköğretim kurumlarının kullanımına tahsis edilmiştir.
    Fakülte ve yüksekokulların kampusunda bulunan prefabrik lojmanlar da önemli bir ihtiyacı karşılamaktadır. Öte yandan Sümerbank Bez Fabrikası özelleştirilirken, bahçesindeki 52 adet lojman üniversiteye devredilmiştir.
    2004 yılında Erzincan’da Yükseköğretim Kurumuna ait veya kullanımına tahsis edilmiş lojman sayıları; 88 adet Yükseköğretim Kurumuna ait lojman, 74 adet Yükseköğretim Kurumuna tahsis edilmiş lojman ve 33 adet prefabrik lojman olmak üzere toplam 195 adettir.
    Mesleki Eğitim Merkezi
    Ülkemizde çıraklık eğitimi ile ilgili düzenlemeler 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu ile uygulanmaktadır. Erzincan ilinde çıraklık eğitimi veren bir tek merkez bulunmaktadır. İlçelerde çıraklık eğitimi veren merkez bulunmamaktadır Merkez ihtiyaç halinde meslek ve yetiştirme kursları açılmaktadır. Ayrıca 3’er aylık dönemler halinde kalfalık ve ustalık sınavları yapılmakta olup ortalama her dönemde 300 aday sınavlara katılmaktadır.
    Mesleki Eğitim Merkezine en az ilköğretim mezunu olup 14-19 yaş grubu ve kapsamdaki meslek dallarından birisinde çalışanlar kayıt yaptırmak zorundadır.
    Çıraklık eğitimi, diğer eğitim sistemlerine oranla, daha ekonomik, daha verimli ve istihdamla çok daha sıkı ilişki içerisindedir. Öte yandan üretime katkıları sonucunda ülke ekonomisine katma değer sağlayarak, kendileri için yapılan harcamaların çok daha fazlasının ekonomiye kazandırmalarına imkân sağlamaktadır.
    Çıraklık eğitiminin bir diğer boyutu da çeşitli sebeplerle eğitim imkânından yoksun kalmış bir kesimin eğitimle yeniden kaynaştırılmaları, onların önünün açılarak topluma yeniden kazandırılmalarıdır. Bu kesimde yer alan gençlerimizin sosyal ve psikolojik bakımdan güçlendirilmesini sağlayarak toplumla ve kendisiyle barışık, meslek sahibi insanların yetişmesine imkân vermesidir.
    İl sanayi yatırımlarının yetersiz olması çıraklık eğitimine olan rağbeti azaltmaktadır. Ayrıca, zorunlu eğitimin 8 yıla çıkarılması çırak öğrenci sayısında azalmalara neden olmuştur.
    Merkezin fiziki mekan yönü ile ilin çıraklık eğitimini karşılayabilecek düzeyde olması büyük bir avantajdır. Hizmet binası ve atölyeler eğitim için yeterlidir.
    Eğitim Yatırımları
    İlimiz 2003 yılı yatırım programında yeralan ve yapımına başlanılan Ergenekon Mahallesi 16 derslikli İlk Öğretim Okulu inşaatı tamamlanarak geçici kabule hazır hale getirilmiştir. Erzincan Merkez Salih Erkan İlk Öğretim Okulu 12 derslikli ek bina inşaatı ve 13 Şubat ilk Öğretim okulu 12 derslikli ek bina inşaatlarının yapımına devam edilmektedir.
    2004 Yılı Yatırım Programında Yeralan Eğitim Yatırımları: Merkez Ziya Gökalp İlk Öğretim Okulu 12 Derslikli Ek Bina İnşaatı, Merkez Mehmetçik İlk Öğretim Okulu,12 Derslikli Ek Bina İnşaatı, Merkez Fatih İlköğretim Okulu 12 Derslikli Ek Bina İnşaatı, Merkez 100 Öğrencilik Ana Okuluinşaatlarının yapımına başlanmıştır. Merkez Gazi İlköğretim Okulu 12 derslikli ek bina inşaatının ihalesi yapılmış olup sözleşme aşamasındadır.
    2004 yılı ilköğretim kurumları yatırım programında yer alan 210 milyar TL proje bedelli Ergenekon mahalllesi 100 öğrencilik Ana Okulu, 820 mlyar TL proje bedelli merkez Yaylabaşı ilköğretim Okulu 12 ek derslik inşası, 720 milyar TL proje bedelli Tercan Mercan İlköğretim okulu 8 ek derslik inşası ihaleleri yapılarak yapımlarına başlanılacaktır.
    Merkez Öğretmen evi takviye ve güçlendirme onarımı ve merkez mesleki eğitim merkezi takviye ve güçlendirme onarımı işlerinin ihaleleri yapılarak onarım inşaatlarına başlanmıştır.
    İl merkezinde hayırsever vatandaşlar tarafından Şeker İlk Öğretim Okuluna 9 derslikli ek bina ve Refahiye Nezahat Çeçen İlk Öğretim Okuluna 8 derslikli ek bina inşaatı yapılarak 2004-2005 eğitim öğretim yılında hizmete açılmıştır.
    Halk Eğitim Çalışmaları
    Yaygın Eğitim; Örgün eğitimin dışında kalmış yada örgün eğitimin herhangi bir kademesinde bulunan veya bu kademelerden çıkmış bireylere, gerekli bilgi beceri ve davranışları kazandırmak için örgün eğitimin yanında veya dışında onların ilgi, istek yetenekleri doğrultusunda ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişmelerini sağlayıcı nitelikte çeşitli süre ve düzeylerde yaşam boyu yapılan eğitim-öğretim-rehberlik ve uygulama etkinliklerinin tümüdür.
    İl genelindeki yaygın eğitim kurumlarındaki eğitime daha çok genç kız ve kadınlarımız iştirak etmektedir. Yaygın eğitim kurumlarında açılan kurslarda kursiyerler tarafından üretilen ürünler şahsın ihtiyacını karşılar niteliktedir. Üretime yönelik bir çalışma yapılamamıştır.
    İlde yaygın eğitim kurumlarında yetişkinlere yönelik olarak meslek edindirme sosyal-kültürel ve okuma-yazma kursları olmak üzere üç çeşit kurs açılmaktadır.
    Önceki yıllarda¸sosyal ve kültürel kursların tamamına yakını il ve ilçe merkezlerinde açılmıştır. İlde gelişmiş bir sanayinin olmaması meslek edindirme kurslarına talebin az olmasına sebep olmaktadır. Halk Bankası tarafından girişimcilik adı altında verilen krediler kursiyerleri teşvik etmiştir. Kursları tamamlayarak kalifiye eleman olma özelliğini kazanan kursiyerler daha sonra iş bulmakta sıkıntı çektiklerinden isteksiz olmaktadırlar.
    İl genelinde okuma-yazma bilmeyenlerin oranı kadınlarda yüzde 11 erkeklerde ise yüzde 7 dolayındadır. Nüfusun büyük çoğunluğu tarım ve hayvancılıkla geçinmektedir. Hayvancılığın büyük çoğunluğunun yayla hayvancılığı şeklinde olması ve bu işi konar-göçer ailelerin yapması, okulsuz mezra ve köylerin dağınık ve çok olması okuma-yazma oranını etkilemiştir.
    Erzincan’da da ülke genelinde olduğu gibi “Ulusal Eğitime Destek Kampanyası” projesi başlatılmış olup, proje kapsamında okur-yazar seviyesinin yüzde 100’e çıkarılması için çalışmalar hızla sürdürülmektedir. Okuma-yazma kurslarına katılan kursiyerlerin büyük çoğunluğu genç kız ve kadınlardan oluşmaktadır.
    Ulusal Eğitime Destek Kampanyası projesi kapsamında yapılan konferanslarda; İl genelinde hanımlara yönelik olarak anne ve çocuk sağlığı, kadın hastalıkları, evlilik, evlat edinme, malların paylaşımı, ergenlik çağı vb. konularda çeşitli tarihlerde konferanslar düzenlenmiştir. Kemaliye, Tercan, Çayırlı, İliç, Kemah, Üzümlü, Refahiye ilçelerinde birer kez, merkez ilçede ise 7 ayrı yerleşim biriminde konferanslar düzenlenmiş ve bu konferanslardan 3.000’e yakın bayan katılımcı istifade etmiştir.
    Rehabilitasyon merkezinde kalan 100’e yakın çocuğa yaş günü eğitim ve moral geceleri düzenlenmiştir. Sabancı Kız Yetiştirme yurdundaki 80 öğrenciye de yaş günü ve moral geceleri düzenlenmiş, bu öğrencilerin topluma uyumlarını sağlamak için uzman psikologlar tarafından terapi programları düzenlenmiştir.
    Türk Silahlı Kuvvetleri ile yapılan işbirliği neticesinde dershanelere giderek üniversiteye hazırlanma imkanı bulamayan dar gelirli aile çocuklarının katılacağı üniversite hazırlık kursları açılmıştır.
    Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğü bünyesinde kurs gören ve yarının anneleri olacak kızları aydınlatmak amacıyla; aile planlaması, çocuk hastalıkları, hamilelik, gençlerde ruh sağlığı, ailede huzur ve eş seçimi, ilkyardım, çevre kirliliği, mesleklerin tanıtımı, zararlı alışkanlıklarla mücadele, Atatürkçü düşünce sistemi ve kadın hakları, trafik bilgisi konularda konferanslar düzenlenmiştir.
    2003-2004 eğitim öğretim yılında; 136 meslek kursu, 56 sosyal kültürel kurs ve 17 okuma-yazma kursu açılmış olup, meslek kurslarına 2.109, sosyal kültürel kurslara 1.058 ve okuma-yazma kurslarına 75 kursiyer katılmıştır.
    Bu kurslarda 2 öğretmen, 9 kadrolu usta öğretici, 75 ücretli usta öğretici ve 123 lider öğretmen görev yapmıştır.
     
