Erivan Hakkında Bilgi Ermenistan

'Ülkeler Coğrafyası' forumunda SeLeN tarafından 27 Ağustos 2010 tarihinde açılan konu

  1. SeLeN

    SeLeN Site Yetkilisi Editör

    Sponsorlu Bağlantılar
    Erivan Hakkında Bilgi Ermenistan konusu Erivan Hakkında - Erivan Tarihi - Erivan Nüfusu - Ermenistan Başkenti



    Erivan (Ermenice: Երևան, bazen "Երեվան" olarak da yazılır, /ˌjɛrəˈvɑːn/; Osmanlı Türkçesi: روان, Revan), Ermenistan'ın en büyük şehri ve 1918'den beri[1] başkentidir.[2] Erivan, Ermenistan'ın on ikinci[3] başkentidir.

    Erivan M.Ö. 782 yılında, ülkenin batısında, Ağrı Dağı ovasının en doğusunda ve Hrazdan Nehri'nin geçitlerin üstünde kurulmuştur. Savaş, talan, yangın ve deprem dolu 2500 yıl süren zengin bir tarihe sahiptir. I. Dünya Savaşı'ndan sonra kısa ömürlü Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti'nin başkenti olmuş ve Ermeni tehcirini yaşayan birçok insan Erivan'a taşınmıştır. 20. yüzyılında Ermenistan 15 Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği Cumhuriyet'inden biri olduğu zaman boyunca Erivan hızla büyümüştür. Birinci Cumhuriyet sırasında birkaç bin kişilik nüfusa sahip bir köy olan Erivan; yaklaşık 50 yıl sonra Ermenistan'ın kültürel, sanatsal, endüstriyel ve siyasal merkezi konumuna gelmiştir.

    Ermenistan ekonomisinin gelişmesiyle, Erivan hızla değişmektedir. 2000'li yılların başından itibaren şehrin dört bir köşesinde, birçok yeni alan inşa edilmiştir. Yeni altyapılarıyla (binalar, mahalleler, sokaklar, restoranlar ve diğer mağazalar) Erivan kenti hızla batılılaşarak, 70 yıl süren Sovyet idaresinin izini silmektedir.

    Tahminlere göre 2007'teki Erivan nüfusu 1.107.800'dür.[4] Kentin banliyöleri de dahil olduğu zaman şehrin toplam nüfusu yaklaşık 1.245.700 kişiye ulaşmaktadır (şu anki resmî tahmin[5]), yani Ermenistan nüfusunun %42'si bu şehirde yaşamaktadır.

    Etimoloji ve simgeler

    Erivan adının kökeni, kent merkezinin yakınındaki Erebuni adlı Urartu kalesinden gelmektedir; ancak bu kalenin geri kalan parçaları sadece yıkıntıdır. Kale yapıldığı zamanlarda Urartuların en önemli şehirlerinden biriydi. Bugün kalenin harabeleri Erivan'ın on iki ilçesinden biri olan Erebuni'de bulunmaktadır[dn 2].

    Revan, bugün Ermenistan'ın başkenti olan Erivan'a Osmanlı İmparatorluğu zamanında verilen addır. Aynı zamanda Revan Hanlığı adı verilen bir Hanlık da bölgede kurulmuştur. Farsça kökenli bir ad olan Revan; giden, yürüyen anlamlarına gelir.[6]

    Erivan'ın ana simgesi, Türkiye sınırlarında bulmasına rağmen açık havada şehrin dört bir köşesinden görülebilen Ağrı Dağı'dır.

    Şehrin armasında, Ermenistan Armasında olduğu gibi, kafasının üstünde tacı olan bir arslan bulunmaktadır.[7] Bu arma, Kilikya'nın ilk kralı I. Leo tarafından kurulan Kilikya Ermeni Krallığı'nı betimlemektedir. Dünyanın hem doğusu hem de batısında kullanılan bu heraldik sembol, güç ve görkemi simgeleştirmektedir. Bu armada; Leo'nun aslanı, Ruben Hanedanı'nın her kralı gibi taç giyerek, ön-sağ patisinde bir kral asası ve göğsünün üstünde bir Ağrı Dağı deseni ile resmedilmektedir.[8]

    27 Eylül 2004'ten beri Erivan, Erebuni-Yerevan adlı kendi marşına sahiptir. Bu marş, Paruir Sevak tarafından yazılmış ve Edgar Hovhannisyan tarafından bestelenmiştir. Bu marş, kenti en iyi betimleyen marş ve bayrağı bulmak amacıyla kurulan bir yarışmada seçilmiştir. Beyaz fonda, ortasında bir aslan ile Erivan arması ve bunun etrafında Ermenistan'ın tarihî on iki başkentini simgeleştiren on iki tane üçgen bulunan bayrak, Erivan şehrini en iyi betimleyen bayrak olarak seçilmiştir.

    Tarih

    Antik dönem
    Erivan, dünyanın en eski kentlerinden biri olup; M.Ö. 782 yılında I. Argişti'nin buyruğuna göre bir taşın üstüne çivi yazısı ile kazılan kendi "doğum sertifikası"na sahiptir.[dn 3][9] Bu yazılar, Kuzey Kafkasya'dan gelen hücumları önlemek için bir askerî kale yapıldığını ve bu kalenin "Erebuni" ("Erivan" adının kökeni) diye adlandırıldığını anlatmaktadır[10] Bununla beraber daha erken işgaller olduğunu ima eden belirtiler bulunmaktadır. Urartuların en güçlü olduğu dönemde bir sulama kanalı ve su deposu kuruldu. Bir yüzyıl sonra, Erebuni'nin terk edilmesini tazmin etmek için kral II. Rusa otuz kilometre kuzeye Teişebaini kalesini yaptırdı.[10] Ardından kent, kuzey ilinin başkenti oldu. Ancak, M.Ö. 590 yılında şehir Medler ve İskitler tarafından yağmalandı ve yakılıp kül edildi.

