Erozyonda kayip edilen topraklarin orani

'Frmartuklu Soru-Cevap Bölümü' forumunda Kayıtsız Üye tarafından 20 Mart 2011 tarihinde açılan konu

  1. Sponsorlu Bağlantılar
    Erozyonda kayip edilen topraklarin orani konusu Ne olur cewaplatin perfformans odewimmmmmmmmm

    Toprak, dünya üzerinde hayatın devamı için gerekli temel unsurlardan biridir. Doğal faktörlerin karşılıklı etkileşimi sonucu kayaların fiziksel ve kimyasal ayrışmaya uğraması ile toprak oluşur. Bitkilerin yetişmesi için toprağa kesin bir bağlılık söz konusudur. İnsan ve hayvanların yaşamı ise besin zincirinin bir gereği olarak dolaylı yoldan toprakla ilintilidir. Toprağın, beslenme gibi yaşamsal bir aktivite ile yakından ilişkili olması önemini daha da artırmaktadır. Başka bir deyişle, diğer doğal kaynaklar ile karşılaştırıldığında maddi açıdan fazla değer taşımıyormuş gibi görünen toprak, gerçekte ülkelerin en önemli zenginlik kaynağıdır. Bu zenginliğin bilincine varmış olan ülkeler toprak kaybını önlemek ve azaltmak için toprak koruma önlemleri almışlardır. Toprak koruma bilincinin gelişmesinde, kuşkusuz, toprağın oluşum sürecinin geniş bir zaman dilimini kapsaması etken olmuştur. Gerçekten de 10- 15 cm .lik bir toprak tabakasının oluşması için binlerce yıl gibi uzun bir sürenin geçmesi gereklidir. Bu nedenle toprak kaybı ile oluşan açık, kısa sürede kapatılamaz ve bu durumun etkisi oldukça geniş kapsamlıdır. Kaybın kısa bir süre içinde karşılanamaması, ülkelerin ekonomik yapılarına etki ederek fakirleşmelerine, hatta can ve mal kayıplarının da yaşandığı büyük doğal felaketlere neden olabilmektedir.



    Toprak erozyonu, doğal bir süreçte, rüzgar ve suyun etkisi ile devamlı olarak yaşanır. Başka bir deyişle toprak kaybı, jeolojik anlamda doğal olarak (aşınma ve biriktirme yoluyla) gerçekleşen bir olaydır. Öte yandan insanın aşırı müdahalesi veya zararlı etkisi olmasa, erozyon jeolojik süreç içinde olumlu sonuçlar da doğurabilmektedir. Ülkemizin tarımsal bakımdan verimli ovaları konumunda olan Menemen, Bafra ve Çarşamba ovaları erozyon sonucu taşınan toprakların nehir ağzında birikmesi ile oluşmuşlardır. Ancak arazinin tahribi, yanlış ve aşırı kullanımı, erozyonu doğal süreci dışına çıkartarak, önemli toprak kaybına neden olmaktadır.

    Yurdumuz, toprak aşınması veya erozyonun dünyada en fazla görüldüğü ülkeler arasında yer alır. Doğal etmen ve süreçlerin (rüzgar ve su) etkisiyle 1 km2'lik alandan normal olarak 100 ton dolayında toprak taşınırken, bu oran ülkemizde erozyonun etkisi ile 6 kat daha fazladır.


    Bir mil kareden taşınan mil ve kil boyutundaki küçük unsurlu toprak miktarı ise 1600 ton civarındadır.