  3. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Erzincan Genel Bilgi


    [​IMG]Doğu Anadolu Bölgesinde,Yukarı Fırat Bölümünde yer alan Erzincan, doğuda Erzurum, batıda Sivas, güneyde Tunceli, güneydoğuda Bingöl, güneybatıda Elazığ-Malatya, kuzeyde Gümüşhane-Bayburt ve kuzeybatıda Giresun ili çevrilidir. Erzincan İl’i genellikle dağlar ve platolarla kaplıdır. Güneybatıdan Munzur, kuzeybatıdan Refahiye dağları il alanına girer. Doğudan Erzurum’dan gelerek, batıya doğru uzanan Karasu ve Kop Dağları, İl alanını derinlemesine, aralarında geniş düzlükler bırakacak şekilde böler. İlin en yüksek noktasını Keşiş Dağları (3.537 m.) oluşturmaktadır. Köhnem Dağı (3.045 m.), Sipikör Dağı (2.666 m.), Mayram Dağı (2.669 m.), Kop Dağı (2.963 m.), Mülpet Dağı (3.065 m.), Munzur Dağları (3.449 m.), Kazankaya Dağı (2.531 m.), Ergan Dağı (2.531 m.), Dumanlı Dağları (2.618 m.), Coşan Dağı (3.976 m.) ildeki diğer yükseltilerdir. Dağlar arasındaki çukurlarda yer alan ovalar ve düzlükler boğazlarla birbirine bağlanmış durumdadır. Doğu Anadolu’nun, Yukarı Fırat Bölümünde yer alan Erzincan Ovası, doğu-batı yönünde uzanır. Erzincan Ovası, Doğu Anadolu Bölgesi’nin kuzeyindeki tektonik kökenli çöküntü alanı dizisinin batıdaki ilk ovasıdır. Doğuda Sansa Boğazıyla Tercan Ovasına bağlanır. Kalın bir alüvyon tabakası ile örtülü olan bölgenin en geniş ovası Pekeriç Ovası’dır. Munzur ve Dumanlı gibi dağların yüksek kesimlerinde geniş yaylalar yer almaktadır. [​IMG]Başlıcaları, Takkuran, Tahsullu yaylaları ile bir kısmı il sınırında bulunan Abıhayat ve Uzunçayır yaylalarıdır. İl topraklarının refahiye dışındaki kesiminin sularını Karasu toplar. Karasu, Kemaliye ilçesinde Kadıgölü suyu ile Miran suyunu aldıktan sonra, ilçenin güneydoğusunda Başpınar yakınlarında Elazığ il Sınırına girer. Kuzeybatı kesimindeki Refahiye yöresinin suları ise Çukurdere’nin katıldığı Kelkit aracılığı ile Karadeniz’e dökülür. Karasu’nun kollarından olan Tuzla Çayı üzerinde, Tercan barajı kurulmuştur. Yüzölçümü 11.903 km2 olan Erzincan’ın toplam nüfusu 316.841’dir.

    Erzincan, genel olarak karasal iklim özelliklerine sahiptir. Doğu Anadolu Bölgesinde yer alan, Elazığ ve Malatya dışındaki diğer tüm illerden, daha ılıman bir iklimi vardır.

    [​IMG]İlin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalıdır. Yetiştirilen başlıca tarımsal ürünler, buğday, arpa, çavdar, fasulye, fiğ, şeker pancarı, soğan ve patatestir. Sebzecilik ve meyvecilik ve bağcılık, sulamanın yapılabildiği Erzincan Ovasında yoğunlaşmıştır.Dutluklar ilde geniş yer tutmaktadır. Hayvancılık küçük çapta olup, koyun ve kıl keçisi yetiştirilir. Merkezdeki şeker, et ve süt fabrikaları sığır besiciliğinin gelişmesine neden olmuştur. Özellikle süt ürünlerinden Erzincan’ın tulum peyniri ün kazanmıştır. Bunların dışında tavukçuluk ve arıcılık da ilin ekonomisinde önemli yer tutmaktadır.

    Erzincan’ın çeşitli ilçelerinde bulunan zengin maden kaynaklarının pek azı işletilmektedir. İliç ve Kemaliye’de demir, Tercan’da manganez ve krom, İliç’te asbest, Çayırlı ve Refahiye’de magnezit, Kemaliye ve Refahiye’de linyit, Erzincan-Mollaköy’de perlit yatakları bulunmaktadır. Ayrıca büyük bölümünde mevsimlik üretim yapılan kaynak tuzlaları, Erzincan kenti yakınlarındaki Ekşi Su ve Bögert’te kaplıca ve maden suyu kaynakları bulunmaktadır.

    [​IMG]İlin kuruluşuna ait kesin bilgi bulunmamakla birlikte, Erzincan’ın 20 km. doğusundaki Altıntepe’de ve Küçüktepe Höyüğünde yapılan arkeolojik kazılarda ele geçirilen buluntulardan, yörede ilk yerleşimin İlk Tunç Çağına (MÖ.3500-2000) ait olduğu anlaşılmıştır.Altıntepe’deki İlk Tunç Çağına ait yerleşmenin üstünde Urartuların önemli merkezlerinden biri olan bu yerleşmede kale, saray ve tapınak kalıntılarına rastlanmıştır. MÖ.X.yüzyıldan sonra Urartuların egemen olduğu yöreye daha sonra MÖ.VI.yüzyılda Medlerin ve Perslerin, MÖ.IV.yüzyılda Makedonyalıların ve Seleukosların hakimiyetine girmiştir. MÖ.II. ve I. yüzyıllarda da Romalıların, Arsakların, Pontus ve Arakslar arasındaki çekişmelere sahne olmuştur.MS.II.yüzyılda Sasanilerin egemenliği altına girmiş, XI.yüzyılda da Mengüçlerin hakimiyetine girmiştir. Bundan sonra İlhanlılar, Eratna Beyliği hakimiyetinde kalmıştır. XIV.yüzyıl sonunda (1379-1403) Mutahheretten’in hükümdarlığında kalan yöre Timur’a bağlanmıştır. Yıldırım Beyazıt (1401) Erzincan ve Kemah yöresini kuşatmış, ancak, [​IMG]Ankara Savaşı’nda (1402) Timur’un üstünlük sağlaması üzerine yöre tekrar Timur’un eline geçer. Karakoyunluların kurucusu olan Kara Yusuf Bey tarafından (1410) ele geçirilen Erzincan, on yıllık bir süre Karakoyunluların yönetiminde kalmış, Bu dönemde Karakoyunlular ve Akkoyunlular arasındaki mücadelelere sahne olmuştur. Otlukbeli Savaşı’ndan (1473) sonra Fatih Sultan Mehmet tarafından osmanlı topraklarına katılmıştır. XVI.yüzyılın başlarında bir süre Safavilerin denetimine giren yöre, 1514’te yeniden Osmanlı topraklarına dahil olmuştur.

    XIX.yüzyıl sonlarında Erzurum vilayetine bağlı bir sancak merkezi olan Erzincan, I.Dünya Savaşı sırasında Rus işgaline uğramıştır. 13 Aralık 1917’de Erzincan Ateşkes Antlaşması imzalanmıştır.

    [​IMG]Erzincan Türkiye’nin en etkin tektonik alanlarından birinde bulunduğundan birçok kez deprem geçirmiş ve yıkılmıştır. Bu depremlerin en önemlileri 1047, 1457, 1583, 1666, 1784, 1888, 1930, 1939’da olanlardır. 1939’daki depremden önce demiryolunun güneyinde bulunan kentin terk edilmesinden sonra, geçici olarak demiryolunun kuzeyine yerleşilmiş, daha sonra da bugünkü yerine taşınmıştır. 1963’ten sonra gelişerek Erzincan Ovasının kuzey kenarına kadar dayanmıştır.

    Yeni kentte herhangi bir eski eser bulunmamaktadır. Deprem nedeniyle büyük zarar gören eski kentteki tarihi eserler ise; XIII.yüzyılda yapıldığı sanılan kümbet, Akkoyunlu ve Karakoyunlulardan kalma mezar anıtlar, Bey hamamı (1471), Çadırcı hamamı (1548), Erzincan kalesi, Terzibaba Türbesi, Hızır Abdal Sultan Türbesi, Melik Gazi Türbesi, Kemah’ta Gülalibey Cami, Tercan’da kervansaray, Hamam, mescit , Kemah’taki Mama Hatun Kümbeti’dir. Ayrıca şehir merkezine 15 km. uzaklıktaki Altıntepe’de bulunan Urartulara ait kent kalıntıları bulunmaktadır.
     
  4. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Erzincan Gezgin Gözüyle

    [​IMG]Kemah Kalesi: Anadolu'nun en eski ve tabii kalelerinden biri olan Kemah Kalesinin kuruluşu, Hitit-Urartu dönemine kadar uzanmaktadır. Sarp kayalar üzerinde kurulu olan Kalenin, iç içe iki yapısı olup, çevresi surlarla çevrilidir.
    Altıntepe: Şehir merkezine 15 km. uzaklıkta, Erzincan-Erzurum karayolunun 100 m. kuzeyinde yer almaktadır. Günümüze kadar ulaşabilmiş en sağlam Urartu şehirlerinden birisidir. 1959 yılında yapılan bilimsel kazı ve araştırmalarda iç içe iki kale duvarı ile korunan tapınak - saray kompleksi, mezarlar, konutlar ve çok sayıda arkeolojik eserler ortaya çıkarılmıştır. Höyükte bulunan ve MÖ. 8. yüzyıla ait eserler [​IMG]arasında, fildişi ve madeni eşyalar, miğfer ve kalkanlar, seramikler ve duvar resimleri bulunmaktadır. Çivi yazılı tunç eşyada, kral adları bulunmuştur. Urartu sanatının parlak dönemine ait yüksek düzeyli eserler Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenmektedir. Altıntepe buluntularında tanrı, insan, hayvan figür ve motifleri önemli yer tutmaktadır. Altıntepe kalıntıları, tapınak-saray kompleksi, sütunlu kabul salonu, açık hava tapınağı, üç adet mezar ve depo binasından oluşmaktadır.