    Urartular döneminin sonunda devleti idare eden Ervanduni ya da Orontid Hanedanı şehrin yeniden kalkınmasına büyük katkıda bulundu. M.Ö. 6. yüzyıldan M.Ö. 4. yüzyıla kadar Ahameniş İmparatorluğu'nun Ermeni ilinin, en önemli merkezlerinden biriydi.

    M.Ö. 4. ile M.S. 3. yüzyıl arasındaki dönem hakkında bilgi, kanıt ya da tarihî izah bulunmaması nedeniyle, bu dönem Erivan'ın karanlık devri olarak adlandırılmaktadır.

    Orta Çağ
    Orta Çağın başlangıcında (5. ve 6. yüzyıl arası dönem), şehir etkileyici derecede gelişmekteydi. Nitekim Erivan'ın ilk kilisesi olan Aziz Peter ve Paul Kilisesi 5. yüzyılda kurulmuştur[3] (Kilise 1931'de kilise yıkılmıştır). 640'lı yıllar boyunca birçok denemeden sonra, 658 yılında Araplar kenti ele geçirdi.[11] O dönemlerde Erivan, Ağrı Ovasının ekonomik merkezi olan Divin'den sonra bölgenin en önemli şehri sayılıyordu, ki bu 11. yüzyıla kadar böyle devam etmiştir. Araplar, özellikle kitlesel din değiştirmeler ile Ermeni nüfusunu asimile etmeye çalıştıysa da[11], güçlü bir direniş gösteren Ermenilerle uzlaşmak zorunda kaldılar. Bu dönemden sonraki mütevali halifeler Hıristiyanlığı hoşgörüp, Ermenilere büyük oranda özerklik vermiştir. 740 yılındaki ayaklanmalara kadar Erivan, barış ve refah dolu bir dönem yaşamıştır. Bu ayaklanmalarda şehir yağmalandı ve bazı bölgeler yakılıp kül edildi. Bunun sonucunda ilerde Ermenistan kralı olacak olan I. Aşot başkanlığında, 850 yılına kadar özerkliğini geri kazanamadı. I. Aşot, "prenslerin prensi" ünvanı ile vali olarak Ermenistan'ı idare etmeye başladı. Onun bu göreve başlaması Bagratlı Krallığı'nın başlangıcının bir işaretidir.[11]

    920 yılında Doğu Roma İmparatorluğu'nun desteği ile II. Kral Aşot Erivan'ı ve bölgesini krallığa geri verdi.[11] 10. yüzyılda, askerî ve ekonomik gücü nedeniyle Erivan, Doğu Ermenistan'ın başkenti oldu. Kent, 11. yüzyıla kadar Bagratlı Krallığı'nın bir parçasıydı; Büyük Selçuklu Devleti kenti ele geçirmeden önce 1023 yılında Bizanslılara gizlice teklif edildi. 1041'de kralın ölümüyle, Doğu Roma İmparatoru V. Mikhail Erivan, Ani ve Ağrı Ovasını ele geçirdi.[12] Ancak, Büyük Selçuklu Devletinin bölgeye tekrar taaruz etmesiyle, Bizanslılar Ani şehrine geri çekildi.[13] Selçuklular, Erivan'ı yakıp kül etti; sokaklar cesetlerle dolu olarak şehri kendi hâline bıraktı ve 1064'te bütün krallığın idaresini ele geçirdiler.[13] 12. yüzyılda Gürcistan bölgesel bir askeri güç hâline geldi ve Büyük Selçuklu Devleti'ni geri püskürtmek için Ermeniler'le birleşmeyi kabul etti. Erivan 1201'de alınıp, yeniden inşa edildi ve 21 yıl boyunca bir "altın çağ" yaşadı. 1225'den itibaren Türkmen ve Moğol istilaları birbirini izledi; bunlar, Erivan halkının Hıristiyan olmasına rağmen kenti belirli bir toleransla yönetti. 1256'da Erivan, Moğol İmparatorluğu'nun dört tane ulusundan birinin başkenti oldu. 13. yüzyılın sonuna doğru Mahmud Gazan'ın İslam dinine geçmesi ve Moğol göçebeliği, bölgenin gelişiminde duraklamaya neden oldu.[14] Bütün ülke kıtlıktan kırıldı ve insanlar kaçarak Erivan'ı terk ettiler.[14] Birkaç işgâlden sonra 1387'de Timur, şehri ve bölgeyi talan ederek harap etti.

    Yeniçağ
    Doğu Kafkasya’daki Türk varlığının başlangıcı Kanuni Sultan Süleyman’ın oğlu Şehzade Beyazid ile birlikte 1559’da Safeviler’e sığınan Konya’dan gelme Turgutlular boyuna dayanır. Babasına başkaldıran Beyazid’in 12 bin kişiden oluşan askeri gücünün büyük bir bölümü bu oymağın fertlerinden oluşmuştur. Beyazid, üzerine gönderilen Osmanlı ordusuna karşı geri çekilerek Sahat Çukuru olarak anılan ve Revan’ı da içine alan bölgeye yerleşmiştir. Kanuni, bu oğlunu ve çocuklarını 1561’de katlettirmiştir.

    Bunu takip eden yıllarda Revan zaman zaman Osmanlılar ile İran arasında el değiştirmiş ve her seferinde bir yıkıma uğramıştır. Nihayet 1734 yılında Afşar Hanedanından Nadir Şah’ın, Serdar Büyük Hüseyin-Ali Han’ı bölge valisi olarak tayin etmesiyle birlikte bölgede sulh ve sükûn sağlanmıştır.

