Ernesto Che Guevara Sözleri ve Şiirleri - Che Sözleri

'Güzel Sözler-Mesajlar' forumunda SeLeN tarafından 8 Ocak 2011 tarihinde açılan konu

  1. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Ernesto Che Guevara Sözleri ve Şiirleri - Che Sözleri konusu Che Sözleri - Che Sloganları - Che İle İlgili Sözler






    -Dünya Böylesine Güzel Olurmuydu yine,diplomasini Çerçeveleyip Para Kazanma Derdine Düsseydi Dr.CHE, Yüregini Daglara Asmak Yerine.

    [​IMG]

    Şiirlerinden

    Tomas’la Vedalaşma

    Sanadır, kuşatılmış arkadaşım,
    ak dağların berrak sularına,
    batık gemi düşünün seni bağladığı yere
    gider ayrılık şarkım.

    Uyandım bugün
    yelkenlerimde kanatlanma arzusuyla,
    haberleşme mumları tutuyorum
    duygusuz pusulanın gösterdiği
    zaman limanına giderken gemi.

    Dilimi rüzgara veriyorum
    sözcüklerini gergin gergin tutmak,
    taze acılarından bir şeyler alıp götürmek için
    yaşamakta olduğun şaşkınlıkları paylaşmaya.
    Yastığını yeşerten
    bahar da yitti gitti.

    Ayrılışımı kastetmiyorum,
    artık yol almayan gemin için diyorum.

    Anlıyorum seni kırık kanatlı kırlangıç,
    isterdim Kastilya çeşmesine götürmek,
    başa çıkabileceğin güçle donatmak.

    Olaylara eğilmiş bir doktor olsam bile
    onları değiştiremiyor, ancak anlayabiliyorum.
    Bununla birlikte sihirli bir çözümüm var,
    Bolivya'da bir madende,
    belki de Şili'de, Peru veya Meksika'da
    ya da yıkılmış Sonora İmpataratorluğunda,
    Afrika Brezilya'sının siyahi bir limanında ya da
    belki de her noktada bir kelime
    öğrendiğimi sanıyorum.

    Bu çözüm çok basit,
    etrafıyla ilgilenme, saldır tepeye.
    Birleştir genç ellerini yaşlı kayayla,
    günden güne ufak dalgalar halinde
    kıpırdayan kırmızı mercanlara nabzını daya.

    Günün birinde, hatıram ufuğun ötesinde
    bir yelkenli olsam bile
    ve senin hatıran belleğimde demirleyen
    bir gemi olsa bile
    geleceğe doğru neşeyle yürüyen
    ufuktaki kızıl yoldaşları gördüğümde
    şaşkınlıkla haykırmaya başlayacak kuşluk vakti.
    O korkunç ve beyaz soğukkanlı kötüler
    şaşkınlığa uğramış gece gibi gerisin geri dönecekler.

    İşte o zaman, dört duvar arasında
    solgun şair,
    evrenin şarkıcısı olacaksın
    ve sen bahtı kara, ince ruhlu, hasta şair
    halkın güçlü şairi olacaksın.

    [​IMG]


    İhtiyar Maria

    Bir ayağın çukurda, ihtiyar Maria,
    geldim seninle gerçekleri konuşmaya:
    Bir tesbihin dizili acıları oldu hayatın
    ne seven bir erkeğin oldu, ne sağlık, ne mal mülk,
    ancak açlık vardı paylaşılan.

    Geldim seninle umudundan konuşmaya,
    kızının nasıl olduğunu bilmeden
    kuzuladığı o üç ayrı umuttan da.
    Sarı sabunla perdahlanmış ellerinin arasına al
    bir çocuğunkini andıran bu erkek elini,
    sertleşmiş nasırlarını ve kıvrılmış saf parmaklarını
    doktor ellerimin yumuşak utancında ov.

    Dinle, emekçi büyükanne,
    inan gelen insana,
    göremeyecek olsan da geleceğe inan.
    Tüm bir hayat boyunca umudunu boşa çıkaran
    acımasız Tanrıya da dua etme.