    Cami, Türbe ve Külliyeler: İlde yer alan Terzibaba [​IMG]Türbesi, Hıdır Abdal Sultan Türbesi ve Melik Gazi Türbesi görülmeye değer turistik çekim merkezleridir. Kemah ilçesindeki Gülabibey Cami günümüzde halen kullanılmaktadır. Mama Hatun Külliyesi Tercan ilçesindedir. Saltukoğulları Hükümdarı Il. İzzettin'in kızı olan Mama Hatun, Tercan'da Orta Çağ Türk mimarisinin en ilginç ve önemli eseri kervansaray, hamam, mescit ve kendi türbesinden oluşan büyük bir külliye inşa etmiştir.
     
  5. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Erzincan Cami ve Mescitleri


    Erzincan ve ilçelerinde Mengücekoğullarından kalma eserlerin yanı sıra camiler de bulunuyordu. Osmanlı döneminde bunlara yenileri eklenmişti. Kemah Kalesi içerisindeki Kale Camisi, Mengücekoğulları zamanında yapılmış olan Ulu Cami, Kanuni döneminde yapılmış olan Kurşunlu Cami bunların başında geliyordu. Erzincan’da özellikle merkezdeki camilerin yanı sıra diğer tarihi eserlerin çoğu 1939 depreminde yıkılmıştır.


    Kale Camisi (Merkez)

    Erzincan Kemah ilçesinde bulunan Kemah Kalesi içerisindeki bu cami Kanuni Sultan Süleyman tarafından İran seferine giderken yaptırılmıştır.

    Cami günümüze gelememiştir.


    Kurşunlu Cami (Merkez)

    Kurşunlu Cami Kanuni Sultan Süleyman zamanında Mustafa Çavuş tarafından yaptırılmıştır. XVI.yüzyıla ait olan bu cami ile yanındaki kervansaray ve mendere günümüze gelememiştir.


    Gülabi Bey Camisi (Kemah)

    Erzincan Kemah ilçesi Çarşı mahallesi’nde bulunan Gülabi Bey Camisi’ni 1454 yılında Emir Gülabi Bey yaptırmıştır. Caminin üç kitabesi bulunmaktadır. Bu kitabelerden birisinde caminin 1454’te Emir Gülabi Bey tarafından yaptırıldığı, diğeri de XIII.yüzyıla ait onarım kitabesidir. Üçüncü kitabe 1328 tarihli olup, bir başka yapıdan buraya getirilmiş ve cami ile bir ilgisi bulunmamaktadır.

    Gülabi Bey Camisi kare planlı, üzeri çatı ile örtülü bir yapı olup, kesme taş ve moloz taştan yapılmıştır. Kuzey yönüne XIX.yüzyılın sonlarına doğru bir son cemaat yeri eklenmiştir. İbadet mekanı 12 ahşap sütunla dört sıra halinde beş sahna ayrılmıştır. Bu sütunlar ahşap yuvarlak kemerlerle birbirlerine bağlanmışlardır. Cami doğu ve batı duvarları iki sırada üçer, mihrap duvarında da iki yanda ikişer pencere ile aydınlatılmıştır.

    Mihrap dikdörtgen bir niş içerisindedir. Mukarnaslı bir dolgu ile sona ermektedir. Mihrap iki yanındaki iki sütunçe ile sınırlandırılmıştır. Caminin içerisi Barok döneme ait çeşitli bitkisel motiflerle süslenmiştir.


    Merkez Cami (Refahiye)

    [​IMG]Erzincan Refahiye ilçesinde bulunan Merkez Camisi XIX.yüzyılın ikinci yarısında yaptırılmıştır. Kitabesi günümüze gelemediğinden banisi ve kesin yapım tarihi bilinmemektedir.

    Yöreye özgü kesme taştan yapılan cami tamamen batı etkisinde bir yapıdır. Bu camiyi yapan mimar ve ustaların kilise mimarisinden etkilendikleri giriş kapısından ve sivri kemerli pencerelerinden anlaşılmaktadır. Dikdörtgen planlı olup, üzeri kırma bir çatı ile örtülmüştür. Giriş kapısı üzerinde çatının devamı üçgen bir alınlığa yer verilmiştir. Taş kaide üzerindeki yuvarlak gövdeli minaresi kesme taştan ve tek şerefelidir.

    Geniş bir avlu ortasında bulunan caminin haziresinde Bahattin Paşa Şehitliği de bulunmaktadır.
     
  6. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Erzincan Türbe ve Kümbetleri


    Midilli Baba Türbesi (Kemah)

    [​IMG]Erzincan, Kemah İlçesinde Gülabi Bey Camisi’nin güneyinde, Abdülbaki Ertuğrul’un evinin bahçesinin içerisinde bulunan bu türbe, halk tarafından “Midilli Baba Türbesi” diye isimlendirilmiştir. Gülabi Baba’nın kim olduğu ve nereden geldiği konusunda hiçbir bilgiye ulaşılamamıştır.

    Midilli Baba Türbesinden günümüze duvar kalıntıları ile yarım kubbeye ait bir bölüm gelebilmiştir. Harap ve perişan bir durumdadır.Türbenin bir girişi ve mumyalık bölümü olduğu sanılmaktadır. Ancak bu da kesinlik kazanamamıştır.


    Kalem Yakup Türbesi (Kemah)

    Erzincan, Kemah ilçesinin 3 km doğusunda, Kemeryaka yolunun sağ tarafındaki mezarlığın bulunduğu tepededir. Bu türbeye halk “Kelem Yakup Türbesi” ismini yakıştırmıştır. Burada gömülü olan kişinin Sultan Melik’in büyük kardeşi olduğu rivayet edilmektedir. Bu mevki ile mezarlığa “Kelem Yakup“ ismi de yakıştırılmıştır. Söylentiye göre bu kişi kendisine bir türbe yapılmasını istememiş ve ölümünden sonra da bu türbe yapılmıştır. Söylentiye göre Hacı Bayramı Veli Kemah’a geldiği zaman, bu zatın ermiş olduğunu söylemiş ve türbesini ziyaret etmiştir.

    Türbenin etrafı duvarla çevrili yerdeki mezarların defineciler tarafından kırılmış, türbenin etrafı kazılmıştır. Türbenin alt tarafına mescit olarak küçük bir bina yapılmıştır. Bugün mescidin çatısı çökmüş, duvarları yıkılmıştır.


    Melik Gazi Türbesi (Kemah)

    [​IMG]Erzincan, Kemah ilçesinin 500 m. kuzeyinde, Fırat Nehri’nin kıyısındaki kayalık tepenin bulunduğu yerdeki mezarlıkta Melik Gazi’nin Türbesi bulunmaktadır.

    Selçuklu hükümdarı Alpaslan’ın Anadolu’nun fethi için görevlendirdiği komutanlardan Melik Gazi Erzincan, Kemah, Divriği ve Şarki Karahisar’ı l070-l080 yıllarında ele geçirmiştir.Bunun ardından da bu bölgede Mengücek Beyliğini kurmuştur.

    Melik Gazi’nin türbesi Mengücek Beyliğinin ilk merkez olan Kemah’ta yapılmıştır. Melik Gazi’nin vakfiyesinde bununla ilgili olarak:

    “...ben emr-i Hak ile sultan-ı amil oldum, layık bil adil tuttum ve Erzurum, Erzincan,Kemah ve Diyarbekir vilayetleriyle kalelerini fetheyledim ve kafirlerin ciğerlerini yaktım ve kılıç vuran padişahtır ki (Mengücik ) Gazidir: Cenab-ı Hak ruhunu şad ve kabrini pürnur eylesin. Bundan sonra ben Kemah Kalesi civarına yerleştim ki o civar Fırat nehri kenarındadır ve hududu şu vecih iledir ki nehri mezkur kale ile mesken arasında geçer ...” yazılıdır.
    .
    Mengücek Gazi’nin ölüm tarihini açıklayan bir belgeye rastlanmamakla beraber, ondan sonra Beyliğin başına 1118’de geçen oğlu Emir İshak’ın hükümdarlığının başlangıcı dikkate alındığında Melik Gazi’nin aynı tarihte öldüğü ortaya çıkmaktadır

    Mengücek Gazi’nin Türbesi sekizgen planlı iki katlı olup türbenin altında bir mumyalık bulunmaktadır. Türbenin üzeri piramidal bir külah ile örtülmüştür.Türbe taş temeller üzerine tuğladan yapılmıştır. Sekizgenin kenarları dikdörtgen çerçeveler içerisine alınmış, köşelerdeki payelerle de dışa çıkıntı yapmıştır. Külahın alt kısmı ile gövdenin üstüne tuğla mozaiklerle, küfi yazılı kitabeler yerleştirilmiştir. Türbenin içerisi horasanlı harç ile sıvanarak silindirik gövdeye dönüştürülmüştür.

    Türbenin girişi küçük bir portal şeklindedir. Sivri kemerli alınlığı, geometrik geçmelerle süslenmiş, altına da bir satırlık küfi yazılı kitabe yerleştirilmiştir. Buradaki köşe sütunlarının üzerine oturan alınlık kemeri, bir daire bir baklava olmak üzere tuğla mozaiklerle bezenmiştir. Sırsız tuğlalar arasındaki alçı dolgu süslemeler ve firuze çinilerle görkemli bir görünüşü olan kapı kırık kemer içerisine alınmıştır. Buradaki sırlı tuğladan küfi yazılı kitabede “...Elmerhum, es said, eş-şehid, el Gazi “ yazılıdır.

    Giriş kapısının altında bulunan bir kapıdan merdivenle mumyalığa inilmektedir.Mumyalığın üzerinde de iki satırlık Farsça bir kitabe bulunmaktadır:

    “Dünya durdukça o Mengücek Sultan tarafından aydınlatılacaktır.”