    Nadir Şah’ın 1747’de Afganistan’da iken öldürülmesi üzerine İran’da karışıklık başlayınca Serdar da, bölgedeki diğer Türk kökenli liderlerin yaptığı gibi bağımsızlığını ilan ederek Revan Hanlığı’nı kurmuştur. Hanlığın 12 bin kilometrekarelik topraklarında Kars’ın Tuzluca, Iğdır ve Aralık bölgeleri de yer alıyordu. Serdar Büyük Hüseyin-Ali Han, şehirde büyük çaplı onarım yapmış, su kanalları tesis etmiş ve en önemlisi 1760’da Gökmescid’i Revan’a kazandırmıştır.

    İran’daki karışıklık Zand sülalesinden Kerim Han’ın gücü ele almasıyla durulduysa da onun 1779’da ölümüyle saltanat çekişmesi yine başlamış ve nihayet 1789’da ilk Kacar Şahı olan Aga Muhammed Han’ın üstünlük sağlaması ve 1796’da tahta çıkmasıyla 1925’e kadar hüküm sürecek Kacar Hanedanı tarih sahnesine çıkmıştır.

    1796’da Aga Muhammed’in Horasan ve Türkmenistan’daki küçük çaplı ayaklanmaları bastırmak üzere bölgede olmasını fırsat bilen Ruslar Kafkasya’ya saldırdılar ve aralarında Gence, Bakü ve Şirvan’ın da olduğu birçok şehri işgal ettiler. Bu durumda Revan, Karabağ ve Nahçıvan Hanları savaşmak yerine uzlaşmanın yollarını aradılar. O sırada Çariçe Katerina’nın ölümüyle Rus ordusu bölgeden çekildi ve duruma tekrar hakim olan Aga Muhammed bu üç hanı affetmedi. Revan Hanı Muhammed Hüseyin Han’ın yerine öz kardeşi Ali Kulu Han’ı atadı.

    Aga Muhammed 1797’de Şuşa’da öldürülünce (hükümran olan sülalenin kendilerinden olmayan hanlıkların aile fertlerinden birkaçını saraylarında rehine olarak tutmak âdeti vardı ve Aga Muhammed küçük bir rehineyken kısırlaştırıldığı için çocuğu yoktu) yerine yeğeni Feth (Feteli) Ali Şah geçti. Sağ kolu denecek kadar yakını ve akrabası olan Hüseyin Kulu Han’ı 1807’de Revan Hanı olarak atadı, ona Serdar ünvanı verdi. Serdar, Aras nehrinin ötesine kadar olan bütün kuvvetlerin kendisine bağlı olduğu kimselere verilen ünvandı. 1827’ye kadar Revan Hanı olarak hüküm süren Serdar Hüseyin Kulu Han, Muhammed Han Kacar’ın oğludur. 1740 larda doğduğu tahmin ediliyor fakat yeri konusunda bir açıklık yoktur. Kaynakların “Qazvini” olarak atıfta bulunduğu Serdar’ın Tahran’ın kuzey batısındaki Qazvin’de mi doğduğu yoksa Kacarları tehdit eden Sadık Han’ı Qazvin’de bozguna uğratıp 1800-1802 yılları arasında orada vali olarak görev yapmasından dolayı mı bu adı aldığı tartışılmaktadır. Hüseyin Kulu Han Qazvin’den sonra 5 yıl süreyle Horasan valiliği yapmış ve bu sürede hem orada çıkan isyanları bastırarak hem de bölgede etkili bir yönetim kurup geliştirerek Şah nezdindeki durumunu güçlendirmiştir.

    Hüseyin Kulu Han’ın 20 yıllık Serdarlığı sırasında Revan gelişti. Han, muntazam işleyen bir bürokrasi kurmuş, teba üzerinde büyük baskı yapmayan doğrudan ve dolaylı, adil bir vergi sistemi uygulamış, başta sulama kanalları olmak üzere büyük alt yapı projeleri bitirmiştir. Bütün bunlar olurken bir taraftan da 1808’de General Gudovich’in liderliğindeki Rus ordusunu Revan önünde yenmiştir. Bunu takip eden ve yıllar süren çekişmeler sırasında kardeşi, çeşitli kaynaklarda lakabının savaşçı kişiliğinden dolayı “Sarı Aslan” olarak geçen, Hasan-Ali Han ile birlikte Ruslarla sürekli çekişme halinde olmuştur.

    Ruslar 1827’de General Ivan Paskevich’in komutasında Doğu Kafkasya’da yeni bir taarruza başladılar, Nahçivan’ı ve Serdarabad’ı aldıktan sonra Revan’ı kuşattılar. Ağır toplarla dövülen kale, Hasan-Ali Han’ın büyük çabasına rağmen 13 Ekim 1827’de düştü. Hasan-Ali Han İran’a sığındı, hayatta kalan ve artık iyice ilerlemiş yaşından ötürü “Uluhan” olarak anılan Hüseyin Kulu Han ise Revan’da kalarak top ateşiyle yıkılmış olan Han Sarayı yerine Serdar Köşkünde yaşamını sürdürdü ve kısa bir süre sonra öldü. Han ailesi sonraki yıllarda surların dışındaki Tepebaşı semtinde birkaç görkemli binaya taşındı. 1832’de Rusların yaptığı geniş kapsamlı, ayrıntılı demografik ve ekonomik incelemelerde görüldüğü kadarıyla Revan’da “Han” ünvanlı sadece 4 kişi kalmıştı. Kaynaklar, Serdar’ın ilk karısı Hacı Begüm Hanım’ın da hayatını orada sürdürmeye devam ettiğini ve Rusların kendisine ait arazide yaşamasına izin verdiklerinden bahsetmektedirler.