    Türkiye yüz ölçümü bakımından kıtalar ile kıyaslandığında nispeten küçük kalır. Ancak bu karşılaştırma erozyonla taşınan materyal açısından yapılırsa, Türkiye, kıtalardan 10-20 kat daha büyük değerler gösterir. Nitekim taşınan materyal bakımından Asya kıtasına hemen hemen eşit bir konumda iken (1530 ton), Avrupa kıtasından 17, Afrika kıtasından 22, Kuzey Amerika'dan 6, Güney Amerika'dan 10 kat daha fazla değerler taşır. Meydana gelen bu toprak kaybı, yapılan hesaplara göre 140.000 kişinin ihtiyacını karşılayacak üretim kapasitesi anlamına gelir. Beslenmenin her gün daha fazla önem kazandığı, teknik buluşlara yenilerinin eklenerek tarımsal üretimin artırılmaya çalışıldığı bir dönemde, yüksek oranda toprak kaybımızın olması "açlık ve kıtlık" demektir. Milletine ve devletine sahip çıkan bir kurum olan Milli Değerleri Koruma Vakfı, ülkemizin erozyon sorunu ve çözüm önerilerini kamuoyuna bildirmeyi kendisine görev edinmiştir.
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 27 Temmuz 2015
  2. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Toprak, dünya üzerinde hayatın devamı için gerekli temel unsurlardan biridir. Doğal faktörlerin karşılıklı etkileşimi sonucu kayaların fiziksel ve kimyasal ayrışmaya uğraması ile toprak oluşur. Bitkilerin yetişmesi için toprağa kesin bir bağlılık söz konusudur. İnsan ve hayvanların yaşamı ise besin zincirinin bir gereği olarak dolaylı yoldan toprakla ilintilidir. Toprağın, beslenme gibi yaşamsal bir aktivite ile yakından ilişkili olması önemini daha da artırmaktadır. Başka bir deyişle, diğer doğal kaynaklar ile karşılaştırıldığında maddi açıdan fazla değer taşımıyormuş gibi görünen toprak, gerçekte ülkelerin en önemli zenginlik kaynağıdır. Bu zenginliğin bilincine varmış olan ülkeler toprak kaybını önlemek ve azaltmak için toprak koruma önlemleri almışlardır. Toprak koruma bilincinin gelişmesinde, kuşkusuz, toprağın oluşum sürecinin geniş bir zaman dilimini kapsaması etken olmuştur. Gerçekten de 10- 15 cm .lik bir toprak tabakasının oluşması için binlerce yıl gibi uzun bir sürenin geçmesi gereklidir. Bu nedenle toprak kaybı ile oluşan açık, kısa sürede kapatılamaz ve bu durumun etkisi oldukça geniş kapsamlıdır. Kaybın kısa bir süre içinde karşılanamaması, ülkelerin ekonomik yapılarına etki ederek fakirleşmelerine, hatta can ve mal kayıplarının da yaşandığı büyük doğal felaketlere neden olabilmektedir.


    [​IMG]
    Toprak erozyonu, doğal bir süreçte, rüzgar ve suyun etkisi ile devamlı olarak yaşanır. Başka bir deyişle toprak kaybı, jeolojik anlamda doğal olarak (aşınma ve biriktirme yoluyla) gerçekleşen bir olaydır. Öte yandan insanın aşırı müdahalesi veya zararlı etkisi olmasa, erozyon jeolojik süreç içinde olumlu sonuçlar da doğurabilmektedir. Ülkemizin tarımsal bakımdan verimli ovaları konumunda olan Menemen, Bafra ve Çarşamba ovaları erozyon sonucu taşınan toprakların nehir ağzında birikmesi ile oluşmuşlardır. Ancak arazinin tahribi, yanlış ve aşırı kullanımı, erozyonu doğal süreci dışına çıkartarak, önemli toprak kaybına neden olmaktadır.

    Yurdumuz, toprak aşınması veya erozyonun dünyada en fazla görüldüğü ülkeler arasında yer alır. Doğal etmen ve süreçlerin (rüzgar ve su) etkisiyle 1 km2'lik alandan normal olarak 100 ton dolayında toprak taşınırken, bu oran ülkemizde erozyonun etkisi ile 6 kat daha fazladır.


    Bir mil kareden taşınan mil ve kil boyutundaki küçük unsurlu toprak miktarı ise 1600 ton civarındadır.

    Türkiye yüz ölçümü bakımından kıtalar ile kıyaslandığında nispeten küçük kalır. Ancak bu karşılaştırma erozyonla taşınan materyal açısından yapılırsa, Türkiye, kıtalardan 10-20 kat daha büyük değerler gösterir. Nitekim taşınan materyal bakımından Asya kıtasına hemen hemen eşit bir konumda iken (1530 ton), Avrupa kıtasından 17, Afrika kıtasından 22, Kuzey Amerika'dan 6, Güney Amerika'dan 10 kat daha fazla değerler taşır. Meydana gelen bu toprak kaybı, yapılan hesaplara göre 140.000 kişinin ihtiyacını karşılayacak üretim kapasitesi anlamına gelir. Beslenmenin her gün daha fazla önem kazandığı, teknik buluşlara yenilerinin eklenerek tarımsal üretimin artırılmaya çalışıldığı bir dönemde, yüksek oranda toprak kaybımızın olması "açlık ve kıtlık" demektir. Milletine ve devletine sahip çıkan bir kurum olan Milli Değerleri Koruma Vakfı, ülkemizin erozyon sorunu ve çözüm önerilerini kamuoyuna bildirmeyi kendisine görev edinmiştir.



    Kaynak: MILLI DEGERLERI KORUMA VAKFI
     
    En son bir moderatör tarafından düzenlenmiş: 20 Mart 2011

Bu Sayfayı Paylaş