    Mumyalığın üzerindeki zemin katının bir bölümü mescit durumuna getirilmiştir. Burada Melik Gazi’nin sembolik sandukası bulunmaktadır. Kümbetin duvarları içten silindirik olup buraya siyah mürekkeple Farsça ve Arapça iki kitabe yerleştirilmiştir. Buradaki Arapça kitabede Behramşah’ın Kılıç Aslan’ın kızlarından birisi ile evlenmiş olduğu belirtilmiştir. Mumyalık kısmında üst katı taşıyan sekizgen bir paye ile beş eşit parçaya bölünmüştür. Duvarlar 80 cm. yüksekliğe kadar taş örmelidir. Mumyalığın üzeri basıktır. Melik Gazi’nin mumyası zaman zaman açıldığından bozulmuştur. Ayrıca burada beş mezar daha bulunmaktadır.

    Türbede bulunan bir diğer kitabede ise;

    “Melik Alim, adil, teyid olunmuş, mansur, muzaffer; din ve dünyanın yardımcısı, İslam ve Müslümanların koruyucusu, Selçuk oğulları ve Mengüciklerin iftiharı eb-ul Feth Selçuk Şah bin Behram-Şah bin Davut bin İshak.O Mengücik idi.Allah onu nimetleri ve gufranıyla gark ede” yazılıdır.

    Melik Şah Türbesi Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından l991 yılında onarılmıştır.


    Ali Baba Türbesi (Kemah)

    [​IMG]Erzincan, Kemah ilçesindeki Gülabi Bey Camisi’nin 200 m. güneyinde, Haydar Hana Çeşmesi’nin karşısında, evlerin arasında Ali Baba Türbesi bulunmaktadır.

    Türbenin kime ait olduğu kesinlik kazanamamıştır. Burada gömülü olan kişi ile ilgili halk arasında yaygın bir söylenti vardır:

    Burada gömülü olan kişi ezan vakti Fırat Nehri kıyısına bir şişe içki ile gidermiş. Bundan ötürü halk da ona ”Gavur Ali” dermiş. Bir gün Erzurumlu bir kişi haç için Hicaz’dayken rahatsızlanmış ve yardımına biri gelmiş yardım etmiş. Hastalanan kişinin hali vakti yerinde imiş. Yardıma gelen kişiye “Bu iyiliğinin karşılığında sana ne yapabilirim” demiş.
    O da, “Ben Kemah’lıyım. Memleketimde beni Gavur Ali olarak bilirler. Öldüğümde beni bir yerlere atıverirler, sen gel bana bir mezar yap, başka da bir şey istemem. Öldüğümde sana verdiğim şu bir tel saç sana malum edecektir” demiş. Hakikaten bir gün Erzurumlu o ermiş zatın vefat ettiğini anlamış ve doğruca Kemah’a gitmiş. Ali Baba’yı sormuş. Önce hiç kimse, burada böyle ermiş biri yok ama Gavur Ali diye bir sarhoş öldü yakınlarda. Onu da falanca yere attık, zira yaramazın tekiydi o demişler. Hacı adam onlara bütün yaşadıklarını tek tek anlatmış ve hemen beni oraya götürün demiş... Ona mütevazı bir türbe yaptırmış ve halk da Onun ermiş bir kişi olduğunu anlamış. Meğer Gavur Ali denilen kişi beş vakit namazını Kabe’de kılan birisiymiş. İçki şişelerini de bari bir kişiyi kurtarayım diye, her gün alır ve Fırat’a dökermiş.

    Günümüzde türbe harap olmuştur. Moloz taştan türbenin üzeri çatılı olup bir de alemi varmış.



    İskender Baba Türbesi (Kemah)

    Erzincan Kemah ilçesinde, Mektepönü Mahallesi’nde, Fikri Erol isimli bir kişinin özel bahçesi içerisinde İskender Baba’nın türbesi bulunmaktadır. Türbenin kime ait olduğu ve ne zaman yapıldığı konusunda bilgiye kaynaklarda rastlanmamıştır.

    Bugün pek belli olmayan türbe iki bölümden meydana gelmiştir. Bu bölümlerden birisi eskiden küçük mescit olarak kullanılmıştır. Buradan küçük bir girişle geçilen iç odada yan yana iki adet mezar varmış. Günümüzde ilk bölümün kubbesi çökmüş ve içerisine taş toprak dolmuştur. Diğer bölüm ise yıkıntıya dönüşmüştür.


    Tugay Hatun Kümbeti (Kemah)

    [​IMG]Erzincan Kemah İlçesi Çarşı Mahallesi’nde Gülabi Bey Camisi’nin 100 m. kadar güney batısında özel bir kişinin mülkiyetindeki bahçe içerisindedir. Tugay Hatun, Hüdabende Mehmet’in eşidir. Sultan Mehmet Harbende’nin Kemah’a ne zaman ve niçin geldiği ve karısı Tugay Hatun’un Kemah’a niçin geldiğine ve burada ne kadar yaşadığına dair hiç bir kayıt yoktur

    Tugay Hatun Kümbeti’nin XIII.yüzyılda Mengücek Beyliği Döneminde yapıldığı sanılmaktadır.

    Türbe kesme taştan, iki katlı silindirik gövdeli olup üzeri piramidal bir külah ile örtülüdür Türbenin özenli bir taş işçiliği vardır. Kıvrık dallar, Rumiler, Selçuklu geçmeleri, örgüler bitkisel motifler, palmetler dört dizi halinde türbenin gövdesini sarmıştır. Ayrıca çatı boyunca, palmetlerden oluşan bir korniş de yapıyı çevrelemektedir. Kapı kenarları ile saçaklarda zengin bir bezeme görülmektedir.

    Giriş kapısının da görkemli bir taş işçiliği bulunmakta olup, üzerinde kitabesi vardır. Kapı kenarları ve saçakları çok gösterişli bir işleme tekniği ile süslenmiştir. Alt katı dört sütun ve dört tane yarım kubbeden meydana gelmiştir.

    Kitabe:

    “La İlaheillallah Muhammeden Resulahüllah. Haza; İmaret El-Merhume Hatun. Bint-i Tabrama”.

    Türbenin altındaki mumyalık haç planlı olup üzeri kubbe tonoz ile örtülüdür. Türbe günümüzde onarılmıştır.


    İsimsiz Türbe (Kemah)

    [​IMG]Erzincan, Kemah ilçesinde Melik Gazi Türbesi’nin 100 m. batısında ve çok harap bir durumda olan türbenin kitabesi bulunmadığı gibi kaynaklarda da ismine rastlanmamış, kime ait olduğu anlaşılamamıştır.

    Türbe sekizgen planlı, iki katlı ve mumyalığı olan bir yapıdır. Türbenin batı yönünde giriş kapısı bulunmaktadır. Mumyalık bölümü hatıl ve pervazlarla belirtilmiş, üzeri basık bir tavanla örtülmüştür. Günümüze gelen kalıntılardan yuvarlak gövdeli ve konik külah ile örtülü olduğu anlaşılmaktadır. Moloz taştan yapılan türbenin içeriye doğru genişleyen iki penceresi içerisini aydınlanmaktadır. Günümüze harap bir durumda gelmiştir.


    Behramşah Türbesi (Kemah)

    Erzincan Kemah ilçesinin kuzeybatısında, Karasu’ya egemen kayalıklar üzerinde Melik Gazi Kümbeti’nin yanındadır. Yapım tarihi kitabesi olmadığından bilinmemektedir. Bununla beraber XIII.yüzyılın başlarına ait olduğu sanılmaktadır.

    Türbe kesme taştan, giriş kapısı tuğladandır. Anıtsal kapısında sırlı tuğla ve mozaikler birlikte kullanılmıştır. Ayrıca kırmızı tuğla ve firuze mozaik çiniler de girişi ve türbeyi daha görkemli bir konuma getirmiştir. Türbenin üzeri biri tromplu, diğeri de pandantifli olmak üzere iki kubbe ile örtülmüştür. Üst örtü dıştan piramidal koni biçimindedir.

    Birbirleri ile bağlantılı iki kare mekandan meydana gelen türbenin ana kapısı ve penceresi orijinaldir. Türbe 1971 yılında onarılmıştır.


    Gülcü Baba Kümbeti (Kemah)

    Erzincan Kemah’ta Taşboğası Mevkiinde yüksek bir tepe üzerindedir. XIII.yüzyılın ilk yarısında Gülcü Baba adına yaptırılmıştır.

    Türbe kesme taştan iki katlıdır. Altta mumyalık denilen mezar odası, üstte de sandukanın bulunduğu kısım vardır. Sekizgen planlı olup, içten kubbe, dıştan da konik bir çatı ile örtülmüştür.

    Türbe 1971 yılında onarılmış ve bu arada, önceden tuğla olan piramidal çatı kesme taştan yapılmıştır.

    Mama Hatun Türbesi (Tercan)
    [​IMG]Erzincan Tercan İlçesinde bulunan Mama Hatun Türbesi, 1192’de ölen Saltuklu Prensesi Mama Hatun adına yaptırılmıştır. Mama Hatun Saltuklu Beyliğinin başına ll91’de geçen II.İzzeddin Saltuk’un kızıdır.

    Türbenin kitabesinde yalnızca mimarının ismi okunmaktadır. Saltuklu Devleti’nin 1202 yılında yıkıldığı dikkate alınacak olursa bu türbe l192-1202 yılları arasında yaptırılmış olmalıdır. Türbenin mimarı Ahlatlı Ebu’n-Nema bin Mufaddal’dır.

    Kümbetin yanında kervansaray ,hamam ve bir de mescit bulunmaktadır. Böylece kümbet adeta bir külliye konumundadır.