    İran ile Rusya arasında 18 Şubat 1828’de imzalanan Türkmençayı Anlaşması ile Revan ve Nahçıvan Hanlıkları Ruslara terkedildi. Bunun hemen arkasından 21 Mart 1828’de Çar I. Nikola bu iki hanlığı “Armianskaya Oblast” yani Ermenistan Vilayeti adı altında birleştirdi ve St. Petersburg’a bağlayarak Ermenilerin bağımsız Ermenistan beklentisine set çekti.

    Rusların doğu ve batı Kafkasya’daki toprak kazanımları beraberinde bir sosyal ve ekonomik sorunlar yumağını da getirdi. Geleneğin çok etkili olduğu bölge hanlıklarında St.Petersburg’a bağlı merkeziyetçi bir yönetimi gerçekleştirmek zordu. Ayrıca 25 yıldır Rus işgalinde olan Gürcistan örneğinde olduğu gibi yerel idareye ciddi ölçüde yetki verilmiş ve toplumun alıştığı yaşam tarzına devam etmesine çalışılmıştı. Ne var ki General Paskevich tam bir merkeziyetçiydi, bu geçişin olması ve bölgenin sosyal ve kültürel olarak da tamamen Rusya’ya ilhakı için çok çalıştı. Ondan sonra tayin edilen Baron V.F. Rosen ise daha gerçekçi ve ılımlıydı fakat artık başlamış olan merkeziyetçilik akımını durdurmayı başaramadı. 1840’da bölgede büyük bir idari değişiklik yapıldığında Rusça resmi dil olarak ilan edildi ve bütün karar organlarına Rusların yerleştirilmesi şart koşuldu. Hatta “Armianskaya Oblast” da ortadan kaldırıldı onun yerine bölge, “gubernii” denilen idari birimlere ayrıldı. Fakat bütün bu çabalar Serdar’ın kurmuş olduğu ve mükemmel işleyen bürokratik mekanizmanın yerini alacak bir sistemin hayata geçirilmesi için yeterli olmadı. 1850’lere gelindiğinde merkeziyetçi politikanın işe yaramadığını iyice anlayan Çar, Kont M.S. Vorontsov’u Kafkasya bölgesinin başına atadı ve onu kendisine bağladı. Zaten Revan’ın düşmesiyle birlikte Tiflis’in bir çeşit bölgesel idare merkezi olarak ortaya çıkması ata yurdunun önemini de büyük ölçüde azaltmıştı.

    Bu dönemden başlayarak Han ailesi askerî değilse de idari ve ekonomik bir varlık olarak tekrar sahneye çıktı ve Serdar’ın kurduğu sisteminin bir bölümünün Rus İhtilali’ne kadar işlemesinde rol oynadı. Yani Ruslar han ailesini muhafaza ettiler ve onların halk arasında ortaya çıkan anlaşmazlıkların çözümünde oynadıkları geleneksel rolü bildikleri için günlük yaşamda statülerine fazla dokunmadılar. Bir başka deyimle, Han ailesini tamamen yok etmek yerine onların geleneklerden kaynaklanan önderliğinden yararlanma yolunu seçtiler. “Han Erivanski” olarak adlandırdıkları liderlere sınırlı da olsa hareket serbestliği verdiler. Bu bağlamda, mesela, Revan’da 1850’de kurulmasına izin verilen Şeriat Meclisinde Han ailesinden büyüklerin de yer aldığını düşünmek yanlış olmaz.

    Serdar Ulu Han’ın ölümüyle yerine Muhibb-i Ali Han, onun ölümüyle oğlu Abbas Kulu Han (1840 -1913) ve onun da 1913’de ölümüyle Hasan Han (1870-1956) han oldular.

    1827’den itibaren bölgeye yerleştirilmesine başlanan Ermeni nüfus XIX. yüzyıl sonlarında sayıca Türk nüfusa yaklaştı. Ekim 1917 Rus İhtilâli’nin bölgede yarattığı otorite buhranı üzerine bir de 28 Nisan 1918’de Ermenistan Cumhuriyeti’nin ilanı eklenince Han ailesinin can emniyeti kalmadı ve bunun hemen ertesinde, orayı terk etmek zorunluluğu ortaya çıktı. Aile mensupları 1918 Mayısında Revan’ı terkederek önce Nahçıvan’a oradan da Tebriz’e gittiler. Hasan Han’ın büyük oğlu 1900 doğumlu Hüseyin Han, 1917 sonunda Türk ordusuna katılarak ömrü boyunca kara ve hava kuvvetlerinde görev yaptı, 1960’da Hava Tümgenerali rütbesiyle emekli oldu. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Turgud soyadını almıştı ve 1971’de hayata gözlerini yumdu. Referanslar:

    1. Türk Ansiklopesi, “Revan” maddesi 2. Çetinkaya, Nihat. “Iğdır Tarihi”, İstanbul 1996 3. Kırzıoğlu, Fahrettin. “Kars Tarihi”, İstanbul 1953 4. Kırzıoğlu Fahrettin. “Osmanlıların Kafkas Ellerini Fethi”. Ankara 1993 5. Keddie, Nikki R. “Qajar Iran and the Rise of Reza Khan”. Costa Mesa, California 1999 6. Lynch, H.F.B. “Armenia Travels and Studies”. Re-print, New York 1965 7. Bournoutian, George A. “The Khanate of Erevan Under Qajar Rule 1795 – 1828, California 1992 8. Von Haxthause, August. "Transcaucasia". London 1854.