    Yağlıkara okşayışlarının büyümesini görmek için
    ölümden acımasını isteme;
    gökler yeşil ve karanlık hüküm sürüyor sende,
    her şeyden öte kızıl bir intikama sahip olacaksın,
    şafağı yaşayacaklar torunlarının hepsi,
    huzur içinde öl yaşlı mücadeleci.

    Bir ayağın çukurda ihtiyar Maria,
    o gideceğin günlerden biri
    otuz kefen tasarımı
    bakışlarıyla selamlayacaklar seni.

    Bir ayağın çukurda, ihtiyar Maria,
    suskun kalacak odanın duvarları
    birleşince ölüm astımla
    ve sevdaların boğazına dizilince.

    Bronzdan dökülmüş üç okşama
    (geceni hafifleten tek ışık)
    açlıkla kuşanmış üç torun
    her zaman bir gülümseme buldukları
    yaşlı kıvrık parmaklarını özleyecekler.

    Hepsi bu olacak, ihtiyar Maria.
    Bir tesbihin dizili acıları oldu hayatın
    ne seven bir erkeğin oldu, ne sağlık, ne mal mülk,
    ancak açlık vardı paylaşılan,
    geçti keder içinde hayatın, ihtiyar Maria.

    Bulandırdığında gözbebeklerinin acısını
    sonsuz dinlenmenin buyruğu,
    ömür boyu angaryadaki ellerin
    son şefkatli okşayışı içine çektiğinde
    onları düşüneceksin... Ve ağlayacaksın,
    zavallı ihtiyar Maria.

    Hayır, hayır yapma
    bir hayat boyu umudunu boşa çıkaran
    umursamaz Tanrı'ya kendini teslim etme,
    ölümden aman dileme,
    korkunç bir açlıkla kuşanmıştı hayatın,
    sonunda kuşandı astımla.



    Fakat bildirmek istiyorum ki sana
    umutların kısık ve yiğit sesiyle
    intikamların en kızılı ve yiğit olanıyla,
    ideallerimin en doğru boyutuyla
    yemin etmek istiyorum.

    Sarı sabunla perdahlanmış ellerinin arasına al
    bir çocuğunkini andıran bu erkek elini,
    sertleşmiş nasırlarını ve kıvrılmış saf parmaklarını
    doktor ellerimin yumuşak utancında ov.

    Huzur içinde yat, ihtiyar Maria,
    huzur içinde yat, ihtiyar mücadeleci,
    şafağı yaşayacaklar torunlarının hepsi.
    Yemin ediyorum ki...

    [​IMG]

    [​IMG]


    GÖLGELİ OTOPORTRE

    Genç bir ülkeden, kökleri otlardan doğan,
    (o kökler ki Amerika'nın öfkesini yadsıyan)
    sizlere geliyorum, kuzeyli kardeşlerim.

    Acılı haykırış, umutsuzluk ve inanç yüklü,
    sizlere geliyorum, kuzeyli kardeşlerim.
    Biz "homo sapiens"lerin geldiği yerden,
    nice yol aldım göçebe ayinleriyle,
    bir haç gibi taşıdığım astımımla
    ve onun özüme yakışmayan mecazıyla.

    Uzundu yol ve çok ağırdı dert
    sürmektedir bende avare adımlarımın kokusu,
    hala batık bir gemidir derinlerdeki özüm
    -kurtarıcı kıyılar görünseler bile-
    dalgalara karşı gönülsüz yüzüyorum
    batık bir gemi oluşumu koruyarak.

    Yalnızım acımasız geceye karşı
    ve biletlerin bıraktığı kesin şeker tadına.
    Avrupa çağırıyor beni yıllanmış şarabının sesiyle,
    sarı etinin soluğuyla, müzedeki eserleriyle.

    Yeni ülkelerin neşeli klarnet sesiyle
    alıyorum karşıdan geniş etkisini
    Lenin'in icra ettiği ve halkların söylediği
    Marks ve Engels şarkılarının.

