Ermeni Sorunu Ve Tarihsel GeliŞimi Hakkında Bilgiler

'Tarihi Bilgiler' forumunda UquR tarafından 15 Şubat 2009 tarihinde açılan konu

  1. UquR

    UquR Üye

    Sponsorlu Bağlantılar
    Ermeni Sorunu Ve Tarihsel GeliŞimi Hakkında Bilgiler konusu
    Türkiye’yi yakından ilgilendiren önemli konulardan birisi
    Ermenilerin uluslar arası alanlarda Türkiye’yi ve Türk Halkını kendilerine
    karşı soykırım yapmakla suçlamalarıdır.Bu suçlamanın gerisinde Ermeniler’in
    çok büyük siyasi beklentileri vardır.Konuya geçmeden önce soykırımı
    tanımlamak istiyorum.
    Soykırım terimi, tanımı olan bir suça ilişkindir.Bu tanım İkinci
    Dünya Savaşı’ndan sonra hazırlanarak Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 9
    Aralık 1948 günü kararı ile onaylanıp yürürlüğe giren “soykırımın önlenmesi
    ve cezalandırılmasına yönelik sözleşme”adlı uluslar arası bir sözleşmeyle
    yapılmıştır.Türkiye de bu sözleşmeyi imzalamıştır.Sözleşmeye göre soy kırımı
    bir ulusal,etnik,ırksal veya dini gruba mensup insanları,tamamen veya
    kısmen,o gruba mensup oldukları için ortadan kaldırmak amacıyla işlenmiş
    aşağıdaki eylemlerden biridir.
    a) Bir grubun üyelerini öldürmek
    b) Bir grubun üyelerine bedeni veya akli zarar vermek
    c) Bir grubun üyelerini fiziki olarak tamamen veya kısmen yok etme sonucunu
    vereceği önceden bilinen yaşam koşulları altına sokmak
    d) Grup içindeki doğumları bilinçli olarak engellemeye yönelik önlemler
    dayatmak
    e) Bir grubun çocuklarını başka gruplar içine zorla götürmek

    Ermenilerin iddia ettiği gibi Osmanlı Devleti’nin 1915 de yapmış olduğu
    göç ettirme ve yerleştirme uygulamasında soy kırımın unsurları kesinlikle
    bulunmamaktadır.Zira;soykırımın asıl unsuru,yani sırf ermeni oldukları için
    Ermenileri yok etmeye yönelik kasıt unsuru yoktur.Göç ettirme ve yerleştirme
    O günkü şartlarda asi,saldırgan,bölücü ve düşmanla işbirliği yapan,cephe
    gerisindeki Türkleri katleden,Türk köy ve kasabalarını yakıp yıkan,ordunun
    ikmal yollarını kesmeye çalışan Ermenilere uygulanmıştır.
    Soykırımı iddialarının tarihsel gelişimi söyle olmuştur:
    Daha önce Roma ve Bizans hakimiyeti altında yaşayan Ermeniler Türklerin
    Anadolu’ya hakim olması ile birlikte,Selçuklu ve Osmanlı hakimiyeti altında
    varlıklarını devam ettirmişlerdir.Hatta Türklerin Anadolu’yu fethinde onlara
    yardımcı bile olmuşlardır.
    Bu dönemde Türklerle Ermeniler iç içe ,yan yana ve birlikte ,dostça
    yaşamışlardır.Ermeniler Türk kültüründen etkilenmişler ve kendi istekleri
    ile Türkçe konuşmaya başlamışlardır.
    Osmanlı Devleti’nin kuruluşu.gelişmesi ve özellikle İstanbul’un
    fethi sonucu Bizans’ın yıkılması ile Ermeniler için tarihlerinin hiçbir
    döneminde açılmayan yeni bir çağ açılmış,üzerlerindeki her türlü baskı
    kalkmıştır.Ermeniler Bizansın mezhepleri yüzünden onlara uyguladıkları
    baskıdan kurtulmuşlardır.