    16. ve 17. yüzyıllar kent için kötü bir dönem idi; şehir Farslar ve Türkler arasında bir savaş meydanı oldu,[16] ve yüzyıllar geçtikçe Araplar ve Moğollar tarafından sürekli yapılan saldırılara ek olarak, 1679 yılında gerçekleşen büyük bir depremle neredeyse bütün kent yıkıldı.[10] Bazı nadir kalıntılar günümüzde bile bulunabilir.[10]

    Ruslar tarafından idare edildiği dönemde, aşağı yukarı 1827 yılında şehrin nüfusu sadece 12.500 kişi idi, ve bunun neredeyse yarısı Ermeni değildi. Barışın geri gelmesi sayesinde, şehrin nüfusu yavaşça çoğalmaya başladı[17] ve şehir, bölgenin ve ondan sonra da valiliğin başkenti olarak seçildi.

    20. yüzyılın başlangıcında Erivan, Rus İmparatorluğu'nun sınırlarında bulunan 30.000 kişilik nüfusa sahip olan bir köy idi.[17] 1918 yılında yeni Ermenistan Demokratik Cumhuriyeti'nin başkenti olduğu ilân edildi[1] ve 1920'ye kadar yeni bağımsız Ermenistan'ın merkezi oldu. Kentin baş kentbilimcisi Aleksandr Tamanian, kenti tamamen yeniden biçimleyerek bu cumhuriyeti gerçek bir değeri olan başkente dönüştürdü. Yeni alanlar, yollar, köprüler, bir uluslararası havalimanı, ve 1980'lerde Erivan metrosu'nun inşaat edilmesi ile bu büyüme, şehrin görünümünü tamamen değiştirdi.[18]

    29 Kasım 1920 tarihinde, Ermenistan'ın Sovyetleşmesinden sonra Erivan, hâlâ cumhuriyetin başkenti idi[19], ancak 1922 yılında Transkafkasya Sovyet Federatif Sosyalist Cumhuriyeti'nin kuruluşuyla birlikte başkent Tiflis oldu.[20] 1936 yılında o cumhuriyetin dağılması ve Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin kuruluşu ile Erivan tekrar ülkenin başkenti oldu, ve 1991'de ülkenin Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nden ayrılarak bağımsızlığını kazanmasından sonra hâlâ ülkenin başkentidir.

    1988'de Dağlık Karabağ'nın bağımsızlığına taraftar olan gösteriler, Sovyetler Birliği'nde perestroykanın uygulanmasına ve on beş Sovyetler Birliği Cumhuriyetinin bağımsızlık istemesiyle sonuçlanan olaylardan biri idi. 1988 Spitak Depremi Ermenistan'ın bağımsızlık sürecini erteledi ve bu nedenle Ermenistan, bağımsızlığını kazanan en son cumhuriyetlerden birisi oldu.

    1990'lı yıllardaki ekonomik krizden sonra, 2000'li yıllarda Ermenistan ekonomisi büyümekte ve Erivan'ın yüzü hızla değişmektedir.

    Coğrafya

    Rakım ve konum [değiştir]

    * Rakım : ortalama 990 m - en alçak nokta 865 m - en yüksek nokta 1390 m[22]
    * Konum : Hrazdan Nehri'nin kıyısında, Ağrı Dağı ovasının kuzeydoğusunda.

    Erivan ülkenin merkez batısında, Ağrı Dağı Ovasının kuzey doğusunda bulunmaktadır. Yedi tepenin üzerinde kurulu olan kent, Roma ve İstanbul gibi şehirlerle paylaştığı ortak bir özelliğe sahiptir. Şehrin bazı semtleri ovalarda, bazıları da uçurumlara yakın olmakla beraber, yaklaşık 1300 metre rakıma sahip dağların tepelerinde bile yer almaktadır.

    Ağrı Dağı ovasının sınırında olan şehrin güney ve güney batı bölgeleri deniz seviyesinin 900 metre üstündedir. O mevkideki iklimin çok sıcak ve yazın biraz rüzgarlı olması nedeniyle, şehrin en popüler bölgelerinden biridir. Ayrıca şehrin iki havalimanı, birçok terk edilen fabrika ve banliyöde birçok elektrik santrali (örneğin bu kısımların batısında 30 kilometrelik mesafede bulunan Metzamor Nükleer Santrali) bu bölgelerde bulunmaktadır.

    Deniz seviyesinden 950-1000 metre üstünde bulunan şehir merkezi ve kuzey batıdaki bölgeler, şehrin nispeten daha alçak kısımlarıdır. Bu bölgeler Tsitsernakaberd'in ve Hrazdan Nehri'nin kanyonunun üstünde kuruludur. Birçok restoran ve kulüp de buralarda yer almaktadır ve yaz akşamları hem turistler, hem de Erivanlılar için popüler dinlenme yerleridir. Kentron ilçesi nehrin sağ kıyısında yer almakta, soldaki kıyıda ise Acapnyak ilçesi bulunmaktadır. Kumlu toprağı ve kuru iklimi nedeniyle bu bölgelerde hava tozludur. Şehrin batısındaki çıkışta nehir, Erivan Gölü'ne akmaktadır; bu gölün kıyılarının hemen üstünde Amerika Birleşik Devletleri'nin elçiliği bulunmaktadır.

    Yaklaşık 1300 m. yükseklikte, yeşilliklerle dolu ve yazın serin olan şehrin kuzeyi ve doğusu, özellikle Avan, Nork-Maraş, Arabkir ve Kanaker-Zeytun ilçeleri şehrin en popüler yerleridir. Ağrı Dağı ve ovasına bakan panorama hemen hemen her yerden görünebilir. Ek olarak şehrin doğusunda, küçük bir tepenin üstünde, şehrin kurulduğu yer Erebuni Kalesi'nin yıkıntıları bulunmaktadır.