    Mama Hatun Türbesi, dilimli gövdesi, onu kuşatan duvarları ile Anadolu’da benzerine rastlanmayan, mimari yapısı ve planı ile kendine özgün bir yapıdır. Bununla beraber bazı yönleriyle de Ahlat kümbetlerini andırmaktadır. Sarıya yakın kesme taştan iki ayrı bölüm halindeki türbe, son derece itinalı bir işçilikle yapılmıştır. Bölümlerden biri türbe diğeri de onu çevreleyen duvarlardır.

    Türbenin ortasındaki ana bölümü yuvarlak bir kuşatma duvarı çevirmiştir. Çevre duvarı 2.50 m. kalınlığında, 13.50 m çapındadır.Yüksekliği 10.50 m.dir. Türbenin kuşatma duvarının içerisine sivri kemerli on üç derin niş açılmıştır. Bu nişler büyük olasılıkla daha başka lahitlerin buraya konulması için düzenlenmiştir. Bu duvarlardan daha da yüksek olan köşelerinde ince uzun sütunçelerin yer aldığı çevre duvarının batısındaki portalin solundaki küçük nişe bir çeşme yerleştirilmiş, sağına da merdivenin girişi yerleştirilmiştir. Giriş portali yuvarlak kemerli olup, yonca yaprağı biçiminde bir niş içerisine yerleştirilmiştir.Girişin üzeri mukarnas dolgular, geometrik motifler, dilimli rozetler ve düğüm motiflerine son derece ahenkli olarak burada yer verilmiştir.

    Abidevi görünüşlü, kare kaide üzerindeki kümbet çevre duvarlarının ortasında iki katlı olarak yer almaktadır. Yuvarlak türbenin üst köşeleri pahlanarak sekizgene dönüştürülmüştür. Mama Hatun’un gömülü bulunduğu kare planlı mumyalık kısmına dört basamaklı bir merdivenle inilmektedir. Bu bölümün üzeri çapraz tonozla örtülmüştür. Burada ayrıca on bir mezar bulunmaktadır. Mumyalığın üzerindeki mekan 13.15 m. çapındadır. Üzeri tonoz örtülüdür. Üst kat mescide ayrılmış olup yedi basamakla buraya çıkılmaktadır. Türbenin içerisini aydınlatan mazgalların çevresi üzüm salkımları ve rozetlerle bezenmiştir.

    Türbenin silindirik gövdesinin üzeri dilimli konik bir külah ile örtülüdür. Bu külah kümbetin gövdesi ile tam bir uyum içerisindedir.

    Hıdır Abdal Sultan Türbesi (Kemaliye)

    [​IMG]Erzincan Kemaliye ilçesinde bulunan Hıdır Abdal Sultan Türbesi XIII.yüzyıla tarihlendirilmekle beraber yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Sonraki dönemlerde yapılan eklerle orijinalliğinden kısmen de olsa uzaklaşmıştır.

    Hızır Abdal Sultan Hacı Bektaşi Veli’den feyz almış ve bugün türbesinin bulunduğu yerdeki Ocak Köyü’nde bir Bektaşi dergahı kurmuştur. Bu türbe Selçuklu ve Osmanlı mimarisinin yapı sanatını yansıtmaktadır. Kesme taştan yapılan türbede Hıdır Abdal Sultan gömülüdür.
     
  7. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Erzincan Hamamları


    Mama Hatun Hamamı (Tercan)

    Erzincan Tercan ilçesinde Mama Hatun Kümbeti ile Kervansarayı arasında Mama Hatun Hamamı yer almaktadır.

    Küçük ölçüde olan bu hamam dikdörtgen planlıdır. Hamamın batı yönünde giriş kapısı ile oradan geçilen dikdörtgen planlı soyunmalık bölümü bulunmaktadır. Buraya altıgen köşeli bir havuz yerleştirilmiştir. Ilıklık kare planlı olup üzeri kubbe ile örtülmüştür. Sıcaklık da dikdörtgen planlıdır. Üzeri bir kubbe ve bunun dışında kalan alanlar da tonoz örtülüdür. Sıcaklığın güneyinde dikdörtgen planlı tonozlu iki halvete yer verilmiştir. Bunun doğusunda da dikdörtgen ve tonozlu külhan bulunmaktadır.

    Hamam yakın tarihlerde onarılmıştır. Bu arada külliyenin bir bölümünü oluşturan cami tamamen yıkılmış ve yerine yeni bir cami yapılmıştır. Bu camiini hiçbir mimari özelliği bulunmamaktadır.


    Gülabi Bey Hamamı (Kemah)

    Erzincan Kemah ilçe merkezinde bulunan Gülabi Bey Camisi’nin batısında, çarşının ortasında yer almaktadır. Bu hamamın Gülabi Bey Camisi ile birlikte yaptırıldığı sanılmaktadır. Caminin 1454 yılında yapıldığı kitabesinden öğrenilmektedir. Buna dayanılarak Gülabi Bey hamamının da XV.yüzyılın ortalarında yapıldığı sanılmaktadır.

    Hamam Klasik Osmanlı hamam tipi plan düzenindedir. Hamam kesme taş ve yer yer de moloz taştan yapılmıştır. Soyunmalık, soğukluk, sıcaklık ve külhan bölümlerinden oluşmaktadır. Sıcaklık büyük bir kubbe ile örtülüdür. Bu bölüme açılan eyvanların üzeri ise beşik tonozludur. Ayrıca kare planlı ve üzeri kubbeli iki halvet hücresi de sıcaklığın yanında yer almaktadır.
     
  8. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Erzincan Köprüleri


    Kötür Köprüsü (Tercan)

    [​IMG]Erzincan il merkezinde Fırat Nehri’ne akan Karasu üzerinde yapılmıştır.

    Köprünün ne zaman yapıldığı bilinmemekle beraber yapı üslubundan Osmanlı dönemi köprüleri arasında kaynaklarda ismi geçmektedir. Bununla beraber köprünün Selçuklu dönemi sonlarında yapılmış olması da ihtimal dahilindedir.
    Kaba yontma taştan yapılan köprünün kemer ayaklarının yuvarlak olduğu günümüze ulaşan kalıntılarından anlaşılmaktadır. Yedi yuvarlak kemerli olan köprünün yalnızca bir bölümü dışında günümüze kemer ayakları gelebilmiştir. Köprünün üstü tamamen yıkılmıştır.


    Vali Recep Yazıcıoğlu (Başpınar) Köprüsü (Kemaliye)

    [​IMG]Keban barajı çalışmaları sırasında 1974 yılında barajda su tutulmaya başlanmış ve göllenme alanı Kemaliye’ye kadar uzanmıştı. Bu nedenle de Karasu üzerindeki Başpınar Köprüsü sular altında kalmıştır. Köprünün sular altında kalacağı daha önceden bilindiğinden DSİ Genel Müdürlüğü ile karayolları Genel Müdürlüğü arasında 1971’de bir protokol imzalanmış ve bir köprü yapımı kararlaştırılmıştır. Bu konu yöre halkınca sürekli gündemde tutulmuş ancak ilgili kurumlara her türlü başvuruya rağmen olumlu bir sonuca ulaşılamamıştır. Sonunda Bayındırlık Bakanlığı köprünün maliyetinin yüksek olduğu ve ekonomik olmayışından ötürü de yapılamayacağını bildirmiştir. Zor duruma düşen yörede yaşayanlar karşıdan karşıya suyun azaldığı mevsimlerde karaya oturan bir feribot ve küçük kayıklarla geçmeye çalışmışlardır. Sonunda dönemin Erzincan Valisi Recep yazıcıoğlu’nun çabaları ile Başpınar Köprüsü’nün yapımına 1993 yılında başlanmış, maddi finansı ise Kemaliye halkının yardımları, İl Özel İdaresi’nin ayırdığı ödenek ve DPT’nin yatırımları ile sağlanmıştır. Köprünün 1997 yılında yapımı tamamlanmıştır. Vali Recep Yazıcıoğlu’nun elim bir kaza sonucu ölümü üzerine bu köprüye Onun adına izafeten Vali Recep Yazıcıoğlu Köprüsü adı verilmiştir.

    Bu köprünün yapım hikayesi ve bu konuda Vali Recep Yazıcıoğlu’nun çabaları Ayşe Kulin’in Köprü isimli kitabında detayı ile anlatılmıştır.
     
  9. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Erzincan Kaleleri


    Kemah Kalesi (Kemah)

    [​IMG]Erzincan, Kemah İlçesinde bulunan Kemah Kalesi, Kemah Boğazına bakan kayalık bir tepe üzerinde bulunmaktadır. Bu kalenin ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu kesin olarak aydınlatılamamıştır.Ulaşımı son derece güç olan bu kaleyi, çevreye hakim olabilmek için almaya çalışmışlardır.

    Eski dönemlerde bu kaleye “Gayri Kaabil-i Teshir (alınamaz)” gözü ile bakılmıştır. Kaleye Ani, Brana, Gamahha ve Berberi Zemin Kalesi isimleri verilmiştir. Kalede Arşak krallarının ismi geçmesinden ötürü Hititler zamanında yapıldığı sanılmaktadır. Ancak bu iddialar da kesinlik kazanamamıştır. Kemah Kalesinin bugünkü kalıntıları Orta Çağdan kalmıştır. Yörenin XI.yüzyılda Selçuklulardan Mengücek Bey tarafından ele geçirilmesi ile birlikte kale de onların eline geçmiştir.