    [​IMG]

    FİDEL'E ŞARKI

    Haydi gidelim,
    ateşli peygamberi şafağın,
    gizli patikalardan ulaşalım
    o yeşil timsahı kurtarmaya, aşkla sevdiğin.

    Haydi gidelim,
    isyankar ve marslı yıldızlarla dolu
    cepheyle aşağılanmayı bozguna uğratarak
    zafere erişmeye ya da ölümle buluşmaya yemin edelim.

    Duyulduğunda ilk atış sesi ve uyandığında
    çalılıklar bakirelere yaraşan bir şaşkınlıkla,
    orada, yanıbaşında, olgun savaşçılar olarak,
    bulacaksın bizi.

    Saçıldığında sesin dört rüzgara doğru
    adalet, ekmek, özgürlük, tarım reformu,
    oradai yanıbaşında, aynı vurgularla,
    bulacaksın bizi.

    Ve yerini bulduğunda bunca emeğin sonunda
    zalime karşı doğruluğun uğraşı,
    orada, yanıbaşında, bekçilik edeeken mücadelenin sonuçlarına,
    bulacaksın bizi.

    Yaralı böğrünü yaladığı gün canavar
    milliyetçi bir mızraktır onu orada vuran,
    orada, yanıbaşında, gururlu yüreklerimizle,
    bulacaksın bizi.

    Sanma ki bozabilirler bütünlüğümüzü
    rüşvetle kuşanmış yaldızlı bitler,
    tek istediğim bir tüfek, mermiler ve bir siper.
    Başka hiçbir şey.

    Ve şayet engellerse yolumuzu demir,
    Amerika tarihine geçen
    gerillaların kemiklerini örtmek için
    bir mendil isteriz Kübalıların gözyaşlarından.
    Başka hiçbir şey.



    -Ölüm nereden ve nasil gelirse gelsin… Savas sloganlarimiz kulaktan kulaga yayilacaksa ve silahlarimiz elden ele geçecekse ve baskalari mitralyöz sesleriyle, savas ve zafer naralariyla cenazelerimize agit yakacaklarsa ölüm hos geldi, safa geldi…

    -Devrimcinin görevi devrim yapmaktir.

    -Gerçekçi olalim, imkansizi isteyelim.

    -Devrimden baska bir hayat yoktur.

    -Bir yalan, hangi amaç için söylenmis olursa olsun, her zaman, en kötü gerçekten daha kötüdür.



    –Gerilla Savasi ve Özgürlük Eylemlerinden –

    -Sansin yok, bunu kullan!

    -Bir, iki, birden çok Vietnam yaratalim.

    -Birseyi yapmak için, onu çok sevmelisiniz. Birseyi sevmek için, ona delicesine inanmalisiniz.

    -Savasan, kaybedebilir. Savasmayan, çoktan kaybetmistir.

    -Vur, korkak herif, sonuçta sadece bir adam öldüreceksin.


    –Ölmeden önce, katiline –

    -En önemlisi, kaabiliyetinizi koruyabilmeniz, dünyanin neresinde olursa olsun her haksizligi kendinize karsi yapilmis gibi hissetme kaabiliyetinizi. Bu bir devrimcinin en önemli özelligidir.




    [​IMG]




    Che, Cuba Devriminin sonunda artık başka Latin Amerika ülkelerine gidip halkları örgütlemesi gerektiği kararını vermişti. 1965 Eylül'ünde bilinmeyen ülkelere doğru yola çıktı.

    Ölüm Che'yi Bolivya'da Higueras yakınlarında yakaladı. Barrientos'un askerleri O'nu 7 Ekim 1967 gecesi Hieguras yakınlarında kıstırdılar. Bacağından ağır bir yara aldı. Hieguras'da bir okula hapsedildi. Kimsenin karsısında eğilmedi. 9 Ekim günü Barrientos'un kiralık katillerinden Mario Turan'ın dokuz kurşunuyla can verdi.