    Erivan, Ermenistan'daki diğer şehirlere karşın, bir marz'ın (bölge) kısmı değil; kendisine münhasır olmak üzere, etrafı diğer marzlarla çevrili olan belirli bir toplumdur.[24][25] Kuzeyinde Kotayk, güneyinde Ararat, güney batısında Armavir ve kuzey batısında Aragatsotn marzları bulunmaktadır.

    İklim

    Şehrin dağlarla sarılı bir düzlükteki konumu, denizden uzaklığı ve bunların etkileri nedeniyle Erivan, karasal iklime sahiptir. Bu iklim bazen ilçelere göre değişmektedir; yüksek rakımlarda, dağ ikliminden etkilenebilir (yazın daha soğuk geceler ve daha çok fırtına, kışın ise daha çok kırağı ve kar yağışı vardır). Şehrin ortalama güneş ışığı oranı yılda 2700 saattir.[22].

    Erivan'ın her yerinde, kışlar ağır kar yağışı ve donla çok sert, yazlar ise genellikle çok sıcak geçer (sıcaklık 35 °C'e, Ağrı Dağı ovasında 40 °C'a bile ulaşabilir). Ağır yaz fırtınaları nedeniyle Erivan'da az yağmur yağmaktadır (yılda 318mm).

    Doğal felaketler

    Ermenistan'ın tümü, deprem bölgesinin üstünde bulunmaktadır.[27] Arap ve Avrasya levhaları bu bölgede bulunmaktadır.[28][dn 4]

    Ülkede, özellikle de Erivan'da, şimdiye kadar birçok deprem olmuştur. Bunların en önemlisi ve en güncel olanı 1988 Spitak Depremi'dir; bu depremin merkezi Erivan'ın 100 km kuzeyinde yer alan Spitak şehridir, ve deprem en az 25.000 kişinin ölümüne neden olmuştur.[29] Richter ölçeği'nde magnitüdü 6,9 olan bu depremin sarsıntıları başkente kadar hissedilmiştir; başkentte yüzlerce bina bu sarsıntıları hissetse de, depremin yıkıcı etkilerini atlatmış ve ayakta kalmıştır. 17. yüzyılda da benzer bir deprem meydana gelmiş, ancak o zaman şehrin büyük bir bölümünü yıkmıştır.

    Günümüzde bazı Ermeni sismologlar, bütün şehri yıkacak ve yüz binlerce kişinin ölümüne neden olacak büyük bir depremin gerçekleşeceğine inanmaktadır. Bu sismologlar, Erivan'daki binaların çoğunun ya 1988'deki depremden dolayı hasarlı olduğu ya da gerçek tehlikelere dayanamayan Sovyet tipi binalar olduğu için büyük korku içindedir[30]. Şehirdeki yapıların %40'ı gerekli deprem dayanıklılık şartlarını yerine getirmemektedir.

    Siyaset
    Başkent

    Erivan, 1918'de Birinci Cumhuriyet'in kuruluşundan beri Ermenistan'ın başkentidir.

    Ermenistan, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin bir cumhuriyeti olduğu dönemde de Erivan bu cumhuriyetin başkentiydi, ve dolayısıyla cumhuriyetin bütün siyasal kurumları buradaydı. 1991'de, Üçüncü Cumhuriyet'in (yani bugünkü Ermenistan) kuruluşunda da, Erivan ülkenin siyasal merkezi olarak kaldı ve yine bütün ulusal kurumlar (parlamento, bakanlıklar, v.d.) burada kuruldu.

    Belediye

    5 Temmuz 1995'te uygulamaya giren Ermenistan Anayasası ile, Erivan'a marz (bölge) statüsü verildi.[32] Bu doğrultuda Erivan ilinin idarî özellikleri, ülkedeki diğer illere benzemekle beraber, Erivan'a özel bazı ek özellikler de içermektedir.

    Erivan'ın idarî otoritesi şunları içermektedir:

    * Bir belediye başkanı. Erivan'ın belediye başkanı, Ermenistan Başbakanı'nın ve on bir tane müdürlüğü (finans, ulaşım, imar, v.b.[34]) idare eden dört tane belediye başkanı yardımcısının[35][dn 5] tavsiyesi ile Ermenistan Cumhurbaşkanı tarafından seçilir ve Cumhurbaşkanı istediği zaman görevinden alınabilir.[32]
    * İlçeleri idare eden kişileri, belediye başkanının idaresi altına bir araya getiren kurum ise Erivan Konseyi'dir.[36]
    * On iki tane ilçe vardır ve her ilçe kendi başkanı ve seçilen konseyine sahiptir. Bir tane ana belediye binası vardır ve bu binada valiyle beraber ilçe başkanlarının ofisleri bulunmaktadır.[37]

    Ermenistan Anayasası'nda yapılan en son değişiklik, şehri bir "toplum" yaptı. Bu değişikliğe göre Erivan'ın, doğrudan ya da dolaylı olarak seçilen bir belediye başkanı ve şehre özel bir yasa tarafından idare edilmesi gerekmektedir.[38] Bu yasa şu anda Ermenistan Parlamentosu'nda hazırlanmaktadır. Yasanın ilk taslağı Aralık 2007'de, ikinci taslağı ise 2008 ilkbaharında hazırlanmıştır.[39] Bu yasaya göre Erivan belediye başkanı dolaylı olarak seçilecektir.[40]

    Erivan'ın eski belediye başkanlarından biri olan Hambartsum Galstyan, hem İkinci Cumhuriyette Erivan'ın en son belediye başkanı hem de Üçüncü Cumhuriyetin ilk belediye başkanı idi. Üçüncü Cumhuriyet döneminde, Galstyan'dan sonra sekiz kişi daha belediye başkanı olmuştur. Günümüzdeki belediye başkanı ise Gagik Beglaryan'dır.[41][dn 1]

    1998'ten beri Erivan şehri, Uluslararası Frankofon Belediye Başkanları Derneği'nin (Fransızca: Association des maires francophones, AIMF) bir üyesidir.[42] Bu doğrultuda Robert Nazarian (o zamanki belediye başkanı) 24-25 Ekim tarihleri arasında Kazablanka'da yer alan AIMF toplantısına katılmıştır.