    [​IMG]Bugünkü durumuyla kale burçları ve duvarları büyük blok taşlardan yapılmış beş köşeli bir yapıdır. Kale 700.000-800.000 m.lik bir alana yayılmıştır. Bu kadar geniş bir alan içerisindeki kaleyi keskin uçurumlar ayrıca doğal bir konuma getirmiştir. Ayrıca Fırat Nehri’nin kuzey-batısındaki Tanasur Çayı da onları tamamlamıştır. Kaleyi kuzey ve batıdan çevreleyen dağlık alan da adeta ikinci bir sur konumundadır. Yavuz Sultan Selim l515’de burasını ele geçirdikten sonra yeni bir burç daha kaleye eklenmiştir. Kalenin en ilginç yönü güneye bakan yönündeki üç katlı demirden yapılmış kapısıdır. Ayrıca yontma kesme taşlardan yapılmış Kral Kızı Kulesi de üzerinde durulacak bir eserdir. Kapının bulunduğu alanda ikinci bir sur bulunmakta olup bunlar meyilli bir şekilde aşağıya doğru inmektedir. Kalenin doğusunda Fırat Nehri’ne inen tüneller bulunmaktadır. Ancak bunlar günümüze harap ve özelliğini yitirmiş olarak gelebilmişlerdir. İç kalede Osmanlı döneminde bir mahalle kurulmuş, burada 60 ev yapılmıştır. Buna bir de mescit eklenmiş, günümüze yalnızca 3 m. yüksekliğinde minare kalıntısı ile bazı evlerin temel kalıntıları gelebilmiştir. Kaleyi ikiye ayıran iç surun kalıntıları dikkati çekmektedir

    XVI. yüzyıl ortalarına kadar stratejik önemini koruyabilen Kemah Kalesi için Hoca Saadettin Efendi;
    “ Kemah Kalesi ki, gök kubbeye ulaşmış bir ulu sarayı andırır. Kuleleriyse yıldızlarla başa baştır. Feleklere değen bir dağ üzerine sağlamca oturmuş olup, yücelikte başı göğe ermiş ve bağlar, bostanlarla çevrilmiştir. Eteğinden derin bir dere akar ki, hayal ipiyle bile ol derenin dibine inmek bir boş hayaldir. Dibi o denli derin ki, uzaklık tasavvuru bile bunda noksan kalır. Ne hisarının ucuna akıl merdivenleriyle çıkmak mümkün, ne de eteklerindeki derenin dibine zannın adımlarıyla inmek düşünülebilir.

    Bir iri kayanın düzü tek parça
    Hisardan yanıysa daracık bir gemi
    İnce uzun bir dev eteklerinde
    Daracık sanılır geniş meydanı
    Bahçeleri kıyısından hep Fırat Akar
    Cenneti andırır, hem cana can katar.” Demektedir.

    [​IMG]Yavuz Sultan Selim, Kemah Kalesi’nin ele geçirdikten sonra, bununla ilgili olarak oğlu Şehzade Süleyman’a (Kanuni Sultan Süleyman) yazdığı Cemaziyelevvel ortası 921 (1515)
    “Sahibi olduğum saltanat tacının ve memleketimin kıymetli şehzadesi, yüksek hilafet incisi oğlum Süleyman Şah: Bu fermanı alınca bilmiş ol ki, bu senenin (Rebiyülaharının 5 i) 19 Mayıs 1515 Cumartesi günü Kemah üzerine yürüdüm. Her taraftan ejder ağızlı toplarımla gök gürültülü ve yıldırımlar gibi ateş açarak kale bedenlerini dövdürdüm. Kale içindekilerin başına kıyamet alametleri gibi ateş yağınca, muharebe etmekten bile aciz kalarak sersemlediler. Askerlerim hiç telaşsız hücum ederek kale burçlarına çıkıp İslam bayrağını diktiler. İkindiye yakın fetih tamamlanarak kötülerin başı kesildi. Kale içindeki ehli İslam malum olduğundan, dinsizlerden temizlendi. Kale beyi ve dizdarlar tayin edildi.”

    Yavuz Sultan Selim’in kaleyi ele geçirdikten sonra buraya koydurduğu kitabe günümüze ulaşamamıştır.Bu kitabenin Kemah’daki bir evin duvarında bulunduğu ve köşe taşı olarak kullanıldığı söylenmektedir.

    Evliya Çelebi de Kemah Kalesi için şunları yazmıştır:

    [​IMG]“Kale eski kayserlerden biri tarafından yaptırılmıştır. Sonra Uzun Hasan’ın eline geçmiş ve Timur muhasarasına uğramışsa da dayanmıştır. Sonra 1.Selim şehzadeliği sırasında Trabzon’da iken bir yolunu bularak bu kaleyi fethedip içine asker koymuştur. Sonraları Şah İsmail isyan ederek bu kaleyi ele geçirmiştir. Sonra Sultan Selim tahta geçince ilkönce Acem’e savaş açmış,kalabalık bir askerle Anadolu içinden gelip Kemah kalesini kuşatmış ve fethetmiştir. Kalenin Yapısı:Beşgen şeklinde, Şeddadi tarzda yapılmış büyük süslü ve güzel bir kaledir. Burç ve duvarları büyük taşlarla yapılmıştır. Erzurum sınırında eşi benzeri yoktur. Ama Fırat nehrine aşırı havalesi vardır amma ondan zarar gelmez. Kıbleye bakan bir kapısıyla ondan içeri iki kat kapısı vardır. Üçü de değerli taşlarla bezenmiş, dayanıklı demir kapılardır. İlk kapının iç yüzünde sağ ve solda ikişer tunç top vardır. Boyları 27’şer karış olup, üç kantar ağırlığında gülle atarlar. Tuhaftır ki, böyle ağır, acayip, kalkıp inmesi zor topları, bu yalçın kaya üzerine nasıl çıkarıp da koymuşlar? İçerdeki padişah katının kapısı üzerinde bir pehlivan gürzü (eskiden silah olarak kullanılan uzun saplı, büyük demir topuz) bir ok ve Hz. Ali’nin yayı asılmıştır.
    [​IMG]İç kalede toprak örtülü 600 kadar ev vardır; dar alanda yapılmış bağsız bahçesiz evlerdir. İçerisinde Kara Yakupoğlu’nun, İbrahim Çelebi’nin evlerinden başka bahçeli ev yoktur. Kale içinde kullanılmaz boş arazi çoktur. Hatta boş olan yerlerde 5 buğday ambarı var. İçi Selim Han’dan beri pirinç çeltiği ve darıyla doludur. Gören,bugün harmandan getirilmiş sanır. Kuşatmada asker bununla idare ederdi. Bu iç kalede 11 mihrap vardır. Üçü camidir. Kale kapısından sonraki Bey Cami çok büyük ve eski tarzdadır. Bir kagir minaresi vardır. Bunun dışındakiler tahta minareli olup diğerleri minaresiz mescitlerdir. Kalenin kuzeyinde Şehitler kalesi üstünde büyük küçük 32 adet top vardır. Kapının aşağısından ta nehre kadar inen kayadan kesme su yolu vardır. Kuşatmada oradan su alıp susuzluğu giderirler. Aşağıdaki birbirine yakın üç su sarnıcı vardır. Birisi ab-ı hayat , biri güherçileli su, diğeri tuzlu sudur. Bu şehrin de güzelleri dünya güzelleridir.”

    Pekeriç Kalesi (Tercan)

    Erzincan’ın Tercan ilçesi Çadırkaya beldesinde bulunan Pekeriç kalesi, yaklaşık 100 m. yüksekliğinde doğal bir kayadan meydana gelmiştir. Kayaların oyulması ile odalar, merdivenler ve sarnıçlar yapılmıştır. Kaleye ait surlardan günümüze çok az kalıntı gelebilmiştir. Ancak günümüze gelebilen kalıntılar kalenin tarihi konusunda aydınlatıcı bir bilgi veremediğinden ötürü tarihleme yapılamamaktadır.

    Gözetleme Kulesi (Kemah)

    [​IMG]Erzincan Kemah ilçesinde, Fırat Nehri’nin solundaki dik bir kayalığın ucunda bulunan bu kule, gözetleme kulesi olarak yapılmıştır. Aynı zamanda bu kulenin yanındaki karayolu yapılmadan önce buradaki yoldan geçenlerden Bac (geçiş ücreti) alındığı yer olarak da nitelendirilmiştir. Kitabesi bulunmayan bu kulenin ne zaman ve kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Mimari üslubundan kulenin XII.-XIII. Yüzyıllarda, Selçuklular döneminden kaldığı sanılmaktadır.

    Kule sekizgen planlı olup, kesme taştan iki katlıdır. Birinci katın üzerinde rölyefli kalın bir silme bulunmaktadır. Kuzey yönünde silmelerle çevrili olan kule kapısı sivri kemerlidir. Kulenin ikinci katında biri güneydeki Kemah’a ve yola, diğeri de batıda Fırat’a yönelik iki penceresi bulunmaktadır.

    Gözetleme kulesi oldukça sade bir yapıdır ve geç devirlerde de onarılmıştır.
     
  10. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Erzincan Kiliseleri


    Taşdibi Kilisesi (Kemah)

    [​IMG]Erzincan Kemah ilçesinin kuzeyinde, Karasu’nun kıyısında bulunan kayalıklar üzerinde, kayaların oyulması ile yapılmıştır. Bu yöredeki kiliselerin en eskilerinden biri olup, Hıristiyanlığın ilk yayıldığı döneme tarihlendirilmektedir.

    Kilisenin bulunduğu mağaranın ön kısmına taşların oyulması ile yarım bir kubbe yapılmış ve buna eklenen bölümlerle de bir bütünlük kazandırılmıştır. Orta Çağ’ın sonlarına doğru yıkılmış olan bu kilise Ermeniler tarafından onarılmıştır.

    Günümüzde harap bir durumda olan ancak, duvarları hala sağlam olan duvarlarında Hz.İsa, Hz.İsa ve Aziz Yuhannes’in freskleri görülmektedir.


    Meryem Ana Kilisesi (Kemah)

    Erzincan Kemah ilçesinde Koruyolu Köyü’nde bulunan kilisenin yazıtı bulunmadığından ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir. Büyük olasılıkla XIX.yüzyılda yapılmış Ermeni kilisesidir.

    Harap bir durumda olan kilise moloz taş ve tuğladan yapılmıştır.