    Osmanlı yönetiminin Ermenilere karşı hoşgörülü tutumu,Ermeni
    toplumu ve kilisesinin yaşamasına ve gelişmesine önemli katkıda
    bulunmuştur.Osmanlı İmparatorluğu “gregoryan”Ermenileri “millet adı altında
    örgütlemiş ve onları kendi dini liderlerinin yönetimine
    bırakmıştır.Fatih,Ermeni patrikhanesini kuran fermanında,patriğin
    imparatorlukta yaşayan bütün Ermenilerin hem din hem de dünya lideri
    olduğunu karara bağlamıştır.
    Ermenilere din,kültür,eğitim ve hayır işlerini yürütebilmeler için
    gerekli mali olanaklara kavuşabilmeleri açısından vakıf kurma imkanı
    tanınmış.kendi mali güçlerinin yetmemesi halinde Osmanlı yönetimi yardımda
    bulunmuştur.,patrikhanenin eksikleri tamamlanmış Ermeni kurumlarına maddi
    destek sağlanmıştır.
    Ermeni toplumu Osmanlı yönetimi altında kendine tanınan hakları
    başarıyla kullanarak hızla gelişmiş ve refaha kavuşmuş,ayrıca Türk-Osmanlı
    yaşam tarzı ve kültürünü de benimseyerek kısa süre içinde Osmanlı
    yönetiminin güvenini kazanmıştır.Bu güven satesinde iş hayatında olduğu gibi
    kamu yönetiminde de önemli yerlere gelmişler,kendisinden “milleti sadıka
    “diye bahsettirir olmuşlardır.
    Osmanlı tarihi,Ermenilerden 29 paşa,22 bakan,33 milletvekili,7
    büyükelçi,11 başkonsolos ve konsolos,11 üniversite öğretim üyesi,41 yüksek
    rütbeli memur kaydetmektedir.Ermenilerin yapmış oldukları bakanlıkların
    arasında,dışişleri,maliye,ticaret ve posta bakanlıkları gibi önemli ve kilit
    mevkiler olmuştur.Böylece Ermeniler Türkler başta olmak üzere 19. yy’ın
    sonlarına kadar imparatorluğun bütün unsurları ile barış içerisinde
    yaşamışlar,Osmanlı yönetimi ile ilgili herhangi bir sorun ile
    karşılaşmamışlardır.
    Osmanlı Tarihinde Ermeni sorunu ilk kez 1877-78 Osmanlı –Rus Savaşı
    sonucunda imzalanan Berlin Anlaşması’nda ortaya çıkmıştır.Sorunun aslı ise
    söyledir:
    Ermeni sorununun ortaya çıkışında dünya siyasasındaki gelişmelerin
    önemli etkisi ve katkısı vardır.Bunlardan birisi,Sanayi Devrimi’nin sonucu
    olan sömürgeciliktir.Bir diğer olay hemen bütün dünyayı etkisi altına alan
    Fransız İhtilali ve parelelinde gelişen milliyetçilik olgusudur.Ermeniler
    Osmanlı içersindeki azınlıkların birer birer isyanettiklerinive bunların
    muhtariyet ya da bağımsızlıklarını ilan ettiklerini görmüşlerdir.Bu olaylar
    karşısında kendilerinin de böyle bir harekete girişebilecekleri düşüncesi
    ortaya çıkmıştır.
    Türkiye’de Ermeniler ile ilgili yazılmış kaynak kitaplar
    incelendiğinde hemen hepsi sorunun ortaya çıkışında baş aktörü Rusya olarak
    gösterir.Ancak Rusya Ermeni Ayaklanmalarındaki etkenlerden sadece bir
    tanesidir.Rusya’nın yanında İngiltere ,Fransa,ABD ve Almanya’nın da mesele
    üzerinde etkileri olmuştur.
    Ermeniler,yukarıda sözünü ettiğimiz devletlerin de kışkırtmaları ile
    Türk topraklarında bir Ermenistan devleti kurmak amacıyla oluşturdukları
    terör örgütleri vasıtası ile birçok isyan çıkartmışlardır.Günümüzdeki Ermeni
    iddialarına kaynak olan olayların gelişimi ise birinci dünya savaşı
    yıllarında olmuştur.