    Ulusal polis ve sokak polisine ek olarak, Erivan kendi belediye polisine de sahiptir. Her üç kurum, şehirde düzeni korumak için beraber çalışmaktadır.

    İlçeler

    Erivan on iki ilçeye (Համայնք) bölünmekte, ve her bir ilçe bir tane ilçe başkanı tarafından idare edilmektedir.[43]

    Her ilçe de kendi içinde, mahallelere (Թաղամաս) bölünmektedir. Herhangi bir ilçe en fazla yedi tane mahalle içerebilir.

    Demografi

    Küçük bir köy olarak kurulan Erivan, bugün Ermenistan'ın başkenti ve bir milyon kişiden daha fazla bir nüfusa sahip büyük bir şehir haline gelmiştir.

    Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nin dağılması'na kadar şehir nüfusunun çoğu Ermeni idi; ancak Rus, Kürt, Azeri ve Fars azınlıklar da vardı. 1988 ve 1994 arasındaki Karabağ Savaşı sonrasında Azerilerin çoğu şehri terk etti ve 1990lı yıllar boyunca süren ekonomik kriz nedeniyle Rusların çoğu da Ermenistan'dan taşındı. Bugün ise, neredeyse her Erivanlı Ermenidir.

    Ülkenin diğer bölgelerinde ve diğer eski Sovyet ülkelerinde olduğu gibi, ekonomik kriz nedeniyle birçok insan yurtdışına (çoğunlukla Avrupa ve Kuzey Amerika'ya) taşınmıştır. Erivan nüfusu 1989'da 1.250.000 kişiden [22] 2001'de 1.103.488 kişiye [44] ve 2003'te 1.091.235 kişiye[4] düşmüştür. Erivan belediyesine göre, 2006'da banliyö dahil toplam nüfus 1.245.700 idi.[5]

    Kafkasya'daki üç başkent arasında, Erivan en düşük nüfusa sahip şehirdir.

    # Nüfus artış oranı : %0,29 (2006)[45]
    # Nüfusa göre doğum oranı : %1,12 (2006)[46]
    # Nüfusa göre ölüm oranı : %0,84 (2006)[46]
    # Bebek ölüm oranı : %1,19 (2006)

    Ekonomi

    Endüstri

    2001'de Erivan'ın, ulusal endüstriyel üretim oranına katkısı %50'dir.[48]

    Bir kum ocağı işletmesi dışında, Erivan endüstrisinin temelleri imalat, işlem ve bakımdır.[46] 1990lı yıllar boyunca süren ekonomik kriz, ülkenin endüstrisini mahvettiyse de hâlâ, birkaç tane de olsa, etkin fabrikalar vardır. Özellikle petrokimya sektörü ve daha az bir oranda alüminyum eritme endüstrisi sağlamdır.

    Erivan'da bulunan diğer endüstriler; otomobil parçaları, türbinler, elektrikli makineler, gaz kompresörleri ve makine aletlerinin üretimi ile ilgilidir.[49].

    Erivan, Hrazdan Nehri'nin her iki kıyısındaki konumu sayesinde hidroelektrik enerji üretmektedir. Belediye topraklarında iki tane hidroelektrik santrali bulunmaktadır.[50] Bunun dışında, şehrin güneyinde bulunan bir ısı enerjisi santrali de şehre elektrik vermektedir.

    İnşaat

    2000li yılların başından beri inşaat sektörü sağlam ve düzenli bir büyüme göstermektedir.[51] Şehrin panoraması, göğe batan birçok vinç içermektedir. Ermenistan'ın batılılaşması ile, fazla Sovyetik olarak düşünülen Stalinist binalar, özellikle Sovyetler Birliği döneminin son yirmi yılında inşaat edilen binalar, ve onarılıp yeniden kullanılabilmek için çok yaşlı olan binalar yıkılmaktadır. Buna ek olarak, arazi fiyatlarının artması[52] nedeniyle, yerine çok katlı binaların inşaat edilmesi için, şehir merkezindeki fazla küçük olan binalar da yıkılmaktadır.

    Kamusal yapılar

    1990lı yıllar boyunca bakımı ihmal edilen sokaklar, sokak eşyaları (çöp kutuları, banklar, sokak lambaları vs.), köprüler, kamu parkları vb., son yıllarda onarılmakta ve bunlara ek olarak yeni kamusal yapılar da yapılmaktadır. Ekonominin büyümesi ve çok daha fazla yatırım olmasına rağmen, yaklaşık on beş yıl boyunca ihmal edilen bu yapıların eksikliklerini tamamlamak için binlerce işçi gerekmektedir.

    Hizmet sektörü
    Turizm

    2006'da 382.000 ve 2007'de 510.300 turist[53] sayısıyla, Ermenistan'ın en büyük gelirlerinden biri de turizm sektöründen gelmektedir ve ülkenin en fazla turist gelen şehri de Erivan'dır. Turizmin gelişmesiyle birlikte kentte birçok otel ve restoran açılmış, havalimanı büyütülmüş, eğlence parkları kurulmuş ve seyahat ile turizm acentaları açılmıştır. Taksi ve mağaza sayısının çoğalması, dolaylı olarak turizmin gelişmesinin sonucudur.