    İsa Voriç Kilisesi (Çamlı Manastır-Çangili Vang) (Kemah)

    Erzincan Kemah İlçesi Gökkaya Köyü yakınlarında, Karadağ Yaylası’nda bulunan Ermeni manastırına ait bir kilisedir. Günümüze harap ve çok yıkık olan kalıntıları gelmiştir.

    Kilise moloz taş ve tuğladan yapılmıştır.


    Kadıköy Kilisesi (Refahiye)

    Erzincan Refahiye ilçesinde bulunan kilisenin ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemekle beraber XIX.yüzyıla ait olduğu sanılmaktadır.

    Kilise kesme taştan yapılmış olup, giriş kapısındaki bezemeleri ile dikkati çekmektedir. Buradaki sövelerde kabartma motifler ve bir de Haç motifi bulunmaktadır. Dikdörtgen planlı yapının içerisinde duvarları süsleyen dini resimler görülmektedir. Ayrıca apsidin önünde de güzel bir işçiliği olan ahşap bir pano bulunmaktadır.
     
  11. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Erzincan Kervansarayı


    Mama Hatun Kervansarayı (Tercan)

    [​IMG]Erzincan Tercan ilçesinde Mama Hatun Kümbetinden 30 m.uzağında Mama Hatun Kervansarayı bulunmaktadır. Kervansaray XII.yüzyılın sonları veya XIII.yüzyılın başlarında yapılmıştır.

    Osmanlı döneminde yapılmış han plan tipindedir. Kervansarayın mimarı bilinmemekle beraber kümbeti yapan Ahlatlı Ebu’n-Nema bin Mufaddalı’ın eseri olması kuvvetle muhtemeldir. Bunun de nedeni değişik zamanlarda yapılan onarımlarda orijinal özelliğini yitirmiş oluşudur.

    Kare planlı kervansaray 51.00x51.00 m. ölçüsündedir. Sarı renkte kesme taştan yapılmış olan kervansarayın dört köşesine silindirik kuleler, cephelere de yarım silindirik kuleler ve payandalar yerleştirilmiştir. Buradaki kule ve payandalar on altı adettir. Doğu cephesinin ortasına dışarıya taşkın bir giriş portali yerleştirilmiştir. Bu portalin iki yanına birer sütunçe ve birer niş yerleştirilmiştir. Portalin basık kemerli kapısından kısa bir koridora oradan da geniş ve yamuk biçimli bir avluya geçilmektedir. Koridorun iki yanında tonoz örtülü dikdörtgen odalar bulunmaktadır. Avlunun kuzey ve güney kenarlarında beşer oda ve bir eyvan bulunmaktadır. Batı yönünde ise ortadaki daha büyük olmak üzere sivri kemerli tonoz örtülü üç eyvan ve bunların etrafında dikdörtgen birer mekan daha vardır. Avlunun kuzey ve güney kısımlarına duvar uzunluğunda ahır bölümleri yerleştirilmiştir. Bunlar sivri kemerlidir ve üzerleri tonozla örtülüdür.
     
  12. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Erzincan Anıtları


    Bahattin Paşa Anıtı (Refaiye)

    Erzincan, Refaiye ilçesinde Bahattin Paşa Köprüsü’nün yanı başında Bahattin Paşa Anıtı bulunmaktadır. Bu anıt Ruslarla yapılan Karadağ Savaşında 31 Ağustos l916’da şehit olan 30.Tümen Komutanı Bahattin Paşa adına l916’da Kolordu Komutanı Yusuf İzzet Paşa tarafından dikilmiştir.

    Anıt 1.75 m. yüksekliğinde iki parçadan oluşan bir sütun halindedir. Anıtın bir yüzünde “Otuzuncu Fırka Komutanı Şehid-i Muhterem Bahattin Paşa Köprüsü Birinci Kafkas Kolordusu İstihkâm taburu tarafından inşa edilmiştir” yazılıdır.

    Bahattin Paşa şehit olduktan sonra paşalığa yükseltilmiştir. Mezarı Refaiye’de Merkez Camisi’nin avlusundadır.
     
  13. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Erzincan Müzeleri


    Erzincan Müzesi (Merkez)

    [​IMG]Erzincan Müzesi, Kültür Bakanlığı yönetiminde l986 yılında kurulmuştur. Müze ilk kuruluşunda İl Halk Kütüphanesi ile aynı binayı paylaşmış, daha sonra yapılan Erzincan 75.Yıl Kültür Merkezine taşınmıştır.

    Müzede yöreden toplanmış arkeolojik ve etnoğrafik eserler teşhir edilmektedir. Bu nedenle de arkeoloji ve etnoğrafya bölümlerinden meydana gelmiştir. Tarih öncesi çağlara ait çeşitli pişmiş toprak, mermer ve maden eserler, sikkeler müzenin arkeoloji bölümünü oluşturmuştur. Bunların yanı sıra Akkoyunlu, Karakoyunlu ve Mengücekoğulları dönemlerine tarihlenen taş eserler, özellikle koyun ve koç heykelleri, çeşitli dönemlere tarihlenen mezar taşları onları tamamlmaktadır.

    Müzenin etnoğrafya bölümünde de yöresel giysiler, çeşitli düz yayğılar, halı ve kilim örnekleri, kesici ve ateşli silahlar bulunmaktadır.

    Atatürk Mahallesi 75.YılKültür merkezi
    Tel/faks (0446) 214 80 21


    Kemaliye Ocak Köyü Müzesi (Kemaliye)

    [​IMG]Erzincan Kemaliye ilçesi Ocak Köyü’nde Mustafa Gürer’in kişisel çabaları ile 1994 yılında kurulan müze Ocak Köyü’ne armağan edilmiştir.

    Müze iki katlı tarihi bir binada hizmet vermektedir. Bu yapının ne zaman yapıldığı konusunda bilgi bulunmamaktadır. Kesme taştan yapılmış olan geniş kemerlerin cephesini süslediği yapının içerisi ahşap döşemelidir. Binanın Fırat’a bakan arka cephesinde daha çok ahşap malzemeye yer verilmiştir. Bu bina 1915 yılında kurulan Türk Halı şirketine tahsis edilmiş ve uzun yıllar tarafından bu şirket tarafından kullanılmıştır. Türk halı sanatı yönünden önemli bir bölümü oluşturan Eğin Halıları burada dokunmuştur. Ancak halıcılık yönünden yaşanan sıkıntı ve göçlerden ötürü şirket kapanmıştır. Bundan sonra binanın alt katı ceza ve tutukevi olarak kullanılmış, 1990 yılında terk edilmiş ve kendi haline bırakılmıştır. Kemaliyelilerin maddi olanakları ve kaymakamlığın katkıları ile 1999 yılında bina restore edilmiştir. Restorasyon [​IMG]sonrası binanın alt katı kafeterya ve Kemaliye’de bulunan Hacı Ali Akın Meslek Yüksek Okulu’nun halıcılık uygulama atölyesine, orta katı da etnoğrafik eşyaların sergilendiği Etnoğrafya Müzesine dönüştürülmüştür.

    Müzedeki etnoğrafik malzeme, Musafa Gürer’in kişisel koleksiyonları ile köy çevresinde toplanan çeşitli objeler müzede teşhir edilmektedir. Bunların yanı sıra yöresel kullanım eşyaları, çeşitli giysiler de müzede bulunmaktadır. Yöresel etnoğrafik ağırlıklı müzede bağış yoluyla verilmiş çok sayıda kitaplar kitap da bulunmaktadır.

    Ocak köyü Kemaliye
    Tel/faks (o244) 754 40 65
     
  14. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Erzincan Saat Kuleleri


    Erzincan Askeri Orta Okul Saat Kulesi (Merkez)

    Erzincan Askeri orta Okul Saat Kulesi, okulun yönetim bölümünün üzerinde bulunuyordu. Saat Kulesi Hamidiye Kışlası ile birlikte 1891-1892 yıllarında yapılmıştır.

    Üç katlı olan saat kulesi, alttan yukarıya doğru kare şekilde olup küçülmektedir. En üst noktasına da yuvarlak bir küre yerleştirilmiştir. Bölümlerin köşeleri duvara bitişik sütunlarla sınırlandırılmıştır. Kulenin en üst katının dört köşesine de birer saat kadranı yerleştirilmişti.

    Saat Kulesi Erzincan’daki 1939 büyük depreminde yıkılmıştır.


    Dördüncü Ordu Evrak Mahseni Saat Kulesi (Merkez)

    Erzincan’da Evrak Mahseni olan askeri sinema binasının girişi üzerinde bulunan saat kulesi ahşaptan yapılmıştır. Askeri Orta Okul Saat Kulesine benzeyen bu saat kulesi iki katlı idi.

    Saat Kulesi 1939’daki Erzincan depreminde yıkılmıştır.
     
  15. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Erzincan Melik Gazi Zaviyesi



    Erzincan Kemah ilçesindeki Melik Gazi Türbesi’nin yanında Melik Gazi Zaviyesi bulunmaktadır. Zaviyenin ne zaman yapıldığını belirten kitabesi bulunmamaktadır. Bununla beraber Melik Gazi’nin yaşadığı dönem dikkate alınacak olunursa zaviyenin XII.yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır.

    Melik Gazi Zaviyesi kesme taştan dikdörtgen planlı bir yapıdır. Kuzey yönünden girilen yapı iki bölümlü olup, üzeri iki kubbe ile örtülmüştür. Zaviyenin taşları sökülmüş bu bakımdan da harap bir duruma gelmiştir.
     
  16. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Erzincan Çeşmeleri


    Pazaryeri Çeşmesi (Kemah)

    [​IMG]Erzincan Kemah ilçesinde bulunan Pazaryeri çeşmesi kesme taştan yapılmıştır. Çeşmenin kitabe yeri olmasına rağmen kitabesi günümüze ulaşamamıştır. Bu bakımdan ne zaman ve kimin tarafından yaptırıldığı bilinmemektedir.