    Birinci Dünya Savaşı’nın başlaması ve Osmanlı Devleti’nin Almanya’nın
    yanında savaşa katılması Ermeniler tarafından büyük bir fırsat olarak
    görülmüştür.Ermeni örgütleri için topyekün isyanı başlatmak için en uygun
    zaman savaş zamanı olarak görülmüştü.Osmanlı Hükümeti Ermenilerin harekete
    geçebileceğinden kuşkulanıp 1914 ağustosun da Taşnaklar ile Erzurum’da bir
    toplantı yapmıştı.Bu toplantıda Taşnaklar savaşa girilmesi halinde sadık
    vatandaşlar olarak Ermenilerin Osmanlı ordusunda savaşacakları vaadinde
    bulunmuşlardır.Bu vaatlerini yerine getirmemişlerdir;çünkü daha önce kendi
    aralarında yaptıkları toplantıda Osmanlı Yönetimine karşı direnişi sürdürme
    kararı almışlardı.
    Rusya Ermenileri de Ruslar ile birlikte Doğu Anadolu’yu işgal için
    hazırlıklara başlamışlardı.Rusya’nın niyeti Ermenileri kullanarak Doğu
    Anadolu’yu topraklarına katmaktır.Rusya’nın Osmanlı’ya savaş ilan etmesi
    üzerine Taşnak partisinin çıkardığı gazete şunu yazmıştır.
    “Ermeniler en küçük bir tereddüt göstermeden İtilaf devletlerinin
    yanında yer almışlar,bütün güçlerini Rusya’nın emrine vermişler,gönüllü
    alaylar oluşturmuşlardır.”
    Taşnak partisi örgütüne şu talimatı vermiştir:
    “Ruslar.sınırı geçtiklerinde ve Osmanlı ordusu geri çekilmeye
    başladığında her yerde isyanlar çıkarılmalı,Osmanlı ordusu bu şekilde iki
    ateş arasına alınmalıdır.Osmanlı Ordularının ilerlemeleri halinde ise Ermeni
    askerler silahları ile beraber birliklerini terk edecekler ve çeteler kurup
    Ruslar ile birleşeceklerdir.”
    Bütün emirler yerine getirilmiş,Rus kuvvetlerinin,Osmanlı ve Rus
    Ermenilerinden kurulmuş gönüllü alaylar öncülüğünde ,Osmanlı topraklarına
    girmesiyle birlikte,Osmanlı ordusunda bulunan Ermeniler,silahlarıyla
    birlikte firar ederek Rus ordusuna katılmışlardır.Rus ordusuna ulaşamayanlar
    ise çeteler kurarak isyan etmişlerdir.Yıllarca gerek ermeni gerek misyoner
    okul ve kiliselerde saklanan silahlar ortaya çıkmış,askerlik şubeleri
    basılarak teni silahlar sağlanmıştır.Silahlanan ermeni çeteleri,partilerin
    “Yaşamak istiyorsan önce komşunu öldür”talimatı üzerine erkekler cephelerde
    olduğu için savunmasız kalan Türk şehir,kasaba ve köylerine saldırarak
    katliama girişmişlerdir.Osmanlı kuvvetlerini arkadan vuran Ermeniler;Osmanlı
    birliklerinn harekatını engellemiş,ikmal yollarını kesmiş,köprü ve yolları
    imha etmiş,bulundukları şehirlerde ayaklanarak Rus işgalini
    kolaylaştırmışlardır.
    Savaşın başlaması ile harekete geçen Ermeni çeteleri gerek Anadolu
    da gerekse Kafkaslar da katliama girişmişler,yaşlı,çocuk,kadın demeden
    yüzbinlerce türk ve müslümanı katletmişlerdir.Bu faaliyetlere katılmayan
    Ermenileri de öldürmekten çekinmemişlerdir.
    Ermenilerin binlerce Türkün canına mal olan isyan hareketleri
    karşısında dahi,Osmanlı Hükümeti’nin ortaya koyduğu sağduyulu tavır
    belgeleri ile sabittir.Ancak terör olayları durmak bilmeyince hükümet
    ülkenin çeşitli bölgelerinde yaşayan ermenileri ,savaş bölgesinden uzak
    bölgelere götürmek zorunda kalmıştır.Bu Ermenilerin yerlerinin
    değiştirilmesi onların imha edilmesi değil,devletin güvenliğini sağlamak
    amacına yöneliktir ve dünyanın en başarılı yer değiştirme hareketidir. Yer
    değiştirme kararı bütün Ermenilere uygulanmamıştır.Hasta ,özürlü,sakat,yetim
    çocuklar,dul kadınlar bu sevke tabi tutulmamış,bunlar köylerde koruma altına
    alınmış ve ihtiyaçları devletçe karşılanmıştır.Bu tablo Osmanlı Yönetiminin
    yer değiştirme konusundaki iyi niyetini göstermektedir.