    3 Ekim 1965'de Fidel Castro, Che'nin Cuba'dan ayrılışı nedeniyle yazdığı ünlü mektubunu Küba Halkı’na okudu.

    İşte Dr. Ernesto Che Guevara' nın o ünlü ayrılık mektupları :

    Che’nin Fidel’e ayrılık mektubu

    Fidel,

    Dünyanın başka ülkeleri benim mütevazı çabalarımın yardımını istiyor. Ben senin Küba’ya olan sorumluluğunun sana imkân vermediği şeyi yapabilirim. Ayrılmamızın zamanı geldi.

    Bunu acı ve sevincin karışımıyla yaptığım bilinsin; burada benim kurucu umutlarımın en safını ve sevdiklerim arasında en sevgili olanı bırakıyorum ve beni evladı gibi kabul eden bir halkı bırakıyorum. Bu, benim ruhumdan bir parça koparmaktır. Yeni savaş alanlarında bana vermiş olduğun inancı, halkımın devrimci ruhunu, görevlerin en kutsalı olan nerde olursa olsun emperyalizme karşı mücadele etme görevini yerine getirme duygusunu taşıyacağım.

    Başka gökler altında son saatim geldiğinde benim son düşüncem bu halk ve özellikle sen olacaksın. Öğrettiklerin için ve eylemlerimin en son sonuçlarına dek sadık olmaya çalışacağım, örneğin için sana teşekkür ettiğimi, Devrimimizin dış politikası ile her zaman özdeşleştiğimi ve buna devam edeceğimi, sonumun geldiği herhangi bir yerde Kübalı devrimci olmanın sorumluluğunu duyacağımı ve öyle davranacağımı, çocuklarıma ve karıma maddi hiçbir şey bırakmadığımı ve bundan üzüntü duymadığımı, aksine sevindiğimi, onlar için hiçbir şey istemediğimi çünkü devletin onlara yaşama ve eğitim görmeleri için gereken her şeyi vereceğini biliyorum.

    Her zaman zafere kadar!

    Ernesto

    [​IMG]

    Che’nin çocuklarına ayrılık mektubu

    Sevgili Hildacık, Aleidacık, Camilo, Celia ve Ernesto

    Eğer bu mektubu okumanız gerekirse bu, sizlerin arasında olmadığımdan olacaktır. Beni zar zor hatırlayacaksınız, en küçükleriniz ise hiç hatırlamayacaktır. Babanız düşündüğü gibi hareket eden bir adamdı ve kesinlikle inançlarına bağlıydı.

    İyi bir devrimci olarak yetişin. Doğaya egemen olmayı olanak kılan tekniğe egemen olmak için çok çalışın. Devrimin önemli olduğunu ve bizlerin yalnız başımıza hiçbir değerimizin olmadığı hatırda tutun. Her şeyden önce de dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir kişiye karşı yapılan herhangi bir haksızlığı daima yüreğinizin en derin yerinde hissedebilin. Bu, bir devrimcinin en güzel niteliğidir. Sizi ufaklıklar, hep görmeyi umuyor ve kocaman kucaklıyorum.

    Babanız

    Che' nin ihtiyarlara ayrılık mektubu

    Sevgili ihtiyarlar…

    Yaklaşık on yıl kadar önce, size yine böyle bir veda mektubu yazmıştım... Çok daha bilinçli olmak dışında, hiçbir şey değişmedi özünde; Marksizm anlayışım derinleşti ve netleşti. Özgürlük adına savaşanlar için tek çözüm yolunun silahlı mücadele olduğuna inanıyorum ve bu inanca uygun olarak davranıyorum...

    ... Çokları bana maceracı diyecek, evet öyleyim -ama farklı bir türden- inançlarını doğrulamak uğruna postunu tehlikeye atan türden...

    Bundan böyle, bir sanatçı dikkatiyle eksikliklerini gidermeye çalıştığım irade gücüm taşıyacak, şu sallanan bacaklarımı ve çoktan tükenmiş olan ciğerlerimi. Ve bunu becereceğim.

    Arada bir düşünün yirminci yüzyılın şu fedaisini...

    Ve isyankar, başıboş oğlunuz kucaklar sizleri.

    Ernesto
     

Bu Sayfayı Paylaş