    Silmeli hafif sivri kemer içerisine ayna taşı yerleştirilmiş, bunun iki yanına da su taslarının konulması için iki hücre yapılmıştır. Ayrıca silmelerle çeşmeye ikiye ayrılmış görüntüsü verilmiştir.



    Alaaddin Bey Çeşmesi (Kemah)

    Erzincan Kemah ilçe merkezinde bulunan Alaaddin Bey Çeşmesini 1879 yılında Alaaddin Bey yaptırmıştır.

    XIX.yüzyıl özelliklerini taşıyan bir yapıya sahip olan çeşme, ayna taşı hazne ve yalaktan oluşmuştur. Çeşme üzerinde batı etkisindeki bezemeler dikkat çekmektedir.


    Hacı Mehmet Bey Çeşmesi (Kemah)

    Erzincan Kemah ilçe merkezinde, Eski Pazar yerinde bulunan çeşmenin kitabesinden öğrenildiğine göre 1875 yılında Hacı Mehmet Bey tarafından yaptırılmıştır.
     
  17. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Erzincan Sivil Mimari Örnekleri


    [​IMG]Erzincan’da 1939 yılında meydana gelen deprem tarihi yapıların yanı sıra sivil mimarinin de yok olmasına neden olmuştur. Bu nedenle yöredeki sivil mimari örnekleri Kemaliye ve Kemah’ta karşımıza çıkmaktadır.

    Erzincan ve ilçelerindeki sivil mimari örnekleri daha çok taş kullanılmıştır. Bunun yanı sıra yöredeki çınar, kavak ve ceviz gibi ağaçlardan yararlanılan ahşap malzeme de kullanılmıştır. İlçelerdeki evlerin konumunda arazinin durumu ön planda tutulmuş ve bunlar kademeli olarak birbirlerinin görünümünü bozmayacak şekilde yapılmışlardır. Bu evlerin çoğunluğu eğimli araziye yaslanmaktadır.

    Evler iki ve dört katlı olarak düşünülmüştür. Birbiri üzerine oturan kesme veya moloz taşlar kireç harçla tutturulmuştur. İkinci ve üçüncü katlarda ahşap karkaslara da yer verilmiştir. Özellikle evlerin kapı pencere ve dolaplarında ahşap işçiliğinin güzel örnekleri ile karşılaşılmıştır. Sivil mimariyi oluşturan evler sokaklara veya bahçelere açılmaktadır. Bunların alt katları mutfak, kiler ve depolar taşlık etrafında sıralanmıştır.
    [​IMG]Ahşap merdivenle çıkılan ikinci katlar bir sofa etrafında sıralanmış odalardan oluşmuştur. Üst katlar daha çok yatak odası olarak düşünülmüştür. Evlerin bazıları çatılı olmasına rağmen çoğunlukla tarımsal ürünlerin kurutulması amacıyla da düz veya toprak damlı olarak da yapılmıştır.

    Erzincan’dan günümüze gelebilen sivil mimari örneklerinin başında Kemaliye Etnoğrafya Müze binası ile 1219 (1804) tarihli Karslı Tahir Usta’nın Çayırlı’daki konağı gelmektedir.
     
  18. =FiRaRi

    =FiRaRi Üye

    Erzincan Doğal Güzellikleri


    Erzincan Refahiye’nin Altköy Mevkiindeki Köroğlu Mağarası, Yatan bir aslan görünümünde olan Bal Kaya ilçenin doğal güzellikleri arasındadır. Altköy mevkiindeki bu mağaraya taş merdivenlerle çıkılmaktadır. Mağaranın içinde kesilmiş taşlardan oturma bankları vardır. Mağaranın içinde bulunan izlerin Köroğlu’nun atının izleri olduğu söylenmektedir.

    Bal Kaya’daki oluklarda arıların yapmış olduğu ballar aşağıya aktığından buraya Bal Kaya ismi verilmiştir. Ayrıca Refahiye’nin batısında Soğukgöze ve Karaçam mevkileri arasında Dumanlı yaylaları yer almaktadır. Denizden 2.000 m. yükseklikteki bu yayla çam ormanları ile kaplıdır. Refahiye’nin çevresindeki çamlık alanları da ilçenin önemli mesire yerlerindendir.
    [​IMG]Erzincan’da bilinen ve bilimsel kaynaklarda ismi geçen bir çok mağara vardır. Ancak bu irili ufaklı mağaralar hakkında herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Bu nedenle de yöre halkı tarafından bilinen birçok mağara hakkında hiçbir bilgi yoktur. Bu mağaralardan başlıcaları; Tercan ilçesinde Üçpınar ve Çadırkaya Mağaraları; Çayırlı ilçesinde Verimli, Çilli göl, Saraycık ve Yazıkaya Mağaraları; Kemah ilçesinde Özdamar, Çamlı Yayla, Buz, Boğaziçi, ve Yahşiler Mağaraları; Kemaliye ilçesinde Ala, Üvür, Aslanoba, Tosun, Meryem Ana, Kekikpınar, Deliktaş ve Çat Mağaralar; İliç ilçesinde Bostal ve Bozyayla mağaraları ile merkez ilçede Kılıçkaya mağarasıdır.

    Refahiye Kalkancı Köyü’ne 2 km. uzaklıktaki Kalkancı ve Akarsu köyü göletleri de sulama amaçlı kullanılmakta ve aynı zamanda da piknik yeri özelliğini taşımaktadır.

    Erzincan Çayırlı ilçesi sınırları içerisindeki Keşiş Dağı üzerinde bulunan Aygır Gölü bir krater gölüdür. Bunun yanı sıra yörede Büyük Yayla Gölü, Yedi Göller ve Kartallı Köyü Gölü bulunmaktadır.

    [​IMG]Erzincan’a 14 km. uzaklıktaki Beytahtı (Kaynayan Göl), 10 km. kuzeydoğusundaki Ekşisu, 33 km. uzaklıktaki Girlevik Çağlayanı, ilin 28 km. güneydoğusundaki çağlayan önemli doğal varlıkları arasındadır.
    Girlevik Şelalesi, Erzincan Merkez ilçeye 30 km. uzaklıktaki Çağlayan mevkiine 3 km. uzaklıkta bulunan Girlevik Köyü’ndedir. Girlevik Şelalesinin suyu Kalecik Köyü’ndeki kayalıklardan dokuz ayrı yerden kaynar ve bir dere yatağı vasıtası ile şelaleye kadar ulaşır. Şelalenin yüksekliği 30-40 m. olup, yöreye özgün taştan oluşan üç kademe halindedir.

    Şelalenin çevresi bitki örtüsünden ötürü yöre halkının mesire yerleri olarak yararlandığı en önemli dinlenme yeridir.

    Kemah’ın Ayranpınar Köyü’ndeki Buz Mağaraları kışın sıcak, yazın soğuk olma özelliğini taşımaktadır. Mağara içerisinde Büyük buz kütlelerinin oluşturduğu sarkıt ve dikitler bulunmaktadır. Ayrıca Soğuk Sular mesire alanı da beyaz köpüklü soğuk suları ile tanınmıştır.

    Kemaliye’de bulunan Kadı Gölü ile Ala Mağarası da ilin önemli doğal oluşumlarından olup, özellikle içerisinde dehliz ve kanallar bulunan Ala Mağarası’nın sularının sedef hastalığına iyi geldiği söylenmektedir.

    [​IMG]Otlukbeli ilçesine 6 km. uzaklıkta bulunan Otlukbeli Gölü travertenli olup, bu gölün jeolojik oluşumu günümüzde de devam etmektedir. Yüzölçümü 6.500 m2 olan gölün derinliği 15-18 m. ye kadar inmektedir. Bu gölün bir başka özelliği de çanağının ve oluşumunun doğal göller içerisinde önemli bir örnek oluşudur. Nitekim Ankara Üniversitesinden Prof.Dr.Erdoğan Akkan ile Prof.Dr.Metin Tuncel bu göl hakkında şu açıklamada bulunmuşlardır:

    “…..ancak bu set şimdiye kadar Türkiye'de örneği görülmemiş, taradığımız dünya literatüründe de eşinin bulunduğuna dair bir yayına rastlamadığımız, bu nedenle hiçbir sınıflandırmada yeri bulunmayan çok özel bir türdendir. Traverten Seddi, daha da özel olarak, normal karst kaynaklarının değil, Maden sularının oluşturduğu traverten seddidir. Böylece, Otlukbeli Gölü ile göl türlerine bir yenisi daha eklenmiş bulunmaktadır. “Traverten Seddi Gölü” ya da “Maden Sularının Oluşturduğu Traverten Seddi Gölü” oluşu açısından yurdumuzda ve herhalde yeryüzünde eşinin bulunmadığı göz önüne alınarak, Otlukbeli Gölünü “Doğal Anıt” olarak nitelemek istiyoruz.”

    [​IMG]Otlukbeli Gölü Erzurum Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararı ile doğal sit alanı edilerek, koruma altına alınmıştır.

    Üzümlü ilçesinin Üzümlü Köy tepesinde Şeyh Karpuz Mağarası bulunmaktadır. Halk arasındaki yaygın bir inanışa göre Mağarada kış mevsiminde etraf kar ile kaplı iken, yeşil dallar arasında bir karpuz yetişmiştir. Bu olayı görenler karpuzun bulunduğu yerde bir ermişin türbesinin olduğuna inanmışlardır. Ayrıca Üzümlü ilçesi Karakaya Beldesindeki Çermik Mesire alanı şifalı suları ile ilgi çekmektedir. Aynı zamanda burada ala balık yetiştirilen göletler de bulunmaktadır. Üzümlü’nün Çadırtepe Köyü’nün kuzeyinde bol kaynaklı suları olan Hıdırellez Gölü de zengin bitki örtüsü ile ilçenin diğer mesire ve dinlenme yerlerinden birisidir.
     
  19. Google

    Google Özel Üye

    paylaşım için teşekkürler
     

Bu Sayfayı Paylaş