    Yer değiştirme kanunu ile Erzurum,Van ve Bitlis’ten çıkarılan
    Ermeniler,Musul’un güney kısmı,Zor ve Urfa illerine,Adana ,Antep ve
    Maraş’tan çıkarılan Ermeniler ise Suriye’nin Doğusu’na taşınmışlardır.Bu
    esnada Ermenilerin iddia ettikleri gibi 1.500.000 Ermeni ölmemiştir.Zaten
    Osmanlı istatistiklerinde Birinci Dünya Savaşı yıllarında Ermeni nüfusunun
    en fazla 1.250.000 civarında olduğu görülmektedir.Yer değiştirme sırasında
    sözde soykırım maksadıyla Osmanlı Ordusu tarafından öldürülen bir tek Ermeni
    dahi yoktur. Anadolu ve Rumeli’den yer değiştirme maksadı ile ayrılan
    Ermeniler’in sayısı ile yeni yerlerine yerleşen Ermenilerin sayısının
    birbirini tutması bunun en açık göstergesidir
    Sevk sırasında hükümet tarafından alınan önlemler şöyledir:Yolculuk
    sırasında Ermenilerin güvenlikleri sağlanmıştır.Yerleşebilmeleri için kredi
    tahsis edilmiştir.Gebe kadınlar,hastalar ,sakatlar ve onlara bakacaklar
    sevkin dışında tutulmuştur.Yollarda yardım amacıyla iaşe merkezleri
    açılmıştır,mahalli yöneticiler her türlü sorundan sorumlu tutulmuş,ihmali
    görünenler cezalandırılmıştır.Yer değiştirme işlemi genelde başarı ile
    yerine getirilmiştir.
    Rusya’da 1917 yılında çıkan ihtilal Rus Ordusu’nda çözülme meydana
    getirmiş.Doğu Anadolu’daki cephe Ermeni ve Gürcülerin denetimine
    geçmiştir.Bu dönemde Anadolu’nun pek çok yerinde Ermeniler Türklere yönelik
    katliamlar yapmıştır.Ermeniler’in Türklere yönelik katliamı esnasında sadece
    Erzurum’da öldürülen 2127 erkek nüfus tespit edilmiştir.Erzurum ‘da
    pazaryeri tamamen yakılmış,savunmasız insanlar binalara doldurulmuş ve ateşe
    verilmiştir.Hasankale tamamen yakılmış,3000’den fazla Hasankale’li
    katledilmiştir.
    Doğuda Erzincan,Bayburt,Trabzon,Erzurum,Kars,ve Van gibi yerlerin
    kasaba ve köyleri dahil olmak üzere hemen hepsi Ermeni katliamına
    uğramıştır.
    Ermeni katliamı Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Fransız ve İngiliz
    himaye ve desteği altında Adana, Urfa,Antep,Maraş,Bitlis ve daha birçok il
    ve kasabalarında vuku bulmuştur.Sadece Adana ve Osmaniye’de 50 nin üzerinde
    köy Ermeniler tarafından yok edilmiştir.
    Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Ermeni katliamları ve Ermeni sorunu
    Brest-Litovsk Anlaşması ve 3 Aralık 1920 de imzalanan Gümrü Anlaşması ile
    sona Ermiştir.Sevr Anlaşması ile kurulması tasarlanan Ermeni Devleti ise
    Türk kurtuluş savaşı sonucunda gerçekleştirilememiştir.