    Ticaret

    Ermenistan'ın ekonomik sistemi batıya daha çok yaklaştıkça, şehrin dört bir köşesinde yeni caddeler ve alışveriş merkezleri kurulmaktadır. Adidas, Bang & Olufsen, Hertz, Levi's, Lacoste, LG, Naf Naf, Philips ve Puma[54] gibi hemen her büyük marka ve şirket, Erivan'da bulunan bir şubeye sahiptir.
    Hizmetler [değiştir]

    2001'de Erivan'ın ulusal hizmet sektöründeki payı %76,3'e yükselmiştir.[48]

    Erivan ülkenin başlıca medyalarını bünyesinde barındırmaktadır: basın (Armenian liberty, Azg, v.d.), radyo[55] (Ermenistan Kamu Radyosu[56], Radio 2, Radio VEM[57], Radio Van[58], City FM, Radio Aurora[59], RFI, v.s.) ve televizyon şirketleri (Armenia 1, Armenia TV, Yerevan TV, v.b.).

    Yüksek eğitim seviyesiyle birlikte düşük çalışma fiyatları nedeniyle, büyük yabancı yatırımcı Erivan'a para yatırmaktadır. Özellikle bilişim sektörü çok gelişmiş ve Haziran 2005'te Lycos Avrupa'nın merkezinin Erivan'a taşınmasından[60] sonra Microsoft da Ermenistan'da bir büro açmıştırr.[61] Buna ek olarak özel alanı internet ya dacep telefonu dallarında olan şirketlerin merkez büröları Erivan'da kuruldu.

    Yaşam standartları yükselleştikçe[62] ihtiyaçlar da artmıştır; 1990lı yıllarının sonlarında Erivan'da birçok banka şubesi, noter bürosu, hukuk firması ve muhasebe bürosu açılmıştır. Yine bu doğrultuda, inşaat ve ticaret sektörlerinin durumu iyidir.

    Sağlık güvenliği

    Ermenistan'ın sağlık sisteminin üçte ikisi[63] Erivan'da yer almaktadır. Şehir beş tane genel hastane, dokuz tane devlet kliniği ve birçok -hem devlet hem de özel olan- dal merkezi içermektedir.[64]

    Yoksullukla mücadele

    Son yıllarda Ermenistan'ın yoksulluk oranı düşmekte ve bu düşüş de en çok Erivan'da olmaktadır. Yoksulluk oranı 1998-1999'da nüfusun %58,4'ini kapsarken 2005'te %23,9'a, ve aşırı yoksulluk ise aynı yıllar arasında %24,8'den %3,6'ya düşmüştür[62] ancak Erivan, ülkenin en büyük gelir eşitsizliklerine sahiptir.[62] Şehrin en az fakir olan Kentron ilçesi ve en fakir olan ilçeleri Acapnyak, Nubaraşen ve Şengavit ilçeleridir; her üç ilçenin yoksulluk oranları, millî yoksulluk oranı ortalamasından daha düşüktür.

    Dünya Bankası ve Uluslararası Para Fonu'nun yardımı ile, oranlardaki bu değişim millî düzeninin bir parçasıdır ve ekonominin büyümesi ve işsizlik oranının düşmesi sayesinde bu duruma gelinmiştir. Ülkenin diğer şehirleriyle kıyaslandığında ekonomik ilerleme en fazla Erivan şehrinde olmaktadır, çünkü ekonomik faaliyetlerin merkezi çoğunlukla başkentte yer almaktadır.[48]

    Kentleşme

    Erivan, Ermenistan Cumhuriyeti'nin başkenti olmasına yakışır şekilde, nüfusu bir milyonu aşan, ülkenin en büyük şehridir. Ayrıca ülkenin en gelişmiş endüstriye sahip şehri de burasıdır. Ermenistan'ın ana endüstriyel, ticarî ve fennî merkezi ve demiryolu ağının merkezidir. Endüstriyel yapıların çoğu şehrin güneyinde yer almaktadır.

    Erivan, yedi tepenin üstüne kurulmuş, çok çeşitli bir şehirdir. Geniş alanlar, uzun caddeler, yeşermiş bahçelerle parklar ile pembe ve aşıboyası tüflü yapılardan oluşmaktadır. Şehirdeki pembe rengi sadece tüfden değil, Ağrı Dağı'nın karlı tepelerinin üstünde batan güneşten de kaynaklanmaktadır. Erivan'ın yol ağının düzensizliği, şehrin büyüsünü biraz daha artmaktadır. Kentbilimciler, sert doğa şartları ve şehrin konumuyla baş etmişlerdir. Şehrin alanı aslında deniz seviyesi üstünde 865 ve 1390 metre arası rakımlarda ve Hrazdan Nehri'nin geçitlerinde bulunmaktadır.

    Şehir merkezi

    Şehir merkezinde üniversiteler, Fen Akademisi, müzeler, bakanlıklar, kamu kütüphaneleri, resim galerileri, gece kulüpleri ve konser salonları gibi birçok farklı mekân bulunmaktadır. Daha varoş ilçeler ise genellikle Brejnev tipi binalarla doludur.

    Kentron (Ermenice'de merkez) alanı çoğunlukla Cumhuriyet Meydanı ve Erivan Operası'nı kapsamaktadır. Özellikle kenarları Sovyet tipi anıtsal yapılarla dolu büyük meydanlara giden, ağaçlarla gölgelenen uzun caddelerden oluşur. Bu yapıların özgünlüğü, Orta Çağ mimarisinden esinlenen desenlerle süslenen cepheleri örten sünger taşlarından kaynaklanmaktadır. Şehrin diğer özelliklerinden biri, şehirde bulunan yeşil alanların ortalarında bulunan çeşmelerin çok olmasıdır.
     

Bu Sayfayı Paylaş