    1973 yılında yaşlı bir Ermeni Los Angeles de Türk konsolosu mehmet
    Baydar ve yardımcısı Bahadır Demir’i katletmiştir.katilin katliamı sadece
    asılsız ermeni soykırımı ile sorumlu tutması basının olayın evveliyatını
    öğrenmesi için ilgisini uyandırmıştır.Basında bu konudan sık sık bahsedilmiş
    ,o zamana kadar davalarını duyurmakta başarısız olan Ermeni milliyetçileri
    aşırı sol bir örgüt olan ASALA yı kurmuşlardır.Bu örgüt türk diplamatlarını
    katlederek sesini duyurmaya çalışmıştır.Bu örgüt 1975 ile 1985 yılları
    arasında 34 Türk diplamatını değişik ülkelerde katletmiştir.Ermeniler bundan
    sonra bütün enerjilerini türkler tarafından katledildikleri yolunda
    çalışmalar yaparak harcamaya başlamışlardır.Asılsız soykırım konusunda çok
    sayıda kitap,makale,belgesel film,sergi gibi faaliyetlerin de katkısıyla
    ,batı ülkeleri kamuoyunda Ermenilerin Türkler tarafından soykırıma
    uğratılmış olduğu hakkında bir kanı yerleşmiştir.Bu kanı,Ermeni terörizmini
    izleyen yıllarda bazı ülke parlementolarında asılsız Ermeni soykırımını
    tanıyan kararlar alınmasına neden olmuştur
    Asılsız Ermeni soykırımını tanıyan parlementolar
    şunlardır:Uruguay(1965),Güney
    Kıbrıs(1982),Arjantin(1993),Rusya(1995),Kanada(199 6),Yunanistan(1996),Lübnan(1997),
    Belçika(1998),İtalya(2000),Vatikan(2000) ve Fransa (2001).Asılsız Ermeni soy
    kırımını tanıyan tek uluslar arası kuruluş Avrupa Parlementosu’dur.Avrupa
    Parlementosu’nun bu konudaki kararı 1987 tarihlidir.Bu karar 2000 ve 2002
    yıllarında başka vesilelerle teyit edilmiştir.
    Peki Ermeniler 1915 yılında gerçekleştirilen ve bizim açımızdan bir
    zorunluluk haline gelmiş olan yer değiştirme işlemini niçin soy kırımı
    olarak yansıtmaya çalışıyorlar?Bundan ne gibi bir çıkarları olabilir?
    Türkiye aleyhinde bu faaliyet ve girişimleri sadece düşmanlık ve
    intikam duyguları ile açıklamak zordur.Bu duyguların etkisi olmakla beraber
    Ermenilerin bu faaliyetlerden bazı beklentileri olduğu ve bunların birbirini
    izleyecek 4 aşamada gerçekleşmesini ümit ettikleri anlaşılmaktadır.Bu
    aşamalar şöyle özetlenebilir.
    Birinci aşama,asılsız soykırımın,başta büyük ülkeler olmak
    üzere,mümkün olduğu kadar çok sayıda ülke ile ayrıca belli başlı uluslar
    arası kuruluşlar tarafından tanınmasıdır.
    İkinci aşama ,Türkiye’nin yabancı ülkelerin asılsız soykırımı
    tanımasından etkilenmesi ve bu ülkelerin baskısı ile asılsız soykırımını
    tanımak mecburiyetinde kalmasıdır
    Üçüncü aşama,Türkiye’nin asılsız soykırıma maruz kalan kişilere
    veya onların mirasçılarına tazminat ödemesidir.Burada dikkat edilecek husus
    soykırımı tanımanın vaktiyle bazı kişilere zarar verilmiş olduğunun da
    kabulü anlamına geleceği ve genel hukuk ilkesi gereğince bu zararın tazmin
    edilmesi gerekeceğidir.Diğer bir deyişle üçüncü aşama ikinci aşamanın doğal
    bir sonucudur.
    Dördüncü ve son aşama ise Sevr Anlaşması ihya edilerek Doğu
    Anadolu’dan Ermenistan’a toprak verilmesidir.
    Türkiye’nin yapması gereken şey Asılsız Ermeni soykırımını
    uluslaralanda yapacağı çalışmalarla çürütmek ve Ermenilerin oyununu
    bozmaktır.Bizler şunu biliyoruz ki soykırım yapan birileri var ise o da
    500.000 den fazla türkü öldüren Ermenilerdir.Yer değiştirme Ermeniler
    tarafından katledilen Türkleri kurtarmak ,Ermenilerin Ruslarla birlik olup
    bizi arkamızdan vurmasına son vermek için yapılan zorunlu bir işlemdi.Bu
    esnada soykırım amacı ile öldürülmüş olan bir tek Ermeni bile kesinlikle
    yoktur.​
     

Bu Sayfayı Paylaş